SEÇİM İÇİN SEYYAR SANDIK UYGULAMASI

Türkiye’de 24 Haziran seçimlerinde başlayan ‘Seyyar Sandık’ uygulaması 31 Mart seçimlerinde de faaliyet gösterecek. Buna göre, seçim sandıkları evlerinden çıkamayan hasta, engelli ve yaşlı vatandaşların ayağına gidecek.
Türkiye’de ilk defa 24 Haziran Genel Seçimlerinde faaliyete geçen ‘Seyyar Sandık’ uygulaması, 31 Mart Mahalli İdareler seçimlerinde de uygulanacak.
 

İLÇE SEÇİM KURULU YA DA MUHTARLIĞA BAŞVURUN
Hastalığı veya engel durumu nedeniyle okullara gidemeyecek olan vatandaşlar, YSK tarafından erişime açılacak seyyar sandık kurulu talep formunu doldurarak sağlık raporlarıyla birlikte ilçe seçim kurulu başkanlığına veya muhtarlığa başvuruda bulunabilecek. Sağlık raporu bulunmayan engelli seçmenler ise engellilik beyan formu ile okulların giriş katlarında oy kullanma talebini iletebilecek.
 

SON GÜN 17 OCAK
Seyyar sandıklarda oy kullanabilmek için 4-17 Ocak tarihleri arasında hastalığı ve engeli sebebiyle yatağa bağımlı olan seçmenlerin bir yakını tarafından seyyar sandık kurulu talep formu İlçe Seçim Kurulu Başkanlığına ya da muhtarlığa başvurmaları gerekiyor. (www.ispartatv.tv)

Dünya Siyaset Tarihine Geçti! MHP Lideri Bahçeli Başka Partiye Oy Verecek

Dünya Siyaset Tarihine Geçti! MHP Lideri Bahçeli Başka Partiye Oy VerecekCumhur İttifakı çerçevesinde MHP, Ankara’da aday çıkarmayacak. Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin, Ankara’da ikamet etmesi nedeniyle AK Parti’nin adayı Mehmet Özhasekiye oy vermesi bekleniyor
AHÇELİ’NİN OY KULLANDIĞI İLDE MHP ADAY ÇIKARMIYOR

Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi arasında kurulan seçim ittifakıyla iki parti de bazı il ve ilçelerde aday çıkarmama kararı aldı. MHP’nin 3 büyükşehirde aday çıkarmama kararına karşılık AK Parti ise Isparta, Manisa, Mersin ve Osmaniye gibi illerde aday çıkarmayacak. MHP, Devlet Bahçeli’nin oy kullandığı Ankara’da AK Parti’nin adayı Mehmet Özhaseki’yi destekliyor.

Haber32 – Korkmadan, Cesurca!

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi

OĞLUMMM; SENİNLE ve ŞEHİT GELİN KIZIMLA GURUR DUYUYORUM!

“Benim eşim bir eğitim şehididir”

Ceren Damar’ın Dışişleri Bakanlığında görevli diplomat eşi 28 yaşındaki Levent Şenel:

“Sizlerle bir eş, bir evlat, bir abla, sadık bir dost ve çok değerli birisi adına konuşuyorum. Ceren Damar adına konuşuyorum. Hayat bizlere hiç beklemediğimiz anda acılar yaşatabiliyor. Bunu kimi zaman 50 yaşında, kimi zaman 60 yaşında, kimi zaman 30 yaşında yaşatabiliyor. Ben bu acıyı 28 yaşında yaşadım. Bu olay bana şunu gösterdi, Ceren her zaman kurallara uyan, işini dört dörtlük yapan bir insandı. Hiçbir zaman kimse hakkında iftira atmaz ve kötü konuşmazdı. Hocalarımızın dediği gibi kıymetli bir bilim insanıydı. Bu olayları hiçbir zaman kötülükle yenemeyeceğiz, her zaman iyi insan olup iyilikle hareket etmeliyiz. Benim eşim eğitim şehididir. Bunun altını çizmek istiyorum. Görevini harfiyen yapmaya çalışırken azılı bir katil tarafından şehit edilmiştir. Biricik aşkımın annesi Feyzan Hanım, babası Mustafa Bey ve kardeşi Selin Hanım ve tüm akrabalarımız adına sizlere teşekkür ediyoruz. Genç arkadaşlarımdan şunu rica ediyorum, iyi bir mühendis, iyi bir hukukçu, iyi bir doktor değil iyi bir insan olmaya çalışın. En önemlisi insanları sevin ve kötülüğe kötülükle cevap vermeyin. Bu olayda da inşallah eğitim sistemindeki yanlışlıklar ve bazı konularda da duyarlılık oluşacaktır” dedi.

#LeventŞENEL(Alıntıdır)

(Diplomat, 28 yaşında, #CerenDamar‘ın eşi)

Görüntünün olası içeriği: 8 kişi

SÜT TOZU

Ankara’da bir ilkokul…
1955-60’lar, öğrenciler, Amerikan yardımı olarak yurda gelen sulandırılmış süt tozlarını içmek için sıradalar…
O günlerden yaşanmış bir anı
“1960’lı yıllarda ilkokula gidiyordum.
Öğretmenimiz süt tozu paketleri dağıttı; Abd’den yardım olarak gelmiş!
Bizim evde 100’e yakın keçi vardı, 30’dan fazla inek vardı.
Süt ve yoğurdu satma imkânımız yoktu.
Bize yetecek kadar her türlü süt ürünümüz vardı.
Ama ben cicili paketler içindeki süt tozu paketlerini sevine sevine eve getirdim.
Eve girmeden önce avluda dedemle karşılaştım; ‘elindeki nedir?’ diye sordu. Açıkladım… ‘Bizim sütümüz var, götür onu geri ver, sütü olmayan çocuklara versinler.’ dedi. aslında köyümüzde sütü olmayan ev yoktu. ben biraz duraklayıp götürmek istemedim. ‘Oğlum, bunlar bizim iyiliğimiz için bunu vermiyorlar, bizi zehirlemek için gönderiyorlar!’ dedi.
Ben okulda aldığım derslerden kendime güvenerek dedeme karşı geldim.
Söylediklerini okula gitmemiş dedemin cehaletine yordum.
Ona itirazlar ettim.
Beni ikna edemeyince inandırmak için bir deneye başvurdu. Güçlü bir köpeğimiz vardı. ‘Git, süt tozunu süte çevir getir.’ dedi. Gittim, süt tozundan süt yapıp getirdim. Köpeğimiz kulübesinde idi.
Götürdük ve önüne koyduk.
Ağzını koydu, yaladı, çekti, bırakıverdi; ‘Siz beni zehirlemek mi istiyorsunuz?!.’ anlamında hırsla bize baktı.
Saldıracak gibiydi.
Kabı aldık.
Dedem onu suda yıkadı.
Sonra bana ‘git, evden bizim sütten getir.’ dedi.
Evden yarım kilo kadar sütü götürüp yıkanmış kaba koydum. Yine köpeğin önüne sürdük.
Ağzını koydu.
Bir defa nefes aldı.
İki içimde sütü bitirdi. dedem hiç okula gitmemişti ama öğretmenimden ve o sütleri okulumuza gönderen yetkililerden daha çok şey biliyordu…”

Ve bu dağıtılan süt tozlarından sonra Turkiyede ilk “Çocuk felci vakaları görüldü ve felç salgını başladı.” Sonra ne mi oldu?
Amerika bize milyon dolarlar karşılığında çocuk felci aşıları sattı..
Ne kadar manidar..
Bizi bomba ve silahlarla öldürenlerin,aşı ve yiyeceklerini masum gördüğümüz sürece daha çok aldanacağız.
Önce bizi hasta edip,peşine ilaç ve aşısını satıyorlar! (Alıntıır)

Diyanet, merak edilen soruyu cevapladı: Piyango haram mı

1 Ocak 2019’a sadece 4 gün kaldı. 2018’in son günlerinde kimileri için en büyük heyecan, Milli Piyango İdaresi’nin 31 Aralık gecesi düzenleyeceği 70 milyon lira ikramiyeli büyük yılbaşı çekilişi. Ancak, her yıl olduğu gibi “şans oyunundan kazanılan para haram mı, buradan gelen parayla sevap yapılır mı” soruları da yine gündemde. Konuyla ilgili bir açıklama gelmeyince, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan merak edilen sorunun cevabını aldık. “KUMARDIR VE HARAMDIR” Diyanet İşleri Başkanlığı ise bu konuyu şu şekilde açıklıyor: “Taraflardan birisinin kazanıp diğerinin kaybetmesi esasına dayalı bütün şans oyunları (Milli Piyango, loto, toto, at yarışı, kazı kazan ve benzeri), kumar kapsamında değerlendirilip haram kılınmıştır. Zira bir taraf kaybederken, diğer taraf da hak etmeden kazanmaktadır. Buna göre şans faktörüne dayalı olan piyango, toto, loto, iddia, müşterek bahis, ganyan gibi tertip ve oyunlar da kumardır ve haramdır. Bu tür kumarların, geniş kitlelerin iştirak etmesi sebebi ile zararı daha da yaygın olmaktadır. (İbn Nüceym, el-Bahru’r-raik, VIII, 554-555; İbn Kudame, el-Muğni, IV, 194) “SEVAP BEKLEMEYİN” Bu tür oyunların hasılatından bazı kuruluş ve hayır kurumlarının yararlanması, onları meşru hale getirmez ve haramlık hükmünü değiştirmez. Bu yollardan birisiyle elde edilen kazançlar, sevap beklenmeyerek yoksullara veya hayır kurumlarına verilmelidir. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) bu tür haram kazançların harcanmasının ve güya sadaka olarak verilmesinin mümkün olmayacağını haber vermiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 189).”

DEMİREL VE KORUMA MÜDÜRÜ

Ben iddia ediyorum, benim evimdeki eşyalar onun evindekinden daha lükstü. Evinde öyle hizmetçisi, aşçısı yoktu. Kürt Ahmet derdik, sadece o vardı. O da gerektiğinde Beyefendi’ye, Hanımefendi’ye kafa tutardı. Hem evi temizler, hem yemek yapardı. Yaşantısı, normal orta derece bir memurun yaşantısından farklı değildi.

Anadolu’nun kültürü nedir, Demirel’in evidir; Demirel’in evi nedir, Anadolu’nun yaşantısıdır, olay budur.

Beyefendi’ye derviş sadakatiyle hizmet ettim. Bilgisayar gibiydi, hafızası çok güçlüydü. Kendisinin başka bir hobisi, alışkanlığı, lüksü yoktu, sırf çalışmak…

Dünyada ne kadar kitap çıktı, belki yazarından önce Demirel’e gelirdi. Gece 1-2’lere kadar okurdu. Tek hobisi çalışmaktı, başka bir keyfi, zevki yoktu. ‘Hiç yorulmuyor, usanmıyor musunuz’ diye sorulduğunda, ‘Ben yorulduğum, usandığım zaman iş değiştiririm’ derdi. Bir de kızmazdı. ‘Kızdığınız zaman dengenizi kaybedersiniz, sonra da kavga edersiniz’ derdi. Bir başka sözü daha vardı, ‘Barışmayı bilmeyen kavga etmemeli’ derdi.

Şükrü Çukurlu  (Demirl’in koruma müdürü)

Bankacıya sigorta, pos, kredi kartı ve benzeri bir çok hedeften sonra şimdi de villa hedefi geliyor. Yanlış duymadınız bildiğiniz betondan yapılmış  deniz manzaralı lüks villa.
Bankacılık kulislerinde bir süredir bu konuşuluyor.
Yabancı sermayeli bir bankanın yönetim kurulu üyesi  inşaat sektörünün en parlak olduğu dönemde bütün varını yoğunu lüks villa inşaatına yatırmış.Ancak krizle birlikte villaların bir çoğu halen satılamamış.
İddialara göre,  yönetim kurulu üyesi bölgedeki bölge müdürlerinden ve şube müdürlerinden satış için destek istemiş.
Bu destek bazılarına göre rica olarak yorumlansa da bazılarına göre de hedef olarak verilmiş.
Villaların  ortalama fiyatının 2 milyon euro olduğu da belirtiliyor.(alıntıdır)

 

BÜYÜK İKRAMİYEYİ KAZANDI HERŞEYİNİ KAYBETTİ

Samsun’da yaşayan Süleyman Orhan, 1993 yılında büyük ikramiye denk bir ara ikramiye kazandı. Süleyman Orhan’ın hayatı ikramiyeyi kazandıktan sonra diğer büyük ikramiye kazananlarla aynı oldu. Orhan, ikramiyeden kazandığı parayla Türkiye’nin ilk yerel televizyonunu kurdu. Orhan, ikramiyenin geri kalan kısmıyla daha önce alın teriyle kurduğu iş yerlerinin teknolojilerini değiştirmek ve geliştirmek için kullandı. 1994 yılında ülke genelinde yaşanan ekonomik krizden etkilenen Orhan, ikramiyeden kazandığı parayla birlikte, daha önceki iş yerlerini ve televizyonunu başkasına devretmek zorunda kaldı. ’Talihli talihsiz’ Süleyman Orhan şimdilerde emekli maaşı ile geçimini sürdürürken, umutlarını piyango biletine bağlayan milyonlara ise bilet alamamaları tavsiyesinde bulunuyor.
Haber32 –

Antalyalı avukatın hedefindeki üçlü…

 

Antalyalı avukatın hedefindeki üçlü...

Saadet Partili avukat Ali Aktaş, binlerce kişinin Bank Asya’da hesabı olduğu gerekçesiyle soruşturma geçirdiğini hatırlatarak, o dönem bankayı açık tutanlarında da görevi kötüye kullanmaktan yargılanması talebiyle suç duyurusunda bulundu.

Aktaş’ın haklarında kamu davası açılmasını talep ettiği kişiler arasında dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu ile iki bakan da var.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunan Aktaş,  aralarında dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun da bulunduğu isimlerden dönemin BDDK’dan sorumlu bakanı Mehmet Şimşek, dönemin gelir İdaresinden sorumlu bakanı Ali Babacan, dönemin BDDK başkanı ve yetkilileri, dönemin gelir idaresi ve SGK yetkilileri hakkında ‘Görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal’ ile ‘Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi’ suçlarından yargılanmalarını talep etti.

Haklarında dava açılan vatandaşların bir kısmına ‘Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek veya isteyerek yardım etme’ suçundan hapis cezaları verildiğini aktaran Aktaş, bu cezaların bazılarının İstinaf aşamasında, bazılarının da onanmakla infaza geçildiğini söyledi.

Avukat Ali Aktaş, verdiği dilekçede, kişilerin, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bir bankada yeni hesap açmaları veya hesaplarına para yatırmaları suç kabul ediliyorsa, bankayı açık tutan ve işleme kapatmayan yetkililerin de en azından TCK’nın 257. Maddesi uyarınca görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarından yargılanması gerektiğine dikkat çekti.

Başımıza gökten taş yerine boşanma davaları yağıyor

– Iİlgili resimsparta il yönetim kurulu üyesi ve Hanım Üyeler Komisyon başkanı İbrahim Uğur Demiralay yaptığı açıklamada : ”Evlerimizde afiyet, huzur ve berekete hasret kaldığımız günler yaşıyoruz.

Zengin de şikâyetçi fakir de, çocuğu olan da dertli olmayan da. Büyük bir şükürsüzlük fırtınasına tutulduk. Elimizdeki nimetlerle mutlu olmasını unuttuk. Hepimiz başkalarının sahip olduğu şeylere bakarak yaşıyoruz. Depresyon haplarıyla, dizilerle, internetle, AVM’lerin vitrinlerine bakarak, durmadan tüketerek kendimizi uyuşturuyoruz… On nüfus bir göz odanın içinde aynı çorbaya kaşık sallarken yaşadığımız huzuru arıyoruz. Ayaklarımızda lastik ayakkabılarımız, üzerimizde büyük kardeşimizden kalma elbiselerimizle yaşadığımız mutluluğu arıyoruz. Her şeyin ve herkesin yerli yerinde olduğu, annenin anne, babanın baba, büyüğün büyük, küçüğün küçük olduğu zamanları özlüyoruz. Geniş evlerin, lüks mobilyaların, dolgun maaşların, son model arabaların, ağzına kadar dolu elbise dolaplarının, çift çift ayakkabıların, kıtlığa hazırlanır gibi doldurduğumuz derin dondurucularımızın arasında vehn krizleri geçirerek çırpınıp duruyoruz.

Son okçular tepemiz olan yuvalarımıza bir türlü sahip çıkamıyoruz. Büyük bir boşanma felaketinin içine sürükleniyoruz. Şimdi kurduğumuz her 5 yuvadan 1’i ilk 6 ay içinde yıkılıyor. Kadınıyla, erkeğiyle, çoluğuyla, çocuğuyla yıkılan yuvalarımızın enkazında dolaşıyoruz. Büyük bir heyecanla kurduğumuz yuvalarımızı adalet saraylarının önünde bir ömür boyu sürecek kavgalar ve düşmanlıklarla sonlandırıyoruz. Büyük hatalar yaptık. Nesillerimize sahip çıkamadık. Evliyken yaşamaları gereken heyecan, mutluluk, üzüntü ve hatta kavgalarını bile evlenmeden yaşayan bir neslin yetişmesine göz yumduk.

Çağdaşlık adı altında gençlerimizi büyük bir flört ve nikâhsız birliktelik musibetinin içine terk ettik… Gençlerimizin evliyken bilmeleri ve tatmaları gereken ne varsa hiçbir sınır gözetmeden evlilik öncesi yaşamalarına zemin hazırladık. Sonunda yuva kurmanın da, evliliği sürdürmenin de hiç bir anlamı kalmadı… Zinayı kolaylaştırıp evliliği zorlaştırdık. Gençlerimizi gereksiz isteklerle ve ağır düğün masraflarıyla faize ve ömür boyu sürecek borçlara mahkûm ettik. Devlet olarak sahip çıkıp evlendirmemiz gereken nesillerimize adres olarak faizli düğün kredilerini gösterdik. Borçla veya faizle yapılan düğünlerin, faizle alınan altınların, mobilyaların ve evlerin taksitini ödemekten gençlerimizin ne birbirlerine ne de ailelerine ayıracak vakitleri kaldı… Sabah akşam boşanmayı, aldatmayı, kendi ayakları üzerinde durmak adına yuva yıkmayı teşvik eden dizilere, filmlere ve programlara dur diyemedik. Dışarıda savaştığımızı söylediğimiz 7 düvelin tüm kültür ve ahlaksızlığını içeride diziler ve filmler aracılığı ile nesillerimize dayattık…

Pozitif ayrımcılık yalanı, nafaka kanunları ve dengesiz dağıtılan sosyal yardımlarla toplumsal düzeni altüst ettik. Her şeyi yerinden ettik. Kadını kadıboşanmalar arttı ile ilgili görsel sonucunlıktan çıkardık, erkeği erkeklikten, çocuğu çocukluktan… Kimsenin kimseye eyvallahının olmadığı, eşlerin birbirine tahammülünün kalmadığı, küçüğün büyükten hürmet beklediği, televizyonların, cep telefonlarının ve internetin hükmettiği, soğuk ve taştan binalarda eriyip gittik…

Efendimizin (S.A.S.) “Bereket büyüklerinizdedir” uyarısına rağmen evden uzaklaştırdığımız analarımız, babalarımız, kaynana ve kayınbabalarımızla birlikte bereketi de, huzuru da, afiyeti de evden uzaklaştırdık. Yıllarca tek misafirin bile yatılı kalmadığı misafir odalarımız, sadece eşlerimizle kavgalarımıza ve küskünlüklerimize şahitlik etti. Yıllarca tek bir kez bile açılamayan bilmem kaç parça yemek takımlarımız, boşanma tutanaklarının mal paylaşımı kısmında yerini aldı… Evet, çok büyük hatalar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Eğer her alanda acil bir yuvayı koruma ve manevi kalkınma hamlesi başlatamazsak sadece toplumun değil, ümmetimizin de çekirdeği olan yuvalarımıza gökten taş yerine boşanma davaları yağmaya devam edecek.” ifadelerini kullandı.

http://www.haber32.com.tr

Doğayı, çevreyi katleden kim

Türkiye 31 Mart yerel seçimlerine giderken, siyasi partiler de kampanya ve propaganda çalışmalarına başladı.

AKP’nin yerel seçimlere dönük kampanyası ise dikkat çekti. Doğa ve çevre vurgusu olan kampanyalar da, “AK Parti’nin doğaya ve insana saygılı yeni kampanya dönemi”, “Klasik kampanyalar dönemi sona eriyor ve dijital kampanyalar dönemi başlıyor” gibi ifadelere yer verildi.

Ayrıca, #ÇevreDostuKampanya tagıyla da bir çalışma başlatıldı.

İşte o kampanya duyuruları:

GEZİ, ODTÜ ORMANLARI, 3. HAVALİMANI VE DAHA NİCESİ…

AKP’nin çevre dostu kampanya çalışması akıllara birçok soru getirdi.

Zira AKP, ağaçlara yönelik tepki çeken politikalarıyla biliniyor. AKP, Gezi Parkı’ndaki ağaçlardan, ODTÜ ormanlarına, Erdoğan’ın “yazlık sarayı”ndan 3. Havalimanına kadar tartışma yaratan birçok projeye imza attı.

Şöyle ki…

Gezi Parkı’nda katliama karşı milyonlar ayaklanmış, halk, Gezi Direnişi’ni ortaya çıkarmıştı.

ODTÜ ormanlarına ise ODTÜ’lü öğrenciler sahip çıkmıştı. Öğrenciler ağaçlarına sahip çıkarken, dönemin AKP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ise, yaptığı katliamla gurur duyan açıklamalarda bulunmuştu.

Yine Erdoğan’ın “yazlık sarayı” için on binlerce ağaç katledilmişti. Birçok Sivil Toplum Kuruluşu ise yaşanan katliamı protesto etmişti.

3. Havalimanı yapımında ise, yüz binlerce ağaç katledilmiş, çevre hassasiyeti dikkate alınmamıştı.

AKP’nin 16 yıllık iktidarı boyunca, Türkiye’nin dört bir yanında pek çok ağaç katliamı yaşandı.

Kısacası, AKP’nin bu konuda karnesi epey kabarık…

Odatv.com

50 bin liralık parke taşı

50 bin liralık parke taşı

Bolvadin ilçesinde oturan Hakan Ö. ve Muhammet T., külçe altın olduğunu iddia ettikleri sarıya boyanmış parke taşını 50 bin liraya satmak için, Eskişehir’de hayvancılık yapan Yasin A. ile sosyal medya üzerinden anlaştı. Eskişehir’den 5 Aralık Çarşamba günü Bolvadin’e gelen Yasin A., Bolova Kavşağı’nda Hakan Ö. ve Muhammet T. ile buluştu.

Yasin A., külçe altın aldığını düşünerek 50 bin lira ödedi. Yasin A., daha sonra yaptığı kontrolde aldığı külçenin sarıya boyanmış parke taşı olduğunu fark edince Bolvadin İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne şikayetçi oldu. Mobese kameraları ve çevredeki işyelerinin güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen ekipler, aynı gün Hakan Ö. ve Muhammet T.’yi gözaltına aldı. Şüpheliler emniyetteki ifadelerinin ardından dün çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.(www.gunhaber.com)

Uyguladıkları Yöntem ile Ürünlerin Değerini İki Katına Çıkardılar

Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde normalde Ağustos ayında hasat edilmesi gerekirken örtü altına alınan ve olgunlaşması geciktirilen sofralık üzümlerin, yılbaşı öncesi normal fiyatı ikiye katlanarak pazara sunuluyor.

Sarıgöl’de kayıt altındaki 115 bin dönüm bağda, kış gelmesine rağmen hasat sürüyor. Sonbaharın geride kalması, kış mevsiminin başlamasıyla sararan bağlardaki hasat, görsel şölen oluşturuyor. Sabahın erken saatlerinde bağlara giren işçiler, Ağustos ayında asmaların üzerine örtülen kanaviçelerin altına girerek son kalan üzümleri topluyor. Özenle kasalara yerleştirilen ve işletmelere gönderilen üzümler, yılbaşı sofralarında tüketilmek üzere soğuk hava depolarında bekletiliyor.

“YILIN SON ÜZÜMLERİ”

Sarıgöl Ziraat Odası Başkanı Ali İhsan Ülgen, sıcak havaların meyvesi olan üzümü, örtü kullanarak kış mevsiminde hasat ettiklerini belirtti. Ürünün olgunlaşmaya başladığı dönemde tüm ovanın asmaların üzerine örtülen kanaviçeler sayesinde beyaz gelinliğe büründüğünü, olgunlaşma süreci yavaşlatılan üzümün hasadının Aralık ayına kadar uzatıldığını aktaran Ülgen, şu bilgileri verdi:

“Bugün artık yılın son ayındayız, hasat halen devam ediyor, işçimiz halen üzüm kesiyor. Hasadımız aralık ayının ortasına kadar sürer. Bağlarımızda 5 bin ton daha malımız var. Yağış da olsa bağları örttüğümüz için hasat bu dönemde yapılabiliyor. Bu ürünü ağırlıklı olarak yılbaşı sofralarına göndereceğiz.” (www.mathaber.com)

Milli Piyango bileti almak günah mı? Diyanet yılbaşı çekilişi öncesi açıkladı!

Diyanetmilli piyango ile ilgili görsel sonucu ‘Piyango bileti almak kumardır ve haramdır’ dedi. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, “Şans faktörüne dayalı olan piyango, toto, loto, iddia, müşterek bahis, ganyan gibi tertip ve oyunlar kumardır ve haramdır. Bu tür kumarların, geniş kitlelerin iştirak etmesi sebebi ile zararı daha da yaygın olmaktadır” açıklaması yaptı. Açıklamada, “Taraflardan birisinin kazanıp diğerinin kaybetmesi esasına dayalı bütün şans oyunları kumar kapsamında değerlendirilip haram kılınmıştır.

Zira bir taraf kaybederken, diğer taraf da hak etmeden kazanmaktadır. Buna göre şans faktörüne dayalı olan piyango, toto, loto, iddia, müşterek bahis, ganyan gibi tertip ve oyunlar da kumardır ve haramdır. Bu tür kumarların, geniş kitlelerin iştirak etmesi sebebi ile zararı daha da yaygın olmaktadır” denildi. Diyanet, bu tür şans oyunlarının devlete getirdiği hasılat için ise “Bu tür oyunların hasılatından bazı kuruluş ve hayır kurumlarının yararlanması, onları meşru hale getirmez ve haramlık hükmünü değiştirmez. Bu yollardan birisiyle elde edilen kazançlar, sevap beklenmeyerek yoksullara veya hayır kurumlarına verilmelidir.

Hz. Peygamber bu tür haram kazançların harcanmasının ve güya sadaka olarak verilmesinin mümkün olmayacağını haber vermiştir” dedi. Bu konudaki görüş Diyanet İşleri Başkanlığının internet sitesine de konuldu. ( NOT: 04 Aralık 2018 tarihinde D.i.B.Sitesinde Milli Piyango Harammı sonucuna ulaşamadık.Yuklarıdaki Bilgi Geçtiğimiz Yılın Bilgisidir.)

Haber32 – Korkmadan, Cesurca!

Türkiye Haritası Tamamen Değişiyor Türkiye Haritası tamamen değişiyor,

Ülkemizin artık 119 ili oluyor. 38 ilçenin, yakın zamanda KHK ile il yapılacağı iddia ediliyor. Listede 40’dan fazla ilden büyük olan ve il olması gündemden düşmeyen Alanya da var.
Fethiye, Anamur,Manavgat, Siverek, Cizre, Yüksekova, İnegöl, Ereğli ve dahası.. İşte yeni il olacak ilçeler, yeni illerimizin tam listesi.. Hangi İlçeler il oluyor. Tüm detaylar liste halinde haberimizde.. Başta Alanya olmak üzere çoğu bazı illerden daha büyük olan ilçelerde il statüsü kazanıyor. Akdeniz bölgesinde büyük tartışmalara yol açan Alanya’mı Manavgat mı il olmalı tartışmaları da cevabını buluyor. Her iki ilçede il olacak.

Haber32 

Bakan Varank: “Üçüncü Antartika seferi 25 Ocak’ta başlıyor”

Bakan Varank: "Üçüncü Antartika seferi 25 Ocak'ta başlıyor"

Bakan Varank: “Üçüncü Antartika seferi 25 Ocak’ta başlıyor” 
  – “Geçici Türk Bilim Üssü kurma çalışması yapılacak” 

 
 – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 3’ncü Antarktika Bilim Seferi’nin 25 Ocak 2019 tarihinde başlayacağını açıkladı. Bu sefere 11 Türk bilim insanı ve 4 yabancı araştırmacının katılacağını ifade eden Bakan Varank, “Buraya gidecek heyetimiz orada ilk defa geçici Türk Bilim Üssü kurma çalışmalarını gerçekleştirecek” dedi.  
  Cumhurbaşkanlığı himayesinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı uhdesinde ve İstanbul Teknik Üniversitesi Kutup Araştırmaları Uyg-Ar Merkezi koordinesinde gerçekleşecek Antarktik Bilim Seferi için çalışmalar hızlandı. Kıtaya gidecek bilim insanlarına Antalya’da bulunan Sahil Güvenlik Okul Komutanlığında temel ilk yardım, yangınla mücadele, gemide yaşam ve süratli bot kullanma gibi konularda teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da Antarktika’ya bilim seferi yapacak grubun eğitim çalışmalarını yakından takip etti. Bakan Varank, eğitim sırasında Türk Antarktika Bilim Seferi lideri Doç. Dr. Burcu Özsoy ile telefonla görüşerek sefer ve söz konusu eğitimlere ilişkin bilgi aldı. 
  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla hayata geçirilen Antarktika’ya Türk Bilim Üssü kurma çalışmalarının devam ettiğini belirten Bakan Varank, “Hava şartları müsaade ederse 25 Ocak 2019’da üçüncü seferimizi yapacağız. Bu sefere 11 Türk bilim insanı ve 4 yabancı araştırmacı katılacak. Buraya gidecek heyetimiz orada ilk defa geçici Türk Bilim Üssü kurma çalışmalarını gerçekleştirecek. Bunun yanında 8 Türk bilim insanı bölgede bulunan diğer yabancı araştırma üslerinde ve bölgedeki araştırma gemilerinde bilimsel faaliyetlerine devam edecek. Biliyorsunuz burada gözlemci statüsündeyiz, konumumuzu danışman ülke yapabilmemiz için birtakım şartları yerine getirmemiz gerekiyor. Üçüncü  seferimiz de bu şartlardan birisi. İnşallah bu şartları yerine getirdikten sonra Antarktika’da danışman ülke konumuna geçeceğiz ve oradaki kalıcı üssümüzü kuracağız” dedi. 
 
  “İdeal bir Türkiye programı oluşturduk” 
  Eğitimler hakkında bilgi veren Türk Antarktika Bilim Seferi lideri Doç. Dr. Burcu Özsoy ise, her ülkenin Antarktika araştırmacıları için farklı eğitimler verdiğine işaret ederek, “Kore bu eğitimi 2 haftada veriyor ya da bazı diğer ülkeler 1 günde veriyor. Bu eğitimin uluslararası camiada ve bilim programları tarafından uygulanabilirliğini araştırarak Sahil Güvenlik Komutanlığı ve İTÜ Kutup Araştırmaları Merkezi olarak ideal bir Türkiye programı oluşturduk” diye konuştu. 
  Özsoy, Antarktika’ya ulaşımda yolculuğun yüzde 80’inin denizde geçtiğini belirterek, “Gemide yaşam, hızlı bot kullanma, gemide örf ve adetler, gemi içerisindeki hiyerarşi, teknik terimler, acil durumlarda hangi kıyafetlerin giyileceği gibi farklı hususları kapsayan bir eğitim oldu” dedi. (Haydi hayırlısı/Alıntıdır)

Resmi Gazete’de yayımlandı! Lisansları bakanlık kararı ile iptal edildi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nce, Türkiye çapındaki 27 maden lisansı iptal edildi.

Genel Müdürlüğün ruhsat iptali ve idari para cezası uygulanmasına ilişkin kararları, Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, 16 ildeki bazı şirket ve özel kişilere ait 27 maden lisansı çeşitli gerekçelerle iptal edildi. Söz konusu 27 lisans sahibinden 21’ine ayrıca para cezası da verildi.

Öte yandan, 14 ildeki 32 ruhsat sahibine de sadece idari para cezası uygulanmasına karar verildi. Söz konusu ruhsat sahiplerine 382 lira 40 kuruş ile 370 bin 904 lira arasında para cezası uygulandı.

Ruhsat iptalleri ve para cezalarına ilişkin kararlar, beyan edilen adreslerde ruhsat sahiplerine ulaşılamaması nedeniyle ilanen tebliğ edildi.

Kaynak: AA

(İnşaalah Sütçüler’imizde faaliyet gösterenler de vardır)

 

İstanbul Balat’taki trafik kontrolü sırasında sinir krizi geçirip çığlık attığı görüntülerle gündeme gelmişti. Görüntülerdeki öğretim görevlisi Özlem Atan Tarlacı, yazılı bir açıklama yaptı. 25 yıllık başarılı bir eğitim hayatı geçirdiğini vurgulayan Tarlacı, o gün de görev yaptığı kurumda önemli bir toplantıya yetişmeye çalıştığını belirtti.

Tarlacı, rutin evrak kontrolünde kendisinden istenen tüm belgeleri eksiksiz teslim ettiğini kaydetti. “Ancak 20 yıldır kullandığım ehliyetimde bant takarak onardığım kırılmadan dolayı şüpheli ya da sahte olabileceği bu nedenle sistemden sorgulama yapılması gerektiği gerekçesiyle bekletmeye alındım” dedi.

İşlemler uzayınca polislere toplantıya yetişmek zorunda olduğunu nazik bir dille ifade ettiğini, bu esnada bir polis memuru tarafından cep telefonu ile görüntülerinin izinsiz olarak kaydedildiğini vurguladı.

‘UYARIMA RAĞMEN KAYIT ALTINA ALINDIM’

Çığlık attığı görüntülerle ilgili de şu ifadeleri kullandı.

“Bu duruma itiraz ettiğimde sert ve nezaketsiz bir dille karşılık verilerek beklemeye devam etmem konusunda uyarıldım. Bu durum tüm yaşantım boyunca insana saygı ve nezaketi her zaman ön plana alan hassas, duyarlı, sakin ve uyumlu bir kişilik yapısına sahip olmama ve çevremde her zaman böyle anılmama rağmen ömrümde ilk kez sinir krizi geçirmeme neden olmuştur. Geçirdiğim sinir krizi görüntüleri polis memuru tarafından tüm karşı uyarılarıma rağmen cep telefonu yüzüme yansıtılarak kayıt altına alınmaya devam edilmiştir.”

Görüntülerin kanuna ve insan haklarına aykırı aykırı şekilde olaydan 1 ay sonra trafik polisi tarafından kasıtlı olarak servis edildiğini savunan Tarlacı, konu hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.(www.gunhaber.com)

2007 YILINDA ISPARTA’DA DÜŞEN UÇAKTA 57 YOLCU VARDI VE BUNLARI ALTISI BİLİM ADAMIYDI.BUNLARDAN PRF.ENGİN ARIK’IN TORYUM MADENİ İLE İLGİLİ ÇOOK ÖNEMLİ ÇALIŞMALARI VARDI.DİYORDU Kİ” TÜRKİYE’DE ÇOK ÖNEMLİ TORYUM MADENİ REZERVİ KEŞFETTİK VE MADENİN DEĞERİ TÜRKİYE’NİN İÇ VE DIŞ BORÇLARINI (O TARİHLERDE )500 MİLYAR DOLAR) 350 DEFA ÖDER VİDEOYU (www.youtube.com’dan )MUTLAKA İZLEYİNİZ.BAŞTA BU BİLİM ADAMLARIMIZ OLMAK ÜZERE VEFAT EDEN TÜM YOLCU VE MÜRETTEBATA ALLAH’TAN RAHMET DİLERİZ.

(fotoğraf alıntıdır)

EN YÜKSEK YOKSULLUK ANTALYA-ISPARTA-BURDUR’da

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017 yılı gelir ve yaşam koşulları araştırması bölgesel sonuçlarını açıkladı. Buna göre, Türkiye’de ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri, 2017’de 21 bin 577 lira olarak hesaplandı. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 2. Düzey Bölgeleri itibarıyla söz konusu geliri en yüksek olan bölge, 30 bin 895 lirayla İstanbul oldu. Bu bölgeyi 26 bin 679 lirayla Ankara, 26 bin 213 lirayla Tekirdağ, Edirne, Kırklareli izledi. Türkiye’de 30 bin 895 lira ile en yüksek ortalama gelirin kazanıldığı İstanbul, aynı zamanda gelir dağılımın en adaletsiz olduğu şehir. Ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirinin en düşük olduğu bölgeler ise 9 bin 872 lirayla Mardin, Batman, Şırnak, Siirt; 10 bin 30 lirayla Şanlıurfa, Diyarbakır; 10 bin 878 lirayla Van, Muş,

GELİR EŞİTSİZLİĞİ EN FAZLA İSTANBUL BÖLGESİNDE Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan, sıfıra yaklaştıkça ‘gelir dağılımında eşitliği’, 1’e yaklaştıkça ‘gelir dağılımında bozulmayı’ ifade eden ‘Gini katsayısı’ Türkiye’de 2017 itibarıyla 0.405 iken bu değerin en düşük olduğu bölgeler 0.290 ile Erzurum, Erzincan, Bayburt ve 0.299 ile Zonguldak, Karabük, Bartın olarak belirlendi.
EN YÜKSEK YOKSULLUK ANTALYA-ISPARTA-BURDUR Her bölge için eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirin yüzde 50’si temelinde hesaplanan yoksulluk sınırına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgeler yüzde 13.2 ile Antalya, Isparta, Burdur; yüzde 12.4 ile Adana, Mersin; yüzde 12.3 ile Balıkesir, Çanakkale olarak gerçekleşti. Türkiye’nin yüzde 70’i borçlu Göreli yoksulluk oranının en düşük olduğu bölgeler ise yüzde 5.3 ile Gaziantep, Adıyaman, Kilis; yüzde 5.7 ile Zonguldak, Karabük, Bartın; yüzde 5.8 ile Manisa, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak bölgeleri oldu.
Haber32 –

 

Yangında Kül Olan Evini Kedisine Sarılarak İzlemişti: Ali Dede Artık Yeni Evinde Kedileriyle Mutl

Yangında Kül Olan Evini Kedisine Sarılarak İzlemişti: Ali Dede Artık Yeni Evinde Kedileriyle Mutlu😻

Kedisinde bulduğu teselli ise herkesi etkilemişti

Bolu’nun Mudurnu ilçesinde geçtiğimiz ocak ayında sobayı tutuşturmak isterken çıkan yangın sonrası kedisini kucağında taşırken çekilen fotoğrafıyla hafızalara kazınan 83 yaşındaki Ali Meşe, yeni evinde 3 kedisiyle yaşamını sürdürüyor.

AA’da yer alan habere göre, Eşi ve engelli oğluyla ilçeye bağlı Ordular köyünde yaşadığı ahşap ev 17 Ocak’taki yangında kullanılamaz hale gelen Ali Meşe’nin yeni evi Mudurnu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı öncülüğünde yardımseverlerin katkılarıyla kısa sürede inşa edildi.

Bolu’nun Mudurnu ilçesine bağlı Ordular köyünde yaşayan Ali Meşe, 17 Ocak’ta evindeki sobayı benzinle tutuşturmak istemiş, alevlerin birden parlaması üzerine çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürülmüştü.

Meşe, ahşap evin kullanılamaz hale geldiği yangında kedisinin kurtulmasıyla teselli bulmuştu. Meşe’nin söndürme çalışmalarını kucağına aldığı kedisine sarılarak gözyaşı dökerek izlemesi, görenleri derinden etkilemişti.

Meşe, bir süre önce Mudurnu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı öncülüğünde ve yardımseverlerin katkılarıyla inşa edilen, içi Valilik desteğiyle Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından döşenen eve taşınmıştı.

Ali Meşe, köyde yaşamayı çok sevdiğini ancak havalar soğuk olduğunda kent merkezindeki oğlunun yanına gitmek zorunda kaldığını söyledi. Köy özlemine dayanamayarak sık sık evine geldiğini anlatan Meşe, köyde kaldığı zamanlarda kedileriyle ilgilendiğini anlattı. Meşe, kedileriyle vakit geçirmekten hoşlandığını dile getirerek, onları özenle beslediğini kaydetti.(www.odio.com)

Vicdansızlar! Sosyal medyada tepki yağdı

Vicdansızlar! Sosyal medyada tepki yağdı

İzmir’in Karşıyaka ilçesinde, bir atın, hareket halindeki kamyonetin kasasına iple bağlanarak koşturulması büyük tepki çekti.

Örnekköy Mahallesi’nde seyreden ve kasasında bir at bulunan kamyonetin arkasına, başka bir at boynundan iple bağlandı.

Hareket halindeki kamyonetin kasasına bağlanarak koşturulan atı görenler, fotoğraflarını çekip sosyal medyadan paylaştı.(www.gunhaber.com)

Göç işte böyle önlenir

Denizli’nin Çameli ilçesinde yapılan çalışmalarla son iki yılda örtü altı serada yetiştirilen domates üretimi arttı. Daha önce her yıl göç veren ilçede Tarım Danışmanlık Ofisi’nin kurulmasının ardından, serada domates üretimi yapan üretici sayısı 8’den 140’ın üzerine çıktı. Üretilen ‘Çameli kınalısı’ cinsi domatesler Avrupa ve Arap ülkelerine ihraç edilip, iç pazarda satılırken, üreticinin cebi para gördü, istihdam sağlandı, göç tersine çevrildi.

Alabalık üretimi ve hayvancılıkla öne çıkan Çameli ilçesinde iki yıl öncesine kadar 8 çiftçi, toplam 10 dönüm serada domates yetiştirip, pazarlarda satıyordu. Tarım dışında çalışma alanı sayılı olan ve bu nedenle sürekli göç veren ilçede, Çameli Belediyesi’nin öncülüğünde Tarım Danışmanlık Ofisi kuruldu. Ziraat mühendislerinin danışman olarak görev aldığı Ofisin ilçede yaptığı araştırmada, iklimin, özellikle yerli ırk olan ‘Çameli kınalısı’ domates üretimine uygun olduğu belirlendi. Bunun üzerine domates üretiminin artırılmasına yönelik adımlar atılmaya başlandı. Ofis, ilçede ve kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşları serada domates yetiştirmeye özendirdi. Yapılan çalışmalar sonucunda 2 yıl öncesine kadar 8 olan üretici sayısı kısa sürede 140’ın üzerine çıktı. Üreticilerin sayısının artmasıyla birlikte daha önce 8 üreticinin 10 dönüm serada ürettiği domates, şimdi 140’ın üzerinde çiftçinin kurduğu toplam 500 dönümlük serada yetiştirilmeye başlandı. Üretilen domatesin yerli cins olması, etli yapısı ve köy domatesine benzemesi nedeniyle iç ve dış pazarda yer buldu. Tarım Danışmanlık Ofisi’nin yaptığı çalışmalarla, ilçede domates üretimi 20 bin tonu buldu. Bu nedenle seralarda istihdam da arttı. Domates üretiminin artmasıyla sürekli göç veren ilçe, kaderini tersine çevirip göçü önledi. Domatesler, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere Arap ülkelerine ihraç edilirken, iç pazarda marketlerde satılıyor.(www.odatv.com)

ÖĞRETMENİN HALİ ORTADA

ÖĞRETMENİN HALİ ORTADA

Türk Eğitim-Sen, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla öğretmenlerin sosyo-ekonomik durumlarını, mesleki sorunlarını tespit edebilmek amacıyla bir anket çalışması gerçekleştirdi.  Ankete göre öğretmenlerin büyük bölümü kredi kartı borçlusu. Öğretmenlerin yüzde 30’u şiddete maruz kalmış. Öğretmene göre en büyük sorun liyakatsız idarecilerin işbaşında olması    

100 BİN ATAMA BEKLİYORUZ

Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Ali Balaban, “2019 yılında atanacak öğretmen sayısı ise 20 bindir. Kaldı ki Bakanlık, 2018 yılında da Ak Parti iktidarının bugüne kadarki en az atamasını yapmıştır. 400 bin öğretmen atama beklerken, 100 bine yakın öğretmen açığı varken, geçtiğimiz eğitim-öğretim yılı verilerine göre 63 bin 656 ücretli öğretmen görev yaparken, 2019 yılı için 20 bin atama yapılacağının açıklanması hayal kırıklığı yaratmıştır. Bakan Selçuk’tan talebimiz, 2019 yılında 20 bin değil, 100 bin öğretmen ataması yapmasıdır” dedi.

Anket sonuçlarını yorumlayan Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Ali Balaban , “Öğretmenlerin yüzde 72.3’ünün kredi kartı borcu bulunmaktadır. Kredi kartı borcu bulunanlara bunun miktarını sorduk. Buna göre yüzde11.7’si 5.000-10.000 TL, yüzde 21’i 10.001-30.000 TL, yüzde 6’sı da 201.000 TL ve üzerinde borcu olduğunu ifade etmiştir. Ankete katılanların yüzde 19.4’ü altın ya da döviz borcu var.  Öğretmenleri en çok gıda ürünlerine yapılan zam etkiledi. Ankete katılan öğretmenlere “Son yapılan zamlardan en çok hangisi bütçenizi etkiledi?” sorusunu yönelttik. Buna göre yüzde 63.7’si gıda ürünleri, yüzde 22’si yakıt (benzin, motorin), yüzde 7.8’i elektrik, su, yüzde 3’ü doğalgaz, yüzde 3’ü giyim ürünleri, yüzde 0.5’i de toplu taşıma cevabını verdi.  Ankete katılanların yüzde 96’sı son bir yıl içinde alım gücünün azaldığını, yüzde 3’ü aynı seviyede olduğunu, yüzde 1’i de arttığını söyledi.  Ankete katılanlara “Alım gücünüz azalıyor ise bu en çok hangi durumu ortaya çıkarıyor?” sorusunu yönelttik. Buna göre yüzde 41.3’ü giyim, barınma, ısınma v.b. ihtiyaçlarımızda kısıtlama yapıyoruz, yüzde 24.5’i sosyal, kültürel faaliyetlerimiz azalıyor, yüzde 12.1’i psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden oluyor, yüzde 10.2’si aile içi tartışmalara yol açıyor, yine yüzde 10.2’si yeterli ve dengeli beslenmemize engel oluyor derken; yüzde 1.7’si herhangi bir etkisi olmuyor cevabını verdi. Ankete katılanların yüzde 26.2’si ek iş yaptığını, 73.8’i ek iş yapmadığını ifade etmiştir.  “Döviz artışı nedeniyle başta gıda maddeleri olmak üzere tüm gider kalemlerimizde artış olması ve enflasyonun artması nedeniyle memurlara ek zam yapılmalı mıdır?” sorusuna ankete katılanların yüzde 98.4’ü evet cevabı vermiştir.

120 sorunun 80’ini verdiler

sınav sorusu çalınması ile ilgili görsel sonucuKastamonu’da  FETÖ/PDY soruşturması kapsamında hakkında dava açılan Jandarma Astsubay Faruk G.’nin yargılanmasına başlandı. Tutuksuz sanık Faruk G., mahkemedeki ifadesinde, himmet ve evlilik vaadiyle astsubaylık sınav sorularını kendisine verdiklerini söyledi.​

Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya “silahlı terör örgütü üyesi olduğu” iddiasıyla tutuksuz yargılanan Jandarma Astsubay Faruk G., Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

“120 SORUNUN 80’İNİ GÖSTERDİLER”

Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirten Faruk G., mahkemedeki ifadesinde şunları söyledi:

“Bir gün adını hatırlamadığım biri, beni bir yere götürdü. Maaşımızın beşte birini himmet vermemiz, istedikleri kişiyle evlenmemiz ve istedikleri yere tayin istememiz konusunda yemin ettirdikten sonra soruları vereceklerini söyledi. Aynı zamanda bu görüşmeyi ve soruları aldığımızı söylemememiz konusunda da yemin aldılar. Ardından bize 120 sorunun yaklaşık 80’ini gösterdiler. Şıkları ezberlememizi istediler. Ben o dönem hem Kara Kuvvetleri hem de jandarma sınavına hazırlanıyordum. Hangi sınavın soruları olduğunu söylemediler, ama sınava girince jandarma astsubaylık sınavı soruları olduğunu anladım. 2016 Haziran ayında Hakkari’ye tayinim çıktığı için Kastamonu’daki görevimden ilişiğimi kestim. Hakkari’ye gitmek için önce Van’a gitmemiz gerekiyordu. Adını hatırlamadığım bir kişi, Kastamonu’da benimle görüşüp Van’da 14 Temmuz’da AVM önünde benimle irtibata geçecek kişiyi söyledi. Bu kişiyle ne zaman, nasıl buluşacağımı bana bildirdi. ‘İrtibat numarası yok mu?’ diye sordum. Bana, ‘O seni bulur’ diyerek vermedi. Bu örgütten kopmak istiyordum. Bunun iyi bir fırsat olduğunu düşünerek buluşma yerine gitmedim. Beni bir daha da arayan olmadı.”

Mahkeme heyeti, dosyadaki eksiklerin giderilmesi için duruşmayı ileri tarihe erteledi.(www.odatv.com)

Beyşehir Gölü kuruyor!

Beyşehir Gölü kuruyor!

Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Milli Park statüsündeki Beyşehir Gölü, canlı çeşitliliğinin azalmasının ardından su sorunu ile de karşı karşıya. Ayrıca gölde İsrail ve Çin’den getirilen sazanlar ve evsel atıklar sebebiyle balık çeşitliliği azaldı.

onya’nın Beyşehir ilçesinde bulunan, güney ve batısında Toros Dağları, doğusunda volkanik bir oluşum olan Erenler Dağı, güneydoğu kuzeybatı yönünde ise Anamas Dağı ve Sultan Dağları ile çevrili tektonik bir çökeltide yer alan Beyşehir Gölü kuruyor.

Daha önce, Türkiye’nin %40 tuz ihtiyacını karşılayan Tuz Gölü ile 5 milyon yıl önce volkanik patlamayla meydana gelen Meke krater Gölü’nde suların çekilmesi ile kurumaya başlamıştı.

Konya’nın tarım havzasında çiftçinin de şu ihtiyacının karşılandığı Beyşehir Gölü’nde Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen su eşiği de artık korunamıyor.

Son kış mevsiminde, kar sularının kamyonlarla taşındığı gölde, eşiğin bu yıl 19 santimetre aşıldığı gözlendi.

Yaz döneminde, kuraklığa bağlı tarımsal sulama için Konya ve Isparta’dan su çekiminin fazla olması, gölü besleyen kaynaklarında çevresine yapılan göletlerin artması ile su seviyesi önemli oranda azaldı.(www.sozcu.com.tr)

MAHMUT AKSU BUNDAN İKİ YIL EVVEL YAZMIŞ OLDUĞU ŞİİRİ AŞAĞIDADIR

 

78 YILDIR HASRETİNLE YANDIK PAŞAM.

Bir yıl daha geçti sensiz,

Yine sana geldik paşam.

Bu yıl derdim  daha derin,

Bir  bir çıktı dediklerin,

Dolduramaz kimse yerin,

Dertleşmeye geldim paşam.

Yine zor başladı bu yıl

Paketler açıldı, Habura saçıldı,

Davul zurna ite çalar oldu paşam.

Kargalar güler, itler ürerken,

Çocuklarımız sınavlarda katledildi paşam.

Caniyle muhabbet edip,

Paşalara müebbet verenler kaçarken,

Komutanların  başları dik çıktı paşam.

İlker Başbuğ dedi Mit e,

Güvenmeyin bu it e,

Darbede gördük ki,

Ayaklar baş, Başlar ayak olmuş paşam.

Balıkkesirli Hatçe nine, Seyit Onbaşı,

Yokluğun, fukaralığın içinde

Devlete yük olmamak için  onurlu durur,

Devletin bağladığı maaşı kabul etmez iken

Tankın önüne yattık diye ,

Bizlerin  cepleri para doldu  paşam.

Herkes çıkarını en başta tutmuş

Sahipsiz mal bulan ivedi yutmuş

Hak ve adalet  dünden unutulmuş

Sen gittin gideli paşam.

Kutu kutu para basanlar, Kol saati takanlar ,

Arka arkaya takla atanlar

Meydanlarda görünmez iken

Yiğitler meydanlara  çıktı paşam.

Ergenekon, Balyoz  diye ekran ekran dolaşıp,

Avazı çıktığı kadar haykıranların,

Utanmaz arlanmazların,

Dilleri boğazlarına kaçtı paşam.

Hacı hoca kesti diye sana küfredenler,

Hacı hoca keser oldu,

Hasretine dayanamıyoruz gel hocam gel diyenler,

Ortalardan kayboldu,

Hasretine dayanılamayan,

Yandı bitti kül oldu paşam.

İmralıda kakeri kikiri muhabbetle r,

Şehir şehir gezen Akiller,

Ortalardan kaybolup,

Bir caniden medet bekler,

Çiyan lar sırtımızdan hançerlerken,

Astsubayın  Ömer Halis Demir

Emrinle Şehadet şurubunu içti paşam.

Senin tabutunu taşıyan,

Fatsa lı 86 yaşında dedem,

Yine bu 10 kasımda da sana selam durur,

Gözleri yaş dolar, Sana duacı olurken,

İ. Gökçek yine törene geç kaldı paşam.

Senin kurduğun Diyanet,

Bir fatiha yı sana çok gördü.

Duyan kulaklar duymaz,

Gören gözler görmez oldu paşam.

Her taraf duble yol, hastane derken,

Ulaşım vasıtaları artar,

Lüks otel odaları dolup taşarken,

Gönül odaları bomboş kaldı paşam.

 

Darbeden önce saf tutanlar,

Zaman gazetesi yutanlar,

Darbeden sonra,

Hepsi pür-i Pak oldu paşam.

Sen gideli

İşte böyle oldu paşam.

Sen bunları söylemiştin,

Bu dahili bedbahtlardan,

Hitabende bahsetmiştin

Canın sıkkın biliyorum,

Affet paşam çok dolmuştum.

Ben yolunda gidiyorum,

Yoksa çoktan mahvolmuştum.

Umutlusun her daim sen,

Gençliğe hitabetindeki deli gençlerden

Bu yıl bende gördüm,

Herkes ektiğini biçecek

İlelebet dedin paşam

Cumhuriyet yaşayacak

Bu gençler, Hatçe nineler, Seyit onbaşılar

Ömer Halis Demirler var olduğu sürece

Karanlığın gücü Aydınlığa  yetmeyecek paşam.(alıntıdır)

PATLAMADA 7 ŞEHİT 25 YARALI

Cumhurbaşkanımızdan açıklama geldi…🇹🇷
Hakkari Şemdinli’de Top Atışları Sırasında Arızalı Mühimmat Patlamasıyla 7 Şehit 25 Yaralı Askerimiz Var.
ALLAH ŞEHİTLERİMİZİN MEKANINI CENNET EYLESİN
YARALILARIMIZA ACİL ŞİFALAR DİLERİZ .

Anıtkabir’de bir Japon

63 yaşındaki Moriwaki yılda 20 kez Anıtkabir’e gidiyor, 10 Kasım’da Atatürk’e saygı için dalış yapıyor, Japonlara Atatürk’ü anlatıyor.

Yarın 10 Kasım. Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 80’inci ölüm yıldönümü. Atatürk’ün adı dünyanın pek çok yerinde de saygıyla anılıyor. 28 yıldır Türkiye’de yaşayan Japon yüksek mimar ve yüksek inşaat mühendisi Yoshinori Moriwaki de Atatürk’ün hayranlarından biri. Gazi Mustafa Kemal’den, “O dünyanın en iyi 5 liderinden biri” diye söz eden 63 yaşındaki Moriwaki yılda 20 kez Anıtkabir’e gidiyor, 10 Kasım’da Atatürk’e saygı için dalış yapıyor, Japonlara Atatürk’ü anlatıyor. 

Türkiye’ye geldiği ilk günlerde gittiği her şirkette Atatürk’ün fotoğrafını, tüm okullarda heykellerini gördüğünü dile getiren Moriwaki, “Herkes ‘Atatürk Atatürk’ diyordu. Ben de nasıl bir insan olduğunu çok merak ettim. Önce iki tane Atatürk’le ilgili Japonca kitap okudum. Okudukça, bilgilendikçe kendisini çok sevdim. Çünkü Atatürk olmasaydı Türkiye olmazdı ya da çok küçük bir ülke olarak kalırdı. Dünyada Abraham Lincoln, Winston Churchill gibi sayılı liderler var. Bence Atatürk de bu liderler arasında olabilecek ve dünyanın en iyi 5 lideri arasında sayılabilecek bir isim” sözleriyle Atatürk’le tanışma hikayesini anlatıyor.

“YILDA 20 KEZ ANITKABİR’E GİDİYORUM”

Atatürk’ü daha iyi tanımak için Anıtkabir’e gittiğini belirten Moriwaki, Ankara’ya her gittiğinde Anıtkabir’e uğradığını sadece bu sene bile 20 kere gittiğini ifade ediyor. Japonya’dan veya başka ülkelerden gelen misafirlerine İstanbul’daki Sultanahmet Meydanı, Yerebatan Sarayı, Ayasofya gibi yerleri gezdirdiğini ancak zaman varsa mutlaka Anıtkabir’e de götürdüğünü söyleyen Moriwaki, “Çünkü Türk insanını en iyi anlatan resmin Anıtkabir olduğunu düşünüyorum” diyor.

“ANADOLU’YU, ATATÜRK’ÜN YOLUNDAN GİDEREK GEZDİM”

Ankara dışında Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı Samsun’dan başlayarak Erzurum’u, Sivas’ı ve diğer yerleri gezdiğini de belirten Moriwaki, “Belki bu bir tesadüftü ama beni sırayla bu illerden çağırdılar ve Atatürk’ün yolundan giderek bu illeri gezdim ve bu çok hoşuma gitti” diyerek sözlerine devam ediyor.

“ÖNCEDEN ATATÜRK’E DAHA FAZLA SAYGI DUYULUYORDU”

“Eskiden sorduğumda herkes Atatürk’ü seviyordu. Ama maalesef bu aralar kötü şeyler duymaya başladım. Bunun için çok üzülüyorum” diyen Moriwaki sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bir insanın ölünceye kadar çok çalışması, okuması ve bir şeyler üretmesi lazım. Ben elimden gelen her şeyi yapmış, bu dünyaya bir şeyler bırakmış olarak ölmek istiyorum. Atatürk’ün de hayatına ince ince baktığımızda bu konuda çok ders alabiliriz. “(www.odatv.com)

118 yaşındaki Fatma nine, ziyaretine gelen müdürü şaşırttı BURSA’da hane hane gezerek ailelerin sıkıntılarını dinleyen Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Erkut Öneş, kapısını çaldığı bir evde 118 yaşındaki Fatma Bingöl ile karşılaşınca şaşırdı. Öneş’in bir süre sohbet ettiği yaşlı kadının torunun da 76 yaşında olduğu öğrenildi.

118 yaşındaki Fatma nine, ziyaretine gelen müdürü şaşırttı

Bursa Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı ekipler Aile Sosyal Destek Projesi (ASDEP) kapsamında Bursa’yı hane hane gezerek vatandaşların sıkıntısını dinlemek için Mustafakemalpaşa ilçesi kırsal Kumkadı Mahallesi’ne gitti. Burada vatandaşları evlerinde ziyaret ederek dertlerini dinleyen Öneş ve ASDEP personeli, hatırını sordukları Fatma Bingöl’ün 118 yaşında olduğunu öğrendi. Bingöl’e selam verip bir sıkıntısı ve isteği olup olmadığını soran İl Müdürü Öneş, yaşlı kadınla uzun süre sohbet etti. Aile ve Sosyal Politikalar ekibi, kimliğinde  1 Temmuz 1900 Selanik doğumlu yazan ve karşısındaki kişi ile oturup sohbet edebilen, sağlıklı görüntüsü ile de dikkat çeken 118 yaşındaki Fatma Bingöl’ün elini öpüp, duasını alarak yanından ayrıldı.

Fatma Bingöl, oturduğu evde torununun torunuyla birlikte yaşıyor. Yaşlı kadının torunu ise 76 yaşında. Fatma Bingöl, en yaşlı elektrik abonesi olarak, geçtiğimiz Eylül ayında Limak Enerji yetkililerince ziyaret edilmişti.(www.gunhaber.com)

“Atatürk bizi üzmedi sen bizi üzdün”

Erdoğan’ın fotoğrafını çerçeveden çıkarttı.

Geçtiğimiz günlerde 146 liralık elektrik faturası isyan edip “Size oy veren elim kırılsaydı” diye video çeken Karadenizli AKP seçmenine bu ay da 183.5 liralık elektrik faturası gelince çerçeveletip evinin duvarına astığı Recep Tayyip Erdoğan’ın portresini çerçeveden çıkarıp attı. “Sayın Cumhurbaşkanım, senin ismini yüreğime kazıdıydım, senin için etmediğim kavga, etmediğim mücadele kalmadı, dostlarımı kırdım onların hepsinden özür diliyorum.” sözleriyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen vatandaş, “Senin resmini çerçeve yaptım, babamın resmini asmadım duvara senin resmini odamın duvarına astım, her gün gözümün önünde görmek istedim seni sayın cumhurbaşkanım bakın şimdi bu çevreden çıkartıyorum.” dedi ve Erdoğan’ın fotoğrafını çerçeveden çıkarttı. “Artık benim için en büyük Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’tür. O yoklukta, savaştan çıktığı halde milletinin hakkını savundu ve milletini üzmedi sen bizi üzdün. Soframızdaki ekmeği aldın” diyerek sitem etti. İşte o video: Odatv.com

Kaynak: Atatürk bizi üzmedi sen bizi üzdün

SÜMERBANK

Bir ulusu giydirmek…

Bizim kuşak için Eylül ayı Sümerbank ayı olurdu. Okul önlüğümüzden, pantolonumuza, defter kalemden, beslenme çantamıza kadar her şeyi Sümerbank’tan aldık biz. Anneannemin patiskaları, dedemin bayramlık mendilleri, annemin hâlâ kullandığı porselen takımı, babamın martı gibi Beykoz köselesikunduraları… Herkesin, sonraları Gaffur pijaması diye ayyuka çıkan, çizgili pazen pijaması muhakkak vardı. Kışın Sümerbank pijamamı yine Sümerbank çorabımın içine sokup öyle yatardım.

Memur çocukları, kumaş kokulu Sümerbank mağazalarına ailecek yapılan ziyaretleri iyi bilirler. Çünkü devlet, memurlarına ve devlete bağlı kurumlarda çalışan işçilere yıllıkSümerbank istihkakı verirdi. Gelinlik çeyizlere Sümerbank çeki konurdu. Sümerbank, yatılı öğretmen okulunda okuyan öğrencilere her yıl birer çift ayakkabı yollar, Kredi ve Yurtlar kurumunun çarşaf ve nevresimlerini üretirdi. Hatta maddi durumu olmayan başarılı öğrencilere burslar verip onları yurtdışında eğitime de gönderirdi.

Bir dönem Galatasaray’ın parçalı formalarını da yine Sümerbank dikmişti. Merserize trikotaj veya keten dokuma bu formalara futbolcular canları gibi bakar, her maç sonrası evinde yıkayarak bir sezon boyunca giyerlerdi.

Anadolu kadını için adeta bir basma devrimi yapmıştı Sümerbank. Rengarenk, püfür püfür, desen desen emprime basmalar üretti yıllarca. Rahşan Ecevit’in dallı güllü basma elbiseleri, Karaoğlan’ın mavi gömleği hep Sümerbank’tandı. Ben de Sümerbank’a gittiğim zaman tezgâhtardan Ecevit mavisi gömlek isterdim ekseriyetle. Dünya güzeli seçilen Azra Akın’ın o nefis elbisesini bile Oscar de la Renta filan değil Sümerbank dikmişti. Fakat bugün Emine Hanım, 6000 dolara ayakkabı satan, Christian Louboutin’den aşağıya giyinmiyor maşallah.

Ne komünist ülkeymişiz…

O zamanlar Sovyet kredisiyle başlayan bu küçük macera peyderpey büyüdü. İpliğinden tutun, nihai ürünün nakliyatına kadar çoğu işi kendi bünyesinde yapmaya başladı. Sümerbankmensucatla kalmadı; porselendir, kırtasiyedir, halıdır, kilimdir, tuğladır, aklınıza ne geliyorsa üretmeye ve satmaya başladı

. Kendi finansmanını bile kendi bankacılık faaliyetlerinden sağlıyordu.

0 binden fazla çalışan, 500’e yakın mağaza, 41 fabrika ve 43 banka şubesiyle Türkiye’nin en büyük holding teşekküllerinden biri haline geldi. Eğer istenseydi bir ülkenin tüm üretimini yapacak bir yapıya ulaşabilirdi. Bizatihi bir işçi kooperatifi olmasa da Bask bölgesindeki Mondragon kooperatifiyle biçimsel benzerlikler gösterirdi. Tüccara ayrı, nakliyeciye ayrı, perakendeciye ayrı kâr fırsatı vermeden halka aracısız satış yaptığı için fiyatları uygun olurdu; bundan ötürü de özel şirketler vatandaş segmentinde Sümerbank’la pek sıkı rekabet edemiyordu.

Fakat dar gelirli ve mütevazi vatandaşın bayramlık giyim-kuşam ihtiyacını Sümerbank’tan karşılaması Özal’ın çok zoruna gitti. IMF ve Dünya Bankası her geldiğinde “halkın sırtındaki kambur” diyerek Sümerbank’ı şikayet etti. Neymiş, fabrika işçisi çok para alıyormuş… Rahmetli çok tontondu ama hiç sevmezdi çok para alan işçiyi. İşçi dediğin az para alır, hatta mümkün olsa almadan çalışır, değil mi?

Önce Sümerbank’ın bir kısmı işçi düşmanı Garipoğlu’na, bir kısmı da hepimizin yakinen tanıdığı Albayraklara haraç mezat satıldı. Hatta araya güzelim TÜMOSAN ihalesi de sıkıştırıldı. Sonra Merinos, Beykoz, Bergama ve Malatya başta olmak üzere fabrikalar teker teker kapatılmaya başlandı. Emekçi şehri olan Nazilli, bir gecede emekli şehri oldu.(www.tammakale.com)

Dağcılar Buldu..

Türkiye’de Mağara Döneminde Yaşayan Aile.. Para dahi kullanmıyorlar

Tunceli, Bingöl ve Erzincan sınırlarının kesiştiği, 2500 metre yüksekliğindeki Hoşan Dağı’nda dağcıların tesadüfen bulduğu 7 kişilik aile, mağara dönemini yaşıyor. Devletin varlığından haberleri yok.

Bingöl ve Erzincan sınırlarının kesiştiği, 2 bin 500 rakımlı Hoşan Dağı’nın zirvesine yakın yamaçtaki mağara gibi evde kabile olarak yaşayan ailenin öyküsü, hayrete düşürüyor. Hüseyin Teşar (80), eşi Emine (78) ve 5 çocuğuyla ilkel şartlarda yaşıyor.(www.tammakale.com)

 

ISPARTA’DA GÖLLER İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

GÖLLER MECLİS GÜNDEMİNDE 
İl Genel Meclisinde geçen ay yapılan Eğirdir ve Beyşehir göllerindeki sorunlara ilgili genel görüşme için hazırlanan ortak komisyon raporu meclisin cumartesi günü yapılan oturumunda görüşüldü. Komisyon raporunda göllerdeki sorunların giderilmesi için çözüm önerileri sıralanarak, “Üniversite, Kamu Kurum ve Kuruluşları, Sivil Toplum Kuruluşları, Meslek Kuruluşları başta olmak üzere bütün paydaşların katılacağı bir çalıştay düzenlenmesi komisyonlarımızca uygun mütalaa edilmiştir” denildi.

Eğirdir ve Beyşehir Göllerinde yaşanan sorunların giderilmesi için gerekli önlemlerin alınması için geçen ay İl Genel Meclisinde yapılan genel görüşmenin ardından İmar Ve Bayındırlık Komisyonu, Plan Ve Bütçe Komisyonu, Tarım Ve Kırsal Kalkınma Komisyonu, Gençlik, Spor Ve Turizm Komisyonu, Eğitim, Kültür Ve Sosyal Hizmetler Komisyonu, Çevre Ve Sağlık Komisyonu İle Sanayi Ticaret Ve Doğal Kaynaklar Komisyonları tarafından ortak rapor hazırlandı.

Komisyonların ortak raporunda geçen ay Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü EKOBİR Başkanlığı, Devlet Su İşleri 18. Bölge Müdürlüğü yetkililerinin de katılımı ile yapılan genel görüşmeye dikkat çekilerek sorunların giderilmesi işçin çözüm önerileri sıralandı. (www.mathaber.com)

DEMİREL ANILDI

Demirel anıldı

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 94.doğum gününde memleketi Isparta’nın Atabey ilçesinde yapımı devam eden anıt mezarının başında dualarla anıldı. Demirel Vakfı tarafından 9.Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’in doğum günün dolayısıyla, İslamköy Çalcatepe’de bulunan ve yapımı devam eden Anıt Mezar’da tören düzenlendi. Törene İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Aytun Çıray, 9. Cumhurbaşkanı Demirel’in manevi kızı ve doktoru İYİ Parti Isparta Milletvekili Dr. Aylin Cesur, Demirel’in siyasi hayatında yanında yer alan eski bakanlar Hamdi Üçpınarlar, Esat Kıratlıoğlu, Aykon Doğan ile Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Muhammet Kelleci, Isparta Belediye Başkanı MHP’li Yusuf Ziya Günaydın, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Ali Dulupçu, Isparta Barosu Başkanı Avukat Gökmen Hakkı Gökmenoğlu, Eğirdir Belediye Başkanı Ömer Şengöl, Demirel ailesini temsilen iş kadını Nihan Demirel Atasagun ve çok sayıda siyasetçi ile bürokratlar katıldı. Törenin yapıldığı Demirel’in anıt mezarı yanında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, CHP Genel Başkanı, DP Genel Başkanı ve Pakistan Büyükelçiliği çelenkleri de yer aldı. Merhum Cumhurbaşkanı Demirel’in doğum günü dolayısıyla yapımı devam eden anıt mezarı çevresi karanfillerle çevrildi. “Huzurunda olmaktan çok büyük şeref duyuyorum, çok özledik

Haber32 –

Doğum Günün Kutlu Olsun Baba

(Soldan sağa Ahmet Çetinkaya,Ahmet ergüven,Abdullah Bilgiç,Halil Yıldız.Demirel,Hüseyin Altıntaş,Ömer Ali Ayhan,Mustafa Doğankaya,Salih Türkyılmaz ve tekerlekli sandalyede Mustafa Özsüt Tarih Temmuz 1993 )

Ülke siyasetine 50 yıla damgasını vuran 9. Cumhurbaşkanı ve eski Başbakanlardan hemşehrimiz Süleyman Demirel, bugün 94. yaş gününde mezarı başında törenlerle anılacak.

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, bugün 94’üncü doğum gününde, İslamköy’deki Çalcatepe’de bulunan mezarı başında anılacak. 17 Haziran 2015 tarihinde 90 yaşında yaşamını yitiren Süleyman Demirel 1 Kasım Perşembe günü yanı bugün yapılacak olan anma törenine 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Başdanışmanlığını ve Özel Doktorluğunu yapan İyi Parti Milletvekili Aylin Cesur, Demirel’in mesai arkadaşları, ailesi ve yakınları  katılacak. Saat 12.00’de başlayacak olan törende Demirel’in mezarına çelenkler sunulacak, saygı duruşunda bulunulacak dualar okunacak. Bilindiği gibi, kendisinin ismini taşıyan Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğünce Demirel’i anma etkinlikleri kapsamında dün bir program düzenlenmiş ve programda Ünlü Tarihçi Akademisyen Prof. Dr. İlber Ortaylı Demirel’i anlatmıştı.

:9. Cumhurbaşkanı Demirel, emekli Cumhurbaşkanı olarak hayatını idame ettirirken, 

17 Haziran 2015 tarihinde tedavi gördüğü hastanede vefat etti.  

LİTERATÜRE GİREN 

SÖZLERİN SAHİBİ

Türk siyasetinde yer alan önemli isimlerin, bazı olaylar karşısında kullandıkları özgün sözler arasında 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e ait olanlar hep öne çıktı. “Dün dündür, bugün bugündür” ve “demokrasilerde çareler tükenmez” ifadeleri siyasi literatüre kazandırdığı sözlerin başında yer aldı. 

Demirel’in hafızalara kazınan bazı sözleri şöyle : “Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz”, “Yollar yürümekle aşınmaz”, “Memlekette benzin vardı da biz mi içtik?”, “GAP’ı gaptırmam”, “Üs yok tesis var”, “Açım diyene geber diyemezsiniz”, “Elektriğin komünisti olur mu?”, “MİT gizli saklı işler yapan bir teşkilat değildir”, “Ege bir Yunan gölü değildir, Ege bir Türk gölü de değildir, binanaleyh Ege bir göl değildir.” /www.ajans32.com)

AKP’den Meclis’te künefe partisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 2 bin 500 kişiye yetecek kadar pişirilen dev künefe milletvekilleri ve Meclis çalışanlarına dağıtıldı.

DHA’nın haberine göre Ankara’da başlayan Hatay Günleri kapsamında AKP Hatay Milletvekilleri, TBMM’deki iktidar kulisi bahçesinde künefe ikramında bulundu. İktidar kulisinin bulunduğu bölümün bahçesine kurulan ocakta yaklaşık 2 saatte pişirilen künefe daha sonra dağıtıldı. Milletvekilleri ve Meclis çalışanlarına ikram edilen Hatay künefesi yoğun ilgi gördü.

AKP Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, iyi bir künefenin nasıl olması gerektiği konusunda bilgi verdikten sonra kendi kestiği künefeleri ikram etti. 2 bin 500 kişiye yetecek kadar hazırlanan dev künefe yaklaşık 1 saat içinde tükendi.(www.odatv.com)

NE ZAMANDAN BERİ SİZE POSTACI MEKTUP GETİRMİYOR.

Haberleşmelerin artık tamamen telefonla yapıldığı postacıların da posta kutularımıza sadece fatura bıraktığı içinde bulunduğumuz bu zamanda  size beklemediğiniz bir mektup gelir  ve şayet bu mektup da ;

okuma yazmayı yeni öğrenen  torununuz dan

CUMHURİYET BAYRAMI KUTLAMA TEBRİĞİ

İse

 bunun değeri ne ile ölçülür ?

 

Başımız sağ olsun Tunceli’den çok acı haber

Tunceli’nin Nazımiye ilçesi Sarıbudak Mahallesi bölgesinde sürdürülen terör operasyonlarından çok üzücü bir haber geldi.

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Tunceli-Nazımiye ilçesi Sarıbudak Mahallesi bölgesinde bugün saat 18.30 sıralarında hava şartlarının yağışlı ve soğuk olması sebebiyle 2 asker donarak şehit oldu.

İçişleri Bakanlığı, operasyon dönüşü askerlerin dinlenmeye çekildiğini ve bu sırada kar yağışının başladığını bildirdi. Bakanlık, Jandarma Özel Harekat timindeki askerlerimizden ikisinin donarak şehit olduğunu açıkladı.

çişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklama şu şekilde:

“Tunceli’nin Nazımiye ilçesi Sarıbudak Mahallesi bölgesinde, 22 Ekim 2018 Pazartesi günü saat 06.00’dan itibaren başlanılan “Şehit J.Asb.Çvş. Mehmet Yılmaz Operasyonu” kapsamında 2 JÖH Timi, 26 Ekim 2018 Cuma günü saat 18.30 sıralarında, Tunceli 2’nci JÖH, Tb.K.lığı unsurlarınca icra edilen K/G faaliyeti esnasında, hava şartlarının yağışlı ve soğuk olması nedeniyle 2 personel donarak (hipotermi) şehit olmuştur. Şehit personelin tahliye işlemleri planlanmaktadır.”

Odatv.com

MODERN ŞEHİR ESKİŞEHİR

Odun Pazarındaki aslına uygun olarak restore edilen tarihi evleri, Cam Müzesi ve atelyesi,Fotoğraf Atelyesi,tarihi ATATÜRK LİSESİ,” İZMİR’in DAĞLARINDA ÇİÇEKLER AÇAR” marşını çalarak seyirci toplayan sokak sanatçıları ve “ALLAH RIZASI İÇİN PORSUK’A ÇÖP ATMAYINIZ “ yazılı heykeli ve de artık üzerinde gondolların gezdiği PORSUK NEHRİ ile bir bölümünü aktardığımız ve

mutlaka gezilip görülesi

MODERN ŞEHİR,

İŞTE ESKİŞEHİR.

(www.sutculerimiz.com)

Cumhuriyet Kadınları Andımız’ı İstiyor

Cumhuriyet Kadınları Derneği Isparta Şube Başkanı Adalet Halıcı, 1933 yılından beri okullarda okutulan Andımız’ın 80 yıl sonra kaldırılmış olmasına tepki göstererek Milli Eğitim Bakanı’ndan Andımız’ın yeniden okutulmasını istedi.

Cumhuriyet Kadınları Derneği Isparta Şube Başkanı Adalet Halıcı, yaptığı yazılı açıklamada; “Cumhuriyet Kadınları olarak ilkokullarda her gün ilk derse girerken çocuklarımızın hep birlikte okuduğu Andımızın ana sınıfından başlayarak en az 9. sınıfa kadar okutulmasını sayın Milli Eğitim Bakanımızdan talep ediyoruz.

andımız ile ilgili görsel sonucu

Kurtarıcımız kurucumuz önderimiz Atatürk döneminde Milli Eğitim Bakanı sayın Reşit Galip tarafından yazılarak 1933 ten beri okutulan andımız ne yazık ki 80 yıl sonra 2013 te kaldırıldı. Bu durum çocuklarımızın milli ve manevi değerlerini kazanmalarını engelleyen büyük bir hata olmuştur.
Andımızın kaldırılması bizi bölüp parçalamak isteyen düşmanlarımızı sevindirmiş aziz milletimizi üzmüştür.

Binlerce yıldır her karışını şehit kanlarıyla kazandığımız ve hala uğrunda şehit vermeye devam ettiğimiz vatanımızı savunmak, büyüğüyle küçüğüyle milletimizi sevmek, uğruna her fedakarlığı yapmak ve ülküsü Türk Milleti olmaktan gurur duymayı öğreten bu ant her çocuğumuza gereklidir.

Andımızdaki Ne Mutlu Türküm Diyene ifadesi her türlü etnik, dini, mezhebi, ayrımı reddeden birleştirici bütünleştirici ve ulus devlet olmamızı ağlayacak bir öğretidir.

Dünyanın hemen her ülkesinde çocuklarına vatansever antlar okutulmaktadır. Andımızın gerekliliğini iyi ve doğru değerlendirerek tüm çocuklarımıza okutulmasının sağlanmasını sayın Milli Eğitim Bakanımızdan istiyoruz” dedi. (www.ajans32.com)

Müslüman mezarlığında kimin için dua edildi

Fatih camii imamı Temel Birinci mezar başında Drama, Neabolis ve Aynaroz metropolitleri ile birlikte dua etti. Ortak duayı Ortodoks din adamları ve imam “Amin” diyerek bitirdi. 

Fener Rum Patriği Bartholomeos ve beraberindeki heyet dün Sümela manastırındaki restorasyonları incelemek üzere Trabzon’a gitmişti. 3 yıldır süren çalışmaları yerinde inceleyen heyeti, Trabzon’da kamu görevlilerinin yanı sıra işadamı Efkan Başkan karşıladı. 

Sümela manastırındaki ziyaretin ardından yaşananlar ise hayli ilgi çekiciydi. Önce İşadamı Efkan Başkan’ın geçen yıl vefat eden dedesi Ali Başkan’ın mezarı ziyaret edildi. Ardından da hem Müslüman hem de Hristiyan din adamları ortak duaya durdu. Fatih camii imamı Temel Birinci mezar başında Drama, Neabolis ve Aynaroz metropolitleri ile birlikte dua etti. Ortak duayı Ortodoks din adamları ve imam “Amin” diyerek bitirdi. 

Bu ilginç buluşmayı sosyal medya hesabından paylaşan Efkan Başkan, Patrik ve Yunanlı din adamları ile aileleri arasındaki dostluğun uzun yıllara dayandığını vurguladı. Trabzon’da, bir Müslüman mezarlığında, metropolitlerle imamın birlikte yaptığı dua ise empati ve dostluk adına günün en güzel karesi oldu (wwwodatv.com.tr)

Doların ateşi kömürü de Yaktı

kömür ile ilgili görsel sonucu

Doların ateşi kömürü de yaktı

Dolardaki yükseliş kömür satışlarını da vurdu. Döviz kurundaki yükselme nedeniyle yerli kömür ve ithal kömür satışları durma noktasına geldi. 

Türk Lirası’nda yaşanan değer kaybı kömür fiyatlarına da yansıdı. Kur artışı, doğrudan ithal ve yerli kömür fiyatlarını yükseltti. Bu durum hem esnafı hem de vatandaşı düşündürüyor. Kömür satıcıları, dövizdeki kur artışının kömür piyasasını da olumsuz etkilediğini belirterek ekonomideki dalgalanmaların kendilerini de büyük oranda etkilediğini söyledi. 

“YERLİ KÖMÜR 950 TL’YE İTHAL KÖMÜR BİN 450 TL’YE YÜKSELDİ” 

Dolar kurundaki artış yaşanmadan önce yerli kömürün tonu 750 TL idi, şimdi ise 950 TL’ye yükseldi. İthal kömürün tonu ise 900 TL idi şimdi bin 450 TL’ye yükseldi. Dolayısıyla, yerli kömürde tonda 200 TL, ithal kömürde ise yaklaşık 500 TL’lik bir artış yaşandı. (www.ajans32.com)

Dolardaki yükseliş kömür satışlarını da vurdu. Döviz kurundaki yükselme nedeniyle yerli kömür ve ithal kömür satışları durma noktasına geldi. 

Türk Lirası’nda yaşanan değer kaybı kömür fiyatlarına da yansıdı. Kur artışı, doğrudan ithal ve yerli kömür fiyatlarını yükseltti. Bu durum hem esnafı hem de vatandaşı düşündürüyor. Kömür satıcıları, dövizdeki kur artışının kömür piyasasını da olumsuz etkilediğini belirterek ekonomideki dalgalanmaların kendilerini de büyük oranda etkilediğini söyledi. 

“YERLİ KÖMÜR 950 TL’YE İTHAL KÖMÜR BİN 450 TL’YE YÜKSELDİ” 

Dolar kurundaki artış yaşanmadan önce yerli kömürün tonu 750 TL idi, şimdi ise 950 TL’ye yükseldi. İthal kömürün tonu ise 900 TL idi şimdi bin 450 TL’ye yükseldi. Dolayısıyla, yerli kömürde tonda 200 TL, ithal kömürde ise yaklaşık 500 TL’lik bir artış yaşandı. (www.ajans32.com)

Süper Ligde Sözleşmesi TL’ye Çevrilen İlk Futbolcu Yusuf Erdoğan Oldu

yusuf erdoğan ile ilgili görsel sonucu

Bursasporlu Yusuf Erdoğan, sözleşmesini 5,2 eurodan sabitleme konusunda kulübüyle anlaşmaya vardı.

Sözleşmesi TL üzerinden yapılan ilk futbolcu Bursaspor’un kanat oyuncusu Yusuf Erdoğan oldu.

Bursa.com’da yer alan habere göre; tecrübeli futbolcunun menajeriyle masaya oturan Bursaspor Başkanı Ali Ay, oyuncunun sözleşmesini 5,2 eurodan sabitleme konusunda anlaşmaya vardı.

Yusuf, Bursaspor’dan ilk yıl 700, ikinci yıl 800, üçüncü yıl içinse 900 bin euro kazanıyordu. (www.ajans32.com

Bağırıp sattığı ürünleri etrafa saçtı, görenler şaşkınlıkla izledi

ADANA'DA OSMAN ASLAN KENDISINI DOLANDIRDIĞINI IDDIA ETTIGI KISIYI PROTOSTE ETMEK ICIN, KAMYONETININ UZERINE CIKIP SATTIGI URUNLERI ETRAFA SACTI FOTO:CAGLAR OZTURK/ADANA,(DHA)

ADANA’da Osman Aslan (54), kendisini dolandırdığını iddia ettiği kişiyi protesto etmek için, kamyonetinin üzerine çıkarak satın aldığı zeytin, salça ve sirkeleri etrafa saçarak, bağırdı. Tren garında Aslan’ı görenler şaşkınlık içinde olan biteni izledi. 

İddiaya göre, peynir ve zeytinyağı satışı yaparak geçimini sağlayan 3 çocuk babası Osman Aslan, arkadaşı M.K.’ye 13 bin liralık zeytinyağı sattı. Aradan geçen süre içerisinde parasını alamayan Aslan, kredi kartlarını da ödeyemeyince mağdur oldu. 

Bir yıldan beri parasını alamadığını iddia eden Aslan, kamyonetinin üzerine M.K.’nin kimlik fotoğrafıyla birlikte ‘Bu şahıs beni dolandırdı’ yazılı pankart astı ve eline aldığı hoparlör ile yaşadıklarını anlattı. Aslan, M.K.’nin oturduğu sokakta da aylarca dolaşıp dolandırıldığını anlattığını ifade etti.

SATTIĞI ÜRÜNLERİ ETRAFA SAÇTI

Olayın ardından hala parasını alamadığını iddia eden Aslan, Tren İstasyonu önüne geldi. Pazarcılık yaparak geçimini sağladığını belirten Aslan, kamyonetinin üzerine çıkıp sattığı zeytin, salça ve sirkeleri etrafa saçıp hoparlörle bağırdı. Bu sırada, tren yolcuları eylem yapan Aslan’ı görünce cep telefonlarıyla görüntü ve fotoğraf çekti. Eylemin ardından yorgun düşen Aslan ise, ağaç gölgesine giderek oturdu. Olay yerine gelen polis ekipleri, Aslan’ı karakola götürdü. Ayrıca Aslan’a ‘Çevreyi kirletmek, çevreyi rahatsız etme’ suçlarından para cezası kesildi.

Belediye görevlileri ise, kirlenen yolu temizledi.(www.gungaber.com)

ESKİŞEHİR CAM VE MOZAİK MÜZESİ

Eşkisehir görülmesi gereken şehirlerimizin başında geliyor. Porsuk nehrinin şehre nasıl bir güzellik verdiğini görmek gerek. Tabii bu güzelliklerin mimarı belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen’i de kutlamak gerek. Orada gezilecek pek çok yer var. Bunlardan bir tanesi de

CAM ve MOZAİK MÜZESİ.

İlber Ortaylı o fotoğrafı anlattı: “Oradaydım”

RS FM’de yayınlanan Yavuz Oğhan’dan Bidebunudinle programına konuk olan Prof. İlber Ortaylı, Erdoğan’ın İsmet İnönü’nün fotoğrafını göstererek, “Elindeki bayrak Türk bayrağı değil, Amerika” sözlerini değerlendirdi…

RS FM’de yayınlanan Yavuz Oğhan’dan Bidebunudinle programına konuk olan Prof. İlber Ortaylı, Erdoğan’ın İsmet İnönü’nün fotoğrafını göstererek, “Elindeki bayrak Türk bayrağı değil, Amerika” sözlerine değinerek, “Ankara protokolünde karşılama iki bayrakla yapılır. Bayrak tutmak İnönü’yü Amerikancı yapmaz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hafta sonu AKP Kızılcahamam kampında yaptığı konuşma, gündemi değiştirdi. Kampın kapanışında konuşan Erdoğan, İsmet İnönü’nün ABD bayrağı ile olan fotoğrafını göstererek CHP’yi eleştirdi.

“İlk IMF anlaşmasının altında darbe yönetiminin başı Cemal Gürsel’in, onu takip eden 4 anlaşmanın altında da devrin CHP Genel Başkanı İnönü’nün imzası vardır” diyen Erdoğan, İnönü’nün fotoğrafını göstererek, “İşte görüyorsunuz, elindeki bayrak dikkat edin Türk bayrağı değil. Elindeki bayrak Amerika. Bu da İnönü. Bunların geçmişi hep böyle” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın İnönü fotoğrafını göstermesinin ardından başlayan bayrak tartışmasında, başta İnönü’nün torunu eski CHP Milletvekili Gülsün Bilgehan olmak üzere çok sayıda CHP’liden yanıt geldi ve İnönü’nün Türk ve Amerikan bayraklarını birlikte tuttuğu fotoğraflar gösterildi.

RS FM’de yayınlanan Yavuz Oğhan’dan Bidebunudinle programına konuk olan tarihçi Prof. İlber Ortaylı, Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarıyla başlayan bayrak tartışmasını yorumladı.

“O GÜN ORADAYDIM”

Fotoğrafın dönemin ABD Başkan Yardımcısı Lyndon Johnson’ın Türkiye’ye ziyaretinde çekildiği ifade eden Ortaylı, “Ben o gün oradaydım. Fotoğraftaki İş Bankası’dır. Ankara Ulus’tadır. Ben çok iyi hatırlıyorum Kennedy’nin yardımcısı Johnson’ın Ankara ziyaretiydi. 63 Kasımıydı. İsmet Paşa Başbakan’dı ve o yüzden o karşıladı. Orada büyük bir kalabalık vardı” dedi.

“ANKARA PROTOKOLÜNDE KARŞILAMA 2 BAYRAKLA YAPILIR”

“Ankara misafir ağırlamaktan çok hoşlanıyordu. Johnson’dan önce Eisenhower gelmişti. Caddeler yıkılmıştı. Johnson geldiğinde oradaydım. Kalabalık daha çok İsmet Paşa’yı alkışlıyordu. Tabii ki elinde bayrak vardı herkesin olduğu gibi. Bu birinci resimde iyi görünmüyor ikincisinde kaldırmış. Ankara protokolünde karşılama 2 bayrakla yapılır” diyen Ortaylı, şunları da söyledi:

“İnönü gereken bayrağı tutar boşverin onu tartışmayalım. Bu kimseyi Amerikancı yapmaz. Biz de çok bayrak tuttuk ama bu beni de Amerikancı yapmadı.”

Ortaylı, sözlerini şöyle noktaladı:

“İnönü niye Amerikancı olsun. İnönü hiçbir şeyci değildi. Neci olmak lazımsa ocu olmuş bir adamdır. Ne Almancı oldu ne Rusçu oldu. Paşanın bütün unsurlara karşı da şüphesi vardır.”

Odatv.com

Ucuz ekmek kuyruğu

KAYSERİ’de Büyükşehir Belediyesi tarafından üretilen 200 gramlık Kent Ekmek 60 kuruştan satılıyor. Ekmek satış büfelerinin önünde özellikle sabahları uzun kuyruklar oluşuyor.

Büyükşehir Belediyesi’nin en önemli yatırımlarından bir tanesinin de Kent Ekmek Üretim Tesisleri olduğunu ifade eden Başkan Çelik, fiyatı dengede, kaliteyi üst seviyede tutma hedefiyle yola çıktıklarını, her gün 15 çeşit 160 bin adet  ekmek ürettiklerini belirtti. Çelik, “Kayserili hemşehrilerimize son derece sağlıklı 200 gram ekmeği  60 kuruştan satmaya devam edecegiz” dedi.

Kent Ekmek’in fiyatında yaptıkları düzenleme hakkında da açıklamalarda bulunan Büyükşehir Belediye Başkan Mustafa Çelik, “Ekmeğin fiyatını 60 kuruşa çektik. Fiyatı dengede, kaliteyi üst seviyede tutmak tek amacımız. Fırını açtığımız gün ekmek gramajımız 250 gramdı ve fiyatımızı 75 kuruş olarak açıklamıştık. Geçtiğimiz günlerde hükümetimizin aldığı kararla ekmek israfını önlemek için, ekmek gramajının düşürülmesi konusunda bir yönetmelik yayımlandı. Dolayısıyla ekmek 200 grama kadar yapılabilir hale geldi. Biz de ekmek israfı için alınan bu yönetmelik kararıyla ekmeğimizi 200 grama indirdik ve fiyatı da 60 kuruşa çektik” diye konuştu.(www.gunhaber.com)

Aydın Doğan’ın damadı ve Trump’un dostu Erdoğan’ın kadrosunda..

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarına yapılan atamalar Resmi Gazete’de yer aldı. Cumhurbaşkanı kararıyla, Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki 9 ayrı kurula 76 isim atandı.

(Geçmişte hem akil adamlık yapmış  diğer taraftan da AKP’den  milletvekili olmuş olan Hülya Koçyiğit ile yine akil adamlık yapmış olan Orhan Gencebay, yazar Alev Alatlı, tarihçi Murat Bardakçı gibi isimler listede yer almışlardır)

OSMANLI’NIN TARİHİNDE İLK DIŞ BORCU

osmanlı'nın ilk dış borcu ile ilgili görsel sonucu

Koskocaman Osmanlı imparatorluğu, mali durumu bozulunca, dış borç almak üzere ilk akla gelen ülkenin adını duyduğunuzda, eminim ki sizlerde benim gibi hayretler içinde kalacaksınız. Evet, bu ülkeyi öğrenmeden önce, kısa bir hikaye anlatmakta fayda var. Buyrun: cihan imparatorluğu Osmanlı’nın mali durum bozulunca, ilk akla gelen ülke hangısı?

Eylül 1784 tarihi, devletin ileri gelenleri toplanmışlar. Defterdar: mali sorunlardan ne anlamak gerektiğini ortaya koymuş ve böyle bir dönemde çare olarak uzun vadeli önlemlerden ziyade, acil önlemler alınması gerektiğini söylemiştir. Bunun üzerine: kısa vadeli önlemlerin başında: dışarıdan borç alma fikri, ilk sırayı alır. Defter emini Hasan Efendi: hazine giderlerinin daha fazla kısılmasının mümkün omadığını söyler. Devamında ise, devletin para gereksinmesinin ancak yabancı ülkeden borç alınarak karşılanabileceğini söyler. Ona göre: borç için başvurulacak ülkeler: Fransa, Felemenk ve İspanya olabilir. Diğer bir rapor sahibi olan Süleyman Fevzi Efendi de borç önerisinde bulunur. Fakat, onun görüşü biraz farklıdır. Ona göre: Osmanlı Devletinin, bir hıristiyan ülkesinden borç istemesi doğru değildir ve sakıncalıdır. S.Fevzi Efendi, borç istenecek Müslüman ülkeyi de belirtmektedir: Fas.

Okunan raporlarda ve yapılan tartışmalarda: dış borç fikrinin gündeme gelmiş olması, Osmanlı mali tarihi bakımından ne kadar ilginç ise, Süleyman Fevzi Efendinin borç istenecek ülke olarak, ısrarla Fas üzerinde durması da o derece ilginçtir. Tabii, bu ısrarın altında yatan gerçekler var.

Şöyleki, yaklaşık bir yıl önce, Fas Hakimi; çeşitli armağanlarla birlikte İstanbul’a bir elçi gönderir. Elçinin gelişiosmanlı'nın ilk dış borcu ile ilgili görsel sonucu: Osmanlı devlet adamları için bir Sürpriz olur. Elçi; din kardeşliğinden söz ederek,

Osmanlıların gönlünü kazanır. Elçinin ifadesine göre: Fas Hakimi, fevkalade sevgi ve beslediği Osmanlı devleti için her türlü yardım ve özveride bulunmaya hazırdır.

Fas elçisiyle yapılan görüşme sırasında, Sadrazamın kafasında dış yardım fikri zaten doğmuştu.

Elçinin söylediklerine göre: Fas Hakimi: bir ara, İstanbul’a yüklüce bir miktar para göndererek, Malta’daki müslüman esirlerin satın alınıp kurtarılmasını ister. Eğer bu mümkün olmassa, paranın Haremeyn halkına dağıtılmasını şart koşar. Osmanlı devleti: bu parayı
esirlerin kurtarılması için kullanmaz. Ama, Haremeyn halkına da dağıtmaz. Para: darphaneye girer.

Fas Hakimi, bunu öğrenince, parayı geri ister. Paranın geri verilip verilmediği meçhul. Sonuçta: bu paranın darphaneye girmiş olması, dış yardım olarak değerlendirilirse, ilk dış yardım olması açısından öne çıkıyor.(www.tarihinizde.com)

 

 

 

Takılan takılar dudak uçuklattı

 

 Şedadi aşiretine mensup iş adamı Enver Geçgel, oğlu Feridun için bir otelde sünnet düğünü yaptı. Yerel sanatçıların sahneye çıktığı sünnet düğününe katılan 500 davetli, seslendirilen Türkçe ve Kürtçe parçalar eşliğinde halay çekti. Dolar atmanın yasak olduğu düğünde davetliler salona kral tahtıyla getirilen Feridun Geçgel’in başına 5, 10 ve 20 liralık banknot attı.

Renkli görüntülerin yaşandığı gecede, sünnet olan Feridun Geçgel’e davetliler; 100 çeyrek, 150 yarım, 200 tam altın ile 180 bin lira nakit para taktı.(www.gunhaber.com)

O uçak, Antalya’da

O uçak, Antalya da

KATAR tarafından Türkiye’ye hediye edilen Boeing 747-8i VIP tipi uçak, test uçuşu için Antalya Havalimanı’na getirildi.

Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan kalktıktan sonra Antalya Havalimanı’na gelen, kuyruğu ile gövdesinde Türk bayrağının bulunduğu ve üzerinde ‘Türkiye Cumhuriyeti’ yazan Boeing 747-8i VIP tipi uçak, Antalya’dan İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na uçurulacak.(www.gunhaber.com)

Erdoğan’dan din görevlilerine özel çağrı

Camileri sadece namaz kılınan bir ibadet mekânına dönüştürmenin, ona yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açık söylüyorum: çocuklarımızın neşesiyle, gençlerimizin heyecanıyla, piri fanilerimizin tecrübesiyle, kadınlarımızın nezaket ve becerisiyle dolmayan bir cami, benim gözümde boştur” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geleceğin inşasında, dün olduğu gibi bugün de cami merkezli bir hayatın özendirilmesi ve teşvik edilmesi gerektiğine işaret etti. Bu süreçte en büyük görevin, din görevlilerine düştüğünü sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İmamlık, müezzinlik, Kur’an kursu öğreticiliği, vaizlik veya müftülük sadece ücreti mukabili yapılacak meslekler değildir. Bu meslekler her şeyden önce gönül işidir, sevda işidir, fedakârlık işidir. Öncelikle Hakk’ın rızası gözetilmeden bu görevler icra olunamaz” diye konuştu.

Camileri sadece namaz kılınan bir ibadet mekânına dönüştürmenin, ona yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açık söylüyorum: çocuklarımızın neşesiyle, gençlerimizin heyecanıyla, piri fanilerimizin tecrübesiyle, kadınlarımızın nezaket ve becerisiyle dolmayan bir cami, benim gözümde boştur” ifadesini kullandı.

(Haber32 -)

7 OCAĞA ATEŞ DÜŞTÜ BATMAN ŞEHİTLERİMİZ..

 

 

 

 

 

Jandarma Uzman Çavuş NEŞET GÖK

Jandarma Uzman Çavuş UĞUR GÖKSU

Jandarma Astsubay ÖMER YİĞİT ULUS

Jandarma Uzman Çavuş OKAN DİNÇER

Jandarma Uzman Çavuş SÜLEYMAN

AYDIN

Jandarma Uzman Çavuş ALİ HEKİM

Jandarma Uzman Çavuş ÖZGÜR CAN İNÇE

RUHLARINIZ ŞAD, MEKANLARINIZ CENNET OLSUN.

ŞEHİDİMİZE VAR,ISPARTAM, TÜRKİYEM

Batman’da askeri aracın geçişi sırasında yola tuzaklanan EYP’nin patlatılması sonucu 7 askerimiz şehit oldu. 5 Askerimiz yaralandı
Isparta’lı Jandarma Uzman Çavuş Ali Hekim’in patlamada şehit olduğunu büyük bir üzüntü içerisinde öğrenmiş bulunmaktayız. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve Yüce Türk Milletine başsağlığı diliyoruz.

ELEKTRİK VE DOĞALGAZA ZAM GELDİ

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) elektrik tarifesini artırdı. Bugünden geçerli olmak elektriğe konutlarda yüzde 9; ticarethane ve sanayi tesislerinde yüzde 18 oranında zam yapıldı.

AĞUSTOS VE EYLÜL’DE DE ARTMIŞTI

BOTAŞ da doğalgaza bugünden geçerli olmak üzere konutta yüzde 9, sanayide yüzde 18.5 zam yaptı. BOTAŞ, ağustos ve eylül aylarında da konutta yüzde 9, sanayide yüzde 14 zam yapmıştı.

AĞUSTOS VE EYLÜLDE DE ZAMLANMIŞTI

Doğalgaz fiyatlarına eylül ayında da konutlar için 9, sanayi için yüzde 14 zam gelmişti. Ağustos ayındaki zam oranları da konutlarda yüzde 9, büyük işletmelerde yüzde 14 olarak 

(Fotoğrafta bir zamanlar hemşehrilerimizin şirketi tarafından işletilmiş olan Sütçüler Hidroelektrik Santralı görülmektedir.)

Sütçüler’imize yıllarca gerek belediye başkanı olarak ve gerekse gazete çıkararak hizmet etmiştir.

İlçemizde 1955 yıllarında dikilip  civarına ne yazı ki ömrü kısa süren gülcülüğün Sütçüler’imize gelmesi imbiklerle bağ aralarında yağının çıkarılması onun zamanında gerçekleşmiştir. Kendisi  ulaşımın  zor iletişimin zayıf olduğu dönemlerde ilçemizde belediye başkanlığı yapmış, doğru düzgün otelin de bulunmadığı dönemlerde de ilçemize gelenleri evinde bile misafir dahi ettiği bilinmektedir.

Merhum Hüseyin Avni Turan büyüğümüz “ Yeşil Sütçüler “ gazetesini çıkararak Sütçüler’imizden haberleri bu gazete kanalıyla hemşehrilerimize yıllarca aktarmıştır. Özellikle gurbetteki hemşehrilerimiz de memleketten  mektup bekler gibi bu gazeteyi beklemişlerdir.

Hemşehrilerimiz bu gazete vasıtasıyla  doğandan, ölenden, Sütçüler’imize gelen ve gidenden, ilçemize atanan veya tayin olan memuruna varıncaya kadar tüm haberleri bu gazete kanalıyla öğrenmişlerdir.

Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz.

Sizlere merhum Hüseyin Avni Turan’ın  eski tarihlerde  şahsıma göndermiş olduğu kartviziti ile aynı kartvizitin arkasında yazmış olduğu taktir ifadeleri ile telefon numarasının ilginçliğini göstermek istiyorum.

Burada  bayram kutlaması yazısını içeren kartvizitindeki 4 haneli telefon numarasının  zannedersem Sütçüler’imizin manyetolu telefondan sonra santrallı telefona geçtiği ilk dönemlere ait olduğunu düşünüyorum.(www.sutculerimiz.com)

şeker otu nedir ile ilgili görsel sonucu Rus uçağının 24 Kasım 2015 yılında düşürülmesinin ardından turizm ve otelcilik alanında yaşanan ekonomik daralmadan etkilenen 39 yaşındaki turizmci Sibel Cesur Efe, eşi Süleyman Efe’nin de destek vermesi ile birlikte farklı alternatifler aramaya başladı. 17 yıllık mesleği otel işletmeciliğini bırakan Efe, araştırmalarını tarım alanında yoğunlaştırdı. Sibel Cesur Efe, Antalya’nın Aksu ilçesinde EXPO 2016 arkasında Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık’a ait arazide şeker otu (stevia) yetiştirmeye karar verdi. 75 dekar alanda 2 yıldır şeker otu yetiştiren Sibel Cesur Efe ve eşi Süleyman Efe, 3 aylık sürenin ardından hasada başladı. Tarlada mahallelerden topladıkları 20 kadın işçi ile hasatlarını yapan Efe ailesi, hedeflerinin 500 dekar alanda şeker otu yetiştirmek olduğunu ifade etti.

Kilosu 100 dolar

Şeker otunun çok kazançlı bir bitki olduğunu belirten Süleyman Efe, “Çiftçilerimiz için çok kazançlı bir bitki. Dönümünde 8-10 bin TL para kazanılabiliyor. Pazarı çok geniş bir üründür. Şekerin girebildiği her yere girebilen bir üründür. Diyabetik ve obezite hastaları çok rahat kullanıyor. Sıfır kalori ve yüzde yüz doğal bir üründür. Dünya bazında çok değerli bir bitkidir. Japonya bu ürünü 40 yıldır kullanıyor. Bundan dolayı her yıl sağlık sektöründe 30 milyar dolar kazançları var. Antalya şeker otu açısından iklim açısından çok uygun bir yer. 2 yıldır Antalya’da ekim yapıyoruz. Buranın iklimini çok sevdi. 500 dönüm kadar bir hedefimiz var. Üretimi artırmak istiyoruz. Tarladan sonra işleme fabrikasında işledikten sonra bu ürünü pazarlayacağız. Bu ürünün kilosu 100 dolara satılıyor. Normal şartlarda şekerin 300 katı diyebiliriz” dedi. (www.akdenizmanset.com.tr)

Stevia bitkisi nedir sorusu binlerce vatandaş tarafından en çok aranan ve araştırılan konular arasında yer almaya başladı. Mucivezi bir bitki olarak gösterilen Stevia bitkisi, şeker otu diye de adlandırılıyor. Peki, Stevia bitkisi nedir? Faydaları nelerdir?

Stevia Bitkisi, senelerden beri Paraguay ve Brezilya gibi güney Amerika ülkelerinde doğal tatlandırıcı amacıyla kullanılmaktadır. Türkiye’nin gündemine daha yeni yeni düşen Stevia bitkisinin faydaları vatandaşlar tarafından oldukça merak ediliyor. Peki, Stevia bitkisi nedir? Faydaları nelerdir?

STEVİA şeker otu nedir ile ilgili görsel sonucuBİTKİSİ NEDİR

Şeker Otu Bitkisi Paraguay menşeli Stevia isimli bir bitkidir. Yapılan araştırmalar diyabet hastaları için bir umut olduğunu ortaya çıkardı. Türkiye’de ise Rize çevresinde deneme amaçlı ekimi başarıyla yapılmıştır. Dünya’da kullanımı her geçen gün kat kat artan Stevia bitkisi’nin (şeker otu) şu an 5 milyar dolarlık bir pazarı bulunmakta.

Fabrikasyon işlemlerden geçtikten sonra şekere oranla 300-400 kat daha tatlandırıcı özellik kazanabiliyor. Ancak sıfır kalori ve sıfır proteini içeren Stevia bitkisi Asrın Bitkisi olarak belirtiliyor.

Stevia bitkisi/ Şeker Otu bitkisi diyabet, hipertansiyon ve obezite tedavisi için mükemmeldir. Ayrıca sigarayı bırakmak için kullanılabilir. Şeker otu, doğal bir tatlandırıcıdır. Dilde ki tat alma hücrelerine %400 tatlıymış gibi hissettirir fakat içinde hiç şeker ihtiva etmez. Bu nedenle diyabet hastaları tarafından yoğun olarak kullanılır.(www.hurriyet.com.tr)

 

 

DİNARLI MİLYONER KİM ?

22.09.2018 tarihli 1151 numaralı sayısal loto çekiliş sonucuna göre ülke genelinde 6’yı Dinar’dan bir kişi bildi.

2 Milyon 518 Bin 355 TL’nin sahibi olan şimdilik kim olduğu bilinmeyen Dinarlı milyoner büyük bir servetin sahibi oldu.

Bu haftaki çekilişte 5 bilen 124 kişi 5 Bin 696 TL’nin sahibi oldular.(www.ajans32.com)

 

SÜSLÜ KADINLAR BİSİKLET TURU

2013 yılında İzmir’de Dünya Otomobilsiz Kentler Günü’nde ilk kez yapılan Süslü Kadınlar Bisiklet Turu, bu yıl altıncı kez 23 Eylül Pazar günü 60’dan fazla şehirde eş zamanlı olarak yapılacaktır.

Süslü Kadınlar Bisiklet Turu bir farkındalık etkinliğidir; bisiklet sürüşü belediyenin ve bakanlığın dikkatini çekmek için “süslü” olarak yapılmaktadır.  Bisikletle güvenli bir şekilde ulaşımını sağlamak isteyen kadınların bisiklet yolları ve hizmetleri talebini eğlenceli bir şekilde iletmesidir./Alıntıdır)

ADNAN MENDERES’İN İDAM EDİLMESİ

adnan menderes ile ilgili görsel sonucu

Türkiye demokrasi tarihinin en acı günlerinden biri olan, 1950 seçimlerinde yüzde 52,7 oyla iktidara gelen ve 10 yıl süreyle başbakanlık yapan Adnan Menderes‘in idam edilmesinin üzerinden 53 yıl geçti.

MİLLİ İRADEYE VURULAN DARBE

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üç açık müdahalesinden biri olan 27 Mayıs 1960 darbesi ile “milli iradeye” vurulan bu darbe, hala hafızalardaki yerini korurken, Menderes ve idam edilen bakanlarının itibarları ise ancak 11 Nisan 1990’da TBMM tarafından kabul edilen kanunla iade edilebildi.

MİLLETİME EBEDİ SAADETLER DİLERİM

“Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum…” Menderes, saat 13.21’de İmralı Adası’nda idam edildi.(alıntıdır)

 

ADNAN MENDERES’İN İDAMI

Türkiye demokrasi tarihinin en acı günlerinden biri olan, 1950 seçimlerinde yüzde 52,7 oyla iktidara gelen ve 10 yıl süreyle başbakanlık yapan Adnan Menderes‘in idam edilmesinin üzerinden 53 yıl geçti.

MİLLİ İRADEYE VURULAN DARBE

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde silahlı kuvvetlerin yönetime üç açık müdahalesinden biri olan 27 Mayıs 1960 darbesi ile “milli iradeye” vurulan bu darbe, hala hafızalardaki yerini korurken, Menderes ve idam edilen bakanlarının itibarları ise ancak 11 Nisan 1990’da TBMM tarafından kabul edilen kanunla iade edilebildi.

MİLLETİME EBEDİ SAADETLER DİLERİM

“Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedi saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum…” Menderes, saat 13.21’de İmralı Adası’nda idam edildi.(alıntıdır)

Hatalı Basılan 100 TL’lik Banknotu Satın Almak İçin 30 Bin TL Teklif Ettiler

 

Ordu’da bir iş yeri sahibinde bulunan ve bankanın basım hatasından kaynaklı eksiği bulunan 100 TL’lik banknot paranın değeri duyanları şaşırtıyor. Ordu’nun Altınordu ilçesinde dövme sanatçısı olan Mustafa Gedikli’de bulunan 100 TL’lik banknot diğerlerinden farklı. Paranın ön yüzündeki sağ üst köşesinde 100 yazması gerekirken, bankanın baskı hatasından kaynaklı 10 yazıyor. İlk bakışta sahte olabileceği düşünülen paranın, yapılan araştırmalar sonucu koleksiyon değeri olduğu anlaşılıyor. Parayı, Hollanda‘dan gelen bir müşterisinden aldığını belirten Gedikli, 30 bin TL’ye kadar teklif verdiklerini ancak bu fiyata satmayı düşünmediğini söyledi.

“İLK BAKTIĞIMDA SAHTE ZANNETTİM”

Gedikli, “Ben ilk başta bu parayı sahte zannettim, daha sonra araştırınca anladım ki koleksiyon değeri varmış. Bu parada bankanın basım hatası var. Sağ üst köşesinde bir tane sıfırı noksan, hatası o. Biraz araştırma yapınca böyle paraların olduğunu, değerinin biçilemediğini anladım” dedi.

“30-35 BİN TL’YE KADAR FİYAT TEKLİF ETTİLER”

“Şu an bu paraya teklif verenler 30-35 bin TL’ye kadar çıktı ama daha da araştırmaya devam ediyorum” diyen dövme sanatçısı Gedikli, “Sonuçta çok nadir görülen bir olay. Bayağı bir araştırma yaptım, şu an tek gibi görülüyor. Farklı bir parada (10 TL) daha önce sıfır hatası olmuş, onlar belirli bir miktara satmışlar” şeklinde konuştu

TESADÜFEN KOLEKSİYONUNA EKLEDİ

Aynı zamanda yaklaşık 1 yıldır para koleksiyonu da yapan Gedikli, çoğu kağıt parayı topladığını, hatalı olan 100 TL’lik banknotun da tesadüfen koleksiyonuna eklendiğini aktardı. Kendisine verilen fiyatı yeterli bulmadığını bu yüzden de satmayı düşünmediğini ileri süren Mustafa Gedikli, alacağı yüksek teklifleri bekleyeceğini belirtti.(www.mathaber.com)

Kaynak: Editör: Melike SÖNMEZ

İKİNCİ BÜYÜK ANIT MEZAR MERHUM DEMİREL’E

(Hacettepe Üniversitesi Diploma Töreni fotoğraf Mustafa Doğankaya)

Türk siyasi hayatına damga vuran ve kalp yetmezliği nedeniyle 17 Haziran 2015’te hayatını kaybeden 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in anısını yaşatmak adına inşa edilen anıt mezarının 1 Kasım 2018 Perşembe günü açılacağı belirtildi. Milliyet gazetesinde yer alan habere göre 6 milyon liraya mal olan 26 metre yüksekliğindeki yapıt, Anıtkabir’den sonra ikinci büyük anıt mezar olacak.

DOĞUMUNUN 96’NCI YILINA YETİŞTİRİLECEK

Isparta Valiliği ve İl Özel İdaresi tarafından yaptırılan anıt mezarda ise çalışmalar aralıksız devam ediyor. Merhum Cumhurbaşkanı Demirel’in doğumunun 94’üncü yıldönümü olan 1 Kasım (1924) tarihine yetiştirilmesi planlanan anıt mezarın açılışına siyaset dünyasından çok sayıda ismin katılması bekleniyor. (www.ispartatv.tv)

Adıyaman Valiliği: 3 asker dost ateşiyle şehit oldu

Adıyaman Valiliği, 2 gün önce mermer ocağını basan PKK’lı teröristlere yönelik düzenlenen, 4 askerin şehit olduğu operasyonla ilgili açıklama yaptı.

Askerlerden 1’inin zırhlı aracın geçişi sırasında teröristlerin yola tuzakladığı el yapımı patlayıcının infilak etmesiyle, 3’ünün ise dost ateşi sonucu şehit olduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Adıyaman merkez Kuyucak köyü bölgesine diğer güvenlik güçlerine takviye için gelen kahraman jandarmamızın zırhlı aracına, daha önce yola yerleştiren el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesiyle 1 kahraman jandarmamız olay yerinde şehit olmuştur. Bölgede bulunan diğer güvenlik birimlerimiz yaralı jandarmalarımızı sivil araçla olay yerinden tahliye etmeye çalışırken, bölgede bulunan diğer güvenlik görevlilerimiz, sivil aracı terörist unsurların olduğunu zannederek ve olay yerinden kaçmaya çalıştığını düşünerek, güvenlik birimlerimizin bulunduğu sivil araca ateş açması sonucu maalesef dost ateşiyle kazaen 3 kahraman evladımız şehit olmuştur.”
8 KİŞİ GÖZALTINDA

Bu arada Valilik, olayla ilgili 8 kişinin de gözaltına alındığını açıkladı. Bölgede geniş çaplı operasyonların devam ettiği bildirildi.(www.gunhaber.com)
www.sutculerimiz.com web sitesi yazı ailesi olarak şehitlerimize Allah’tan rahmet ailelerine de baş sağlığı ve de sabırlar diliyoruz.

Dolarda düşüş hızlandı!

BDDK’nın yeni hamlesiyle 5,96’ya kadar düşen dolar kuru şu sıralar 5,99 seviyesinde işlem görüyor.

Dolarda milli seferberlik etkisini göstermeye başladı.Dolar kuru güne 6,3080 dan başladı. BDDK’nın yeni hamlesiyle 5,96’ya kadar düşen dolar kuru şu sıralar 5,99 seviyesinde işlem görüyor. Euro da 7 TL’nin altını gördü. stanbul serbest piyasada dolar 6,3080 liradan, avro 7,1520 liradan güne başladı.(Fotoğraf ve haber alıntıdır.)

Bursa’lı Çifçiler “İnegöl Alası” için Çevre Yolunun Kapattılar

Bursa’nın tescilli markası olan “İnegöl Alası” Ay çekirdeği üreticileri ürünleri kurtmak için ilginç bir metoda başvurdular. Üreticiler Çevre yolunu kapattı.
Bursa’da üreticiler çevre yolunun bir şeridini kapattı!
BURSA’nın İnegöl ilçesinde, tescilli ayçiçeği çekirdeği ‘İnegöl alası’ yetiştiren üreticiler, ürünlerini kurutacak yer bulamayınca, çareyi çevre yolunun bir şeridini kapatmakta buldular.
Ayçiçeği çekirdeklerini yola sererek kurutan üreticiler, kendilerine yer tahsis edilmesini istedi.
Türkiye’nin çerezlik en büyük ayçiçeği çekirdeği ‘İnegöl alası’ yetiştiren üreticiler, ürünlerini kurutacak yer bulamamaktan yakınıyor.
Üreticiler bu yıl da Ahmet Türkel Çevre Yolu’nun bir şeridini kapatarak ürünlerini yaklaşık 1 kilometre boyunca serdi. Akbaşlar Mahallesi’nde ayçiçeği çekirdeği yetiştiren Şaban Çakır, “Çekirdeklerimizi ayırdık. Bugün de kurutmaya başladık. Çevre yolunun bir şeridini kapattık. Burada kurutmak daha iyi oluyor. Yaklaşık 1 kilometrelik şeride ürünlerimizi serdik. Havalar iyi giderse bir hafta içersinde çekirdekler tamamen kurutulmuş olur” dedi.
Ayçiçeği çekirdeklerini her yıl bu şekilde kuruttuklarını söyleyen Çakır, geçen yıl kilosunu 6 liraya sattıkları ürünün fiyatının bu yıl 4 liraya kadar düştüğünü söyledi.
(www.bursabasin.com)

Dolar 7 TL sınırını aştı!


Son günlerde düşüşü önlenemeyen Türk lirası, ABD doları karşısında değer kaybetmeye devam ediyor. Akşam saatlerinde dolar 7 lirayı da geçti. Euro ise 8 lirayı aşarak 8,10 TL bandında işlem gördü.
ürk lirasının değer kaybı devam ediyor. Asya borsalarının açılmasıyla birlikte Dolar, 7.16 seviyesini görürken Euro ise 8,10 seviyesinde işlem gördü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün Trabzon valilik yemeğinde yaptığı konuşmada “Milletimiz müsterih olsun. Sanayicilerimize sesleniyorum. Bankalara saldırarak oralardan döviz alma yoluna gitmeyin. Battık gittik işi sağlama alalım yoluna tevessül etmeyin. Ederseniz yanlış yaparsınız. Bu milleti ayakta tutmak sadece bizim görevimiz değil, sanayicinin tüccarın da görevidir. B planını C planını uygulamak zorunda kalırım bunu da böyle bilesiniz.” (Alıntıdır)

TEMİZLİK MUAYENESİ

 

Belli bir yaşın üzerindekiler hatırlayacaklardır Eskiden ilk okullarda hafta başlarında temizlik muayenesi yapılırdı. Bunun ,için temiz mendiller masanın üzerine çıkarılıp koyulur öğretmen de eller ve dolayısıyla tırnaklarınıza ve de mendilinizin temizliğine bakar ve böylece temizlik muayenesi de yapılmış olurdu.(Fotoğraf alıntıdır)

BİZLER DERGİSİ

YAPI KREDİ BANKASI’nın BİZLER DERGİSİ YAYINI
Yapı ve Kredi Bankası tarafından 1973 yılında personeli için çıkarılmaya başlanılan  BİZLER DERGİSİ ve neşredilen ilginç bir karikatür

GIR GIR DERGİSİ

1972’de yayın hayatına başlayan, kadrosu ve imtiyaz sahiplerinde büyük değişikliklerle günümüzde halen yayımlanan, Türkiye’nin en çok satmış kült mizah dergisidir. Oğuz Aral’ın mizah yönetmenliğinde yayına başlayan Gırgır’ın ilk yıllardaki sloganı; “Geçim derdini, can sıkıntısını, aşk yarasını, karı-koca kavgasını şipşak keser her derde devadır, gırgır da gırgır.” idi. Bir dönem 500 bine ulaşan tirajıyla Türkiye’de gelmiş geçmiş en çok satan mizah dergisi oldu ve kendinden sonra gelen bütün mizah dergilerinin tarzını belirleyen bir ekol haline geldi. Kendisinden önceki mizah dergilerinin elitist tavrını terkedip, döneminde “sulu mizah” denilerek küçümsenen, argo, cinsellik ve mahalle hayatını işlemekten çekinmeyen yeni bir anlayışa

yöneldi.(www.listelist.com)

 

 

 

YÜZ NUMARA

 

YÜZ NUMAR
Halen ayakta olan bağ evlerimizde tuvaletlerimiz de yukarıda resimde görüldüğü gibi evin dışında bir yerdeydi ve ışık olmadığından da geceleri çıra ile gidilirdi. Bazı tuvaletler ıssız bir yere yapılmış olduğundan geceleri ürkütücü bile gelirdi..
Geçen bu kadar zamanda içerisinde Sütçüler’imizde tuvaletlerin geçirdiği evreleri elbette hatırlayanlarımızın olduğunu düşünüyoruz.
Ayrıca genelde tuvaletlerin geçirdiği evreleri anlatan bir yazıyı sizler için internetten derledik. İlginizi çekeceğini umarız.
İnsanlar tarihlerinde çok uzun bir süre tuvalet kullanmadılar. Başlangıçta
hayvanlar nasıl yapıyorlarsa, onlar da öyle yaptılar. İşlerini en yakın çalının
dibinde veya bir ırmak kenarında görebiliyorlardı. Ancak toplumlar geliştikçe,
köyler, kasabalar ortaya çıktıkça tuvalet ihtiyacını karşılamak için daha uzak
mesafelere gitme zorunluluğu doğdu. Ayrıca açıkta bırakılan atıkların yarattığı
kötü koku ve hastalık tehlikeleri de insanlarda bu konuda bazı önlemler almanın
zamanının geldiği bilincini oluşturdu.
Diğer taraftan yüznumaranın hikayesi ise değişik. Eskiden Fransa’da otellerde tuvaletler
koridorların uçlarındaydı. Odaların her birine birer numara verirken, tuvaletlere
numarasız demişler ve ’00’ diye işaretlemişlerdi. Fransızca’daki ‘numarasız’
kelimesi ile ‘100 numara’ kelimesi hemen hemen aynı telaffuz edildiğinden, bizde
Fransızcası biraz kıt birinin tercüme hatası sonucu ‘yüznumara’ olarak
yerleşmiştir.(Üstteki resim emoköy Beydili’dirHer iki resim alıntıdır)

DOĞAN KARDEŞ

Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kâzım Taşkent, hayatını kaybeden oğlu Doğan’ ın anısını yaşatmak için bir dergi yayımlar. Birçok çocuğun hayatında iz bırakan Doğan Kardeş dergisi böyle doğar. Yarım asra yakın bir zamandır çocukların dünyasında varolan Doğan Kardeş’ in yaşamöyküsünü okurken Suna Kan’ dan İdil Biret’ e, Coşkun Aral’dan Pınar Kür’ e, Talat Sait Halman’ dan Garo Mafyan’ a, kadar, günümüzün birçok ünlü isminin imzalarına rastlayacaksınız.(KaynakYapıkrediyayınları)

 

OLAY GERÇEKTİR,ELAZIĞ’DA GEÇER

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

17 saat 

GİRESUN’DA

Giresun Ayakta! Polisin Ters Kelepçe Takıp Biber Gazı Sıktığı 82 Yaşındaki Yaşlı Adam Öldü

GİRESUN’da, yürüme güçlüğü çeken eşi Fatma Topal’ın (82) sağlık kurulu raporlu ilaçlarını reçeteye yazdırmak ve evde bakım hizmeti kararının uygulanmasını sağlamak amacıyla aile sağlığı merkezine başvuran Yusuf Topal (82), iddiaya göre, hastayı görmeden ilaçları yazmayacağını belirten Ö.Y. adlı kadın doktorla ile tartıştı. Doktorun ‘beyaz kod’ vermesi üzerine gelen polisler, gözaltına almak istedikleri Yusuf Topal’a ters kelepçe takıp, biber gazı sıktı. Fenalaşarak yere yığılan ve sürüklenerek bindirildiği polis aracı ile hastaneye götürülen Topal, kalp krizinden öldü. Ailenin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı, olaydan sorumlu tutulan 2 polis memuru açığa alındı.(www.gunhaber.com Fotoğraf alıntıdır)

Şafak nöbeti

Şafak nöbeti

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 44’üncü yıldönümü etkinliklerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) meşalelerle tutulan şafak nöbetinin ardından şehitler için dua edildi. 

44 yıl önce gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı yer olan Girne’deki Yavuz Çıkarma Plajı’nda çok sayıda vatandaşın katılımıyla tutulan şafak nöbetinde, şehitler için dualar edildi. Donanmaya ait tekneler açık suda beklerken, hava kuvvetlerine ait helikopterler de sahildeki kalabalığı selamladı. Daha sonra su altındaki özel kuvvetler personeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türk bayraklarıyla sahile çıktı. Özel kuvvetler personeli, vatandaşların sevgi seliyle karşılandı. Nöbet etkinliğin sonunda, iki müezzin tarafından sembolik sabah ezanı okundu. Bu sırada art arda atılan havai fişekler, vatandaşlara görsel şölen sundu.(wwwçgunhaber.com)

ELÇİ’NİN GEÇTİĞİ KÖPRÜ

1978-1979 Bülent Ecevit Hükümetinde Bayıdırlık Bakanı olarak görev yapan ve “ Türkiye’de Kürtler de var. Bende Kürdüm” diyerek tarihe geçen Şerafettin Elçi’inin bakanlığı sırasında geçtiği bir köprünün çökmemesi için altından destek vermeleri o tarihte basına böyle konu olmuştu.(Arşiv Mustafa Doğankaya)

SİLİVRİLİ ÜRETİCİLER LAVANTA HASATINA HAZIRLANIYOR

Silivri Belediyesi Tarımsal Üretim ve Araştırma Merkezi’nde Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği Kursu’na katılarak sertifikalı üretici olan Silivrili çiftçiler, lavanta hasatına hazırlanıyor.

Tarımsal üretim çalışmalarıyla yerel yönetimlerde örnek kalkınma modeli oluşturan Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, çiftçiye yol gösterici olmayı sürdürüyor. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yıl da hem tıbbi ve aromatik bitkilerde, hem de sebze ve meyvede fide-tohum desteği sağlanan Silivrili çiftçiler, hasata hazırlanıyor. Silivri Belediyesi Tarımsal Üretim ve Araştırma Merkezi’nde açılan Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği Kursu’na katılarak sertifika sahibi olan üreticiler, bitki yetiştiriciliğini titizlikle sürdürüyor.(Kaynak;www.silivri.bel.tr)

YUKARIDAKİ HABERDEN E ANLAŞILACAĞI ÜZERE LAVANTA SADECE KEÇİBORLU KUYUCAK’TA YETİŞMİYOR.SİLİVRİDE BELEDİYENİN NEZARETİNDE YETİŞİYOR VE (TÜRKİYE’DE BELKİ BİR İLK OLABİLİR) ÜRÜNÜNÜN BELEDİYE TARAFINDAN DA ALIM GARANTİSİ VAR.

Silivri Belediyesi 57. Yoğurt Festivali başlıyor. 12-13-14 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek festival bu sene de turnuvalar, yarışmalar, dans gösterileri, konserler ve çeşitli etkinliklerle dopdolu geçecek.

YOĞURT FESTİVALİ’NE HAZIR MISIN SİLİVRİ?

Silivri yoğurdunu tanıtarak, bu kapsamda yapılacak etkinliklerle ilçede ekonomik ve sosyal canlılık yaratmanın hedeflendiği Silivri Yoğurt Festivali’nin bu yıl 57.’si kutlanacak. 12-13-14 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek festivalde turnuvalar, yarışmalar, dans gösterileri ve konserler ve bu yıl ilk kez gerçekleşecek ‘ColorFest’ yer alacak. Geleneksel Yoğurt Yeme ve Mayalama Yarışmalarının yapılacağı, çocuklara özel oyun alanlarının yer alacağı festivalde ‘Doğal Kent Silivri’ adıyla, ilçeye özel yerel ürünlerin satışa sunulacağı bir alan oluşturulacak. Festivalde Manga, Merve Özbey, Yeni Türkü, Zakkum, Buray ve İlyas Yalçıntaş sahne alacak. 

EN RENKLİ YARIŞMALAR BU FESTİVALDE

Üreticileri teşvik etmek ve Silivri’nin meşhur tadını yaşatmak adına yapılan Geleneksel Yoğurt Mayalama Yarışmasında katılımcılar en güzel Silivri Yoğurdu için yarışacak. Yarışmada birinciye 1000 TL’lik, ikinciye 750 TL’lik ve üçüncüye de 500 TL’lik Arçelik Hediye Çeki armağan edilecek. Festival sahnesinde gelenekselleşen Yoğurt Yeme Yarışması’nda, katılımcılar yoğurt kâsesinin içinde altını bulmak için yarışacak. Festivalin açılış kortejinde ise kostümler yarışacak. En renkli kostümü tasarlayan birinciye 2500 TL, ikinciye 2000, üçüncüyü de 1000 TL hediye edilecek. Festival kapsamında Dalgakıran Mevkiinde altın hediyeli Deniz Etkinlikleri ve Ödüllü Yarışmalar gerçekleştirilecek. En güzel sesin seçileceği Silivri’nin Sesi Yarışması’nda birinci olan kişi festival sahnesinde konser verecek.

57.YILDA COLOR FEST COŞKUSU

Birçok ülkede gerçekleştirilen ve boya festivali olarak bilinen ‘Color Fest’ etkinliği, Silivri Belediyesi 57. Yoğurt Festivali etkinlikleri kapsamında 14 Temmuz’da Silivri’de gerçekleşecek. ‘Yoğurda renk kat’ sloganıyla hayata geçecek festivalde, katılımcılar tamamı organik gıda boyalarını birbirlerinin üzerine atarak boya savaşı yapacak, canlı müzik eşliğinde eğlenecek. Color Fest, 57. Silivri Yoğurt Festivali’nin son günü Mimarsinan Köprüsü yanında 12.00’de başlayacak. DJ canlı performans müzik eşliğinde renkli oyunlar, yarışmalar, dans şovları gibi birçok etkinliğin ve ikramların yapılacağı Color Fest’in finalinde, binlerce kişi gökyüzüne fırlatacağı boyalarla gökkuşağı oluşturacak. (Kaynak;www.silivri.bel.tr)

Bizlerin yoğurt festivali yoktu ama yıllar önce Hemşehrilerimizce İstanbul’da yapılan AYRAN FESTİVALİ vardı. Acaba ne oldu.?

Bu yıl 30. su yapılan adına şenlik değin festival değin ne derseniz deyin aman iyi sahip çıkalım artık başkası yok.Bunu ilk başlatanların hakkını teslim etmek lazım. Festivali o tarihlerde hangi zorluklarla başladıklarını iyi bilmek gerekir. Kendilerinden Allah razı olsun.

 

BAŞ SAĞLIĞI VE GEÇMİŞ OLSUN

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü ve açık hava

Dün Tekirdağ’ın Çorlu İlçesinde meydana gelen tren kazasında hayatlarının kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da geçmiş olsun ve acil şifalar dileklerimizi iletiyor,

Bir daha böyle kaza göstermemesini Yüce Allah’tan temenni ediyoruz.(Fotoğraf alıntıdır)

 

Babalar ve Oğullar

1940’lı Yıllar! Zamanın Milli Eğitim Bakanının kapısı çalınır. İçeriye 2

genç girer. Gençlerden biri; “Babacığım, okulumuzu bitirdik, notlarımız

da yeterli. Milli Eğitim Bakanlığı bursundan yararlanarak kalan

eğitimimizi yurt dışında tamamlamak istiyoruz! Bize bu bursun

verilmesine ön ayak olur musunuz?” diye sorar. Bakan, bir müddet

düşündükten sonra;-“Oğlum sen çık! Arkadaşın kalsın!” der. Oğul

çıktıktan sonra odadaki gence dönerek şöyle söyler.”Bak evlat ben Milli

Eğitim Bakanı olarak oğlumu yurt dışına gönderirsem, her ne kadar

bunu hak etse de yanlış anlaşılır. O yüzden oğlumu gönderemem, ama

senin bu bursu almana yardımcı olacağım, hadi hayırlı olsun”der. Genç

dışarı çıkar ve arkadaşına,”Can, sana bir iyi bir kötü haberim var.

Baban benim için burs talimatı verecek ama senin gelmene razı

olmadı.” der. Bakanın oğlu bunun üzerine, cebinden bir mendil çıkarıp

içindeki parayı arkadaşına uzatır.”Madem ben gelemiyorum al bu

parayı senin olsun. Olurda bir gün yurt dışına gidersem lazım olur diye

biriktirmiştim.” Bu hikâyedeki Milli Eğitim Bakanı, oğlu büyük şair Can

Yücelin anlatımıyla çağın en güzel gözlü Maarif Müfettişi Hasan Ali

Yücel’dir. Bakanın yurt dışına göndermediği genç de oğlu

CanYücel’dir.

 Yurt dışına gönderdiği genç ise daha sonra dünyanın en

önemli beyin cerrahı olacak Gazi Yaşargil’ dir. Ve Yıl 2014 ! Bir Halk

babalar ve Oğullarla ilgili trajediyi izlemektedir.

Bir Halk uyandırılmaya çalışılmakta. Yada şöyle demek daha doğru,

Yıllardır halkı beraber uyutan iki ortak artık karşılıklı isyan bayrağını

çekmiş ve birbirlerinin ne kadar ahlaksız olduklarını yarışırcasına

kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Halkın vekilleri halktan olmadıklarını

göstermek için ellerini havaya kaldırıp önüne geleni kabul etmekte,

noterlik görevini de birileri GÜL’erek yerine getirmektedir. Aradan 70

yıl geçmiş. Sonuç mu? Bir gazete yazarının yolsuzluklarla ilgili twit’i

kahredici gerçeği tekrar tekrar bize göstermektedir. “Bu gün biri

sordu, kaset doğru olsa ne derdin? Dedim ki, dindarlar zekatını

yoksullara ulaştırmak icin Başbakana vermişler olabilirler” diye yazdı.

Son günlerin moda şaşkınlık cümlesiyle tamamlayalım. Bazen İnsan

gerçekten hayret ediyor… Saygılarımla.

(kaynak;www.sondakika32.com/Havva Dinçtürk/27.02.2014 fotoğraf alıntıdır )

Dünyaya doyamadan gitti

zaroaga ile ilgili görsel sonucu

Dünyaya doyamadan gitti

Bugün, bir yaşam hikayesi dikkatimi çektiği için, sizlerle paylaşacağım.

Bu yaşam hikâyesinin sahibi ”Bitlis’li Zaro Ağa”. Doğum tarihi tam olarak bilinmemekte olup, 1774 yılı olarak tahmin edilmektedir.
Batı dünyasının da ilgisini çeken ve tam 160 yıl yaşadığı düşünülen Zaro Ağa, dünyanın en uzun yaşayan insanlarından birisi. Birçok evlilik yapan Zaro Ağa hayatında unutamadığı dönemin ise 90 yaşından sonraki gençlik yılları olduğunu söylermiş…
1774-1934 yılları arasında yaşayan Zaro Ağa, 18. Yüzyılın sonlarına doğru Bitlis – Mutki’den İstanbul’a gelmiş. Selimiye Kışlası, Ortaköy ve Tophane Camii’nin inşaatında çalışmış, daha sonra da memleketine dönmüş. Memleketinde evlenen, çok para kazanmak için tekrar İstanbul’a gelen Zaro Ağa, yakışıklı, iri yarı, güçlü, kuvvetli olduğundan sarayın dikkatini çekmiş, askerliğini sarayda yapmış.
Gümrüklerde hamallık yapan Zaro Ağa, bu işte kendisini kısa sürede göstererek hamalların kâhyası olmuş ve 20 yıl çalışmış.
Zaro Ağa’nın nasıl bu kadar uzun yaşayabildiği konusunda çeşitli araştırmalar yapılmış. En çok bulgur ve yoğurt yediği ifade edilen Zaro Ağa’nın öyküsü başlı başına uzun bir inceleme konusudur.Fotoğraflar alıntıdır)

(Ayrıca yıllar önce Ankara’da geçmiş dönemde yıllarca faaliyet göstermiş olan hemşehrilerimizinde alışveriş yaptığı Kayaş’ta ZAROAĞA adında süt fabrikası yoğurt bulunuyordu.)

 

 

H A Y I R L I O L S U N

H A Y I R L I   O L S U N

Bugün yapılmakta olan milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkemize ve halkımıza hayırlı olmasını diliyoruz.

(National Geopraphic Dergisi 1950 yılında Türkiye’de yapılan bir seçimi o tarihlerde de konu etmiş yazmış olduğuna göre seçimimizi çok önemli bulmuş olmalı)

(Fotoğraflar;National Geopraphic/Arşiv Mustafa Doğankaya)

Anadolu 4 bin yıl önce soğan ihraç ediyordu

Anadolu 4 bin yıl önce soğan ihraç ediyordu

Asur Ticaret Kolonileri döneminde bugünkü Kayseri yakınlarında kurulan Kültepe ve Kaniş Karum’unda ortaya çıkan çivi yazılı tabletler, yaklaşık 4 bin yıl önceki soğan üretimi ve ticareti hakkında çarpıcı ayrıntılar içeriyor…

Bugün Karahöyük köyünün bulunduğu bereketli arazide kurulan Kültepe, Anadolu’daki tarım kültürünün son 4 bin yıllık geçmişine ışık tutuyor. Bugün insanlık için oldukça önemli olan birçok temel gıda ürününe kaynaklık eden Anadolu toprakları biyo-kültürel açıdan yeryüzünün en özel coğrafyalarından biri. Tek başına kuru soğanın üretim ve kültür tarihi bile bu toprakların hafızasındaki binlerce yıllık tanıklığı benzersiz kılıyor. Ancak bugün bu zengin kültürün derinliğinde keyiften sarhoş olmak yerine ihtiyacımız olan kuru soğanı bile ithal ederek karşılamaya çalışıyor oluşumuz trajedimizin ölçüsünü ortaya koymaya yetiyor.

KİLOSU 8 LİRAYA DAYANAN SOĞAN YOKSUL YİYECEĞİ OLMAKTAN ÇIKTI

Soğan, halk edebiyatından toplumcu gerçekçiliğe yazın alanında yoksulluğu ve bir bakıma da kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmeyi anlatmak için en çok kullanılan simgelerin başında geliyor. Bir başka deyişle kuru soğana muhtaç olmak, yiğitliğin tükenişine işaret eden kırmızıçizgi sayılmış… Ancak bugün gelinen noktada o kırmızıçizgi çoktan aşılmış görünüyor. Türk mutfağının vazgeçilmezi olan kuru soğanın fiyatı son iki haftadır öylesine yükseldi ki marketlerde neredeyse 8 lira eşiğine dayandı.(www.odatv.com)

 

D e l i k a n l ı B a h a r

D e l i k a n l ı   B a h a r

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin” demişti ,

Ahmet ARİF.

Evet dağlara bahar geldi ve dağlar, bir delikanlı gibi coşkulu. Bademler tepeden tırnağa çiçeğe durmuş, dağlar taşlar bir gelin edasında. Ve nergisler, ah nergisler nasıl da tabiatın en güzel kokularını sunmaktalar görseniz.

Ama dostlar burası TOROSLAR; burası, yiğidin harman, baharın bayram olduğu yer. Burada bahar, bir delikanlı çevikliği, bir genç kız zarafetiyle gelir. Ve bahar gelince dağlarına torosların gözleri dağlardan başka bir şey görmez insanların. Çünkü yörüktür burada insanlar, çünkü dağlaradır sevdası ve dağlardandır derdinin dermanı burada insanların.

Alabaharda yollara düşmek, düşlerinde dağları gören adamların aklına düşer. Çünkü düşleri bile bir alabahardır yörüğün, Mor menevşe, boynu bükük lale ve kokusu dağlara sinmiş sümbüller, on beşlik tazelerin ve hikayeleri her dem taze ihtiyarların düşlerini süsler.

Daha özgür olmak iddiasıyla kentlere akın edenlerin zihinleri tutsaktır. Vazgeçemedikleri işleri, bir türlü yetmeyen paraları ve bitmeyen borçları vardır onların. İşte bu yüzden dağlarına bahar gelse de ülkemin ,yürekler her dem kıştır kentlerde. Gökyüzü bir pencere kadardır ve görünen gök mavisi değil bir kara dumandır Oysa buralarda dağlar bir deli bahardır ve yüreklerde bayramlar vardır. Nergis kokusuyla geçen bir gün ve yıldız yorganı altında bir gecede olmak Ve sesine sümbül kokusu sinmiş bir ihtiyardan eski hikayeler dinlemek ne hoştur bilseniz Ah ! Bilseniz, gönülü tutsak olduğunuz kentler sizden baharı,yazı , aslında bütün bir hayatı çalıyor.

Dostlar! Gelin nergislerin kokusunu ,lalerin kırmızısını,sümbüllerin morluğunu takip edin. Göreceksiniz sizi yaşamanın gerçekten yaşamak olduğu yere götürecek bu yol. İçinizde büyüttüğünüz bunca sıkıntı bir anda yok olacak o yolun sonunda.. Çünkü buralarda bahar var, buralarda yaşamak bir sızı değil keyifli bir ezgi..

Ahmet ARİF’le başlamıştık yine onunla bitirelim: “dışarda delikanlı bir bahar “ diyor büyük şair… Oysa siz baharın dışında bitmez kışların içindesiniz Daha ne duruyorsunuz, dağlara doğru koşun,nergislere ,lalelere, sümbüllere , tepeden tırnağa çiçeğe donanmış badem ağaçlarına koşun. Toroslarda baharı kutlamalıyız. Kirazlar olamadan, ıhlamurlar açmadan, nergisler solmadan, gönüllerde sevgiler çoğalsın

BAHARI KUTLUYORUZ….NE GÜZEL, NE GÜZEL….

(Nesrin Mater www.gunhaber.com.)

Süt Allah’ın nimeti parayla satılır mı

(En solda oturan Ahmet Özcan dayımız, ortada önünde tencere olan Osman  Doğankaya emmimiz, elinde süt güğümüz litresi olan Salih Özcan dayımız,onun yanındaki elinde tarak olan berber Etem Altıntaş)

t Allah’ın nimeti parayla satılır mı

BAHÇIVAN Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin kurucusu 76 yaşındaki Mecit Bahçıvan’ın “Türkiye’nin kaşar peyniri kralı” olma yolunda ilk adımı atacağı yıllar…

Erivan doğumlu Azeri Mecit Bahçıvan, Diyarbakır’da görüp, “Ben bu kaşar peynirini üretmeliyim” dedikten sonra, soluğu ailesiyle birlikte İran üzerinden kaçtıkları Türkiye’de ilk yerleştikleri Muş’ta aldı.

Bahçıvan, Muş’un köylerini dolaşacak, kaşar peyniri üretiminde kullanacağı sütü köylülerden nasıl toplayacağına karar verecekti. Ancak, karşısına önce dini inanış engeli çıktı: “Süt satmak günah.”

Mecit Bahçıvan, yeni yayınladığı anılarını içeren kitapta, o günleri şöyle dile getirmiş: “Muş ve civarındaki pek çok köyde süt satmanın günah olduğu yönünde yaygın bir inanç olduğunu gördük. Anadolu’nun cömert, kanaatkar insanları, sütü Allah tarafından verilmiş nimet olarak görüyorlardı.”

Köylüler Bahçıvan’a, “Sütü üretmek için bizim emek vermemiz gerekmiyor, öyleyse satıp para kazanmamız doğru olmaz” yanıtı verdiler…

Böyle düşünen köylüler, hayvanlardan sağdıkları sütü, karşılığında para beklemeksizin paylaşıyorlarmış. Ama peynir ve tereyağ üretiminde kendilerinin de emek vermesi, çalışmaları gerektiği için bunların ticaretini yapmakta sakınca görmüyorlarmış.

Mecit Bahçıvan, kaşar üretimine soyunmak için işe köylüleri iknadan başlamaya karar verdi: “Bölgeden süt toplayabilmem için ince düşünceli insanlarımızı süt satmanın haram olmadığı konusunda ikna etmem gerekiyordu. Bunu başaramazsam kaşar üretimini de başaramayacaktım.”

Bahçıvan, Muş’un köylerini tek tek gezdi, anlattı: “Süt satmak günah değil. Bunun dinimizde bir dayanagı yok.”

Bahçıvan’ın köylüleri ikna etmek için ortaya attığı tez şuydu: “Süt veren hayvanların bakımı ve beslenmesi için siz onca zahmet çekip, emek harcıyorsunuz. O sütü satmanız günah değil.”

Mecit Bahçıvan, sonunda köylüleri sütlerini kendisine satmaya ikna edince, Bulgaristan’dan gelen bir kaşar ustasıyla anlaştı. İstanbul’dan malzemeleri toplayıp, Willys cipine yükledi Muş’un Malazgirt ilçesine hareket etti.

İlk kaşar peyniri üretimine Malazgirt’in o zamanki adı Şebboy (şimdi Hasanoğlan) olan beldesinde girişti… Sütün kilosunu da 47.5 kuruştan almaya başladı… Şebboy’da başlayan serüven, zaman içinde Mecit Bahçıvan’ı yüzde 50-55’lik pazar payıyla “kaşar peyniri kralı” yaptı…

Oralardan gelen birikim, Bahçıvan Gıda’nın Lüleburgaz’daki modern peynir fabrikasına kadar uzandı… Mecit Bahçıvan, zamanı gelince kenara çekildi, yerini oğlu Erdal Bahçıvan’a bıraktı…

Erivan’dan İran’a, oradan eşek sırtında Muş’a kaç…

“Peynir Krallığı”na giden basamaklarını emin adımlarla çık…

Mecit Bahçıvan’ın yaşam öyküsünden çıkaracak çok ders var…

Ölüm uykusundan jiletle uyandı

BAHÇIVAN Gıda’nın kurucusu Mecit Bahçıvan’ın yeni çıkan “Rahva Krallığından Peynir Krallığı”na adlı anı kitabı çarpıcı öykülerle dolu… Bahçıvan, kitabının ilk bölümledinde Rahva’yı anlatmış. Rahva, Bitlis sınırları içinde, Nemrut eteğinde bir bölge…

Bahçıvan, işi gereği Muş’tan Bitlis’e 80 kilometrelik yolu kar-kış demeden yürüyerek gidermiş. Güzergahında Hasköy, Kotni, Mork ve Rahva varmış…

Mork’ta konakladığı bir gün, “Fırtına geliyor, yola çıkma” uyarılarını dinlememiş… 1850 metre rakımlı Rahva üzerindeki Tahtalı Düzü’ne vardığında fırtına kopmuş. Kar ve fırtınayla boğuşarak Tahtalı Cankurtaranı’na ulaşmış. Hava biraz düzelince, Baş Han’a doğru yola koyulmuş.

Yolu yarılamışken yeniden fırtına kopmuş. Yorgunluktan takati kesilmiş, gözleri kapanmaya başlamış, “Anlaşılan ölüm uykusu bu” diye düşünmeye başlamış. O anda böyle zamanlar için yanında taşıdığı jilet ve tuza sarılmış. Jileti çıkarıp, sol elini hızla çizmiş… Ardından tuzu yaranın üzerine basmış… Canı yanan Bahçıvan’ın uykusu dağılmış, hedefindeki Baş Han’a varmayı başarmış…

Bahçıvan, anılarının bu bölümünde, “Elimdeki kesik izine baktıkça, aklıma donma tehlikesi atlattığım günler geliyor” demiş ve eklemiş: “Ümit ederim bu yaşadıklarımı okuyan gençler sabrın, azmin, çalışkanlığın neleri başaracağını görür, çalışma azimlerini ve ümitlerini diri tutarlar…”

Bahçıvan gençlere özetle, “Pes etme, tuttuğunu kopar” mesajı veriyor…

Evine 80 bin Euro’luk televizyon alanlar var

TÜRKİYE İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) Protokol Müdürü Behçet Çağman vesile oldu, cumartesi günü CeBİT Fuarı’na uğradım. Panasonic standında Tekofaks İcra Kurulu Başkanı Hande Bermek Başoğlu’yla sohbet ettim.

Panasonic, geçen yıl fuarda “dünyanın en büyük televizyonu” diye lanse ettiği 262 ekran Full HD plazma televizyonu sergilemişti. Bu yıl yine sergilenenler arasında vardı. Japon Panasonic yönetimi, 262 ekranlık plazma TV’yi Tekofaks’a gönderirken, “Bu boyutta bir televizyonu ancak kurumsal müşteriler alır” diye tahminde bulunmuş.

Geçen yılki fuardan buyana fiyatı 80 bin Euro olan “en büyük televizyon”dan 15 tane satılmış. Bunların yarısı evlere girmiş.

Tekofaks ekibi müşterileri hakkında sır vermedi, yorum yapmadı ama minik konutlarda yaşayan Japonlar, 262 ekran televizyonun evlere girmesine şaşırmış olmalı…(Vahap Munyar-Hürriyet)

 

giden gidene..

Rıdvan Ertan

giden gidene..

yıllarını hemen her kademesinde eğitim ve öğretime vermiş emekli olmuş nacizane bir eğitimci olarak şöyle bir dönüp geriye baktığımda neler olmuş neler Bunun adı yenilik se gelen gideni aratıyorsa doğru mu yanlış mı siz karar verin 🤔

önce yarım günlük öğretimli cumartesiler kalktı öğretim yılı süresi uzatılarak yaz tatili kısaltıldı?

ardından siyah önlükler kalktı ?

😛an be an notlarını internet üzerinden görünme sağlanmasıyla karne heyecanı kalktı ?

😯Belge verilecek okuyamayanlara açık lise sağlanarak alamadıkları diplomayı daha kolay almaları sağlandı.

😂Tatil ödevi kaldırıldı başka kutlaması da geleneğinden farklı bir etkinliğe dönüştürüldü..

🤣İlkokul beşten dört yıla indirildi?

Dünyaya doyamadan gitti

Dünyaya doyamadan gitti

Bugün, bir yaşamzaro ağa kaç yaşında ile ilgili görsel sonucu hikayesi dikkatimi çektiği için, sizlerle paylaşacağım.

Bu yaşam hikâyesinin sahibi ”Bitlis’li Zaro Ağa”. Doğum tarihi tam olarak bilinmemekte olup, 1774 yılı olarak tahmin edilmektedir.
Batı dünyasının da ilgisini çeken ve tam 160 yıl yaşadığı düşünülen Zaro Ağa, dünyanın en uzun yaşayan insanlarından birisi. Birçok evlilik yapan Zaro Ağa hayatında unutamadığı dönemin ise 90 yaşından sonraki gençlik yılları olduğunu söylermiş…
1774-1934 yılları arasında yaşayan Zaro Ağa, 18. Yüzyılın sonlarına doğru Bitlis – Mutki’den İstanbul’a gelmiş. Selimiye Kışlası, Ortaköy ve Tophane Camii’nin inşaatında çalışmış, daha sonra da memleketine dönmüş. Memleketinde evlenen, çok para kazanmak için tekrar İstanbul’a gelen Zaro Ağa, yakışıklı, iri yarı, güçlü, kuvvetli olduğundan sarayın dikkatini çekmiş, askerliğini sarayda yapmış.
Gümrüklerde hamallık yapan Zaro Ağa, bu işte kendisini kısa sürede göstererek hamalların kâhyası olmuş ve 20 yıl çalışmış.
Zaro Ağa’nın nasıl bu kadar uzun yaşayabildiği konusunda çeşitli araştırmalar yapılmış. En çok bulgur ve yoğurt yediği ifade edilen Zaro Ağa’nın öyküsü başlı başına uzun bir inceleme konusudur.

(Ayrıca yıllar önce Ankara’da geçmiş dönemde yıllarca faaliyet göstermiş olan hemşehrilerimizinde alışveriş yaptığı Kayaş’ta ZAROAĞA adında süt fabrikası yoğurt bulunuyordu.)

Türkiye’nin Maldivlerini yok edecek festival

Türkiye’nin Maldivlerini yok edecek festival

Türkiye’nin göz bebeği doğa miraslarından biri olan Salda Gölü kıyısında 30 bin kişilik çadırlı müzik festivali organizasyonuna göl uzmanı akademisyenden sert tepki geldi.

Burdur’da Salda Gölü kıyısında yapılmak istenen ve yaklaşık 30 bin kişinin katılması beklenen ‘Salda Gençlik Festivali’ne tepki gösteren Türkiye’nin önemli göl ve sulak alan uzmanlarından Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, “Böyle bir yerde böylesine büyük bir kalabalıkla müzik festivali yapılması hakikaten akıllara ziyan bir şey. Bence bu etkinlik sağlıklı bir düşüncenin ürünü değil. Bunun adı tanıtım falan değil, gölü tahrip etmektir. Pamukkale travertenleri ne kadar değerliyse, Salda Gölünün bembeyaz kumsalları da aynı ölçüde, hatta daha fazla değerlidir. Pamukkale de insanların ayakkabılarıyla o beyaz travertenlerin üzerine girmelerine nasıl izin verilmiyorsa Salda için de bu böyle olmalı. Bırakın araçlarla girmeyi, ayakkabı ile bile girilmemesi gereken bir doğal mirastan bahsediyoruz. Salda Gölü’nün kıyısındaki o bembeyaz kumsallar, biyomineralizasyon diye adlandırdığımız bir olayın sonucu oluşuyor. Siz buraları çiğneyerek, ezerek karartacaksınız” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE’NİN NAZAR BONCUĞU İÇİN TEHLİKE ÇANLARI ÇALIYOR

Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölü, bembeyaz kumsalları, berrak suları ve turkuaz rengiyle Türkiye’nin Maldivleri olarak anılıyor. Ancak bu güzelliği Salda Gölü’nün son yıllarda yoğun bir ziyaretçi akınına uğramasına neden oldu. İnsan baskısına bir de gölü besleyen derelerin üzerine DSİ eliyle gölet inşa edilmesi eklendi. 2014 yılından itibaren su seviyesinde düşüş gözlenen Salda Gölü’nün ünlü beyaz kumsalları da giderek rengini yitiriyor. Lüks Jeeplerle ve eğlence uğruna beyaz kumsalların tahrip edilmesine, göl kıyısında mangal keyfi yaşamak isteyenler de eklenince birkaç yıl öncesine kadar el değmemiş görüntüsüyle Anadolu’nun nazar boncuklarından biri olan Salda Gölü için tehlike çanları çalmaya başladı.(www:odatv.com)

AKP’den camilerde iftar yemeği şovu AKP Konya Milletvekili adayı Selman Özboyacı, AKP’nin camide düzenlediği iftar yemeğinde seçim propagandası yaptı. 

AKP’den camilerde iftar yemeği şovu

AKP Konya Milletvekili adayı Selman Özboyacı, AKP’nin camide düzenlediği iftar yemeğinde seçim propagandası yaptı. 

AKP Konya İl Gençlik Kolları Başkanlığı’nın camilerde düzenlediği iftar yemekleri tepki çekti. AKP’li yöneticiler ve partililerin de katıldığı Ilgın ilçesindeki iftar yemeğinin fotoğraflarının sosyal medyada paylaşılmasının ardından duruma tepki gösteren vatandaşlar, dinin siyasete alet edildiği yorumunda bulundular. Konya Çelebi Camii’nde önceki gün düzenlenen iftar yemeğine AKP Konya Milletvekili Adayı Selman Özboyacı da katıldı. 

ILGIN İLÇESİNDE AKP’NİN CAMİDE İFTAR YEMEĞİ TEPKİ ÇEKTİ

24 Haziran’da sandığa gitmeye hazırlanan Türkiye’de partilerin milletvekili adayları belirlendi, seçim yarışı başladı. Ancak seçim öncesi yapılan propaganda çalışmaları bu kez öyle bir yere girdi ki görenlerin tepkisini çekti. AKP Konya İl Gençlik Kolları Başkanlığı, seçim öncesine denk gelen Ramazan ayını fırsata dönüştürmek için camilerde iftar yemeği organize etmeye başladı.(www.odatv.com)

Bu satırlar Sabah yazarından: Döviz artışı devam edecek”Herkes bu cinayeti görüyor ama kimse engel olmuyor”

Bu satırlar Sabah yazarından: Döviz artışı devam edecek”Herkes bu cinayeti görüyor ama kimse engel olmuyor”

Hükümete yakın Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör, bugünkü yazısında doların artışını Gabriel Garcia Marquez’in “Kırmızı Pazartesi” romanına benzetti.

Güngör şöyle yazdı:

“Dünya edebiyatının usta yazarlarından Gabriel Garcia Marquez’in ‘Kırmızı Pazartesi’ romanını okuyanınız var mı bilmiyorum. Yanlış hatırlamıyorsam bu kitapla yazar Nobel Edebiyat Ödülü’nü almıştı. Bugün sabah gündeme bakarken aklıma takıldı.

Raftan tekrar indirdim kitabı… Kolombiyalı yazar kitapta kasabada işlenen bir namus cinayetini anlatıyor. Romanın kahramanı Nasar iki kardeş tarafından öldürülüyor.

Nasar’ın öldürüleceği romanın ilk satırlarından belli. Kasabada herkes cinayeti biliyor ama kimse buna engel olamıyor. Anlayacağınız göz göre göre cinayet işleniyor. Bu romanın ekonomiyle ne ilgisi var demeyin. Bana göre, o gün o kasabada yaşananlar, bugün ülkede yaşadıklarımızla benzerlik gösteriyor.

“BİR ŞEYLERİN NORMAL OLMADIĞININ FARKINDALAR”

İmalatçı bir dostum arayıp ‘Kur daha da çıkacak mı nerede durur?’ diyor. 1 yıl önce işlerin iyi gideceğini varsayıp leasingle iki makine daha almış. Şimdi kur arttıkça Güngör, Marquez’in kitabına benzetmesini de şöyle anlattı:

“Tıpkı Kırmızı Pazartesi romanındaki gibi… Herkes tabiri caizse ‘cinayeti’ biliyor ama kimse engel olmuyor.

Vatandaş birbirine ‘Döviz kurunu düşürmek için neden kimse bir şey yapmıyor’ diye soruyor. Ekonomi yönetimi bu soruları görmezden geliyor.

24 Haziran’daki seçime şunun şurasında ne kadar kaldı. Acaba döviz kurlarındaki artışın ‘reel sektöre, kamuya ve vatandaşa maliyetini kimse hesaplamıyor mu?’ diye düşünmeden edemiyorum.

Üstelik, piyasanın Merkez Bankası üzerindeki baskısı büyüdükçe faiz artışı beklentisi artıyor. Sanırım, Merkez Bankası’nın hamlesi bilinmedikçe ve bir aksiyon gelmedikçe döviz kurlarındaki artış devam edecek. Umarım, ekonomi yönetimi dövize müdahale için daha fazla geç kalmaz.”

Odatv.com

.

Hükümet harekete geçti! Yüzde 33 ucuzlayacak

Hükümet harekete geçti! Yüzde 33 ucuzlayacak

Hükümet harekete geçti! Yüzde 33 ucuzlayacak

Enerji Bakanlığı konutlarda çatı ve dış cepheye konulacak güneş panelleriyle lisans almadan elektrik üretmenin maliyetini düşürmek için çalışma başlattı. Proje onayı, harçlar, dağıtım ve KDV gibi çeşitli iyileştirmelerle 10 kw’lik sistem için maliyet 75 bin liradan 50 bin liraya düşürülecek.

nerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, konutlarda çatı ya da dış cepheye konulacak güneş panelleriyle lisans almadan kendi elektriğini üretecek ve fazlasını sisteme 10 yıl boyunca 13.3 dolar/ sentten satacaklar için önemli bir çalışma başlattı. Halen, 10 kw bir güneş paneli sistemi, anahtar teslimi ortalama 15 bin Euro’ya (75 bin TL) mal oluyor. Enerji Bakanlığı’nın: proje çizim ve onay, harçlar, iletim ve dağıtım bedelleri, KDV ve diğer maliyetlerde yapacağı iyileştirmeyle 75 bin liralık tutarın, 50 bin liraya kadar düşebileceği belirtiliyor.

‘7 YIL PEŞİN ÖDE’YE KURULUR’

Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü (GÜNDER) Genel Sekreteri Faruk Telemcioğlu, Enerji Bakanlığı’nın yürüttüğü çalışmanın yaz sonunda ya da sonbaharda tamamlanmasını beklediklerini belirterek, maliyetlerin düşmesiyle birlikte çatı tipi güneş paneli kurma girişimlerinin de hızlanacağını belirtti. Telemcioğlu, “Vatandaş, ‘15 yıllık elektrik paranı peşin öde, sistemi kur ve 30 yıl elektrik faturası ödeme’ denilirse panel kurmaya yanaşmaz. Ama, ‘7-8 yıllık elektrik paranı peşin öde, 30 yıl fatura ödeme’ denilirse panelini kurar ve elektriğini üretmeye başlar” dedi.

10 YIL SİSTEME SATABİLECEK

GÜNDER Genel Sekreteri Faruk Telemcioğlu, vatandaşın kendi elektriğini üretip, fazlasını da YEKDEM kapsamında sisteme satabileceğini belirterek, “Vatandaş, 10 yıl boyunca sisteme verdiği her birim elektrikten 13.3 dolar/sent alacak. Bu satıştan gelir vergisi ve stopaj da alınmayacak” dedi. Telemcioğlu, YEKDEM’in 2020’de kalkabileceğinin anımsatılması üzerine, “Enerji Bakanlığı’nın bu konuyla ilgili de bir yasa çalışması var. Kendi elektriğini üreteceklerde alımlar devam edecek. Tutar, 13.3 dolar/sent olmaz da örneğin 10 dolar/sent olabilir. Bunun yanı sıra çatılar için yerli katkı desteği verilmesi ve mahsuplaşmanın şu andaki gibi saatlik değil aylık olması, vergisel kolaylıklar, iletim ve dağıtım bedelleri alınmaması ve bu yatırımı yapacaklar için uzun süreli ve düşük faizli krediler sağlanması da bu sistemin önünü açacak önemli adımlardır” diye konuştu.(kaynak;www.ispartahaber.com)

Kore Gazilerini yere kapanarak selamladılar

Isparta Belediyesi tarafından gerçekleştirilen Gül Fuarı ve Uluslar arası Gül Festivaline katılmak için ilimize gelen Güney Koreli turistler, karşılarında Ispartalı Kore Gazilerini görünce yere kapanarak selamlama yaptılar. Duygu dolu anların yaşandığı anda Gaziler de savaş günlerini yad ettiler.
Gül Fuarı ve Uluslararası Gül Festivali’ne katılmak üzere geldikleri rta’da 1950-1953 yılları arasındaki Kore Savaşı’na katılan Kore Gazileri ile bir araya gelme fırsatı yakalayan Güney Koreli turistler, gazilerin ayakları önünde yere kapanarak kendilerine özgü teşekkür ve minnet duygularını iletti. Güney Koreli turistler ve Kore Gazileri arasında duygu dolu anlar ve renkli görüntüler yaşandı.  Isparta Gül Fuarı ve Uluslararası Gül Festivali’ne katılmak üzere kente gelen Güney Koreliler, 1950-1953 yılları arasında, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaşa katılan 5 Kore gazisine minnet duygularını iletmek amacıyla önlerinde yere kapanarak selamlama yaptı. Kendilerine gösterilen saygı ve teşekkür dolayısıyla memnuniyet ve duygularını ifade eden Kore Gazileri ise alkışlayarak karşılık verdi. 

“TÜRK MİLLETİNE ÇOK MİNNETTARIZ” 

Tercüman aracılığıyla Kore Gazileri ile konuşan Güney Koreli turistler, “Biz bu savaşı kazandık. Türklere çok minnettarız. Hem Kore halkı adına, hem de kendimiz adına sizlere selam vermek istiyoruz” dedi.  Türk kültüründeki el öpme veya en önemli teşekkürlerine karşılık gelen Kore’ye özgü selamlamalarını yapan Güney Koreliler, “Savaşa katıldığınız için Kore geleneğine göre selamlıyoruz. Türk milletine çok minnettarız. Hem Kore halkı adına hem de kendimiz adına sizlere selam vermek istiyoruz. Koreliler olarak, sizler sayesinde yaşıyoruz ve ayakta duruyoruz. Hepsi sizlerin sayesinde oldu. Her şey için çok teşekkür ediyoruz. Şavaşırken şehit olan askerler oldu. Herkes adına bu selamı veriyoruz. Minnettarlığımızı sizlere göstermek istiyoruz” diye konuştu.

KORE GAZİLERİNİ ÜLKELERİNE DAVET ETTİLER 

Bir süre sohbet eden gaziler ve Güney Koreliler arasında duygu dolu anlar yaşanırken, o yıllarda yaşanan gerçek hikayeler paylaşıldı. O yılların hatırlanmasıyla birlikte Güney Koreli bazı turistler gözyaşlarına hakim olamadı.  Öte yandan Güney Koreliler, Türk Kore Gazilerini ülkelerine davet ederek, hatıra fotoğrafı çektirdi. (www.ispartahaber.com-Altaki fotoğrafta Kore Fatihi diye adlandırılan General Tahsin Yazıcı,Üsttekinde Kore’ye gitme ve gelme vapurla olduğundan askerler  vapurun güvertesinde toplu namaz kılarken,Fotoğraflar Mustafa Doğankaya arşivi National Geoprafik)

 

Burdur Şeker Fabrikası satıldı

Burdur Şeker Fabrikası satıldı

BURDUR Şeker Fabrikası 487 milyon TL’ye satıldı

Burdur Şeker Fabrikası ihalesi başladı. İhaleye Doğuş Çay, Kayseri Şeker, Isparta Pancar Ekicileri Kooperatifi, Erser Grup, Mutlucan Tuz, Albayrak ve Özbey Holding katılıdı.
-İhale 367 milyon TL’den açıldı.
-Özbey Holding ve Doğuş Çay elendi.
-Fiyat 432 milyon TL’ye çıktı.
-Kayseri Şeker mola istedi.
-Kayseri Şeker çekildi.
-Albayrak çekildi.
-487 milyon TL’ye Erser-Sterk Korsorsiyumu aldı.(www.ispartahaber.com)

Burdur’da şehitlere saygı yürüyüşü

BURDUR’da, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nce (MAKÜ) ‘Afrin için kıyama, şehitler için duaya’ adıyla şehitlere saygı yürüyüşü düzenlendi.

MAKÜ İstiklal Kampüsü’nün kapısından başlatılan ve MAKÜ Camii’nde sona eren yürüyüşe Burdur Valisi Şerif Yılmaz, Belediye Başkanı CHP’li Ali Orkun Ercengiz, İl Jandarma Komutanı Albay Orhan Kılıç, MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, STK’ların ve siyasi partilerin temsilcileri ile öğrenciler katıldı.

‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’, ‘Vatan sana canım feda’, ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ sloganları atan katılımcılar, cami önüne geldiklerinde, ‘Zeytin Dalı Harekatı’nda şehit olan askerlerin isimlerini okudu. Katılımcılar, her şehit isminden sonra ‘Burada’ diye bağırdı.

MAKÜ İlahiyat Fakültesi öğrencileri ise cuma namazı öncesi Fetih Suresi’ni okudu. İl Müftüsü Hıdır Bayrak’ın yaptırdığı duadan sonra etli pilav ve helva ikram edildi.