Ben iddia ediyorum, benim evimdeki eşyalar onun evindekinden daha lükstü. Evinde öyle hizmetçisi, aşçısı yoktu. Kürt Ahmet derdik, sadece o vardı. O da gerektiğinde Beyefendi’ye, Hanımefendi’ye kafa tutardı. Hem evi temizler, hem yemek yapardı. Yaşantısı, normal orta derece bir memurun yaşantısından farklı değildi.

Anadolu’nun kültürü nedir, Demirel’in evidir; Demirel’in evi nedir, Anadolu’nun yaşantısıdır, olay budur.

Beyefendi’ye derviş sadakatiyle hizmet ettim. Bilgisayar gibiydi, hafızası çok güçlüydü. Kendisinin başka bir hobisi, alışkanlığı, lüksü yoktu, sırf çalışmak…

Dünyada ne kadar kitap çıktı, belki yazarından önce Demirel’e gelirdi. Gece 1-2’lere kadar okurdu. Tek hobisi çalışmaktı, başka bir keyfi, zevki yoktu. ‘Hiç yorulmuyor, usanmıyor musunuz’ diye sorulduğunda, ‘Ben yorulduğum, usandığım zaman iş değiştiririm’ derdi. Bir de kızmazdı. ‘Kızdığınız zaman dengenizi kaybedersiniz, sonra da kavga edersiniz’ derdi. Bir başka sözü daha vardı, ‘Barışmayı bilmeyen kavga etmemeli’ derdi.

Şükrü Çukurlu  (Demirl’in koruma müdürü)

There are no comments yet.

Bir cevap yazın