Eğirdir İlçesi Pazarköy’de yaşayan 27 yaşındaki Hasan K. intihar ederek yaşamına son verdi.

Olay bugün İlgili resimakşam saat 22:30 sıralarında meydana geldi. Bir süredir Hasan K.’dan haber alamayan yakınları kayıp başvurusunda bulundu.

Jandarma tarafından her yerde aranan marangoz ustası Hasan K.’nın cansız bedenini bulanlar jandarma ve 112 Acil Servis ekiplerine haber verdi.

Olay yerine gelen jandarma ekipleri Hassan K’nın öldüğünü belirledi. Cenazesi otopsi yapılmak üzere hastaneye kaldırılırken, olayla ilgili soruşturma başlatıı./www.ajans32.com)

Annesinin yaşgününü Kale’ye astığı pankartla kutladı

eğirdir,egirdir haber,akın gazetesi

Eğirdir Kalesi’ne dün asılan dev resim, görenleri şaşkına uğrattığı gibi gülümsetti de…

Eğirdir’deki Sibella Butik’in sahibi Sibel Sakçalı’nın doğumgününde annesine bir süpriz hazırlayan kızı Melek Sakçalı üzerinde annesinin resmi ile “Sen benim yüreğimdeki CENNETİMSİN… İyi ki doğdun Annem” yazılı dev posteri Eğirdir Kalesi’ne astı. Dün akşam pasta keserek Sibel Sakçalı’nın doğumgününü kutlayan ailesi ve arkadaşları Sibel Sakçalı’yı kutlayarak, sağlıklı yıllar dilediler.(www.egirdirakingazetesi.com)

HALK HAYKIRDI, 'Gölümüz Kuruyor, Doğalgaz İstiyoruz'

Sözde Eğirdir’i seviyoruz deyip, Eğirdir için kılını kıpırtdatmayanlar BASIN toplantısında yoktu, mazlumların ve SES’siz yığınların SES’i Eğirdir Ses her yerde olduğu gibi BASIN toplantısına katıldı. Yrd. Doç. Dr. Erol KESİCİ’nin organize ettiği BASIN Açıklaması yayına hazırlanıyor işte ilk görüntüler. Halkımız İşte Böyle SES’lendi. (www.egirdirsescom)

Kovada Gölü’nde yapılan kontrollerde 6 cm. fanya aralığında 1000 metre uzunluğunda misina balık ağı ele geçirildi.

Kaçak Avcılar Kovada Gölü’nde de Boş Durmuyor!..

Eğirdir Jandarma Bot Komutanlığı ve İlçe Tarım Orman Müdürlüğü tarafından bugün Kovada Gölü’nde yapılan kontrollerde, kullanımı yasak olan 6 cm. fanya aralığında 1000 metre uzunluğunda misina balık ağı ele geçirildi.

Milli Park olması nedeniyle yıl boyu her türlü avcılığın yasak olduğu Kovada Gölü’nde, kaçak olarak balık avlanması, kaçakçıların dur durak bilmediğini gözler önüne sererken, ele geçirilen 1000 metre misina ağa el konuldu. (www.egirdirakingazetesi.com)


SENA ve Eğirdir Elmasının Güzelliği

SENA ve Eğirdir Elmasının Güzelliği

Elma diyarı cennet İlçemizde Elma hasatı artık bitti sayılır. Geçtiğimiz yıl elmaların içerisinde küçük Sena’nın  bir fotoğrafını yayınlamıştık. Sosyal medyada bu fotoğraf büyük ilgi görmüştü. Bu yıl Sena yeni fotoğraflarını gazetemize ulaştırdı. Eğirdir Balkırı (Cire) Köyümüzden Mehmet İNAN (Lazoğlu) torunu Süleyman Demirel İ.Ö.Okulu öğrencisi Sena GENÇTÜRK’ün bu yılki o muhteşem fotoğraf karelerini siz okurlarımızla paylaşıyoruz. İşte SENA ve Eğirdir Elması’nın güzelliği bu karelerde.(www.egirdirses.com)

Kaynak: Editör: Mürsel ERBEN

Kadın dayanışması… “Gardeşlikleri”…        

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,Kadın dayanışması? ?Gardeşlikleri??

(Komşuda)         

           Kadın dayanışması… “Gardeşlikleri”…

Yrd. Doç Dr. Erol KESİCİ

4 Kardeş; Aynı anne babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı.

Gardeşlik ise:!!!

   Annelerimizin, büyük annelerimizin yaşadıkları 1950lili yıllar, bu güne göre  “rahatlıkta” çok  zor yıllar… Ama huzur ve saygı vardı… Mutluydular küçük dünyalarında!

     ***Yemek pişirmenin neredeyse bir gününü aldığı, evinde gaz ocağı bulunanların şanslı olduğu, Gaz ocağı devri… 

     ***Yemeklerin sıcaktan, zararlılardan korunduğu tel dolaplı yıllar…

     ***Elektriğin kısıtlı zamanlarda verildiği kandil, fener ve lüks olan Lüks Ocağı yılları..

     ***Çamaşırın elde, hayratta yıkandığı küllü- sodalı- makinesiz devir… Odun korlu ütüler- kolalı yıllar…  …

      ***TV  yok ki…yerine ev oturmalarının, konuşa- sohbet eden, kendince ev oyunları oynayan  tel dolap ile ilgili görsel sonucuinsanları …. Radyoların en kıymetli olduğu yıllar…

Teldolap(buzdolabı- mutfak dolabı), fener, kandil, Lüks, lükstü(sadece aydınlatan -elektrik), Gaz ocağı ve iğnesi çok önemli (fırın- şofben ısıtıcı) Kömürlü-korlu Ütü… varsa şanslısın, huzurlusun… Ya şimdi neler yok ki.. Sevgi, saygı bireysel ve çıkarcı  Huzur.!? Gardeşlik yok

***

Evlerde özel banyo bölümlerinin bulunmadığı çocukların leğende yıkandığı “Dolap  – oda içinde Banyolar” devri…. 

Üstüne üstelik genelde her anneden arka arkasına doğan 3-5-7 çocuklu yıllar… Anne ilgilenir daha çok, Üst baş, okul, oyun, ilgi… Bazılarının, birde okuma yazmaları olsaydı…

Ne çok ve zor işleri vardı-varmış annelerimizin…” “Meşakkatli” yılları… Zorluklar oldukça çok ama buna karşın;  yardımlaşmada, hatta selamda ayrım çıkar beklemeyen gardeşlik yıllarında, mutlu olan gülen yüzleri vardı. Bence o devirde mutsuzlukların- sorunların çözümüydü, gardeşlik sevgisi-düsturu …. O günler çok çok güzeldi hele hele bugünlerle karşılaştırıldığında.”

Annelerimizin gardeşliklerine çoğunlukla  TEYZE—Ayşe-Emine Teyze… vd.  diye seslenirdik… Ne kadar güzeldi, onlara güvenirdik çünkü annelerimizin gardeşlikleriydi.. bir sürü teyzemiz… anne yarımız vardı…

Gardeşliklerinin bir birine seslenmeleri yetmekte… Ev- bağ-bahçe- işinde, hasatta, halı dokumada imece- karşılıklı yardımlaşma… Göremediği zaman bir şey mi oldu ki diye  sormaları, gelmeleri… Yardımlaşma karşılıksız…. Kırılmalar olsa da, kin gütmez hemen barışırlardı “küçük kardeşler” gibi, kıskanmaları, fesatlıkları yoktu ki( bu günkü gibi değildi- neyi kıskanacaklardı), moral veren, birbirini eğiten-öğreten, karşılık beklemeden verme, sevgi saygı haddini bilme geleneği vardı kardeşlikteki gibi, gardeşlikte… Ne kadar güzel bir dayanışma, içini açacak , sırrını saklayacak, güvendiğin gardeşliklerin olması…Terapi gibi….Cinlik, istismar yok… Gardeşlik var…. Ah gardeş, ak gardeş….üzülme- sıkma canını , sabret, ne yapalım, gardeşliğim…

Çok sayıda gardeşlikleri vardı annelerimizin. Zor zamanda, sır saklamada, tasada- sevinçte, mutlu günlerde gardeşlik… Bayramlarda –acıda  “gardeşlikllere” aramak değil, gitmemek ne mümkün…. Babaları çoğu zaman haberi bile olmazdı annelerin gardeşliklerinin  arasındaki dayanışmadan… Onlar, onunla gardeşlikleri olduğunu bilir…Hanımın gardeşliği derlerdi.

ahretlik ile ilgili görsel sonucu

Günümüzde, hamam gibi- saunalı banyolar-   özel kullanımlı odalı ayrı  evler- parmakla dokunmakla pişen yemekler, yıkanan çamaşırlar, sohbeti-konuşmayı unutturan, kendi başına – cihazlarla konuşan-kapanan insanların  TV. Telefon, fac….. si. Neredeyse  tu … gidilen  özel arabalı- makineli- obezite  yıllar… Elbette, çok güzel teknik gelişmeler oldu elbette rahatlık sağlık…

 Gardeşlik, onca zor yaşam koşullu yıllara da, bir bakıma insanların sevgi- saygı harcı,  birlikte olma eşler gardeşlik , annelerimiz gardeşlikmiş  öyleyse,  aileler arasında  bağlılık gidip gelmeler, birliktelik sevgi kardeşlik bağları, imece- mahallede huzur – güven bağları oldukça güçlü,  çünkü; stres yok, diğer bir ilacın- terapin GARDEŞLİK….!   

Gardeşlik, Aynı anne babadan doğmamış, Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren, bir birini koruyan, aynı mahallede, aynı kentte veya başka yerlerde yaşan, can ciğer arkadaş, çok yakın dost, giz deş, sırdaş, kimselerden kadınlardan her biri…. Kadınların en güzel dayanışması… GARDEŞLİK… Sizin kaç  gardeşliginiz var …? Var mı?

Gardeşliklerin çocukları, “kan kardeşler”…(www.egirdirakingaztesi.com)

(Komşumuz Eğidir’de kardeşlik bizdeki karşılığı da AHRETLİK’tir.)

EĞİRDİR GÖLÜ’NÜN SON DURUMU

Yalvaç’ta bulunan Eğirdir Gölü kıyısındaki Taşevi Plajı’nda hafta sonunda çekilen görüntüler, göldeki su seviyesinin düşüşünü gözler önüne sererken, meydana gelen durum endişeye yol açtı. Eğirdir Gölü kıyısında çekilen sulardan geriye çamur, balçık ve ortada bulunan iskele kaldı. 

Isparta Eğirdir Gölü’nde kuraklık, buharlaşma ve sulama nedenleriyle su seviyesi geçtiğimiz yıla göre yaklaşık 55 santimetre düştü. Göldeki çekilmenin en bariz görüldüğü yerlerden biri de Yalvaç ilçesindeki Taşevi Plajı oldu. Eğirdir Gölü’ne sınırı bulunan ve Yalvaç’ın Aşağıkaşıkara köyündeki Taşevi Plajı’nda suların çekilmesiyle geride kalan görüntü korkuttu. Su seviyesinin düşmesiyle birlikte, kıyıda daha önceleri suyun üstünde kalan iskele ortada kalakalırken, çevredeki çamur ve balçıklar da suyun yakın zamanda çekildiğini gözler önüne serdi. Gölde, balıkçıların daha önceleri gölün açıklarında kalan kısımda yaptıkları balıkçılık faaliyetleri için kurulan mini tesisler, suların çekilmesiyle birlikte yüzeyde kaldı. 

egirdir1-001.jpg

Suyun çekilmesiyle gölde çekilen görüntüler cep telefonu kameraları tarafından böyle görüntülenirken, tehlikeli görüntünün önümüzdeki kış ayında bol yağış ile ortadan kalkması bekleniyor. 

Öte yandan bir süre önce yapılan açıklamada Eğirdir Gölü’nde en fazla su kaybının buharlaşmadan kaynaklandığını ifade edilmiş, şu an için ise endişelenecek bir durumun olmadığı, önümüzdeki kış ve bahar aylarında Eğirdir Gölü su seviyesinin tekrar yükselişe geçeceği kaydedilmişti. (www.ajans32.com)

Eğirdir Sevdası ne demek?.

 

 

SDÜ Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü öğrencileri guruplara bölünerek “Eski Eğirdir Tren Garı” ilgili olarak 11 projeyi çizim ve üç boyutlu olarak hazırlayıp sundukları sergi Eğirdir Belediyesi’nin Limandaki salonunda Kaymakam Abdullah Akdaş, Belediye Başkanı Ömer Şengöl,Eğirdir ‘li 8-10 kişi ve SDÜ den hazırlayan öğrenciler ile Akademisyenleri’nin katılımı ile açıldı.

Eğridir Eski Tren Garının ne olacağı bilinmezken SDÜ öğrencilerinin Akademisyenleri nezaretinde yaptığı özverili çalışmaya ilgisizlik yakışmadı. (M.Kemal Findos)

SERGİYE DAVET

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Süleyman Demirel Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı bölümü tarafından hazırlanan Eğirdir Tren Garı Kültürel Miras alanı Peyzaj Tasarım Projesi Sergisi yarın 18.10.2018 Perşembe günü saat: 11.00’da Cittaslow Markette..

Bu önemli sergiye tüm halkımız davetlidir..

“Atalarımızdan ders almadık onlar yaşadıkları ORTA ASYA’DAN KURAKLIK NEDENİYLE Geldiler”

80’lik Mehmet Amca: ‘Göl Bizim Her Şeyimizdi, Elden Gitti, Cildimiz kurudu’

“Ekonomi-para öne sürülerek gölün korunması bu günde istenilmiyor ve engelleniyor”.

80 yılı aşkın süredir Eğirdir Gölü’nün kıyısında yaşamını sürdüren Mehmet Amca’nın gölle ilgili görüşlerini de aktaran Kesici, Mehmet Amca’nın “göl bizim herşeyimizdi” ifadelerini kullandığını belirterek yaşlı göl tutkunun ibretlik cümlelerini şöyle aktardı: “Büyüklerimiz bilir dedik. İyi şeyler olacak dediler. Gölden çok para kazanacaksınız dediler. Ak balığı (dişli-sudak) attılar göle. Önce yemedik,sonra alıştık. Dişli, böcek bollaştı. Gölde tekne kaynıyordu. Çok kısa sürdü bu bolluk, balık bitti. Gölde ot çoğaldı, su koktu. Balıklar yok oldu. Gölün otunu temizleyecek diye takoz (Çin ve İsrail sazanı) attılar. Takoz balık otu yiyeceğine, biçti. Gölde ot depreşti. Balık yerine ot çıkmakta ağlardan. Takoz da bizim çapak gibi değil, yenmiyor. Kavinneler varken sinek yoktu, yazın gözümüzü, camımızı açamıyoruz sinekten, kokudan.

SU BİZDEN UZAKLAŞTI cildimiz kurudu  …Bu balık; sizi ottan kurtaracak dediler, balık, otu azdırdı… Meyvanınzebzenin suyun dadı yok… Ne yaparız nereye gideriz. .Hocam… Suçun büyüğü bizde Sahiplenmedik, anlatan,-dinleyen olmadı ve goca gölü hiç bitmeyecek sandık..! İhanet ettik de…

Torunlara içimiz sızlayarak gölün çapaklarını, sırazlarını, kavinnelerini ve sandal sefalarımızı masal gibi anlatıyoruz. Peki ne oldu dediklerinde ise, gözüm yaşarıyor, boğazım düğümleniyor. Yutkunuyorum. Laf çok siyasilere de, hani göl hazinemizdi. Göl namusumuzdu, göz bebeğimizdi. Geçsinler bunları. Hazineyi, balıkları kim nasıl tüketti? Böyle hazine mi olur? Dilberim gölün öncesini bilmesek, yutturacaklar. Göle temiz demek için vicdan ister. Cüzdanı düşünenler yok etti gölü. Çok şeyleri kaybettik ve biz de seyrettik. Kimse kimseyi kandırmasın. Bizim suçumuz günahımız çok. Sahip çıkmadık göle. Birilerinin düzeltmesini bekledik, göl elden gitti.”… Ne diyeyim başka hocam….

 “Doğru bildiklerini hiç kimseden korkmadan, «başkaları ne der?» diye bir endişeye kapılmadan ortaya koyanlar, iyi insan oldukları halde, geneldeki çıkarcı insanlar tarafından hoş karşılanmaz, kimse böylelerinin yakınlarında olmasını istemez, öyle olunca da doğrular, belirli bir yerde barınamazlar.”

 “Deve kuşu misali başımızı kuma sokarak, sorunları görmezden gelirsek, önce nefsimize, sonra da neslimize yazık ederiz. Hastalığımızın teşhisi budur, ister tedavi olmak için gerekeni yapalım, isterseniz yok oluşu  bekleyelim, tercih  insanlara ait. Benim kötüm senin kötünden iyi mantığı hiçbir şeyi halletmez. “ Birliktelikle sorunları çözüme geçelim…

Yrd. Doç. Dr. Erol KESİCİ TTKD Eğirdir/ ISPARTA Temsilcisi-DOSDER Bilim Danışmanı 

Kaynak: (www.egirisrses.com) Editör: Mürsel ERBEN

Lavanta Fidanının Üretim Üssü Eğirdir

Son yıllarda lavanta üretimiyle adından söz ettirmeye başlayan Isparta’da lavanta fidanları Eğirdir Fidanlığında üretiliyor.
Türkiye’nin en fazla gül yetiştiren ili olan Isparta, son yıllarda lavanta üretimiyle de adından söz ettirmeye başladı. Itri bitkilerin yetiştirilmesi noktasında uygun ekolojik şartlara sahip olan bölgede yaygın olarak yetiştirilmeye başlanan lavanta, gül vadisi olan kentte giderek yaygınlaşıyor. Isparta Orman Bölge Müdürlüğünden verilen bilgiye göre; Eğirdir Orman Fidanlık Müdürlüğünde 2014 yılında 20 bin, 2015 yılında 30 bin, 2016 yılında 50 bin, 2017 yılında 70 ve 2018 yılında alım garantili olanlarla birlikte 560 bin adet olmak üzere şu ana kadar 730 bin adet lavanta fidanı üretildi. Bu kapsamda Eğirdir fidanlığının Türkiye’de en fazla lavanta fidanı üreten birim olduğu açıklandı.

Türkiye’de ilk defa ekolojik turizmin geliştirilmesi, kıraç ve boş arazilerin değerlendirilmesi maksadıyla Isparta Orman Bölge Müdürlüğü ORKÖY Şube Müdürlüğünce 2015 yılında tip proje ile Keçiborlu Çukurören köyünde 3 aileye 10 bin 500 TL, Keçiborlu Kuyucak köyünde 4 aileye 14 bin TL olmak üzere 7 aileye 24 bin 500 TL lavanta desteklemesi ile vatandaşlara alternatif geçim kaynağı yollarının sağlanmasından sonra çalışmalar neticesini vermeye başladı. Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak ve Çukurören köylerinde üretilen lavanta ile Türkiye üretiminin yüzde 93’ü karşılanıyor.
Hoş kokusuyla her zaman süs bitkisi olarak değerlendirilen ve saç dökülmesinden uykusuzluğa kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiği bilinen lavantaya ilgi ve destekler artarak devam ediyor.
Orman Bölge Müdürlüğünce 2017 yılında Keçiborlu ilçesine bağlı Senir ve Güneykent beldelerinde iki ayrı bal ormanı ve 2018 yılında gelir getirici tür kapsamında 10.0 hektarlık lavanta sahası tesis edildi.
Orman Bölge Müdürlüğünce 2018 yılında tesisi yapılan erozyon kontrolü sahalarına lavanta dikimi yapılarak erozyonla mücadele çalışmalarına katkı sağlanacağı bildirildi. (www.ajans32.com)

(Yukarıdaki resim Sütçüler’imizde bulunan bir lavanta bahçesindendir.)

 

CEYHAN Tren Sözü Verdi.

Mustafa CEYHAN Tren Sözü Verdi.

CHP Milletvekili Adayı Mustafa Ceyhan, ulaşım konusunda açıklama yaptı. TCDD yatırımlarına ön ayak olacağını belirten Ceyhan, şöyle konuştu: “Isparta’nın özellikle tarım, turizm ve eğitim davasının takibi için ulaşım sorunlarında çözümün sesi olacağız. ŞAİKLİ yol arkadaşım İsa Önder Dinçtürk ile birlikte TBMM’de Hızlı Tren başta olmak üzere Eğirdir Nostaljik ve Antalya Liman Bağlantısı gibi başlıklarda da, unutulan Isparta’nın unutturulan güzelliklerinin sözcülüğünü üsteleneceğiz. Dereboğazı yolunu açtıracağımız gibi hızlı treni de Ispartamıza getireceğiz. TCDD yönetiminin Isparta yatırımlarını ön plana alması, çiftçisiyle girişimcisiyle öğrencisiyle Ispartamızın demiryolunun bütün nimetlerinden faydalanmasını sağlayacağız. Muharrem İNCE cumhurbaşkanı olacak, Cumhuriyet Halk Partisi – CHP iktidar olacak ve Ispartamız artık asla unutulmayacak!”(www.egirdirses.com)

Isparta’nın bir doğa harikası Kovada Gölü Milli Parkı

UĞRAMADAN GEÇMEYİNİZ

 

 

Isparta’nın bir doğa harikası Kovada Gölü Milli Parkı

Kovada Gölü Milli Parkı

Eğirdir İlçesi’nin 29 km güneyinde bulunan Kovada Gölü, oldukça sığ bir göldür. Benzersiz flora zenginliği ve yaban hayatı çeşitliliğinin yanı sıra, açık havada dinlenme ve eğlenme imkanları bakımından büyük potansiyele sahip olması, Kovada Gölü ve çevresini milli park yapmaya yetmiştir. 6534 hektar büyüklüğündeki milli park ve çevresinde, doğa araştırması, kamp yapma, yürüyüş, manzara seyretme, kuş gözlemciliği ve tırmanma yapılabilmektedir.(www.ispartahaber.com)

 

ŞEHİDİMİZ VAR…

ŞEHİDİMİZ VAR…


EĞİRDİR’e bağlı Balkırı (Cire) Köyü’nden olan Uzman Çavuş Mehmet Kayan, izin dönüşü görev yerine giderken geçirdiği kaza sonucunda hayatını kaybetti. Uzman Çavuş Mehmet Kayan, Şırnak’tan memleketi Eğirdir’e izne gelmişti. Önceki gün izni biten ve görev yeri olan Şırnak’a kendi aracı ile gitmekteyken Şanlıurfa İlinde geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Acı haberi alan Balkırı’da bulunan aile Şanlıurfa’ya hareket etti. Genç yaşta hayatını kaybeden hemşehrimiz Uzman Çavuş Mehmet Kayan’ın nişanlı olduğu ve bayramdan sonra düğün hazırlığı yaptığı öğrenildi.(ADNAN YILMAZSOY)

www.sutculerimiz.com yazı ailesi olarak merhuma Allah’tan rahmet kederli ailesine de sabırlar diliyoruz.