Demirel Müzesine yoğun ilgi

Demirel Müzesine yoğun ilgi 9. Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’in memleketi Isparta İslamköy’de bulunan Demirel Külliyesi ile Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi, Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutuyor.

  1. Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’in memleketi Isparta İslamköy’de bulunan Demirel Külliyesi ile Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi, Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutuyor. Müze’nin Müdürü Osman Siviloğlu, “Bu müze sadece Süleyman Demirel’i anlatmıyor, Türkiye’nin nereden nereye nasıl geldiğini anlatıyor. Türkiye’mizin gelişmesi hakkında bilgi sahibi olunabilecek milyonlarca sayfadan oluşan kitaplar var” dedi. 9. Cumhurbaşkanı Demirel’in 1949 yılında mühendis olarak devlet memurluğuna başlamasından itibaren, Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönem de dahil olmak üzere 2000’li yıllara kadar biriktirdiği, yaklaşık 6 milyon 400 bin parça eserin bulunduğu müze, ülkenin nereden nereye geldiği konusundaki somut örnekleri yansıtıyor. İslamköy’de 1990 yılında yaptırılan Şehriban Hatun Camii ile temelleri atılan ve Demirel Vakfı tarafından inşa edilen ‘Demirel Külliyesi’ çatısı altında kurulan Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi, 26 Ekim 2014 tarihinden bu yana ziyaretçilerini ağırlıyor. Demirel Külliyesi’nin yapımı o cami ile başladı Müzenin kuruluşu hakkında hakkında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) açıklamalarda bulundan Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi Müdürü Osman Siviloğlu, “Müzemiz özel bir müzedir. Devlet bütçesinden değil, Demirel Ailesi’nin bütçesiyle ortaya çıkarılmıştır. (www.haber32.com)

 

 

Süleyman Demirel Üniversitesi’nde gül çiçeği üzerinde yapılan çalışmaları sonucu Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 1 Aralık 2005 tarihinde Gül Çiçeğine coğrafi işaret verilmişti. Bu yıl ise aynı çalışma gül yağı için yapıldı. Isparta Ticaret Borsasının Türk Patent ve Marka Kurumu’na yaptığı müracaat sonucu gülyağına da coğrafi işaret verildi.(www.mathaber.com)

NOSTALJİ BİR MESAJ AMA ZAMAN,ZAMAN İHTİYAÇ DUYUYOR İNSAN……

her rüzgar savuracak bir toz bulur ile ilgili görsel sonucuHer rüzgar savuracak bir toz bulur.
 Her hayal yaşanacak bir can bulur…
 Her düş gerçekleşecek bir umut bulur…
 Kolay bulunmayan tek şey güzel bir dostluktur…
 Kuşlar gibi uçmayı,balıklar gibi yüzmeyi öğrendik…
 Ama basit bir sanatı unuttuk…
 İNSAN gibi yaşamayı biliyor muyuz?
 Zengin; çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir.
 Kalp zenginliğinden mahrum olan kimse,
 ne kadar geniş servete sahip olursa olsun yine fakirdir.
 Tamamı ve hırsı sebebiyle de halk nazarında hakirdir.
 Kalbi zengin olan kimse de ne kadar fakir olsa
 hher rüzgar savuracak bir toz bulur ile ilgili görsel sonucuerkesin nazarında muhteremdir.
 Paylaşacak dostlarınız yoksa
 iyi şeylere sahip olmanın bir zevki yoktur.
 Dost dediğin, sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile
 seni sevmeli,
 Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile
 sana sarılmalı,
 dayanılmaz olduğun zamanlarda bile
 sana dayanmalı,

 dost dediğin fanatik olmalı,
 bütün dünya seni üzdüğünde bile
 sana moral vermeli,
 güzel haberler aldığında seninle dans etmeli
 ve ağladığında seninle ağlamalı,
 ama hepsinden daha çok,
 dost matematiksel olmalı!
 Sevinci çarpmalı,
 Üzüntüyü bölmeli,
 Geçmişi çıkartmalı,
 Yarını toplamalı…
 Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı
 Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı (metin ve reimler alıntıdır)

 

Yumurta kırıp, una buladılar… Görenler şok oldu!

Yumurta kırıp, una buladılar... Görenler şok oldu!

İZMİR’de görev yapan Uzman Çavuş Mustafa Ünal, memleketi Bursa’nın İznik ilçesinde nişanlısı Zehranur Uğur ile dünya evine girdi. Damat Mustafa Ünal’a, düğün öncesi yapılan geleneksel şakalar ise ‘pes’ dedirtti.

İzmir’in Çeşme ilçesinde Sahil Güvenlik Bot Komutanlığı’nda görev yapan Uzman Çavuş Mustafa Ünal, memleketi İznik’te, Zehranur Uğur (22) ile dünya evine girdi. Düğün günü gelin alma merasimi öncesinde arkadaşlarının pes dedirten şakalarına maruz kalan 25 yaşındaki damat  Mustafa Ünal’ın kafasında yumurtalar kırılıp una bulandı, ağzına emzik verildi, ardından da koli bandı ile bağlandı. Daha sonra bir aracın üzerine çıkartılan damat Ünal, eşine ‘evlilik kuralları’nı okurken “Hafta sonları yemekleri yapıp bulaşıkları yıkayacağıma, maaşımın yarısını sana vereceğime, her tartışmamızda haklı olsam bile özür dileyeceğime, her iş çıkışı eve çiçekle geleceğime, akşamları evde çay kahve yapacağıma, senden sonra en çok seveceğim kadının da kızımız olacağına söz veriyorum” dedi. Damat bu şakaların ardından arkadaşları tarafından hamama götürüldü.

Damat Ünal’ın bu halini görenler şok oldular. Ancak damatlara yapılan bu şakaların bölgede  yüzyıllardır süren geleneksel şakalar olduğu belirtildi.(www.gunhaber.com)

 

ÇOCUKLUĞUMUZ 

Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.

Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta Babamın bile anahtarı yoktu.
Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.
Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki…..

En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.

Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi.
Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacacı evine gidip gelen elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi…
Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık.
Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.
Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.
Komşumu tanımıyorum ama evinin camında,
temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ;
bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
Evlerimiz var, içinde yaşayan yok.
Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar,
ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız,
onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında ‘ vale ‘ lerin, ‘ bady ‘ lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp,
taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi?..
[yazı: SAİME EREN .Fotoğraflar Mustafa Turgut]

 

Dazkırı ilçesine bağlı Karaağaçkuyusu Köyünde 90 hane imar barışı sayesinde elektriğe kavuştu. Çeşitli nedenlerle elektrik alamayan vatandaşlar 30-40 yıl sonra elektriğe kavuştu. Daha önce güneş panelleri, jeneratörler ve hatta eski usul gazyağı lambası veya mumla aydınlatma sağlayan vatandaşlar şimdi çok mutlu. 70 yaşındaki Mustafa Çetinel, baba ocağından ayrılarak yapmış olduğu ayrı müstakil evine elektrik alamadığını belirterek; “50 yıl gaz lambası ve mumla oturdum. Başka çarem yoktu, şimdi elektriğim var. Sebep olanlardan Allah razı olsun” dedi. İmar barışının köyde büyük heyecan yarattığını belirten Karaağaçkuyusu Köyü Muhtarı Şevki Şentürk; “Çok büyük sıkıntılarımız vardı, şimdi çözüldü” de

(Haber32 -)

Burdur’a 1. celp 2. dönem bedelli askerler gelmeye başladı.

Bedelli askerlik uygulamasından faydalanacak olan kişilerden, ilk cep döneminden yaralananlar Türkiye’nin farklı yerlerinde vatani görevlerini tamamlarken, 13 farklı yerde oluşturulan merkezlerden biri olan Burdur Binbaşı Maruf Kışlası ve Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’na 1.celp 2. dönem bedelli askerler sabah saatlerinden itibaren gelmeye başladı.

 21 günlük eğitimlerini tamamlamak üzere kışlaya gelen askerler görevli askerler tarafından “Vatan hizmetine hoş geldin” denilerek karşılandı.

Ellerindeki valizlerle kışlaya teslim olmaya gelen bedelli askerlerden İstanbul’dan gelen Dervis Doğan, ”Her ne kadar para verip de askerlik yapsak da 21 günlük asker olmak bizleri sevindirdi. Hiç askerlik yapmadık demeyeceğiz. Bizlerde üniformayı giyip asker olacağımız için sevinçliyiz” dedi. Kütahya ve Yalova’ dan gelen bedelli askerler de bedelli olmaktan duyduğu memnuniyetlerini dile getirdiler. Burdur Esnaflarından Mehmet Günay, ”Üniversite öğrencileri ve askerlerin Burdur’a gelmesi esnaf biraz olsun rahatlatır. İçinde bulunduğumuz durum ise esnaf çok zor durumda, Bedelli askerlerin Burdur’a gelmesi ile biraz olsun esnaf nefes alır” diye konuştu.(Haber32 -)

GİT DERDİNİ MARKO PAŞAYA ANLAT

Şatafatlı Osmanlı Sarayında oğluna Osman adını verecek kadar hanedanla içli dışlı zengin Ermeniler’in yanı sıra Rum- Ortodoks cemaati de yönetim görevlerinden payını alırdı. O kişilerden biri olan Tümen Paşası Doktor Marko Paşa (Apostol) 1871’de Askeri Tıp Okulu Komutanlığı ile görevlendirilmiş, 1878’de ise Türkiye’de Kızılay hizmetlerini Doktor Kırımlı Aziz Bey ile birlikte örgütleme işinde çalışmıştı. Yumuşak huylu ve çok sabırlı bir insan olan Marko Paşa babacan hoşgörüsünden medet uman herkesin yakınmalarını dinler ya da dinler görünürmüş. Karşısındakini konuşturur, başına gelen felaketleri sayıp döktürür, ama öne sürülen isteklere hiçbir karşılık vermez, kimseden yana çıkmayarak ilgilileri yüzüstü bırakırmış.
” Git derdini Marko Paşaya anlat”, deyimi, bir atasözü gibi ağızdan ağza dolaşır: ” Yakınmalarını – ya da umutlarını- git bir kuklaya anlat” anlamına gelir. (Said N. Duhani’den.)

DÜNYA YAŞLILAR GÜNÜ

Dünya nüfusunun yüzde 9’unu yaşlı nüfus oluştururken, dünyada her 8 kişiden biri 60 ve üstü yaşta.

BM’ye göre, yaklaşık 700 milyon kişi şu anda 60 yaşın üzerinde. Veriler, bu yaş aralığındaki nüfusun 2030’da 1,4 milyar’a 2050 yılında ise 2 milyara ulaşacağı yönünde. Öte yandan, dünyada her 8 kişiden biri 60 yaş ve üstünde.

Yaşlananların sayısındaki artış, en büyük oranlarda ve en hızlı şekilde gelişmekte olan ülkelerde görülecek.

Bu vesile ile DÜNYA YAŞILAR GÜNÜNÜZÜ KUTLUYOR SAĞLIKLI YAŞAM DİLİYORUZ.

(fotoğraf Yusuf Yavuz Kasımlar köyümüzde bir yaşlı.Bahçesinde Yetiştirdiği domatesler elinde)

BUCAK’TA SİVİL HAVACILIK BALONU BAŞLIYOR

sıcak hava balonu ile ilgili görsel sonucu

Denizli Turistik Otelciler Derneği (DENTUROD) Başkanı Gazi Murat Şen, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün, Yakın komşularımız Burdur ve Denizli ile birlikte 9 kentte daha balon uçuşlarının yaygınlaştırılması amacıyla aldığı kararı değerlendirdi.

Şen, “Bölgemize şu anda gelen 2 milyon 200 bin ziyaretçi sayısının balon turlarının etkisi ile 3 milyon rakamlarına ulaşabileceğini düşünüyoruz” dedi. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, balon uçuşlarının yaygınlaştırılarak ülke turizmine katkı sağlaması amacıyla Kapadokya’nın yanı sıra 9 ilde daha balon uçuşu yapılabilmesine yönelik çalışmalarını tamamladı.

Sıcak hava balon taşımacılığının Denizli-Pamukkale, Burdur-Bucak, Adana-Kozan, Bitlis-Ahlat, Ankara-Polatlı, Afyonkarahisar-İhsaniye, Eskişehir-Seyitgazi, Samsun-Bafra, Aksaray-Ihlara’da da yapılabileceği tespit edildi. Yapılan tespitin çok yerinde olduğunu ifade eden Şen, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün almış olduğu karar ile Denizli’de balon uçuşlarının bundan sonra daha güvenli bir şekilde yapılabileceğini aktardı. Kapadokya bölgesinden sonra Türkiye’de balon turlarının en fazla rağbet gördüğü yerin Pamukkale olacağını kaydeden Şen, “Sivil havacılığın burada kontrol altına almış olduğu uçuşlarla beraber daha güvenli uçuşlarda temin edilecek.

(www.hbaer32.com)
Editörün Notu;

Burdur’un Bucak ilçesi ile Sütçüler’imiz sınır komşusudur. Bu balonlar Sütçüler’imize de uçarlar mı acaba,

Ne dersiniz ?

ÇOCUKLUĞUMUZ

ÇOCUKLUĞUMUZ
Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta Babamın bile anahtarı yoktu.
Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.
Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki…..

En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.

Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi.
Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacacı evine gidip gelen elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.

Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi…
Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.

Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık.
Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.
Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.
Komşumu tanımıyorum ama evinin camında,
temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ;
bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
Evlerimiz var, içinde yaşayan yok.
Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar,
ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız,
onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında ‘ vale ‘ lerin, ‘ bady ‘ lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp,
taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.

Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi?..
[yazı: SAİME EREN .Fotoğraflar Mustafa Turgut]

KORKU ve KARARSIZLIK

korku ve kararsızlık ile ilgili görsel sonucu

Profesör elinde bir fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı.

Kutunun hava almadığı açıktı. Salona dönerek: “Bu kutuya iki gün kimse dokunmayacak dokunan bu dersi geçemez!” dedi ve salondan çıkıp gitti.

Salondaki öğrenciler olaya bir anlam verememişlerdi. Kimisi kutunun içindeki fareyi çıkarmayı düşündü ama cesaret edemedi.

İki gün boyunca ders görülen sınıfta kutu öylece kaldı. Ne olacağını merak ederek iki gün geçirdiler.

İki gün sonunda tekrar dersi olan profesör salona girdi ve kutuya yaklaşarak açtı. Tabi ki, kutunun içindeki fare artık yaşamıyordu. Öğrencilerden birçoğu üzülmüştü. Profesör sınıfa dönerek farenin neden ölmüş olabileceğini sordu. Sınıftan birçok farklı ses ve fikir yükseldi;

─ Havasızlıktan…

─ Açlıktan…

─ Susuzluktan…

Her öğrenci olabilecek ihtimalleri saymıştı. Profesör kutuyu havaya kaldırıp içini öğrencilere gösterdi. Kutunun her tarafı kemirilmiş vaziyette ve minik deliklerle kaplıydı. Ardından devam etti;

─ Görüyorsunuz değil mi? Fare anlaşılan bu kutudan çıkmak için epey mücadele etmiş. Bunu kutunun içindeki minik diş izlerinden ve irili ufaklı deliklerden anlıyoruz.

Ancak şu var ki fareyi sizin dediğiniz gibi ne havasızlık nede açlık öldürdü. Farenin ölümüne neden olan iki şey var; Kararsızlık ve

Korku…

Kararsızlık, çünkü fare kutunun her yerini parçalayıp, her noktayı ayrı ayrı kemireceğine sadece tek bir köşesini ısırıp parçalasaydı ve bunda da kararlı olsaydı o deliği büyütecek ve kutudan çıkıp kurtulacaktı.

Korku, çünkü eğer siz öğrenciler benden ve notlarının düşmesinden böylesine çok korkmasaydınız, kutuyu açıp fareyi serbest bırakabilirdiniz. Ancak korkudan dolayı size yanlış gelen bir işe göz yumdunuz.

Hayatta bizi başarıya götüren yolda karşılaşacağımız en azılı düşmanlardır, kararsızlık ve korku. Kararsızlıkla zaman tüketmeyin, kafanıza tek bir şey koyun ve o yolda ilerleyin. Ve bu yolda size yanlış gelen şeylere göz yummayın. Göze batmaktan, ses çıkartmaktan korkmayın.(www.5n1kmakale.com)

 

 

 

Antalya ve Muğla’da biri banka müdürü toplam 4 çalışan milyonlarla ortadan koyboldu. Son olarak Alanya’dan bir banka müdürü ile bayan çalışanın 100 milyonla ortadan kaybolduğu iddiası ilçeyi karıştırdı.

Bir devlet bankasının Antalya’nın hal şubesi geçtiğimiz günlerde çalışan tarafından 15 milyon lira dolandırılmıştı. O.T adlı banka çalışanı müşterilerinin adına kredi çekerek paralarla ortadan kaybolmuştu.

37 yaşında olduğu öğrenilen O.T’nin Döşemealtı İlçesi Bahçeyaka Mahallesi’nde oturan eşinin de şoke olduğu 1.5 yaşındaki çocuğu ile yakınlarının yanına yerleştiği öğrenildi. Oturduğu sitedeki dairenin mülk sahibi olan bankacı O.T’nin eşi ise bir kreşin sahibi…

Bu olayı duyan site sakinleri ise şaşkın… Bir site sakini, ‘O.T banka soyacak, dolandırıcılık yapacak biri değildi. Mutlaka birileri onu yönlendirdi, kandırdı’ dedi.

ALANYA’YI ŞOKE EDEN VURGUN

Alanya’da da aynı devlet bankasının bu kez müdürü ve bir çalışanının 100 milyon TL ile kayıplara karıştığı iddia ediliyor.

İddiaya göre, öğleden sonra  banka müdürü A. İ. ve bir kadın çalışan piyasadan 100 milyon TL para toplayarak ortadan kayboldu. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı. 

Öte yandan, müdür A.İ’nin bugün öğle saatlerinde müşterileri arayarak, düşük  kurdan döviz satacağını söylediği ve müşterilerden ne kadar parası varsa getirmesini istediği iddia edildi. Alanya’dan önemli döviz bürolarından birinin 20 Milyon TL ve önemli bir ismin de 10 Milyon TL kaptırdığı ileri sürüldü. Bir başka iddiaya göre ise para miktarı 100 milyon değil 35 milyon TL…

MÜDÜRÜN KARDEŞİ GÖZALTINDA

Bu arada, banka müdürü A.İ’ye  2.2 milyon dolar, 1.5 milyon euro ve 1.5 milyon lira verdiğini söyleyen döviz bürosu sahipleriyle işadamları polise başvurdu. Olayla ilgili çalışma başlatan Alanya İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, A.İ.’nin kardeşini gözaltına aldı. A.İ.’nin 2.2 milyon dolar, 1.5 milyon euro ve 1.5 milyon lirayla kayıplara karıştığı kaydedildi.

MUĞLA’DA DA SOYGUN VAR

Marmaris ilçesinde, özel bankada çalışan A.B. (36) hakkında, müşterilerinin hesabından 2 milyon 600 bin TL kredi çekerek üçüncü kişilerin hesabına aktardığı iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Olayla ilgili olarak hesabına para aktarılan 3 kişi gözaltına alındıktan sonra sevk edildikleri adliyede serbest bırakılırken, banka personeli A.B.’nin ise kayıplara karıştığı öğrenildi.(www.gunhaber.com)

 

ONLAR TÜRK ASKERİYDİLER ..

KORE SAVAŞLARI

“Onlar Türk askeriydiler. Onlara karşılarındaki askerlerin düşman olduğu söylenmişti. Çok uzaklarda ve çoğunun isimlerini bile belki de ilk defa duydukları bir ülkedeydiler. Öyle de olsa, ülkenin menfaati için, düşman olarak gösterilen askerlerle çarpışacaklardı. Ülkenin siyasi geleceği, onların göstereceği kahramanlığa bağlıydı. Onlara öyle anlatılmıştı. … Sonuçta, onlar Kore’de savaştılar, öldüler, kahramanca mücadele ettiler. Ve başardılar.” Bülent Rusçuklu

25 Haziran 1950 tarihinde komünist Kuzey Kore’nin Güney Kore’ye başlattığı taarruzlar karşısında, Birleşmiş Milletler Güvenlik  kararı almıştır. Cumhuriyet tarihinde ilk defa ülkenin silahlı kuvvetleri ülke hudutları dışında bir ihtilaf için asker gönderme kararı almış Eylül ayı sonlarında İskenderun’dan hareket ederek 17-19 Ekimde Kore’ye ayak basmıştır.

Kore Savaşına 1, 2, 3 ve 4 üncü Türk Tugayları katılmıştır. Savaşa fiilen katılan Türk Askerinin sayısı yaklaşık 23.000’dir. Kore Savaşında 734 askerimiz şehit olmuş 2147’si yaralanmıştır. 234 askerimiz esir düşmüş, 175 askerimiz ise kayıp olmuştur. Kore’ye giden askerlerimizden 25 Eylül 1950 – 27 Temmuz 1953 tarihleri arasında savaşa iştirak edenler 1005 sayılı Kanunla gazi unvanını almışlardır.

Birliğimiz Eylül ayı sonlarında İskenderun’dan hareket ederek 17-19 Ekim’de Kore’ye ayak basmıştır.

(Kore’ye gidecek askeri birlikler büyük bir törenle halk tarafından yolcu edilirdi. Trenle yapılan bu yolculukta halk tren istasyonlarında da toplanarak askerlere sevgi gösterisinde bulunurlar ve onları uğurlanırdı.

O tarihlerde  ben de halamla birlikte Ankara Cebeci tren istasyonuna giderek halkla birlikte Kore’ye giden askerlerimizi uğurlamıştım.

Bu vesile ile 19 Eylül “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e TBMM tarafından ‘Gazilik’ unvanı ile ‘Mareşallık’ rütbesinin verilmesinin 97. yılını ve cennet vatanımız, bayrağımız için büyük kahramanlıklar gösteren gazilerimizin Gaziler Günü’nü kutluyor,vefat edenlere Allah’tan rahmet hayatta olanlara sağlıklar diliyoruz

(Bu bilgiler www.ankarabarosu.org.tr adresinden alımıştır.(Arşiv  National Georaphic Mustafa Doğankaya www.sutculerimiz.com)

 

 

15 yaşındaki hırsızlık şüphelisi çocuk için karar

Gençliğe Hitabe’yi ve İstiklal Marşı’nı ezberle bu kitapları da oku

Ardahan’da girdikleri halı sahadan spor malzemesi çalan iki kişiden D.M. (17) tutuklanırken, M.K. (15) denetimli serbestlik yükümlülüğü gereğince Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni ve İstiklal Marşı’nı ezberleyecek.

Ardahan’da, geçen 11 Eylül günü Halil Efendi Mahallesi’ndeki semt sahasında M.K. (15) ve arkadaşı D.M. (17), girdikleri halı sahadan spor malzemesi çaldı. Kısa sürede yakalanarak gözaltına alınan iki arkadaş, adliyeye sevk edildi.

Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılan şüphelilerden D.M. tutuklanırken, suça sürüklenen çocuk M.K.’ye ‘herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle hırsızlık ve kamu hizmetine tahsis edilen eşya hakkında hırsızlık’ suçundan denetimli serbestlik kararı verildi.

Hakim, M.K.’nin denetimli serbestlik yükümlülüğü gereğince Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni ve İstiklal Marşı’nı ezberlemesini istedi. Hakim ayrıca M.K.’nin Gençliğe Hitabe ve İstiklal Marşı’nın ezberledikten sonra okuması ile Ömer Seyfettin’in Kaşağı, Gizli Mabet, Diyet, Efruz Bey, Pembe İncili Kaftan, Perili Köşk ve Falaka kitaplarından her hafta birini okuyup özetini anlatmasını talep etti.

M.K.’nin yükümlülüğü, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından denetlenecek. 

(Kaynak;Odatv.com)

 

Oduncu ile şeytanın hikayes

Zamanın birinde yaşamını odunculukla sürdüren bir zat varmış. Allah’a karşı olan vazifelerini yerine getirir, kimsenin rızkına ve namusuna yan gözle bakmazmış. Oduncunun yaşadığı köyün yakınında bir köy daha varmış ve buradaki köylüler dağda kutsal saydıkları bir ağaca tapınırlarmışOduncu günün birinde, şunların tapındıkları ağacı Allah rızası için keseyim, onları Allah’a isyandan kurtarmış olurum hem de pazarda satıp ekmek paramı çıkarırım diye düşünmüş.

Ağacı kesmek için dağa doğru giderken, karşısına acayip suratı olan pis bir adam çıkmış. Ona, nereye gittiğini sormuş. Oduncu bunun üzerine, insanların Allah diye taptıkları ve Allah’a isyan etmelerine sebep olan ağacı kesmeye gittiğini söylemiş. Adam da oduncuya dönerek, ben şeytanım ve o ağacı kesmene müsaade etmem demiş. Buna kızan oduncu, adamın üzerine atılarak onu yere yatırmış ve hançerini boğazına dayamış.

Şeytan oduncuya, sen beni öldüremezsin. Allah bana kıyamete kadar müsaade etti. Ama yine de gel o ağacı kesme, seninle anlaşalım. Ben sana her gün bir altın vereyim, sen de o ağacı kesmekten vazgeç, onlar ağaca tapıyormuş, Allah’a isyan ediyormuş sana ne gerek, altını al işine bak demiş ve oduncu şeytanı bırakmış.

Şeytan, oduncuya akşam yatıp sabah kalktığında yatağının altına bakmasını da söylemiş. Oduncu ağacı kesmekten vazgeçerek evine dönmüş. Sabah kalktığında yatağının altına bakmış ve altının orada olduğunu görmüş. Oduncu bundan memnun kalmış tabi ki. Ancak ikinci günün sabahında altın yokmuş. Oduncu buna sinirlenip baltasını almış ve dağa ağacı kesmek için yola çıkmış. Yolda yine şeytanla karşılaşmış, ancak oduncu çok kızgınmış.

Şeytana, seni sahtekar kandırdın beni değil mi? diyerek üzerine atılmış. Bu kez şeytan oduncuyu altına almış. Hayretler içinde şeytana bakarken şeytan ona, hayret ettin değil mi? neden bana yenildiğinin sebebini söyleyeyim; Dün Allah rızası için ağacı kesmeye gidiyordun. Seni değil ki ben, tüm şeytanlar bir araya gelsek yenemezdik. Ancak, şimdi Allah rızası için değil, altını vermediğim için kızgınlıktan kesmeye gidiyorsun. İşte, bundan dolayı bana yenildin ve o ağacı kesmene müsaade etmeyeceğim, demiş. Kıssadan hisse… (www.mailce.com)

Isparta’da rekor başvuru

KYK’nın daimi işçi alımına Isparta‘da rekor başvuru
57 daimi işçinin alınacağı kadro ilanına 2 bin 977 kişi müracaat etti

 Isparta Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu İl Müdürlüğüne bağlı yurtlarda çalıştırılmak üzere 57 daimi işçinin alınacağı kadro ilanına 2 bin 977 kişi müracaat etti. Mülakat sınavına katılacak adaylar, noter huzurunda yapılan kura çekimiyle belirlendi. 
Isparta’da görev yapacak 7 kişilik eski hükümlü kadrosuna 24, 10 kişilik engelli kadrosuna 181, 40 kişilik temizlikçi kadrosuna ise 2 bin 772 aday müracaat etti. Isparta KYK İl Müdürlüğünde düzenlenen kura çekimine İl Müdürü Cumhur Ziya Kurt ve işçi adayları katıldı. Kura çekimi sonrası konuşma yapan KYK İl Müdürü Kurt, Türkiye genelinde 3 bin kişinin işe alınacağını belirterek, “Güvenlik personeli, bakım-onarım personeli ve iklimlendirme personeli alımı için KPSS puanı üzerinden İŞKUR‘a başvurular kabul edildi. Temizlik personeli alımı için bugün noter huzurunda kura çekimi gerçekleşti. Kurada şanslı olan adaylarımıza hayırlı olsun” dedi.
Asil ve yedek olmak üzere kura sonucu belirlenen adayların önümüzdeki günlerde KYK tarafından belirlenecek tarihte mülakata çağrılacakları açıklandı.(www.mathaber.com)

Kaynak: Editör: Melike SÖNMEZ

 

 

ZAM ÜSTÜNE ZAM

Enerji Piyasasi Düzenleme Kurulu kararına göre konutlarda tüketilen elektriğe yüzde 9, sanayi işletmeleri ve ticarethanelerde kullanilan elekrtiğe yüzde 14 zam yapıldı. Elektriğe geçtiğimiz ay da aynı oranlarda zam yapılmıştı (Alıntı)

DEMİREL’İN ANI DEFTERİN NE YAZDI

Demirel’in Anı Defterine Bakın Ne Yazdı?

İYİ Parti Isparta Milletvekili Dr. AyİYİ Parti Isparta Milletvekili Dr. Aylin Cesur, Bayram Ziyaretlerine İslamköy’de 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in anıt mezarını ziyaret ederek başladı.
Milletvekili Cesur, burada anı defterine duygu yüklü bir mesaj yazdı.

İŞTE O MESAJ;
lin Cesur, Bayram Ziyaretlerine İslamköy’de 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in anıt mezarını ziyaret ederek başladı.
Milletvekili Cesur, burada anı defterine duygu yüklü bir mesaj yazdı.

İŞTE O MESAJ;

TANRININ GÖZÜ

tanrının gözü ile ilgili görsel sonucu

Isparta’nın Yenişarbademli ilçesinde bulunan Melikler Yaylası’ndaki Gökyüzü Şenlikleri’nde astro fotoğrafçı Nadir Aybek Ertuğ tarafından yurt dışında ‘Eye of God (Tanrının Gözü)’ denilen Helix Bulutsusu görüntülendi.

Türkiye’nin birçok noktasından gökyüzü meraklıları ve gökbilimcilerin geldiği şenliklere Antalya‘dan katılan amatör astro fotoğrafçı Nadir Aybek Ertuğ, 700 ışık yılı uzaklıkta bulunan, yurt dışında ‘Tanrının Gözü’ olarak adlandırılan Helix Bulutsusu’nu fotoğrafladı.Bulutsunun iyi teleskopla sadece toz bulutu olarak görülebileceğini, fotoğraflarda katman katman yapılan işlemlerle renklendirildiğini belirten Nadir Aybek Ertuğ, “Helix Bulutsusu, ‘The Helix’ veya ‘NGC 7293’ olarak da bilinir. Kova Takımyıldızı yönünde yer alan, gezegenimsi bir bulutsu. Karl Ludwig Harding tarafından muhtemelen 1824’ten önce keşfedildi. Bu çalışmayı, ‘Yenişarbademli Gökyüzü Etkinliği’nde yaptım. Yurt dışında halk arasında, göze çok benzediği için ve uzayın derinliklerinde olmasından dolayı ‘Eye of God’ yani ‘Tanrının Gözü’ olarak adlandırılıyor. Bize 700 ışık yılı, yani 6 bin 600 trilyon kilometre uzaklıkta. Gökyüzü meraklıları arasında da popüler olan bir gök cismidir” diye konuştu.(www.ajans32.com)

Oduncu ile şeytanın hikayesi

Zamanın birinde yaşamını odunculukla sürdüren bir zat varmış. Allah’a karşı olan vazifelerini yerine getirir, kimsenin rızkına ve namusuna yan gözle bakmazmış. Oduncunun yaşadığı köyün yakınında bir köy daha varmış ve buradaki köylüler dağda kutsal saydıkları bir ağaca tapınırlarmışOduncu günün birinde, şunların tapındıkları ağacı Allah rızası için keseyim, onları Allah’a isyandan kurtarmış olurum hem de pazarda satıp ekmek paramı çıkarırım diye düşünmüş.

Ağacı kesmek için dağa doğru giderken, karşısına acayip suratı olan pis bir adam çıkmış. Ona, nereye gittiğini sormuş. Oduncu bunun üzerine, insanların Allah diye taptıkları ve Allah’a isyan etmelerine sebep olan ağacı kesmeye gittiğini söylemiş. Adam da oduncuya dönerek, ben şeytanım ve o ağacı kesmene müsaade etmem demiş. Buna kızan oduncu, adamın üzerine atılarak onu yere yatırmış ve hançerini boğazına dayamış.

Şeytan oduncuya, sen beni öldüremezsin. Allah bana kıyamete kadar müsaade etti. Ama yine de gel o ağacı kesme, seninle anlaşalım. Ben sana her gün bir altın vereyim, sen de o ağacı kesmekten vazgeç, onlar ağaca tapıyormuş, Allah’a isyan ediyormuş sana ne gerek, altını al işine bak demiş ve oduncu şeytanı bırakmış.

Şeytan, oduncuya akşam yatıp sabah kalktığında yatağının altına bakmasını da söylemiş. Oduncu ağacı kesmekten vazgeçerek evine dönmüş. Sabah kalktığında yatağının altına bakmış ve altının orada olduğunu görmüş. Oduncu bundan memnun kalmış tabi ki. Ancak ikinci günün sabahında altın yokmuş. Oduncu buna sinirlenip baltasını almış ve dağa ağacı kesmek için yola çıkmış. Yolda yine şeytanla karşılaşmış, ancak oduncu çok kızgınmış.

Şeytana, seni sahtekar kandırdın beni değil mi? diyerek üzerine atılmış. Bu kez şeytan oduncuyu altına almış. Hayretler içinde şeytana bakarken şeytan ona, hayret ettin değil mi? neden bana yenildiğinin sebebini söyleyeyim; Dün Allah rızası için ağacı kesmeye gidiyordun. Seni değil ki ben, tüm şeytanlar bir araya gelsek yenemezdik. Ancak, şimdi Allah rızası için değil, altını vermediğim için kızgınlıktan kesmeye gidiyorsun. İşte, bundan dolayı bana yenildin ve o ağacı kesmene müsaade etmeyeceğim, demiş. Kıssadan hisse… (www.mailce.com)

 

 

Fotoğrafçılık Günü Kutlu Olsun..

Bugün sadece fotoğraf makinası olan değil cep telefonu olan herkes fotoğrafçı ve neredeyse çektiği fotoğrafı anında paylaşma tekniğine olan cep telefonlarına sahip.
Fotoğrafçılık eskiden bir sanat dalıydı. Şimdi gelişen teknikle halâ sanat dalı sayılıp sayılmacağı konusunda tereddütlerim var.
Ben amatör fotoğrafçılığa çok yıllar önce başladım ve Ortaokul son sınıfta arkadaşımın makinasını ödünç olarak alır hem Ankara’da hem de Sütçüler’de fotoğraf çekmeğe başladım. Tabii çektiğim bu fotoğraflar başta aile bireylerinin daha sonrada çevremizdekilerin fotoğrafları oluyordu.
İlk fotoğraf makinam LUBİTEL 2 marka tabii ki 12 pozluk filmli siyah-beyaz makina ile yıllarca çalıştım. Renkli fotoğrafların çıktığında Almanya’da çalışan bir yakınıma yine filmli ve 36 pozluk CANON marka fotoğraf makinası getirttim ve bu makina yıllarca işimi gördü.
İlk dijital makinam ise 2006 yılında yine Canon oldu. Onun arıza vermesinden sonra Samsung ve şimdide Sony.
Siyah-beyaz ve renkli fotoğraf makinamla çekmiş olduğum fotoğrafların filmlerini bunca yıldır hala muhafaza etmekteyim, dijital fotoğraf makinam ile çektiklerim ise bilgisayarımda.
İyi fotoğraf çekmeler …
Ve
19 Ağustos Dünya Fotoğrafçılık gününüz kutlu olsun.

JANDARMA’DAN İLGİNÇ BİR UYGILAMA

Isparta İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı Trafik Ekipleri, İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğü görevlileriyle birlikte, Kurban Bayramı öncesi tatile çıkan sürücüleri uygulamalı olarak bilgilendirdiler. Geçtiğimiz Perşembe günü havalimanı kavşağında ihlal yapan sürücüleri durduran Jandarma ve Polis ekipleri, 2004 yılında kural ihlali yüzünden trafik kazası geçiren ve engelli kalan Ortopedik Engelliler Derneği Başkanı Ramazan Erdoğan ile konuşturdular. Hayat kurtaran bir projeye imza atan Jandarma ekipleri vatandaşlardan büyük takdir gördü.
DRONE İLE KONTROL
Drone ile kontrol gerçekleştiren Jandarma ve Emniyet ekipleri, ihlal yaptığı saptanan sürücüleri durdurdu. Nazik bir şekilde sürücüleri oluşturdukları masaya davet eden güvenlik güçleri, onları Isparta Ortopedik Engelliler Derneği Başkanı Ramazan Erdoğan ile tanıştırdılar.
Sürücülere kendi başından geçen kazayı anlatan Başkan Erdoğan, hız ve kural ihlalinin neticesinin neler olduğunu herkese öğretmiş oldu. Isparta İl Jandarma Komutanlığı Trafik Ekipleri, İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube ekipleri ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü görevlileri, bayram tatili yoğunluğu sebebiyle sürücülerde farkındalık oluşturdu.
Türkiye’de herkese örnek olacak bir projeye imza atan Jandarma Komutanlığının bu projesi sürücülerde iz bıraktı.
2004 yılında bayram tatiline giderken geçirdiği trafik kazası sonrası ortopedik engelli kalan Ramazan Erdoğan, ihlal de bulunan sürücüleri bizzat kendisi uyardı. Kurallara uymayan sürücülerle sohbet eden Ramazan Erdoğan, ‘Hız ve ihlal hatasının sonu felakettir. Bende kurallara uymadım, kaza yaptım ve ortopedik engelli kaldım. Lütfen kurallara uyalım’ dedi. Isparta İl Jandarma Komutanlığı Trafik Ekipleri ile Polis ekipleri, ‘İnsan ömrü başkalarının hatalarını tekrarlayacak kadar uzun değildir’ mesajıyla trafiğe çıkacak sürücüleri uyardılar.(www.ajans32.com)

Elle yemek yemenin faydaları


Afrika’nın, Ortadoğu’nun ve Asya’nın kuytu köşelerine giderseniz, ortak bir nokta bulacaksınız. Birçok kişi çatal, kaşık ve bıçak yerine elleriyle yemek yemeyi tercih ediyor. Anneniz küçükken ellerinizle yemek yememeniz konusunda sizi uyardığı için şaşırabilirsiniz ancak, elle yemek yemek aslında iyi bir şey olabilir.
Yemek yemek, dikkatli bir süreçtir. Tüm duyuları (görme, koklama, işitme, tatma ve dokunma) kullanmak bu tecrübeyi daha da tatmin edici bir hâle getirir.
Yemek için ellerinizi kullanmanız, vücudunuz ile yiyeceğiniz arasında, zihniniz ve ruhunuzla kurduğunuz bağlantının yanı sıra dokunsal bir bağlantı sağlar.
Bazı insanlar elle yemek yemeyi iğrenç bulabilir ancak birçok insan bunu rahat ve keyifli bir yemek tarzı olarak kabul ediyor
Daha dikkatli yemek yemenizi sağlar
Çatal bıçakla yemek yemek bir çeşit mekanik işlemdir. Ne yediğinize ve ne kadar yediğinize dikkat etmezsiniz. Ayrıca, TV izlemek, cep telefonunuzu kontrol etmek veya gazete okumak gibi yeme sırasında dikkatinizi dağıtan eylemleri kolaylaştırmanıza sebep olur. Yemeğe dikkat etmemek, daha çok yemekyenmesine neden olabilir. Fakat ellerinizle yediğiniz de hem ne yediğinize dikkat edersiniz hem de ne kadar yediğinizin farkındasınızdır. (www.mathaber.com)

ÇOCUKLUĞUMUZ

Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta Babamın bile anahtarı yoktu.
Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.
Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki…..
En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.
Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi.
Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacacı evine gidip gelen elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.
Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi…
Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.
Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık.
Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.
Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.
Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.
Komşumu tanımıyorum ama evinin camında,
temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ;
bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
Evlerimiz var, içinde yaşayan yok.
Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar,
ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..
Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız,
onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında ‘ vale ‘ lerin, ‘ bady ‘ lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp,
taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi?..
[yazı: SAİME EREN .Fotoğraflar Mustafa Turgut]

Yenişarbademli’ye Karanlık Gökyüzü Parkı İstiyoruz

Gökyüzü gözlemlerinin yapılabileceği en karanlık nokta olarak tespiti yapılan Yenişarbademli ilçesindeki 1700 rakımlı Melikler Yaylası’nda Türkiye’nin ilk Karanlık Gökyüzü Parkı’nın kurulması için proje hazırlanıyor.
Türkiye’nin birçok kentinde ölçümler yaptıklarını belirten Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Ethem Derman ve ekibi tarafından ülkenin en karanlık noktası olarak tespit edilen Melikler Yaylası’nda bu yıl 2. Gökyüzü Gözlem Şenliği gerçekleştirildi. Yenişarbademli Belediyesiş ev sahipliğinde gerçekleşen şenliğe Türkiye’nin farklı şehirlerinden gökyüzü gözlemi için gelen yaklaşık 750 kişi katıldı. Gözlem ve gökyüzü fotoğrafları çekimleri yapılmasının yanı sıra bilimi sevdirmek ilgisini çekmek üzere roket hazırlama ve fırlatma gibi çocuklar için de gün içinde çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi.

9-12 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşen bilim şenliğinde katılımcılara gökyüzünü anlatan ve gökyüzü şenliğini 12 Ağustos’taki Perseid Göktaşı Yağmuru dönemine de denk getirdiklerini belirten Prof.Dr. Ethem Derman, ‘’Burada gökyüzü gözlem şenliği yapıyoruz.Ücretsiz olduğu için herkesi çağırıyoruz onlara sadece karanlık bir gökyüzü veriyoruz.Yenişarbademli’nin Melikler Yaylası çok karanlık.Türkiye’de ölçtüğümüz en karanlık yer olduğu için gözlem şenliğini burada yapıyoruz.

Saman yolunu çıplak gözle görenler neredeyse 250 kişi.Bunun nedeni de Melikler Yaylası’nın gökyüzünün gözlenebilir en karanlık noktası olması.Büyük kentlerde ışık kirliliği olduğu için saman yolu falan göremiyor insanlar.Dolayısıyla çok şey kaybediyorlar.Buraya gelmelerinin nedeni de gökyüzünü tanıyorlar,gökyüzünde bu kadar yıldız olduğunu ilk defa görüyorlar.

Yenişarbademli’ye geldiğiniz zaman 200-2500 yıldız sayabilirsiniz Yenişarbademli’ye geldiğiniz zaman 200-2500 yıldız sayabilirsiniz burada.

Yenişarbademli Belediye Başkanı Mustafa Erdem de ev sahipliğini yaptıkları şenlik neticesinde ilçesinin bilimle anılmasını ve burada Karanlık Gökyüzü Parkı kurulmasını istediklerini ifade ederek,’’Melikler Yaylamızda hem bilime destek sağlıyoruz, hem de Isparta’mızın ve Yenişarbademli’mizin tanıtımını yapmak istiyoruz.E

(www.Haber32 )

YILLAR ÖNCE ANKARA GENÇLİK PARKI’DA BİNDİĞİM MİNYATÜR TRENDEN SONRA İLK DEFA BUGÜN BAŞKA BİR TRENE ..

 

 

Bugün değişik bir yer gezmek adına Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin il merkezine 20 km.de bulunan Mogan tesislerine gittik. Fazla sıcak olmayan güneşli bir havada bu daha önce bir-kaç kez daha görmüş olduğumuz tesisl gezdik,sonradan eklenen yapıları da fark edip burada bulunan ve daha çok çocukları tercih ettikleri (her ne kadar eskiden Gençlik Parkı’ndaki Minyatür Trene benzemese de ) büyük bir zevkle bizde bindik.
Kompartımanda karşımızda oturan yol arkadaşlarımızla yaş uyumsuzluğumuzun farkında idik ama olsun onlar için önemli değildi ve sorduğumuzda da bizlerle yolculuk etmekten memnun olduklarını söylediler. Onlar öyle söyleyince bizlerde çok memnun olduk, mutlu olduk ve onlarla birlikte güzel bir yolculuk yaptık ve daha başka yerleri de gezerek güzel bir gün geçirdik.
Bu trene binince aklıma Mehmetçik ve Efe adları verilen ve “ daha büyüklerinin yapımına da vesile olur “ ümidiyle imal edilen iki küçük lokomotifi ile birlikte Eskişehir Cer Atölyesinde yapılıp 1957 yılından 1980 yıllarına kadar halka hizmet veren ve geçmişte benimde bir yakınımla bindiğim Ankara Gençlik Parkındaki minyatür tren geldi ve sizlerde bu trene ya binmiş ya varlığını duymuş olabilirsiniz.

Belli bir yaşın üzerindekilerin de bu trenle ilgili mutlaka hatıraları vardır.
Ama ne yazık ki her nedense bu bugün bu trenin yerinde yeller esiyor.

Böyle Düğün Konvoyu Görmediniz

Balıkçının Torunu Sünnet Olursa…
Remziye ve Kerim Dündar’ın çocukları Eray ile Eren’in sünnet gezileri gölde yaklaşık 20 teknenin katıldığı konvoyla yapıldı.

Cittaslow (Sakin Şehir) Eğirdir’de, sünnet gezisi, ne arabalarla ne de atlar üzerinde oldu. Sünnet çocukları ve misafirler Eğirdir Gölü’nde balıkçı ve gezi tekneleriyle konvoy yaptı.

Davulcu, zurnacı için özel kayık ayarlandı, gölde kayıklarla yapılan sünnet gezisi etraftakilerin meraklı bakışlarıyla yaklaşık bir saat sürdü.
Eğirdir Limanı’nda balonlarla süslendikten sonra göle çıkan tekneler Gölün Lodos tarafında gezilerini gerçekleştirdi. Sünnet çocuklarının neşesi yerindeydi. Kayıklı sünnet gezisi sonrası sünnet pastası kesilerek liman içinde misafirlere kokteyl verildi.

Düğün sahibi Remziye Dündar, Tunceli’de yaşadıklarını, düğün için Isparta’ya geldiklerini belirtti. Aslen Eğirdirli bir balıkçının kızı olan Remziye Dündar, “memleketim Eğirdir’de doğup büyüdüğüm Eğirdir Gölünde çocuklarımızın sünnet gezisini yaptık. Balo ve sünnet yemeğimizi de eşimin memleketi Gelendost Bağıllı köyünde yapacağız” dedi. Remziye Dündar, gölde yapılan konvoya katılan misafirlere ve teknecilere teşekkür etti.(www.ajans32.com)

Türkiye’de Ölmeden Önce Görülmesi Gereken 100 yer

Türkiye Cumhuriyeti, yaklaşık 81 milyon nüfusuyla gezilip görülmesi gereken bir cennet ülkesidir. 7 bölge ve 81 şehre sahip ülkemizde görmeniz gereken binlerce tarihi yapı ve doğal güzellik alanı bulunmaktadır. Bu yerlerden en popüler olan 100 yeri seçtik. Umarım beğenirsiniz. Soru ve görüşleriniz için yorum kısmında bizimle paylaşın. İşte Türkiye’de Ölmeden Önce Görülmesi Gereken 100 yer…
(Türkiye’de ölmeden önce görülmesi gereken 100 yer içinde yer alan Isparta’mızdan iki yeri Burdur’dan da bir yeri sizlere sunuyoruz.)
26-Eğirdir Gölü-
Eğirdir ilçe sınırlarında yer almaktadır. Ülkemizin 4.büyük tatlı su gölüdür. Kuzey güneydoğrultusunda 50 km uzunluğa, ortama 14 metre derinliğe sahiptir. Göl içinde Can Adası ve Yeşilada bulunmaktadır. Eğirdir Gölü ve çevresi; su sporları, balık avcılığı, rüzgar sörfü, yamaç paraşütü, kamp te karavan turizmi, kuş gözlemciliği, yüzme ve trekking gibi sporlar için elverişlidir. Göl kıyısında yüzme ve su sporları yapılabilecek plajlar bulunmaktadır.

27-Lavanta Vadisi-Isparta
Keçiborlu ilçesinde yer almaktadır. Lavanta Vadisi ülkemizin en önemli lavanta üretimi yapılan yerlerdendir. Sessiz, sakin, huzurlu bir ortamda lavantalar güzel kokusunu içiniz çekebilirsiniz. Ayrıca Lavanta Vadisinde güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.
3

3-Salda Gölü-Burdur
Yeşilova ilçe merkezine 4 km uzaklıkta yer almaktadır. Burdur il merkezine ise 60 km uzaklıkta bulunmaktadır. 44 km büyüklüğe sahip Salda Gölü 180 metre derinliğe sahiptir. Salda Gölü ülkemizin en derin göllerindendir. Tatlı suya sahip gölde sazan balıkları yetişmektedir. Göl üzerinde yer alan 7 tane ada yazın suların çekilmesi ile ortaya çıkıyor ve doğal bir güzellik oluşturuyor.

Salda Gölü içinde bulunan magnezyum, soda ve kilden dolayı bazı cilt hastalıklarına iyi gelmektedir. Masmavi renge sahip Salda Gölünün çevresinde çeşitli kampingler ve plajlar bulunmaktadır. Çok sayıda plaj ve konaklama tesisi bulunan bu alanda Orman Plajı ve Halk Plajı en çok dikkat çeken plajlarıdır.(Kaynak;www.tatilsepeti.com)

YAPI VE KREDİ BANKASI HACIBAYRAM ŞUBESİNİN FUTBOL TAKIMI;HACIBAYRAMSPOR



O tarihlerde personeli olduğum Yapı ve Kredi Bankası’nın Hacıbayram şubesinde 1970 ‘li yılların ortasına doğru kurduğumuz ve benim de başkanlığını yaptığım futbol takımı olarak Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Şarap Fabrikası yanındaki sahada her hafta cumartesi günleri yıllarca muntazaman çalıştığımız HACIBAYRAMSPOR hatırası.
Bu vesile ile bu fotoğrafta bulunan ve vefat eden müdürüm Mehmet Aydemir (ayakta ortada gözlüklü) ile arkadaşımız Cengiz Daloğlu’na (ön sıra da 4.çömelen) Allah’tan rahmet diliyoruz.

Sokak sütçüsü

Kapalı ambalaj pastörize süt yoktu, sütçüler atla, merkeple veya yaya olarak sokakları dolaşır abonelerine litreyle süt dağıtırlardı.
Yaya olarak dolaşanlar, yoğurtçu gibi süt güğümlerini taşıdıkları omuzluklarına bağlayıp süt satarlardı.
Sütçülerin el terazileri olmazdı, saçtan yapılma bir büyük süt güğümleri, bir de yarım ve litrelik kulplu ölçü birimleri vardı. Bazılarında beraberlerinde 250 gramlık ölçü de bulunurdu.
Yarım litre veya bir buçuk dediğiniz zaman, bununla tepeleme doldurup ölçmüş olur, tencerenize ayaküstü boşaltırdı.
Alınan sütün beklemeden dolayı kesilmemesi için hemen kaynatılır, kendi haline soğumaya bırakılırdı.
Süt soğuyunca bazen bir parmak kaymak tutar, bazen de kaymak çok ince olurdu.
Sütçüler için çoğu zaman “sütcüyü değiştireceğim süte su karıştırıyor, bu ne böyle su gibi” denirdi.
Sütçü de “Bir miktar su karıştırmasak süt size gelene kadar kesilir”, diye kendini savunur veya kaymaklı sütün manda sütü olduğunu, kaymaksız sütün, inek veya koyun sütü olduğunu anlatırdı. 50’li yıllarda ilkokul çağındaki okul talebelerine okul idaresince Marshall yardımı süt tozu verilir, bu süttozu suyla karıştırılıp, sınıfta kaynatılarak süt saatinde talebelere bardaklarla dağıtılır, turuncu renkli Amerikan peyniri beraberinde beslenme saati icra edilirdi.(Kaynak;www.sihirtur.com)

KIRKPUNAR RÖVANŞI ISPARTA’DA

KIRKPINAR’IN RÖVANŞI ISPARTA’DA

Isparta Belediyesinin 4. Geleneksel Yağlı Pehlivan Müsabakaları 5 Ağustos 2018 Pazar günü saat 09.00’da başlayacak ve gün boyu devam edecek. Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin bu yılki altın kemer sahibi Orhan Okulu başta olmak üzere Isparta’da 54’ü başpehlivan toplam 750 pehlivan er meydanına çıkacak. Davraz Mahallesi 133 Cadde Gülbirlik okulunun yanındaki Güreş Meydanında düzenlenecek 4. Geleneksel Yağlı Pehlivan Müsabakaları öncesinde, bu yılki Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin altın kemer sahibi Orhan Okulu, hocası Kemal Yılmaz, Isparta’nın geçen yılki başpehlivanı Mehmet Yeşil Yeşil, bu yıl yağlı güreşlerin baş cazgırlığını yapacak olan Emin Gır ve beraberindekiler Isparta Belediye Başkanı Yüksek Mimar Yusuf Ziya Günaydın’ı makamında ziyaret etti. Başkan Günaydın, Okulu’ya Kırkpınar’daki, Mehmet Yeşil Yeşil’e de Isparta’da geçen sene başpehlivanlığı kazanmasından dolayı altın takdim etti.

ANKARA CUMHURİYET BAŞ SAVCILIĞI

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Anıtkabir’de çektiği provokasyon içerikli görüntüyü sosyal medyada paylaşmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında Safiye İ. hakkında “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” suçundan 4 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle dava açtı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu’nda görevli Cumhuriyet Savcısı Ahmet Dalgalı’nın hazırladığı iddianamede, Safiye İ’nin Instagram hesabından paylaştığı görüntüdeki sözleri aktarıldı ve bu sözlerin, “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret niteliğinde olduğu” ifade edildi.
Safiye İ’nin, soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, “bir anlık düşüncesizliği nedeniyle böyle bir şey olduğunu” söylediği ve pişmanlığını dile getirdiği bildirilen iddianamede, sanığın “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun” uyarınca “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” suçundan 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapsi talep edildi.

İddianameyi kabul eden Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi, Safiye İ’nin tutukluluğunun devamına karar verdi.(alıntıdır)

Erdoğan “Millet Bahçesi” diyor ama şu Milli Park’ın haline bakın

Bir zamanlar içilebilir kalitede sularıyla cennetten bir köşe olan Kovada Gölü, sanayi ve tarımsal kirlilik ile ihmal yüzünden ölüm saçan bir bataklığa döndü…

Bir zamanlar Türkiye’nin en güzel doğal göllerinden biri olan Milli Park statüsündeki Kovada Gölünde bir türlü önüne geçilemeyen sanayi ve tarımsal kirlilik ölümcül seviyeye ulaştı. Isparta’nın Eğirdir ilçesinde bulunan Kovada Gölü ve göle su taşıyan kanalda ciddi bir iyileştirme çalışması yapılması gerektiğini dile getiren Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, “Göldeki su seviyesinin giderek azalması sanayiden kaynaklanan ağır metal ve tarımdan kaynaklanan azot, fosfat kirliliği sonucunda önce yüksek su bitkilerinin yoğunluğu artmış, daha sonrası ise bataklık alana dönüşümün göstergesi olan mavi-yeşil alana dönüşüm ve sığlaşma gölün sonunu hazırlamıştır. Bu gün Kovada Gölü’nde bırakın yüzmeyi; göle parmağınızı bile sokmanız hiç ama hiç sağlıklı bir davranış olmayacaktır. Bunun yanı sıra gölden balık yakalayıp yemek son derece tehlikelidir. Gölün balıkları insanları adeta zehirlemektedir” dedi.

EN GÜZEL GÖLLERİMMİZDEN BİRİYDİ, 1970’TE MİLLİ PARK OLDU

Göller Bölgesinin en güzel göllerinden biri olan Isparta’daki Kovada Gölü yıllardır çözülemeyen kirlilik sorunu yüzünden bataklığa dönüşmek üzere. Geçmişte Eğirdir Gölü’nün uzantısı olan Kovada Gölü, bugün Boğazova olarak anılan bölgenin alüvyonlarla dolmasıyla ayrı bir göle dönüştü. Çevresindeki zengin biyolojik çeşitlilik ve orman dokusuyla birlikte 1970 yılında Milli Park ilan edilerek koruma altına alınan Kovada Gölü, son yıllarda ise insan kaynaklı kirlilik yüzünden can çekişiyor.

SOĞUK HAVA TESİSLERİ VE FABRİKALARIN ATIKLARI GÖLE BOŞALIYOR

Çeşitli amaçlarla insanların ‘korumadan kullanma’ müdahalelerine kadar göl doğal dengedeydi. Eğirdir Gölü ile bağlantısı adeta ‘anne ile cenin’ bağlantısı gibi güvenli ve sağlıklıydı. Kovada Gölü’nü besleyen en hayati kaynak Kovada Kanalı ile Eğirdir Gölünden alınan suydu. Bu bağlantıyla adeta milli park olan gölün yaşamı ve geleceği belirleniyordu. Ancak bölgede açılmasına izin verilen çık sayıda soğuk hava deposu tesisi, meyve suyu fabrikaları, su ürünleri işleme üniteleri ve çeşitli sanayi işletmeleri atıklarını kanala boşaltıyor. Ayrıca arıtma tesisi ve on binlerce dekarlık tarım alanının atıkları da kanala ulaşıyor ve bu sular Kovada Gölü’nde depolanıyor. Sanayi tesisleri ve özellikle soğuk hava depolarının bakım ve onarım dönemlerinde kanalda defalarca su canlılarının ölümü yaşandı.”

(Kısaltılarak alınmıştır.Yusuf Yavuz www.odatv.com)

 

BİR ZAAMANLAR YAPI KREDİ

BİR ZAMANLAR YAPI KREDİ’NİN MİNİ TİYATROSU

Vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyoruz

1973 YILININ BİZLER DERGİSİ  VE MERHUM ARKADAŞIMIZ ALAADDİN GÜLER’İN GÜZEL BİR ŞİİRİ

Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz.

Tijen Ziyal: “Dut doğada bulunan en faydalı, koruyucu ve iyileştirici özellikleri en güçlü …

ERZURUM (İHA) – Dut firması kurucusu Tijen Ziyal, Dut’un doğada bulunan en faydalı, koruyucu ve iyileştirici özellikleri en güçlü meyvelerden biri olduğunu söyledi.
Ziyal, “Dut ağaçları ülkemizde bir çok yerde yetişebilen bir ağaçtır. Dut yüzde 100 organik bir besindir. Çünkü dut ve dut ağacına dadanan bir zararlı olmadığı için ilaçlama gerektirmez. Bu nedenle de güvenle tüketilebilir. Beyaz dut, insanın kendi bünyesinde üretemediği, sadece gıdalardan alabildiği yağ asitleri içerir. Bunlar linoleik, linolenik ve oleik asitlerdir. Söz konusu yağ asitleri hücre zarının oluşturulmasında kullanılır, ayrıca beyin ve sinir sisteminin gelişmesi için de gereklidir” dedi.
Immunflex Dut firması kurucusu Tijen Ziyal beyaz duttan elde ettiği ürünlerinden biri olan dut unu ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Yaklaşık 3 yıl önce dutun faydalarını keşfeden Girişimci Tijen Ziyal, fikrini geliştirmek için başvurduğu Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi ile beraber yürüttükleri çalışmalarda dut yaprağından elde edilen un ile çeşitli gıda ürünleri elde etti.
Girişimci Tijen Ziyal sözlerine şöyle devam etti; “Beyaz dut unu yüksek miktarda meyve şekeri, vitamin, mineral ve organik asit içermesinden dolayı insan beslenmesi açısından, özellikle bebekler ve çocuklar için son derece yararlı bir üründür. Çocukların beslenme çantalarına eklenebilir. Bebek mamalarında 6. aydan itibaren ek gıda olarak kullanılabilir.”
Tijen Ziyal, beyaz dut unu ile endüstriyel şeker kullanmadan birbirinden lezzetli pastalar, çörekler ve atıştırmalıklar yapılabileceğini belirterek, “Bir gıda eğer yüksek oranda antioksidan, vitamin ve diğer yararlı besin değerleri içeriyorsa “süper besin” olarak adlandırılır. Beyaz dut unu içerdiği oleik asit, linoleik asit, linolenik asit, karbonhidrat ve protein ile en iyi süper besinlerden biridir. Ayrıca beyaz dut unu yüksek oranda antioksidan ve vitamin içermektedir” diye konuştu.
((kaynak;www.haberturk.com ERZ-AA-Y)

ANADOLU BİR NEFESİNİ DAHA KAYBETTİ

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, müzik enstrümanı çalıyor, oturuyor ve şapka

Yusuf Yavuz
Denizli’nin Çameli ilçesine bağlı Gökçeyaka köyünde yaşayan üç telli ustası Hayri Dev yaşamını yitirdi.

85 yaşında çok sevdiği dağlara veda eden Hayri Dev, üç telli sazı ve kendi yaptığı çam düdüğü ile yerel müziğe yaptığı katkılar nedeniyle 2008 yılında UNESCO tarafından ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ ilan edildi.

ÜÇ TELLİ VE MASIT KIRIĞI’NI DÜNYAYA TANITTI
Yörede ‘Masıt Kırığı’ adı verilen kıvrak oyun ezgilerini tüm dünyaya tanıtan Hayri Dev’in yaşamı çok sayıda belgesele konu oldu. Paris, Brüksel gibi birçok Avrupa kentinde üç tellisiyle kalabalık dinleyici kitlelerine konserler verdi. Üç telli sazın Türkiye’de yaşayan efsanelerinden biri olan Hayri Dev, bir süredir Denizli’de Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi görüyordu.

Hayri Dev’in cenazesinin bugün ikindi namazının ardından doğduğu yer olan Gökçeyaka köyünde defnedileceği öğrenildi.
Masıt Kırığı çalmaya başladığında birden küçük bir esinti gibi gelip onu dinleyenlerin çevresinde dolanıyor. Sonra yavaş yavaş oturan herkesin ruhuna işleyen ezgiler tepeden tırnağa bir sihre kapılmış gibi dinleyenleri ayaklandırıyor.

HAYRİ DEV DAVUL YERİNE ÜÇ TELLİ ÇALAN BİR ŞAMANDI
Hayri Dev adeta bir büyücü gibi ayakları yerden kesilmiş, dal gibi, fidan gibi, yaprak gibi genç yaşlı demeden herkesi saman yolu gibi etrafına diziyor. Sanki sonu gelmesi istenmeyen bir Şaman ayini başlıyor, dakikalarca süren ama sonsuzmuş gibi gelen. Hayri Dev, iç Ege dağlarında davul yerine üç telli çalan bir Şaman’dı. Belki de o güne kadar birbirini hiç görmemiş olan her gövde, her el-ayak aynı anda güneşin etrafındaki yıldızlar gibi dönüyor. Göllere inen turnalar gibi, dağlardan süzülen şahinler gibi, ışığa koşan pervaneler gibi, herkes çakır gözlü bu küçük dev adamın, sihirli küçük ellerinden yayılan melodiyle sonsuza karışıyor…

Hayri Dev, tevazudan bir ömür sürülerek inşa edilen bilgelik geleneğinin soluklandığı son büyük ustalardan biriydi…
Anadolu bir nefesini daha yitirdi…

Güle güle koca usta…

***
Hayri Dev’den Masıt Kırığı’nı dinlemek için:
https://www.youtube.com/watch?v=an-8KiE6VcM

BİZ ÇOCUKLUĞUMUZDA

Biz çocuklubiz çocukluğumuzda çelik çomak misket ile ilgili görsel sonucuğumuzda çelik çomak, misket, uzun eşek, körebe oynar, uçurtma uçururduk rüzgarlı bayırlarda. Sivri kabaralı topaçlarımızı cilalardık akşamları. Canımız sıkılınca eşek arılarının yuvalarına çomak sokardık. Sokulunca çok acı çeker ağlardık.

Panayıra gider, tel cambazlarına bakar, yirmi beş kuruşa on halka atardık. Hayal perdesinde Hacivatla Karagöz seyreder, öyle yatardık. Şehirde yaşardık ama şehri değil sokağımızı, mahallemizi bilirdik biz.

Aya Seyahat, 1001 Gece Masalları, Miki Maus okurduk. Jül Vern’in Aya Seyahat’ i en sevdiğim kitaptı. Aya gitmek bizin için bir düştü ve uzaktı.

Muzip arkadaşlarla mahallenin delisi Kel İbo’ yu kızdırır, öğle vakitleri yavaş giden tramvaylara binip inme talimleri yapardık. O zamanlar çok olan boş arsalarda kaleleri taştan yapıp, çaputlardan yapılmış, hiç zıplamayan toplarla gazozuna çift kale maç yapardık. 

Şehirde yaşamamıza rağmen okula yamalı çorap ve altı pençeli pabuçlarla, beslenme çantamız olmadan gider, bundan da hiç gocunmazdık. Çünkü o zamanlar utanılacak şeyler hiç yapılmazdı ve kötüler parmakla gösterilecek kadar azdı. Geceleri bir açık hava sinemasına götürüldüğümüzde sevinçten uçardık. Hele bir de evimizde radyo varsa fiyakamızdan geçilmezdi.

Komşunun bahçesinden karadut, erik toplar, keçi boynuzu çiğner, limonata içerdik. Kırlangıçlar en yakın dostumuzdu. Bütün kapı pencereler hep onlara açıktı, yuvalarını istediği yere yaparlardı.

En sevdiğimiz yemek kuru fasulye pilav, giysilerimiz, pabuçlarımız Sümerbank, ata sporumuz güreşti. Olimpiyat ve Cihan şampiyonlarımız vardı. Ama yine de Atatürk bizim için baş pehlivandı.(Metin ve resim alıntıdır)

 

 

Ardıç Ağacıyla Ardıç Kuşu

Çok çok çok eskiden ülkelerden bir ülkede ormanlardan bir orman , bu ormanda da  bir ağaçcık varmış . Yaprakları ince iğnecikler halinde olan bu ağaçcığın kahverengi de kozalakları varmış . Şimdi hepiniz niye ağaçcık diyorsun ? İğne yapraklı ince yaprakları ve kozalakları olduğuna göre çam olmalı o ağaç diceksiniz biliyorum ;ama asıl sorun burdan çıkmış ya .
ardıç ağacı ardıç kuşu ile ilgili görsel sonucu
Bu ağaçcığın yaprakları iğne gibi olmasına iğne gibiymiş de kozalakları da varmış ; ama boyu çok kısaymış .Öteki kocaman kocaman çam ağaçlarının yanında minicik kalıyormuş . O yüzden de çok üzülüyormuş . Önceleri buna pek aldırdığı yokmuş ; ama kendini beğenmiş kocaman ağaçlar “Bodur” diye alay etmeye başlayınca , hele ” Şu ayak takımı çalıyı da kim soktu aramıza , şu boya bakın ağaçların yüz karası  .” diyince zavallının bütün günleri zehir olmaya başlamış . Onun bu halini gören ardıç kuşları ağaçcığa çok acıyorlarmış . Çünkü iyi niyetli yardımsever bi ağaçcıkmış o . Hele ardıç kuşlarına az yardımı dokunmamış . Öteki kendini beğenmiş ağaçların çoğu istemezmiş ardıç kuşlarını . Zaten o yüzden de aardıç ağacı ardıç kuşu ile ilgili görsel sonucurdıç ağacı diyorlar ya o ağaçcığa .

Ardıç kuşları hergün onun dallarına konar ona gezdikleri gördükleri yerleri anlatırlarmış . Ardıç ağacı da hiçbir ağaç boyu kısa olduğu için onunla konuşmadığı için kuş dostlarını dört gözle beklermiş. Ama kış gelince bütün ardıç kuşları güneye göç edermiş . İşte o zaman yapayalnız kalırmış ardıç ağacı . Koca bir kışı bütün çam ağaçlarının iğneli sözlerini dinlemekle geçirirmiş . Ardıç kuşları sevgili arkadaşları ardıç ağacının bu durumuna bi çare düşünmüşler ama bir şey bulamamışlar . Hatta bi kış güneye gitmeyip orda kalmayı da denemişler de başaramamışlar. Çünkü doğa ana onları soğuğa dayanıklı yaratmamış . O yüzden de o kış az kalsın donacaklarmış . Sonunda dayanamayıp yine güneye göç etmek zorunda kalmışlar . İlk baharda geri geldiklerinde doğruca doğa anaya gitmişler .
Doğa ana binlerce ardıç kuşunu karşısında görünce şaşırmış .”Ne oldu , niye hepiniz birden burdasınız ?” diye sormuş . O zaman ardıç kuşlarının başı sizden bir dileğimiz var diye başlamış söze. ” Bizim her yıl konakladığımız , bize yiyecek veren,  dallarında yuva yaptığımız bize ses çıkarmayan bir ağacımız var . Ama boyu biraz kısa öteki ağaçlar onunla alay ediyorlar . Ne olur bu işe bir çare bulun .” diye yalvarmış.

Sonra doğa anayı alıp gitmişler ardıç ağacının yanına . Doğa ana ağaçcığı görünce ” Niye boyunun uzamadığını şimdi anlıyorum , öteki ağaçla kökleriyle bütün toprağı kaplamışlar yeterli besin alamıyorsun üstelik boyun kısa olduğu için büyük ağaçlar güneşten yararlanmana da engel oluyorlar .
Ama üzülme sana öyle özellikler vereceğim ki bütün o kendini beğenmiş ağaçlardan üstün olucaksın . Çünkü yararlı olan güzeldir sen de yararlı bir bitki olucaksın . ” demiş . Sonra da yapraklarına güzel kokular sürmüş . Hele doğa ana ” Bundan böyle senin her şeyinden insanlar da yararlanacak ; ilaçlar yapacaklar hastalar için , kurşun kalem yapacaklar çocuklar için kısacası hem kuşların hem de insanların en sevdiği ağaç sen olacaksın. ” deyince ardıç ağacı sevincinden yemyeşil olmuş . O günden sonra da kendini beğenmiş ağaçların alaylarına hiç kulak asmamış . Hatta “Yararlı olan güzeldir ” diye düşünüp mutlu bile olmuş .(Alıntıdır)

 

23 Yıldır Dinmeyen Acı

Bugün 74 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinin yıldönümü.

Senirkent Belediye Başkanı Erol Civelekoğlu, felaketin ardından 23 yıl geçmesine rağmen acı olayın üzüntüsünü hala yaşadıkların belirterek, felakette yaşamını yitiren 74 hemşerilerini asla unutmadıklarını belirtti.

Dağdan gelen selin yol açtığı felaketin izleri kısa sürede silindi ama kaybedilen 74 canın acısı hala yüreklerde tazeliğini korumaya devam ediyor. Bu felakette yaşamını yitirenler için yakınları gözyaşı dökerken, ölenler için mevlüt okutulup hatmi şerif indiriliyor.

TAM 23 YIL GEÇTİ…
Bilindiği gibi Senirkent ilçemiz 13 Temmuz 1995 günü meydana gelen sel felaketi ile sarsılmıştı. 74 vatandaşımızın yaşamını kaybettiği bu acı olayın ardından tam 23 yıl geçti. Dağdan gelen selin yol açtığı felaketin izleri kısa sürede giderilmeye çalışıldı. Ancak felakette kaybedilen 74 kişinin acısı ise hala dün gibi tazeliğini koruyor. Senirkent’te bir daha böylesi felaketlerin yaşanmaması için gerekli önlemler alındı ve selin geldiği dağlık alan kısa sürede ağaçlandırıldı ve hayvan otlatmaya kapatıldı. Devlet, felaket sonrası Senirkent’in tahrip olan alt yapısını yeniden inşa etti ve ilçede bu felaketin yaraları kısa sürede sarıldı.

YÜZLERCE EV HASAR GÖRDÜ…
Senirkent’te 13 Temmuz 1995 tarihinde saat 20.10’da Kapı Dağına yağan yağmurun önüne kattığı çamur ilçe merkezine akması sonucu büyük bir sel felaketi meydana gelmişti.

74 vatandaşımızın hayatını kaybettiği bu olay sonunda 209 ev oturulamaz hale gelirken, Devlet tüm imkanları seferber ederek gerekli yatırımları süratle başlatmış ve bunun sonucunda felaketin açtığı zararlar giderilmişti.a sürede sarıldı. (www.ajans32.com)

Türkiye’nin lavanta bahçesi Isparta’da lavanta hasadı başladı.

 

Ferhat Kaya
Keçiborlu’nun Kuyucak köyünde 200 çiftçinin bin 500 dekarda yetiştirdiği lavanta, Isparta’nın yeni markası ve yükselen değeri oldu. 1 dekar lavanta bahçesinden 100 kilograma yakın kuru çiçek elde edilen ürünün 60-70 kilogram çiçeğinden 1 kilogram yağ üretilebiliyor.

Kuyucak’da yetişen lavanta Türkiye üretiminin yüzde 80’ini karşılıyor
Isparta Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Cenk Şölen, geçen yıl 2 bin 236 dekar alanda 292 ton lavanta çiçeği üretildiğini belirtti. Şölen, “Lavantanın tanıtılması için Keçiborlu Kaymakamlığı tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Anadolu Efes’in desteklediği “Lavanta Kokulu Köy” projesi hayata geçirilmiş olup, proje halen devam etmektedir. Lavanta yetiştiriciliğinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için Bakanlığımız tarafından çeşitli projeler uygulanmaktadır. Bu kapsam da Bakanlığımız Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen “Itri ve Tıbbi Bitkiler ile Boya Bitkileri Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında 2016 yılında yürütülen Lavanta Demonstrasyonunun kurulması için 162 bin Adet lavanta fidesi Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü tarafından üretilmiş, üretilen fideler demonstrasyonda kullanılmak üzere Sütçüler İlçesi Aşağı Yaylabel Köyü ve Çobanisa Köyündeki çiftçilere dağıtılmıştır. Dağıtım esnasında çiftçilerimize lavanta yetiştiriciliği, bakım, besleme ve hasat konularında eğitimler verilmiştir ve verilmeye devam edilmektedir” dedi.
Lavantada bu yıl mevsim şartları sebebiyle hasat mevsiminin 10-15 gün erken başladığını kaydeden Şölen, buna rağmen rekolte beklentisini yüksek olduğunu sözlerine ekledi.(Alıntıdır)
(FK-SÇ-Y)

 

 

 

(Fotoğraf Mustafa Doğankaya)

Eğirdir Gölünde Boğulma

Eğirdir Mahmatlarda meydana gelen boğulma olayında 11 yaşındaki R.Ç. ailesinin gözü önünde boğuldu.

Şırnak’lı aile Antalya’ya tatile gitmekte iken Eğirdir’e yaklaştıklarında Eğirdir Gölü’nün cazibesine dayanamayarak Mahmatlar Köyünde göl kenarında mola verdiler. Serinlemek için göle giren 11 yaşındaki R.Ç bir anda gözden kayboldu. Durumu fark eden babası R.Ç’yi gölden çıkardı. Olay yerine gelen ambulansla Eğirdir Kemik Eklem Hastanesine kaldırılan R.Ç.’nin durumu ciddiyetini koruyor. Şu anda Isparta SDÜ Tıp Fakültesi yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veren küçük çocuğun ailesi bu olaydan sonra adeta yıkıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

(www.ajans33.com) Kemal ERBEN EĞİRDİR

Kılıçdaroğlu daha ne yapsın?

Kılıçdaroğlu daha ne yapsın?

Kılıçdaroğlu daha ne yapsın?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 3 kez ziyaret ettiği Çorum’un Güney köyünden, CHP’ye çıkan oy tartışma konusu oldu.

SIK SIK ZİYARET ETTİ

Kılıçdaroğlu, Güney köyüne ilk olarak 6 Ekim 2015 tarihinde şehit olan polis Yaşar Güler’in cenazesi için gitmişti. Kılıçdaroğlu’nun köye ikinci ziyareti de yine şehit ailesine olmuştu.

Kılıçdaroğlu bu ziyaretinde köydeki gençlerle de sohbet etmiş, hatıra fotoğrafı çekildiği kadınları Meclis’e davet etmişti. Davet üzerine Ankara’ya giden köylüleri Kılıçdaroğlu, Meclis’te ağırlamıştı.

CHP liderinin Güney köyüne son ziyareti ise 24 Haziran seçimlerinden önce olmuştu. Kılıçdaroğlu, son olarak köyde “manevi kızım” dediği ve kardeşiyle birlikte kardeşine burs verdiği İmam Hatip öğrencisi Özge Biçer ve ailesini ziyaret etmişti.

 Geçen yıl babalarını kaybeden Özge ve Osman Biçer kardeşler, gazetecilere, Kılıçdaroğlu’nun ziyaretinden duydukları memnuniyeti dile getirmişti. Çorum Erol Olçok Anadolu İmam Hatip Lisesinde okuyan 4. sınıf öğrencisi Özge Biçer, ziyaretten dolayı çok mutlu olduğunu belirterek “Sayın Başkanımızla iki yıl önce köyümüzden bir şehit vermiştik, onun taziyesine geldiğimizde tanışmıştık. Bugün de ziyaretimize geldi. Beraber sohbet ettik. Sağ olsun bizimle ilgileniyor. Burs desteği sağlıyor bize. Lise son sınıftayım. Hedefim ilahiyat fakültesine gitmek.” diye konuşmuştu.

Kılıçdaroğlu’nun geçen yıl dizüstü bilgisayar gönderdiği lise 1. sınıf öğrencisi Osman Biçer de bilgisayarı halen kullandığını ifade ederek “Ziyaretten dolayı çok sevindim. Telefonla arasa bile mutlu olurdum. Verdiği bilgisayarı hala kullanıyorum. İnşallah derslerime çalışıp, makine mühendisliğine gideceğim.” demişti.

HERKES BUNU MERAK EDİYOR: CHP’YE OYU KİM VERDİ

İşte CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Güney köyüyle ilişkisi bu kadar sıkı fıkı iken 24 Haziran’da partisi tam bir şok yaşadı.

Köyle sandıklar açıldığında herkes bir şok yaşadı. CHP üyelerinin de bulunduğu köyden CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’ye 1 yine köyü 3 kez ziyaret eden Kılıçdaroğlu’nun partisi CHP’ye ise 1 oyun çıkması şaşkınlık yarattı.

Şimdi köyde herkes bir birine aynı soruyu soruyor: “Kılıçdaroğlu’nun bu kadar ilgisine rağmen CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve CHP’ye neden 1 oy çıktı ve bu 1 oyu kim verdi?” Metin alıntıdır .Altı ok Natinonal Geopraphiç Arşiz Mustafa Doğankaya )

NOSTALJİ BİR MESAJ AMA ZAMAN,ZAMAN İHAÇ DUYUYOR İNSAN……
Her rüzgar savuracak bir toz bulur.
Her hayal yaşanacak bir can bulur…
Her düş gerçekleşecek bir umut bulur…
Kolay bulunmayan tek şey güzel bir dostluktur…
Kuşlar gibi uçmayı,balıklar gibi yüzmeyi öğrendik…
Ama basit bir sanatı unuttuk…
İNSAN gibi yaşamayı biliyor muyuz?
Zengin; çok mala sahip olana denmez,zengin kalbi olana denir.
Kalp zenginliğinden mahrum olan kimse,
ne kadar geniş servete sahip olursa olsun yine fakirdir.
Tamamı ve hırsı sebebiyle de halk nazarında hakirdir.
Kalbi zengin olan kimse de ne kadar fakir olsa
herkesin nazarında muhteremdir.
Paylaşacak dostlarınız yoksa
iyi şeylere sahip olmanın bir zevki yoktur.
Dost dediğin, sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile
seni sevmeli,
Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile
 sana sarılmalı,
dayanılmaz olduğun zamanlarda bile
sana dayanmalı,
dost dediğin fanatik olmalı,
bütün dünya seni üzdüğünde bile
 sana moral vermeli,
güzel haberler aldığında seninle dans etmeli
ve ağladığında seninle ağlamalı,
ama hepsinden daha çok,
 dost matematiksel olmalı!
Sevinci çarpmalı,
Üzüntüyü bölmeli,
Geçmişi çıkartmalı,
Yarını toplamalı…
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı
 Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı
Sevgiye herzaman yeri olan yüreği kocaman dostlara…
(Fotoğraf Mustafa Doğankaya metin alıntıdır)

Kaldırımlar güneş enerjisiyle aydınlatılıyor

Kaldırımlar güneş enerjisiyle aydınlatılıyor

MURATPAŞA Belediyesi, aralarında Tarık Akan Parkı’nın da bulunduğu 10 noktada üzerinde belediye logosunun güneş enerjisiyle aydınlanan kaldırım taşı çalışması yaptı.

Muratpaşa Belediyesi’nin pilot çalışma olarak gerçekleştirdiği güneş enerjisiyle aydınlanan kaldırım taşı projesi, geçen yıl kasım ayında randevusuz görüşme saatinde Belediye Başkanı Ümit Uysal’a sunuldu. Randevusuz görüşmede Kadir Öztekin’in güneş enerjisiyle aydınlanan projesiyle yakından ilgilenen Başkan Uysal, projenin uygulanabilirliği konusunda Fen İşleri Müdürlüğü’yle ortak çalışma yapılması talimatını verdi.

Bu çalışmanın sonucunda aralarında Tarık Akan Parkı, Meltem ve Fener mahallelerinin bulunduğu 10 noktada üzerinde belediye logosunun bulunduğu güneş enerjisiyle aydınlanan kaldırım taşı uygulaması yapıldı.

Muratpaşa Belediyesi’nin 62 santimetre genişliğe 105 santimetre uzunluğa sahip güneş enerjisiyle aydınlanan kaldırım taşları 8 saat güneş ışığı almasıyla 1 hafta çalışabiliyor. Gün batımıyla birlikte devreye giren sistem sabaha karşı saat 03.00’de kendini kapalı konuma alıyor.

(wwwgunhaber.com/ANTALYA,fotoğrafta  Başbabakanın ağacı görülmektedir.(DHA) 

NOSTALJİ BİR MESAJ AMA ZAMAN,ZAMAN İHTİYAÇ DUYUYOR İNSAN……

NOSTALJİ BİR MESAJ AMA

ZAMAN,ZAMAN İHTİYAÇ DUYUYOR İNSAN……

 Her rüzgar savuracak bir toz bulur.
Her hayal yaşanacak bir can bulur…
Her düş gerçekleşecek bir umut bulur…
Kolay bulunmayan tek şey güzel bir dostluktur…

Kuşlar gibi uçmayı,balıklar gibi yüzmeyi öğrendik…
Ama basit bir sanatı unuttuk…
İNSAN gibi yaşamayı biliyor muyuz?
Zengin; çok mala sahip olana denmez,zengin kalbi olana denir.

Kalp zenginliğinden mahrum olan kimse,
ne kadar geniş servete sahip olursa olsun yine fakirdir.
Tamamı ve hırsı sebebiyle de halk nazarında hakirdir.
Kalbi zengin olan kimse de ne kadar fakir olsa
herkesin nazarında muhteremdir.

Paylaşacak dostlarınız yoksa
iyi şeylere sahip olmanın bir zevki yoktur.
Dost dediğin, sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile
seni sevmeli,
Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile
 sana sarılmalı,
dayanılmaz olduğun zamanlarda bile
sana dayanmalı,
dost dediğin fanatik olmalı,
bütün dünya seni üzdüğünde bile
 sana moral vermeli,
güzel haberler aldığında seninle dans etmeli
ve ağladığında seninle ağlamalı,
ama hepsinden daha çok,
 dost matematiksel olmalı!
Sevinci çarpmalı,
Üzüntüyü bölmeli,
Geçmişi çıkartmalı,
Yarını toplamalı…
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı
 Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı
Sevgiye her zaman yeri olan yüreği kocaman dostlara…

(Fotoğraf ve yazı Alıntıdır)

TÜRKİYE+NİN NOBELİ TEKLİFİ;SÜLEYMAN DEMİREL VE HOŞGÖRÜ ÖDÜLLERİ

Türkiye’nin Nobeli teklifi; Süleyman Demirel Demokrasi ve Hoşgörü Ödülleri

9’uncu Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’in anma törenine katılan CHP Isparta Milletvekili Adayı Mustafa Ceyhan, Demirel ile ilgili hayata geçirmeyi hedeflediği projesini anlattı. Ceyhan, Demirel’in demokrasiye ve hoşgörüye olan sevdasını tüm dünya ile paylaşmak için bir ödül töreni düzenlemeyi hedeflediklerini söyledi. Ceyhan, “Bir Nobel gibi Dünyadaki tüm insanlar için Süleyman Demirel Demokrasi ve Hoşgörü Ödülleri dağıtılmasına öncülük edeceğim’ dedi. (www.isteisparta.com)

 

Bayram İkramiyesi Sadece SGK’dan Aylık Alanlara Ödenecek

Bayram İkramiyesi Sadece SGK’dan Aylık Alanlara Ödenecek

Her yıl Ramazan ve Kurban bayramlarında verilecek biner liralık bayram ikramiyesi, yasa gereği sadece SGK’dan gelir ve aylık alan emekli ve hak sahiplerine ödenecek.

mekli aylıklarını SGK dışındaki 17 ayrı özel sandıktan alan yaklaşık 300 bin emekliye bir kötü haber de Hazine’den geldi. Hazine Müsteşarlığı, her yıl Ramazan ve Kurban bayramlarında verilecek biner liralık bayram ikramiyesinin yasa gereği sadece SGK’dan gelir ve aylık alan emekli ve hak sahiplerine ödeneceğini, Hazine Müsteşarlığı’nın emeklilere aylık ya da ikramiye ödemek gibi bir görev ya da yetkisinin de olmadığını bildirdi.

SGK DIŞINDA 17 EMEKLİ SANDIĞI BULUNUYOR

Türkiye’de SGK dışında 10 banka, 6 sigorta şirketi ile TOBB ve ona bağlı odaların çalışanlarının dahil olduğu 17 emekli sandığı bulunuyor. Yasayla kalıcı hale getirilen yıllık 2 bin liralık bayram ikramiyesi sadece SGK’dan aylık alan yaklaşık 12 milyon emekliyi kapsıyor.

YASA 300 BİN EMEKLİYİ KAPSAMIYOR

Yasa, geri kalan 17 özel sandıktan aylıklarını alan yaklaşık 300 bin emekliyi ise kapsamıyor. SGK, kendi emeklilerine ödeyeceği yıllık yaklaşık 24 milyar lirayı ise kendi kaynağı yetmediği için Hazine’den alacak. Özel sandık emeklileri, Hükümet’in tüm emeklilere bayram ikramiyesi verileceğini açıklamasına karşın, bu haktan mahrum kaldıklarını, eşitlik ve adaletin sağlanabilmesi için kendilerine de ikramiye ödenmesini talep etti.

HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI YASANIN SADECE SGK EMEKLİLERİNİ KAPSADIĞINI BİLDİRDİ

Bu taleplerini hem kendi özel sandık yönetimlerine hem SGK’ya hem de hükümete ileten emekliler, bu konuda ya özel sandıklara ödeme talimatı verilmesini ya da Hazine’nin sandıklara da para aktarmasını istediler. Bu talepler üzerine bir açıklama yapan Hazine Müsteşarlığı, yürürlüğe giren yasanın sadece SGK emeklileriyle hak sahiplerini kapsadığını, üstelik Hazine’nin emeklilere aylık ya da ikramiye ödemek gibi bir yükümlülüğünün olmadığını bildirdi.

EDİTÖRÜN NOTU,

Bizim bağlı olduğumuz bankamızın emekli sandığı bayram ikramiyesi ödemeini yapmıştır.Tüm ilgililere teşekkür ediyoruz.

ÇOCUKLAR BABALARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜRLER ?

ÇOCUKLAR BABALARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜRLER ?

ÇOCUKLAR BABALARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜRLER ?

5 Yaşında Babam her şeyi bilir.

10 Yaşında baban çok şeyi biliyor.

15 Yaşında Ben de babam kadar biliyorum.

20 Yaşında Şu muhakkak ki babamın öyle pek fazla bildiği bir şey yok.

30 Yaşında Bir kere babamın fikrini sorsam fena olmayacak.

40 Yaşında Ne de olsa babam bazı şeyleri biliyor.

50 Yaşında Babam her şeyi biliyor.

60 Yaşında Ah, babam hayatta olsaydı da kendine danışabilseydim.(Alıntıdır)

 

O festivali düzenleyenler yargılanır

O festivali düzenleyenler yargılanır

Salda Gölü kıyısında 30 bin kişilik festival düzenlenmek istenmesini değerlendiren Burdur eski Tabiat Varlıkları Koruma Şube Müdürü Kürşad Arıgümüş, “Yasal işlem başlatılır” uyarısında bulundu…

Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan doğal sit alanı niteliğindeki Salda Gölü’nün kıyısında 30 bin kişilik müzik festivali düzenlenmek istenmesine yönelik tepkiler sürüyor. Salda Gençlik Festivali adıyla 29-Haziran-1 Temmuz tarihleri arasında düzenlenmek istenen etkinliğin yarattığı tartışma, Türkiye’nin doğal sit alanlarının kullanımıyla ilgili uygulamaları ve yasal düzenlemeleri akla getirdi. Salda Gölü’nün de bağlı bulunduğu Burdur’un eski Tabiat Varlıkları Koruma Şube Müdürü Kürşad Arıgümüş, birinci derece doğal sit alanı olan Salda Gölü ve çevresinde herhangi bir faaliyet yapmak için Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Komisyonu’nun karar alara izin vermesi gerektiğine işaret ederek, “izin verilmedi ise hukuken yapılacak faaliyet suç kapsamına girer. En başta buna göz yuman kamu görevlileri hakkında yasal işlem başlatılır” dedi.

Denizli merkezli bir organizasyon firması tarafından Salda Gölü kıyısında düzenlenmek istenen ve yaklaşık 30 bin kişinin katılması beklenen müzik festivaline yönelik tepkiler sürüyor. Teoman, Hayko Cepkin, Selda Bağcan, Manuş Baba ve Yeni Türkü gibi sanatçı ve grupların sahne alacağı çadır kamplı festivalin oldukça hassas olan Salda Gölü’nün doğal yapısına zarar vereceğinden endişe ediliyor. Konuyla ilgili bilim insanlarının yanısıra sivil toplum örgütleri ve turizmciler böyle bir festival için 1. derece doğal sit alanı olarak koruma altında bulunan Salda Gölü kıyısının seçilmesinin yanlış olduğunu savunurken, organizasyon sorumluları ise göle bir zarar vermeyeceklerini aksine festival kapsamında sosyal sorumluluk etkinlikleri düzenleyeceklerini savunuyor. Festivali destekleyen Yeşilova Belediyesi ise etkinliğin Salda Gölü’nün tanıtımını sağlayarak ilçe esnafına da para kazandıracağı görüşünde.(www.odatv.com)

GÜNEYKENT’TE HALI KURSU İLE ISPARTA HALISI YAŞATILIYOR

34073780_1893957687316314_7653497435024523264_n

GÜNEYKENT’TE  HALI KURSU İLE ISPARTA HALISI YAŞATILIYOR

Güneykent Belediyesi, gülcülük ve bir çok alanda gösterdiği çabayı, kaybolmaya yüz tutmuş sanatlara da sahip çıkarak gösteriyor.

Bu kapsamda Isparta Halısı kursları düzenliyorİŞKUR ve Kaymakamlık Halk Eğitim kanalı ile başlatılan ve hala devam etmekte olan halı kursları Isparta Halısının yaşatılmasına katkıda bulunuyor.

İŞKUR Müdürü Mustafa Höke, bugün Güneyket’e yaptığı ziyarette,yapılan desteğin doğru bir şekilde değerlendirilmiş olmasından memnuniyet duyduğunu, kaybolmaya yüz tutmuş bu sanatların desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Yün İpten El Dokuması Türk Bayrağı Projesi

Güneykent’te düzenlenecek Gül Hasadı Festivali kapsamında yün ipten Türk Bayrağı dokunacak.

Güneykent’e ziyarette bulunan, 16-17 Haziran Gül Festivaline gelen tüm herkesin bir ilmek atılması insteneceği,Türk Bayrağı Dokuma Halı Projesi başladı. Güneykent Belediye Başkanı Fahrettin Gözgün ‘İlk ilmek Kaymakam Mustafa Beyden. Ecdadın kanı ile sulanmış bayrağımız için herkesin bir ilmek katkı sunması için Gülevi ne bekliyoruz.’Dedi.

Dokunan bayrak 15 Temmuz’da Beştepeye Millet Camiine hediye edilecek.(www.isteisparta.com)

 

SÜTÇÜLERİN TURİSTLERİ

SÜTÇÜLERİN TURİSTLERİ

MEHMET ALİ POYRAZ

Bu anlattıklarım yaşanmış bir Sütçüler hikâyesidir.
Rahmetli Haydar Şavkan’ın Belediye Başkanı olduğu yıllarda bir gün bir zat çıka gelir Sütçülere. Belediye Başkanını makamında ziyaret eder. Soranlara da adının Mehmet Deren olduğunu söyler. Mehmet Deren kendisini Burdur/Bucaklı ve turizm organizatörü olarak tanıtır. Belediye Başkanı Rahmetli Haydar Şavkan’ı ziyaret ettiği esnada Sütçülerin bakir bir yer olduğunu ve buraya İskandinav ülkelerinden turist getirmek istediğini belirtir. İlk etapta 25 kişilik bir grubu getirebileceğini ne de olsa hemşeri sayılırız, benim de Sütçülerin kalkınmasına katkım olsun der. Belediye Başkanının heyecanlandığını gören Mehmet Deren, bunun daha başlangıç olduğunu ve her ay düzenli olarak onlarca hatta yüzlerce turisti getirebileceğini, Sütçülerin makûs talihinin turizmle canlanacağını ve Sütçülerin gelişmiş ilçeler seviyesine yükselebileceğini söyler. Yalnız gelecek olan turistler için otelin olup olmadığını sorar. Belediye Başkanı Haydar Şavkan o konunun sorun olmadığını belediye binasının üst katını boşaltır 25-30 kişinin kalabileceği yere dönüştürebiliriz der. Mehmet Deren hemen başlayalım o zaman der. Yeme içme işinin de Cafer Şafak’ın lokalinde olabileceği söylenince lokali görmek ister Mehmet Deren.Lokale hemen gidilir eksik gedik ne var ne yok diye bakılır.Lokaldeki tuvaletin alaturka olduğunu ve ecnebilerin bu tuvaleti kullanamayacaklarını belirtilir ve hemen alafranga tuvalet taşının konmasını ister.Hemen alafranga tuvalet yapılır.Bu esnada da Sütçüler Belediyesinin üst katı hemen boşaltılır, boya badana işleri yapılır, 30 kişilik yatak, yorgan, masa sandalye ve nevresim gibi malzemeler temin edilir. Belediye Başkanlığı konuyu esnafla paylaşır. Esnaf ve halk, evlerinin kapı ve çerçevelerini boyamaya başlar. Çarşının belli yerlerine sigara izmaritleri ve çöplerin atılması için çöp kutuları konur. Bu arada organizatör belediyenin sağladığı yerde yatıp kalkmakta, Cafer Şafak’ın lokalinde kahvaltı ve öğle yemeğini yemekte. Akşamları ise mükellef bir sofra da ağırlanmaktadır. Bu durum günlerce böyle devam etmektedir.
Bu arada halk ta heyecanlanmaktadır. Bu İskandinav ülkesi nerededir? Acaba hangi yabancı dili konuşmakta? Almanca mı, Fransızca mı yoksa Hollandaca mı? Kendi aralarında bir yol bulmaya çalışırlar. Bazıları çıkar der ki uluslar arası dil İngilizcedir. Buna göre hareket etmemi z gerekir der. Ve gün geçtikçe artık esnaf van dolar, tu dolar, tri dolar demeyi öğrenir. Bazen kendi aralarında bayanlar için misis erkekler için kullanılan hitap şekli olan mister kelimelerini kullanarak birbirlerini tiye alırlar.
Organizatör hedefine ulaşmak için yeni eksiklik daha belirler. Turistlerin rakı içmediklerini viski içtiklerini ve bu kadar viski Sütçülerde bulunabilir mi diye sorar. Sütçüler de değil Isparta da dahi bu kadar viskinin bulunamayacağı belirtilir. Organizatör ben size bu viskilerin temini konusunda yardımcı olayım der. Ankara da bu işleri yapan benim arkadaşlarım var. Oradan alıp gelelim. Turistler biran önce gelmek istiyorlar der. Cafer Şafak ‘a Ankara fikri cazip gelir. Arkadaşları ile bir Murat 124 arabaya binip Ankara ya giderler. Organizatör para hazır mı diye sorunca para yok derler. O zaman bu iş burada biter der organizatör. Oturup yeni bir durum değerlendirmesi yaparlar ve Ankara daki hemşeri kahvesine giderler. Orada projeyi anlatırlar ve gerekli olan 15 bin tl yi hemşerilerden toplarlar ve organizatöre verirler. Kızılay da bir iş hanı önünde dururlar. Organizatör –Siz burada bekleyin. Şu 4. katta oturuyor. Hem kendisiyle tanışın hem de malımızı alıp gidelim. Der. Cafer Şafak ve arkadaşları bir veya iki saat kadar beklerler.Ne gelen var dır ne de giden.Arabadan inip iş hanını kontrol ederler. Sorup soruştururlar oralarda. Ne böyle bir iş yapan vardır o iş hanında, ne de böyle birisi. Hanın iki kapısın vardır. Bir kapıdan giren Mehmet Deren diğer kapıdan çıkıp gitmiştir. Dolandırıldıklarını anlarlar. Cebeci deki hemşeri kahvesine tekrar giderler. Başlarından geçeni anlatırlar. Kahvedeki hemşerilerimiz ceplerine biraz harçlık koyar ve Sütçüler’e gönderirler. Sütçüler’e gelir gelmez hemen ilk iş olarak savcılığa suç duyurusunda bulunurlar. Bu şahıs altı ay sonra başka bir iş üzereyken emniyet tarafından yakalanıp adliyeye teslim edilir.

EDİTÖRÜN NOTU

Her şeyden önce bu yazıyı kaleme alan MEHMET ALİ POYRAZ’a teşekkür ediyoruz.

ATSO’nun gündemi; Kirada dolar krizi

ATSO’nun gündemi; Kirada dolar krizi

ANTALYA Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) meclis üyeleri, dolar ve euro’daki ciddi artış nedeniyle birçok işyerinin kira bedelinin dövizle olmasından dolayı kiraların ödenemez hale geldiğini belirterek, üye işyerlerinden ‘Meydana çıkalım, dolar yakalım’ gibi eylem talepleri geldiğini kaydetti.

Merkez Bankası’nı suçlayan ATSO Başkanı Davut Çetin ise kiraların sabitlenmesi için KHK çağrısında bulundu.

ATSO’nun mayıs ayı meclis toplantısının ana gündemini, döviz kurundaki artış oluşturdu. Döviz üzerinden kiralarını ödeyen işyeri sahiplerinin euro ve dolarda yaşanan artış nedeniyle çok ciddi zarar yaşadığı kaydedildi. ATSO meclis üyeleri, dolar ve euro’daki ciddi artış nedeniyle birçok işyeri sahibinin kira bedelini ödeyemez hale geldiğini belirtirken, bazı üyeler ise üye işyerlerinden ‘Meydana çıkalım, dolar yakalım’ gibi eylem talepleri aldığından bahsetti.

MERKEZ BANKASI SESSİZ KALDIĞI İÇİN

ATSO Başkanı Davut Çetin’in de ana gündem maddesini döviz kurları, dolar ve euro’nun çıkışı ve TL’nin serbest düşüşü oluşturdu. Liranın değer kaybının bir yılda yüzde 32’ye, bir ayda yüzde 16’ya, hatta bir günde yüzde 2-3’e kadar çıktığına işaret eden Davut Çetin, “Türk Lirası dünyanın en çok değer kaybeden paralarından birisi oldu. Bu noktada Merkez Bankası’nın düne kadar görevini layıkıyla yaptığını söylemek mümkün değil. Son 2-3 yıldan beri faiz politikasını netleştirmesi gerektiği sürekli dile getirilmiştir. Piyasa aylardan beri Merkez Bankası’nı test ediyor. Merkez Bankası sessiz kaldığı için döviz serbest tırmanışa geçti” dedi.

KİRALAR DÖVİZLE OLMAMALI

Kira artışıyla ilgili 2016’da da çok ciddi serzeniş aldığını, kiraların kesinlikle dövizle olmaması gerektiğini belirten Çetin, “AVM’lerde de dövizle olmaması gerekiyor. 2016’da da her türlü çağrı yapıldı kiraların dövizle olmaması yönünde ama başarılamadı. Belki bu kanun hükmünde kararnameyle çıkarılabilir, kiralar sabitlenebilir veya döviz rakamı sabitlenebilir. Burada çok ciddi mağduriyet var ve en önemli mağduriyet de kiralarda” dedi.

(www.gunhaber.com)Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA) –

GEÇMİŞ OLSUN ACİL ŞİFALAR

GEÇMİŞ OLSUN ACİL ŞİFALAR

Memleketimizin  çok değerli yeri doldurulamaz iki hocası Hacı Hafız Ramazan Sarışahin Antalya yaşam hastanesinde

Hacı Hafız Süleyman Erener ısparta Meddem hastanesinde

başarılı bir kalp operasyonu ameliyatı geçirmişlerdir

şu mübarek günler hürmetine

DUALARIMIZLA (Kaynak;Rıdvan Ertan)

SÜYAD’IN KURULUŞUNUN 28.YILI

SÜYAD’IN KURULUŞUNUN 28.YILI

Şubat 1990 yılında kurulan SÜYAD  bu yıl 28.yılını tamamladı.

Kurulduğundan bugüne kadar geçen süre içerisinde SÜYAD;

çeşitli faaliyetlerde bulunmakta, geceler tertiplemekte,kuruluşundan bu yana  ihtiyaç sahibi başarılı öğrencilere devamlı burs vermekte ve  çeşitli etkinlikler de  tertip etmektedir.

Sütçüler Hidroelektrik Santralı yapıp işleten Sütçüler Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. nin kuruluşunda öncülük ettiiği gibi , geleneksel hale gelmiş olan FUTBOL TURNUVASI’nı yıllardan beri başarıyla devam ettirmektedir.

Merhum Hüseyin Turan’ın çıkarmış olduğu Sütçüler gazetesinde Süyad’ın kuruluşu ile ilgili olarak yayınlanan haberi sizlere sunuyor ve bu vesile ile  bugüne kadar emeği geçen herkese teşekkürlerimizi iletiyor, ebediyete intikal etmiş olanlara da Allah’tan rahmet diliyoruz.

 

DARİO MORENO

Dario Moreno-Deniz Ve Mehtap

DARİO MORENO

İzmir doğumlu olup Fransa’da ün yapan DARİO MORENO Türkiye’nin iyi niyet elçisi idi.Yapı ve Kredi Bankası’nın reklamlarında da oynadı.1968 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti.

DENİZ ve MEHTAP şarkısı hala belleklerimizdeki yerini korumaktadır.

Günümüzde artık yok olan bir gelenek “ahiretlik”

Günümüzde artık yok olan bir gelenek “ahiretlik”

Eski Türklerde büyük önem verilen “Tuz ekmek hakkı” anlayışının devamı olarak uygulanan ahiret kardeşliği adıyla kurulan kardeşlik ve dostluk “ahiretlik” veya “ahretlik” adıyla devam ettirilmiştir. Bilhassa genç kızlar ve kadınlar arasında görülen bu kardeşlik ahlak, kişilik ve huy benzerliği olan kişiler arasında kurulmuştur. Genç kızlar arasındaki ahiretlik anlaşması, genç kıza hayat boyu yalnız olmadığı anlayışını kazandırırdı. 
Ahiret kardeşi olan kimseler birbirlerine hediye verirler. Sevinçli ve üzüntülü zamanlarında birbirlerinin yanında yer alırlar. Hayattayken birbirlerine yardımcı olan ahiret kardeşlerinden birisi öldüğü zaman, sağ olan vefat edenin ruhu için hayır ve hasenat yapar, ailesine ve çocuklarına yardımcı olur. Onların sıkıntılarını gidermeye çalışır. Ahiret kardeşi olan kimselerin aileleri de aynı münasebetleri devam ettirmeye çalışırlardı. Günümüzde bu gelenek yok denecek kadar azalmıştır.(Alıntıdır)

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim çalışmaları için vatandaştan bağış ve yardım kampanyası başlattı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin “Bende para yok. Ateşleyin bakalım. Fırına odun atın biraz. 5 lira, 10 lira, 20 lira yatır ama yatır” diyerek başlattığı yardım kampanyasının ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan da seçim çalışmaları için bağış ve yardım kampanyası başlattı. Kampanyanın sloganı ise “Sen de destek ol”.

Güneykent Çifte Bayrama Hazırlanıyor

Güneykent Çifte Bayrama Hazırlanıyor

Isparta’da bu yıl hava sıcaklıklarının mevsim normalleri üzerinde seyretmesi sonucunda gül hasat sezonu 20 gün erken geldi. Yaklaşık 1 ay daha devam edecek olan hasat sezonu sonunda, Ramazan Bayramı ve Gül Festivali ile birlikte çifte bayram yapılacak.

Dünya gül yağı ihtiyacının yüzde 65’ini karşılayan Isparta’da, üretimin yaklaşık yüzde 18’e varan kısmında söz sahibi olan Gönen ilçesine bağlı Güneykent’te hasat 20 gün önceden başladı.

Bu yıl havaların sıcak gitmesiyle birlikte, alışılmış zamandan 20 gün erken geldiği belirtilen gül hasat sezonu, Ramazan ayı sonuna dek devam edecek. Güneykent’teki gül hasadı sonunda festival düzenleyeceklerini kaydeden Belediye Başkanı Fahreddin Gözgün, “Festivalimizde yine gül toplanacak, gül kaynatılacak, folklorik gösteriler olacak ve gülün şiiri konuşacak, gülün parçaları ve türküleri konuşulacak. O gün güle dair gerçekten gül gibi bir gün yaşatacağız. Ben bütün herkesi, bayramın 2 ve 3. gününde şeker gibi bir gül bayramı yaşamaya davet ediyorum” dedi.

“BU İŞİ HASSASİYETLE VE BİLİNÇLİ YAPMAK ÇOK ÖNEMLİ”
Güneykent’te doğduğundan bu yana gül yetiştiriciliği yaptığı belirten Hüseyin Aşan, gülcülüğün güzel ama bir o kadar da zor bir meslek olduğunu anlattı. Aşan, “Doğduğumdan bu yana gülcülük yapıyorum. Gül yetiştiriciliği güzel ama zor bir meslek. Çok küçükken başlıyorsun, verim alabilmek için 3-4 yıl geçiyor. Tabi o arada büyük uğraşlarımız oluyor, işçi sıkıntısı çekiyoruz. Gül otu hiç sevmeyen bir bitki. Hassasiyet göstermek gerekiyor, devamlı çapa ve bel yapmak gerekiyor, bunlara çok dikkat etmek gerekiyor. O yüzden bu işi bilinçli yapmak çok önemli” dedi.

“BU BÖLGENİN GÜLÜ ÇOK DEĞERLİDİR”
Güneykent gülünün, yüksek kesimlerde yetiştiği için Isparta’daki diğer bölgelere göre daha kaliteli olduğunu savunan Aşan, “Bizim bu bölgenin gülü çok değerlidir. Kıymetini bilmek için çok uğraş ve reklam lazım. Gülün değerinin artırılması için büyüklerimizin bu işe el atması lazım. Bizim gülümüz, Isparta’nın ova olan bölgelerinde yetişen güllerden daha değerlidir. Öyle yerlerimiz var ki; rakımı 1500 metre olan yerlerde biz gül yetiştiriyoruz. Gülümüzün yağ ve su oranı bu yüzden çok daha kaliteli oluyor. Burada biz, hem kıraçta, hem de susuz olarak gül yetiştiriyoruz. Böyle olunca da yağında ve suyunda da kalite farkı oluşuyor. Sulu yetiştirilen gülün yağ kalitesi çok düşük olur. Normalde 3-4 tonluk gül yaprağından elde edilecek yağ ve suyu, biz çoğu zaman burada 2,5 tondan aynı miktarda elde edebiliyoruz” diye konuştu.(VİDEO İÇN BAŞLIĞIN ÜZERİNİ TIKLAYINIZ)

Hükümet harekete geçti! Yüzde 33 ucuzlayacak

Hükümet harekete geçti! Yüzde 33 ucuzlayacak

Hükümet harekete geçti! Yüzde 33 ucuzlayacak

Enerji Bakanlığı konutlarda çatı ve dış cepheye konulacak güneş panelleriyle lisans almadan elektrik üretmenin maliyetini düşürmek için çalışma başlattı. Proje onayı, harçlar, dağıtım ve KDV gibi çeşitli iyileştirmelerle 10 kw’lik sistem için maliyet 75 bin liradan 50 bin liraya düşürülecek.

nerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, konutlarda çatı ya da dış cepheye konulacak güneş panelleriyle lisans almadan kendi elektriğini üretecek ve fazlasını sisteme 10 yıl boyunca 13.3 dolar/ sentten satacaklar için önemli bir çalışma başlattı. Halen, 10 kw bir güneş paneli sistemi, anahtar teslimi ortalama 15 bin Euro’ya (75 bin TL) mal oluyor. Enerji Bakanlığı’nın: proje çizim ve onay, harçlar, iletim ve dağıtım bedelleri, KDV ve diğer maliyetlerde yapacağı iyileştirmeyle 75 bin liralık tutarın, 50 bin liraya kadar düşebileceği belirtiliyor.

‘7 YIL PEŞİN ÖDE’YE KURULUR’

Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü (GÜNDER) Genel Sekreteri Faruk Telemcioğlu, Enerji Bakanlığı’nın yürüttüğü çalışmanın yaz sonunda ya da sonbaharda tamamlanmasını beklediklerini belirterek, maliyetlerin düşmesiyle birlikte çatı tipi güneş paneli kurma girişimlerinin de hızlanacağını belirtti. Telemcioğlu, “Vatandaş, ‘15 yıllık elektrik paranı peşin öde, sistemi kur ve 30 yıl elektrik faturası ödeme’ denilirse panel kurmaya yanaşmaz. Ama, ‘7-8 yıllık elektrik paranı peşin öde, 30 yıl fatura ödeme’ denilirse panelini kurar ve elektriğini üretmeye başlar” dedi.

10 YIL SİSTEME SATABİLECEK

GÜNDER Genel Sekreteri Faruk Telemcioğlu, vatandaşın kendi elektriğini üretip, fazlasını da YEKDEM kapsamında sisteme satabileceğini belirterek, “Vatandaş, 10 yıl boyunca sisteme verdiği her birim elektrikten 13.3 dolar/sent alacak. Bu satıştan gelir vergisi ve stopaj da alınmayacak” dedi. Telemcioğlu, YEKDEM’in 2020’de kalkabileceğinin anımsatılması üzerine, “Enerji Bakanlığı’nın bu konuyla ilgili de bir yasa çalışması var. Kendi elektriğini üreteceklerde alımlar devam edecek. Tutar, 13.3 dolar/sent olmaz da örneğin 10 dolar/sent olabilir. Bunun yanı sıra çatılar için yerli katkı desteği verilmesi ve mahsuplaşmanın şu andaki gibi saatlik değil aylık olması, vergisel kolaylıklar, iletim ve dağıtım bedelleri alınmaması ve bu yatırımı yapacaklar için uzun süreli ve düşük faizli krediler sağlanması da bu sistemin önünü açacak önemli adımlardır” diye konuştu.(kaynak;www.ispartahaber.com)

Demokrat Parti Isparta Milletvekili Aday Adayı Dr. AYLİN CESUR SEÇMENLERLE BİRARADA

Demokrat Parti Isparta Milletvekili Aday Adayı Dr. AYLİN CESUR SEÇMENLERLE BİRARADA

24 Haziran seçimlerinde İYİ Parti’den Demokrat Parti kontenjanından Isparta Milletvekili aday adayı olan Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Doktoru  Aylin Cesur, geçtiğimiz Cumartesi günü İslamköy’de  Merhum Şevket Demirel için yapılan anma toplantısına eşi ile birlikte katıldı.(www.istehaber.com)

Demirel’in Cumhurbaşkanı seçilişinin 25. Yılı BUGÜN 16 MAYIS 2018..

Demirel’in Cumhurbaşkanı seçilişinin 25. Yılı BUGÜN 16 MAYIS 2018..

Dr. AYLİN CESUR

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı seçilişinin 25. Yıldönümü!.

Bugün aslında; Büyük Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetimizin 50 senesinde-ömrünü milletine ve Atatürk Cumhuriyetine adayan bir Büyük Demokrasi ve Kalkınma Kahramanı’nın, bu yüce makamdaki yaptıkları ile milleti ve dünya milletleri tarafından tarihe ismini efsane olarak yazdırmasının başlangıç günü!.

Demirel; demokrasi ve kalkınma kahramanıdır ve yaptığı her dönemde, siyasetin de tartışmasız lideri ve duayeni olarak ismini tarihe yazdırmıştır.

Süleyman Demirel, 1 Kasım 1924’de İslamköy’de doğdu. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından 1 yıl sonradır. 13 milyondan oluşan ve bütün sanayi ihtiyaçlarını ithal eden, tarıma dayalı bir toplum ve kişi başına düşen gelir yıllık 50 dolar olan bir Türkiye’de.

Demirel’in hikayesi, sadece İslamköy’den Çankaya’ya giden yolun hikayesi değildir. Bu hikaye aynı zamanda, Cumhuriyet’in kalkınma, medenileşme mücadelesinin ve Türk Milleti’nin benlik arayışının hikayesidir.  Hayatına şekil veren de doğduğu köyün ve aslında Anadolu’nun koşullarıdır. Bir köylü çocuğu, Devletin en yüce makamına seçilebilmiştir. Bu Cumhuriyet ve Demokrasi sayesinde olmuştur ve kendisi de bunu sürekli dile getirmiştir.

Cumhuriyet’in de 50 senesinde Süleyman Demirel vardır. 10 sene yüksek idarecilik, 12 sene Başbakanlık, 21 sene muhalefet liderliği, 7 sene Cumhurbaşkanı olarak geçen bir 50 sene.  Türkiye,  Demirel’in Cumhurbaşkanlığı görevini tamamladığı 2000 yılında, her alanda dev atılımlar gerçekleştirmiş bir dünya devletidir.

Göreve başladığı yıllarda Türkiye’nin 35 bin köyünün sadece 13’ünde elektrik olan bir Türkiye. Bir yerden bir yere gidilemeyen ve gidilmesine aslında ihtiyacı olmayan bir Türkiye.

Demirel’in Rüyası “Büyük Türkiye” idi. Köyden gelen ve halkın ıstırabını iyi bilen biri olarak, 1965 seçimlerinde “Vatan için el ele” diyerek yola çıktı.

Halkın karşısına “kavgada, dövüşte fayda yoktur. Gelin Türkiye’yi iyi günlere götürelim. Aş bulalım, ekmek bulalım. Türkiye’yi imar ve inşa edelim. Türkiye’yi kalkındıralım. Çağdaş ülkeler seviyesine getirelim. Ne mi yapalım? Avrupa’yı  Asya’ya bağlayalım. Boğaz Köprüsü’nü yapalım. Ne mi yapalım? Dicle ve Fırat’ın üzerine Keban Barajı’nı yapalım ve Türkiye’ye elektrik bulalım. Elektrik ile fabrikalar kuralım. Fabrikalarda çocuklarımıza iş bulalım. Okul yapalım. Okumamış insan kalmasın Türkiye’de. Ve geleceğe yürüyelim” diye çıktı. “Büyük Türkiye” hamlesinin gayreti yurt topraklarında verilecekti. “Bilgi konacak, demir konacak, çimento konacak ve en önemlisi bu güzel topraklara sevda konacak” dediği topraklara hepsini koydu.

Süleyman Demirel’in Destanı, halkın tümünü kucaklayan ve bu ülkenin her kişisini kucaklayan bir destandır. Ne yapmaya kalkışsa, bir karşı çıkan olmuştur. Para yok, para bulacaksınız, buldu; Proje yok-bulacaksınız; buldu; mühendis yok-bulacaksınız; buldu..

Barajlar geldi artarda. Seyhan Barajından sonra yeni barajlar. Bir ömrüm daha olsa bir daha veririm dediği büyük eseri GAP. Dünyanın incisi dediği Atatürk Barajı. Birecik Barajı ve Karkamıs Barajı. Dağları değil çağları deldiği Urfa Tüneli..

Ve sanayileşme..Kendisinin deyişiyle iğneden ipliğe her şeyi satın alan bir ülkeden, kendine yetecek inşa gücü ve sanayi tesisi ile ve eğitim kurumu olan bir ülke olmasını sağladığı milletine hizmet için adanan bir ömür..

2000’lere gelindiğinde Türkiye Cumhuriyeti 80 milyona varan nüfusu ile tüm sanayi ürünlerini ithal eden bir ülkeden, bir sanayi toplumuna dönüştü. Kendi uçaklarını, denizaltılarını, otomobillerini üretip, ihraç eden bir sanayi ülkesi Türkiye’ye gelindi.

Cumhuriyetin en büyük işinin eğitim olduğuna inandı. Okulsuz köy, orta okulsuz kasaba ve lisesiz ilçe kalmasın. İlk hedef buydu. Cumhuriyetin en güzel eseri saydığı “üniversiteyi her yere götürelim”. Asıl hedef buydu. Ve 104 üniversitenin kurulmasına, gelişmesine imza attı. Ülkenin hür olması lazımdı. Hür devlet, hür toplum ile mümkündü. İnsanların hür olması ise eğitim ile mümkündü. Bu nedenle eğitim işini fevkalade önemsedi. Hizmetlerinin en başında tuttu. Hür üniversite demokrasinin en önemli kurumlarındandı. Hür seçim, hür parlamento, hür basın, hür yargı, hür sendika, hür inanç, hür vicdan, hür zihin, hür meydan, hür sokak, hür sivil toplum, çağdaş Türkiye’nin görüntüsü idi ve 50 sene bunun peşinden koştu.(www.isteisparta.com)

ZENGİ YAYLASI’NDA KURULAN PAZAR

 

 

ZENGİ YAYLASINDA KURULAN PAZAR

Sütçüler’imizin eski nüfus müdürlerinden merhum Ömer Ali Ertan 1948 yıllarında ZENGİ YAYLASI’ında kurulan pazarı çok güzel bir şekilde kaleme almış.  Ve tarihteki Sütçüler’imizdeki hayvancılığı ve ZENGİ YAYLASI’nın önemini güzelce anlatmış.Lütfen bu yaylayı çevresini bugünle mukayese ediniz.

(Yukarıdaki resimdeki yanık ardıç ağacının önündeki kişi ise ZENGİ YAYLASI’nda  Mustafa Doğankaya’dır)

 

İŞTE TORBA YASAYLA GELEN YENİ HAYAT

İŞTE TORBA YASAYLA GELEN YENİ HAYAT

618 bin yaşlının üç aylığı ikiye katlandı, 1500 lira oldu.

Milyonlarca vergi ve prim borçlusu yapılandırma fırsatına kavuştu.

Trafik cezası, idari ceze ve belediyeye borcu olanlar nefes aldı.

Yapılandırılmamış borçları taksitle ödeme kolaylığı hayata geçti.

Yurtdışındaki varlıkları Türkiye’ye vergisiz getirme imkanı tanındı.

Ruhsatsız ve imara aykırı 13 milyon mülk sahibinin yüzü güldü.

(HAYDİ HAYIRLISI…)

SÜTÇÜLER İÇİN KİM NE DEDİ

yaşanmış memleket hikayeleri:
SÜTÇÜLER İÇİN KİM NE DEDİ

RIDVAN ERTAN
(Buradaki ifadeler tamamen kişiseldir kendilerini bağlar.Yorumsuz paylaşıyorum..)
*Pavlu nun akdudları meşhurdur Cebel denilen azim dağlar arasında yaşayanlar ol duddan lezizi latif pekmezler yaparlar..Katip Çelebi-Cihannuma (Dünyanın aynası) Cilt 2 sayfa 639
*Şairin:Bir yer düşünüyorum yemyeşil bilemem neresinde yurdumun..’’mısralarında özlemleyipte hayallerinde düşlediği yer belki de SÜTÇÜLER
*SÜTÇÜLER denilince bizim aklımıza hemen iki isim gelir.Bir yanda doğup büyüdüğümüz ilçemizin adı.Diğer yanda da Osmanlı Döneminden beri geçim kaynağımız olan Sütçülük meseleğimiz.Onun içindir ki bu iki isim bizim için çok önemlidir. (Sütçüler Oda Bşk M.Ali İnce)
*Burada bu kadar aydın nezih yoğun katılım beklemiyordum.Sütçüler ilçemizin ilimiz için ne kadar önemli olduğunun farkına vardı…(İstanbul Levent TSYD nin sosyal tesislerinde SÜYAD ın düzenlediği gecede zamanın ilçe kaymakam N.K)
*Gelen ağlar giden ağlar.Oysa ki Gelen geldiğine pişmanlığından giden ise gittiğine pişmanlığından ağlattığı bir yerdir SÜTÇÜLER (Sütçülere tayin olup gelen dönenler)
*Sütçüler Enerji A.Ş küçük sermayelerin birleşmesiyle ilçemizde en büyük halk ortaklığı ilk sanai kuruluşumuzdur.Böyle bir eseri ilçeme kazandırmaktan gurur duyuyorum.. (Halil Yıldız)
*Sütçüler ilçemizin en büyük sorunu GÖÇ tür.Hem meyilli arazimizde erezyon dediğimiz toprak göçü hem de istihdam olmayışından kaynaklı insan göçünü önlememiz mümkündür.(Mustaaf Üstün ilçe Bşk)
*Sütçülerimizin sorunlarının tespiti ve birlikte çözüm önerileri için panel düzenliyoruz.Hüseyin Müftüoğlu Bld Bşk
*En büyük sorunumuz yol meselesidir. Eğirdir köprübaşından öte bildiğimiz bütün duaları okuyarak kelle koltukta gidip geliyoruz.. Bi kez daha buradan yetkililerimize bu acı gerçeği tüm samimiyetimle açık ve net ifade etmek istiyorum. Dr.Avni Bircan Turan Bld Bşk
*Edirne de doğdum Sütçüler de doydum.Sütçüleri sevmek için illa burada doğmak şart değil.En az sizler kadar ben de sütçüleri seviyorum.Ölene denk Sütçülerliyim.Dr.Avni Bircan Turan
*Çok kıymetli Sütçüler halkı..Benim de Çocukluğumun bir dönemi bu yörede geçti . Şu an şu kendimi cennetin bir köşesinde zannettim.Bu yeşilliğinizin kıymetini bilin.Yemyeşil bir Isparta hayaliyle yanıp tutuşuyorum..Yüksek Mimar Y.Ziya Günaydın Isparta Bld.Bşk Festival konuşması Yeşildere-1999.
*Açın kapıları girsinler içeri…Dileyin benden ne dilerseniz…(Süleyman Demirel – Başbakan olduğunda ziyarete giden Sütçüler ilçe heyeti gelmiş dendiğinde-Ankara 1966)
*Sütçülerde idarecilik yapmak kadar zorluk yaşamadım Sütçüleri uzaktan hasret çekerek sevmek daha güzel .(Hüseyin Müftüoğlu İlçe Milli Eğitim Müdürü)
*Sütçüler de her şey yetişir en çok da adam gibi adam dediğimiz insan yetişir.H.Müftüoğlu Bld Bşk
* Bak bak dağ Allah vermiş çok değil on yıl sonra bu mermerler de para etmeyecek..Çeşme akarken testiyi doldurmaya bakmalıyız..(Mustafa Küçükyaman Dernek bşk işletmeci yörükbeyi)
*O çıkardığınız mermerler mezar taşlarınız olsun ..(sosyal medya)
*Sütçüler ilçemizin dağlarından bal ovalarından yağ akacak..H.İbrahim Daşöz ısp valisi
*Ispartamızda yirmibinin üzerinde sütçülerli hemşerimiz var..Mustafa Oğuztürk SÜDER bşk.
*Melikler köprüsü açılışı kırk yıllık bir hayalin gerçekleşmesi olmuştur.Sütçüler için oldukça önem taşımaktadır..
*Sütçülerde idarecilik yapmak TBMM ni yönetmekten daha zordur.Burada herkes kendini milletvekili sanır ahkam keser akıl verir kolay kolay akıl almaz…(Dç dr.Adnan Ertan unutulmaz yutulmaz sözlerim)
*Böyle gelmiş böyle gider..Bu memleket bir şey olmaz yakıştırmalarını yıllardır dinleye dinleye bugünlere geldik .Şimdi de kendimiz söyler olduk..Doğru oturup doğru konuşma zamanı hiç mi güzellikler olmuyor…rıdvan ertan
* işte farkındalığımız işte istikrar Dünya da belki de ilk ve tek festival gibi şenlik festival..Geleneksel Sütçüler Dut ve Pekmez Festivali…ridvani
*Sütçüler de görev yaptığım zaman ahşap hükümet konağı önünde koca çeşmeden akan buz gibi suyunu ve lezzetinden yemeye doyamadığım akdunu unutamıyor özlüyorum..(görev yapıp bir giden memur)
*Yazılı kanyon tabiat parkı -Adada antik kenti -Beydili eko kültür köyü..bence turizmde sütçülerimin üç sacayağı.
*Alternatif turizmin gözdesi Antalya nın arka bahçesi konumunda keşfedilmeyi bekleyen ”ISSIZLIĞIN ORTASINDA BİR YER SÜTÇÜLER” Cüneyt Oğuztüzün-Atlas Dergisi sayı:45
*Sütçülerimizin en önemli meselesi dün olduğu gibi bugünde yol dur.Yol meselesini ne yaptıksa bir türlü çözemedik .Yol olmayınca hiçbir şey olmuyor.Yol medeniyettir yol kolaylıktır.Bizler yaşımızı aldık şu yol meselesini ne yapıp edip artık halletmemiz lazım.Yeni bir güzergah tespit ettik Müezzinler üzerinde daha kestirme ve güvenli bir güzergah..destek olalım ve bu kronikleşmiş yol sorunumuzu çözüme kavuşturalım..(Yakup Üstün milletvekili)
*Sütçüler de yaşamayan bizim sorunlarımızı ve sıkıntılarımızı bilemezler.Yılın yarısını buradan geçirenlerle emekli hemşerilerimize sesleniyorum .Ne olur ikametlerinizi ilçemize aldırın hiçbir şey kaybetmezsiniz.Nüfusumuz çok değil 5 bin olsun bakın ne gibi hizmetler yapabiliyoruz..Sütçüler menfaatine her türlü atılacak adımların destekcisiyim esnaflıktan yetiştim ve belediyemize bir kuruş kazandırmak uğruna takla atarım…mustafa üstün bld bşk
*İkinci etap TOKİ ya olacak ya olmalı.Umutlu bekleyişimiz sürüyor .Ev hayalleri kuran evsiz vatandaşlarımızın umutlarını söndürmeyin.Ev yıkanın yuvası olmaz..Sütçüler de ne zamandır toprak değer kazanır oldu.Ederi belli.Bu işi rant fırsatına dönüştürenler vebale girerler..Kiminin parası kiminin duası..Dünya da her şey para değil götürüp giden yok.Elimizde büyük şansı ne olur değerlendirelim..(rıdvan ertan sütçüler gazetesi)

*RIDVAN ERTAN

 

Ardıçlı’da Festival Coşkusu

Ardıçlı’da Festival Coşkusu

Türkiye’nin Gül Bahçesi Isparta’da GüArdıçlı’da Festival Coşkusu.

l Fuarı ve Uluslararası Gül Festivali başladı. Isparta Belediyesinin düzenlediği Gül Fuarı ve Uluslararası Gül Festivalinin Ardıçlı Köyü ayağına turist akını yaşandı. Ardıçlı Köyündeki gül bahçeleri yerli yabancı turistlerle doldu taştı.

Başta Almanya, Fransa ve Hollanda olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen yabancı turistlerin yanı sıra Türkiye’nin değişik vilayetlerinden de birçok kişi Ardıçlı’da gül topladı.

Isparta Belediyesi, köye gelen konuklar için her şeyi düşündü. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte gül toplayan konuklar daha sonra kendi topladıkları güllerden gül suyu çıkarmak için özel olarak hazırlanan çadır ile gül bahçelerinin hemen kenarına kurulan kıl çadırları ziyaret etti.

Köyün Kadınları Gözleme Yaptı

Ardıçlı’ya gelen yerli ve yabancı turistler için köyün kadınları da gün boyu gözleme yaptılar. Kendi ürettikleri yöresel ürünleri gelen misafirlere sattılar. Festivalin bir ayağı olan Ardıçlı’da turistiler Isparta’nın gül ürünlerinden aldı. Gülsuyundan gül kremine kadar güle dair her türlü kozmetik ve gıda ürünü Ardıçlı’da stantlarda sergileniyor ve satışa sunuluyor. Öte yandan Ardıçlı köyünde festivale katılanlar deve, fayton ve tren ile gül bahçelerinde gül kokuları arasında güzel bir gün yaşamanın mutluluğunu tattı.

Muhteşem Bir Duygu

Ardıçlı’ya gelen turistler Isparta’da gül toplamaktan dolayı büyük mutluluk duyduklarını söylediler. Isparta’da gül toplamanın muhteşem bir duygu olduğunu kaydeden turistler “Ölmeden önce mutlaka sizde gelin Isparta’da gül toplayın. Gerçek gül Isparta’daymış. Biz gülün kokusuna bayıldık. Ellerimizle topladık ve topladığımız güllerden gül suyu yaptık. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz” dediler.

Ardıçlı’da 15 Mayıs’a kadar devam edecek festival etkinlikleri kapsamında Isparta Belediyesi her gün 07.00-17.00 saatleri arasında saat başı belediye önünden şehir içi ulaşım ücreti karşılığında köye otobüs seferleri düzenliyor.(Kaynak;www.egirdirKİNGzetesi

Annem ilkokul mezunuydu. Ama, çok iyi bir doktordu.

Annem ilkokul mezunuydu.

Ama, çok iyi bir doktordu.

– Başım ağrıyo yav…
– Saçın ıslak ıslak çıktın ondan.
– Başım dönüyo…
– E bi şey yemiyorsun, açlıktan

Eczacıydı aynı zamanda…
– Gözüm morardı.
– Gel, patates basayım.
– Kepeklerim çoğaldı.
– Otur, zeytinyağı süreyim.
– Arpacık çıktı galiba.
– Yum, sarımsak değdireyim.

Hemşireydi…
– Öfff, terledim be.
– Dur, sırtına havlu sokayım.

Röntgen mütehassısıydı…
– Öhh-höööaa!
– İçme şu zıkkımı.

Bebekken, anestezi uzmanıydı…
– Dandini dandini dastaaana.

Ürologdu…
– Çişin niye sarı bakiiim?

Fizyoterapistti…
– Dizim ağrıyor.
– Benim de belim ağrıyor, geçer.

Diyetisyendi…
– Mis gibi türlü yaptım, sakın sokakta burger filan yiyip gelme, kola da içme!

Cildiyeciydi…
– Sırtımda sivilce çıktı.
– Çikolata yeme.

Laboranttı…
– Burnum akıyor.
– Ben şimdi sana bi ada çayı kaynatayım, rezene, bal, limon,
tarçınla zencefili de ılık ılık iç, uyu, uyan, sabaha bi şeyin kalmaz.

Psikiyatrdı…
– Nen var oğlum?
– Bi şeyim yok.
– Var var, canın sıkkın.
– Yav bırak, iyiyim.
– Yok yok, bilirim ben.
– Anne delirtme insanı!
– Bak gördün mü?
– Neyi gördüm mü?
– Sinirlerin bozuk senin.

Genetikçiydi…
– Babana çektin sen, o da sinirli, bütün kötü huylarını ondan almışın zaten.

Hastasıydım…
Hastaydım ona.
İyi bakın onlara.

– Alıntı. (YılmazÖzdil Fotoğraf alıntıdır)

SÜTÇÜLER’İMİZDE FIRIN İŞLETMECİSİ SABAHAT ÖZMEN ADAY  ADAYI OLDU

YUVGA (YUVGU)  TAŞI

Eskiden  evlerimiz şimdiki gibi modern değildi ve damı kiremitli olan ev yok denecek kadar azdı  ve tamamına yakını ise  toprak damlı  evlerden oluşmaktaydı.

Toprak damlı evlerin üstündeki toprak katman, yuğulmazsa bilhassa özelikle karınca yuvalarından dolayı oluşan deliklerden  zamanla akmağa  başlardı. Bunun için dam evler yağmurlu havalarda evin genç kızı, gelini, hanımı veya bir başka yani yetişkin tarafından dama çıkılarak tek başına veya iki kişiyle  bir enine bir boyuna bu yeterli görülmezse boyuna bir kat daha boyuna  yuğulurdu.

Dam yuğarken silindir şeklindeki yuvga taşına  hakim olabilmek esastı. Güç yetmediği takdirde taş aşağıya düşebilirdı, düşen taşın ise tekrar dama çıkarılması zor bir işti.Bunun için uca varıldığında çok dikkat etmek gerekirdi.Damın uç tarafları ile baca civarları yuvmak zordu.

Yuvga taşının özel olarak yapılmış ahşap bir düzeneği vardı. Bu düzenek üçgen şekline şeklinde olur üçgenin de üst tarafında elle rahatça tutulabilecek sapı bulunurdu.

Silindir şeklindeki taşın yanlarında açılan yuvalara giren ağacın gıcırtısı dam yuğulurken dam evlerden çıkan   yuvga gıcırtıları  güzel bir ahenk oluştururdu.(Fotoğraf alıntıdır)

 S Ü T Ç Ü L E R

 S Ü T Ç Ü L E R

Merhum OSMAN ÖNDER Sütçüler’imizde bize de  ilk okul 3.sınıfta da öğretmenlik yapmıştı. Öğretmen olmadığından olsa gerek iki sınıfı  birden okuturdu.

Güzel havalarda ders yapmayı çok sever,  uygun  yerlerde cezvesini ateşe sürer ve kahvesini yudumlayarak güzel havanın  tadını çıkarırdı.(Fotoğrafta Mustafa Doğankaya bağ arasında. Bir bahar günü  Orta Koz’da  Mollaveli Bağı’ndaki çorlayan’ ın altında.

Merhum Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in 20 yıl boyunca doktorluğunu yapan Aylin Önder Cesur aktif siyaset hayatına ilk adımını attı.

Demirel’in doktoru Aylin Cesur İYİ Parti’den Milletvekili Aday Adayı oldu

Merhum Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in 20 yıl boyunca doktorluğunu yapan Aylin Önder Cesur aktif siyaset hayatına ilk adımını attı.

Süleyman Demirel’in Doktoru olarak başladığı görevi, bugün “manevi kızı” olarak sürdüren Aylin Cesur, ülkenin içinde bulunduğu sorunları Meral Akşener’in liderliğindeki İYİ Parti’nin çözeceğine inandığı için milletvekilliği aday adaylığı için başvurduğunu söyledi.

Cesur, İYİ Parti Milletvekili aday adaylığı ile ilgili olarak Sözcü Gazetesi’ne yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Benim iddiam şu; Eskişehir’de, ikisi de öğretmen anne-babanın kız evladı olarak cumhurbaşkanı doktoru olabildiysem, Türkiye’mizin her köyünden bir Aylin çıkmalı ve ben de buna hizmet edebilmeliyim. Demirel’in hikayesi; İslamköy’den Çankaya’ya uzanan uzun ince bir yoldur ve kendi deyişiyle bunu Cumhuriyet’e borçludur. Ben de hizmetle geçen 50 senenin ürünüyüm işte. 20 sene Güniz Sokak’ta, Çankaya’da, köy köy, kasaba kasaba ülkemin her köşesinde, Kosova’dan-Batı Şeria’ya dünyanın her yerinde Demirel ile buna çalıştım.Tıp doktoruyum. İşim derde derman olmak. Öğrendiklerimi Allah izin verirse ve milletimiz de uygun görürse, memleketime siyasette hizmete çevirme zamanı.(www.egirdirakingazetesi.com)

 

Isparta’daki camide yardım kutusu hırsızlığı İmamın odasından sadaka kutusundaki parayı çaldı 

 

ISPARTA’DAKİ EMRE CAMİİ’NİN SADAKA KUTUSUNDA BULUNAN PARA HIRSIZ TARAFINDAN ÇALINDI. (FETİ KILIÇ/ISPARTA-İHA)

  – Isparta’daki camide yardım kutusu hırsızlığı güvenlik kamerasında
– İçinde 140 TL olan sadaka kutusundaki parayı çalan şahıs tutuklandı 

– Isparta’da bir camide sadaka kutusundaki parayı çalan küçük yaştaki şahıs güvenlik kameraları tarafından saniye saniye görüntülendi. Başka suçlardan kesinleşmiş 3 yıl 3 ay hapis cezası bulunduğu belirlenen şahıs yakalanarak sevk edildiği adli makamlarca tutuklandı.
Edinilen bilgiye göre, kent merkezindeki Emre Mahallesi’nde bulunan Emre Camii’nde imam hatip odasının camını sert bir cisimle kıran H.A. isimli çocuk, içeri girerek bulduğu yardım kutusundaki 140 lirayı alarak kayıplara karıştı. Yaşanan olay, caminin içinde ve dışında bulunan güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.
Olayın fark edilmesi üzerine durum polise haber verildi. Camiye gelerek incelemelerde bulunan Isparta Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Hırsızlık Bürosu ekipleri, güvenlik kamerası görüntülerinden şahsın kimliğini tespit etti. Küçük yaştaki H.A. olduğu tespit edilen şahsın cezaevi firarisi olduğu ve çeşitli suçlardan toplam 3 yıl 3 ay kesinleşmiş hapis cezasının bulunduğu belirlendi.
Çocuk Şube Müdürlüğüne teslim edilen H.A. sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

(www.ispartahaber.com)ISPARTA (İHA)

AK PARTİ’DE DEMİREL SÜRPRİZİ

 

9.Cumhurbaşkanı Merhum Süleyman Demirel’in kardeşi Merhum Hacı Ali Demirel’in torunu AK Parti’den aday adayı oldu.

Adalet ve Kalkınma Partisi Isparta Milletvekilliği aday adaylığı listesindeki bir isim oldukça dikkat çekici. Partiye İstanbul’dan son dakikada aday adaylığı başvurusunda bulunan Emre Enginertan önemli bir ailenin ferdi. Genç siyasetçi, merhum Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in kardeşi Merhum Hacı Ali Demirel’in torunu. Hacı Ali  Demirel’in torunu Emre Enginartan Isparta Milletvekilliği aday adaylığına başvurdu. Enginartan’ın kayınvalidesinin de AK Parti’ye yakın ünlü bir yazar olduğu öğrenildi.

(Kaynak;Haber32 )

Isparta’da ölüm gökten geldi

Ispar

Isparta da ölüm gökten geldi

Isparta’da ölüm gökten geldi

ISPARTA’nın Gelendost ilçesinde yıldırım düşmesi sonucu 40 küçükbaş hayvan telef oldu. 20’sinin de kaybolduğu olayın ardından şok geçiren çoban hastanede tedaviye alındı.

Gelendost ilçesine bağlı Madenli köyündeki açık arazide öğleden sonra Yeniyıl Çırak’ın (46) otlattığı küçükbaş hayvan sürüsünün yakınlarına yıldırım isabet etti. Köy halkına ait 40 küçükbaş hayvan telef olurken, 20 hayvan ise kayboldu. Olayın ardından şok geçiren çoban Yeniyıl Çırak, çevredekilerin de yardımıyla Gelendost Devlet Hastanesi’ne götürülerek tedaviye alındı.

(www.gunhaber.com Taner ERDEM/GELENDOST (Isparta), (DHA) –

Gülbirlik 2017’de 419 bin lira kâr etti


Gülbirlik’in 2017 yılı olağan mali genel kurulunda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Demir, geçen yıl ki giderlerin 14 milyon 487 bin 210 lira 82 kuruş, gelirin ise 14 milyon 906 bin 858 lira 64 kuruş olduğunu belirterek, “2017 yılı 419 bin 647 lira 82 kuruş artı bakiye ile kapanmıştır” diye konuştu.

Gülbirlik’in 2017 yılı olağan mali genel kurul toplantısı dün birlik toplantı salonunda gerçekleştirildi. Genel kurula Gülbirlik Genel Müdürü Hasan Çelik ve Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Demir’in yanı sıra delegeler katıldı. Mali genel kurul divan başkanlığının oluşturulmasıyla başladı. Divanın oluşturulmasının ardından sırasıyla gündem maddeleri görüşülerek oylandı. Genel kurulda denetim ve faaliyet raporları okunarak yönetimin ibrası gerçekleştirildi. Gülbirlik’in 2017 yılı faaliyet raporunu okuyan Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Demir, geçen yılı 419 bin lira artı bakiye ile kapattıklarını söyledi.

MEVSİMLİK İŞÇİLERE 1 MİLYON TL ÖDENDİ Demir, Gülbirlik’in 2017 yılına ilişkin mali durumunu şöyle anlattı: “kampanya döneminde ihtiyaç durumuna göre fabrikalarda mevsimlik işçiler çalıştırılmış olup, daimi ve mevsimlik işçilere SGK kesintileri dahil 1.025.838 Lira 15 kuruş ödeme yapılmıştır.

SEZON 53 GÜN SÜRDÜ 2017 yılı gülçiçeği kampanyası 13/05/2017 tarihinde başlayarak 53 gün devam etmiş olup, 04/07/2017 tarihide sona ermiştir. 6 adet kooperatif marifeti ile alınan gül çiçekleri Kılıç ve Güneykent Fabrikalarımızda gül yağı, gülsuyu ve fenil etil alkol üretimi, İslamköy Fabrikamızda ise gül konkreti üretimi yapılmıştır. GENEL YÖNETİM GİDERİ 2 MİLYON TL 2017 yılında alınan güllerin bedelleri ve diğer imalat giderleri, satılan mamul maliyet giderleri (ki bu giderlerin içinde gül çiçeği bedeli, işçilik ve genel üretim giderleri dahil) 9.316,404 lira 96 kuruş Genel Müdürlük ve Fabrikalar genel yönetim gideri 2.067,618 lira 28 kuruş. TOPLAM GİDER 14,4 MİLYON TL Ticari mal satış maliyet gideri 633.452 lira 89 kuruş, Pazarlama satış dağıtım giderleri 117.497 lira 53 kuruş , diğer giderlerimiz 116.74 kuruş , tazminat ve ceza giderlerimiz 118 lira 55 kuruş, Kur farkı ve kambiyo giderleri 1.677,162 lira 55 kuruş, Kredi komisyon giderleri olarak da 674.839 lira 35 kuruş olarak gerçekleşmiş olup 2017 yılı giderlerimiz toplam 14.487,210 lira 82 kuruştur. 2

017’Yİ 419 BİN LİRA ARTI BAKİYE İLE KAPATTIK Birliğimiz 01/01/2017-31/12/2017 tarihleri arası gül yağı ve gül konkreti ihracatından toplam 8.216,589 lira 62 kuruş satış geliri elde etmiştir(Kaynak;www.haber32.com)

VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

HAYRİOĞLU İBRAHIM UYSAL EŞI HABİBE UYSAL VEFAT ETMİSTİR.

CENAZESI  04.05.2018 CUMA GUNU OGLEN SEFERAĞA   CAMİİDEN KALDIRILACAKTIR.

MERHUMA ALLAH’TAN RAHMET,AİLESİNE VE YAKINLARINA BAŞ SAĞLIĞI DİLERİZ..

 

İRTİBAT;

OGLU ARİF UYSAL 0536 727 69 50 KIZI ZEYNEP UYSAL 0542 696 05 55
BİLGİ : KASAPOĞLU MESAJ SERVİSİNDEN ALINMIŞTIR.

1 Mayıs kimine bayram, kimine ekmek kapısı oldu

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında Isparta Atatürk Stadyumu önünde toplanan çeşitli sivil toplum kuruluşları ile siyasi parti temsilcileri İstasyon Caddesin’den tren garı önüne kadar yürüdü. Isparta Tren Garı önünde bir araya gelen topluluk, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla birlikte müzikler eşliğinde halay çekti. Yağmurun başlamasıyla birlikte toplulukta yer alan bazı vatandaşlar şemsiye açarken, bazı vatandaşlar da ellerindeki pankart ve dövizleri ıslanmamak için kullandı.(www.haber32.com)

İbradı’da mermer ocağı isyanı

İbradı da mermer ocağı isyanı

İbradı’da mermer ocağı isyanı

ANTALYA’nın İbradı ilçesinde su kaynakları, sedir, ardıç ve ladin ormanları ile dağ keçilerinin doğal yaşam alanı içinde mermer ocağı açılmak istenmesine tepki gösteren bölge halkı; siyasiler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının da destek verdiği eylemle karara karşı çıktı.

İbradı’da özel bir maden şirketinin, su kaynakları, sedir, ardıç ve ladin ormanları ile dağ keçilerinin doğal yaşam alanı içinde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu olmadan mermer ocağı açılması için çalışma başlattığı iddiaları tepkiye neden oldu. Mermer ocağını istemeyen bölge halkı, Karamıklı Yaylası’nda bir araya gelerek tepkilerini dile getirdi. Çok sayıda vatandaşın katıldığı protesto gösterisinde, eylemciler ‘Mermer ocağına hayır’, ‘Doğa talanına son’, ‘Havama suyuma dokunma’, ‘Toroslar bizimdir’, ‘Yaban hayatı evsiz bırakılamaz’, ‘Yaylalarımıza dokunma’ yazılı dövizler taşıdı.

Şenlik havasında geçen protesto gösterisinde yerel sanatçılar Gülay Diri, Sami Demircioğlu ve Hüseyin Dere de konser verdi. Karamıklı Yaylası’ndan maden şirketinin sınır çizgi tabelalarının bulunduğu bölgeye kadar sloganlar atarak yürüyüş yapan gruba, CHP Antalya milletvekilleri Devrim Kök ve Niyazi Nefi Kara ile İbradı Belediye Başkanı CHP’li Serkan Küçükkuru, CHP İbradı İlçe Başkanı Sami Demircioğlu da destek verdi. Protesto gösterisine çok sayıda meslek odası ve sivil toplum kuruluşunun temsilcileri de katıldı.

UNESKO  Dünya Miras Listesi Türkiye Birimi tarafından yapılan 2 yıllık değerlendirmelerle hazırlanan ‘Aday Doğal Alan’ önerileri listesinde, bazı yıllarda ön plana çıkmaktadır. Ülkemizin sahip olduğu doğal ve kültürel varlıkları kullanma hakkı sadece bugünkü kuşağa ait bir hak değildir. Gelecek kuşaklar bizim kuşaktan çok daha ileri düzeyde sahip olacakları teknolojilerle bu varlıkları hem de daha akıllıca kullanma hakkına sahiptir. Ayrıca Milli Parklar ve bazı kurumlar tarafından hazırlanan biyoçeşitlilik raporlarına göre, bu yöre özel korumalı alan kabul edilmektedir. İlginç olan, ülkemizde bu yıl kardelen sökümünün yasaklandığı yıl olmasına rağmen bizim Kardelen Festivali düzenlediğimiz yerde böyle bir girişimde bulunulmasıdır. Yöremizde bundan sonra açılacak mermer ve taş ocakları öncelikle ilçemizin içme su kaynağını kirletecek, hava kirliliğine sebep olacak, dağ keçileriyle yılkı atlarının doğal yaşamlarını tahrip edecektir. Endemik bitkilere zarar verecek ve yörede yapılacak arıcılık ve hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkileyecektir.”

(www.gunhaber.com)

3,5 milyon adet solucan besliyor

Deri sektörüyle uğraşırken solucan üretimi işine başlayan 43 yaşındaki Halil Uçmak, Doğancı Mahallesi’ndeki deposunda 3,5 milyon adet solucana gözü gibi bakıyor. Solucanlardan elde ettiği gübreyi satan Uçmak hem ekonomik kazanç elde ediyor, hem de tarım topraklarının daha da verimli hale gelmesini sağlıyor.

Tesisteki solucanlar için tıpkı birer çocuk büyütür gibi özenle mama hazırladığını kaydeden genç girişimci Halil Uçmak, ürettiği organik solucan gübresiyle hem kazanıyor hem de kazandırıyor.

Ayda 3 ton solucan gübresi elde ettiklerini belirten Uçmak, Kırmızı Kaliforniya Solucanı üretimi yaptıklarını ifade etti.

Solucan gübresi sayesinde hem kazanç elde ettiğini, hem de toprakların daha verimli hale geldiğini ifade eden Halil Uçmak, bu gübrelerin toprakta su tuttuğunu söyledi. 2 yıldır 200 m2 bir alanda üretim yaptıklarını belirten Uçmak, solucan gübrelerinin tüm toprak mahsullerinde kullanıldığını söyledi.

BU GÜBRENİN ÖZELLİKLERİ?

Solucan gübresinin özelliklerinden bahseden genç girişimci Uçmak: “Granüler yapısı toprağın sütrüktürünü düzenleyip havalanmayı sağlarken su tutma kapasitesinin yüksekliği topraktaki su stresini minimize etmektedir. Yapısındaki çok sayıda bakteri verildiği topraktaki zararlı bakterilerle rekabet ederek onların zararlı etkilerini ortadan kaldırır, böylece bitkilerin hastalıklara karşı direncini artırır. Hava şartlarının olumsuz etkilerine(don, sıcaklık farkları vb.) karşı bitkiyi korur. Kesinlikle yabani ot tohumu içermez. Kaliteli, bol verimli ve raf ömrü uzun ürünler elde edilmesini sağlar. %100 ekolojik ve non-toksiktir. Toprağın Ph,sütrüktür, nem gibi özelliklerinin düzenlenmesini sağlar. Bilhassa kimyasallarla kirlenmiş, kuvvetini ve canlılığını yitirmiş, yorulmuş toprakların ıslahını sağlar. Asitli, kumlu toprakları düzenleyerek tarıma elverişli hale getirir. Kokusuzdur. Solucan gübresiyle yetiştirilmiş bitkilerde nitrat kalıntısı bulunmaz. Suyu, havayı ve toprağı kirletmez. Toprakta uzun süre kalır dolayısıyla bitkinin uzun süre besin ihtiyacını karşılar. Besin elementlerini bitkinin ihtiyacına göre tedricen bitkiye kazandırır. Solucan Gübresi çok sayıda simbiyotik bakteri (Rhizobium) ve asimbiyotik mikroorganizmalardan azot fiksasyonu yapan bakteri (Azotobakter) ve mikoriza mantarları ihtiva eder. Bu mikro organizmalar toprak içinde bulunan ancak bitki tarafından alınamayan besin maddelerine parçalayarak bitki tarafından alınabilir forma dönüştürürler. Ayrıca azot fiske eden bakteriler havadaki azotun toprağa kazandırılmasını sağlayarak bitki tarafından alımını kolaylaştırır. Solucanların salgı maddeleri enzimler üretim süreci içinde dışkılarına karıştığında çok sayıda ve çeşitte enzim, vitamin, aminoasit, büyüme hormonu içermektedir. Bunlar ise bitkinin daha hızlı gelişmesini ve olumsuz çevre şartlarına karşı dirençli olmalarını sağlar.

SOLUCAN GÜBRESİNİN AVANTAJLARI

Bitkiler için aynı anda hem besin kaynağı hem de büyümeleri için teşvik olarak etkilidir; Humusu az olan toprakları iyileştirir, topraktaki faydalı mikroorganizmaları uyarır. Toprağın genel durumunu iyileştirir ve topraktaki organogenetik elemanlarını bitkilerin alabileceği sekle dönüştürür. Organik maddeleri az olan topraklar için organik azotun yüksek oranı büyük önem taşımaktadır, özellikle uzun sure mineral gübrelemeden sonra; gübre özün içerdiği besleyici elemanlar daha uzun sure için toprakta kalmaktadır, bu da bitkilerce daha iyi alınmalarını sağlar.  Hızla suda çözünür ve ziraatta kullanılan tüm ilaç ve gübrelerle uyumludur. Bitkilerin sağlam kok sistemi oluşması için yardımcı olur, bitkilerin stres ve patojenlere karsı dayanıklılığını artırır ve ekolojik temiz ziraat ürünlerinin üretimi için mükemmel bir gübredir.

SOLUCAN GÜBRESİNİN SEBZELERDE YARARLARI

%30-50 yüksek verim sağlar.

Tohum çimlenmesi enerjisinde %40 oranında artış sağlayarak tohum maliyetini düşürür.

10-15 gün erken fide oluşumu sağlar.

10-15 gün hasatta erkencilik sağlar.

Ekolojik olması nedeniyle solucan gübresi ile beslenen sebzeler orijinal renk,aroma ve lezzete sahip olur.

Sulu solüsyonları yaprak ve gövdede pestisit görevi görür.” (www.ispartahaber.com)

Hırsız; Memlekette namuslu adam kalmamış

ADANA’da Adem E.’nin çaldığı bisiklet, elini yüzünü yıkamak için girdiği camide, bir başka hırsız tarafından çalındı. Bisikletin bulunması için polise başvuran Adem E. (52), sorgusunda suçunu itiraf etti, “Camide hırsızlık olur mu? Memlekette namuslu adam kalmamış” dedi.

Olay, Seyhan ilçesi Sucuzade Mahallesi’nde meydana geldi. Adem E., İbrahim Vuranay’a ait bisikleti iş yerinin önünden çaldı. Bir süre bisikletle gezen şüpheli, yorulunca elini yüzünü yıkamak için yol üzerindeki camiye girdi. Elini yüzünü yıkayan Adem E., geri döndüğünde duvar kenarına bıraktığı bisikletin çalındığını fark etti. Adem E., emniyete giderek, bisikletinin çalındığını söyleyip bulunmasını istedi. Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, Adem E.’ye bisikletin markasını ve ne kadara aldığını, faturasının olup olmadığını sordu. Şüphelinin çelişkili ifadeler vermesi üzerine kuşkulanan polis, Adem E.’yi çapraz sorguya aldı. Sorguda, Adem E., suçunu itiraf etti, “Bu bisikleti dolaşmak için çaldım. Camiye girip elimi yüzümü yıkamak istedim. Başka hırsız da gelip benden çalmış, camide hırsızlık olur mu? Memlekette namuslu adam kalmamış” dedi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Adem E., çıkarıldığı mahkemece ev hapsine çarptırıldı.

(www.gunhaber.com Çağlar ÖZTÜRK/ADANA, (DHA)-

Kalaycı Demirali, Çaybaşı’nda…

 

Unutulmaya yüz tutan mesleklerden biri olan Kalaycılık mesleğini hala sürdüren, Kalaycı Demirali Üçoklu, Bağlar Mahallesi Çaybaşı mevkiinde, bölgenin ihtiyacını karşılıyor.

Balıkesir’den ilçemize sezonluk olarak gelen Demirali Üçoklu, baba mesleği olan kalaycılık işini 40 yıldır sürdürdüğünü, kazan, tava, tencere gibi bakır eşyaları kalayladığını söyledi.

Kalaycı Demirali Üçoklu, sezonluk olarak Eğirdir’e geldiğini ve 10 Mayıs’ta Eğirdir’den ayrılacağını ifade etti.

Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi’nin balık-ekmek şeniliğinin 2.si yapıld

Bu yıl II.’si düzenlenen ‘Balık Ekmek Şenliği’ üniversitemiz öğrencileri, personeli ve akademisyenleri tarafından büyük ilgi gördü.Şenliğe, Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet SALTAN, Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü personelleri, Isparta Ziraat Odası Başkanı Mustahattin Can Selçuk, ITSO Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü (SAREM) Müdürü Şakir Çınar ve personelleri, Şahlanlar Gıda Sanayi Ticaret Limited Şirketi sahibi Osman Şahlan, Canlar Alabalık Şirketi Sahibi Alim CAN, Isparta İç Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanı Mustafa

Aydemir, Burdur İç Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanı Hakan Acar ve özel sektör temsilcileri de katıldı.
“Balık berekettir. Balık ekonomiktir. Balık emektir. Balık güvenlidir. Balık keyiftir. Balık lezzettir. Balık sağlıktır. Balık yeri doldurulamayacak bir besin kaynağıdır.’ (Alıntı)

Eğirdir’de ‘Bir Türküdür Eğirdir’ Korosu büyük beğeni topladı.

– Eğirdir’de ‘Bir Türküdür Eğirdir’ Korosu büyük beğeni topladı

 

Eğirdir Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü, Müzik Topluluğu tarafından Eğirdir’in kültürünü yansıtan konser düzenlendi.
‘Bir Türküdür Eğirdir’  müzik konseri Kervansaray Düğün ve Toplantı Salonunda gerçekleşti. Eğirdir Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Ali Şanal’ın konuşmasının ardından Arif Karakale, yönetiminde koro üyeleri birbirinden güzel eserleri seslendirdiler. (www.haber32com)

Burdur Şeker Fabrikası satıldı

Burdur Şeker Fabrikası satıldı

BURDUR Şeker Fabrikası 487 milyon TL’ye satıldı

Burdur Şeker Fabrikası ihalesi başladı. İhaleye Doğuş Çay, Kayseri Şeker, Isparta Pancar Ekicileri Kooperatifi, Erser Grup, Mutlucan Tuz, Albayrak ve Özbey Holding katılıdı.
-İhale 367 milyon TL’den açıldı.
-Özbey Holding ve Doğuş Çay elendi.
-Fiyat 432 milyon TL’ye çıktı.
-Kayseri Şeker mola istedi.
-Kayseri Şeker çekildi.
-Albayrak çekildi.
-487 milyon TL’ye Erser-Sterk Korsorsiyumu aldı.(www.ispartahaber.com)

BİR YENİLİK DE SOKAKTAKİ DOSTLARIMIZ İÇİN

Süleyman Demirel Üniversitesi Hayvanları Koruma Topluluğu (HAYKOR) örnek olacak bir sosyal sorumluluk projesine daha imza attı.

Doğu ve Batı yerleşkelerinde bulunan köpeklerin beslenmesini sağlamak, besleme etkinliğini daha hijyenik şartlarda gerçekleştirmek ve israfı önlemek amacıyla beslenme odaklı projesi hayata geçirildi.

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Ali Dulupçu önderliğinde Kurumsal İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi, Sağlık, Kültür, Spor Daire Başkanlığı ve HAYKOR işbirliğiyle gerçekleştirilen proje ile merkez yemekhanelerde artan yemekler belirlenen besleme odaklarına bırakılarak sokaktaki dostlarımıza ulaştırılacak. Bu sayede israfın önüne geçildiği gibi bu odakların dışında besleme yapılmayarak sokak hayvanları hijyenik ve kontrollü bir şekilde beslenmiş olacak. (Kaynak;Haber32 -)

700 dekar eski maden sahası rehabilite edilecek

Isparta’da özellikle mermer ocaklarının yaptığı doğa tahribatı ve terk edilmiş mermer ocağı sahalarının oluşturduğu görüntü kirliliği birçok kesim tarafından eleştiriliyor.

Orman Bölge Müdürlüğü buna karşılık eski ve terk edilmiş maden sahalarının rehabilitasyonunu yapıyor. Eski maden sahalarının rehabilitasyon çalışmaları kapsamında 2018 yılında 700 dekar alan için planlama yapıldı. Orman Bölge Müdürlüğünün 2018 yılı programında eski maden sahalarının rehabilitasyonun yanında 41 köyde bin 700 dekar alanda gelir getirici tür ağaçlandırması ile 2017 yılında 65 bin adet olan lavanta fidesi üretiminin 2018 yılında 500 bin adete çıkarılması da yer alıyor.

Isparta Orman Bölge Müdürlüğü sorumluluk sahasında yer alan eski maden sahalarının rehabilitasyonu için çalışma yapıyor. Orman Bölge Müdürlüğü birçok kesim tarafından eleştirilere neden olan eski maden sahalarının rehabilitasyonunu yaparak, terk edilmiş maden sahalarında orman varlığını canlandırmak için ağaçlandırma faaliyetleri yapıyor. Orman Bölge Müdürlüğü bu kapsamda 2018 yılı içinde 700 dekar ter edilmiş maden sahasının rehabilitasyonunu yapmayı hedefliyor.

EĞİRDİR’DE 5,5 MİLYON ADET FİDAN ÜRETİLECEK  Orman Bölge Müdürlüğü hem sorumluluk sahasındaki ağaçlandırma faaliyetlerinde hem de talep gelen diğer illerdeki ağaçlandırma faaliyetlerinde kullanılmak üzere Eğirdir ve Burdur Gölhisar’da ki fidanlıklarda bu yıl 7,1 milyon adet fidan üretecek. Fidanların büyük bölümü Eğirdir fidanlığında üretiliyor. 2018 yılında üretilecek 7,1 milyon adet fidanın 5,5 milyon adeti Eğirdir fidanlığında üretilecek. Şubat ayı sonu itibari ile Eğirdir’de hedeflenen 5,5 milyon adet fidan üretiminin 4 milyon adetinin üretildiği, Gölhisar fidanlığında ise hedeflenen 1,6 milyon fidan üretiminin 1 milyon adetinin üretildiği belirtildi.

41 KÖYDE BİN 700 DEKAR GELİR GETİRİCİ TÜR AĞAÇLANDIRMASI    Orman Bölge Müdürlüğü köylerdeki vatandaşı ekonomik anlamda desteklemek için gelir getirici tür ağaçlandırmalarına bu yıl da devam edecek. 2018 yılında 41 köyde bin 700 dekar alanda (Ceviz, Badem, Dut, Zeytin, Lavanta, Hünnap, İğde) gelir getirici tür ağaçlandırma çalışması yapılacağı ve arazi hazırlıklarının devam ettiği bildirildi. Orman Bölge Müdürlüğünün 2018 yılı planlamaları arasında ayrıca 12 km karayolu ağaçlandırması da bulunuyor.

LAVANTA FİDESİ ÜRETİMİ 500 BİN ADETE ÇIKIYOR

Orman Bölge Müdürlüğü köylerde ki vatandaşlara dağıtmak için 2017 yılında 65 bin adet Lavanta Fidanı üretimi yapmıştı. Lavanta fidesi üretimine bu yılda devam edilecek. Geçen yıl 65 bin adet olan lavanta fidesi üretiminin bu yıl 500 bin adete çıkarılması hedefleniyor.(www.haber32.com)

Isparta’da orman yangını! 3 hektar ormanlık alan zarar gördü.

ISPARTA’NIN SÜTÇÜLER İLÇESİNDE ÇIKAN ORMAN YANGININDA 3 HEKTAR ORMANLIK ALAN ZARAR GÖRDÜ. (FETİ KILIÇ/ISPARTA-İHA)

Isparta’nın Sütçüler ilçesinde çıkan orman yangınında 3 hektar ormanlık alan zarar gördü.
Edinilen bilgiye göre,  yangın Sütçüler ilçesine bağlı Sağrak Köyü Yazkam mevkiindeki ormanlık alanda başladı. Çıkış sebebi henüz belirlenemeyen yangına Sütçüler Orman İşletme Müdürlüğü’ne bağlı 3 arazöz, 2 tanker ile müdahale edildi.  Yaklaşık 3 saat süren söndürme çalışmaları sonucunda kontrol altına alınabilen yangında 3 hektar ormanlık alandaki bitki örtüsünün zarar gördüğü öğrenildi.
Yangının çıkış nedeni ise araştırılıyor.

(www.ispartahaber.com-ISPARTA (İHA)

TARİHİ GAZİ TREN İSTASYONU

1925 yılında örnek bir çiftlik olarak kurulmuş olan Atatürk Orman Çiftliği  arazisi içinde bulunan, Mimar Ahmet Burhanettin Tamcı tarafından tasarlanan ve Cumhuriyet devrinin  Ankara’daki  ilk istasyonu olma özelliği taşıyan ,1 Şubat 1926 da Atatürk’ün hazır bunduğu bir törenle açılan bu güzel tarihi  istasyonun yolcularla birlikteliği 2000’li yıllarda sona ermiş Başkent Ankara’nın bu en güzel ve en anlamlı istasyonu Lokanta olarak 3.şahıslara ihale edilmek suretiyle

Resimlerde görüldüğü gibi ne yazık ki;

Cumhuriyetin  nadide  güzelim  eserleri bir bir kaderlerine terk ediliyor.

TREN SESİ

Garibim

Ne bir güzel var

Avutacak gönlümü

Bu şehirde,

Ne de tanıdık bir çehre;

Bir tren sesi

Duymaya göreyim

İki gözüm iki çeşme.

-Orhan Veli Kanık- (Üstten üçüncü ve en alttaki fotoğraflar alıntıdır)

 

 

ISPARTA BELEDİYESİNE 5 RAKİP VAR!

Başk

Görüntünün olası içeriği: açık hava

Başanlığı’na sundu ve ihale dosyasını teslim aldı. Şimdi ise ihale günü beklenmeye başlandı.

Öte yandan, Şeker Fabrikasının bulunduğu komşu ilimiz Burdur ise, Fabrikanın Burdurlular tarafından alınması için girişimlere başladı.
Özelleştirme kapsamı içerisindeki Burdur Şeker Farikasının ihalesine girecek olan İsparta Belediyesi ile birlikte 5 kuruluş veya şirket daha ihale dosyası aldı.
İsparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, geçtiğimiz günlerde Burdur Şeker Fabrikasını satın almak için belediye olarak ihaleye gireceklerini açıklamıştı.
Özelleştirme kapsamı içerisinde bulunan Burdur Şeker Farikası için ihaleye başvuru süresi ise 18 Nisan 2018 Çarşamba günü yani önceki gün sona erdi. Satışa çıkarılacağı günden buyana gündemden hiç düşmeyen özelleştirme ile ilgili Burdur’da da imza kampanyaları başlatılmış, CFIP tarafından miting düzenlenmişti.
İsparta Belediyesi, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Burdur Şeker Fabrikası’nın ihalesi özelleştirme ihalesine katılmak için başvuru süresinin son gününde ihale dosyasını alarak resmen başvuruda bulundu.
Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın’ın Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Burdur Şeker Fabrikasının ihalesi ile ilgili olarak yetkilendirdiği ISBAŞ A.Ş. Genel Müdürü Ömer Tahir Gürakan ve Belediye Sağlık İşleri Müdürü Oğuz Başaran bütün evrakları hazırlayarak ihaleye katılabilmek için dosyayı Özelleştirme İdaresine verdi.
FABRİKA SATIŞ İHALESİ İÇİN KONSORSİYUM KURULDU
Özelleştirmenin karşısında olanlarında olduğu, birlikte satın alalım seslerinin de yükseldiği Burdur’da, şeker fabrikasının alımı için Burdur Ticaret ve Sanayi Odası ile Burdur – İsparta Pancar ekiciler Kooperatifi’nin öncülüğünde, fabrikayı satın almak için iş adamlarının da içinde olduğu konsorsiyum da kuruldu. Kurulan Konsorsiyum fabrika satış ihalesine girmek için dosyasını alarak teklifini verdi.
Burdur Şeker Fabrikasını almak için önceki gün sona eren ihaleye katılım başvuru süresinin sonunda ise 8 kuruluş veya şirketin teklif verdiği öğrenildi. Bu konuda edinilen bilgilere göre şuana kadar İsparta Belediyesi’nin yanı sıra, Doğuş Çay, Kayseri Şeker, UMM Enerji, Eser Tarım Makinaiarı ile Burdur Ortak Konsorsiyumu olan Burdur PANKO Birlik satın almak için ihale dosyası satın alan kuruluşlar oldu.
İHALE 24 VEYA 25 NİSAN’DA YAPILACAK
Bu doğrultuda; Özelleştirme İdaresi’nin açıkladığı takvime göre; 18 Nisan’da yani önceki gün itibariyle Burdur Şeker Fabrikasının satışı için teklifler alındı ve ihaleye girecek şirketler başvurularını yaptılar. Bundan sonra ise gözler, Ankara’da 24 veya 25 Nisan Tarihlerinde yapılacak satış ihalesine çevrilmiş durumda. (kaynak;www.ispartahaber.com)

Mutlu Çocuk Festivali Başladı

Isparta Belediyesi tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Gökkubbe Fuar ve Kongre Merkezinde ’23 Nisan Mutlu Çocuk Festivali’ düzenlendi. 21 Nisan Cumartesi günü saat 11.00’da başlayan mutlu çocuk festivali 23 Nisan Pazartesi günü son bulacak. 3 gün sürecek festivalin ilk gününde çocuklar gönüllerince kendileri için hazırlanan etkinliklerle eğlendi, eğlenirken de öğrenme fırsatı buldu.

Festivalde ayrıca Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlarını çizgi romanlarla yaşatmayı kendisine misyon edinmiş olan Sosyal Antropolog – Yazar Suat Turgut da, çocuklara yönelik bir konferans verdi. Turgut konferansında tarihin Türk’le başladığını, Türk’ün çıkarıldığında tarihin olmayacağını belirtti. Türk tarihinden ve kazanılan zaferlerden bahseden Suat Turgut, “Çocuklar bugünlere nasıl geldik, bunun kıymetini bilmeliyiz” derken, gençliğe sahip çıkılması gerektiğinden ve çocukların sanal kahramanlar yerine Türk tarihine ilişkin bilgiler almasının faydalarından bahsederken, “Çocuklarımız insanlığın güneşi, yarınların aydınlığı olacak” şeklinde konuştu.

23 Nisan Mutlu Çocuk Festivali açılışının ardından Isparta Belediye Başkanı Yüksek Mimar Yusuf Ziya Günaydın, Gökkubbe’de çocuklarla bir araya geldi. Çocuklarla uzun uzun sohbet eden Başkan Günaydın, çocukların mutlu günlerine ortak oldu.

Gökkubbe Fuar ve Kongre Merkezinde 10.00-20.00 saatleri arasında açık kalacak olan Mutlu Çocuk Festivalinde müzik aktiviteleri, masal parkı, uçurtma atölyesi, yüz boyama, balon park, şişme oyun alanları, palyaço, maskotlar, sihirbaz, hamur atölyesi, çizgi karakterler, sokak oyunları, kum boyama, kukla tiyatrosu, uzay çadırı bulunacak. Yine ayrıca Isparta Belediyesinin Ismek takı tasarımı, ebru sanatı, resim, pastacılık kursuda festivalde çocuklarla buluşuyor.(www.ajans32.com)

Sakin Şehir’e 1000 fidan dikilecek

 

ÇEVKOR Çevre Koruma Dergisi ile Eğirdir Belediyesi işbirliğinde, Sakin Şehire 1000 adet Toros Sedir fidanı dikimi gerçekleştirilecek.

Bir Ağaç 1 Hayat, 1 Orman Bin Hayat, Bir Fidan Bir Öğrenci, Ağaç Yoksa Hayat Yoktur, Sağlıklı Yaşam İçin Sağlıklı Çevre gibi sloganlarla bugüne kadar bir çok il ve ilçede belediyeler ile işbirliği içerisinde ağaç dikim kampanyaları düzenleyen ÇEVKOR Çevre Koruma Dergisi, Nisan ayında Eğirdir Belediyesi işbirliği ile sakin şehirde ağaç dikimi organizasyonu düzenliyor.

Sağlıklı Yaşam İçin Sağlıklı Çevre adlı ağaç dikim kampanyası kapsamına boyları 1 ve 1,5 metre arasında değişen Toros sedirleri 26 Nisan 2018 tarihinde saat 14.00’de Eğirdir Sekibağ Mahallesi’nde toprakla buluşturulacak.(www.egirdirakingazetesi.com)

ISPARTA’DA PARKTAN LALE KOPARAN ÖĞRENCİLER PİŞMAN OLUNCA PARASINI ÖDEDİ

 Belediye parkından lale koparan öğrenciler sadece pişman olmakla kalmadı 
– Öğrenciler parklardan kopardıkları lalelerin parasını Belediye Başkanına ödedi
– Harçlıklarından topladıkları 30 TL’yi, özür yazısı ile birlikte başkana verdiler 

Isparta’nın Eğirdir ilçesinde belediye parkından izinsiz lale kopartan 8 öğrenci yaptıklarına pişman olunca özür dileyerek aralarında topladıkları lalelerin parasını Belediye Başkanına ödedi.
Muazzez ve Yaşar Şapçı İlkokulu 4’üncü sınıf öğrencisi 8 çocuk, belediye parklarından laleleri koparıp annelerine ve sevdiklerine verdi. Laleleri kopartırken öğretmenlerine yakalanan öğrenciler suçlarını kabul edince öğretmen tarafından affedildi. Ancak yaptıklarının yanlış olduğunu fark eden öğrenciler, aralarında harçlıklarından 30 TL topladı. Okula ziyarete gelen Belediye Başkanı Ömer Şengöl’e yaptıkları hatayı anlatan ve özür dileyen öğrenciler, kopardıkları lalelerin yerine yenisinin dikilebilmesi için topladıkları parayı Belediye Başkanına  takdim ettiler. Başkan Şengöl, hatalarının farkına varıp duyarlı davrandıkları için öğrencileri tebrik etti.
Toplanan paraları öğretmenlerinin isteği üzerine teslim alan Başkan Şengöl, özür mesajı, öğrencilerin ve öğretmenlerinin bulunduğu fotoğrafı ve toplanan parayı çerçeveletip Belediye girişine örnek teşkil etmesi için asacağını ifade etti. Başkan Şengöl, öğrencilerin özrünü kabul ettiğini, çevreye daha saygılı ve daha duyarlı olmanın herkesin insanlık görevi olduğunu vurgulayarak okuldan ayrıldı.

(www.ispartahaber.com-ISPARTA (İHA)

30 binden fazla turist yol yüzünden o köye gitmedi

Türkiye’nin incisi Eğirdir’in mihengi olan Akpınar Köy’ü, ne yazık ki yol sorunuyla karşı karşıya. Köyün yollarının bozuk ve asfaltsız olması, binlerce yerli ve yabancı turistin burayı ziyaret edememesine sebep oluyor.

Ulaşımdaki aksaklık sorunu nedeniyle 1 yıl içinde 600 turist otobüsünün Akpınar’a yapması planlanan sefer iptal edildi. Akpınar Köyü sakinleri yetkililerden biran önce bu yolu asfaltlamalarını talep ediyor.

ÇAREMİZ VALİMİZ

Geçtiğimiz yıl başlatılan asfalt seferberliğinin bu yıl Akpınar’dan başlamasını isteyen köylü vatandaşlar, Vali Şehmus Günaydın’dan bu yönde talepte bulunurken, bu yolu yaparsa valimiz yapar diyorlar.

TÜRKİYE’NİN EN’LERİ ARASINA GİRDİ

Hürriyet Gazetesi tarafından Türkiye’nin görülmesi gereken 7 köyü arasına giren Akpınar Köyü büyük bir ihtişamla gazetenin internet sayfasında tanıtılmıştı. Hürriyet’in haberinde Akpınar Köyünden şu sözlerle bahsedilmişti: ‘Isparta’nın Eğirdir ilçesinde bulunan Akpınar Köy’ü, muhteşem panoramik bir göl manzarasına sahip. Türkiye’nin yedi renkli ve mavi bayraklı en temiz gölü olan Eğirdir Gölü’nü kuş bakışı seyredebileceğiz Akpınar Köy’ünde seyir terası bulunuyor. Bu tepede görüp görebileceğiniz en güzel manzarayı huzur içinde seyrederken, semaverdeki odun ateşinde pişirilen çayınızı yudumlayabilir, lezzetli Akpınar gözlemelerinizi yiyebilirsiniz. Bu rakımı yüksek olan köyde paraşüt sporu da yapılıyor. Ada manzarası eşliğinde Eğirdir Göl’ü üzerinde süzülebilirsiniz’. (www.ispartahabergazetesi.com)

 

MERHUM KOCA REİS ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE ANILIYOR

  • Türk siyasetine damga vuran ve ‘Koca Reis’ lakabıyla tanınan Merhum Dr. M. Sadettin Bilgiç’in vefatının 6. yıldönümü dolayısıyla memleketi Şarkikaraağaç’ta anılıyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in babası Merhum Dr. M. Sadettin Bilgiç için bugün Şarkikaraağaç’ta kuran-ı kerim ve mevlidi şerif okutuluyor. Vali Şehmus Günaydın ve Milletvekili Bilgiç, AK Parti İl Başkanı Osman Zabun Şarkikaraağaç’a giderek cuma namazı öncesinde vatandaşlarla buluştu. Kent meydanında halkla buluşan Vali Günaydın ve Milletvekili Bilgiç daha sonra camiye geçti.,/katnak;www.haber32.com)

(Merhum dr.Saadettin Bilgiç ve arkadaşları hemşehrisi ve Eski Cumhurbaşkanlarımızdan  merhum Süleyman Demirel’in başbakanlığını yaptığı Adalet Partisi zamanında mensubu olduğu partisinin  hükümetinin  bütçesine güven oyu vermeyerek hükümeti düşürdüğü hafızalarımızdaki yerini muhafaza etmektedir.)

 

Isparta Belediyesi’ne 5 Rakip

Güllerin İçinden Sütçüler Çobanisa Köyü

Güllerin İçinden programı bu hafta Isparta’nın Sütçüler İlçesine bağlı Çobanisa Köyün’de…

Şair diyor ya; ‘Dağlarına bahar gelmiş memleketimin” diye… İşte Güllerin İçinden bu hafta dağlara gelen baharı ekranlarınıza yansıtıyor.

Sütçüler İlçesi’nin Çobanisa köyünde bir kekik kokusuyla başlayan sıcak sohbet, yıllara meydan okuyan 80’i devirmiş ama yüzündeki gülümsemeden bir şey kaybetmemiş yurdum insanlarının umut veren muhabbetleri…(www.ajans32.com)

Gençlik Merkezi’nden ’57.alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ Daveti

Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen Çanakkale Zaferi’nde gösterdikleri kahramanlık dolayısıyla ‘57.Alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ Isparta’da 25 Nisan sabahı İstiklal Camii’nde başlayarak, yürüyerek Garnizon Şehitliği’ndeki program sonrasın

Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen Çanakkale Zaferi’nde gösterdikleri kahramanlık dolayısıyla ’57.Alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ Isparta’da 25 Nisan sabahı İstiklal Camii’nde başlayarak, yürüyerek Garnizon Şehitliği’ndeki program sonrasında tamamlanacak.Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) öncülüğünde, tüm illerde eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek olan Çanakkale Zaferi’nde büyük kahramanlık gösteren ’57. Alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ 25 Nisan’da düzenlenecek.

Isparta Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi tarafından organize edilen 57. Alay Vefa Yürüyüşü öncesinde İstiklal Camii’nde Kur’an-ı Kerim tilaveti sunularak, dua edileceği açıklandı.Türk bayrakları dağıtılacağı belirtilen katılımcıların ayrıca, 103 metre uzunluğundaki Türk Bayrağı’nın taşınmasıyla gerçekleştirilecek olan yürüyüş sonrasında Garnizon Şehitliği’ne ziyarette bulunacağı bildirildi. Programın, Isparta Garnizon Şehitliği’nde de Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dua edilerek program sona ereceği öğrenildi.Isparta Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı Gençlik Merkezi tarafından yapılan açıklamada, “25 Nisan 2018 Çarşamba günü 05.00’te İstiklal Camiinde başlayıp Garnizon Şehitliğinde sona erecek programa tüm Isparta halkı davetlidir” denildi.(www.ajans32.com)

Gençlik Merkezi’nden ’57.alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ Daveti

Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen Çanakkale Zaferi’nde gösterdikleri kahramanlık dolayısıyla ‘57.Alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ Isparta’da 25 Nisan sabahı İstiklal Camii’nde başlayarak, yürüyerek Garnizon Şehitliği’ndeki program sonrasın

Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen Çanakkale Zaferi’nde gösterdikleri kahramanlık dolayısıyla ’57.Alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ Isparta’da 25 Nisan sabahı İstiklal Camii’nde başlayarak, yürüyerek Garnizon Şehitliği’ndeki program sonrasında tamamlanacak.Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB) öncülüğünde, tüm illerde eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek olan Çanakkale Zaferi’nde büyük kahramanlık gösteren ’57. Alay Anısına Vefa Yürüyüşü’ 25 Nisan’da düzenlenecek.

Isparta Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi tarafından organize edilen 57. Alay Vefa Yürüyüşü öncesinde İstiklal Camii’nde Kur’an-ı Kerim tilaveti sunularak, dua edileceği açıklandı.Türk bayrakları dağıtılacağı belirtilen katılımcıların ayrıca, 103 metre uzunluğundaki Türk Bayrağı’nın taşınmasıyla gerçekleştirilecek olan yürüyüş sonrasında Garnizon Şehitliği’ne ziyarette bulunacağı bildirildi. Programın, Isparta Garnizon Şehitliği’nde de Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dua edilerek program sona ereceği öğrenildi.Isparta Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı Gençlik Merkezi tarafından yapılan açıklamada, “25 Nisan 2018 Çarşamba günü 05.00’te İstiklal Camiinde başlayıp Garnizon Şehitliğinde sona erecek programa tüm Isparta halkı davetlidir” denildi.(www.ajans32.com;Fotoğraf nationalgeopraphiv arşiv Mustafa Doğankaya))

SÜTÇÜLER’İN BAHÇELERİ KOZLUKTUR

 

BUGÜNE KADAR HİÇ DUYMAMIŞ  OLDUĞUNUZ ESKİ BİR SÜTÇÜLER TÜRKÜSÜNÜ SİZLERE DİNLETİYORUZ.

 “ SÜTÇÜLER’İN BAHÇELERİ KOZLUKTUR “

Bu türkü aylar önce ilgilenmem için bana RIDVAN ERTAN hocamız tarafından verildi.

GÖNÜL DOSTLARI TÜRK HALK MÜZİĞİ KOROMUZUN DEĞERLİ BAĞLAMA ÜSTADI VEYSEL YILDIRIM NOTAYA ALDI.TÜRKÜYÜ   ŞEFİMİZ SAYIN GÜLER EROĞLU HANIMEFENDİ İLE VEYSEL YILDIRIM BİRLİKTE SESLENDİRDİLER.

UMARIM BEĞENİRSİNİZ,

BU vesile ile türkümüzü notaya alan bağlama üstadı Veysel Yıldırım ile değerli şefimiz sayın Güler Eroğlu hanımefendiye teşekkür ediyor,

Rıdvan ERTAN hocamızdan bu türkü ilgili açıklama yapmasını bekliyoruz.

73 yaşında okuma yazma öğreniyor

73 yaşında okuma yazma öğreniyor

BURDUR’da 6 çocuk, 14 torun sahibi Cennet Katıyürek (73), Halk Eğitim Merkezi’nin açtığı kursta okuma yazma öğreniyor.

Burdur’da oturan Cennet Katıyürek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde 5 Mart’ta başlatılan ‘Okur-yazarlık Seferberliği’ programı kapsamında Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitimi Merkezi’nin USO İlkokulu’nda açtığı okuryazarlık kursuna katıldı. Cennet Katıyürek, okuma yazma bilmediği için otobüse bile birilerine sorarak bindiğini anlattı. Eve gelen faturaları başkalarına okuttuğunu söyleyen Katıyürek, “Gelen evrakı birileri okursa, öyle biliyoruz ne olduğunu. Bir devlet dairesinde işim olduğunda nereye gideceğimi bilemiyordum. Şimdi az çok okuyorum. Çok şükür. Okumak çok iyi bir şey. Hepimiz okur-yazar olalım. Kursumuz çok iyi gidiyor, katılan arkadaşlar okuma yazmayı öğrenme gayretinde. Hocamız çok iyi. Okumayan kimse kalmasın” dedi.

‘YABANCI UYRUKLULAR DA KATILIYOR’

Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ömer Akan, “Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin başlattığı seferberlik kapsamında ilimizdeki iki Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açılan okuma yazma kursuna il merkezinde yaklaşık 300 kursiyer katıldı. Düzenli devam eden kurslar 120 saat sürecek. Birinci kademe kurs belgesini alan kursiyerlerimizin talep etmeleri halinde ikinci kademe kurslar açılacak. Kurslarımıza Suriyeli ve Somalililer gibi yabancı uyruklular da katılıyor” diye konuştu.

‘EN YAŞLISI CENNET TEYZEMİZ’

Kurs öğretmeni Ömer Kayacan da, “Kursiyerlerimiz hevesli. Şartlar yüzünden okuyamamışlar. Şimdi böyle bir imkan dolayısıyla mutlular. Sınıfımızın en yaşlısı Cennet Teyzemiz de gayretli bir öğrenci. Kısa zamanda oldukça iyi olacak” dedi.

(www.gunhaber.com Mesut MADAN/BURDUR, (DHA)

EĞİRDİR HEYETİ SURİYE SINIRINA HAREKET ETTİ

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, Suriye’de sürdürülen Zeytindalı Harekatında destan yazan kahraman Mehmetçiklerimizi ve Harekatın Komutanı, 2. Ordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel Paşamızı ziyaret etmek için Hatay’a, Suriye sınırına gidecek olan Eğirdir Heyeti, bu akşam saat 20.00 sıralarında Eğirdir’den yola çıktı.

ETUDOSD (Eğirdir Turizm ve Doğa Sporları Derneği) ile Eğirdir AKIN Gazetesinin organizasyonlarıyla yola çıkan Eğirdir Heyeti, muhtemelen yarın sabah saatlerinde Hatay’da, Suriye sınırında olacak ve öğle saatlerinde Korgeneral İsmail Metin Temel ile görüşecek.

                Abdullah Sinan, Durmuş Uçgun, Abdurrahman Sinap, Nurullah Çevikbaş, Selçuk Tokgöz, Ramazan Özpınar, Mustafa Çetin Bozkır, Müslahattin Çetinkaya, Mustafa Özbalcı ve Ercan Süzen’den oluşan Eğirdir heyeti, 2011-2012 yıllarında Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanı olarak görev yapan Korgeneral İsmail Metin Temel’e, Komando Mabedi Eğirdir’in vatansever halkının selamlarını ve başarı dileklerini iletecek ve ayrıca 6X9 m. ebadında bir TÜRK Bayrağı ile ATATÜRK Posteri takdim edecek. (www.egirdirakingazetesi.com)

BAŞIMIZ SAĞ OLSUN, ŞEHİDİMİZ VAR ŞEHİDİMİZİN AİLESİNE ACI HABER VERİLDİ

Şehit Uzman Çavuş Çelik’in Isparta’da yaşayan ailesine şehadet haberi verildi.

Şırnak’ta Kuyutepe üs bölgesine PKK’lı teröristlerin uzun namlulu silah ve roketatarlarla düzenlediği saldırıda şehit düşen 3 askerden Uzman Çavuş Muğdat Çelik’in Isparta’da yaşayan ailesine şehadet haberi verildi.

Şehit Piyade Uzman Çavuş Muğdat Çelik’in şehadet haberi, Isparta Valisi Şehmus Günaydın, Garnizon Komutanı Piyade Albay Ferat Vural, İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Özdurhan tarafından Akkent Mahallesi’nde oturan eşi Nazlı Çelik’e iletildi. Şehit uzman çavuşun şehadet haberini duyan bölgedeki komşuları ve vatandaşlar şehit evine akın ederken, Çelik Ailesi’nin yaşadığı eve Türk bayrakları asıldı.

Daha önce Isparta 40. Piyade Alayı’nda görev yaparken 2017 genel atamalarıyla görev yeri değişen Şehit MUğdat Çelik’in, Furkan (16), Fatma (13) ve Zeynep (3) adında 3 çocuk babası olduğu öğrenildi. Şehadet haberinin verildiği dakikalarda okulda olduğu belirtilen 16 yaşındaki Furkan, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ekiplerince eve getirildi. Geçtiğimiz yıl yapılan atamalar sonrasında Şırnak’a tayini çıkan Şehit Çelik’in, çocuklarının eğitim durumu sebebiyle ailesini Isparta’da bıraktığı belirtildi.

Şehidin cenazesinin, yarın memleketi Van’ın Erciş ilçesinde toprağa verileceği kaydedilirken, Isparta’daki ailenin akşam saatlerinde hava yoluyla Van’a gideceği öğrenildi.(Kaynak;www.son32.com)

Eğirdir Hayvanat Bahçesinde Korkunç Kaza

Eğirdir Hayvanat Bahçesinde Korkunç Kaza

Görgü tanıklarının ifadelerine göre bugün Eğirdir Hayvanat Bahçesi içerisinde korkunç bir kaza meydana geldi. Anahtarın üzerinde unutulması ile meydana gelen talihsiz kazada bir çocuk apark halindeki 32 HB 362 Plakalı aracı çalıştırdı, birden kontrolden çıkan araç önünde bulunan ve orada oynayan çocuklara çarptığı ve kaza sonrası 3 çocuğun yaralandığı bildirildi. Olay yerine Ambulans, Polis ve İtfaiye ekipleri sevk edildi. Savcılık olayla ilgili soruşturma başlatırken, yaralılar Eğirdir Kemik Eklem Hasyanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. (www.egirdirses.com Kemal ERBEN – EĞİRDİR)

Türkiye’nin ilk Gül Müzesi kuruluyor

Konu hakkında açıklama yapan Güneykent Belediye Başkanı Fahrettin Gözgün: ‘Gül Kenti Güneykent Belediyesi  Batı Akdeniz Kalkınma Ajansına sunulan GÜZE (Gül Müzesi) projesi ile Türkiye’nin ilk gül müzesini kuracak.

1020 metrekare alana oturan projede gülün tarımsal alanından , iptidai usulde Gülsuyu gülyağı çıkarmada kullanılan alet ve ekipmanlara, modern fabrika sürecine, koku atölyesine, Osmanlı gül arşivlerine, Aroma Terapi Atölyesine, eğitim salonlarına, uygulama salonuna ve eğitim için gelen misafirlerin konaklama odalarına kadar bir çok faaliyet alanı göz önüne alındı. Proje değeri yaklaşık 1.535.000 tl olup proje oluruna göre %75 i BAKA tarafından karşılanacak. Olası proje kabul olmama durumunda 2018 yılında şu ana kadar toplanan malzemeler ile eski belediye binasında müze çalışması başlamış olup gül turizmine gelen misafirlerimiz Müze’yi gezebilecekler.

Müzede gül serüveninin tüm alet ve ekipmanları sergileneceğinden dolayı elinde güle dair malzeme( gül kazanı İmbik, Gülsuyu şişesi, gülyağı şişesi, esans şişeleri, gülabdanlar, esans sürme şişeleri, şırıngalar, alüminyum kumkuma kapları vs.) bulunan vatandaşlarımız altlarına pirinç isimlikleri yazılmak üzere belediyemize hibede bulunabilirler. Bu proje bizim yani Ispartamızın projesidir. Bu projede olamaya herkesi davet ediyor konu ile ilgili olarak hibeden , fikir ve düşüncelere kadar ilginizi bekliyoruz. Şimdiden teşekkür ediyorum.’(www.ispartahaber.com)

MERHUM ÖMER ALİ ERTAN’IN HOCASINA YAZDIĞI MEKTUP

Sütçüler’imizin eski nüfus müdürlerinden merhum Ömer Ali Ertan’ın 21.01.1960 tarihinde bir araştırma için Eğirdir’deki bir  hocasına Şeyhler (Yeşilyurt) köyünde meftun şeyh Müslahaddin ile ilgili olarak yazdığı mektubu  sizlerle paylaşıyoruz.(Albüm Sıdıka Müftüoğlu,Fotoğraf;Ahmet Duyar)

 

Oluklacı Şenliği’ne Davetlisiniz…

Eğirdir Belediyesi’nin her yıl gelenek halinde düzenlediği Oluklacı Şenliği bu yıl 6 Mayıs 2018 Pazar günü Oluklacı Mevkii’nde gerçekleşecek. Bu yıl 16’ıncısı gerçekleştirilecek olan Şenliğe bütün vatandaşların davetli olduğu belirtildi.

Oluklacı Şenliği’ne Davetlisiniz…

Eğirdir Belediyesi’nin her yıl gelenek halinde düzenlediği Oluklacı Şenliği bu yıl 6 Mayıs 2018 Pazar günü Oluklacı Mevkii’nde gerçekleşecek. Bu yıl 16’ıncısı gerçekleştirilecek olan Şenliğe bütün vatandaşların davetli olduğu belirtildi.

6 Mayıs 2018 Pazar günü düzenlenecek Şenlik programı sabah saat 07.00’da Akpınar yolundan Oluklacı’ya tırmanış ile başlayacak. Saat 10.00’da Oluklacı Duası yapılacak. Eğirdir Belediye Başkanı Ömer Şengöl’ün açılış konuşmasından sonra En Küçük ve En Yaşlı Katılımcıya ödülleri verilecek.

Çeşitli kategorilerde yarışmaların yapılacağı Oluklacı Şenliğine katılanlara Eğirdir Belediyesi tarafından öğle yemeği ikram edilecek.

ğirdir Belediye Başkanı Ömer Şengöl, “Şenliğimize bütün halkımız davetlidir. Katılım ücretsizdir. Güzel bir hava olursa eşsiz bir gün yaşanacaktır. Halkımızı Oluklacı’ya bekliyoruz” dedi.

Oluklacı’nın Tarihi

Atalarımız doğada ibadet etmeyi hep sevmişlerdir. Olukluca’yı da sık sık ziyaret ederek ibadet etmişlerdir. Camili Yayla adına dikkat edilirse, ibadet için yaylada bile cami yaptırmışlardır. Dedegöl dağındaki Karagöl’e kadar giderek on beş gün orada kalıp ibadet ettikleri bilinmektedir.

Şeyh Mehmet Sultan için halk arasında bir hikâye anlatılır: O’nun bir katırı varmış. İbadet etmek için Olukluca’ya çıkarken Şeyhin rahat gitmesi için katırın arka ayakları uzarmış. Şeyh inerken rahat inmesi için katırın ön ayakları uzarmış.

Oluklacı bir meşe korusudur. Ne yazık ki asırlık meşeler 1911 kışında kesilmiştir. O yıl öyle kış olmuş ki yüz gün gölün buzu kalkmamış. Soğuktan yakacak kalmadığı için korudaki asırlık meşeler, hatta katranlardan bazıları kesilerek Eğirdir’li hayatta kalma savaşı vermiştir. Olukluca’daki şimdiki ağaçlar kesilen meşelerin köklerinden ya da yeniden oluşan ağaçlardır. Eğirdirliler yıllardır bu alana çıkarak birlik ve beraberlik içerisinde zamanlarını geçirirler. (www.egirdirakingazetesi.com)

Çocuklar Dağcılık Sporuyla tanıştı…

Eğirdir’de hayata geçirilen çocuklar ve ailelerin, unutulmaya yüz tutmuş olan çocuk oyunlarını oynamak yerine telefon, tablet, bilgisayarla vakit geçirmelerine dikkat çekmek amacıyla hazırlanan ‘Yaşama Bağlanıyoruz Yaparak Öğreniyoruz’ projesi kapsamında düzenlenen Dağcılık Eğitimi ve Tanıtımı etkinliğinde çocuklar ve aileleri hoşça vakit geçirdiler.

Çocuklar Dağcılık Sporuyla tanıştı…

Eğirdir’de hayata geçirilen çocuklar ve ailelerin, unutulmaya yüz tutmuş olan çocuk oyunlarını oynamak yerine telefon, tablet, bilgisayarla vakit geçirmelerine dikkat çekmek amacıyla hazırlanan ‘Yaşama Bağlanıyoruz Yaparak Öğreniyoruz’ projesi kapsamında düzenlenen Dağcılık Eğitimi ve Tanıtımı etkinliğinde çocuklar ve aileleri hoşça vakit geçirdiler.

Eğirdir Kaymakamlığı Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğünce Teknoloji Bağımlılığına karşı hayata geçirilen “Yaşama bağlanıyoruz, Yaparak Öğreniyoruz” projesi kapsamında; projeye katılan ailelere dağcılık eğitimi verildi.

14 Nisan 2018 Cumartesi günü Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığının destekleri ile İlçemiz Yazla Mahallesinde bulunan ve Komando Okuluna ait Dağcılık Eğitim Alanında düzenlenen etkinliğe katılan aile ve öğrenciler hem dağcılık eğitimi alıp uygulama imkanı buldular hem de cep telefonu, tablet ve bilgisayardan uzak hoşça vakit geçirdiler. (Kaynak;www.egirdirakingazetesi.com)

Bucaklı şehidin ağlatan vasiyeti

TÜRK Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye’nin Afrin bölgesindeki Zeytin Dalı Harekatı sırasında şehit düşen Piyade Sözleşmeli Er Muhittin Talha Çalışkan’ın (22), ailesine ödenecek parayla yetimhane yapılmasını vasiyet ettiği ortaya çıktı.

Suriye’nin Afrin bölgesinde yürütülen ‘Zeytin Dalı Harekatı’ kapsamında, 22 Mart’ta gerçekleştirilen arama- tarama faaliyetleri sırasında, el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu Sözleşmeli Er Muhittin Talha Çalışkan şehit düştü. Ailesi Antalya’da oturan Çalışkan, 23 Mart’ta memleketi Burdur’a bağlı Bucak ilçesinde toprağa verildi.

Şehit sözleşmeli er Çalışkan’ın eşyaları, geçen salı günü Antalya’daki ailesine teslim edildi. Şehidin ailesi, eşyaların arasında Çalışkan’ın el yazısıyla bir kağıda yazdığı vasiyeti bulundu. Çalışkan, ‘Vasiyetname’ başlıklı yazısında, ailesine ödenecek parayla yetimhane yapılmasını istedi. Eşyaları arasında bulunan deftere yazdıklarının kitap haline getirilmesini de isteyen şehidin imzasının bulunduğu kağıtta şu ifadeler yer alıyor:

“Bu zamana kadar hiç böyle bir şey düşünmedim ama bunu yazma gereği duydum. Eğer şehit olursam TSK’dan gelen tüm paramla bir tane yetimhane yapılmasını ve ismimin konulmasını istiyorum. Beyza’ya verdiğim yazıların, defterlerin kitap haline getirilip kitabın isminin ‘Vasiyetname’ olmasını ve ‘anonim’ olarak yazılmasını istiyorum. Kardeşlerimin okul masraflarını ve tüm masraflarının TSK’nın karşılamasını arz/rica ediyorum. Vatana bir canım daha olsa onu da veririm. Arz ederim.” (www.gunhaber.com)

100 çeyrek altın buldu

BURDUR’da, hurdacılık yapan Aşır Öztürk (36), satın aldığı sobadan çıkan 100 çeyrek altını sahibi Ayhan Yaman’a (40) teslim etti.

Mahrukatçılar Sitesi’nde yaklaşık 15 yıldır hurdacılık yapan Aşır Öztürk, dün Menderes Mahallesi’nde oturan Ayhan Yaman’a ait evden kullanılmayan 2 soba ile fırın ve tüp satın aldı. Öztürk, satmaya çalıştığı eşyaları, alıcı çıkmayınca akşam saatlerinde iş yerine getirdi. Sobanın içini inceleyen Öztürk, poşet içinde 100 çeyrek altın buldu. Aşır Öztürk, hemen sobayı satın aldığı Ayhan Yaman’a ulaşarak, durumu anlattı. Öztürk, bugün iş yerinde buluştuğu Yaman’a altınları teslim etti.

Ayhan Yaman’ın, iş yerini arayarak, hurdaları olduğunu söylediğini, kendisinin de bunun üzerine eve gidip, eşyaları satın aldığını anlatan Öztürk, “Akşama kadar arabanın üzerinde gezdirdim. Kimse almak istemedi. Dükkana getirdim. İçerisinde dirsekler ve bir poşet vardı. Poşeti yırttım. İçinden çay kutusu çıktı. Kutuların içindeki paketleri açtığımda çeyrek altınları gördüm. Kardeşlerime durumu anlattım. Sahibine teslim ettim” diye konuştu.

‘POŞETİ TESADÜFEN GÖRDÜM’

Sobaları kız kardeşine vermek istediğini; ancak onun da almadığını kaydeden Aşır Öztürk, “Normalde aldığımız hurdaları presliyoruz. Soba biraz yeni olduğu için belki birisi satın alır, diye preslemedim. Tesadüfen içindeki poşeti gördüm” dedi.

Sobanın sahibi Ayhan Yaman da “Dün hurdacı arkadaşları aradım. Kullanılmayan 2 soba ve fırın vardı. Babam içerisine birikimleri olan altınları bırakmış. Benim haberim yoktu. Dürüst arkadaşlara rast geldik. Allah razı olsun kendilerinden. 4 yıl önce doğal gaz döşendiği için sobaları kullanmıyorduk. Bize teslim etti. Altınları görünce ben de şoke oldum” diye konuştu.

Alıntıdır.Mesut MADAN/BURDUR, (DHA) –

ISPARTA’DA DEPREM

Antalya’nın Akseki ilçesinde meydana gelen 4.7 büyüklüğündeki deprem, Isparta ve Konya’nın bazı ilçelerinde de hissedildi.

AFAD’ın aktardığı bilgiye göre ise depremin büyüklüğü 4.8 olarak bildirildi.Ispara’nın Yalvaç, Şarkikaraağaç ve Gelendost ilçelerinde deprem hissedildi.(Alıntı)

Antalya’da deprem! Bütün Akdeniz bölgesi sallandı

Antalya’nın Akseki ilçesinde peş peşe iki deprem meydana geldi.

saat 20:14’te gerçekleşen 4.7 şiddetindeki ilk depremin merkez üssü Akseki’nin Yarpuz beldesi olarak açıklandı.

Yaklaşık 40 dakika sonra bu sefer Cimi beldesi merkezli 4.5 şiddetinde deprem meydana geldi. Depremler,

Akdeniz genelinde hissedildi.

(alıntıdır)

Anadolu’ya Bilim Göçü

Young Guru Academy’nin (YGA), çocuklara bilimi sevdirmek için başlattığı sosyal kalkınma projesi Anadolu’ya Bilim Göçü, Yapı Kredi desteğiyle Çocuk Evi’ndeki devlet koruması altındaki çocuklara ulaşıyor. Mardin’in Savur ilçesinde doğan ve kalabalık bir evde yetişen Nobel Ödüllü bilim insanı Aziz Sancar’ın hikayesinden ilham alınarak geliştirilen proje yeni Aziz Sancarları Anadolu’da keşfetmeyi amaçlıyor.

Çocuk Evi’ndeki devlet koruması altındaki çocuklara uluşan YGA ve Yapı Kredi Gönüllüleri, bilim seanslarında çocuklarla, karmaşık görünen teknolojilerin özünde ne kadar anlaşılabilir olduğunu gösteren deneyler ve projeler yapıyor. Çocuklar “Elleme bozarsın, dokunma çarpılırsın” laflarını duymadan, mıknatıs yardımıyla kolayca birleşen elektronik modüllerle kendi devrelerini kurarak otonom araba, oda alarmı, okuma ışığı gibi somut projeler için ilk adımlarını atıyor.

Bilim seanslarında YGA ve Yapı Kredi Gönüllüleri aynı zamanda özgüven, zihinsel merak, berrak zihin ve gelişime açık olmak gibi kavramlar üzerine de çocuklarla bilgilerini paylaşıyor.

Ekim 2017’de İstanbul ve Ankara’da başlayan proje Gaziantep, Malatya, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Erzurum gibi illerle devam ediyor. YGA ve Yapı Kredi Gönüllüleri olarak, 3 yıl içerisinde 50 ilde 5 bin çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz.Kaynak;Yapıkredi)

Marketten sucuk kapan kediyi iki gün kafese kapatmışlar ;Gerekçe gıda yönetmeliği

Bodrum’da bir süpermarketin yetkilileri, şarküteri bölümünden kaptığı sucuğu yerken yakaladıkları kediyi kafese kapattı.Personelin cep telefonuyla görüntüleyip hayvanseverlere durumu bildirmesi üzerine kedi 48 saat sonra kurtarılıp doğal ortamına bırakıldı. Süpermarketin yönetici yardımcısı, niyetlerinin kediyi cezalandırmak değil, mağazadan uzaklaştırmak olduğunu söyledi.

9 Nisan’da Bodrum’un Ortakent-Yahşi Mahallesi’nde bir zincire ait süpermarkete girip şarküteri bölümünden kaptığı sucuğu yiyen kedi, işyeri yetkililerince yakalandı.

Yetkilileri, kediyi, üzerine “Kamera var izlenmektedir, ellemeyin” yazılı bir kağıt yapıştırdıkları tel kafese koydu. Ardından da kafesi marketin arka bahçesine bıraktı. Bu duruma tepki gösteren personel, cep telefonlarıyla durumu görüntüleyip durumu Bodrum Hayvan Hakları Derneği’ne bildirdi. Bodrum Hayvan Hakları Derneği Başkanı Füsun Uslu, ihbar üzerine civarda yaşayan üç dernek üyesini söz konusu süpermarkete gönderip 48 saat sonra kedinin kurtarılarak doğal ortamına bırakılmasını sağladı.(www.diken.com.tr)

‘Yaşama Bağlanıyoruz, Yaparak Öğreniyoruz’ projesi

Eğirdir Kaymakamlığı destekleri ve Gençlik Spor İlçe Müdürlüğünce hayata geçirilen “YAŞAMA BAĞLANIYORUZ, YAPARAK ÖĞRENİYORUZ” projesi kapsamında düzenlenen etkinlikler hız kesmiyor.

Dağcılık Tanıtım Etkinliği

Günümüz çocuklarının aileleri ve unutulmaya yüz tutmuş olan çocuk oyunlarını oynamaları yerine telefon, tablet, bilgisayarla vakit geçirmelerine yani “Teknoloji Bağımlılığı”na dikkat çekmek amacıyla Eğirdir Kaymakamlığının destekleri, Eğirdir Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğünün katkılarıyla hazırlanan “Yaşama Bağlanıyoruz Yaparak öğreniyoruz” isimli bir proje çerçevesinde gerçekleştirilen etkinlikler hız kesmeden devam ediyor.

“YAŞAMA BAĞLANIYORUZ, YAPARAK ÖĞRENİYORUZ” projesi kapsamında 14 Nisan 2018 Cumartesi günü Eğirdir Dağ Komando Okulu destekleri ile İlçemiz Yazla Mahallesinde bulunan Komando Okuluna ait dağcılık eğitim alanında. Donanımlı bu işin ehli eğiticiler tarafından katılımcı çocuklarımıza tanıtım yapılacak.

Oriantring Yarışması

Yine Proje kapsamında 15 Nisan 2018 Pazar günü Eğirdir Rüya Park’ta Oriantring (Koşarak Hedef Bulma) yarışması düzenlenecek. Saat 10.00’da başlayacak yarışma sonunda dereceye girenlere ödül verilecek.

Uçurtma Şenliği

‘Yaşama Bağlanıyoruz, Yaparak Öğreniyoruz’  projesi kapsamında Uçurtma Şenliği ve Çocuk Oyunları etkinliği düzenlenecek. 29 Nisan 2018 Pazar günü saat 14.00’de Sorkuncak Köyü’nde düzenlenecek etkinliğe bütün halkımızın davetli olduğu bildirildi.(www.egirdirakingazetesi.com)

 

HEM GÜL, HEM KÜLTÜR FESTİVALİ OLACAK

Isparta’da gerçekleştirilecek olan Gül Festivali kapsamında Güller Diyarında Türk Dünyası Kültür Sanat Etkinlikleri Programında, yurt içinden ve yurt dışından 75 şair, yazar, ozan, aşık ve  müzik topluluğu Kocatepe Kültür Sarayında buluşuyor. 13-14-15 Mayıs 2018 tarihleri yapılacak olan programda çeşitli etkinlikler saat 10.30/20.00 saatlerinde olup, Ispartalılar doyasıya vakit geçirecek. Ayrıca 13 Mayıs 2018 Pazar günü saat:16.00’da Prof. Dr. Mustafa Karataş konferans verecek. Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın düzenlenecek tüm etkinliklere Ispartalıları ”özellikle davet ediyorum” dedi.(haber32)

 

Elma Ağaçları Çiçek Açtı…

Bereketli Olsun…

Dünyanın en güzel elmalarının yetiştirildiği Eğirdir’de elma ağaçları duman çiçeğe büründü.

Hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle elma ağaçları  bu yıl yaklaşık 15 gün önce çiçek açarken, Boğazova’daki elma bahçelerinin bembeyaz görüntüleri, fotoğraf severlerin objektiflerine yansıdı. (www.egirdirakingazetesi.com)

EĞİRDİR VE KOVADA’ DA FOTOĞRAF YARIŞMASI

Amaç Göller   Bölgesinin en güzel kentlerinden biri olan, aynı zamanda bir turizm kenti de olan Eğirdir’in turistik yönlerinin, doğal güzelliklerinin, el sanatlarının, zanaatkârlarının belgesel tespitini yaparak kente dair nitelikli ve sanatsal  bir görsel bellek oluşturmak; Eğirdir ve Kovada Gölü’nün tanıtımına katkı sağlamak; yarışma yoluyla üretilen eserlerin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak; farklı şehirlerden gelecek fotoğraf dostlarını buluşturmak, kaynaştırmak ve bu sayede fotoğraf sanatının tanıtılmasına, yaygınlaşmasına katkıda bulunmak; yerel halkta fotoğraf sanatına ilgi / farkındalık oluşturmak ve fotoğraf yarışması  sonucunda seçilen eserleri Eğirdir Kaymakamlığı ve Eğirdir  Belediyesi fotoğraf arşivine kazandırmaktır.

Başka bir deyişle; Fotoğraf kültürünü yaygınlaştırmak, her mevsim Eğirdir ilçesinin değişimi ve sahip olduğu tüm güzelliklerini fotoğraf sanatçılarının bakış açısıyla gözler önüne sermektir.(alıntı)

 

‎Dilaver Ertan‎ – Sütçüler’de Mermer Ocağı İstemiyoruz

Bugün bir araştırma yapıp ülkemizde nerelerde mermer faaliyeti var diye göz attım.Hemen hemen tamamı bozkır dediğimiz yerlermiş.Bozüyuk.Eskişehir.Yozgat.Çorum.Nevşehir.Diyarbakır.Afyon ve en önemlisi Marmara adası.Buralarda hiç çam ağacı ve yeşil dağlar yok.Muğla.Burdur ve Isparta Sütçüler ise tamamen yemyeşil bitki ve ormanlarla kaplı birer yeşil cennet imiş.Sütçüler çandır ve Bucakta bu katliamı başlatan Kanal 15.Televizxonunun ve Porsan mermerciliğin sahibi Korkuteli li Mehmet Cadıl imiş.Bucak ve çevre ilçelere okul ve sosyal tesisler yaptıran hayırsevermiş.Acaba doğa katliamlarına karşı yapılan iyilikler vicdanları rahatlatabilir mi.Sütçülerde de Yeşilyurtlu ilbeyi ünvanlı bir hemşehrimiz bu katliamı başlatmış.O kadar bozkırlar varken niçin bizim yeşil ormanlarımıza kıydınız.

VER LEFTER’E YAZ DEFTERE

Lefter Küçükandonyadis (22 Aralık 1925, İstanbul) Ordinaryüs lakaplı Türk futbolcu. Tüm zamanların en iyi golcüsü seçildi, Türk futbolunun gelmiş gecmiş en iyi futbolcusu olarak gösterilir.

Türk futbolunun en popüler futbolcusu olarak yıllarca alkışlanan Lefter, Fenerbahçe marşında da adı geçen sembol oyunculardandır. Fenerbahçe ile İstanbul Profesyonel liginde 2, Türkiye Şampiyonasında 3 kere şampiyonluk yaşadı.

Kariyeri boyunca toplam da 832 gol atarak rekor kırmıştır. Lefter çok sevilen bir futbolcuydu. Kişiliğiyle de öne çıkmış bir insandı. Üç büyük kulüp taraftarı tarafından da sevilen bir kişiliği vardı.

1925’te, bir Rum balıkçıyla Türk annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Futbola Büyükada’da başladı. Taksim Spor Kulübünde yetişti. Taksim kulübü yöneticileri kendisine lisans çıkartabilmek için 1941’de mahkeme kararıyla yaşını büyüttüler. Ancak bu sayede takımda oynayabildi. 2 yıl Taksim takımında yer aldı. 1943’te askere gitti, 4 yıl süren askerlikten sonra 1947’de İstanbul’a döndü, Fenerbahçe kulübüne girdi. 1964’e kadar Fenerbahçe forması altında top koşturdu. İstanbul Ligi 1953-1954 sezonunda gol kralı oldu. Bu süre içinde 1 yıl İtalya’nın ACF Fiorentina ve 1 yıl da Fransa’nın OGC Nice takımında oynadı. Yurtdışında da başarılı futboluyla ün yaptı. Türk futbolunun efsaneleşen isimlerinden biri olarak tanındı. Golcülüğünden ötürü Ver Lefter’e, yaz deftere! sloganı onun için çıktı. Futboldaki ustalığından ötürü Ordinaryüs sıfatıyla anıldı. Örnek bir profesyonel olan Lefter, golleri ve gole çevirdiği penaltı atışları ile de Fenerbahçeli taraftarların gözbebeği olduğunu ispatladı.

Başarılı futbol yaşamında toplam 50 kez milli formayı giydi (46 kez A, 1 kez B, 3 kez 21 yaş altı). 1954 FIFA Dünya Kupası’nda forma giyen Lefter turnuvada 2 de gol attı. Türk futbolunda 50. Milli Maç altın madalyasını alan ilk futbolcu oldu. Milli takım formasıyla attığı 21 golle en çok gol atan milli oyuncu unvanını uzun yıllar elinde tuttu, 9 kez de milli takım kaptanlığını yaptı. Fenerbahçe forması altında 615 maç oynadı, 423 gol attı. Lefter bir Galatasaray derbisinde topu doksana çakarak hafızalarda yerini almış Kuşdili Parkı’na heykeli dikilmiştir.

“Tribünler inledi binlerce kere
ver Leftere yaz deftere
bitti kalem, doldu defter
bu alemde kral Lefter”tır.

Rekorları:Fenerbahçe formasıyla 615 maçta 423 gol attı.
Türkiye Millî Futbol Takımı formalarıyla toplam 50 maçta 22 gol attı.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun “50. Maç Altın Şeref Madalyası”nı alan ilk futbolcu oldu.
Süper Lig’de penaltı atan ilk futbolcu oldu.
Lefter kulübü tarafından bonservis ücreti alınmak suretiyle yurtdışına transferi yapılan ilk Türk futbolcusudur.
Kariyeri boyunca toplam 832 gol atmayı başardı.

Efsanevi futbolcu, 86. yaşını yoğun bakımda doldurdu. 87 yaşındaki Lefter 13.01.2012 tarihinde hayata gözlerini kapadı.(www.internethaber.com)

(Yunan Milli takımı ile Atina’da yapılan bir milli maçımızda  Lefterin Yunanistan’a gol atması üzerine bir Rum vatandaşının kendisini Akropollerden attığı söylenir.)

 

SİZE GÖRE HANGİSİ DOĞRU

Bundan bir-kaç gün evvel Sütçüler’imizin muhtarları ilçemiz kaymakamı ile Yazılı Kanyon’da bir araya gelerek 2018 yılında yapılacak işlerle ilgili karşılıklı bilgi alışverişinde bulunmuşlar.

Sayın kaymakamımızla görüş alışverişinde bulunan muhtarlarımız size göre Sütçüler’imizdeki mermerciler konusunu dile

getirmişlermidir ,

Yoksa getirmemişlermidir

Ne dersiniz ?
yoksa getirmemişlermidir
Ne dersiniz ?

NOTER TASDİKLİ “ÇEVREDE KATLİAM OLMAYACAK

Sütçüler( Isparta) göller yöresinin  flora ve fauna yönünden çok önemli biyolojik çeşitliliğe  ve çok sayıda endemik türe sahip ilçesi ve belki de ülkenin en çok mermer ocaklarına sahip doğal alanı.. Çed’li çed’siz çok sayıda mermer ocağı var.

Karadiken Köyü’nün dağlarında dada ;biyolojik çeşitlilik o kadar fazla ki , bırakın burada ocak açmayı, buraya insanların girmesine bile izin verilmemesi gereken  yaşam alanları var. Yöreye özgü başta endemik kekik türleri olmak üzere çok sayıda bitki ve Yabankeçisi –KızılAkbaba vb. çok sayıda kuş ve memeli türlerinin barınma, üreme ve çoğalma  yeri olan  burada  (22 hektarlık alanda) mermer ocağı kuracağız,  fakat buradaki yaban hayatına kesinlikle zarar vermeden bu işi yapacağız diye “Taahhütname “ hazırlanıp  Noter den tasdik ettirilip; TC. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Bölge Müdürlüğü-Burdur  teslim ediliyor olması!.. Akıllara durgunluk verecek uygulama, mermer nasıl çıkarılır,  canlıların yaşam alanları bu taşların kayaların üzerindeki habitat, nasıl olacak toprağa ,ağaca, bitki örtüsüne , börtüye böceğe  zarar vermeden nasıl çıkaracaksınız mermeri. Bu bölge aşağıdaki vermiş olduğunuz söz verdiğiniz , yapmayacağız dediğiniz unsurların hepsini hassasiyetini  kapsamakta… Burada iğneyle “mermer  çıkarsanız “bile, o yapmamayı söz verdiğiniz  şeylerin yerine gelmesi mümkün değildir… Belge noterden değil, akıldan, bilimden gelmelidir.. Kim inanır, akıllara durgunluk veren uygulama…
Neden mi? Neleri  yapmamayı üs, üstlenmektesiniz..
SÖZ VERMEKLE ; MERMER OCAKLARINDA YABAN HAYATI KORUNAMAZ..
Çok sayıda örneklerince ; “Mermer Ocakları “bulunduğu bölgeyi çöle çevirmekten beter, üzerinde hiçbir  canlı varlığın yaşamayacağı taşa çevirmekte,  vejetasyonu ve iklimi değiştirmektedir. Bu hassas ve ender alanlara; başta  kuşlar olmak üzere ,  yuva edinen canlıların gelmemesi sonucu tarımsal zararlara  da neden olmanın yanı sıra; yer altı ve yerüstü su kaynaklarına zarar verdiği bilimsel olarak da  bilinen bir gerçektir. Buraların iyileştirilmesi ise yüz yıl içinde bile mümkün değildir.. Keşke dedikleri gibi kolay olsa!…Ne demekteler!
a)“Proje alanında, nesli tehlike altında olan dar yayılışlı endemik fauna-flora türlerine rastlandığında,6. Böl. Müd. haber vereceğimize….”
*Fauna floranın üzerinde etiket mi var, o türler ben endemiğimi diyor , ya da  bunu belirleyecek uzman heyetiniz mi var. Ayrıca orada; daha belirlenmemiş doğal türler olabilir ve sadece, kazıdığınız-taş çıkardığınız o ortamda  yaşayabilen  “ileride bir derde deva olacak” türler varsa…
b)  “Proje alanında yabanıl türleri üreme beslenme ve kışlama periyotlarında rahatsız etmeyeceğimize, yumurtalarına zarar vermeyeceğimize, bu yumurtaların boş bile olsa  toplamayacağımızı…..”
*Türlerin beslenme, büyüme ve çoğalma  zamanları dönemsel olup bu bir bütün yılı içerir.  O zaman bütün yıl bura da faaliyet gösterilemez!.. Yumurta toplamayacağız! Üreme sadece yumurta vermek değildir.. Dönemseldir gelişme.. Peki bitkilerin tohumları , börtü böceğin gözle görülmeyen yumurtaları -yavrularına ne olacak?
c) “Sulak alanlara zarar vermeyeceğimize, arıtmadan atık bırakmayacağımıza….”
*Bunun da hiçbir imkanı yok, su kaybı ve kirlilik söz konusudur… Hangi teknoloji ileri ile arıtılacak, sular kirlenmeyecek.. Sarsıntı akiferlere zarar verecektir.
d) “Burayı terk ettikten sonra sahanın rehabilite edileceğiz..”
*Nasıl olacak bu iş; mermer çıkarılan yerde üzerinden toprağı, otu, bakterisi, yosunu, börtü böceği, ağacı , göçmen kuşların  üremek için geldikleri yuvaları diğer canlıların barınma alanları ,bunları geri  getirecek  bir teknoloji yok.. Orada ; artık ot değil bakteri bile  bitmez.. Bir cm. toprak bin yılda oluştuğuna ve canlıların  oraya uyumu yüz yılları alacağına göre ..Nasıl iyileşecek… Ağaç dikmekse ;  bölgenin  her yer ağaçlık… Taşa ağaç dikilir mi? Tek başına; ağaç  doğal yaşam değildir
Buranın  biyolojik çeşitlilik bakımından  çok  hassas bir bölge  olduğunu bildiğiniz için, taahhütname  vermektesiniz..  Verdiğiniz sözün yerine getirilmesi ve yukarıda değindiğiniz hassaslıkların zarar görmemesi mümkün değildir. Durumun ciddiyeti belli , doğru olanı bu işten vaz geçmektir. Bu belge bilim dışı, kabul edilebilir değil , fakat bu belge  Doğa ve Milli Parklar 6. Bölge tarafından kabul edilir olması da kabul edilebilir değil….Bu bilim dışı uygulamadan bir an önce vazgeçilmesi ve böyle belgelerin doğaya zarar vermemenin garantisi olmayacağının da bilinmesi ve istenmemesi, kabul edilmemesi gerekir..
Yrd. Doç. Dr. Erol KESİCİ TTKD Bilim Danışmanı Eğirdir-ISPARTA Temsilcisi

BAŞKA OLUR,SÜTÇÜLER’İMİZİN BAHARI

Cemreler havaya suya toprağa düştü derken ısınmaya başlar hava ve toprak.Kış boyu bir nevi ölü olan ağaçlar, bitkiler, çayırlar, otlar, çimenler yavaştan yavaş tan uyanmaya başlar yerlerinden. Otlar,çiçekler ve ağaçlardan domurlar görülmeye başlanır.Baharın gelmesi ile derelerin çeşmelerin sularının çığıltısı bile değişir, Gel benden su iç der gibi.Çayırların uyanmaya başlaması ile birlikte çeşit çeşit papatyalar çayırları süslerler kuytu yerlerde ki mor menekşeler de çiçeklerini açarak doğaya bambaşka bir koku salarlar bu çiçekler Sütçüler’imizde baharın müjdeleyicilerindendir. Başkoz da Çıralıkta Ortagoz da Gayrak ta Gozalak ta Keklikiçi mağarın da Musalla da sonbaharda ağaçlardan dökülen gazellerin arasından ben baharın ilklerindenim diyen papatyalar mor menekşeleri görmek mümkündür.

Sütçülerimizde yaşayanlar baharla birlikte bağ aralarına giderler bağ arasının kuytu yerlerinde gazellerin altıda baharın ilklerin den olan mor menekşeyi bulmak koklamaktır o güzel kokusunu ciğerlerine doldurmaktır.

Mağarbaşının akan sularının çıkardığı ses insanın ruhunu dinlendirir. İnsan bedenen yorulsa da ruhen dinlenmiş olarak çarşıya döner dostlarına mor menekşeyi koklatır baharın getirdiği mutluluğun bir tanesidir . Mart ayının sonuna gelinir doğa canlanmıştır cıvıl cıvıl öten kuşların nağmeleri insanları mutlu etmektedir.

Kepezin güney yamaçlarında müşkürümler kekikler bosçalbalar açarak biz de varız derler ormanların arasında salepler (Doğal Orkideler) güzellikleri zarafetleri ile göz doldururlar.Sümbüller nergizler ,leylaklar,salkım sülükler, laleler kokularını koklamaya güzelliklerinigörmeye doyulmaz.(Hasan Ali Özcan)

 

VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

MUSA  ŞAHİN (Basırlardan) vefat etttiği öğrenilmiştir.. Merhumun Cenazesi Yarın SÜTÇÜLER Seferağa camisinden ÖĞLE Namazına Müteakip kaldırılacaktır
Merhuma Allah’tan rahmet ailesine ve yakınlarına baş sağlığı dileriz.

 

Menekşe kokulu yarim
Kime arzedeyim halim
Elimden aldılar yarim

Yarim al beni al beni
Al da sinene sar beni
Yarim gül damlası damlası
Yari sineye sarması

Menekşesi biçim biçim
Ölüyorum senin için
Bir buse ver başın için

Yarim al beni al beni
Al da sinene sar beni
Yarim gül damlası damlası
Yari sineye sarması

Menekşesi tutam tutam
Arasına güller katam
Ya ben nasıl yalnız kalam

Yarim al beni al beni
Al da sinene sar beni
Yarim gül damlası damlası
Yari sineye sarması

TAMAMI RENKLİ İLK TÜRK FİLMİ “HALICI KIZ” 1953’te ISPARTA’DA ÇEKİLDİ

 

Tamamı renkli ilk Türk filmi olan Halıcı Kız, Yapı Kredi ve Doğan Kardeş tarafından finanse edilerek, Türk film tarihimize kazandırılan bir armağandır.

Senaryosu Vedat Nedim Tör’ün aynı adlı eserinden Mebrure Sami Alevok tarafından senaryolaştırılmış, filmin müziğini Ferit Alnar, dekorlarını ise ünlü Alman dekoratör Kurt Halleger yapmıştır. Başrolünde Küçük Sahne’nin oyuncularından Heyecan Başaran’ın oynadığı Halıcı Kız filmi, Isparta’da oturan güzel bir halıcı kızın başından geçen olayları anlatır. (Kaynak;yapikredi)

Konusu;

Güzelliğiyle çevresine ün salan işçi kız Gül’ün macera dolu yaşamının öyküsü.
Halıcılık yaparak geçimini sağlayan Isparta’da yaşayan bir kızın çileli ilginç yaşantısını yansıtmış. Etkileyici ve bir o kadarda güzel bir film. “Gül” Heyecan Başaran annesiyle birlikte halı dokuyarak geçinir. Kendisi de çok güzeldir çok iyide halı dokur. Bir süre sonra annesi vefat edince sahipsiz kalan Gül Isparta’dan ayrılır. İstanbul’a tren’le gider her gittiği yerde güzelliği yüzünden ya saldırıya uğrar yada kıskançlığa sebep olur. En sonunda dağ başında yaşayan bir adamla tesadüf tanışır oda “Agah Hün”dür. Ve hayatını o değiştirir mutlu mesut yaşar onunla. Bilindiği gibi öncelikle sinemamızın ilk renkli filmi olma özelliğini taşıyan 1953 yapımı bir film. Başta Heyecan Başaran’ın oyunculuğu, güzelliği masum iyeti filmi alıp götüren etkenler arasında. Tiyatro oyuncuların ağırlıklı olduğu ve kısa rollerde yer aldığı bir filmdir. Agah Hün’ün o etkili sesi en genç halini gördüğüm şu ana kadar tek filmdir ayrıca..

Diğer

Türk Sinema tarihinin tamamı renkli çekilen ilk filmi olup (Kaynak;www.sinematurk.com)

 

SİZE GÖRE HANGİSİ DOĞRU

Bundan bir-kaç gün evvel Sütçüler’imizin muhtarları ilçemiz kaymakamı ile Yazılı Kanyon’da bir arayagelerek2018 yılında yapılacak işlerle ilgili   karşılıklı bilgi alışverişinde bulunmuşlar.

Sayın kaymakamımızla görüş alışverişinde bulunan muhtarlarımız size göre Sütçüler’imizdeki mermerciler konusunu dile

 

getirmişlermidir ,

yoksa getirmemişlermidir

Ne dersiniz  ?

B A H A R K U Ş U D U G G U K

ALİ ÇOLAK HABERLER KİTAP ZAMANI

7 Mayıs 2014, Çarşamba

“Ötme dugguk, ötme bağrım eziktir.”

O kuşun sesini dinlemeye geleceğim, dedim babama. Ne kuşu? dedi. Hani yaylada sabahları öterdi, duugguk, duugguk!.. Güldü. Tamam, dedi, hatırladım… O, yukarılarda olur yalnız, buralara inmez. Biliyorum, dedim, zaten yaylaya çıkacağız, beraber. İnanmadı sanki, “Sırf onun için mi geleceksin?” “Evet, onu dinlemeye geleceğim.” dedim. Keyiflendi, sesi adamakıllı canlandı. “Sen gel de, gitmesi kolay!”

O kuşu hiç unutamadım. Baharın sesi gibi kaldı hatıramda. Kırk yıldan fazlası var, unutmaz mı insan? Unutulmuyor. Her hatırlayışta apaydınlık bir bahar beliriyor, bir sevinç alıp yürüyor içimde. Kulağımda bütün tazeliğiyle o ses: Duugguk, duugguk, duugguk!..

Yine böyle bir bahardı. Havalar kızmaya durdu mu, yaylaya göçerdik. Yayla, cennet! Babam sürüyle önden giderdi. Biz annemle yükü götürürdük. Yol boyu derelerin, ince suların, köpürmüş otların, çiçek denizlerinin içinden geçerdik. Bir serinlik gelir, baştan aşağı yıkardı. Tepelerden, vadilerden aşarken kanatlanıp uçuverecekmişim gibi gelirdi. Bazen deli deli seyirtir, bazen yorulur nefessiz kalırdım. Islak patikanın etrafında katırtırnakları, bulgurcuklar, sümbüller açmış olurdu ve daha adını bilmediğim bin renkli çiçek. Bir ona, bir buna koşardım, sevinçle ve hayretle. Hiçbirini koparmaya kıyamazdım. Öylece sulardan geçe geçe, çiçekleri seve seve yaylaya çıkar, cennetin orta yerine varıp yerleşirdik.

Dugguk (guguk) kuşuyla, daha doğrusu ötüşüyle burada tanıştım. Çoğu sabah, onun çağrısıyla uyanırdım. Çamların arasından çoğala çoğala gelirdi sesi. “Duugguk, duugguk!” Çok yakından, ama nereden? Arsız bir kuş değildi, bıktırmazdı. Aralıklarla, sakin, sabahın sükûnetine uyarak öterdi. Sabah müziğinin anlamlı bir parçası gibiydi. Güneş, bütün parıltısı ve tazeliğiyle ışıktan iplerini çamların arasından uzatırdı. Yerde, diz boyu otların üzerinde yağmur gibi çiğ taneleri… Papatyalar, yoncalar, gelincikler, yarpuzlar keyiften türkü söylerdi. Yaylanın ortasındaki küçük düzlükte sükûnetin sesi işitilirdi biteviye. Öyle koyu olurdu ki sessizlik, biraz zorlasanız, gün ışıklarının ve çiçeklerin de sesini duyacak gibi olurdunuz. Arılar, bahar sinekleri ve daha bir sürü börtü böcek biraz sonra yavaş yavaş uyanır gelirdi yaşamaya. Dugguk kuşu, serinliğin ve ışıkların içinden devam ederdi müziğine: “Duugguk, duugguk, duugguk…” Yaylanın düzlüğü genişleyip bir evren olurdu o zaman. Müzik dalga dalga bütün vadiyi, ormanı, dağları sarardı. Duugguk, duugguk, duugguk!..

Bu bir çağrı mıydı, bir çeşit oyuna davet miydi? “Haydi çık; gün ışıklarına, çam kokusuna, otların yeşiline, çiğlere karış!” mı demek istiyordu? Niyeti ne olursa olsun, taze günü başlattığı, sabahları genişlettiği kesindi. Bense içime dolan sevinçle nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilemez, sesin yankısında düzlüğü arşınlar dururdum. Kuş, meçhul köşesinden kesik kesik “duugguk” dedikçe içim içime sığmaz; o sevinçle göklere yükselme, alıp başımı gitme arzusu duyardım.

 Kuşlar babası Pablo Neruda, bin kanat sesini duyurduğu Kuşlar Sanatı’nda, Pas Rengi Yakalı Papağan’a ‘minik müzisyen’ derdi. “minik müzisyen, serinliğin / tenoru, el değmemiş sabahın sahibi.” Siyah Çeneli iskete de ‘ilkbaharın kemanı’dır Neruda’nın dilinde. Dünyanın bütün kuşlarının birbirine benzer hünerleri olmalı. Benim, hakkında hiçbir şey bilmediğim, sadece bir nağmesiyle tanıdığım dugguk kuşum da, ‘serinliğin tenoru’ ve ‘ilkbaharın müzisyeni’ydi kuşkusuz. Bütün bahar seslerini kendinde toplayan bir orkestraydı, çocukluğumun ilk müziği… Yazık ki ben, müziğin yakalanamaz oluşundan habersizdim. Peşinden ne kadar koştum; çamlara, meşelerin arasına, kavaklara ne kadar baktımsa göremedim. Yakalamayı geçtim, bir ize dahi rastlamadım ondan. Ulaşılmaz bir yere saklanıp, oradan yaylanın sabah müziğini başlatıyor sonra toplanıp gidiyordu. Ne tür bir kuştu, şekli şemaili, tüylerinin rengi nasıldı, bunları hiçbir zaman öğrenemeyecektim. Sonraki zamanlarda, kendimce bir karakter biçtim ona. Şakacı bir kuş olmalıydı bu dugguk; dalgacı, kayıtsız, belki biraz safça, hatta rind meşrep. Hayatla dalgasını geçiyordu. İlk sabahtan çocukları uyandırıp eğlenceye çağırıyor, onların haline bakıp neşeleniyordu. İçinde bir kötülük, hele zararlı bir işi, hiç mi hiç yoktu, olamazdı.

Peşine düşüp soyunu sopunu araştırınca öğrendim ki, bizim dugguk bir Yörük kuşudur ve efsanesi boldur. Türkmenler, kendilerine “Yerleş!” emri verildiğinde, yaylalara çıkamaz, göç edemez olmuşlar. O yıllardan birinde yaz adamakıllı kurak, güz verimsiz geçer. Kış geldikte kar, boran, fırtına, yerde toprak, dalda yaprak komaz. Yörüklerin hayvanları soğuktan, açlıktan telef olur. Çıkıp gidemezler bir yana. Ardından bahar gelse de kâr etmez. Ne yurt ne yuva ne yaylak kalmıştır. Derler ki, Yörüğün kederinden dağlar yanar, sular kesilir, yer yarılır, hava kararır. Yörük yaratıcısına sığınır ‘‘Allah’ım” der, “beni bir kuşa çevir de uçup gideyim.’’ Dileği kabul edilir, dugguk kuşu oluverir. Başlar “duugguk, duugguk” diye ötmeye. “Ot yok, çöp yok, kalk göç, kalk git!” diyordur. Derler ki,  dugguk kuşu Yörüklerin canıdır. Kendileri gibi görürler onu. Müziğine ritim, baharına duygudur onların.

Dugguk’a şakacı ve rind deyişimi boşuna saymayın. Ne evi barkı, ne yuvası vardır. Bir yuva kurup yumurtlamaya, yumurta tutup yavru çıkarmaya vakti de tamahı da yoktur. Neslini sürdürmek için akla gelmez bir yol bulmuştur. Başka bir kuşun yuvasını gözüne kestirir ve dikkatle izler; anaç kuş yuvasından uzaklaşır uzaklaşmaz, hızlıca gidip bir yumurtasını o kuşun yumurtaları arasına bırakır. Fazlalığın fark edilmemesi için de kuşun yumurtalarından birini gagasıyla alarak yuvadan uzaklaşır. “Guguk kuşu, her yuvaya sadece bir yumurta bırakır ve işini şansa komaz.” der Yörükler; “Hangi kuşun yuvasına yumurta bırakacaksa, kendi yumurtasını, o kuşun yumurtasının renk ve desenine göre yumurtlar.”

O günlerde, sabah müziğinin “duugguk, duugguk” sesiyle ruhumu yıkadığı baharlarda onun bu marifetlerinden habersizdim elbette. Meğer Yörük kuşu dugguk, yoldaşlarıyla birlikte kona göçe yaşarken bir yuvacık kurmaya vakit bulamazmış. Tıpkı onlar gibi hayatı hafife alır, bir oyuna dönüştürürmüş. O sabah müzikleri de Yörük çocuklarını mutlu edip onların dünyasını genişletmek içinmiş.

“Onu dinlemeye geleceğim” dedim babama. Bunu gerçekten istiyordum. Fakat bu arzuya nasıl kapıldığımı, neden durup dururken eski bir kuş sesinin beni kendisine çağırdığını bilmiyordum. Vardığımda onu yerinde bulabileceğimden de emin değildim. Gitmek istiyordum ve bunu babama söylemiştim. O da kendisine biraz garip ve anlamsız da gelse onaylamış hatta memnuniyet duymuştu bundan. Birlikte dugguk dinlemeye gidecektik.

Gidemedik. Ben ağırdan aldım. Araya bin türlü meşguliyet girdi. Derken babamın hastalığı nüksetti. Hastane günleri sıklaştı. Artık ondan birbirimize söz edemez olduk. Babam yattı ve bir daha kalkamadı. O dağlara gideceğim kimse kalmadı. Başkasına söylesem, “Dugguk sesi dinlemek istiyorum, hadi yaylaya çıkalım” desem, anlayan olur muydu? Sanmam… Kim bir kuş sesi duymak için İstanbul’dan kalkıp Karıncalı dağlarına gitmeyi göze alır? Dugguk uzak bir hatıra olarak kaldı. O bir çocukluk sesidir artık, güneşli uykuları dağıtan neşeli sabah müziği.(www.zaman.com.tr)

 

TÜRK GOLFÜNÜN PARLAYAN YILDIZI HEMŞEHRİMİZ ALİ ALTUNTAŞ

Antalya Belekte yaşayan hemşehrimiz Niyazi Altuntaş’ın oğlu olan ALİ  ALTUNTAŞ “ TÜRK GOLFÜNÜN PARLAYAN TILDIZI “ olarak gösteriliyor.

Hemşehrisi ve akrabası olarak bu başarıyı gösteren ALİ ALTUNTAŞ’ı kutluyor,başarılarının devanını diliyoruz.
Ali Altuntaş, 1996 yılında Ankara’da doğdu. 14 yaşında golf oynamaya başladı. Dünya çapında katıldığı golf turnuvalarında ’En İyi Türk Golf Oyuncusu’ olarak yarıştı ve Türkiye’nin golf skoru rekorunu elinde tutuyor.

SÜTÇÜLER ÇETİN ŞENTÜRK İLKOKULU ÖĞRENCİLERİMİZ MİNİKLER BADMİNTON SPOR YARIŞMASINDAKİ BAŞARISI

Elif TÜRK, Elvin ZEYBEKOĞLU ISPARTA İL BİRİNCİSİ OLDU…

FERDİ İL BİRİNCİLİĞİ müsabakalarında İLK 3 SIRAYI da Çetin Şentürk öğrencilerimiz aldı.
1.Salih Emir ALTUNTAŞ
2.Tuğra MAZLUM
3.Nuri BOZ (Kaynak;Selim Müftüler)
www.sutculerimiz.com yazı ailesi olarak öğrencilerimizi öğretmenlerini kutlar,başarılar dileriz.

BADMİNTON SPORU NEDİR ?
Kaz tüyünden yapılma bir top ve raketle oynanan bir oyun olan Badminton, topun file üzerinden rakip alana atılması ve geri dönmesini sağlamak amacına dayanan bir spor dalıdır.

Badminton, kolayca öğrenilebilen, bay ve bayan, 7 yaşından 77 yaşına kadar bütün yaş grubunda insanların yapabildiği, ender sporlardandır. Şiddet içermemesi, oynaması ve seyredilmesinin zevkli olması nedeniyle, bayanların da büyük ilgisini çekmektedir. Tenis oyunları gurubundan olması nedeniyle rakipler arasında bir net(file) bulunur, dolayısıyla herkes kendine ayrılan sahada oynar, topu (tüytop) oldukça zararsızdır, böylece yaralanma veya sakatlanma riski en düşük etkinliklerdendir.

Her yaşta ve her performans düzeyinde oynanır ve zevk verir, kişiyi zorlamaz, aşırı yüklenmenin kötü sonuçları oluşmaz. Özellikle ayak hareketleriyle sahayı tutma ve hamleleriyle Türklerin ata sporu kılıç kullanmaya benzemektedir.

SÜTÇÜLERİN TURİSTLERİ

MEHMET ALİ POYRAZ

Bu anlattıklarım yaşanmış bir Sütçüler hikâyesidir.
Rahmetli Haydar Şavkan’ın Belediye Başkanı olduğu yıllarda bir gün bir zat çıka gelir Sütçülere. Belediye Başkanını makamında ziyaret eder. Soranlara da adının Mehmet Deren olduğunu söyler. Mehmet Deren kendisini Burdur/Bucaklı ve turizm organizatörü olarak tanıtır. Belediye Başkanı Rahmetli Haydar Şavkan’ı ziyaret ettiği esnada Sütçülerin bakir bir yer olduğunu ve buraya İskandinav ülkelerinden turist getirmek istediğini belirtir. İlk etapta 25 kişilik bir grubu getirebileceğini ne de olsa hemşeri sayılırız, benim de Sütçülerin kalkınmasına katkım olsun der. Belediye Başkanının heyecanlandığını gören Mehmet Deren, bunun daha başlangıç olduğunu ve her ay düzenli olarak onlarca hatta yüzlerce turisti g

Mehmet Ali Poyraz'ın Profil Fotoğrafı, Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Mehmet Ali Poyraz dahil, gülümseyen insanlar

etirebileceğini, Sütçülerin makûs talihinin turizmle canlanacağını ve Sütçülerin gelişmiş ilçeler seviyesine yükselebileceğini söyler. Yalnız gelecek olan turistler için otelin olup olmadığını sorar. Belediye Başkanı Haydar Şavkan o konunun sorun olmadığını belediye binasının üst katını boşaltır 25-30 kişinin kalabileceği yere dönüştürebiliriz der. Mehmet Deren hemen başlayalım o zaman der. Yeme içme işinin de Cafer Şafak’ın lokalinde olabileceği söylenince lokali görmek ister Mehmet Deren.Lokale hemen gidilir eksik gedik ne var ne yok diye bakılır.Lokaldeki tuvaletin alaturka olduğunu ve ecnebilerin bu tuvaleti kullanamayacaklarını belirtilir ve hemen alafranga tuvalet taşının konmasını ister.Hemen alafranga tuvalet yapılır.Bu esnada da Sütçüler Belediyesinin üst katı hemen boşaltılır, boya badana işleri yapılır, 30 kişilik yatak, yorgan, masa sandalye ve nevresim gibi malzemeler temin edilir. Belediye Başkanlığı konuyu esnafla paylaşır. Esnaf ve halk, evlerinin kapı ve çerçevelerini boyamaya başlar. Çarşının belli yerlerine sigara izmaritleri ve çöplerin atılması için çöp kutuları konur. Bu arada organizatör belediyenin sağladığı yerde yatıp kalkmakta, Cafer Şafak’ın lokalinde kahvaltı ve öğle yemeğini yemekte. Akşamları ise mükellef bir sofra da ağırlanmaktadır. Bu durum günlerce böyle devam etmektedir.
Bu arada halk ta heyecanlanmaktadır. Bu İskandinav ülkesi nerededir? Acaba hangi yabancı dili konuşmakta? Almanca mı, Fransızca mı yoksa Hollandaca mı? Kendi aralarında bir yol bulmaya çalışırlar. Bazıları çıkar der ki uluslar arası dil İngilizcedir. Buna göre hareket etmemi z gerekir der. Ve gün geçtikçe artık esnaf van dolar, tu dolar, tri dolar demeyi öğrenir. Bazen kendi aralarında bayanlar için misis erkekler için kullanılan hitap şekli olan mister kelimelerini kullanarak birbirlerini tiye alırlar.
Organizatör hedefine ulaşmak için yeni eksiklik daha belirler. Turistlerin rakı içmediklerini viski içtiklerini ve bu kadar viski Sütçülerde bulunabilir mi diye sorar. Sütçüler de değil Isparta da dahi bu kadar viskinin bulunamayacağı belirtilir. Organizatör ben size bu viskilerin temini konusunda yardımcı olayım der. Ankara da bu işleri yapan benim arkadaşlarım var. Oradan alıp gelelim. Turistler biran önce gelmek istiyorlar der. Cafer Şafak ‘a Ankara fikri cazip gelir. Arkadaşları ile bir Murat 124 arabaya binip Ankara ya giderler. Organizatör para hazır mı diye sorunca para yok derler. O zaman bu iş burada biter der organizatör. Oturup yeni bir durum değerlendirmesi yaparlar ve Ankara daki hemşeri kahvesine giderler. Orada projeyi anlatırlar ve gerekli olan 15 bin tl yi hemşerilerden toplarlar ve organizatöre verirler. Kızılay da bir iş hanı önünde dururlar. Organizatör –Siz burada bekleyin. Şu 4. katta oturuyor. Hem kendisiyle tanışın hem de malımızı alıp gidelim. Der. Cafer Şafak ve arkadaşları bir veya iki saat kadar beklerler.Ne gelen var dır ne de giden.Arabadan inip iş hanını kontrol ederler. Sorup soruştururlar oralarda. Ne böyle bir iş yapan vardır o iş hanında, ne de böyle birisi. Hanın iki kapısın vardır. Bir kapıdan giren Mehmet Deren diğer kapıdan çıkıp gitmiştir. Dolandırıldıklarını anlarlar. Cebeci deki hemşeri kahvesine tekrar giderler. Başlarından geçeni anlatırlar. Kahvedeki hemşerilerimiz ceplerine biraz harçlık koyar ve Sütçüler’e gönderirler. Sütçüler’e gelir gelmez hemen ilk iş olarak savcılığa suç duyurusunda bulunurlar. Bu şahıs altı ay sonra başka bir iş üzereyken emniyet tarafından yakalanıp adliyeye teslim edilir.

EDİTÖRÜN NOTU

Bu olay gerçektir ve ne yazık ki Sütçüler’imizde yaşanmıştır.Bu olayı kaleme alan MEHMET ALİ POYRAZ’a teşekkür ediyoruz.

Bu olayı değerlendirirken o günün (Geri kalmışlık,ulaşım,ilçenin memurlar için sürgün yeri olarak görülmesi,ilçenin turizmle kalkınabileceği düşünceleri vb.)şartları mutlaka dikkate alınmalıdır.

Koca Suudi Arabistan, Güven Partisi’ne döndü

Suudi AKoca Suudi Arabistan, Güven Partisi'ne döndü ile ilgili görsel sonucurabistan’da 4 bin kişilik “İskambil Şampiyona”sı, Müslüman dünyasında tepkilere neden oldu. Kabe İmamı da kumar oynayanlar arasında görüldü.

Suudi Arabistan’ın başkenti ve en büyük şehri Riyad’da, Arap Yarımadası bölgelerinde “baloot” oyunu olarak bilinen, “İskambil Şampiyonası” düzenlendi. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Amerika ziyaretinde Orta Doğu’yu yeni bir Avrupa yapacakları söylemişti. 4 bini aşkın yarışmacının katıldığı şampiyona, Müslüman dünyasından da tepki gösterildi. Apex Sergi ve Konferans Merkezinde düzenlenen şampiyonaya katılan 4 bin 112 kişi büyük ödül için yarıştı.

Dereceye girenlerden; birinciye 500 bin, ikinciye 250 bin, üçüncüye 150 bin, dördüncüye ise 100 bin Suudi Riyali verildi. Kutsal topraklarda düzen UUDİ ARABİSTAN KABE İMAMI DA KUMAR OYNUYOR

Suudi Arabistan’da ilk kez Kabe imamı olarak tayin olunan siyah tenli İmam Adil el Kelbanide İskambil Şampiyonasına katıldı. Kelbani’nin oyun masasında elinde kâğıtlarla fotoğraflarının sosyal medyada paylaşılması, “turnuvanın meşrulaştırılması” çabası şeklinde yorumlandı.

lenen iskambil turnuvası tepkileri de beraberinde getirdi. (www.odatv.com)

Isparta’da Gül Festivali 2018 Isparta Belediyesi’nin 2018 Gül Festivalinin Merkezi Keçiborlu ilçesine bağlı Ardıçlı köyü olacak.

2018 Gül Festival ile ilgili görsel sonucuIsparta Belediyesi’nin 2018 Gül Festivalinin Merkezi Keçiborlu ilçesine bağlı Ardıçlı köyü olacak. Havaların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi sonucu Burdur Gölü kenarında bulunan Ardıçlı köyündeki gül bahçelerinde çiçekler erken açtı. Ardıçlı Köyü’ndeki gül üreticileri her yıl erken başlayan gül çiçeği hasadını bu yıl birde festival coşkusuylgerçekleştirecekler.

Konuyla ilgili Isparta Belediyesi kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Keçiborlu’ya bağlı Ardıçlı köyünde sosyal faaliyetlerin artılırılması ve Gül Hasat sezonunun daha coşkulu geçmesi için Ardıçlı köyünde festival kapsamında gerekli düzenin alınarak çok sayıda yerli yabancı turisti bölgeye çekeceklerini, bölgeyi Kuyucak gibi Cazibe merkezi haline getirmek için çalışmalar yapacaklarını ifade ettiler.

ISPARTA MERKEZİNDE DE KONSERLER VE SATIŞ ALANLARI PLANLANIYOR. Her Gül Festivalinde olduğu gibi bu yılki gül festivalinde de Çeşitli sanatçıların konserleri ve yerel esnafın satış standlarının oluşturulması planlanıyor.

GÜNAYDIN, ULUSLARARASI BİR FESTİVAL OLSUN İSTİYORUM Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Mayıs ayında yapılması planlanan Gül Festivali ve Fuarı için İran ve Japonya gibi ülkelerde üretim yapan firmaların davet edileceğini söyledi. Uluslararası fuar organizasyonunun kolay bir iş olmadığını dile getiren Günaydın, Isparta’daki firmaların da bu işe katkı sunmaları gerektiğini vurguladı. Isparta Belediyesi 2018 yılı gül mevsiminde Isparta gülünü dünyaya tanıtma noktasında fuar organizasyonuna hazırlanıyor. Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Mayıs ayında yapılma ihtimali yüksek fuar organizasyonuyla ilgili son gelişmeleri anlattı. Festivalin uluslararası nitelikte düzenleneceğini aktaran Başkan Günaydın, İran ve Japonya gibi ülkelerde üretim yapan firmaların fuara davet edileceğini açıkladı. Başkan Günaydın gül ve kozmetik ürünlerinin kalitesinin analizi için akredite laboratuvarının hayata geçirilmesiyle Isparta ekonomisine büyük katkı sunulacağını söyledi.

(Kaynak;Haber32 )

ÖRNEK PROJE SÜTÇÜLER HİDROELEKTRİK SANTRALI

1992 ÖRNEK PROJE SÜTÇÜLER HÄ°DROELEKTRÄ°K SANTRALI ile ilgili görsel sonucuyılında başlanan Sütçüler Hidroelektrik Santral projesi 1998 yılında tamamlanarak üretime başlamıştır.

18.06.1998 yılında dönemin Başbakanı Tansu Çiller tarafından resmi açılışı yapılarak üretime başlayan santral ülkemiz açısından iki önemli hedef yolunda mihenk taşı olmuştur.
Sütçüler Hidroelektrik Santralinin Türkiye’nin ilk yap-işlet devret modellerinden birisi olması, bu yönüyle o yıllarda rol model olması, örnek bir çalışma olmasıson derece önemliydi. İnanmış Sütçüler halkının bir araya gelerek bu projeyi başarmış olması daha da önemliydi.
Her yönüyle başarılara örnek olan santral bugüne kadar 146.785.760 kilovat saat enerji üreterek halkın kullanımına sunmuş ve milli ekonomiye büyük katkı sağlamıştır.
Sütçüler Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi bünyesinde Değirmendere mevkiinde üretimine devam eden santralin teknik özellikleri;
Kurulu güç; 2.2 megavat
Türbin adedi; 2
Günlük enerji üretim kapasitesi; 53.500 kilovat/saat (11 bin kişinin günlük enerji ihtiyacı)
Suyun debisi; 2.50 metreküp/saniye
Düşü; 110,85 metre
Cebri boru boyu; 525 metre
İstihdam sayısı; 11 kişi

SÜTÇÜLER HES, BİNBİR MEŞAKKATİN ESERİDİR
Sütçüler Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin meşakkatli, hüzünlü ve başarılarla dolu kuruluş hikayesini anlatan Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Bilgi, 1987 yılında 16 kişi tarafından kurulan Sütçüler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin santralin kurulmasında büyük emekleri olduğunu söyledi.
16 kişilik dernek yönetimi içersinde bulunan Ahmet Bey uzun süreçlerden geçen santral hikayesini şöyle anlattı;
“1987 yılında derneği kurmamızdaki amacımız İstanbul, Ankara ve Antalya gibi mega kentlerde yaşayan Sütçülerlileri bir araya getirerek dayanışmayı, kaynaşmayı sağlamaktı. Bu doğrultuda birlik-beraberlik geceleri düzenlemeye başladık. Yaptığımız çalışmaları daha da etkinleştirmek için dernek olarak 1990 yılında ilk olarak dut ve pekmez festivalini düzenledik. Belediyemizin öncülüğünde 26’cısı bu sene düzenlenen festival bugün bütün Sütçülerlileri bir araya getiren bir görevi yerine getirmektedir. İkinci kuşak ve hatta üçüncü kuşak nesiller bu festival sayesinde bir araya gelerek tanışmakta, kaynaşmaktadır.
80’li yılların sonunda şu an santralin su kaynağını teşkil eden Yeşildere su kaynağında Devlet Su İşleri tarafından periyodik ölçümleri yapılarak yıllarca boşa akan bu suyun değerlendirilmesi fikri ortaya çıkmıştı. Sonunda bizde dernek olarak bu suyun değerlendirilmesi gerektiğine karar verdik.

%50 ÖZSERMAYE, %50 KREDİ ŞEKLİNDE YOLA ÇIKTIK
Rahmetli inşaat mühendisi Halil Yıldız tarafından santral yapılması fikri ortaya çıktı. Sütçüler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin öncülüğünde bir çalışma başlatıldı ve santral kurmak için üye kayıtlarına başlandı. İstanbul ve Ankara’da semt-semt toplantılar yapılarak santral projesi halka anlatıldı. İlk etapta 332 Sütçülerli üye olarak işe başlandı. %50 öz sermaye, geri kalan %50’side geri ödemeli kredi şeklinde 1992 yılında yola çıktık. Toplanan parayla su kaynağından itibaren bin metrelik beton kanalları inşa ettik. 1.5 metre genişliğinde 2.20 metre yüksekliğinde bin metrelik beton kanal inşa ettik.

İSTEDİĞİNİZ BİR AVUÇ PARA, HEMEN VERİLSİN
Bizim ortaya koyduğumuz %50 sermaye ancak buraya kadar yetti ve geri kalan %50’lik kısmı için devletimize müracaat ettik.Geri ödemeli kredi için ilgili yerlere müracaatımızı yaptık. Ancak devletin bize taahhüt ettiği krediyi bizden kaynaklı olmayan bazı sebeplerden dolayı alamadık. Durum böyle olunca işi siyaseten çözmeye karar verdik ve hemşerimiz merhum Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’in yanına heyet olarak gittik. Cumhurbaşkanımız bu girişimi büyük bir memnuniyetle karşıladı ve devletin yapamadığını siz halk olarak yapmaya çalışıyorsunuz diyerek bizleri onere etti, güç verdi. Sizin istediğiniz bir avuç para diyerek ilgili kurumlara talimat verdi.

ANKARA KAZAN BİZ KEPÇE GENEL MÜDÜRLÜK ARADIK
Ancak gel gelelim o yıllardaki bürokratik işlemler, birbirinden kopuk bürokratik yapı nedeniyle kredi için bütün başvurularımıza, gayretlerimize rağmen bir sonuç alamadık. Öyle ki o yıllarda bizim işimizi yap-işlet genel müdürlüğünün çözeceğini söylediler. Ankara kazan, biz kepçe iki gün o genel müdürlüğü aradık. Sonunda öyle bir genel müdürlüğün olmadığını öğrendik. Halimize ağlar mısın, güler misin misali devletten ümidimizi kestik ve başımızın çaresine bakmaya karar verdik. Tabi bu tirajı komik süreçler santralin yapımını uzattı.

720 İNANMIŞ SÜTÇÜLERLİ BAŞARDI
Eksik sermayeyi tamamlamak için hemşerilerimize müracaat ettik. Üye sayısını 720’ye çıkararak biraz kaynak sağladık. O da yeterli olmayınca bendedahil olmak üzere ekonomik durumu iyi olan 25 ortağımız 36 adet gayrimenkulümüzü teminat göstererek özel bir bankadan 2,5 milyon dolar kredi aldık. Bu krediyle en nihayetindetesisi tamamladık. Şu an geriye dönüp baktığımızda iyi ki biz bu işi yaptık diyorum. Bu santral inanmış 720 Sütçülerlilerin eseridir. Her yönüyle devlet ve millet adına faydalı bir eser olmuştur.
Santralin kuruluş aşamasından itibaren Sütçüler Eğitim Kültür Vakfına yaklaşık %4’lük hisseyle ortak ettik ve oradan elde edilen gelir ile Sütçülerli öğrencilere burs sağladık. Ayrıca imkanı kısıtlı olan Sütçülerli hemşerilerimize vakıf kanalıyla sosyal yardımlarda bulunduk.”

Kaynak: Isparta Akdeniz Gazetesi

SÜTÇÜLER ENERJİ AŞ. ORTAKLARIMIZA DUYURU

SütçülÄ°lgili resim

 

er hes 01 Ekim 2016 Tarihli Genel Kurul Toplantısında,yaklaşmakta olan işletme dönemi sonunda da işletmeye devam edilmesi isteği belirtildi.Sayın Ahmet Ergüven , Rıdvan Ertan ve diğer bazı hemşehrilerimiz bunun üzerinde durdular.Bunun eninde sonunda bir para gerektireceği ve santral değerinin 2 milyon dolar civarında olabileceği belirlendi.Bunun bir kısmının devletten olan alacaklarımızın mahsubu ve işletme dönemi sonunda Şirket mevcutlarında kalması beklenebilecek 700-750,000.-TL ile karşılanabileceği yönetime belirtildi ve kalan büyük meblanın ortaklarca karşılanması gerekeceği tespit edildi.Yn.krl.Bşk Mustafa Özsüt 50,000 dolarlık pay alabilecek en az 20 ortağın kendilerini yazdırmasını istedi.Sadece Sayın Mahmut Bilgiç ve Ümmühan Doğankaya taahhütte bulunabileceğini belirtti.Görüşmeler sonunda, bu meblanın toplanmasının mümkün olmadığı tespit edilmiş oldu. Yani, konu yönetim ve bir iki hemşehrinin altından kalkabileceği bir şey değildi.

Durum böyle belirlenmiş olmasına rağmen,özelleştirme ihalesi çıkınca , konu tekrar detaylı olarak ele alındı. Bizi etkileyen su rejimleri sebebiyle üretim azalırken Türkiye elektrik üretim artışı nedeniyle enerji fiyatların çok düştüğü, ihaleye girilse bile 5 milyon tl üzeri bir bedelin karlı olmayacağı tespit edildi.Bu fiyat ihale psikolejisinde çok kolay aşılacak bir rakam olduğundan ve idare sözleşmesi haklarımızı çiğneyerek özelleştirmeye gitmesine dava açmış olduğumuzdan (yani hem ağlar hem yapar durumuna düşmemek için)ihaleye girmeme kararı verdik.Nitekim,ihalede 8,620,000.-TL riski fiyat çıktı!

İşletme dönemi sonunda (bu yaz sonu ) personel kıdem tazminatları ödendikten sonra kalan paralarımızın ortaklara dağıtılması planlanmıştır.Ayrıca, idareden olan alacaklarımız vardır.Sulh yoluyla tahsili için son gayretler yapılmaktadır.Olmazsa dava konusu olacaktır.Dava konusu olsa dahi, tüm teknik,hukiki,idari alt yapı profesyonel biçimde hazırlanmış durumdadır.

Yönetim Kurulu

Sakin Şehir Eğirdir’e 1000 fidan dikilecek

Çevre e Koruma Dergisi ile Eğirdir Belediyesi işbirliğinde, Sakin Şehir Eğirdir’e 1000 adet Toros Sedir fidanı dikimi gerçekleştirilecek.

Bir ağaç 1 hayat, 1 orman bin hayat, Bir Fidan Bir Öğrenci, Ağaç Yoksa Hayat Yoktur, Sağlıklı Yaşam İçin Sağlıklı Çevre gibi sloganlarla bugüne kadar bir çok il ve ilçede belediyeler ile işbirliği içerisinde ağaç dikim kampanyaları düzenleyen ÇEVKOR Çevre Koruma Dergisi, Nisan ayında Eğirdir Belediyesi işbirliği ile sakin şehirde ağaç dikimi organizasyonu düzenliyor.

Sağlıklı Yaşam İçin Sağlıklı Çevre adlı ağaç dikim kampanyası kapsamına boyları 1 ve 1,5 metre arasında değişen toros sedirleri 26 Nisan 2018 tarihinde saat 14.00’de Eğirdir Sekibağ Mahallesi’nde toprakla buluşturulacak.(www.egirdirakingaztesi.com)

Kara Havacılık Okulu yakında Isparta’da olacak

tanıtımı ve ekonomisi için önemli katkılar ve prestij sağlayacak olan Kara Havacılık okulu yakında Isparta’da olacak.

Kara Havacılık Okulu yakında Isparta’da olacak

Isparta’nın tanıtımı ve ekonomisi için önemli katkılar ve prestij sağlayacak olan Kara Havacılık okulu yakında Isparta’da olacak.

AK Parti Isparta milletvekili Said YÜCE, Kara Havacılık Okulu Komutanı Tuğgeneral Osman Dirmencioğlu’nu makamında ziyaret ederek taşınma ile ilgili bilgi aldı.

AK Parti Isparta Milletvekili Said YÜCE,  Tuğgeneral Osman Dirmencioğlu’nu ziyaretinde Ordumuzun imkan ve kabiliyetlerinin gurur verici olduğunu belirterek “Kahraman ordumuzun değerli mensuplarının inanç ve yeterliliklerini yerinde görmek, düşmanca yaklaşımlara ve her türlü terörist faaliyete karşı çok üstün bir mukabele gücüne ve yeteneğe sahip olduğuna şahit olmak gerçekten iftihar edilecek bir durum.” dedi.

AK Parti Isparta Milletvekili Said YÜCE,  Kara Havacılık Okulu’nun Mayıs ayında inşaatların birinci etabının teslim edilmesinin ardından Isparta’ya taşınma işlemlerinin başlatılacağını bildirdi. Milletvekili YÜCE, Kara Havacılık Okulu’nun Keçiborlu ilçesinde Süleyman Demirel Havaalanı yakınına taşınması ile birlikte, askeri personel için 1500 konutluk bir projenin de start alacağını söyledi. YÜCE, “Başlangıçta 2 bin askeri personel Isparta’ya yerleşecek. Bu 5 yıl içinde 5 bin personele yükselecek. Ayrıca yılda binden fazla askeri personele eğitim veren Kara Havacılık Okulu, çeşitli anlaşmalar kapsamında yabancı askeri personeli de eğitiyor. Dost ve müttefik ülkelerin askerleri de burada eğitime tabi tutuluyor. Bu çerçevede dünyanın her yerinden Birleşik Arap Emirlikleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Pakistan, Afganistan, Ürdün ve Bosna gibi ülkelerden, Afrika ülkelerinden askerlere eğitim veriliyor. Bu Isparta’nın tanıtımı ve ekonomisi için büyük bir kazanç sağlayacaktır” dedi.(Kaynak;www.egirdirakingazetesi.com)

ÇETİN ŞENTÜRK İLK OKULU ÖĞRENCİLERİMİZ İL BİRİNCİSİ OLDU

Isparta’da düzenlenen Okullar Arası Badminton müsabakasında İlçemiz Çetinşentürk İlköğretim Okulu öğrencilerimiz Minikler Müsabakasında İl Birincisi olarak kupayı kaldırdılar.Ferdi müsabakalarda ise yine ilk üç sırayı kimseye kaptırmayan yavrularımız büyük bir başarıya imza attılar.

Takım müsabakası öğrencilerimiz;Metehan YILDIRIM ,Umut GÜL,Elif TÜRK,Elvin ZEYBEKOĞLU

Ferdi oyunlarda sıralama ise;1.Salih Emir ALTUNTAŞ 2. Tuğra MAZLUM 3. Nuri BOZ

Okul Aile Birliği Başkanı olarak öğrencilerimizi ve başta Antrenör hocaları kıymetli Buse ELÇİN ve Yasin ELÇİN olmak üzere tüm öğretmenlerimizi canı gönülden tebrik ediyor başarıların devamını diliyoruz(.Alıntıdır)

Eğirdir Garı Restore edilecek Ulusal Kurtuluş Savaşında sağladığı lojistik destekle Batı Cephesini ayakta tutan mekanlardan biri olan Eğirdir Tarihi Tren Garı restore edilecek.

Eğirdir Garı' ile ilgili görsel sonucuKültürel ve hatta kentsel izler taşıyan, tescilli Tarihsel kültür varlığı ve koruma kapsamında bulunan Eğirdir Garı’ndaki tüm binaların Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon Projeleri hazırlanacak. TCDD 7 Bölge Müdürlüğü Eğirdir ve Kuleönü Gar Sahasında Bulunan Tüm Binaların Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon Projelerinin Hazırlanması hizmet alımı işi ihaleye çıktı. İhale 17.04.2018 tarihinde saat 14:30’da TCDD. 7. Bölge Müdürlüğü Eğitim ve Toplantı Salonu Ali Çetinkaya Mah. GAR/AFYONKARAHİSAR’da yapılacak. T.C Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü TCDD. 7. Bölge Müdürlüğü Satın Alma Ve Stok Kontrol Servis Müdürlüğü Tarafından verilen ihale ilanında; Eğirdir ve Kuleönü Gar sahalarında bulunan tüm binaların (ekli liste muhteviyatı 11+7 adet-359.827,67 M2 + 227.030,00 M2) rölöve, restitüsyon, restorasyon projelerinin hazırlanması hizmet alımı işinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edileceği bildirildi.

İzmir-Aydın Demiryolu’nun son istasyonu olan Eğirdir Garı, 1914 yılından itibaren yaklaşık 90 yıl boyunca bölge insanına yük ve insan taşımacılığı hizmeti verdi. Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında istasyona nakledilen cephane ve mühimmatlar, Eğirdir Gölü üzerinden teknelerle Batı Cephesi’ne hayati destek sağladı. Ancak Göller Bölgesi’nin simge istasyonlarından biri olan ve pek çok filme mekan olan Eğirdir İstasyonu, 2001 yılında kapatıldı. Kurtuluş Savaşı’nda önemli bir işleve sahip olan Eğirdir İstasyonu ve çevresindeki yapılar, 2009 yılında özelleştirme tahtasına konularak satışa çıkarılan 25 istasyonun arasında bulunuyordu. Eğirdir Garı arazisi 2011 yılında Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla özelleştirme kapsamına alınmış 2014 yılında ise satışa çıkarılmıştı. Eğirdirlilerin tepkisini çeken satış kararının ardından tarihi istasyonda eylemler yapılmış, bölgenin yapılaşmaya açılmaması için tepkiler dile getirilmişti. Tepkiler sonucu bu satıştan vazgeçilmişti.

(Kaynak;Haber32 )

Editörün Notu;

Bu tren yolu ve bu Eğirdir garı bizler yani Sütçüler’li hemşehrilermiz için çok önem taşımaktadır.

Yıllar önce karayolları bu kadar gelişmediği için yolculukların trenle yapıldığı zamanda Sütçüler’imizden gurbete,gurbetten sılaya yaptığımız yolculuklarımızda kullandığımız araç sadece trendi.Gerek gidişlerde ve gerekse dönüşlerde kullandığımız istasyon ise şehir merkezinden faytonlarla ulaştığımız EĞİRDİR tren istasyonu idi.

Bu bakımdan Eğirdir tren istasyonu bizler için de çok değerlidir,bu tren istasyonu belli bir yaşın üzerindeki hemşehrilerimizin hatıraları ile dop doludur.

Yaşama bağlanıyoruz, yaparak öğreniyoruz” projesi fidan dikme etkinliği ile devam etti

eğirdir Kaymakamlığı ve Eğirdir Gençlik Hizmetleri Spor Ä°lçe Müdürlüğü tarafından Teknoloji Bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla hazırlanan "Yaşama bağlanıyoruz, yaparak öğreniyoruz" projes ile ilgili görsel sonucuEğirdir Kaymakamlığı ve Eğirdir Gençlik Hizmetleri Spor İlçe Müdürlüğü tarafından Teknoloji Bağımlılığına dikkat çekmek amacıyla hazırlanan “Yaşama bağlanıyoruz, yaparak öğreniyoruz” projesi  kapsamında gerçekleştirilen Fidan Dikme etkinliği gerçekleştirildi.

Eğirdir Orman İşletme Müdürlüğünün organizasyonuyla, fidanlar toprakla buluşturuldu. Eğirdir Kaymakamı Abdullah Akdaş, Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanı Tuğgeneral Ömer Faruk Bozdemir, Eğirdir Belediye Başkanı Ömer Şengöl , Hakim Cihat Ateş, daire amirleri ve projeye katılan 61 aile ile birlikte yaklaşık 300 hemşehrimizin katıldığı etkinlikte fidan dikimi yapılarak ormanların önemini vurgulandı.

Etkinliğin sonunda katılımcılara Katılım Belgesi verildi.(www.egirdirakingazetesi.com)

Bu Fotoğraf Bugün Isparta’da Çekildi

Isparta’da Kar YağışıIsparta’da dün akşamdan bu yana etkili olan sağanak, sabah saatlerinden itibaren yüksek kesimlerde kar yağışına dönüştü. Isparta-Afyonkarahisar karayolu üzerindeki Dedeçam rampaları bölgesinde etkisini gösteren kar yağışı nedeniyle çalışma başlatıldı.

Isparta-Afyonkarahisar karayolu üzerindeki Dedeçam rampaları mevkiinde sabah saatlerinden itibaren kar yağışı etkili oldu. Isparta Emniyeti Bölge Trafik ve Denetleme Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerin herhangi bir kaza yaşanmaması için çalıştığı bölgede, Karayolları ekiplerinin de kar küreme çalışması yaptığı öğrenildi.

Kar yağışının etkili olduğu Isparta’nın Keçiborlu ilçesini Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesine bağlayan yol güzergahındaki Dedeçam bölgesinde, şu ana kadar herhangi bir kaza yaşanmadığı ve gerekli çalışmaların sürdüğü öğrenildi.(www.ajas32.com)

İşte Isparta’nın Kültürel Mirası!

'Isparta Evleri'' ile ilgili görsel sonucuSDÜ Yayınlarında ”Isparta Evleri” ve ”Isparta Tarihi Kent Merkezi İçin Sağlıklaştırma Önerisi” başlıklı 2 belgesel kitap yayınlandı. Her iki eserde ”paha biçilemez kültürel mirasın” daha fazla tahribata uğramadan koruma altına alınmasına yönelik yol haritası sunuyor.

SDÜ Rektörü Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı: ”Anıt bölgelerin korunması için iki prestij kitap hazırladık. 30 yıl emek verilen bu eserlerin fayda sağlayacağını, dinamikleri harekete geçireceğini umut ediyorum. Çok heyecan duyuyorum.”

Doç. Dr. Doğan Demirci: ”150 yıllık eserler var. Mülkiyet sorunları sağlıklı bir şekilde çözülmeli. Hak sahipleri için evlerin onarımı, restorasyonu için yardımcı olunmalı. Bir politika oluşturulmalı. Bu bir kültür hazinesidir. Kent belleğidir. Gelecek kuşaklara aktarılmalı. Yok oluş durdurulmalı.”

”KORUNAN ALANLAR ARAÇ TRAFİĞİNE KAPATILSIN”

Restoratör Yüksek Mimar Duygu Köse: ”Araştırma yaparken dâhi evlerin yandığına; yıkıldığına tanık oldum. Yaşananlar çok hazin. 372 yapıyı inceledim. Tescil edilebilecek yeni yapılar tespit ettim. Yeni öneriler sundum. Korunan alanlar kontrollü şekilde araç trafiğine kapatılmalıdır.

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Yayınları, Isparta kent belleği ve kültürel hazinesi için çok önemli iki belgesel kitap bastı. Çelebiler Mahallesi’nde yoğunlaşan; Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden gelen tarihi yapıların belgelendirilmesi, korunması, gelecek nesillere aktarılması için bir dizi reform önerilerinin bulunduğu, fotoğraf ve haritalarla desteklenen eserler dün düzenlenen lansman ile kamuoyuna açıldı.Lansmana Rektör Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı, SDÜ Eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Lütfü Çakmakçı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Ali Dulupçu, akademisyenler ve basın mensupları katıldı. 

”ANIT BÖLGELER CANLANDIRILMALI”

SDÜ Yayınları’ndan çıkan bu iki eserin anıt bölgelerin tekrar canlanması, sağlıklaştırılması, korunması ve gelecek kuşaklara kültür hazineleri olarak aktarılması bakımından çok değerli olduğuna işaret eden SDÜ Rektörü Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı ”Geçmiş ile bağlarını koparanın geleceği de olmaz. Bu açıdan Isparta medeniyetinden izler taşıyan anıt bölgelerin korunması gerekiyor. Sağlıklaştırılması gerekiyor. Gelecek kuşaklara aktarılması gerekiyor. Sanat Tarihçisi Doç. Dr. Doğan Demirci’nin ortalama 35 yıllık bilimsel çerçeveye oturtulmuş bu çalışması o açıdan çok değerlidir. Yine Restoratör Yüksek Mimar ve Araştırma Görevlisi Duygu Köse’nin on yıla uzanan saha çalışmalarını bilimsel bir disiplinde kaleme alması; sağlıklaştırma ve yeni alanların koruma altına alınma önerileri çok değerlidir. Bu eserlerin koruma ve gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılması bağlamında artı değer ve fayda üreteceğine dair umudum var. Çok heyecanlıyım” diye konuştu.(Kaynak;www.ajans32.com)

TURİZM VE TANITIM SEFERBERLİĞİ

Birçok turizm aktivitesi seçeneğiyle öne çıkan Isparta’da son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda ziyaretçi sayısında düzenli bir artış yakalandı. Çok sayıda yerli ve yabancı turistin gezi rotasına dahil olan Isparta’da özellikle gül ve lavanta tüm dünyanın dikkatini çekmeyi başarıyor.

TÜRSAB ETKİSİ

Görev yaptığı yerlerde özellikle turizm çalışmalarıyla da başarıyı yakalayan Vali Şehmus Günaydın Isparta’da da bu başarısını sürdürüyor. Vali Günaydın göreve başlamasının ardından TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acentaları Birliği) yönetim kurulu üyelerini Isparta’ya davet ederek gül ve lavantayı tanıtmış, ardındanda önde gelen bir çok seyahat acetası yurt içi turlarına Isparta gül ve lavanta turunu da dahil etmişti.

GÜNEY KORE ATAĞI

Gül ve lavantaya büyük ilgi gösteren Uzakdoğulu turistlerin ilgisini arıttıracak bir gelişme daha yaşandı. Vali Şehmus Günaydın ve Seul Büyükelçisi Ersin Erçin’in girişimleri sonucunda THY (Türk Hava Yolları) sponsorluğunda, Güney Kore’nin seçkin gazeteci ve seyahat dergisi yazarlarından oluşan 20 kişilik basın heyeti 11-15 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek gül festivalinde ağırlanacak.

THY SPONSOR OLDU Konuyla ilgili bir değerlendirme yapan Vali Şehmus Günaydın, Isparta’nın turizm konusunda büyük bir potansiyele sahip olduğunu ve bunun ekonomik değer olarak da Isparta’ya katkı sağlaması için çalışmalarına aralıksız olarak devam ettiklerini belirtti. Vali Günaydın ayrıca 2018 yılında gül ve lavanta için 1 Milyon ziyaretçi hedeflediklerini söyleyerek, Güney Koreli gazetecilerin ziyareti için destek veren Dışişleri Bakanlığı’na, Seul Büyükelçisi Ersin Erçin’e ve Türk Hava Yolları’na teşekkür etti.

OTELLERDE DOLULUK ÜST SEVİYEDE

Isparta’da faaliyet gösteren otel yöneticileriyle yapılan görüşmede de Mayıs ayından başlayarak Temmuz ayı sonuna kadar üst seviyelerde doluluk yaşandığı belirtilerek, 2018 yılında önceki yıllara göre ziyaretçi sayısında büyük artış olduğu kaydedildi.

(Kaynak;Haber32.com.tr)

DEMİREL’İN ANIT MEZARI

Anıtkabir’den sonra ikinci büyük anıt mezar olacak, 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in anıt mezarının inşaatı sürüyor. İnşaatın yüzde 50’sinden fazlası tamamlanırken, anıt mezarın Haziran ayı sonuna bitirilmesi hedefleniyor. Anıt mezar projesi merhum Demirel’e ait sembollerden oluşuyor.

Kaynak : www.haber32.com

 

 

 

 

 

SDÜ’lü Kaşifler! “Nerede Kalmıştık?”

”Keşif Isparta” 2018 yılı bahar dönemi seyahatleri, 153 tür kuş; endemik- çok nadir, ıtrî- tıbbi ve aromatik yüzlerce bitki; kızılçam, karaçam, meşe, toros göknarı olmak üzere önemli orman varlığına sahip Kovada Millî Parkı ile başladı.

Öğrenciler, rota üzerinde yer alan Eğirdir Gölü’nün eşsiz enginliğinde baharın kokusunu ve renklerini yaşadılar. Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı suyu havzası olan Eğirdir Gölü’nün kıyı kenar çizgisinde gün içerisinde ”7 Renk” alan doğayı izlediler. ”Keşif Isparta” projesine dâhil olan SDÜ öğrencileri ilk önce Kovada Gölü Millî Parkı’nda, 30 dakika süren 1.5 kilometrelik rotada ”doğa yürüyüşü” etkinliği gerçekleştirdiler. Doğa Koruma ve Millî Parklar VI. Bölge Müdürlüğü’nün açtığı Doğa Müzesi’ni gezdiler. Türkiye’nin korunan alanları statüsünde olan Kovada Gölü Millî Parkı’nın habitatı hakkında bilgi edinen öğrenciler, yüksek oksijen, yeşil, mavi ve yaban hayatının sesleri, renkleri, kokuları, tatları içerisinde güzel ve sağlıklı bir vakit geçirdiler. Kovada Gölü Millî Parkı, ıtrî, tıbbi ve aromatik bitki açısından da Türkiye’nin en önemli korunan alanları arasında yer alıyor.

”Keşif Isparta”nın ikinci durağı Sütçüler sınırları içerisinde yer alan Yazılı Kanyon Tabiat Parkı oldu. Yazılı Kanyon, 12 endemik bitki türünün yaşam alanı. SDÜ öğrencileri, işte bu nadide coğrafyada doğa yürüyüşü gerçekleştirdi. Bitkileri, yaban hayatını gözlemledi.

Keşif Isparta” projesinin Pazar günkü durağı ise Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi oldu. Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi’nde incelemelerde bulunan öğrenciler, 17 bin m2 yerleşkede 6 bin m2 kapalı alanı olan ve Türkiye’nin yakın tarihinin tanığı 6 milyon 400 bin objenin sergilendiği müze hakkında bilgi aldı. Yarım yüzyılı aşkın zamana damga vuran, tanıklık eden belge ve objelerin herkesin faydalanmasına açık olan müzede, 8 bin eşya, 6 bin fotoğraf ve video, 126 bin fotoğraf yer alıyor. Giyim, kuşam, halı ve kilimden oluşan 500 obje sergileniyor. Müzede 42 bin gazete ve dergiden oluşan süreli yayın ve 46 bin kitap mevcut. Müzede toplamda 6 milyon 400 bin parça obje bulunuyor.

Doğal güzelliklerin ve geçmiş uygarlıkların izini süren SDÜ öğrencileri “Keşif Isparta” hakkında duygu ve düşüncelerini şöyle paylaştılar:

“Keşif Isparta öğrenciler için çok güzel bir etkinlik.Hiçbir maliyet ödemeden Isparta tabiatını, gezilecek yerlerini öğreniyoruz. Bilinmeyen güzelliklerini görme fırsatı sunduğu için SDÜ’ye çok teşekkür ediyorum.”

“Bu gezi beni çok mutlu etti, çünkü farklı yerler gördüm. Kovada, Yazılı Kanyonda farklı ağaç ve kayalar gördüm benim için bu çok önemli. Bu fırsatı sunduğu için SDÜ’ye teşekkür ediyorum.”

“Keşif Isparta ile göller diyarını, doğasını tanıyoruz. Buradan gittikten sonra buradaki sıcak ortamı çok özleyeceğim.” (w3sduedu.tr)

T E B R İ K L E R    SEMA ÇALIŞKAN

T E B R İ K L E R    SEMA ÇALIŞKAN

Romanya’da gerçekleştirilen U22 Avrupa Boks Şampiyonası’nda 64 kilogram sıkletinde katılan Adnan Menderes Üniversitesi BESYO öğrencisi Milli Boksör Sema Çalışkan Avrupa 2’ncisi olarak gümüş madalyanın sahibi oldu ve bayrağımızı göndere çektirdi.  ?? ??
Tebrikler (Alıntıdır)

HELAL OLSUN GENÇLERİMİZE ADIM ADIM SÜPER AMATÖR LİGE ŞAMPİYONLUK YOLUNDA BİR ENGELİ DAHA AŞTILAR IYAŞSPOR:2 SÜTÇÜLERSPOR:3

ilk yarısını geride kapattığımız kalecimizin panterleştiği Veli hocamızın hatrick yaptığı hakem kararlarının ortamı gerdiği mücadelede galibiyeti getiren golümüz uzatmanın son saniyesinde geldi.Karşılaşma sonrası bşk mustafa üstün gökçay da ziyafet verdi üzerine hemşerimiz Arif günay dan rumeli tatlısı ikram geldi.Daha öncede orman işletme müdürümüz fahri bey galibiyet primi vermişti..Gökçayda başlayan galibiyet kutlaması Sütçüler de tavan yapması bekleniyor.TEBRİKLEEEEEEER (RIDVAN ERTAN )

Yaşanmış Memleket Hikayeleri: SÜTÇÜLER İÇİN KİM NE DEDİ

RIDVAN ERTAN
(Buradaki ifadeler tamamen kişiseldir kendilerini bağlar.Yorumsuz paylaşıyorum..)
*Pavlu nun akdudları meşhurdur Cebel denilen azim dağlar arasında yaşayanlar ol duddan lezizi latif pekmezler yaparlar..Katip Çelebi-Cihannuma (Dünyanın aynası) Cilt 2 sayfa 639
*Şairin:Bir yer düşünüyorum yemyeşil bilemem neresinde yurdumun..’’mısralarında özlemleyipte hayallerinde düşlediği yer belki de SÜTÇÜLER
*SÜTÇÜLER denilince bizim aklımıza hemen iki isim gelir.Bir yanda doğup büyüdüğümüz ilçemizin adı.Diğer yanda da Osmanlı Döneminden beri geçim kaynağımız olan Sütçülük meseleğimiz.Onun içindir ki bu iki isim bizim için çok önemlidir. (Sütçüler Oda Bşk M.Ali İnce)
*Burada bu kadar aydın nezih yoğun katılım beklemiyordum.Sütçüler ilçemizin ilimiz için ne kadar önemli olduğunun farkına vardı…(İstanbul Levent TSYD nin sosyal tesislerinde SÜYAD ın düzenlediği gecede zamanın ilçe kaymakam N.K)
*Gelen ağlar giden ağlar.Oysa ki Gelen geldiğine pişmanlığından giden ise gittiğine pişmanlığından ağlattığı bir yerdir SÜTÇÜLER (Sütçülere tayin olup gelen dönenler)
*Sütçüler Enerji A.Ş küçük sermayelerin birleşmesiyle ilçemizde en büyük halk ortaklığı ilk sanai kuruluşumuzdur.Böyle bir eseri ilçeme kazandırmaktan gurur duyuyorum.. (Halil Yıldız)
*Sütçüler ilçemizin en büyük sorunu GÖÇ tür.Hem meyilli arazimizde erezyon dediğimiz toprak göçü hem de istihdam olmayışından kaynaklı insan göçünü önlememiz mümkündür.(Mustaaf Üstün ilçe Bşk)
*Sütçülerimizin sorunlarının tespiti ve birlikte çözüm önerileri için panel düzenliyoruz.Hüseyin Müftüoğlu Bld Bşk
*En büyük sorunumuz yol meselesidir. Eğirdir köprübaşından öte bildiğimiz bütün duaları okuyarak kelle koltukta gidip geliyoruz.. Bi kez daha buradan yetkililerimize bu acı gerçeği tüm samimiyetimle açık ve net ifade etmek istiyorum. Dr.Avni Bircan Turan Bld Bşk
*Edirne de doğdum Sütçüler de doydum.Sütçüleri sevmek için illa burada doğmak şart değil.En az sizler kadar ben de sütçüleri seviyorum.Ölene denk Sütçülerliyim.Dr.Avni Bircan Turan
*Çok kıymetli Sütçüler halkı..Benim de Çocukluğumun bir dönemi bu yörede geçti . Şu an şu kendimi cennetin bir köşesinde zannettim.Bu yeşilliğinizin kıymetini bilin.Yemyeşil bir Isparta hayaliyle yanıp tutuşuyorum..Yüksek Mimar Y.Ziya Günaydın Isparta Bld.Bşk Festival konuşması Yeşildere-1999.
*Açın kapıları girsinler içeri…Dileyin benden ne dilerseniz…(Süleyman Demirel – Başbakan olduğunda ziyarete giden Sütçüler ilçe heyeti gelmiş dendiğinde-Ankara 1966)
*Sütçülerde idarecilik yapmak kadar zorluk yaşamadım Sütçüleri uzaktan hasret çekerek sevmek daha güzel .(Hüseyin Müftüoğlu İlçe Milli Eğitim Müdürü)
*Sütçüler de her şey yetişir en çok da adam gibi adam dediğimiz insan yetişir.H.Müftüoğlu Bld Bşk
* Bak bak dağ Allah vermiş çok değil on yıl sonra bu mermerler de para etmeyecek..Çeşme akarken testiyi doldurmaya bakmalıyız..(Mustafa Küçükyaman Dernek bşk işletmeci yörükbeyi)
*O çıkardığınız mermerler mezar taşlarınız olsun ..(sosyal medya)
*Sütçüler ilçemizin dağlarından bal ovalarından yağ akacak..H.İbrahim Daşöz ısp valisi
*Ispartamızda yirmibinin üzerinde sütçülerli hemşerimiz var..Mustafa Oğuztürk SÜDER bşk.
*Melikler köprüsü açılışı kırk yıllık bir hayalin gerçekleşmesi olmuştur.Sütçüler için oldukça önem taşımaktadır..
*Sütçülerde idarecilik yapmak TBMM ni yönetmekten daha zordur.Burada herkes kendini milletvekili sanır ahkam keser akıl verir kolay kolay akıl almaz…(Dç dr.Adnan Ertan unutulmaz yutulmaz sözlerim)
*Böyle gelmiş böyle gider..Bu memleket bir şey olmaz yakıştırmalarını yıllardır dinleye dinleye bugünlere geldik .Şimdi de kendimiz söyler olduk..Doğru oturup doğru konuşma zamanı hiç mi güzellikler olmuyor…rıdvan ertan
* işte farkındalığımız işte istikrar Dünya da belki de ilk ve tek festival gibi şenlik festival..Geleneksel Sütçüler Dut ve Pekmez Festivali…ridvani
*Sütçüler de görev yaptığım zaman ahşap hükümet konağı önünde koca çeşmeden akan buz gibi suyunu ve lezzetinden yemeye doyamadığım akdunu unutamıyor özlüyorum..(görev yapıp bir giden memur)
*Yazılı kanyon tabiat parkı -Adada antik kenti -Beydili eko kültür köyü..bence turizmde sütçülerimin üç sacayağı.
*Alternatif turizmin gözdesi Antalya nın arka bahçesi konumunda keşfedilmeyi bekleyen ”ISSIZLIĞIN ORTASINDA BİR YER SÜTÇÜLER” Cüneyt Oğuztüzün-Atlas Dergisi sayı:45
*Sütçülerimizin en önemli meselesi dün olduğu gibi bugünde yol dur.Yol meselesini ne yaptıksa bir türlü çözemedik .Yol olmayınca hiçbir şey olmuyor.Yol medeniyettir yol kolaylıktır.Bizler yaşımızı aldık şu yol meselesini ne yapıp edip artık halletmemiz lazım.Yeni bir güzergah tespit ettik Müezzinler üzerinde daha kestirme ve güvenli bir güzergah..destek olalım ve bu kronikleşmiş yol sorunumuzu çözüme kavuşturalım..(Yakup Üstün milletvekili)
*Sütçüler de yaşamayan bizim sorunlarımızı ve sıkıntılarımızı bilemezler.Yılın yarısını buradan geçirenlerle emekli hemşerilerimize sesleniyorum .Ne olur ikametlerinizi ilçemize aldırın hiçbir şey kaybetmezsiniz.Nüfusumuz çok değil 5 bin olsun bakın ne gibi hizmetler yapabiliyoruz..Sütçüler menfaatine her türlü atılacak adımların destekcisiyim esnaflıktan yetiştim ve belediyemize bir kuruş kazandırmak uğruna takla atarım…mustafa üstün bld bşk
*İkinci etap TOKİ ya olacak ya olmalı.Umutlu bekleyişimiz sürüyor .Ev hayalleri kuran evsiz vatandaşlarımızın umutlarını söndürmeyin.Ev yıkanın yuvası olmaz..Sütçüler de ne zamandır toprak değer kazanır oldu.Ederi belli.Bu işi rant fırsatına dönüştürenler vebale girerler..Kiminin parası kiminin duası..Dünya da her şey para değil götürüp giden yok.Elimizde büyük şansı ne olur değerlendirelim..


Yazı : Rıdvan ERTAN Sütçüler Gazetesi

YILLAR YILLAR ÖNCE ORTA OKUL VE LİSEYİ OKUDUĞUM SÜRE İÇİNDE ÖĞLE TATİLLERİNDE EĞİTİCİ FİLMLER BAŞTA OLMAK ÜZERE MUHTELİF ETKİNLİKLER DE İZLEDİĞİM ANKARA ATATÜRK LİSESİ’NİN YENİLENEN SALONUNDA BU DEFA GÜZEL BİR KONSER İZLEDİM

İnsanın yıllar yıllar önce okumuş olduğu bir okulda bu defa konser izleyicisi olarak bulunması kişide tarifi zor buruk bir duygu yaratıyor.
Okulun koca bahçesine adımımı attığımda beynimde okul hayatım canlanıp hatıralar bölük-pörçük gözümün önünde uçuşmaya başladı ve bu uçuşmalar kapısına doğru yaklaştıkça gittikçe fazlalaştı.
Lisenin kocaman kapısına gelip içeri girdiğimde ilk önce beraber okuduğum isimlerini ve simalarını hatırlamaya çalıştığım arkadaş ve öğretmenlerim ile idareciler ve de özellikle okula gitmediğim (astığımız) günün ertesinde devamsızlık gün sayısı kadar ellerimize sopasıyla vurmak üzere sınıf sınıf gezen muavinimizi, gözlerim tabii ki boşuna aradı.(Bu vesile ile vefat edenlere Allah’tan rahmet ,hayatta olanlara da sağlıklar diliyorum.)
Evet o zamandan Ankara’nın en köklü, ve en başarılı okullarının başında gelen Ankara Atatürk Lisesi’nde şefim sayın Güler Eroğlu hanımefendi ve değerli eşi Kemal Eroğlu ile birlikte sayın Can OZAN’ın güzel konserini burada okul yıllarımı da anarak keyifle izledim.

Engelli Sokak Köpeği Hayata Bakın Nasıl Tutundu

Isparta’da geçirdiği trafik kazası sonrasında vücudunun arka kısmı ve 2 ayağı felç olan 1 yaşındaki sokak köpeği ‘Minik’ sevgiyle hayata tutundu. Veteriner Hekim Hale Katırcı, sahiplendiği engelli köpeğe çocuğu gibi bakıyor, bez bağlıyor, yaptıkları engelli yürüteci ile gezdiriyor.

Veteriner Hekim Katırcı, Isparta’da yaklaşık 8 ay önce Sokak Hayvanları Bakım ve Rehabilite Merkezi’ne getirilerek bakım ve koruma altına alınan ‘Minik’ isimli köpekle yakından ilgilendi. Katırcı, 2 aylıkken kendilerine getirilen felçli köpeği tedavi ettikten sonra ona her gün bez bağlayarak, kendilerince bir tekerlekli yürüteç yaptıklarını anlattı.

Veteriner Hekim Hale Katırcı, “Herkesin çocuğu engelli olsa, bezini değiştirmeyecek mi, bakımını yapmayacak mı? Bu da bir can sonuçta. Veteriner hekim olmak değil sadece bunu yapmak. Türkiye’de ve dünyada engelli hayvana bakan binlerce insan var. Ben ilk değilim son da olmayacağım. Benim gibi duyarlı insanlar olduğu sürece, bu hayvanlar ömür boyu mutlu yaşarlar” dedi.

KAYNAK ==>http://www.ajans32.com

Burdur’da şehitlere saygı yürüyüşü

BURDUR’da, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nce (MAKÜ) ‘Afrin için kıyama, şehitler için duaya’ adıyla şehitlere saygı yürüyüşü düzenlendi.

MAKÜ İstiklal Kampüsü’nün kapısından başlatılan ve MAKÜ Camii’nde sona eren yürüyüşe Burdur Valisi Şerif Yılmaz, Belediye Başkanı CHP’li Ali Orkun Ercengiz, İl Jandarma Komutanı Albay Orhan Kılıç, MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, STK’ların ve siyasi partilerin temsilcileri ile öğrenciler katıldı.

‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’, ‘Vatan sana canım feda’, ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ sloganları atan katılımcılar, cami önüne geldiklerinde, ‘Zeytin Dalı Harekatı’nda şehit olan askerlerin isimlerini okudu. Katılımcılar, her şehit isminden sonra ‘Burada’ diye bağırdı.

MAKÜ İlahiyat Fakültesi öğrencileri ise cuma namazı öncesi Fetih Suresi’ni okudu. İl Müftüsü Hıdır Bayrak’ın yaptırdığı duadan sonra etli pilav ve helva ikram edildi.

Isparta’da Binler Şehidini Uğurladı

Afrin’deki Kel Tepe mevkiinde tünellerden sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada şehit düşen Jandarma Uzman Çavuş Burhan Açıkkol, memleketi Isparta’da son yolculuğuna uğurlandı.

TSK’nın Afrin’de sürdürdüğü Zeytin Dalı Harekatı’nda teröristlerle çıkan çatışmada şehit düşen Jandarma Uzman Çavuş Burhan Açıkkol (24) için memleketi Isparta’da cenaze töreni düzenlendi. Sabah saatlerinde Süleyman Demirel Havalimanı’ndan alınan şehidin Türk bayrağına sarılı tabutu, Isparta 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’na getirildi.

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu katıldı

Şehidin cenaze törenine Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç, MHP Osmaniye Milletvekili Ruhi Ersoy, Isparta Valisi Şehmus Günaydın, Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanı Tuğgeneral Ömer Faruk Bozdemir, Garnizon Komutanı Piyade Albay Ferat Ural, İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Özdurhan, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerini temsilcisi ve binlerce vatandaş katıldı.

Şehidin 7 yaşındaki kardeşi Emirhan, defalarca ağabeyinin fotoğrafını öptü

Cenaze töreninde şehidin babası Durmuş Açıkkol metanetini korurken, şehit annesi Keziban Açıkkol’un elini yanında bulunan kadın subay ise hiç bırakmadı. Bu sırada şehidin küçük kardeşi 7 yaşındaki Emirhan, Türk bayrağına sarılı tabutun yanına gelerek, ağabeyinin fotoğrafını defalarca öptü. Emrihan, daha sonra yeniden şehit ailesi için ayrılan yere döndü.

Baba son kez sarıldı

Şehit Jandarma Uzman Çavuş Burhan Açıkkol’un cenaze namazı öncesi helallik alınarak, dualar edildi. İl Müftü Vekili Mevlüt Şahiner kıldırdığı cenaze namazının ardından şehit için Fatiha okundu. Şehit babası Derviş Açıkkol, oğlunun Türk bayrağı sarılı tabutuna son kez sarıldıktan sonra, şehidin naaşı askerlerin omzunda top arabasına konuldu. Şehit Burhan Açıkkol, tekbir ve dualar eşliğinde Garnizon Şehitliği’nde defnedildi.

“Şehit olmaya gidiyorum” dediği ortaya çıktı

Açıkkol ailesinin 4 çocuğundan biri olan ve bekar olduğu öğrenilen Şehit Jandarma Uzman Çavuş Burhan Açıkkol’un, geçtiğimiz hafta Çarşamba günü ailesini ziyaret ettikten sonra Afrin’e göreve gittiği belirtildi. Şehidin Afrin’e gitmeden önce arkadaşlarına ‘şehit olmaya gidiyorum’ dediği ve odasında ‘gayret bizden, zafer Allah’tan’ yazısı bulunduğu öğrenildi. (www.ajans32.com)

Kovada Gölü: Isparta’nın Bilinmeyen Güzeli

Isparta’nın Sütçüler ilçesi sınırları içerisinde yer alan Kovada Gölü Milli Parkı aynı adlı gölü ile muhteşem bir park. Eğirdir’in 25 km güneyinde yer alıyor. Daha henüz bilinmediği için Kovada Gölü: Isparta’nın bilinmeyen güzeli gibi. 1970 yılında milli park, 1992 yılında l. derece doğal sit alanı ilan edilmiş. Giriş 4,5 TL. Otomobil 13,5 TL.

Buraya gelmeden önce yaptığım planlamalarda buranın etrafını dönebileceğimi düşünüyordum. Gölün çevresi yaklaşık 21 km. Ancak, gelince gördüm ki bu arazi şartları nedeniyle imkânsız. Çünkü buna imkân verecek bir yol yok. Sadece gölün batı tarafında bulunan kıstağın kuzey tarafında daha sonra anlatacağım bir parkur var. Foto sever arkadaşlarım için belirtmemde yarar var. Gölü durgun haliyle yakalarsanız özellikle gün batımında batı istikametinde çok güzel tam yansıma fotoğrafları çekebilirsiniz.

Burası aynı zamanda kuşların üreme yeri.  Yapılaşma yasak olduğu için doğa da bozulmamış. İnanılmaz bir flora zenginliği var. Kampçılık ya da trekking için çok uygun. Bence bilinen kent ormanlarının tersine, doğal alanların kendi ortamında zamana sâri olarak ne kadar canlanabildiğini, ne kadar zenginleştiği gösteren önemli bir örnek. En güzel tarafı ise yolunun sapa olmasından dolayı kesinlikle sakin ve huzur veren bir yer olması. Sadece kuşlar ve kurbağaların sesleri var.

İşte size yukarıda bahsettiğim yürüyüş parkurunuz. Haritada gördüğünüz gibi gölü tam çevreleyen bir yürüyüş parkuru yok. Sadece gölün batı yakasındaki kıstağın kuzey kısmını çevreleyen oldukça sık ormana havi yorucu ama bir o kadarda gerçek bir yürüyüş parkuru var. Bu parkurun özelliği herşeyin doğal olması, tabiat bütünlüğü sağlayacak şekilde tam bir yabanlık hâkim. Yürürken yaşadıklarımı sırasıyla fotoğraflar üzerinden anlatacağım.

Parkın hemen girişinde park alanında bulunan bitki ve hayvan türlerini tanıtan bir müze var. Çok terleyeceğiniz için yürüyüşe başlamadan önce müzeyi de gezin. Giriş ücretsiz. Ayrıca basitçe karnınızı da doyurabileceğiniz kolaylıklar da mevcut.

Şahsi fikrim bu zorlu parkura tok başlamanız. Ayakkabılarınız da çok önemli. Sağlam olması şart. Yoksa her şeyin doğal ve taşlık olduğu parkuru ayakkabısız olarak tamamlamak zorunda kalabilirsiniz. Ayrıca şort ve tişört ile yürümeyi aklınızdan bile geçirmeyin her taraf dikenlerle dolu.

Parkur boyunca bitkileri tanıtan tabelalar var. Gördüğünüz dikkat çeken her ağacın tanıtımı yapılıyor. Evet, artık başlıyoruz. Önce küçük yarım adada ziyaretçi bilgi merkezinden çıkıp güneye doğru yürüyün karşınıza fotoğraflık bir iskele çıkacak.

Kısa bir fotoğraf molasından sonra parkur başlangıcına devam edin. Parkur başlangıcına gidince gidiş/dönüş parkurunun kesiştiğini göreceksiniz.

Bu bölgede aynı zamanda fotoğraflanması gereken sazlıklar da var. Haritada gördüğünüz parkur tam yarımada 3 km, iskele gözetle kulesinden dönerseniz 1,9 km. Parkur kısa gibi gözükse de ortada yol yok.

Yani yolu olmayan yerde arazi arabası durumundasınız. Çok sık bitki örtüsü nedeniyle çok yavaş ilerleyebiliyorsunuz. Bu nedenle uzun parkurun en az 1 saat süreceğini bilin.

Bu parkur gelen ziyaretçilere ekosisteminin güzelliklerini göstermek amacı ile oluşturulmuş.Parkur doğal yapının kesinlikle bozulmaması için mümkün olan en az tahriple inşa edilmiş. Yürüyüş sırasında doğanın korunması için temizleme imkanının kısıtlı olmasından dolayı çöp atılmaması çok önemli.

Gözetleme kulesine vardım. Şansıma kapalıydı. Artık geri dönüşe geçiyorum. En zorlu parkur şimdi başlıyor çünkü yokuş aşağı yürüyorsunuz. Her taraf kayalık. Yaklaşık 20 dakika sonra parkur bitiyor. Parkurun bitiminde bir karavan ve piknik alanı var. Muhtemelen çok terlemiş olacağınızdan gerekli tedbiri almış olmanız çok önemli.

Eğer göle girmek isterseniz Kovada Gölü’nün güney tarafında taşlık bir plaj var. Burası ana yolun kenarında olduğu için araba ile de gelebilirsiniz.

Arkadaşlar maalesef buraya ulaşım yok. Buraya gelmeden önce bisiklet sürmeyi tavsiye edenler de olmuştu. Burası eski Antalya yolu olduğu ve hala tırlar tarafından kullanıldığı için bisiklet kiralamayı profesyonel değilseniz unutun.

Ulaşım

Midibüs seferleri ise neredeyse yok gibi. Eğirdir-Sütçüler arası yapılan seferlerin iki tanesi gölden geçiyor. Saatleri ise size ters. Taksiler ise en fazla bir saat beklemeyi kabul ederek 120 TL ücret istiyorlar. Benim size tavsiyem ise Cengiz Dikmen, kendisi hem foto hem de gezi sever. Aynı ücrete gerekirse işini gücünü bırakıp size bütün gün rehberlik yapabilir. Tel: 0542 217 33 87

Değerlendirmem

Kovada Gölü Milli Parkı Türkiye’deki saklı cennetlerden biri, hala keşfedilmemiş bir yer. Bence Isparta veya Eğridir’e gidenler için görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Sağlıcakla kalın.