700 dekar eski maden sahası rehabilite edilecek

Isparta’da özellikle mermer ocaklarının yaptığı doğa tahribatı ve terk edilmiş mermer ocağı sahalarının oluşturduğu görüntü kirliliği birçok kesim tarafından eleştiriliyor.

Orman Bölge Müdürlüğü buna karşılık eski ve terk edilmiş maden sahalarının rehabilitasyonunu yapıyor. Eski maden sahalarının rehabilitasyon çalışmaları kapsamında 2018 yılında 700 dekar alan için planlama yapıldı. Orman Bölge Müdürlüğünün 2018 yılı programında eski maden sahalarının rehabilitasyonun yanında 41 köyde bin 700 dekar alanda gelir getirici tür ağaçlandırması ile 2017 yılında 65 bin adet olan lavanta fidesi üretiminin 2018 yılında 500 bin adete çıkarılması da yer alıyor.

Isparta Orman Bölge Müdürlüğü sorumluluk sahasında yer alan eski maden sahalarının rehabilitasyonu için çalışma yapıyor. Orman Bölge Müdürlüğü birçok kesim tarafından eleştirilere neden olan eski maden sahalarının rehabilitasyonunu yaparak, terk edilmiş maden sahalarında orman varlığını canlandırmak için ağaçlandırma faaliyetleri yapıyor. Orman Bölge Müdürlüğü bu kapsamda 2018 yılı içinde 700 dekar ter edilmiş maden sahasının rehabilitasyonunu yapmayı hedefliyor.

EĞİRDİR’DE 5,5 MİLYON ADET FİDAN ÜRETİLECEK  Orman Bölge Müdürlüğü hem sorumluluk sahasındaki ağaçlandırma faaliyetlerinde hem de talep gelen diğer illerdeki ağaçlandırma faaliyetlerinde kullanılmak üzere Eğirdir ve Burdur Gölhisar’da ki fidanlıklarda bu yıl 7,1 milyon adet fidan üretecek. Fidanların büyük bölümü Eğirdir fidanlığında üretiliyor. 2018 yılında üretilecek 7,1 milyon adet fidanın 5,5 milyon adeti Eğirdir fidanlığında üretilecek. Şubat ayı sonu itibari ile Eğirdir’de hedeflenen 5,5 milyon adet fidan üretiminin 4 milyon adetinin üretildiği, Gölhisar fidanlığında ise hedeflenen 1,6 milyon fidan üretiminin 1 milyon adetinin üretildiği belirtildi.

41 KÖYDE BİN 700 DEKAR GELİR GETİRİCİ TÜR AĞAÇLANDIRMASI    Orman Bölge Müdürlüğü köylerdeki vatandaşı ekonomik anlamda desteklemek için gelir getirici tür ağaçlandırmalarına bu yıl da devam edecek. 2018 yılında 41 köyde bin 700 dekar alanda (Ceviz, Badem, Dut, Zeytin, Lavanta, Hünnap, İğde) gelir getirici tür ağaçlandırma çalışması yapılacağı ve arazi hazırlıklarının devam ettiği bildirildi. Orman Bölge Müdürlüğünün 2018 yılı planlamaları arasında ayrıca 12 km karayolu ağaçlandırması da bulunuyor.

LAVANTA FİDESİ ÜRETİMİ 500 BİN ADETE ÇIKIYOR

Orman Bölge Müdürlüğü köylerde ki vatandaşlara dağıtmak için 2017 yılında 65 bin adet Lavanta Fidanı üretimi yapmıştı. Lavanta fidesi üretimine bu yılda devam edilecek. Geçen yıl 65 bin adet olan lavanta fidesi üretiminin bu yıl 500 bin adete çıkarılması hedefleniyor.(www.haber32.com)

Isparta’da orman yangını! 3 hektar ormanlık alan zarar gördü.

ISPARTA’NIN SÜTÇÜLER İLÇESİNDE ÇIKAN ORMAN YANGININDA 3 HEKTAR ORMANLIK ALAN ZARAR GÖRDÜ. (FETİ KILIÇ/ISPARTA-İHA)

Isparta’nın Sütçüler ilçesinde çıkan orman yangınında 3 hektar ormanlık alan zarar gördü.
Edinilen bilgiye göre,  yangın Sütçüler ilçesine bağlı Sağrak Köyü Yazkam mevkiindeki ormanlık alanda başladı. Çıkış sebebi henüz belirlenemeyen yangına Sütçüler Orman İşletme Müdürlüğü’ne bağlı 3 arazöz, 2 tanker ile müdahale edildi.  Yaklaşık 3 saat süren söndürme çalışmaları sonucunda kontrol altına alınabilen yangında 3 hektar ormanlık alandaki bitki örtüsünün zarar gördüğü öğrenildi.
Yangının çıkış nedeni ise araştırılıyor.

(www.ispartahaber.com-ISPARTA (İHA)

TARİHİ GAZİ TREN İSTASYONU

1925 yılında örnek bir çiftlik olarak kurulmuş olan Atatürk Orman Çiftliği  arazisi içinde bulunan, Mimar Ahmet Burhanettin Tamcı tarafından tasarlanan ve Cumhuriyet devrinin  Ankara’daki  ilk istasyonu olma özelliği taşıyan ,1 Şubat 1926 da Atatürk’ün hazır bunduğu bir törenle açılan bu güzel tarihi  istasyonun yolcularla birlikteliği 2000’li yıllarda sona ermiş Başkent Ankara’nın bu en güzel ve en anlamlı istasyonu Lokanta olarak 3.şahıslara ihale edilmek suretiyle

Resimlerde görüldüğü gibi ne yazık ki;

Cumhuriyetin  nadide  güzelim  eserleri bir bir kaderlerine terk ediliyor.

TREN SESİ

Garibim

Ne bir güzel var

Avutacak gönlümü

Bu şehirde,

Ne de tanıdık bir çehre;

Bir tren sesi

Duymaya göreyim

İki gözüm iki çeşme.

-Orhan Veli Kanık- (Üstten üçüncü ve en alttaki fotoğraflar alıntıdır)

 

 

ISPARTA BELEDİYESİNE 5 RAKİP VAR!

Başk

Görüntünün olası içeriği: açık hava

Başanlığı’na sundu ve ihale dosyasını teslim aldı. Şimdi ise ihale günü beklenmeye başlandı.

Öte yandan, Şeker Fabrikasının bulunduğu komşu ilimiz Burdur ise, Fabrikanın Burdurlular tarafından alınması için girişimlere başladı.
Özelleştirme kapsamı içerisindeki Burdur Şeker Farikasının ihalesine girecek olan İsparta Belediyesi ile birlikte 5 kuruluş veya şirket daha ihale dosyası aldı.
İsparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, geçtiğimiz günlerde Burdur Şeker Fabrikasını satın almak için belediye olarak ihaleye gireceklerini açıklamıştı.
Özelleştirme kapsamı içerisinde bulunan Burdur Şeker Farikası için ihaleye başvuru süresi ise 18 Nisan 2018 Çarşamba günü yani önceki gün sona erdi. Satışa çıkarılacağı günden buyana gündemden hiç düşmeyen özelleştirme ile ilgili Burdur’da da imza kampanyaları başlatılmış, CFIP tarafından miting düzenlenmişti.
İsparta Belediyesi, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Burdur Şeker Fabrikası’nın ihalesi özelleştirme ihalesine katılmak için başvuru süresinin son gününde ihale dosyasını alarak resmen başvuruda bulundu.
Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın’ın Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Burdur Şeker Fabrikasının ihalesi ile ilgili olarak yetkilendirdiği ISBAŞ A.Ş. Genel Müdürü Ömer Tahir Gürakan ve Belediye Sağlık İşleri Müdürü Oğuz Başaran bütün evrakları hazırlayarak ihaleye katılabilmek için dosyayı Özelleştirme İdaresine verdi.
FABRİKA SATIŞ İHALESİ İÇİN KONSORSİYUM KURULDU
Özelleştirmenin karşısında olanlarında olduğu, birlikte satın alalım seslerinin de yükseldiği Burdur’da, şeker fabrikasının alımı için Burdur Ticaret ve Sanayi Odası ile Burdur – İsparta Pancar ekiciler Kooperatifi’nin öncülüğünde, fabrikayı satın almak için iş adamlarının da içinde olduğu konsorsiyum da kuruldu. Kurulan Konsorsiyum fabrika satış ihalesine girmek için dosyasını alarak teklifini verdi.
Burdur Şeker Fabrikasını almak için önceki gün sona eren ihaleye katılım başvuru süresinin sonunda ise 8 kuruluş veya şirketin teklif verdiği öğrenildi. Bu konuda edinilen bilgilere göre şuana kadar İsparta Belediyesi’nin yanı sıra, Doğuş Çay, Kayseri Şeker, UMM Enerji, Eser Tarım Makinaiarı ile Burdur Ortak Konsorsiyumu olan Burdur PANKO Birlik satın almak için ihale dosyası satın alan kuruluşlar oldu.
İHALE 24 VEYA 25 NİSAN’DA YAPILACAK
Bu doğrultuda; Özelleştirme İdaresi’nin açıkladığı takvime göre; 18 Nisan’da yani önceki gün itibariyle Burdur Şeker Fabrikasının satışı için teklifler alındı ve ihaleye girecek şirketler başvurularını yaptılar. Bundan sonra ise gözler, Ankara’da 24 veya 25 Nisan Tarihlerinde yapılacak satış ihalesine çevrilmiş durumda. (kaynak;www.ispartahaber.com)

Mutlu Çocuk Festivali Başladı

Isparta Belediyesi tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Gökkubbe Fuar ve Kongre Merkezinde ’23 Nisan Mutlu Çocuk Festivali’ düzenlendi. 21 Nisan Cumartesi günü saat 11.00’da başlayan mutlu çocuk festivali 23 Nisan Pazartesi günü son bulacak. 3 gün sürecek festivalin ilk gününde çocuklar gönüllerince kendileri için hazırlanan etkinliklerle eğlendi, eğlenirken de öğrenme fırsatı buldu.

Festivalde ayrıca Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlarını çizgi romanlarla yaşatmayı kendisine misyon edinmiş olan Sosyal Antropolog – Yazar Suat Turgut da, çocuklara yönelik bir konferans verdi. Turgut konferansında tarihin Türk’le başladığını, Türk’ün çıkarıldığında tarihin olmayacağını belirtti. Türk tarihinden ve kazanılan zaferlerden bahseden Suat Turgut, “Çocuklar bugünlere nasıl geldik, bunun kıymetini bilmeliyiz” derken, gençliğe sahip çıkılması gerektiğinden ve çocukların sanal kahramanlar yerine Türk tarihine ilişkin bilgiler almasının faydalarından bahsederken, “Çocuklarımız insanlığın güneşi, yarınların aydınlığı olacak” şeklinde konuştu.

23 Nisan Mutlu Çocuk Festivali açılışının ardından Isparta Belediye Başkanı Yüksek Mimar Yusuf Ziya Günaydın, Gökkubbe’de çocuklarla bir araya geldi. Çocuklarla uzun uzun sohbet eden Başkan Günaydın, çocukların mutlu günlerine ortak oldu.

Gökkubbe Fuar ve Kongre Merkezinde 10.00-20.00 saatleri arasında açık kalacak olan Mutlu Çocuk Festivalinde müzik aktiviteleri, masal parkı, uçurtma atölyesi, yüz boyama, balon park, şişme oyun alanları, palyaço, maskotlar, sihirbaz, hamur atölyesi, çizgi karakterler, sokak oyunları, kum boyama, kukla tiyatrosu, uzay çadırı bulunacak. Yine ayrıca Isparta Belediyesinin Ismek takı tasarımı, ebru sanatı, resim, pastacılık kursuda festivalde çocuklarla buluşuyor.(www.ajans32.com)

Sakin Şehir’e 1000 fidan dikilecek

 

ÇEVKOR Çevre Koruma Dergisi ile Eğirdir Belediyesi işbirliğinde, Sakin Şehire 1000 adet Toros Sedir fidanı dikimi gerçekleştirilecek.

Bir Ağaç 1 Hayat, 1 Orman Bin Hayat, Bir Fidan Bir Öğrenci, Ağaç Yoksa Hayat Yoktur, Sağlıklı Yaşam İçin Sağlıklı Çevre gibi sloganlarla bugüne kadar bir çok il ve ilçede belediyeler ile işbirliği içerisinde ağaç dikim kampanyaları düzenleyen ÇEVKOR Çevre Koruma Dergisi, Nisan ayında Eğirdir Belediyesi işbirliği ile sakin şehirde ağaç dikimi organizasyonu düzenliyor.

Sağlıklı Yaşam İçin Sağlıklı Çevre adlı ağaç dikim kampanyası kapsamına boyları 1 ve 1,5 metre arasında değişen Toros sedirleri 26 Nisan 2018 tarihinde saat 14.00’de Eğirdir Sekibağ Mahallesi’nde toprakla buluşturulacak.(www.egirdirakingazetesi.com)

ISPARTA’DA PARKTAN LALE KOPARAN ÖĞRENCİLER PİŞMAN OLUNCA PARASINI ÖDEDİ

 Belediye parkından lale koparan öğrenciler sadece pişman olmakla kalmadı 
– Öğrenciler parklardan kopardıkları lalelerin parasını Belediye Başkanına ödedi
– Harçlıklarından topladıkları 30 TL’yi, özür yazısı ile birlikte başkana verdiler 

Isparta’nın Eğirdir ilçesinde belediye parkından izinsiz lale kopartan 8 öğrenci yaptıklarına pişman olunca özür dileyerek aralarında topladıkları lalelerin parasını Belediye Başkanına ödedi.
Muazzez ve Yaşar Şapçı İlkokulu 4’üncü sınıf öğrencisi 8 çocuk, belediye parklarından laleleri koparıp annelerine ve sevdiklerine verdi. Laleleri kopartırken öğretmenlerine yakalanan öğrenciler suçlarını kabul edince öğretmen tarafından affedildi. Ancak yaptıklarının yanlış olduğunu fark eden öğrenciler, aralarında harçlıklarından 30 TL topladı. Okula ziyarete gelen Belediye Başkanı Ömer Şengöl’e yaptıkları hatayı anlatan ve özür dileyen öğrenciler, kopardıkları lalelerin yerine yenisinin dikilebilmesi için topladıkları parayı Belediye Başkanına  takdim ettiler. Başkan Şengöl, hatalarının farkına varıp duyarlı davrandıkları için öğrencileri tebrik etti.
Toplanan paraları öğretmenlerinin isteği üzerine teslim alan Başkan Şengöl, özür mesajı, öğrencilerin ve öğretmenlerinin bulunduğu fotoğrafı ve toplanan parayı çerçeveletip Belediye girişine örnek teşkil etmesi için asacağını ifade etti. Başkan Şengöl, öğrencilerin özrünü kabul ettiğini, çevreye daha saygılı ve daha duyarlı olmanın herkesin insanlık görevi olduğunu vurgulayarak okuldan ayrıldı.

(www.ispartahaber.com-ISPARTA (İHA)

30 binden fazla turist yol yüzünden o köye gitmedi

Türkiye’nin incisi Eğirdir’in mihengi olan Akpınar Köy’ü, ne yazık ki yol sorunuyla karşı karşıya. Köyün yollarının bozuk ve asfaltsız olması, binlerce yerli ve yabancı turistin burayı ziyaret edememesine sebep oluyor.

Ulaşımdaki aksaklık sorunu nedeniyle 1 yıl içinde 600 turist otobüsünün Akpınar’a yapması planlanan sefer iptal edildi. Akpınar Köyü sakinleri yetkililerden biran önce bu yolu asfaltlamalarını talep ediyor.

ÇAREMİZ VALİMİZ

Geçtiğimiz yıl başlatılan asfalt seferberliğinin bu yıl Akpınar’dan başlamasını isteyen köylü vatandaşlar, Vali Şehmus Günaydın’dan bu yönde talepte bulunurken, bu yolu yaparsa valimiz yapar diyorlar.

TÜRKİYE’NİN EN’LERİ ARASINA GİRDİ

Hürriyet Gazetesi tarafından Türkiye’nin görülmesi gereken 7 köyü arasına giren Akpınar Köyü büyük bir ihtişamla gazetenin internet sayfasında tanıtılmıştı. Hürriyet’in haberinde Akpınar Köyünden şu sözlerle bahsedilmişti: ‘Isparta’nın Eğirdir ilçesinde bulunan Akpınar Köy’ü, muhteşem panoramik bir göl manzarasına sahip. Türkiye’nin yedi renkli ve mavi bayraklı en temiz gölü olan Eğirdir Gölü’nü kuş bakışı seyredebileceğiz Akpınar Köy’ünde seyir terası bulunuyor. Bu tepede görüp görebileceğiniz en güzel manzarayı huzur içinde seyrederken, semaverdeki odun ateşinde pişirilen çayınızı yudumlayabilir, lezzetli Akpınar gözlemelerinizi yiyebilirsiniz. Bu rakımı yüksek olan köyde paraşüt sporu da yapılıyor. Ada manzarası eşliğinde Eğirdir Göl’ü üzerinde süzülebilirsiniz’. (www.ispartahabergazetesi.com)

 

MERHUM KOCA REİS ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE ANILIYOR

  • Türk siyasetine damga vuran ve ‘Koca Reis’ lakabıyla tanınan Merhum Dr. M. Sadettin Bilgiç’in vefatının 6. yıldönümü dolayısıyla memleketi Şarkikaraağaç’ta anılıyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in babası Merhum Dr. M. Sadettin Bilgiç için bugün Şarkikaraağaç’ta kuran-ı kerim ve mevlidi şerif okutuluyor. Vali Şehmus Günaydın ve Milletvekili Bilgiç, AK Parti İl Başkanı Osman Zabun Şarkikaraağaç’a giderek cuma namazı öncesinde vatandaşlarla buluştu. Kent meydanında halkla buluşan Vali Günaydın ve Milletvekili Bilgiç daha sonra camiye geçti.,/katnak;www.haber32.com)

(Merhum dr.Saadettin Bilgiç ve arkadaşları hemşehrisi ve Eski Cumhurbaşkanlarımızdan  merhum Süleyman Demirel’in başbakanlığını yaptığı Adalet Partisi zamanında mensubu olduğu partisinin  hükümetinin  bütçesine güven oyu vermeyerek hükümeti düşürdüğü hafızalarımızdaki yerini muhafaza etmektedir.)

 

Isparta Belediyesi’ne 5 Rakip

Güllerin İçinden Sütçüler Çobanisa Köyü

Güllerin İçinden programı bu hafta Isparta’nın Sütçüler İlçesine bağlı Çobanisa Köyün’de…

Şair diyor ya; ‘Dağlarına bahar gelmiş memleketimin” diye… İşte Güllerin İçinden bu hafta dağlara gelen baharı ekranlarınıza yansıtıyor.

Sütçüler İlçesi’nin Çobanisa köyünde bir kekik kokusuyla başlayan sıcak sohbet, yıllara meydan okuyan 80’i devirmiş ama yüzündeki gülümsemeden bir şey kaybetmemiş yurdum insanlarının umut veren muhabbetleri…(www.ajans32.com)

Gençlik Merkezi’nden ’57.alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ Daveti

Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen Çanakkale Zaferi’nde gösterdikleri kahramanlık dolayısıyla ‘57.Alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ Isparta’da 25 Nisan sabahı İstiklal Camii’nde başlayarak, yürüyerek Garnizon Şehitliği’ndeki program sonrasın

Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen Çanakkale Zaferi’nde gösterdikleri kahramanlık dolayısıyla ’57.Alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ Isparta’da 25 Nisan sabahı İstiklal Camii’nde başlayarak, yürüyerek Garnizon Şehitliği’ndeki program sonrasında tamamlanacak.Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) öncülüğünde, tüm illerde eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek olan Çanakkale Zaferi’nde büyük kahramanlık gösteren ’57. Alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ 25 Nisan’da düzenlenecek.

Isparta Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi tarafından organize edilen 57. Alay Vefa Yürüyüşü öncesinde İstiklal Camii’nde Kur’an-ı Kerim tilaveti sunularak, dua edileceği açıklandı.Türk bayrakları dağıtılacağı belirtilen katılımcıların ayrıca, 103 metre uzunluğundaki Türk Bayrağı’nın taşınmasıyla gerçekleştirilecek olan yürüyüş sonrasında Garnizon Şehitliği’ne ziyarette bulunacağı bildirildi. Programın, Isparta Garnizon Şehitliği’nde de Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dua edilerek program sona ereceği öğrenildi.Isparta Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı Gençlik Merkezi tarafından yapılan açıklamada, “25 Nisan 2018 Çarşamba günü 05.00’te İstiklal Camiinde başlayıp Garnizon Şehitliğinde sona erecek programa tüm Isparta halkı davetlidir” denildi.(www.ajans32.com)

Gençlik Merkezi’nden ’57.alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ Daveti

Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen Çanakkale Zaferi’nde gösterdikleri kahramanlık dolayısıyla ‘57.Alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ Isparta’da 25 Nisan sabahı İstiklal Camii’nde başlayarak, yürüyerek Garnizon Şehitliği’ndeki program sonrasın

Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen Çanakkale Zaferi’nde gösterdikleri kahramanlık dolayısıyla ’57.Alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ Isparta’da 25 Nisan sabahı İstiklal Camii’nde başlayarak, yürüyerek Garnizon Şehitliği’ndeki program sonrasında tamamlanacak.Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) öncülüğünde, tüm illerde eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek olan Çanakkale Zaferi’nde büyük kahramanlık gösteren ’57. Alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ 25 Nisan’da düzenlenecek.

Isparta Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi tarafından organize edilen 57. Alay Vefa Yürüyüşü öncesinde İstiklal Camii’nde Kur’an-ı Kerim tilaveti sunularak, dua edileceği açıklandı.Türk bayrakları dağıtılacağı belirtilen katılımcıların ayrıca, 103 metre uzunluğundaki Türk Bayrağı’nın taşınmasıyla gerçekleştirilecek olan yürüyüş sonrasında Garnizon Şehitliği’ne ziyarette bulunacağı bildirildi. Programın, Isparta Garnizon Şehitliği’nde de Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dua edilerek program sona ereceği öğrenildi.Isparta Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı Gençlik Merkezi tarafından yapılan açıklamada, “25 Nisan 2018 Çarşamba günü 05.00’te İstiklal Camiinde başlayıp Garnizon Şehitliğinde sona erecek programa tüm Isparta halkı davetlidir” denildi.(www.ajans32.com;Fotoğraf nationalgeopraphiv arşiv Mustafa Doğankaya))

SÜTÇÜLER’İN BAHÇELERİ KOZLUKTUR

 

BUGÜNE KADAR HİÇ DUYMAMIŞ  OLDUĞUNUZ ESKİ BİR SÜTÇÜLER TÜRKÜSÜNÜ SİZLERE DİNLETİYORUZ.

 “ SÜTÇÜLER’İN BAHÇELERİ KOZLUKTUR “

Bu türkü aylar önce ilgilenmem için bana RIDVAN ERTAN hocamız tarafından verildi.

GÖNÜL DOSTLARI TÜRK HALK MÜZİĞİ KOROMUZUN DEĞERLİ BAĞLAMA ÜSTADI VEYSEL YILDIRIM NOTAYA ALDI.TÜRKÜYÜ   ŞEFİMİZ SAYIN GÜLER EROĞLU HANIMEFENDİ İLE VEYSEL YILDIRIM BİRLİKTE SESLENDİRDİLER.

UMARIM BEĞENİRSİNİZ,

BU vesile ile türkümüzü notaya alan bağlama üstadı Veysel Yıldırım ile değerli şefimiz sayın Güler Eroğlu hanımefendiye teşekkür ediyor,

Rıdvan ERTAN hocamızdan bu türkü ilgili açıklama yapmasını bekliyoruz.

73 yaşında okuma yazma öğreniyor

73 yaşında okuma yazma öğreniyor

BURDUR’da 6 çocuk, 14 torun sahibi Cennet Katıyürek (73), Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı kursta okuma yazma öğreniyor.

Burdur’da oturan Cennet Katıyürek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde 5 Mart’ta başlatılan ‘Okur-yazarlık Seferberliği’ programı kapsamında Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitimi Merkezi’nin USO İlkokulu’nda açtığı okuryazarlık kursuna katıldı. Cennet Katıyürek, okuma yazma bilmediği için otobüse bile birilerine sorarak bindiğini anlattı. Eve gelen faturaları başkalarına okuttuğunu söyleyen Katıyürek, “Gelen evrakı birileri okursa, öyle biliyoruz ne olduğunu. Bir devlet dairesinde işim olduğunda nereye gideceğimi bilemiyordum. Şimdi az çok okuyorum. Çok şükür. Okumak çok iyi bir şey. Hepimiz okur-yazar olalım. Kursumuz çok iyi gidiyor, katılan arkadaşlar okuma yazmayı öğrenme gayretinde. Hocamız çok iyi. Okumayan kimse kalmasın” dedi.

‘YABANCI UYRUKLULAR DA KATILIYOR’

Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ömer Akan, “Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin başlattığı seferberlik kapsamında ilimizdeki iki Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açılan okuma yazma kursuna il merkezinde yaklaşık 300 kursiyer katıldı. Düzenli devam eden kurslar 120 saat sürecek. Birinci kademe kurs belgesini alan kursiyerlerimizin talep etmeleri halinde ikinci kademe kurslar açılacak. Kurslarımıza Suriyeli ve Somalililer gibi yabancı uyruklular da katılıyor” diye konuştu.

‘EN YAŞLISI CENNET TEYZEMİZ’

Kurs öğretmeni Ömer Kayacan da, “Kursiyerlerimiz hevesli. Şartlar yüzünden okuyamamışlar. Şimdi böyle bir imkan dolayısıyla mutlular. Sınıfımızın en yaşlısı Cennet Teyzemiz de gayretli bir öğrenci. Kısa zamanda oldukça iyi olacak” dedi.

(www.gunhaber.com Mesut MADAN/BURDUR, (DHA)

EĞİRDİR HEYETİ SURİYE SINIRINA HAREKET ETTİ

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, Suriye’de sürdürülen Zeytindalı Harekatında destan yazan kahraman Mehmetçiklerimizi ve Harekatın Komutanı, 2. Ordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel Paşamızı ziyaret etmek için Hatay’a, Suriye sınırına gidecek olan Eğirdir Heyeti, bu akşam saat 20.00 sıralarında Eğirdir’den yola çıktı.

ETUDOSD (Eğirdir Turizm ve Doğa Sporları Derneği) ile Eğirdir AKIN Gazetesinin organizasyonlarıyla yola çıkan Eğirdir Heyeti, muhtemelen yarın sabah saatlerinde Hatay’da, Suriye sınırında olacak ve öğle saatlerinde Korgeneral İsmail Metin Temel ile görüşecek.

                Abdullah Sinan, Durmuş Uçgun, Abdurrahman Sinap, Nurullah Çevikbaş, Selçuk Tokgöz, Ramazan Özpınar, Mustafa Çetin Bozkır, Müslahattin Çetinkaya, Mustafa Özbalcı ve Ercan Süzen’den oluşan Eğirdir heyeti, 2011-2012 yıllarında Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanı olarak görev yapan Korgeneral İsmail Metin Temel’e, Komando Mabedi Eğirdir’in vatansever halkının selamlarını ve başarı dileklerini iletecek ve ayrıca 6X9 m. ebadında bir TÜRK Bayrağı ile ATATÜRK Posteri takdim edecek. (www.egirdirakingazetesi.com)

BAŞIMIZ SAĞ OLSUN, ŞEHİDİMİZ VAR ŞEHİDİMİZİN AİLESİNE ACI HABER VERİLDİ

Şehit Uzman Çavuş Çelik’in Isparta’da yaşayan ailesine şehadet haberi verildi.

Şırnak’ta Kuyutepe üs bölgesine PKK’lı teröristlerin uzun namlulu silah ve roketatarlarla düzenlediği saldırıda şehit düşen 3 askerden Uzman Çavuş Muğdat Çelik’in Isparta’da yaşayan ailesine şehadet haberi verildi.

Şehit Piyade Uzman Çavuş Muğdat Çelik’in şehadet haberi, Isparta Valisi Şehmus Günaydın, Garnizon Komutanı Piyade Albay Ferat Vural, İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Özdurhan tarafından Akkent Mahallesi’nde oturan eşi Nazlı Çelik’e iletildi. Şehit uzman çavuşun şehadet haberini duyan bölgedeki komşuları ve vatandaşlar şehit evine akın ederken, Çelik Ailesi’nin yaşadığı eve Türk bayrakları asıldı.

Daha önce Isparta 40. Piyade Alayı’nda görev yaparken 2017 genel atamalarıyla görev yeri değişen Şehit MUğdat Çelik’in, Furkan (16), Fatma (13) ve Zeynep (3) adında 3 çocuk babası olduğu öğrenildi. Şehadet haberinin verildiği dakikalarda okulda olduğu belirtilen 16 yaşındaki Furkan, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ekiplerince eve getirildi. Geçtiğimiz yıl yapılan atamalar sonrasında Şırnak’a tayini çıkan Şehit Çelik’in, çocuklarının eğitim durumu sebebiyle ailesini Isparta’da bıraktığı belirtildi.

Şehidin cenazesinin, yarın memleketi Van’ın Erciş ilçesinde toprağa verileceği kaydedilirken, Isparta’daki ailenin akşam saatlerinde hava yoluyla Van’a gideceği öğrenildi.(Kaynak;www.son32.com)

Eğirdir Hayvanat Bahçesinde Korkunç Kaza

Eğirdir Hayvanat Bahçesinde Korkunç Kaza

Görgü tanıklarının ifadelerine göre bugün Eğirdir Hayvanat Bahçesi içerisinde korkunç bir kaza meydana geldi. Anahtarın üzerinde unutulması ile meydana gelen talihsiz kazada bir çocuk apark halindeki 32 HB 362 Plakalı aracı çalıştırdı, birden kontrolden çıkan araç önünde bulunan ve orada oynayan çocuklara çarptığı ve kaza sonrası 3 çocuğun yaralandığı bildirildi. Olay yerine Ambulans, Polis ve İtfaiye ekipleri sevk edildi. Savcılık olayla ilgili soruşturma başlatırken, yaralılar Eğirdir Kemik Eklem Hasyanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. (www.egirdirses.com Kemal ERBEN – EĞİRDİR)

Türkiye’nin ilk Gül Müzesi kuruluyor

Konu hakkında açıklama yapan Güneykent Belediye Başkanı Fahrettin Gözgün: ‘Gül Kenti Güneykent Belediyesi  Batı Akdeniz Kalkınma Ajansına sunulan GÜZE (Gül Müzesi) projesi ile Türkiye’nin ilk gül müzesini kuracak.

1020 metrekare alana oturan projede gülün tarımsal alanından , iptidai usulde Gülsuyu gülyağı çıkarmada kullanılan alet ve ekipmanlara, modern fabrika sürecine, koku atölyesine, Osmanlı gül arşivlerine, Aroma Terapi Atölyesine, eğitim salonlarına, uygulama salonuna ve eğitim için gelen misafirlerin konaklama odalarına kadar bir çok faaliyet alanı göz önüne alındı. Proje değeri yaklaşık 1.535.000 tl olup proje oluruna göre %75 i BAKA tarafından karşılanacak. Olası proje kabul olmama durumunda 2018 yılında şu ana kadar toplanan malzemeler ile eski belediye binasında müze çalışması başlamış olup gül turizmine gelen misafirlerimiz Müze’yi gezebilecekler.

Müzede gül serüveninin tüm alet ve ekipmanları sergileneceğinden dolayı elinde güle dair malzeme( gül kazanı İmbik, Gülsuyu şişesi, gülyağı şişesi, esans şişeleri, gülabdanlar, esans sürme şişeleri, şırıngalar, alüminyum kumkuma kapları vs.) bulunan vatandaşlarımız altlarına pirinç isimlikleri yazılmak üzere belediyemize hibede bulunabilirler. Bu proje bizim yani Ispartamızın projesidir. Bu projede olamaya herkesi davet ediyor konu ile ilgili olarak hibeden , fikir ve düşüncelere kadar ilginizi bekliyoruz. Şimdiden teşekkür ediyorum.’(www.ispartahaber.com)

MERHUM ÖMER ALİ ERTAN’IN HOCASINA YAZDIĞI MEKTUP

Sütçüler’imizin eski nüfus müdürlerinden merhum Ömer Ali Ertan’ın 21.01.1960 tarihinde bir araştırma için Eğirdir’deki bir  hocasına Şeyhler (Yeşilyurt) köyünde meftun şeyh Müslahaddin ile ilgili olarak yazdığı mektubu  sizlerle paylaşıyoruz.(Albüm Sıdıka Müftüoğlu,Fotoğraf;Ahmet Duyar)

 

Oluklacı Şenliği’ne Davetlisiniz…

Eğirdir Belediyesi’nin her yıl gelenek halinde düzenlediği Oluklacı Şenliği bu yıl 6 Mayıs 2018 Pazar günü Oluklacı Mevkii’nde gerçekleşecek. Bu yıl 16’ıncısı gerçekleştirilecek olan Şenliğe bütün vatandaşların davetli olduğu belirtildi.

Oluklacı Şenliği’ne Davetlisiniz…

Eğirdir Belediyesi’nin her yıl gelenek halinde düzenlediği Oluklacı Şenliği bu yıl 6 Mayıs 2018 Pazar günü Oluklacı Mevkii’nde gerçekleşecek. Bu yıl 16’ıncısı gerçekleştirilecek olan Şenliğe bütün vatandaşların davetli olduğu belirtildi.

6 Mayıs 2018 Pazar günü düzenlenecek Şenlik programı sabah saat 07.00’da Akpınar yolundan Oluklacı’ya tırmanış ile başlayacak. Saat 10.00’da Oluklacı Duası yapılacak. Eğirdir Belediye Başkanı Ömer Şengöl’ün açılış konuşmasından sonra En Küçük ve En Yaşlı Katılımcıya ödülleri verilecek.

Çeşitli kategorilerde yarışmaların yapılacağı Oluklacı Şenliğine katılanlara Eğirdir Belediyesi tarafından öğle yemeği ikram edilecek.

ğirdir Belediye Başkanı Ömer Şengöl, “Şenliğimize bütün halkımız davetlidir. Katılım ücretsizdir. Güzel bir hava olursa eşsiz bir gün yaşanacaktır. Halkımızı Oluklacı’ya bekliyoruz” dedi.

Oluklacı’nın Tarihi

Atalarımız doğada ibadet etmeyi hep sevmişlerdir. Olukluca’yı da sık sık ziyaret ederek ibadet etmişlerdir. Camili Yayla adına dikkat edilirse, ibadet için yaylada bile cami yaptırmışlardır. Dedegöl dağındaki Karagöl’e kadar giderek on beş gün orada kalıp ibadet ettikleri bilinmektedir.

Şeyh Mehmet Sultan için halk arasında bir hikâye anlatılır: O’nun bir katırı varmış. İbadet etmek için Olukluca’ya çıkarken Şeyhin rahat gitmesi için katırın arka ayakları uzarmış. Şeyh inerken rahat inmesi için katırın ön ayakları uzarmış.

Oluklacı bir meşe korusudur. Ne yazık ki asırlık meşeler 1911 kışında kesilmiştir. O yıl öyle kış olmuş ki yüz gün gölün buzu kalkmamış. Soğuktan yakacak kalmadığı için korudaki asırlık meşeler, hatta katranlardan bazıları kesilerek Eğirdir’li hayatta kalma savaşı vermiştir. Olukluca’daki şimdiki ağaçlar kesilen meşelerin köklerinden ya da yeniden oluşan ağaçlardır. Eğirdirliler yıllardır bu alana çıkarak birlik ve beraberlik içerisinde zamanlarını geçirirler. (www.egirdirakingazetesi.com)

Çocuklar Dağcılık Sporuyla tanıştı…

Eğirdir’de hayata geçirilen çocuklar ve ailelerin, unutulmaya yüz tutmuş olan çocuk oyunlarını oynamak yerine telefon, tablet, bilgisayarla vakit geçirmelerine dikkat çekmek amacıyla hazırlanan ‘Yaşama Bağlanıyoruz Yaparak Öğreniyoruz’ projesi kapsamında düzenlenen Dağcılık Eğitimi ve Tanıtımı etkinliğinde çocuklar ve aileleri hoşça vakit geçirdiler.

Çocuklar Dağcılık Sporuyla tanıştı…

Eğirdir’de hayata geçirilen çocuklar ve ailelerin, unutulmaya yüz tutmuş olan çocuk oyunlarını oynamak yerine telefon, tablet, bilgisayarla vakit geçirmelerine dikkat çekmek amacıyla hazırlanan ‘Yaşama Bağlanıyoruz Yaparak Öğreniyoruz’ projesi kapsamında düzenlenen Dağcılık Eğitimi ve Tanıtımı etkinliğinde çocuklar ve aileleri hoşça vakit geçirdiler.

Eğirdir Kaymakamlığı Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğünce Teknoloji Bağımlılığına karşı hayata geçirilen “Yaşama bağlanıyoruz, Yaparak Öğreniyoruz” projesi kapsamında; projeye katılan ailelere dağcılık eğitimi verildi.

14 Nisan 2018 Cumartesi günü Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığının destekleri ile İlçemiz Yazla Mahallesinde bulunan ve Komando Okuluna ait Dağcılık Eğitim Alanında düzenlenen etkinliğe katılan aile ve öğrenciler hem dağcılık eğitimi alıp uygulama imkanı buldular hem de cep telefonu, tablet ve bilgisayardan uzak hoşça vakit geçirdiler. (Kaynak;www.egirdirakingazetesi.com)

Bucaklı şehidin ağlatan vasiyeti

TÜRK Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye’nin Afrin bölgesindeki Zeytin Dalı Harekatı sırasında şehit düşen Piyade Sözleşmeli Er Muhittin Talha Çalışkan’ın (22), ailesine ödenecek parayla yetimhane yapılmasını vasiyet ettiği ortaya çıktı.

Suriye’nin Afrin bölgesinde yürütülen ‘Zeytin Dalı Harekatı’ kapsamında, 22 Mart’ta gerçekleştirilen arama- tarama faaliyetleri sırasında, el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu Sözleşmeli Er Muhittin Talha Çalışkan şehit düştü. Ailesi Antalya’da oturan Çalışkan, 23 Mart’ta memleketi Burdur’a bağlı Bucak ilçesinde toprağa verildi.

Şehit sözleşmeli er Çalışkan’ın eşyaları, geçen salı günü Antalya’daki ailesine teslim edildi. Şehidin ailesi, eşyaların arasında Çalışkan’ın el yazısıyla bir kağıda yazdığı vasiyeti bulundu. Çalışkan, ‘Vasiyetname’ başlıklı yazısında, ailesine ödenecek parayla yetimhane yapılmasını istedi. Eşyaları arasında bulunan deftere yazdıklarının kitap haline getirilmesini de isteyen şehidin imzasının bulunduğu kağıtta şu ifadeler yer alıyor:

“Bu zamana kadar hiç böyle bir şey düşünmedim ama bunu yazma gereği duydum. Eğer şehit olursam TSK’dan gelen tüm paramla bir tane yetimhane yapılmasını ve ismimin konulmasını istiyorum. Beyza’ya verdiğim yazıların, defterlerin kitap haline getirilip kitabın isminin ‘Vasiyetname’ olmasını ve ‘anonim’ olarak yazılmasını istiyorum. Kardeşlerimin okul masraflarını ve tüm masraflarının TSK’nın karşılamasını arz/rica ediyorum. Vatana bir canım daha olsa onu da veririm. Arz ederim.” (www.gunhaber.com)

100 çeyrek altın buldu

BURDUR’da, hurdacılık yapan Aşır Öztürk (36), satın aldığı sobadan çıkan 100 çeyrek altını sahibi Ayhan Yaman’a (40) teslim etti.

Mahrukatçılar Sitesi’nde yaklaşık 15 yıldır hurdacılık yapan Aşır Öztürk, dün Menderes Mahallesi’nde oturan Ayhan Yaman’a ait evden kullanılmayan 2 soba ile fırın ve tüp satın aldı. Öztürk, satmaya çalıştığı eşyaları, alıcı çıkmayınca akşam saatlerinde iş yerine getirdi. Sobanın içini inceleyen Öztürk, poşet içinde 100 çeyrek altın buldu. Aşır Öztürk, hemen sobayı satın aldığı Ayhan Yaman’a ulaşarak, durumu anlattı. Öztürk, bugün iş yerinde buluştuğu Yaman’a altınları teslim etti.

Ayhan Yaman’ın, iş yerini arayarak, hurdaları olduğunu söylediğini, kendisinin de bunun üzerine eve gidip, eşyaları satın aldığını anlatan Öztürk, “Akşama kadar arabanın üzerinde gezdirdim. Kimse almak istemedi. Dükkana getirdim. İçerisinde dirsekler ve bir poşet vardı. Poşeti yırttım. İçinden çay kutusu çıktı. Kutuların içindeki paketleri açtığımda çeyrek altınları gördüm. Kardeşlerime durumu anlattım. Sahibine teslim ettim” diye konuştu.

‘POŞETİ TESADÜFEN GÖRDÜM’

Sobaları kız kardeşine vermek istediğini; ancak onun da almadığını kaydeden Aşır Öztürk, “Normalde aldığımız hurdaları presliyoruz. Soba biraz yeni olduğu için belki birisi satın alır, diye preslemedim. Tesadüfen içindeki poşeti gördüm” dedi.

Sobanın sahibi Ayhan Yaman da “Dün hurdacı arkadaşları aradım. Kullanılmayan 2 soba ve fırın vardı. Babam içerisine birikimleri olan altınları bırakmış. Benim haberim yoktu. Dürüst arkadaşlara rast geldik. Allah razı olsun kendilerinden. 4 yıl önce doğal gaz döşendiği için sobaları kullanmıyorduk. Bize teslim etti. Altınları görünce ben de şoke oldum” diye konuştu.

Alıntıdır.Mesut MADAN/BURDUR, (DHA) –

ISPARTA’DA DEPREM

Antalya’nın Akseki ilçesinde meydana gelen 4.7 büyüklüğündeki deprem, Isparta ve Konya’nın bazı ilçelerinde de hissedildi.

AFAD’ın aktardığı bilgiye göre ise depremin büyüklüğü 4.8 olarak bildirildi.Ispara’nın Yalvaç, Şarkikaraağaç ve Gelendost ilçelerinde deprem hissedildi.(Alıntı)

Antalya’da deprem! Bütün Akdeniz bölgesi sallandı

Antalya’nın Akseki ilçesinde peş peşe iki deprem meydana geldi.

saat 20:14’te gerçekleşen 4.7 şiddetindeki ilk depremin merkez üssü Akseki’nin Yarpuz beldesi olarak açıklandı.

Yaklaşık 40 dakika sonra bu sefer Cimi beldesi merkezli 4.5 şiddetinde deprem meydana geldi. Depremler,

Akdeniz genelinde hissedildi.

(alıntıdır)

Anadolu’ya Bilim Göçü

Young Guru Academy’nin (YGA), çocuklara bilimi sevdirmek için başlattığı sosyal kalkınma projesi Anadolu’ya Bilim Göçü, Yapı Kredi desteğiyle Çocuk Evi’ndeki devlet koruması altındaki çocuklara ulaşıyor. Mardin’in Savur ilçesinde doğan ve kalabalık bir evde yetişen Nobel Ödüllü bilim insanı Aziz Sancar’ın hikayesinden ilham alınarak geliştirilen proje yeni Aziz Sancarları Anadolu’da keşfetmeyi amaçlıyor.

Çocuk Evi’ndeki devlet koruması altındaki çocuklara uluşan YGA ve Yapı Kredi Gönüllüleri, bilim seanslarında çocuklarla, karmaşık görünen teknolojilerin özünde ne kadar anlaşılabilir olduğunu gösteren deneyler ve projeler yapıyor. Çocuklar “Elleme bozarsın, dokunma çarpılırsın” laflarını duymadan, mıknatıs yardımıyla kolayca birleşen elektronik modüllerle kendi devrelerini kurarak otonom araba, oda alarmı, okuma ışığı gibi somut projeler için ilk adımlarını atıyor.

Bilim seanslarında YGA ve Yapı Kredi Gönüllüleri aynı zamanda özgüven, zihinsel merak, berrak zihin ve gelişime açık olmak gibi kavramlar üzerine de çocuklarla bilgilerini paylaşıyor.

Ekim 2017’de İstanbul ve Ankara’da başlayan proje Gaziantep, Malatya, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Erzurum gibi illerle devam ediyor. YGA ve Yapı Kredi Gönüllüleri olarak, 3 yıl içerisinde 50 ilde 5 bin çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz.Kaynak;Yapıkredi)

Marketten sucuk kapan kediyi iki gün kafese kapatmışlar ;Gerekçe gıda yönetmeliği

Bodrum’da bir süpermarketin yetkilileri, şarküteri bölümünden kaptığı sucuğu yerken yakaladıkları kediyi kafese kapattı.Personelin cep telefonuyla görüntüleyip hayvanseverlere durumu bildirmesi üzerine kedi 48 saat sonra kurtarılıp doğal ortamına bırakıldı. Süpermarketin yönetici yardımcısı, niyetlerinin kediyi cezalandırmak değil, mağazadan uzaklaştırmak olduğunu söyledi.

9 Nisan’da Bodrum’un Ortakent-Yahşi Mahallesi’nde bir zincire ait süpermarkete girip şarküteri bölümünden kaptığı sucuğu yiyen kedi, işyeri yetkililerince yakalandı.

Yetkilileri, kediyi, üzerine “Kamera var izlenmektedir, ellemeyin” yazılı bir kağıt yapıştırdıkları tel kafese koydu. Ardından da kafesi marketin arka bahçesine bıraktı. Bu duruma tepki gösteren personel, cep telefonlarıyla durumu görüntüleyip durumu Bodrum Hayvan Hakları Derneği’ne bildirdi. Bodrum Hayvan Hakları Derneği Başkanı Füsun Uslu, ihbar üzerine civarda yaşayan üç dernek üyesini söz konusu süpermarkete gönderip 48 saat sonra kedinin kurtarılarak doğal ortamına bırakılmasını sağladı.(www.diken.com.tr)

‘Yaşama Bağlanıyoruz, Yaparak Öğreniyoruz’ projesi

Eğirdir Kaymakamlığı destekleri ve Gençlik Spor İlçe Müdürlüğünce hayata geçirilen “YAŞAMA BAĞLANIYORUZ, YAPARAK ÖĞRENİYORUZ” projesi kapsamında düzenlenen etkinlikler hız kesmiyor.

Dağcılık Tanıtım Etkinliği

Günümüz çocuklarının aileleri ve unutulmaya yüz tutmuş olan çocuk oyunlarını oynamaları yerine telefon, tablet, bilgisayarla vakit geçirmelerine yani “Teknoloji Bağımlılığı”na dikkat çekmek amacıyla Eğirdir Kaymakamlığının destekleri, Eğirdir Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğünün katkılarıyla hazırlanan “Yaşama Bağlanıyoruz Yaparak öğreniyoruz” isimli bir proje çerçevesinde gerçekleştirilen etkinlikler hız kesmeden devam ediyor.

“YAŞAMA BAĞLANIYORUZ, YAPARAK ÖĞRENİYORUZ” projesi kapsamında 14 Nisan 2018 Cumartesi günü Eğirdir Dağ Komando Okulu destekleri ile İlçemiz Yazla Mahallesinde bulunan Komando Okuluna ait dağcılık eğitim alanında. Donanımlı bu işin ehli eğiticiler tarafından katılımcı çocuklarımıza tanıtım yapılacak.

Oriantring Yarışması

Yine Proje kapsamında 15 Nisan 2018 Pazar günü Eğirdir Rüya Park’ta Oriantring (Koşarak Hedef Bulma) yarışması düzenlenecek. Saat 10.00’da başlayacak yarışma sonunda dereceye girenlere ödül verilecek.

Uçurtma Şenliği

‘Yaşama Bağlanıyoruz, Yaparak Öğreniyoruz’  projesi kapsamında Uçurtma Şenliği ve Çocuk Oyunları etkinliği düzenlenecek. 29 Nisan 2018 Pazar günü saat 14.00’de Sorkuncak Köyü’nde düzenlenecek etkinliğe bütün halkımızın davetli olduğu bildirildi.(www.egirdirakingazetesi.com)

 

HEM GÜL, HEM KÜLTÜR FESTİVALİ OLACAK

Isparta’da gerçekleştirilecek olan Gül Festivali kapsamında Güller Diyarında Türk Dünyası Kültür Sanat Etkinlikleri Programında, yurt içinden ve yurt dışından 75 şair, yazar, ozan, aşık ve  müzik topluluğu Kocatepe Kültür Sarayında buluşuyor. 13-14-15 Mayıs 2018 tarihleri yapılacak olan programda çeşitli etkinlikler saat 10.30/20.00 saatlerinde olup, Ispartalılar doyasıya vakit geçirecek. Ayrıca 13 Mayıs 2018 Pazar günü saat:16.00’da Prof. Dr. Mustafa Karataş konferans verecek. Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın düzenlenecek tüm etkinliklere Ispartalıları ”özellikle davet ediyorum” dedi.(haber32)

 

Elma Ağaçları Çiçek Açtı…

Bereketli Olsun…

Dünyanın en güzel elmalarının yetiştirildiği Eğirdir’de elma ağaçları duman çiçeğe büründü.

Hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle elma ağaçları  bu yıl yaklaşık 15 gün önce çiçek açarken, Boğazova’daki elma bahçelerinin bembeyaz görüntüleri, fotoğraf severlerin objektiflerine yansıdı. (www.egirdirakingazetesi.com)

EĞİRDİR VE KOVADA’ DA FOTOĞRAF YARIŞMASI

Amaç Göller   Bölgesinin en güzel kentlerinden biri olan, aynı zamanda bir turizm kenti de olan Eğirdir’in turistik yönlerinin, doğal güzelliklerinin, el sanatlarının, zanaatkârlarının belgesel tespitini yaparak kente dair nitelikli ve sanatsal  bir görsel bellek oluşturmak; Eğirdir ve Kovada Gölü’nün tanıtımına katkı sağlamak; yarışma yoluyla üretilen eserlerin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak; farklı şehirlerden gelecek fotoğraf dostlarını buluşturmak, kaynaştırmak ve bu sayede fotoğraf sanatının tanıtılmasına, yaygınlaşmasına katkıda bulunmak; yerel halkta fotoğraf sanatına ilgi / farkındalık oluşturmak ve fotoğraf yarışması  sonucunda seçilen eserleri Eğirdir Kaymakamlığı ve Eğirdir  Belediyesi fotoğraf arşivine kazandırmaktır.

Başka bir deyişle; Fotoğraf kültürünü yaygınlaştırmak, her mevsim Eğirdir ilçesinin değişimi ve sahip olduğu tüm güzelliklerini fotoğraf sanatçılarının bakış açısıyla gözler önüne sermektir.(alıntı)

 

‎Dilaver Ertan‎ – Sütçüler’de Mermer Ocağı İstemiyoruz

Bugün bir araştırma yapıp ülkemizde nerelerde mermer faaliyeti var diye göz attım.Hemen hemen tamamı bozkır dediğimiz yerlermiş.Bozüyuk.Eskişehir.Yozgat.Çorum.Nevşehir.Diyarbakır.Afyon ve en önemlisi Marmara adası.Buralarda hiç çam ağacı ve yeşil dağlar yok.Muğla.Burdur ve Isparta Sütçüler ise tamamen yemyeşil bitki ve ormanlarla kaplı birer yeşil cennet imiş.Sütçüler çandır ve Bucakta bu katliamı başlatan Kanal 15.Televizxonunun ve Porsan mermerciliğin sahibi Korkuteli li Mehmet Cadıl imiş.Bucak ve çevre ilçelere okul ve sosyal tesisler yaptıran hayırsevermiş.Acaba doğa katliamlarına karşı yapılan iyilikler vicdanları rahatlatabilir mi.Sütçülerde de Yeşilyurtlu ilbeyi ünvanlı bir hemşehrimiz bu katliamı başlatmış.O kadar bozkırlar varken niçin bizim yeşil ormanlarımıza kıydınız.

VER LEFTER’E YAZ DEFTERE

Lefter Küçükandonyadis (22 Aralık 1925, İstanbul) Ordinaryüs lakaplı Türk futbolcu. Tüm zamanların en iyi golcüsü seçildi, Türk futbolunun gelmiş gecmiş en iyi futbolcusu olarak gösterilir.

Türk futbolunun en popüler futbolcusu olarak yıllarca alkışlanan Lefter, Fenerbahçe marşında da adı geçen sembol oyunculardandır. Fenerbahçe ile İstanbul Profesyonel liginde 2, Türkiye Şampiyonasında 3 kere şampiyonluk yaşadı.

Kariyeri boyunca toplam da 832 gol atarak rekor kırmıştır. Lefter çok sevilen bir futbolcuydu. Kişiliğiyle de öne çıkmış bir insandı. Üç büyük kulüp taraftarı tarafından da sevilen bir kişiliği vardı.

1925’te, bir Rum balıkçıyla Türk annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Futbola Büyükada’da başladı. Taksim Spor Kulübünde yetişti. Taksim kulübü yöneticileri kendisine lisans çıkartabilmek için 1941’de mahkeme kararıyla yaşını büyüttüler. Ancak bu sayede takımda oynayabildi. 2 yıl Taksim takımında yer aldı. 1943’te askere gitti, 4 yıl süren askerlikten sonra 1947’de İstanbul’a döndü, Fenerbahçe kulübüne girdi. 1964’e kadar Fenerbahçe forması altında top koşturdu. İstanbul Ligi 1953-1954 sezonunda gol kralı oldu. Bu süre içinde 1 yıl İtalya’nın ACF Fiorentina ve 1 yıl da Fransa’nın OGC Nice takımında oynadı. Yurtdışında da başarılı futboluyla ün yaptı. Türk futbolunun efsaneleşen isimlerinden biri olarak tanındı. Golcülüğünden ötürü Ver Lefter’e, yaz deftere! sloganı onun için çıktı. Futboldaki ustalığından ötürü Ordinaryüs sıfatıyla anıldı. Örnek bir profesyonel olan Lefter, golleri ve gole çevirdiği penaltı atışları ile de Fenerbahçeli taraftarların gözbebeği olduğunu ispatladı.

Başarılı futbol yaşamında toplam 50 kez milli formayı giydi (46 kez A, 1 kez B, 3 kez 21 yaş altı). 1954 FIFA Dünya Kupası’nda forma giyen Lefter turnuvada 2 de gol attı. Türk futbolunda 50. Milli Maç altın madalyasını alan ilk futbolcu oldu. Milli takım formasıyla attığı 21 golle en çok gol atan milli oyuncu unvanını uzun yıllar elinde tuttu, 9 kez de milli takım kaptanlığını yaptı. Fenerbahçe forması altında 615 maç oynadı, 423 gol attı. Lefter bir Galatasaray derbisinde topu doksana çakarak hafızalarda yerini almış Kuşdili Parkı’na heykeli dikilmiştir.

“Tribünler inledi binlerce kere
ver Leftere yaz deftere
bitti kalem, doldu defter
bu alemde kral Lefter”tır.

Rekorları:Fenerbahçe formasıyla 615 maçta 423 gol attı.
Türkiye Millî Futbol Takımı formalarıyla toplam 50 maçta 22 gol attı.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun “50. Maç Altın Şeref Madalyası”nı alan ilk futbolcu oldu.
Süper Lig’de penaltı atan ilk futbolcu oldu.
Lefter kulübü tarafından bonservis ücreti alınmak suretiyle yurtdışına transferi yapılan ilk Türk futbolcusudur.
Kariyeri boyunca toplam 832 gol atmayı başardı.

Efsanevi futbolcu, 86. yaşını yoğun bakımda doldurdu. 87 yaşındaki Lefter 13.01.2012 tarihinde hayata gözlerini kapadı.(www.internethaber.com)

(Yunan Milli takımı ile Atina’da yapılan bir milli maçımızda  Lefterin Yunanistan’a gol atması üzerine bir Rum vatandaşının kendisini Akropollerden attığı söylenir.)

 

SİZE GÖRE HANGİSİ DOĞRU

Bundan bir-kaç gün evvel Sütçüler’imizin muhtarları ilçemiz kaymakamı ile Yazılı Kanyon’da bir araya gelerek 2018 yılında yapılacak işlerle ilgili karşılıklı bilgi alışverişinde bulunmuşlar.

Sayın kaymakamımızla görüş alışverişinde bulunan muhtarlarımız size göre Sütçüler’imizdeki mermerciler konusunu dile

getirmişlermidir ,

Yoksa getirmemişlermidir

Ne dersiniz ?
yoksa getirmemişlermidir
Ne dersiniz ?

NOTER TASDİKLİ “ÇEVREDE KATLİAM OLMAYACAK

Sütçüler( Isparta) göller yöresinin  flora ve fauna yönünden çok önemli biyolojik çeşitliliğe  ve çok sayıda endemik türe sahip ilçesi ve belki de ülkenin en çok mermer ocaklarına sahip doğal alanı.. Çed’li çed’siz çok sayıda mermer ocağı var.

Karadiken Köyü’nün dağlarında dada ;biyolojik çeşitlilik o kadar fazla ki , bırakın burada ocak açmayı, buraya insanların girmesine bile izin verilmemesi gereken  yaşam alanları var. Yöreye özgü başta endemik kekik türleri olmak üzere çok sayıda bitki ve Yabankeçisi –KızılAkbaba vb. çok sayıda kuş ve memeli türlerinin barınma, üreme ve çoğalma  yeri olan  burada  (22 hektarlık alanda) mermer ocağı kuracağız,  fakat buradaki yaban hayatına kesinlikle zarar vermeden bu işi yapacağız diye “Taahhütname “ hazırlanıp  Noter den tasdik ettirilip; TC. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Bölge Müdürlüğü-Burdur  teslim ediliyor olması!.. Akıllara durgunluk verecek uygulama, mermer nasıl çıkarılır,  canlıların yaşam alanları bu taşların kayaların üzerindeki habitat, nasıl olacak toprağa ,ağaca, bitki örtüsüne , börtüye böceğe  zarar vermeden nasıl çıkaracaksınız mermeri. Bu bölge aşağıdaki vermiş olduğunuz söz verdiğiniz , yapmayacağız dediğiniz unsurların hepsini hassasiyetini  kapsamakta… Burada iğneyle “mermer  çıkarsanız “bile, o yapmamayı söz verdiğiniz  şeylerin yerine gelmesi mümkün değildir… Belge noterden değil, akıldan, bilimden gelmelidir.. Kim inanır, akıllara durgunluk veren uygulama…
Neden mi? Neleri  yapmamayı üs, üstlenmektesiniz..
SÖZ VERMEKLE ; MERMER OCAKLARINDA YABAN HAYATI KORUNAMAZ..
Çok sayıda örneklerince ; “Mermer Ocakları “bulunduğu bölgeyi çöle çevirmekten beter, üzerinde hiçbir  canlı varlığın yaşamayacağı taşa çevirmekte,  vejetasyonu ve iklimi değiştirmektedir. Bu hassas ve ender alanlara; başta  kuşlar olmak üzere ,  yuva edinen canlıların gelmemesi sonucu tarımsal zararlara  da neden olmanın yanı sıra; yer altı ve yerüstü su kaynaklarına zarar verdiği bilimsel olarak da  bilinen bir gerçektir. Buraların iyileştirilmesi ise yüz yıl içinde bile mümkün değildir.. Keşke dedikleri gibi kolay olsa!…Ne demekteler!
a)“Proje alanında, nesli tehlike altında olan dar yayılışlı endemik fauna-flora türlerine rastlandığında,6. Böl. Müd. haber vereceğimize….”
*Fauna floranın üzerinde etiket mi var, o türler ben endemiğimi diyor , ya da  bunu belirleyecek uzman heyetiniz mi var. Ayrıca orada; daha belirlenmemiş doğal türler olabilir ve sadece, kazıdığınız-taş çıkardığınız o ortamda  yaşayabilen  “ileride bir derde deva olacak” türler varsa…
b)  “Proje alanında yabanıl türleri üreme beslenme ve kışlama periyotlarında rahatsız etmeyeceğimize, yumurtalarına zarar vermeyeceğimize, bu yumurtaların boş bile olsa  toplamayacağımızı…..”
*Türlerin beslenme, büyüme ve çoğalma  zamanları dönemsel olup bu bir bütün yılı içerir.  O zaman bütün yıl bura da faaliyet gösterilemez!.. Yumurta toplamayacağız! Üreme sadece yumurta vermek değildir.. Dönemseldir gelişme.. Peki bitkilerin tohumları , börtü böceğin gözle görülmeyen yumurtaları -yavrularına ne olacak?
c) “Sulak alanlara zarar vermeyeceğimize, arıtmadan atık bırakmayacağımıza….”
*Bunun da hiçbir imkanı yok, su kaybı ve kirlilik söz konusudur… Hangi teknoloji ileri ile arıtılacak, sular kirlenmeyecek.. Sarsıntı akiferlere zarar verecektir.
d) “Burayı terk ettikten sonra sahanın rehabilite edileceğiz..”
*Nasıl olacak bu iş; mermer çıkarılan yerde üzerinden toprağı, otu, bakterisi, yosunu, börtü böceği, ağacı , göçmen kuşların  üremek için geldikleri yuvaları diğer canlıların barınma alanları ,bunları geri  getirecek  bir teknoloji yok.. Orada ; artık ot değil bakteri bile  bitmez.. Bir cm. toprak bin yılda oluştuğuna ve canlıların  oraya uyumu yüz yılları alacağına göre ..Nasıl iyileşecek… Ağaç dikmekse ;  bölgenin  her yer ağaçlık… Taşa ağaç dikilir mi? Tek başına; ağaç  doğal yaşam değildir
Buranın  biyolojik çeşitlilik bakımından  çok  hassas bir bölge  olduğunu bildiğiniz için, taahhütname  vermektesiniz..  Verdiğiniz sözün yerine getirilmesi ve yukarıda değindiğiniz hassaslıkların zarar görmemesi mümkün değildir. Durumun ciddiyeti belli , doğru olanı bu işten vaz geçmektir. Bu belge bilim dışı, kabul edilebilir değil , fakat bu belge  Doğa ve Milli Parklar 6. Bölge tarafından kabul edilir olması da kabul edilebilir değil….Bu bilim dışı uygulamadan bir an önce vazgeçilmesi ve böyle belgelerin doğaya zarar vermemenin garantisi olmayacağının da bilinmesi ve istenmemesi, kabul edilmemesi gerekir..
Yrd. Doç. Dr. Erol KESİCİ TTKD Bilim Danışmanı Eğirdir-ISPARTA Temsilcisi

BAŞKA OLUR,SÜTÇÜLER’İMİZİN BAHARI

Cemreler havaya suya toprağa düştü derken ısınmaya başlar hava ve toprak.Kış boyu bir nevi ölü olan ağaçlar, bitkiler, çayırlar, otlar, çimenler yavaştan yavaş tan uyanmaya başlar yerlerinden. Otlar,çiçekler ve ağaçlardan domurlar görülmeye başlanır.Baharın gelmesi ile derelerin çeşmelerin sularının çığıltısı bile değişir, Gel benden su iç der gibi.Çayırların uyanmaya başlaması ile birlikte çeşit çeşit papatyalar çayırları süslerler kuytu yerlerde ki mor menekşeler de çiçeklerini açarak doğaya bambaşka bir koku salarlar bu çiçekler Sütçüler’imizde baharın müjdeleyicilerindendir. Başkoz da Çıralıkta Ortagoz da Gayrak ta Gozalak ta Keklikiçi mağarın da Musalla da sonbaharda ağaçlardan dökülen gazellerin arasından ben baharın ilklerindenim diyen papatyalar mor menekşeleri görmek mümkündür.

Sütçülerimizde yaşayanlar baharla birlikte bağ aralarına giderler bağ arasının kuytu yerlerinde gazellerin altıda baharın ilklerin den olan mor menekşeyi bulmak koklamaktır o güzel kokusunu ciğerlerine doldurmaktır.

Mağarbaşının akan sularının çıkardığı ses insanın ruhunu dinlendirir. İnsan bedenen yorulsa da ruhen dinlenmiş olarak çarşıya döner dostlarına mor menekşeyi koklatır baharın getirdiği mutluluğun bir tanesidir . Mart ayının sonuna gelinir doğa canlanmıştır cıvıl cıvıl öten kuşların nağmeleri insanları mutlu etmektedir.

Kepezin güney yamaçlarında müşkürümler kekikler bosçalbalar açarak biz de varız derler ormanların arasında salepler (Doğal Orkideler) güzellikleri zarafetleri ile göz doldururlar.Sümbüller nergizler ,leylaklar,salkım sülükler, laleler kokularını koklamaya güzelliklerinigörmeye doyulmaz.(Hasan Ali Özcan)

 

VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

MUSA  ŞAHİN (Basırlardan) vefat etttiği öğrenilmiştir.. Merhumun Cenazesi Yarın SÜTÇÜLER Seferağa camisinden ÖĞLE Namazına Müteakip kaldırılacaktır
Merhuma Allah’tan rahmet ailesine ve yakınlarına baş sağlığı dileriz.

 

Menekşe kokulu yarim
Kime arzedeyim halim
Elimden aldılar yarim

Yarim al beni al beni
Al da sinene sar beni
Yarim gül damlası damlası
Yari sineye sarması

Menekşesi biçim biçim
Ölüyorum senin için
Bir buse ver başın için

Yarim al beni al beni
Al da sinene sar beni
Yarim gül damlası damlası
Yari sineye sarması

Menekşesi tutam tutam
Arasına güller katam
Ya ben nasıl yalnız kalam

Yarim al beni al beni
Al da sinene sar beni
Yarim gül damlası damlası
Yari sineye sarması

TAMAMI RENKLİ İLK TÜRK FİLMİ “HALICI KIZ” 1953’te ISPARTA’DA ÇEKİLDİ

 

Tamamı renkli ilk Türk filmi olan Halıcı Kız, Yapı Kredi ve Doğan Kardeş tarafından finanse edilerek, Türk film tarihimize kazandırılan bir armağandır.

Senaryosu Vedat Nedim Tör’ün aynı adlı eserinden Mebrure Sami Alevok tarafından senaryolaştırılmış, filmin müziğini Ferit Alnar, dekorlarını ise ünlü Alman dekoratör Kurt Halleger yapmıştır. Başrolünde Küçük Sahne’nin oyuncularından Heyecan Başaran’ın oynadığı Halıcı Kız filmi, Isparta’da oturan güzel bir halıcı kızın başından geçen olayları anlatır. (Kaynak;yapikredi)

Konusu;

Güzelliğiyle çevresine ün salan işçi kız Gül’ün macera dolu yaşamının öyküsü.
Halıcılık yaparak geçimini sağlayan Isparta’da yaşayan bir kızın çileli ilginç yaşantısını yansıtmış. Etkileyici ve bir o kadarda güzel bir film. “Gül” Heyecan Başaran annesiyle birlikte halı dokuyarak geçinir. Kendisi de çok güzeldir çok iyide halı dokur. Bir süre sonra annesi vefat edince sahipsiz kalan Gül Isparta’dan ayrılır. İstanbul’a tren’le gider her gittiği yerde güzelliği yüzünden ya saldırıya uğrar yada kıskançlığa sebep olur. En sonunda dağ başında yaşayan bir adamla tesadüf tanışır oda “Agah Hün”dür. Ve hayatını o değiştirir mutlu mesut yaşar onunla. Bilindiği gibi öncelikle sinemamızın ilk renkli filmi olma özelliğini taşıyan 1953 yapımı bir film. Başta Heyecan Başaran’ın oyunculuğu, güzelliği masum iyeti filmi alıp götüren etkenler arasında. Tiyatro oyuncuların ağırlıklı olduğu ve kısa rollerde yer aldığı bir filmdir. Agah Hün’ün o etkili sesi en genç halini gördüğüm şu ana kadar tek filmdir ayrıca..

Diğer

Türk Sinema tarihinin tamamı renkli çekilen ilk filmi olup (Kaynak;www.sinematurk.com)

 

SİZE GÖRE HANGİSİ DOĞRU

Bundan bir-kaç gün evvel Sütçüler’imizin muhtarları ilçemiz kaymakamı ile Yazılı Kanyon’da bir arayagelerek2018 yılında yapılacak işlerle ilgili   karşılıklı bilgi alışverişinde bulunmuşlar.

Sayın kaymakamımızla görüş alışverişinde bulunan muhtarlarımız size göre Sütçüler’imizdeki mermerciler konusunu dile

 

getirmişlermidir ,

yoksa getirmemişlermidir

Ne dersiniz  ?

B A H A R K U Ş U D U G G U K

ALİ ÇOLAK HABERLER KİTAP ZAMANI

7 Mayıs 2014, Çarşamba

“Ötme dugguk, ötme bağrım eziktir.”

O kuşun sesini dinlemeye geleceğim, dedim babama. Ne kuşu? dedi. Hani yaylada sabahları öterdi, duugguk, duugguk!.. Güldü. Tamam, dedi, hatırladım… O, yukarılarda olur yalnız, buralara inmez. Biliyorum, dedim, zaten yaylaya çıkacağız, beraber. İnanmadı sanki, “Sırf onun için mi geleceksin?” “Evet, onu dinlemeye geleceğim.” dedim. Keyiflendi, sesi adamakıllı canlandı. “Sen gel de, gitmesi kolay!”

O kuşu hiç unutamadım. Baharın sesi gibi kaldı hatıramda. Kırk yıldan fazlası var, unutmaz mı insan? Unutulmuyor. Her hatırlayışta apaydınlık bir bahar beliriyor, bir sevinç alıp yürüyor içimde. Kulağımda bütün tazeliğiyle o ses: Duugguk, duugguk, duugguk!..

Yine böyle bir bahardı. Havalar kızmaya durdu mu, yaylaya göçerdik. Yayla, cennet! Babam sürüyle önden giderdi. Biz annemle yükü götürürdük. Yol boyu derelerin, ince suların, köpürmüş otların, çiçek denizlerinin içinden geçerdik. Bir serinlik gelir, baştan aşağı yıkardı. Tepelerden, vadilerden aşarken kanatlanıp uçuverecekmişim gibi gelirdi. Bazen deli deli seyirtir, bazen yorulur nefessiz kalırdım. Islak patikanın etrafında katırtırnakları, bulgurcuklar, sümbüller açmış olurdu ve daha adını bilmediğim bin renkli çiçek. Bir ona, bir buna koşardım, sevinçle ve hayretle. Hiçbirini koparmaya kıyamazdım. Öylece sulardan geçe geçe, çiçekleri seve seve yaylaya çıkar, cennetin orta yerine varıp yerleşirdik.

Dugguk (guguk) kuşuyla, daha doğrusu ötüşüyle burada tanıştım. Çoğu sabah, onun çağrısıyla uyanırdım. Çamların arasından çoğala çoğala gelirdi sesi. “Duugguk, duugguk!” Çok yakından, ama nereden? Arsız bir kuş değildi, bıktırmazdı. Aralıklarla, sakin, sabahın sükûnetine uyarak öterdi. Sabah müziğinin anlamlı bir parçası gibiydi. Güneş, bütün parıltısı ve tazeliğiyle ışıktan iplerini çamların arasından uzatırdı. Yerde, diz boyu otların üzerinde yağmur gibi çiğ taneleri… Papatyalar, yoncalar, gelincikler, yarpuzlar keyiften türkü söylerdi. Yaylanın ortasındaki küçük düzlükte sükûnetin sesi işitilirdi biteviye. Öyle koyu olurdu ki sessizlik, biraz zorlasanız, gün ışıklarının ve çiçeklerin de sesini duyacak gibi olurdunuz. Arılar, bahar sinekleri ve daha bir sürü börtü böcek biraz sonra yavaş yavaş uyanır gelirdi yaşamaya. Dugguk kuşu, serinliğin ve ışıkların içinden devam ederdi müziğine: “Duugguk, duugguk, duugguk…” Yaylanın düzlüğü genişleyip bir evren olurdu o zaman. Müzik dalga dalga bütün vadiyi, ormanı, dağları sarardı. Duugguk, duugguk, duugguk!..

Bu bir çağrı mıydı, bir çeşit oyuna davet miydi? “Haydi çık; gün ışıklarına, çam kokusuna, otların yeşiline, çiğlere karış!” mı demek istiyordu? Niyeti ne olursa olsun, taze günü başlattığı, sabahları genişlettiği kesindi. Bense içime dolan sevinçle nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilemez, sesin yankısında düzlüğü arşınlar dururdum. Kuş, meçhul köşesinden kesik kesik “duugguk” dedikçe içim içime sığmaz; o sevinçle göklere yükselme, alıp başımı gitme arzusu duyardım.

 Kuşlar babası Pablo Neruda, bin kanat sesini duyurduğu Kuşlar Sanatı’nda, Pas Rengi Yakalı Papağan’a ‘minik müzisyen’ derdi. “minik müzisyen, serinliğin / tenoru, el değmemiş sabahın sahibi.” Siyah Çeneli iskete de ‘ilkbaharın kemanı’dır Neruda’nın dilinde. Dünyanın bütün kuşlarının birbirine benzer hünerleri olmalı. Benim, hakkında hiçbir şey bilmediğim, sadece bir nağmesiyle tanıdığım dugguk kuşum da, ‘serinliğin tenoru’ ve ‘ilkbaharın müzisyeni’ydi kuşkusuz. Bütün bahar seslerini kendinde toplayan bir orkestraydı, çocukluğumun ilk müziği… Yazık ki ben, müziğin yakalanamaz oluşundan habersizdim. Peşinden ne kadar koştum; çamlara, meşelerin arasına, kavaklara ne kadar baktımsa göremedim. Yakalamayı geçtim, bir ize dahi rastlamadım ondan. Ulaşılmaz bir yere saklanıp, oradan yaylanın sabah müziğini başlatıyor sonra toplanıp gidiyordu. Ne tür bir kuştu, şekli şemaili, tüylerinin rengi nasıldı, bunları hiçbir zaman öğrenemeyecektim. Sonraki zamanlarda, kendimce bir karakter biçtim ona. Şakacı bir kuş olmalıydı bu dugguk; dalgacı, kayıtsız, belki biraz safça, hatta rind meşrep. Hayatla dalgasını geçiyordu. İlk sabahtan çocukları uyandırıp eğlenceye çağırıyor, onların haline bakıp neşeleniyordu. İçinde bir kötülük, hele zararlı bir işi, hiç mi hiç yoktu, olamazdı.

Peşine düşüp soyunu sopunu araştırınca öğrendim ki, bizim dugguk bir Yörük kuşudur ve efsanesi boldur. Türkmenler, kendilerine “Yerleş!” emri verildiğinde, yaylalara çıkamaz, göç edemez olmuşlar. O yıllardan birinde yaz adamakıllı kurak, güz verimsiz geçer. Kış geldikte kar, boran, fırtına, yerde toprak, dalda yaprak komaz. Yörüklerin hayvanları soğuktan, açlıktan telef olur. Çıkıp gidemezler bir yana. Ardından bahar gelse de kâr etmez. Ne yurt ne yuva ne yaylak kalmıştır. Derler ki, Yörüğün kederinden dağlar yanar, sular kesilir, yer yarılır, hava kararır. Yörük yaratıcısına sığınır ‘‘Allah’ım” der, “beni bir kuşa çevir de uçup gideyim.’’ Dileği kabul edilir, dugguk kuşu oluverir. Başlar “duugguk, duugguk” diye ötmeye. “Ot yok, çöp yok, kalk göç, kalk git!” diyordur. Derler ki,  dugguk kuşu Yörüklerin canıdır. Kendileri gibi görürler onu. Müziğine ritim, baharına duygudur onların.

Dugguk’a şakacı ve rind deyişimi boşuna saymayın. Ne evi barkı, ne yuvası vardır. Bir yuva kurup yumurtlamaya, yumurta tutup yavru çıkarmaya vakti de tamahı da yoktur. Neslini sürdürmek için akla gelmez bir yol bulmuştur. Başka bir kuşun yuvasını gözüne kestirir ve dikkatle izler; anaç kuş yuvasından uzaklaşır uzaklaşmaz, hızlıca gidip bir yumurtasını o kuşun yumurtaları arasına bırakır. Fazlalığın fark edilmemesi için de kuşun yumurtalarından birini gagasıyla alarak yuvadan uzaklaşır. “Guguk kuşu, her yuvaya sadece bir yumurta bırakır ve işini şansa komaz.” der Yörükler; “Hangi kuşun yuvasına yumurta bırakacaksa, kendi yumurtasını, o kuşun yumurtasının renk ve desenine göre yumurtlar.”

O günlerde, sabah müziğinin “duugguk, duugguk” sesiyle ruhumu yıkadığı baharlarda onun bu marifetlerinden habersizdim elbette. Meğer Yörük kuşu dugguk, yoldaşlarıyla birlikte kona göçe yaşarken bir yuvacık kurmaya vakit bulamazmış. Tıpkı onlar gibi hayatı hafife alır, bir oyuna dönüştürürmüş. O sabah müzikleri de Yörük çocuklarını mutlu edip onların dünyasını genişletmek içinmiş.

“Onu dinlemeye geleceğim” dedim babama. Bunu gerçekten istiyordum. Fakat bu arzuya nasıl kapıldığımı, neden durup dururken eski bir kuş sesinin beni kendisine çağırdığını bilmiyordum. Vardığımda onu yerinde bulabileceğimden de emin değildim. Gitmek istiyordum ve bunu babama söylemiştim. O da kendisine biraz garip ve anlamsız da gelse onaylamış hatta memnuniyet duymuştu bundan. Birlikte dugguk dinlemeye gidecektik.

Gidemedik. Ben ağırdan aldım. Araya bin türlü meşguliyet girdi. Derken babamın hastalığı nüksetti. Hastane günleri sıklaştı. Artık ondan birbirimize söz edemez olduk. Babam yattı ve bir daha kalkamadı. O dağlara gideceğim kimse kalmadı. Başkasına söylesem, “Dugguk sesi dinlemek istiyorum, hadi yaylaya çıkalım” desem, anlayan olur muydu? Sanmam… Kim bir kuş sesi duymak için İstanbul’dan kalkıp Karıncalı dağlarına gitmeyi göze alır? Dugguk uzak bir hatıra olarak kaldı. O bir çocukluk sesidir artık, güneşli uykuları dağıtan neşeli sabah müziği.(www.zaman.com.tr)

 

TÜRK GOLFÜNÜN PARLAYAN YILDIZI HEMŞEHRİMİZ ALİ ALTUNTAŞ

Antalya Belekte yaşayan hemşehrimiz Niyazi Altuntaş’ın oğlu olan ALİ  ALTUNTAŞ “ TÜRK GOLFÜNÜN PARLAYAN TILDIZI “ olarak gösteriliyor.

Hemşehrisi ve akrabası olarak bu başarıyı gösteren ALİ ALTUNTAŞ’ı kutluyor,başarılarının devanını diliyoruz.
Ali Altuntaş, 1996 yılında Ankara’da doğdu. 14 yaşında golf oynamaya başladı. Dünya çapında katıldığı golf turnuvalarında ’En İyi Türk Golf Oyuncusu’ olarak yarıştı ve Türkiye’nin golf skoru rekorunu elinde tutuyor.

SÜTÇÜLER ÇETİN ŞENTÜRK İLKOKULU ÖĞRENCİLERİMİZ MİNİKLER BADMİNTON SPOR YARIŞMASINDAKİ BAŞARISI

Elif TÜRK, Elvin ZEYBEKOĞLU ISPARTA İL BİRİNCİSİ OLDU…

FERDİ İL BİRİNCİLİĞİ müsabakalarında İLK 3 SIRAYI da Çetin Şentürk öğrencilerimiz aldı.
1.Salih Emir ALTUNTAŞ
2.Tuğra MAZLUM
3.Nuri BOZ (Kaynak;Selim Müftüler)
www.sutculerimiz.com yazı ailesi olarak öğrencilerimizi öğretmenlerini kutlar,başarılar dileriz.

BADMİNTON SPORU NEDİR ?
Kaz tüyünden yapılma bir top ve raketle oynanan bir oyun olan Badminton, topun file üzerinden rakip alana atılması ve geri dönmesini sağlamak amacına dayanan bir spor dalıdır.

Badminton, kolayca öğrenilebilen, bay ve bayan, 7 yaşından 77 yaşına kadar bütün yaş grubunda insanların yapabildiği, ender sporlardandır. Şiddet içermemesi, oynaması ve seyredilmesinin zevkli olması nedeniyle, bayanların da büyük ilgisini çekmektedir. Tenis oyunları gurubundan olması nedeniyle rakipler arasında bir net(file) bulunur, dolayısıyla herkes kendine ayrılan sahada oynar, topu (tüytop) oldukça zararsızdır, böylece yaralanma veya sakatlanma riski en düşük etkinliklerdendir.

Her yaşta ve her performans düzeyinde oynanır ve zevk verir, kişiyi zorlamaz, aşırı yüklenmenin kötü sonuçları oluşmaz. Özellikle ayak hareketleriyle sahayı tutma ve hamleleriyle Türklerin ata sporu kılıç kullanmaya benzemektedir.

SÜTÇÜLERİN TURİSTLERİ

MEHMET ALİ POYRAZ

Bu anlattıklarım yaşanmış bir Sütçüler hikâyesidir.
Rahmetli Haydar Şavkan’ın Belediye Başkanı olduğu yıllarda bir gün bir zat çıka gelir Sütçülere. Belediye Başkanını makamında ziyaret eder. Soranlara da adının Mehmet Deren olduğunu söyler. Mehmet Deren kendisini Burdur/Bucaklı ve turizm organizatörü olarak tanıtır. Belediye Başkanı Rahmetli Haydar Şavkan’ı ziyaret ettiği esnada Sütçülerin bakir bir yer olduğunu ve buraya İskandinav ülkelerinden turist getirmek istediğini belirtir. İlk etapta 25 kişilik bir grubu getirebileceğini ne de olsa hemşeri sayılırız, benim de Sütçülerin kalkınmasına katkım olsun der. Belediye Başkanının heyecanlandığını gören Mehmet Deren, bunun daha başlangıç olduğunu ve her ay düzenli olarak onlarca hatta yüzlerce turisti g

Mehmet Ali Poyraz'ın Profil Fotoğrafı, Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Mehmet Ali Poyraz dahil, gülümseyen insanlar

etirebileceğini, Sütçülerin makûs talihinin turizmle canlanacağını ve Sütçülerin gelişmiş ilçeler seviyesine yükselebileceğini söyler. Yalnız gelecek olan turistler için otelin olup olmadığını sorar. Belediye Başkanı Haydar Şavkan o konunun sorun olmadığını belediye binasının üst katını boşaltır 25-30 kişinin kalabileceği yere dönüştürebiliriz der. Mehmet Deren hemen başlayalım o zaman der. Yeme içme işinin de Cafer Şafak’ın lokalinde olabileceği söylenince lokali görmek ister Mehmet Deren.Lokale hemen gidilir eksik gedik ne var ne yok diye bakılır.Lokaldeki tuvaletin alaturka olduğunu ve ecnebilerin bu tuvaleti kullanamayacaklarını belirtilir ve hemen alafranga tuvalet taşının konmasını ister.Hemen alafranga tuvalet yapılır.Bu esnada da Sütçüler Belediyesinin üst katı hemen boşaltılır, boya badana işleri yapılır, 30 kişilik yatak, yorgan, masa sandalye ve nevresim gibi malzemeler temin edilir. Belediye Başkanlığı konuyu esnafla paylaşır. Esnaf ve halk, evlerinin kapı ve çerçevelerini boyamaya başlar. Çarşının belli yerlerine sigara izmaritleri ve çöplerin atılması için çöp kutuları konur. Bu arada organizatör belediyenin sağladığı yerde yatıp kalkmakta, Cafer Şafak’ın lokalinde kahvaltı ve öğle yemeğini yemekte. Akşamları ise mükellef bir sofra da ağırlanmaktadır. Bu durum günlerce böyle devam etmektedir.
Bu arada halk ta heyecanlanmaktadır. Bu İskandinav ülkesi nerededir? Acaba hangi yabancı dili konuşmakta? Almanca mı, Fransızca mı yoksa Hollandaca mı? Kendi aralarında bir yol bulmaya çalışırlar. Bazıları çıkar der ki uluslar arası dil İngilizcedir. Buna göre hareket etmemi z gerekir der. Ve gün geçtikçe artık esnaf van dolar, tu dolar, tri dolar demeyi öğrenir. Bazen kendi aralarında bayanlar için misis erkekler için kullanılan hitap şekli olan mister kelimelerini kullanarak birbirlerini tiye alırlar.
Organizatör hedefine ulaşmak için yeni eksiklik daha belirler. Turistlerin rakı içmediklerini viski içtiklerini ve bu kadar viski Sütçülerde bulunabilir mi diye sorar. Sütçüler de değil Isparta da dahi bu kadar viskinin bulunamayacağı belirtilir. Organizatör ben size bu viskilerin temini konusunda yardımcı olayım der. Ankara da bu işleri yapan benim arkadaşlarım var. Oradan alıp gelelim. Turistler biran önce gelmek istiyorlar der. Cafer Şafak ‘a Ankara fikri cazip gelir. Arkadaşları ile bir Murat 124 arabaya binip Ankara ya giderler. Organizatör para hazır mı diye sorunca para yok derler. O zaman bu iş burada biter der organizatör. Oturup yeni bir durum değerlendirmesi yaparlar ve Ankara daki hemşeri kahvesine giderler. Orada projeyi anlatırlar ve gerekli olan 15 bin tl yi hemşerilerden toplarlar ve organizatöre verirler. Kızılay da bir iş hanı önünde dururlar. Organizatör –Siz burada bekleyin. Şu 4. katta oturuyor. Hem kendisiyle tanışın hem de malımızı alıp gidelim. Der. Cafer Şafak ve arkadaşları bir veya iki saat kadar beklerler.Ne gelen var dır ne de giden.Arabadan inip iş hanını kontrol ederler. Sorup soruştururlar oralarda. Ne böyle bir iş yapan vardır o iş hanında, ne de böyle birisi. Hanın iki kapısın vardır. Bir kapıdan giren Mehmet Deren diğer kapıdan çıkıp gitmiştir. Dolandırıldıklarını anlarlar. Cebeci deki hemşeri kahvesine tekrar giderler. Başlarından geçeni anlatırlar. Kahvedeki hemşerilerimiz ceplerine biraz harçlık koyar ve Sütçüler’e gönderirler. Sütçüler’e gelir gelmez hemen ilk iş olarak savcılığa suç duyurusunda bulunurlar. Bu şahıs altı ay sonra başka bir iş üzereyken emniyet tarafından yakalanıp adliyeye teslim edilir.

EDİTÖRÜN NOTU

Bu olay gerçektir ve ne yazık ki Sütçüler’imizde yaşanmıştır.Bu olayı kaleme alan MEHMET ALİ POYRAZ’a teşekkür ediyoruz.

Bu olayı değerlendirirken o günün (Geri kalmışlık,ulaşım,ilçenin memurlar için sürgün yeri olarak görülmesi,ilçenin turizmle kalkınabileceği düşünceleri vb.)şartları mutlaka dikkate alınmalıdır.

Koca Suudi Arabistan, Güven Partisi’ne döndü

Suudi AKoca Suudi Arabistan, Güven Partisi'ne döndü ile ilgili görsel sonucurabistan’da 4 bin kişilik “İskambil Şampiyona”sı, Müslüman dünyasında tepkilere neden oldu. Kabe İmamı da kumar oynayanlar arasında görüldü.

Suudi Arabistan’ın başkenti ve en büyük şehri Riyad’da, Arap Yarımadası bölgelerinde “baloot” oyunu olarak bilinen, “İskambil Şampiyonası” düzenlendi. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Amerika ziyaretinde Orta Doğu’yu yeni bir Avrupa yapacakları söylemişti. 4 bini aşkın yarışmacının katıldığı şampiyona, Müslüman dünyasından da tepki gösterildi. Apex Sergi ve Konferans Merkezinde düzenlenen şampiyonaya katılan 4 bin 112 kişi büyük ödül için yarıştı.

Dereceye girenlerden; birinciye 500 bin, ikinciye 250 bin, üçüncüye 150 bin, dördüncüye ise 100 bin Suudi Riyali verildi. Kutsal topraklarda düzen UUDİ ARABİSTAN KABE İMAMI DA KUMAR OYNUYOR

Suudi Arabistan’da ilk kez Kabe imamı olarak tayin olunan siyah tenli İmam Adil el Kelbanide İskambil Şampiyonasına katıldı. Kelbani’nin oyun masasında elinde kâğıtlarla fotoğraflarının sosyal medyada paylaşılması, “turnuvanın meşrulaştırılması” çabası şeklinde yorumlandı.

lenen iskambil turnuvası tepkileri de beraberinde getirdi. (www.odatv.com)

Isparta’da Gül Festivali 2018 Isparta Belediyesi’nin 2018 Gül Festivalinin Merkezi Keçiborlu ilçesine bağlı Ardıçlı köyü olacak.

2018 Gül Festival ile ilgili görsel sonucuIsparta Belediyesi’nin 2018 Gül Festivalinin Merkezi Keçiborlu ilçesine bağlı Ardıçlı köyü olacak. Havaların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi sonucu Burdur Gölü kenarında bulunan Ardıçlı köyündeki gül bahçelerinde çiçekler erken açtı. Ardıçlı Köyü’ndeki gül üreticileri her yıl erken başlayan gül çiçeği hasadını bu yıl birde festival coşkusuylgerçekleştirecekler.

Konuyla ilgili Isparta Belediyesi kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Keçiborlu’ya bağlı Ardıçlı köyünde sosyal faaliyetlerin artılırılması ve Gül Hasat sezonunun daha coşkulu geçmesi için Ardıçlı köyünde festival kapsamında gerekli düzenin alınarak çok sayıda yerli yabancı turisti bölgeye çekeceklerini, bölgeyi Kuyucak gibi Cazibe merkezi haline getirmek için çalışmalar yapacaklarını ifade ettiler.

ISPARTA MERKEZİNDE DE KONSERLER VE SATIŞ ALANLARI PLANLANIYOR. Her Gül Festivalinde olduğu gibi bu yılki gül festivalinde de Çeşitli sanatçıların konserleri ve yerel esnafın satış standlarının oluşturulması planlanıyor.

GÜNAYDIN, ULUSLARARASI BİR FESTİVAL OLSUN İSTİYORUM Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Mayıs ayında yapılması planlanan Gül Festivali ve Fuarı için İran ve Japonya gibi ülkelerde üretim yapan firmaların davet edileceğini söyledi. Uluslararası fuar organizasyonunun kolay bir iş olmadığını dile getiren Günaydın, Isparta’daki firmaların da bu işe katkı sunmaları gerektiğini vurguladı. Isparta Belediyesi 2018 yılı gül mevsiminde Isparta gülünü dünyaya tanıtma noktasında fuar organizasyonuna hazırlanıyor. Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Mayıs ayında yapılma ihtimali yüksek fuar organizasyonuyla ilgili son gelişmeleri anlattı. Festivalin uluslararası nitelikte düzenleneceğini aktaran Başkan Günaydın, İran ve Japonya gibi ülkelerde üretim yapan firmaların fuara davet edileceğini açıkladı. Başkan Günaydın gül ve kozmetik ürünlerinin kalitesinin analizi için akredite laboratuvarının hayata geçirilmesiyle Isparta ekonomisine büyük katkı sunulacağını söyledi.

(Kaynak;Haber32 )

ÖRNEK PROJE SÜTÇÜLER HİDROELEKTRİK SANTRALI

1992 ÖRNEK PROJE SÜTÇÜLER HÄ°DROELEKTRÄ°K SANTRALI ile ilgili görsel sonucuyılında başlanan Sütçüler Hidroelektrik Santral projesi 1998 yılında tamamlanarak üretime başlamıştır.

18.06.1998 yılında dönemin Başbakanı Tansu Çiller tarafından resmi açılışı yapılarak üretime başlayan santral ülkemiz açısından iki önemli hedef yolunda mihenk taşı olmuştur.
Sütçüler Hidroelektrik Santralinin Türkiye’nin ilk yap-işlet devret modellerinden birisi olması, bu yönüyle o yıllarda rol model olması, örnek bir çalışma olmasıson derece önemliydi. İnanmış Sütçüler halkının bir araya gelerek bu projeyi başarmış olması daha da önemliydi.
Her yönüyle başarılara örnek olan santral bugüne kadar 146.785.760 kilovat saat enerji üreterek halkın kullanımına sunmuş ve milli ekonomiye büyük katkı sağlamıştır.
Sütçüler Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi bünyesinde Değirmendere mevkiinde üretimine devam eden santralin teknik özellikleri;
Kurulu güç; 2.2 megavat
Türbin adedi; 2
Günlük enerji üretim kapasitesi; 53.500 kilovat/saat (11 bin kişinin günlük enerji ihtiyacı)
Suyun debisi; 2.50 metreküp/saniye
Düşü; 110,85 metre
Cebri boru boyu; 525 metre
İstihdam sayısı; 11 kişi

SÜTÇÜLER HES, BİNBİR MEŞAKKATİN ESERİDİR
Sütçüler Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin meşakkatli, hüzünlü ve başarılarla dolu kuruluş hikayesini anlatan Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Bilgi, 1987 yılında 16 kişi tarafından kurulan Sütçüler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin santralin kurulmasında büyük emekleri olduğunu söyledi.
16 kişilik dernek yönetimi içersinde bulunan Ahmet Bey uzun süreçlerden geçen santral hikayesini şöyle anlattı;
“1987 yılında derneği kurmamızdaki amacımız İstanbul, Ankara ve Antalya gibi mega kentlerde yaşayan Sütçülerlileri bir araya getirerek dayanışmayı, kaynaşmayı sağlamaktı. Bu doğrultuda birlik-beraberlik geceleri düzenlemeye başladık. Yaptığımız çalışmaları daha da etkinleştirmek için dernek olarak 1990 yılında ilk olarak dut ve pekmez festivalini düzenledik. Belediyemizin öncülüğünde 26’cısı bu sene düzenlenen festival bugün bütün Sütçülerlileri bir araya getiren bir görevi yerine getirmektedir. İkinci kuşak ve hatta üçüncü kuşak nesiller bu festival sayesinde bir araya gelerek tanışmakta, kaynaşmaktadır.
80’li yılların sonunda şu an santralin su kaynağını teşkil eden Yeşildere su kaynağında Devlet Su İşleri tarafından periyodik ölçümleri yapılarak yıllarca boşa akan bu suyun değerlendirilmesi fikri ortaya çıkmıştı. Sonunda bizde dernek olarak bu suyun değerlendirilmesi gerektiğine karar verdik.

%50 ÖZSERMAYE, %50 KREDİ ŞEKLİNDE YOLA ÇIKTIK
Rahmetli inşaat mühendisi Halil Yıldız tarafından santral yapılması fikri ortaya çıktı. Sütçüler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin öncülüğünde bir çalışma başlatıldı ve santral kurmak için üye kayıtlarına başlandı. İstanbul ve Ankara’da semt-semt toplantılar yapılarak santral projesi halka anlatıldı. İlk etapta 332 Sütçülerli üye olarak işe başlandı. %50 öz sermaye, geri kalan %50’side geri ödemeli kredi şeklinde 1992 yılında yola çıktık. Toplanan parayla su kaynağından itibaren bin metrelik beton kanalları inşa ettik. 1.5 metre genişliğinde 2.20 metre yüksekliğinde bin metrelik beton kanal inşa ettik.

İSTEDİĞİNİZ BİR AVUÇ PARA, HEMEN VERİLSİN
Bizim ortaya koyduğumuz %50 sermaye ancak buraya kadar yetti ve geri kalan %50’lik kısmı için devletimize müracaat ettik.Geri ödemeli kredi için ilgili yerlere müracaatımızı yaptık. Ancak devletin bize taahhüt ettiği krediyi bizden kaynaklı olmayan bazı sebeplerden dolayı alamadık. Durum böyle olunca işi siyaseten çözmeye karar verdik ve hemşerimiz merhum Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’in yanına heyet olarak gittik. Cumhurbaşkanımız bu girişimi büyük bir memnuniyetle karşıladı ve devletin yapamadığını siz halk olarak yapmaya çalışıyorsunuz diyerek bizleri onere etti, güç verdi. Sizin istediğiniz bir avuç para diyerek ilgili kurumlara talimat verdi.

ANKARA KAZAN BİZ KEPÇE GENEL MÜDÜRLÜK ARADIK
Ancak gel gelelim o yıllardaki bürokratik işlemler, birbirinden kopuk bürokratik yapı nedeniyle kredi için bütün başvurularımıza, gayretlerimize rağmen bir sonuç alamadık. Öyle ki o yıllarda bizim işimizi yap-işlet genel müdürlüğünün çözeceğini söylediler. Ankara kazan, biz kepçe iki gün o genel müdürlüğü aradık. Sonunda öyle bir genel müdürlüğün olmadığını öğrendik. Halimize ağlar mısın, güler misin misali devletten ümidimizi kestik ve başımızın çaresine bakmaya karar verdik. Tabi bu tirajı komik süreçler santralin yapımını uzattı.

720 İNANMIŞ SÜTÇÜLERLİ BAŞARDI
Eksik sermayeyi tamamlamak için hemşerilerimize müracaat ettik. Üye sayısını 720’ye çıkararak biraz kaynak sağladık. O da yeterli olmayınca bendedahil olmak üzere ekonomik durumu iyi olan 25 ortağımız 36 adet gayrimenkulümüzü teminat göstererek özel bir bankadan 2,5 milyon dolar kredi aldık. Bu krediyle en nihayetindetesisi tamamladık. Şu an geriye dönüp baktığımızda iyi ki biz bu işi yaptık diyorum. Bu santral inanmış 720 Sütçülerlilerin eseridir. Her yönüyle devlet ve millet adına faydalı bir eser olmuştur.
Santralin kuruluş aşamasından itibaren Sütçüler Eğitim Kültür Vakfına yaklaşık %4’lük hisseyle ortak ettik ve oradan elde edilen gelir ile Sütçülerli öğrencilere burs sağladık. Ayrıca imkanı kısıtlı olan Sütçülerli hemşerilerimize vakıf kanalıyla sosyal yardımlarda bulunduk.”

Kaynak: Isparta Akdeniz Gazetesi

SÜTÇÜLER ENERJİ AŞ. ORTAKLARIMIZA DUYURU

SütçülÄ°lgili resimer hes 01 Ekim 2016 Tarihli Genel Kurul Toplantısında,yaklaşmakta olan işletme dönemi sonunda da işletmeye devam edilmesi isteği belirtildi.Sayın Ahmet Ergüven , Rıdvan Ertan ve diğer bazı hemşehrilerimiz bunun üzerinde durdular.Bunun eninde sonunda bir para gerektireceği ve santral değerinin 2 milyon dolar civarında olabileceği belirlendi.Bunun bir kısmının devletten olan alacaklarımızın mahsubu ve işletme dönemi sonunda Şirket mevcutlarında kalması beklenebilecek 700-750,000.-TL ile karşılanabileceği yönetime belirtildi ve kalan büyük meblanın ortaklarca karşılanması gerekeceği tespit edildi.Yn.krl.Bşk Mustafa Özsüt 50,000 dolarlık pay alabilecek en az 20 ortağın kendilerini yazdırmasını istedi.Sadece Sayın Mahmut Bilgiç ve Ümmühan Doğankaya taahhütte bulunabileceğini belirtti.Görüşmeler sonunda, bu meblanın toplanmasının mümkün olmadığı tespit edilmiş oldu. Yani, konu yönetim ve bir iki hemşehrinin altından kalkabileceği bir şey değildi.

Durum böyle belirlenmiş olmasına rağmen,özelleştirme ihalesi çıkınca , konu tekrar detaylı olarak ele alındı. Bizi etkileyen su rejimleri sebebiyle üretim azalırken Türkiye elektrik üretim artışı nedeniyle enerji fiyatların çok düştüğü, ihaleye girilse bile 5 milyon tl üzeri bir bedelin karlı olmayacağı tespit edildi.Bu fiyat ihale psikolejisinde çok kolay aşılacak bir rakam olduğundan ve idare sözleşmesi haklarımızı çiğneyerek özelleştirmeye gitmesine dava açmış olduğumuzdan (yani hem ağlar hem yapar durumuna düşmemek için)ihaleye girmeme kararı verdik.Nitekim,ihalede 8,620,000.-TL riski fiyat çıktı!

İşletme dönemi sonunda (bu yaz sonu ) personel kıdem tazminatları ödendikten sonra kalan paralarımızın ortaklara dağıtılması planlanmıştır.Ayrıca, idareden olan alacaklarımız vardır.Sulh yoluyla tahsili için son gayretler yapılmaktadır.Olmazsa dava konusu olacaktır.Dava konusu olsa dahi, tüm teknik,hukiki,idari alt yapı profesyonel biçimde hazırlanmış durumdadır.

Yönetim Kurulu

Sakin Şehir Eğirdir’e 1000 fidan dikilecek

Çevre e Koruma Dergisi ile Eğirdir Belediyesi işbirliğinde, Sakin Şehir Eğirdir’e 1000 adet Toros Sedir fidanı dikimi gerçekleştirilecek.

Bir ağaç 1 hayat, 1 orman bin hayat, Bir Fidan Bir Öğrenci, Ağaç Yoksa Hayat Yoktur, Sağlıklı Yaşam İçin Sağlıklı Çevre gibi sloganlarla bugüne kadar bir çok il ve ilçede belediyeler ile işbirliği içerisinde ağaç dikim kampanyaları düzenleyen ÇEVKOR Çevre Koruma Dergisi, Nisan ayında Eğirdir Belediyesi işbirliği ile sakin şehirde ağaç dikimi organizasyonu düzenliyor.

Sağlıklı Yaşam İçin Sağlıklı Çevre adlı ağaç dikim kampanyası kapsamına boyları 1 ve 1,5 metre arasında değişen toros sedirleri 26 Nisan 2018 tarihinde saat 14.00’de Eğirdir Sekibağ Mahallesi’nde toprakla buluşturulacak.(www.egirdirakingaztesi.com)

Kara Havacılık Okulu yakında Isparta’da olacak

tanıtımı ve ekonomisi için önemli katkılar ve prestij sağlayacak olan Kara Havacılık okulu yakında Isparta’da olacak.

Kara Havacılık Okulu yakında Isparta’da olacak

Isparta’nın tanıtımı ve ekonomisi için önemli katkılar ve prestij sağlayacak olan Kara Havacılık okulu yakında Isparta’da olacak.

AK Parti Isparta milletvekili Said YÜCE, Kara Havacılık Okulu Komutanı Tuğgeneral Osman Dirmencioğlu’nu makamında ziyaret ederek taşınma ile ilgili bilgi aldı.

AK Parti Isparta Milletvekili Said YÜCE,  Tuğgeneral Osman Dirmencioğlu’nu ziyaretinde Ordumuzun imkan ve kabiliyetlerinin gurur verici olduğunu belirterek “Kahraman ordumuzun değerli mensuplarının inanç ve yeterliliklerini yerinde görmek, düşmanca yaklaşımlara ve her türlü terörist faaliyete karşı çok üstün bir mukabele gücüne ve yeteneğe sahip olduğuna şahit olmak gerçekten iftihar edilecek bir durum.” dedi.

AK Parti Isparta Milletvekili Said YÜCE,  Kara Havacılık Okulu’nun Mayıs ayında inşaatların birinci etabının teslim edilmesinin ardından Isparta’ya taşınma işlemlerinin başlatılacağını bildirdi. Milletvekili YÜCE, Kara Havacılık Okulu’nun Keçiborlu ilçesinde Süleyman Demirel Havaalanı yakınına taşınması ile birlikte, askeri personel için 1500 konutluk bir projenin de start alacağını söyledi. YÜCE, “Başlangıçta 2 bin askeri personel Isparta’ya yerleşecek. Bu 5 yıl içinde 5 bin personele yükselecek. Ayrıca yılda binden fazla askeri personele eğitim veren Kara Havacılık Okulu, çeşitli anlaşmalar kapsamında yabancı askeri personeli de eğitiyor. Dost ve müttefik ülkelerin askerleri de burada eğitime tabi tutuluyor. Bu çerçevede dünyanın her yerinden Birleşik Arap Emirlikleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Pakistan, Afganistan, Ürdün ve Bosna gibi ülkelerden, Afrika ülkelerinden askerlere eğitim veriliyor. Bu Isparta’nın tanıtımı ve ekonomisi için büyük bir kazanç sağlayacaktır” dedi.(Kaynak;www.egirdirakingazetesi.com)

ÇETİN ŞENTÜRK İLK OKULU ÖĞRENCİLERİMİZ İL BİRİNCİSİ OLDU

Isparta’da düzenlenen Okullar Arası Badminton müsabakasında İlçemiz Çetinşentürk İlköğretim Okulu öğrencilerimiz Minikler Müsabakasında İl Birincisi olarak kupayı kaldırdılar.Ferdi müsabakalarda ise yine ilk üç sırayı kimseye kaptırmayan yavrularımız büyük bir başarıya imza attılar.

Takım müsabakası öğrencilerimiz;Metehan YILDIRIM ,Umut GÜL,Elif TÜRK,Elvin ZEYBEKOĞLU

Ferdi oyunlarda sıralama ise;1.Salih Emir ALTUNTAŞ 2. Tuğra MAZLUM 3. Nuri BOZ

Okul Aile Birliği Başkanı olarak öğrencilerimizi ve başta Antrenör hocaları kıymetli Buse ELÇİN ve Yasin ELÇİN olmak üzere tüm öğretmenlerimizi canı gönülden tebrik ediyor başarıların devamını diliyoruz(.Alıntıdır)

Eğirdir Garı Restore edilecek Ulusal Kurtuluş Savaşında sağladığı lojistik destekle Batı Cephesini ayakta tutan mekanlardan biri olan Eğirdir Tarihi Tren Garı restore edilecek.

Eğirdir Garı' ile ilgili görsel sonucuKültürel ve hatta kentsel izler taşıyan, tescilli Tarihsel kültür varlığı ve koruma kapsamında bulunan Eğirdir Garı’ndaki tüm binaların Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon Projeleri hazırlanacak. TCDD 7 Bölge Müdürlüğü Eğirdir ve Kuleönü Gar Sahasında Bulunan Tüm Binaların Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon Projelerinin Hazırlanması hizmet alımı işi ihaleye çıktı. İhale 17.04.2018 tarihinde saat 14:30’da TCDD. 7. Bölge Müdürlüğü Eğitim ve Toplantı Salonu Ali Çetinkaya Mah. GAR/AFYONKARAHİSAR’da yapılacak. T.C Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü TCDD. 7. Bölge Müdürlüğü Satın Alma Ve Stok Kontrol Servis Müdürlüğü Tarafından verilen ihale ilanında; Eğirdir ve Kuleönü Gar sahalarında bulunan tüm binaların (ekli liste muhteviyatı 11+7 adet-359.827,67 M2 + 227.030,00 M2) rölöve, restitüsyon, restorasyon projelerinin hazırlanması hizmet alımı işinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edileceği bildirildi.

İzmir-Aydın Demiryolu’nun son istasyonu olan Eğirdir Garı, 1914 yılından itibaren yaklaşık 90 yıl boyunca bölge insanına yük ve insan taşımacılığı hizmeti verdi. Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında istasyona nakledilen cephane ve mühimmatlar, Eğirdir Gölü üzerinden teknelerle Batı Cephesi’ne hayati destek sağladı. Ancak Göller Bölgesi’nin simge istasyonlarından biri olan ve pek çok filme mekan olan Eğirdir İstasyonu, 2001 yılında kapatıldı. Kurtuluş Savaşı’nda önemli bir işleve sahip olan Eğirdir İstasyonu ve çevresindeki yapılar, 2009 yılında özelleştirme tahtasına konularak satışa çıkarılan 25 istasyonun arasında bulunuyordu. Eğirdir Garı arazisi 2011 yılında Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla özelleştirme kapsamına alınmış 2014 yılında ise satışa çıkarılmıştı. Eğirdirlilerin tepkisini çeken satış kararının ardından tarihi istasyonda eylemler yapılmış, bölgenin yapılaşmaya açılmaması için tepkiler dile getirilmişti. Tepkiler sonucu bu satıştan vazgeçilmişti.

(Kaynak;Haber32 )

Editörün Notu;

Bu tren yolu ve bu Eğirdir garı bizler yani Sütçüler’li hemşehrilermiz için çok önem taşımaktadır.

Yıllar önce karayolları bu kadar gelişmediği için yolculukların trenle yapıldığı zamanda Sütçüler’imizden gurbete,gurbetten sılaya yaptığımız yolculuklarımızda kullandığımız araç sadece trendi.Gerek gidişlerde ve gerekse dönüşlerde kullandığımız istasyon ise şehir merkezinden faytonlarla ulaştığımız EĞİRDİR tren istasyonu idi.

Bu bakımdan Eğirdir tren istasyonu bizler için de çok değerlidir,bu tren istasyonu belli bir yaşın üzerindeki hemşehrilerimizin hatıraları ile dop doludur.

Yaşama bağlanıyoruz, yaparak öğreniyoruz” projesi fidan dikme etkinliği ile devam etti

eğirdir Kaymakamlığı ve Eğirdir Gençlik Hizmetleri Spor Ä°lçe Müdürlüğü tarafından Teknoloji Bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla hazırlanan "Yaşama bağlanıyoruz, yaparak öğreniyoruz" projes ile ilgili görsel sonucuEğirdir Kaymakamlığı ve Eğirdir Gençlik Hizmetleri Spor İlçe Müdürlüğü tarafından Teknoloji Bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla hazırlanan “Yaşama bağlanıyoruz, yaparak öğreniyoruz” projesi  kapsamında gerçekleştirilen Fidan Dikme etkinliği gerçekleştirildi.

Eğirdir Orman İşletme Müdürlüğünün organizasyonuyla, fidanlar toprakla buluşturuldu. Eğirdir Kaymakamı Abdullah Akdaş, Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanı Tuğgeneral Ömer Faruk Bozdemir, Eğirdir Belediye Başkanı Ömer Şengöl , Hakim Cihat Ateş, daire amirleri ve projeye katılan 61 aile ile birlikte yaklaşık 300 hemşehrimizin katıldığı etkinlikte fidan dikimi yapılarak ormanların önemini vurgulandı.

Etkinliğin sonunda katılımcılara Katılım Belgesi verildi.(www.egirdirakingazetesi.com)

Bu Fotoğraf Bugün Isparta’da Çekildi

Isparta’da Kar YağışıIsparta’da dün akşamdan bu yana etkili olan sağanak, sabah saatlerinden itibaren yüksek kesimlerde kar yağışına dönüştü. Isparta-Afyonkarahisar karayolu üzerindeki Dedeçam rampaları bölgesinde etkisini gösteren kar yağışı nedeniyle çalışma başlatıldı.

Isparta-Afyonkarahisar karayolu üzerindeki Dedeçam rampaları mevkiinde sabah saatlerinden itibaren kar yağışı etkili oldu. Isparta Emniyeti Bölge Trafik ve Denetleme Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerin herhangi bir kaza yaşanmaması için çalıştığı bölgede, Karayolları ekiplerinin de kar küreme çalışması yaptığı öğrenildi.

Kar yağışının etkili olduğu Isparta’nın Keçiborlu ilçesini Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesine bağlayan yol güzergahındaki Dedeçam bölgesinde, şu ana kadar herhangi bir kaza yaşanmadığı ve gerekli çalışmaların sürdüğü öğrenildi.(www.ajas32.com)

İşte Isparta’nın Kültürel Mirası!

'Isparta Evleri'' ile ilgili görsel sonucuSDÜ Yayınlarında ”Isparta Evleri” ve ”Isparta Tarihi Kent Merkezi İçin Sağlıklaştırma Önerisi” başlıklı 2 belgesel kitap yayınlandı. Her iki eserde ”paha biçilemez kültürel mirasın” daha fazla tahribata uğramadan koruma altına alınmasına yönelik yol haritası sunuyor.

SDÜ Rektörü Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı: ”Anıt bölgelerin korunması için iki prestij kitap hazırladık. 30 yıl emek verilen bu eserlerin fayda sağlayacağını, dinamikleri harekete geçireceğini umut ediyorum. Çok heyecan duyuyorum.”

Doç. Dr. Doğan Demirci: ”150 yıllık eserler var. Mülkiyet sorunları sağlıklı bir şekilde çözülmeli. Hak sahipleri için evlerin onarımı, restorasyonu için yardımcı olunmalı. Bir politika oluşturulmalı. Bu bir kültür hazinesidir. Kent belleğidir. Gelecek kuşaklara aktarılmalı. Yok oluş durdurulmalı.”

”KORUNAN ALANLAR ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATILSIN”

Restoratör Yüksek Mimar Duygu Köse: ”Araştırma yaparken dâhi evlerin yandığına; yıkıldığına tanık oldum. Yaşananlar çok hazin. 372 yapıyı inceledim. Tescil edilebilecek yeni yapılar tespit ettim. Yeni öneriler sundum. Korunan alanlar kontrollü şekilde araç trafiğine kapatılmalıdır.

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Yayınları, Isparta kent belleği ve kültürel hazinesi için çok önemli iki belgesel kitap bastı. Çelebiler Mahallesi’nde yoğunlaşan; Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden gelen tarihi yapıların belgelendirilmesi, korunması, gelecek nesillere aktarılması için bir dizi reform önerilerinin bulunduğu, fotoğraf ve haritalarla desteklenen eserler dün düzenlenen lansman ile kamuoyuna açıldı.Lansmana Rektör Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı, SDÜ Eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Lütfü Çakmakçı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Ali Dulupçu, akademisyenler ve basın mensupları katıldı. 

”ANIT BÖLGELER CANLANDIRILMALI”

SDÜ Yayınları’ndan çıkan bu iki eserin anıt bölgelerin tekrar canlanması, sağlıklaştırılması, korunması ve gelecek kuşaklara kültür hazineleri olarak aktarılması bakımından çok değerli olduğuna işaret eden SDÜ Rektörü Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı ”Geçmiş ile bağlarını koparanın geleceği de olmaz. Bu açıdan Isparta medeniyetinden izler taşıyan anıt bölgelerin korunması gerekiyor. Sağlıklaştırılması gerekiyor. Gelecek kuşaklara aktarılması gerekiyor. Sanat Tarihçisi Doç. Dr. Doğan Demirci’nin ortalama 35 yıllık bilimsel çerçeveye oturtulmuş bu çalışması o açıdan çok değerlidir. Yine Restoratör Yüksek Mimar ve Araştırma Görevlisi Duygu Köse’nin on yıla uzanan saha çalışmalarını bilimsel bir disiplinde kaleme alması; sağlıklaştırma ve yeni alanların koruma altına alınma önerileri çok değerlidir. Bu eserlerin koruma ve gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılması bağlamında artı değer ve fayda üreteceğine dair umudum var. Çok heyecanlıyım” diye konuştu.(Kaynak;www.ajans32.com)

TURİZM VE TANITIM SEFERBERLİĞİ

Birçok turizm aktivitesi seçeneğiyle öne çıkan Isparta’da son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda ziyaretçi sayısında düzenli bir artış yakalandı. Çok sayıda yerli ve yabancı turistin gezi rotasına dahil olan Isparta’da özellikle gül ve lavanta tüm dünyanın dikkatini çekmeyi başarıyor.

TÜRSAB ETKİSİ

Görev yaptığı yerlerde özellikle turizm çalışmalarıyla da başarıyı yakalayan Vali Şehmus Günaydın Isparta’da da bu başarısını sürdürüyor. Vali Günaydın göreve başlamasının ardından TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acentaları Birliği) yönetim kurulu üyelerini Isparta’ya davet ederek gül ve lavantayı tanıtmış, ardındanda önde gelen bir çok seyahat acetası yurt içi turlarına Isparta gül ve lavanta turunu da dahil etmişti.

GÜNEY KORE ATAĞI

Gül ve lavantaya büyük ilgi gösteren Uzakdoğulu turistlerin ilgisini arıttıracak bir gelişme daha yaşandı. Vali Şehmus Günaydın ve Seul Büyükelçisi Ersin Erçin’in girişimleri sonucunda THY (Türk Hava Yolları) sponsorluğunda, Güney Kore’nin seçkin gazeteci ve seyahat dergisi yazarlarından oluşan 20 kişilik basın heyeti 11-15 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek gül festivalinde ağırlanacak.

THY SPONSOR OLDU Konuyla ilgili bir değerlendirme yapan Vali Şehmus Günaydın, Isparta’nın turizm konusunda büyük bir potansiyele sahip olduğunu ve bunun ekonomik değer olarak da Isparta’ya katkı sağlaması için çalışmalarına aralıksız olarak devam ettiklerini belirtti. Vali Günaydın ayrıca 2018 yılında gül ve lavanta için 1 Milyon ziyaretçi hedeflediklerini söyleyerek, Güney Koreli gazetecilerin ziyareti için destek veren Dışişleri Bakanlığı’na, Seul Büyükelçisi Ersin Erçin’e ve Türk Hava Yolları’na teşekkür etti.

OTELLERDE DOLULUK ÜST SEVİYEDE

Isparta’da faaliyet gösteren otel yöneticileriyle yapılan görüşmede de Mayıs ayından başlayarak Temmuz ayı sonuna kadar üst seviyelerde doluluk yaşandığı belirtilerek, 2018 yılında önceki yıllara göre ziyaretçi sayısında büyük artış olduğu kaydedildi.

(Kaynak;Haber32.com.tr)

DEMİREL’İN ANIT MEZARI

Anıtkabir’den sonra ikinci büyük anıt mezar olacak, 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in anıt mezarının inşaatı sürüyor. İnşaatın yüzde 50’sinden fazlası tamamlanırken, anıt mezarın Haziran ayı sonuna bitirilmesi hedefleniyor. Anıt mezar projesi merhum Demirel’e ait sembollerden oluşuyor.

Kaynak : www.haber32.com

 

 

 

 

 

SDÜ’lü Kaşifler! “Nerede Kalmıştık?”

”Keşif Isparta” 2018 yılı bahar dönemi seyahatleri, 153 tür kuş; endemik- çok nadir, ıtrî- tıbbi ve aromatik yüzlerce bitki; kızılçam, karaçam, meşe, toros göknarı olmak üzere önemli orman varlığına sahip Kovada Millî Parkı ile başladı.

Öğrenciler, rota üzerinde yer alan Eğirdir Gölü’nün eşsiz enginliğinde baharın kokusunu ve renklerini yaşadılar. Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı suyu havzası olan Eğirdir Gölü’nün kıyı kenar çizgisinde gün içerisinde ”7 Renk” alan doğayı izlediler. ”Keşif Isparta” projesine dâhil olan SDÜ öğrencileri ilk önce Kovada Gölü Millî Parkı’nda, 30 dakika süren 1.5 kilometrelik rotada ”doğa yürüyüşü” etkinliği gerçekleştirdiler. Doğa Koruma ve Millî Parklar VI. Bölge Müdürlüğü’nün açtığı Doğa Müzesi’ni gezdiler. Türkiye’nin korunan alanları statüsünde olan Kovada Gölü Millî Parkı’nın habitatı hakkında bilgi edinen öğrenciler, yüksek oksijen, yeşil, mavi ve yaban hayatının sesleri, renkleri, kokuları, tatları içerisinde güzel ve sağlıklı bir vakit geçirdiler. Kovada Gölü Millî Parkı, ıtrî, tıbbi ve aromatik bitki açısından da Türkiye’nin en önemli korunan alanları arasında yer alıyor.

”Keşif Isparta”nın ikinci durağı Sütçüler sınırları içerisinde yer alan Yazılı Kanyon Tabiat Parkı oldu. Yazılı Kanyon, 12 endemik bitki türünün yaşam alanı. SDÜ öğrencileri, işte bu nadide coğrafyada doğa yürüyüşü gerçekleştirdi. Bitkileri, yaban hayatını gözlemledi.

Keşif Isparta” projesinin Pazar günkü durağı ise Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi oldu. Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi’nde incelemelerde bulunan öğrenciler, 17 bin m2 yerleşkede 6 bin m2 kapalı alanı olan ve Türkiye’nin yakın tarihinin tanığı 6 milyon 400 bin objenin sergilendiği müze hakkında bilgi aldı. Yarım yüzyılı aşkın zamana damga vuran, tanıklık eden belge ve objelerin herkesin faydalanmasına açık olan müzede, 8 bin eşya, 6 bin fotoğraf ve video, 126 bin fotoğraf yer alıyor. Giyim, kuşam, halı ve kilimden oluşan 500 obje sergileniyor. Müzede 42 bin gazete ve dergiden oluşan süreli yayın ve 46 bin kitap mevcut. Müzede toplamda 6 milyon 400 bin parça obje bulunuyor.

Doğal güzelliklerin ve geçmiş uygarlıkların izini süren SDÜ öğrencileri “Keşif Isparta” hakkında duygu ve düşüncelerini şöyle paylaştılar:

“Keşif Isparta öğrenciler için çok güzel bir etkinlik.Hiçbir maliyet ödemeden Isparta tabiatını, gezilecek yerlerini öğreniyoruz. Bilinmeyen güzelliklerini görme fırsatı sunduğu için SDÜ’ye çok teşekkür ediyorum.”

“Bu gezi beni çok mutlu etti, çünkü farklı yerler gördüm. Kovada, Yazılı Kanyonda farklı ağaç ve kayalar gördüm benim için bu çok önemli. Bu fırsatı sunduğu için SDÜ’ye teşekkür ediyorum.”

“Keşif Isparta ile göller diyarını, doğasını tanıyoruz. Buradan gittikten sonra buradaki sıcak ortamı çok özleyeceğim.” (w3sduedu.tr)

T E B R İ K L E R    SEMA ÇALIŞKAN

T E B R İ K L E R    SEMA ÇALIŞKAN

Romanya’da gerçekleştirilen U22 Avrupa Boks Şampiyonası’nda 64 kilogram sıkletinde katılan Adnan Menderes Üniversitesi BESYO öğrencisi Milli Boksör Sema Çalışkan Avrupa 2’ncisi olarak gümüş madalyanın sahibi oldu ve bayrağımızı göndere çektirdi.  ?? ??
Tebrikler (Alıntıdır)

HELAL OLSUN GENÇLERİMİZE ADIM ADIM SÜPER AMATÖR LİGE ŞAMPİYONLUK YOLUNDA BİR ENGELİ DAHA AŞTILAR IYAŞSPOR:2 SÜTÇÜLERSPOR:3

ilk yarısını geride kapattığımız kalecimizin panterleştiği Veli hocamızın hatrick yaptığı hakem kararlarının ortamı gerdiği mücadelede galibiyeti getiren golümüz uzatmanın son saniyesinde geldi.Karşılaşma sonrası bşk mustafa üstün gökçay da ziyafet verdi üzerine hemşerimiz Arif günay dan rumeli tatlısı ikram geldi.Daha öncede orman işletme müdürümüz fahri bey galibiyet primi vermişti..Gökçayda başlayan galibiyet kutlaması Sütçüler de tavan yapması bekleniyor.TEBRİKLEEEEEEER (RIDVAN ERTAN )

Yaşanmış Memleket Hikayeleri: SÜTÇÜLER İÇİN KİM NE DEDİ

RIDVAN ERTAN
(Buradaki ifadeler tamamen kişiseldir kendilerini bağlar.Yorumsuz paylaşıyorum..)
*Pavlu nun akdudları meşhurdur Cebel denilen azim dağlar arasında yaşayanlar ol duddan lezizi latif pekmezler yaparlar..Katip Çelebi-Cihannuma (Dünyanın aynası) Cilt 2 sayfa 639
*Şairin:Bir yer düşünüyorum yemyeşil bilemem neresinde yurdumun..’’mısralarında özlemleyipte hayallerinde düşlediği yer belki de SÜTÇÜLER
*SÜTÇÜLER denilince bizim aklımıza hemen iki isim gelir.Bir yanda doğup büyüdüğümüz ilçemizin adı.Diğer yanda da Osmanlı Döneminden beri geçim kaynağımız olan Sütçülük meseleğimiz.Onun içindir ki bu iki isim bizim için çok önemlidir. (Sütçüler Oda Bşk M.Ali İnce)
*Burada bu kadar aydın nezih yoğun katılım beklemiyordum.Sütçüler ilçemizin ilimiz için ne kadar önemli olduğunun farkına vardı…(İstanbul Levent TSYD nin sosyal tesislerinde SÜYAD ın düzenlediği gecede zamanın ilçe kaymakam N.K)
*Gelen ağlar giden ağlar.Oysa ki Gelen geldiğine pişmanlığından giden ise gittiğine pişmanlığından ağlattığı bir yerdir SÜTÇÜLER (Sütçülere tayin olup gelen dönenler)
*Sütçüler Enerji A.Ş küçük sermayelerin birleşmesiyle ilçemizde en büyük halk ortaklığı ilk sanai kuruluşumuzdur.Böyle bir eseri ilçeme kazandırmaktan gurur duyuyorum.. (Halil Yıldız)
*Sütçüler ilçemizin en büyük sorunu GÖÇ tür.Hem meyilli arazimizde erezyon dediğimiz toprak göçü hem de istihdam olmayışından kaynaklı insan göçünü önlememiz mümkündür.(Mustaaf Üstün ilçe Bşk)
*Sütçülerimizin sorunlarının tespiti ve birlikte çözüm önerileri için panel düzenliyoruz.Hüseyin Müftüoğlu Bld Bşk
*En büyük sorunumuz yol meselesidir. Eğirdir köprübaşından öte bildiğimiz bütün duaları okuyarak kelle koltukta gidip geliyoruz.. Bi kez daha buradan yetkililerimize bu acı gerçeği tüm samimiyetimle açık ve net ifade etmek istiyorum. Dr.Avni Bircan Turan Bld Bşk
*Edirne de doğdum Sütçüler de doydum.Sütçüleri sevmek için illa burada doğmak şart değil.En az sizler kadar ben de sütçüleri seviyorum.Ölene denk Sütçülerliyim.Dr.Avni Bircan Turan
*Çok kıymetli Sütçüler halkı..Benim de Çocukluğumun bir dönemi bu yörede geçti . Şu an şu kendimi cennetin bir köşesinde zannettim.Bu yeşilliğinizin kıymetini bilin.Yemyeşil bir Isparta hayaliyle yanıp tutuşuyorum..Yüksek Mimar Y.Ziya Günaydın Isparta Bld.Bşk Festival konuşması Yeşildere-1999.
*Açın kapıları girsinler içeri…Dileyin benden ne dilerseniz…(Süleyman Demirel – Başbakan olduğunda ziyarete giden Sütçüler ilçe heyeti gelmiş dendiğinde-Ankara 1966)
*Sütçülerde idarecilik yapmak kadar zorluk yaşamadım Sütçüleri uzaktan hasret çekerek sevmek daha güzel .(Hüseyin Müftüoğlu İlçe Milli Eğitim Müdürü)
*Sütçüler de her şey yetişir en çok da adam gibi adam dediğimiz insan yetişir.H.Müftüoğlu Bld Bşk
* Bak bak dağ Allah vermiş çok değil on yıl sonra bu mermerler de para etmeyecek..Çeşme akarken testiyi doldurmaya bakmalıyız..(Mustafa Küçükyaman Dernek bşk işletmeci yörükbeyi)
*O çıkardığınız mermerler mezar taşlarınız olsun ..(sosyal medya)
*Sütçüler ilçemizin dağlarından bal ovalarından yağ akacak..H.İbrahim Daşöz ısp valisi
*Ispartamızda yirmibinin üzerinde sütçülerli hemşerimiz var..Mustafa Oğuztürk SÜDER bşk.
*Melikler köprüsü açılışı kırk yıllık bir hayalin gerçekleşmesi olmuştur.Sütçüler için oldukça önem taşımaktadır..
*Sütçülerde idarecilik yapmak TBMM ni yönetmekten daha zordur.Burada herkes kendini milletvekili sanır ahkam keser akıl verir kolay kolay akıl almaz…(Dç dr.Adnan Ertan unutulmaz yutulmaz sözlerim)
*Böyle gelmiş böyle gider..Bu memleket bir şey olmaz yakıştırmalarını yıllardır dinleye dinleye bugünlere geldik .Şimdi de kendimiz söyler olduk..Doğru oturup doğru konuşma zamanı hiç mi güzellikler olmuyor…rıdvan ertan
* işte farkındalığımız işte istikrar Dünya da belki de ilk ve tek festival gibi şenlik festival..Geleneksel Sütçüler Dut ve Pekmez Festivali…ridvani
*Sütçüler de görev yaptığım zaman ahşap hükümet konağı önünde koca çeşmeden akan buz gibi suyunu ve lezzetinden yemeye doyamadığım akdunu unutamıyor özlüyorum..(görev yapıp bir giden memur)
*Yazılı kanyon tabiat parkı -Adada antik kenti -Beydili eko kültür köyü..bence turizmde sütçülerimin üç sacayağı.
*Alternatif turizmin gözdesi Antalya nın arka bahçesi konumunda keşfedilmeyi bekleyen ”ISSIZLIĞIN ORTASINDA BİR YER SÜTÇÜLER” Cüneyt Oğuztüzün-Atlas Dergisi sayı:45
*Sütçülerimizin en önemli meselesi dün olduğu gibi bugünde yol dur.Yol meselesini ne yaptıksa bir türlü çözemedik .Yol olmayınca hiçbir şey olmuyor.Yol medeniyettir yol kolaylıktır.Bizler yaşımızı aldık şu yol meselesini ne yapıp edip artık halletmemiz lazım.Yeni bir güzergah tespit ettik Müezzinler üzerinde daha kestirme ve güvenli bir güzergah..destek olalım ve bu kronikleşmiş yol sorunumuzu çözüme kavuşturalım..(Yakup Üstün milletvekili)
*Sütçüler de yaşamayan bizim sorunlarımızı ve sıkıntılarımızı bilemezler.Yılın yarısını buradan geçirenlerle emekli hemşerilerimize sesleniyorum .Ne olur ikametlerinizi ilçemize aldırın hiçbir şey kaybetmezsiniz.Nüfusumuz çok değil 5 bin olsun bakın ne gibi hizmetler yapabiliyoruz..Sütçüler menfaatine her türlü atılacak adımların destekcisiyim esnaflıktan yetiştim ve belediyemize bir kuruş kazandırmak uğruna takla atarım…mustafa üstün bld bşk
*İkinci etap TOKİ ya olacak ya olmalı.Umutlu bekleyişimiz sürüyor .Ev hayalleri kuran evsiz vatandaşlarımızın umutlarını söndürmeyin.Ev yıkanın yuvası olmaz..Sütçüler de ne zamandır toprak değer kazanır oldu.Ederi belli.Bu işi rant fırsatına dönüştürenler vebale girerler..Kiminin parası kiminin duası..Dünya da her şey para değil götürüp giden yok.Elimizde büyük şansı ne olur değerlendirelim..


Yazı : Rıdvan ERTAN Sütçüler Gazetesi

YILLAR YILLAR ÖNCE ORTA OKUL VE LİSEYİ OKUDUĞUM SÜRE İÇİNDE ÖĞLE TATİLLERİNDE EĞİTİCİ FİLMLER BAŞTA OLMAK ÜZERE MUHTELİF ETKİNLİKLER DE İZLEDİĞİM ANKARA ATATÜRK LİSESİ’NİN YENİLENEN SALONUNDA BU DEFA GÜZEL BİR KONSER İZLEDİM

İnsanın yıllar yıllar önce okumuş olduğu bir okulda bu defa konser izleyicisi olarak bulunması kişide tarifi zor buruk bir duygu yaratıyor.
Okulun koca bahçesine adımımı attığımda beynimde okul hayatım canlanıp hatıralar bölük-pörçük gözümün önünde uçuşmaya başladı ve bu uçuşmalar kapısına doğru yaklaştıkça gittikçe fazlalaştı.
Lisenin kocaman kapısına gelip içeri girdiğimde ilk önce beraber okuduğum isimlerini ve simalarını hatırlamaya çalıştığım arkadaş ve öğretmenlerim ile idareciler ve de özellikle okula gitmediğim (astığımız) günün ertesinde devamsızlık gün sayısı kadar ellerimize sopasıyla vurmak üzere sınıf sınıf gezen muavinimizi, gözlerim tabii ki boşuna aradı.(Bu vesile ile vefat edenlere Allah’tan rahmet ,hayatta olanlara da sağlıklar diliyorum.)
Evet o zamandan Ankara’nın en köklü, ve en başarılı okullarının başında gelen Ankara Atatürk Lisesi’nde şefim sayın Güler Eroğlu hanımefendi ve değerli eşi Kemal Eroğlu ile birlikte sayın Can OZAN’ın güzel konserini burada okul yıllarımı da anarak keyifle izledim.

Engelli Sokak Köpeği Hayata Bakın Nasıl Tutundu

Isparta’da geçirdiği trafik kazası sonrasında vücudunun arka kısmı ve 2 ayağı felç olan 1 yaşındaki sokak köpeği ‘Minik’ sevgiyle hayata tutundu. Veteriner Hekim Hale Katırcı, sahiplendiği engelli köpeğe çocuğu gibi bakıyor, bez bağlıyor, yaptıkları engelli yürüteci ile gezdiriyor.

Veteriner Hekim Katırcı, Isparta’da yaklaşık 8 ay önce Sokak Hayvanları Bakım ve Rehabilite Merkezi’ne getirilerek bakım ve koruma altına alınan ‘Minik’ isimli köpekle yakından ilgilendi. Katırcı, 2 aylıkken kendilerine getirilen felçli köpeği tedavi ettikten sonra ona her gün bez bağlayarak, kendilerince bir tekerlekli yürüteç yaptıklarını anlattı.

Veteriner Hekim Hale Katırcı, “Herkesin çocuğu engelli olsa, bezini değiştirmeyecek mi, bakımını yapmayacak mı? Bu da bir can sonuçta. Veteriner hekim olmak değil sadece bunu yapmak. Türkiye’de ve dünyada engelli hayvana bakan binlerce insan var. Ben ilk değilim son da olmayacağım. Benim gibi duyarlı insanlar olduğu sürece, bu hayvanlar ömür boyu mutlu yaşarlar” dedi.

KAYNAK ==>http://www.ajans32.com

Burdur’da şehitlere saygı yürüyüşü

BURDUR’da, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nce (MAKÜ) ‘Afrin için kıyama, şehitler için duaya’ adıyla şehitlere saygı yürüyüşü düzenlendi.

MAKÜ İstiklal Kampüsü’nün kapısından başlatılan ve MAKÜ Camii’nde sona eren yürüyüşe Burdur Valisi Şerif Yılmaz, Belediye Başkanı CHP’li Ali Orkun Ercengiz, İl Jandarma Komutanı Albay Orhan Kılıç, MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, STK’ların ve siyasi partilerin temsilcileri ile öğrenciler katıldı.

‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’, ‘Vatan sana canım feda’, ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ sloganları atan katılımcılar, cami önüne geldiklerinde, ‘Zeytin Dalı Harekatı’nda şehit olan askerlerin isimlerini okudu. Katılımcılar, her şehit isminden sonra ‘Burada’ diye bağırdı.

MAKÜ İlahiyat Fakültesi öğrencileri ise cuma namazı öncesi Fetih Suresi’ni okudu. İl Müftüsü Hıdır Bayrak’ın yaptırdığı duadan sonra etli pilav ve helva ikram edildi.

Isparta’da Binler Şehidini Uğurladı

Afrin’deki Kel Tepe mevkiinde tünellerden sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada şehit düşen Jandarma Uzman Çavuş Burhan Açıkkol, memleketi Isparta’da son yolculuğuna uğurlandı.

TSK’nın Afrin’de sürdürdüğü Zeytin Dalı Harekatı’nda teröristlerle çıkan çatışmada şehit düşen Jandarma Uzman Çavuş Burhan Açıkkol (24) için memleketi Isparta’da cenaze töreni düzenlendi. Sabah saatlerinde Süleyman Demirel Havalimanı’ndan alınan şehidin Türk bayrağına sarılı tabutu, Isparta 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’na getirildi.

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu katıldı

Şehidin cenaze törenine Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, MHP Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy, Isparta Valisi Şehmus Günaydın, Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanı Tuğgeneral Ömer Faruk Bozdemir, Garnizon Komutanı Piyade Albay Ferat Ural, İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Özdurhan, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerini temsilcisi ve binlerce vatandaş katıldı.

Şehidin 7 yaşındaki kardeşi Emirhan, defalarca ağabeyinin fotoğrafını öptü

Cenaze töreninde şehidin babası Durmuş Açıkkol metanetini korurken, şehit annesi Keziban Açıkkol’un elini yanında bulunan kadın subay ise hiç bırakmadı. Bu sırada şehidin küçük kardeşi 7 yaşındaki Emirhan, Türk bayrağına sarılı tabutun yanına gelerek, ağabeyinin fotoğrafını defalarca öptü. Emrihan, daha sonra yeniden şehit ailesi için ayrılan yere döndü.

Baba son kez sarıldı

Şehit Jandarma Uzman Çavuş Burhan Açıkkol’un cenaze namazı öncesi helallik alınarak, dualar edildi. İl Müftü Vekili Mevlüt Şahiner kıldırdığı cenaze namazının ardından şehit için Fatiha okundu. Şehit babası Derviş Açıkkol, oğlunun Türk bayrağı sarılı tabutuna son kez sarıldıktan sonra, şehidin naaşı askerlerin omzunda top arabasına konuldu. Şehit Burhan Açıkkol, tekbir ve dualar eşliğinde Garnizon Şehitliği’nde defnedildi.

“Şehit olmaya gidiyorum” dediği ortaya çıktı

Açıkkol ailesinin 4 çocuğundan biri olan ve bekar olduğu öğrenilen Şehit Jandarma Uzman Çavuş Burhan Açıkkol’un, geçtiğimiz hafta Çarşamba günü ailesini ziyaret ettikten sonra Afrin’e göreve gittiği belirtildi. Şehidin Afrin’e gitmeden önce arkadaşlarına ‘şehit olmaya gidiyorum’ dediği ve odasında ‘gayret bizden, zafer Allah’tan’ yazısı bulunduğu öğrenildi. (www.ajans32.com)

Kovada Gölü: Isparta’nın Bilinmeyen Güzeli

Isparta’nın Sütçüler ilçesi sınırları içerisinde yer alan Kovada Gölü Milli Parkı aynı adlı gölü ile muhteşem bir park. Eğirdir’in 25 km güneyinde yer alıyor. Daha henüz bilinmediği için Kovada Gölü: Isparta’nın bilinmeyen güzeli gibi. 1970 yılında milli park, 1992 yılında l. derece doğal sit alanı ilan edilmiş. Giriş 4,5 TL. Otomobil 13,5 TL.

Buraya gelmeden önce yaptığım planlamalarda buranın etrafını dönebileceğimi düşünüyordum. Gölün çevresi yaklaşık 21 km. Ancak, gelince gördüm ki bu arazi şartları nedeniyle imkânsız. Çünkü buna imkân verecek bir yol yok. Sadece gölün batı tarafında bulunan kıstağın kuzey tarafında daha sonra anlatacağım bir parkur var. Foto sever arkadaşlarım için belirtmemde yarar var. Gölü durgun haliyle yakalarsanız özellikle gün batımında batı istikametinde çok güzel tam yansıma fotoğrafları çekebilirsiniz.

Burası aynı zamanda kuşların üreme yeri.  Yapılaşma yasak olduğu için doğa da bozulmamış. İnanılmaz bir flora zenginliği var. Kampçılık ya da trekking için çok uygun. Bence bilinen kent ormanlarının tersine, doğal alanların kendi ortamında zamana sâri olarak ne kadar canlanabildiğini, ne kadar zenginleştiği gösteren önemli bir örnek. En güzel tarafı ise yolunun sapa olmasından dolayı kesinlikle sakin ve huzur veren bir yer olması. Sadece kuşlar ve kurbağaların sesleri var.

İşte size yukarıda bahsettiğim yürüyüş parkurunuz. Haritada gördüğünüz gibi gölü tam çevreleyen bir yürüyüş parkuru yok. Sadece gölün batı yakasındaki kıstağın kuzey kısmını çevreleyen oldukça sık ormana havi yorucu ama bir o kadarda gerçek bir yürüyüş parkuru var. Bu parkurun özelliği herşeyin doğal olması, tabiat bütünlüğü sağlayacak şekilde tam bir yabanlık hâkim. Yürürken yaşadıklarımı sırasıyla fotoğraflar üzerinden anlatacağım.

Parkın hemen girişinde park alanında bulunan bitki ve hayvan türlerini tanıtan bir müze var. Çok terleyeceğiniz için yürüyüşe başlamadan önce müzeyi de gezin. Giriş ücretsiz. Ayrıca basitçe karnınızı da doyurabileceğiniz kolaylıklar da mevcut.

Şahsi fikrim bu zorlu parkura tok başlamanız. Ayakkabılarınız da çok önemli. Sağlam olması şart. Yoksa her şeyin doğal ve taşlık olduğu parkuru ayakkabısız olarak tamamlamak zorunda kalabilirsiniz. Ayrıca şort ve tişört ile yürümeyi aklınızdan bile geçirmeyin her taraf dikenlerle dolu.

Parkur boyunca bitkileri tanıtan tabelalar var. Gördüğünüz dikkat çeken her ağacın tanıtımı yapılıyor. Evet, artık başlıyoruz. Önce küçük yarım adada ziyaretçi bilgi merkezinden çıkıp güneye doğru yürüyün karşınıza fotoğraflık bir iskele çıkacak.

Kısa bir fotoğraf molasından sonra parkur başlangıcına devam edin. Parkur başlangıcına gidince gidiş/dönüş parkurunun kesiştiğini göreceksiniz.

Bu bölgede aynı zamanda fotoğraflanması gereken sazlıklar da var. Haritada gördüğünüz parkur tam yarımada 3 km, iskele gözetle kulesinden dönerseniz 1,9 km. Parkur kısa gibi gözükse de ortada yol yok.

Yani yolu olmayan yerde arazi arabası durumundasınız. Çok sık bitki örtüsü nedeniyle çok yavaş ilerleyebiliyorsunuz. Bu nedenle uzun parkurun en az 1 saat süreceğini bilin.

Bu parkur gelen ziyaretçilere ekosisteminin güzelliklerini göstermek amacı ile oluşturulmuş.Parkur doğal yapının kesinlikle bozulmaması için mümkün olan en az tahriple inşa edilmiş. Yürüyüş sırasında doğanın korunması için temizleme imkanının kısıtlı olmasından dolayı çöp atılmaması çok önemli.

Gözetleme kulesine vardım. Şansıma kapalıydı. Artık geri dönüşe geçiyorum. En zorlu parkur şimdi başlıyor çünkü yokuş aşağı yürüyorsunuz. Her taraf kayalık. Yaklaşık 20 dakika sonra parkur bitiyor. Parkurun bitiminde bir karavan ve piknik alanı var. Muhtemelen çok terlemiş olacağınızdan gerekli tedbiri almış olmanız çok önemli.

Eğer göle girmek isterseniz Kovada Gölü’nün güney tarafında taşlık bir plaj var. Burası ana yolun kenarında olduğu için araba ile de gelebilirsiniz.

Arkadaşlar maalesef buraya ulaşım yok. Buraya gelmeden önce bisiklet sürmeyi tavsiye edenler de olmuştu. Burası eski Antalya yolu olduğu ve hala tırlar tarafından kullanıldığı için bisiklet kiralamayı profesyonel değilseniz unutun.

Ulaşım

Midibüs seferleri ise neredeyse yok gibi. Eğirdir-Sütçüler arası yapılan seferlerin iki tanesi gölden geçiyor. Saatleri ise size ters. Taksiler ise en fazla bir saat beklemeyi kabul ederek 120 TL ücret istiyorlar. Benim size tavsiyem ise Cengiz Dikmen, kendisi hem foto hem de gezi sever. Aynı ücrete gerekirse işini gücünü bırakıp size bütün gün rehberlik yapabilir. Tel: 0542 217 33 87

Değerlendirmem

Kovada Gölü Milli Parkı Türkiye’deki saklı cennetlerden biri, hala keşfedilmemiş bir yer. Bence Isparta veya Eğridir’e gidenler için görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Sağlıcakla kalın.