ESKİDEN SÜTÇÜLER’İMİZDE SAĞLIK HİZMETLERİ

(Üstteki tarafımızdan çekilenbu  fotoğraf 1956 yılında yapılan Sütçüler’mizin hastanesini alttaki ise bu hastanenin yıkılışını göstermektedir.)

Sütçüler’de her türlü hastalar Eğirdir ve Isparta’daki sağlık kuruluşlarına götürülürken, yörenin 1938 yılında ilçe statüsüne geçmesiyle ilk sağlık teşkilatı kurulmuştur. Sütçüler’de 1956 yılında 10 yatak kapasiteli bir sağlık merkezi ile 2 daireli lojman inşaatları tamamlanarak, hizmet vermeye başlamıştır. Sütçüler ilçesinde 1980 yılında Sağrak Köyü Sağlık Evi, 1982 yılında Ayvalıpınar Kasabası Sağlık Ocağı, 1984 yılında Kasımlar Sağlık Ocağı ve 4 daireli lojmanı, 1985 yılında Kesme Kasabası Sağlık Ocağı ve 4 daireli lojmanı yapılarak hizmete açılmıştır.(www.haber32.com)

KAYMAKAMIMIZIN ÇOBANİSA KÖYÜ ZİYARETİ

Görüntünün olası içeriği: dağ, açık hava ve doğa

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta, ağaç, gökyüzü, çocuk, dağ, açık hava ve doğaGörüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlarGörüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta, ayakkabılar ve açık hava

Sayın Kaymakamımız Mubin DEMİRKIRAN ilçemiz Çobanisa köyümüzde vatandaşlarımızın sıkıntı ve istekleri ile yapılmış ve yapılması istenen yatırımları yerinde incelediler.
Vatandaşlarımızın davetleri üzerine hane ziyaretlerinde bulunarak misafirleri oldular. Ayrıca köyümüzde inşası devam etmekte olan” Çobanisa Sulama Gölet’inde” incelemelerde bulunarak bilgi aldılar.(www.sutculer.gov.tr)

SÜTÇÜLER’İMMİZE DİYABET HASTALIĞI ETKİNLİĞİ

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, kalabalık, ağaç ve açık havaGörüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, araba ve açık havaGörüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar, düğün ve açık hava

İlçemiz Fevzi Erinç Çok Programlı Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencilerimiz tarafından 14 Kasım “Dünya Diyabet Günü” etkinliği gerçekleştirildi.
Sayın Kaymakamımız Mubin DEMİRKIRAN ilçe Jandarma Komutanımız Teğmen Sayın Gökhan ÜRE ilçe Milli Eğitim Müdürümüz Mustafa DANIŞMAN Sütçüler Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Sütçüler İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri tarafından Fevzi Erinç Çok Programlı Anadolu Lisesi önünden ilçe merkezimize kadar yürüyüş yapıldı.
Hasta ve Yaşlı bakımı öğrencilerimiz tarafından oluşturulan stantla tansiyon ve kan şekerleri ölçümleri yapıldı.(www.sutculer.gov.tr)

Fenerbahçe Başkanı ve Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç’un tavsiyesi üzerine, Yunanistan ve Danimarka Prensesi Tatiana Blatnik ve Lemon Tree Trust CEO’su Alfonso Montiel, geçen hafta Isparta’yı ziyaret etti. Isparta’nın dünyaca ünlü gülü ve son yıllarda yine büyük üne sahip lavanta üretimi ve bu ürünlerin kozmetik sektöründeki kullanımıyla ilgili gerçekleyen ziyarette Prenses Tatiana Blatnik ve Lemon Tree CEO’su Alfonso Montiel, Isparta Genç İşadamları Derneği (IGİAD) Başkanı Barış Gümüş tarafından ağırlandı.

Prenses, Isparta’da dünyaca ünlü parfümlerinin kokusunu kalıcı kılan ürün olan yağıyla ünlü Isparta gülü ve lavantadan yapılan kozmetik üretimi yapılan fabrikalar, gül bahçesi, kozmetik firmaları, Gül Müzesi gibi alanları gezdi.

IGİAD Başkanı Barış Gümüş, ziyarete ilişkin şunları kaydetti:

“Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç’un misafir ettiği Yunanistan ve Danimarka Prensesi Tatiana Blatnik ve Lemon Tree Trust CEO’su Alfonso Montiel’i Isparta’mızı, kozmetik sektörünü, gülü, lavantayı anlatmamız için geldiler. Lemon Tree Trust, 50 bin üyeli ve dünyanın farklı bölgelerinde mülteci kamplarındaki insanlara özellikle botanik bitkiler konusunda yeni iş imkanları sağlanmasına yönelik projesiyle ön plana çıkıyor. Ziyarette, Isparta’ya tıbbi ve aromatik bitkiler üzerine bir yatırı yapılabilir mi veya yatırımcılarla işbirliği sağlanmasına yönelik Ali Koç’un tavsiyesi üzerine Isparta’ya geldiler. Avrupa’nın tamamına bu ürünlerin ithalatı planlanıyor. Hatta Ortadoğu’da, Kuzey Irak ve özellikle Erbil bölgesinde de planlanıyor. Bütün bunların notlarını adılar ve haziran ayında da kralla birlikte gül toplamaya geleceklerini de söylediler. Bölgede fabrikaları gezdirdik, sezon olmasa da gül bahçelerini gezdirdik, sezonu olan diğer ıtri bitkilerin distilasyonlarını gördüler, kozmetik firmaları gezildi. Ayrıca Güneykent Belediyesinin gülün serüvenini anlatan belgeseli ve müzesi ile beldeyi gezdiler.” (www.gunhaber.com)

MEHMET SELİM MÜFTÜLER SÜTÇÜLER BELEDİYE BAŞKAN ADAY ADAYI OLDU

Mehmet Selim MÜFTÜLER Sütçüler Belediye Başkan Aday Adayı

Eğirdir İlçe Özel İdare Müdürü Mehmet Selim MÜFTÜLER memleketi Sütçüler’den AK Parti’den Belediye Başkan Aday Adayı oldu. Mehmet Selim MÜFTÜLER; ‘Sütçüler Belediye Başkanlığı için adaylık başvurumuzu yaptık. Yerel seçimlerin ilçemize partimize ve ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ederim.’ dedi.

Daha önce aldığı duyumlar ile haber yaptığımız Mehmet Selim MÜFTÜLER’de müracaat ederek resmen Aday Adayı oldu. Eğirdir SES tam isabet sağlayarak haberlerinde halkın nabzını en iyi şekilde tutmaya devam ediyor. (www.egirdirses.com)

ISPARTA’DA BAŞKANLIĞA 7 TALİP

Ak Parti'de 7 aday adayı başvuru yaptı

ISPARTA’DA BAŞKANLIĞA 7 TALİP 

Ak Parti’de aday adaylığı süreci bugün sona eriyor. Bugün aday adaylığına müracat edeceğini açıklayan Ali Bolat’la birlikte toplam 7 aday adayı başvurusunu yaptı.

Şükrü Başdeğirmen

Kadir Dal

Ali Bolat

İsmail Özdemir

Ali Önal

Sezgin Gülatan

Rezan Demiralay

Aday adaylığı başvurusunu yapan isimler oldu.

Ak Parti’de Eğiridr, Yalvaç, Gelendost, Aksu, gibi ilçelerde ilçe başkanlarınında aday olma ihtimalleri bulunuyor.

YEŞİLYURT KÖYÜNDE KAÇAK KAZI

Sütçüler ilçesinde kaçak kazı yapan 2 kişi, jandarma tarafından suçüstü yakalandı.

Edinilen bilgiye göre, Sütçüler ilçesine bağı Yeşilyurt köyündeki Sülüklü Kale mevkiinde kaçak kazı yapıldığı bilgisini alan Isparta İl Jandarma Komutanlığı harekete geçti. Bölgeye giden İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, M.Ö. (43) ve H.S.’yi (23) kaçak kazıda kullanılan 1 adet dedektör, 2 adet kazma ve 5 adet demir parçası ile suçüstü yakaladı. Yakalanan 2 şüpheli hakkında adli işlem başlatılırken, ele geçirilen malzemeler muhafaza altına alındı.

İl Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Isparta İl Jandarma Komutanlığı, Isparta ilinin tarihi ve kültürel zenginliklerini korumaya yönelik faaliyetlerini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir” denildi.(www.ajans32.com)

EĞİRDİR GÖLÜ

Eğirdir Gölü, önceki yıllarda 520 kilometrekare olan gölün yüzey alanı, su seviyesinin son 10 yılda meydana gelen yaklaşık 10 metrelik alçalmasıyla birlikte 445 kilometrekareye kadar düştü. 

Yalvaç ilçesine kıyısı bulunan Eğirdir Gölü’nün Taşevi Plajı’nda yakın zamanda çekilen görüntüler, göldeki su seviyesinin düşüşünü gözler önüne sererken, meydana gelen durum endişeye yol açtı. Eğirdir Gölü kıyısında çekilen sulardan geriye çamur, balçık ve ortada bulunan iskele kaldı. 

Çekilen görüntüler korkuttu 

Isparta Eğirdir Gölü’nde kuraklık, buharlaşma ve sulama nedenleriyle su seviyesi geçtiğimiz yıla göre son 1 yılda yaklaşık 55 santimetre düştü. Göldeki çekilmenin en bariz görüldüğü yerlerden biri de Yalvaç ilçesindeki Taşevi Plajı oldu. Eğirdir Gölü’ne sınırı bulunan ve Yalvaç’ın Aşağıkaşıkara köyündeki Taşevi Plajı’nda suların çekilmesiyle geride kalan görüntü korkuttu. 

Su seviyesinin düşmesiyle birlikte, kıyıda daha önceleri suyun üstünde olan iskele ortada kalakalırken, çevredeki çamur ve balçıklar da suyun yakın zamanda çekildiğini gözler önüne serdi. 

Gölde, balıkçıların daha önceleri gölün açıklarında kalan kısımda yaptıkları balıkçılık faaliyetleri için kurulan mini tesisler, suların çekilmesiyle birlikte yüzeyde kaldı. (www.ajans32.com)

 

81 Araca Havadan Ceza

Isparta’da drone ile havadan yapılan kontrollerde 81 araca cezai işlem uygulandı. 

Edinilen bilgiye göre, Isparta Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme ve Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlükleri ekipleri drone ile havadan trafik denetimi yaptı. Yapılan çalışmalarda, ‘Kırmızı ışık ihlali’ ve ‘Geçmenin yasak olduğu yerlerden geçmek’ gibi maddeler üzerinde yoğunlaşan ekipler, 81 araca cezai işlem uyguladı. 

 

Görüntünün olası içeriği: dağ, gökyüzü, açık hava ve doğa

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, ayakta duran insanlar, dağ, gökyüzü, çocuk, açık hava ve doğa

Sayın Kaymakamımız Mubin DEMİRKIRAN ilçemiz Boğazköy köyümüzdeki lavanta bahçesini ziyaret ederek bahçe çalışanları ile bir süre muhabbet ettiler.(Alıntıdır)

Bu vesile ile sayın kaymakamımıza teşekkür ediyor,yakın ilgilerinin devamını diliyoruz.

Görüntünün olası içeriği: açık hava, yazı ve doğa

EĞİRDİR GÖLÜ SORUNLARI BASIN TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ
İlgili toplantı bu gün saat 12.00 15.00 saatleri arasında Eğirdir Kaleönü Meydanında Yrd. Doç. Dr. Erol KESİCİ’nin açıklamaları, basın mensupları ve halktan bazı kişilerin katılımıyla tamamlandı. Basının ve halkın soru cevap şeklinde süren toplantıda;
#Eğirdir Gölü stratejik öneme sahip içme kaynağı olmasına karşın aşırı kuruma ve kirlilik baskısı altındadır. Bu sorun çok yıllardır devam etmesine rağmen “bir şey olmaz!” bakışıyla gölün yıllar önceki su seviyesi ve hacmi neredeyse % 45 ORANINDA AZALMA göstermektedir. Kıyılarında km2lerce alan kurumuş-batak alan şekline dönüşmüştür.
GÖLDE KİRLİLİK
#Eğirdir Gölü milyonlarca yıllık jeolojik geçmişe sahip doğal bir göldür. #Eğirdir Gölü gibi tektonik kökenli doğal göllerimize son 60 yıl içerisinde insanların, bataklıkların kurutulması , göl havzasında tarım alanı kazanma ve gölün su ürünlerinden daha ekonomik amaçla yararlanmak amacıyla yapılan müdahaleleri sonucunda gölün, doğal yapı ve ekolojik dengesinde bozulmaları yanı sıra ,doğal biyolojik çeşitliliğinin yok olmasıyla gölde organik, in organik kimyasal ve biyolojik kirlilik artmıştır. İçme suyu açısından stratejik öneme sahip olan gölde ötrofikasyon(kirlilik) üst seviyeye ulaşmıştır.
Doğal göllerin suları da; tıpkı diğer canlıların can suyu gibidir. Nasıl bir canlı türü suyunu kaybetmeye başlayınca yaşamı tehlikeye girerse, göllerinde su sevilerindeki kayıplar, onların yok olmasına neden olur. Eğirdir Gölü’nün , su seviye ve miktarlarının regülatörlerle denetim altına alınması/ regülatörün daha çok göldeki suyu depolamak amaçlı kullanımı ve tarımsal sulama için açılan çok sayıda yasal- yasal olmayan kuyuların, yapılan seddelerin, 3m. aşan çaplı borularla pompajla su alımları, kuraklık, göllerin doğal su döngüsü ve doğal yaşamı üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir.
GÖL KURUMADA KRİTİK EŞİGİ AŞTI
Gölün kullanım önceliklerine uyularak, havzada modern tarım ve sulama teknikleri kullanılmasına ve gölden, gölün su bütçesini olumsuzca etki eden su alımlarına son verilmelidir. yıllarda ülkemizin en büyük tatlı su hacmine sahip olan, ve Stratejik önemli I. Dereceden İçme Suyu olan EĞİRDİR GÖLÜ kuruma periyoduna girmektedir.. Önceki yıllarda 520 km2 yüzey alanına sahip olan gölün yüzey alanları son yıllar içinde 445 km2 düşerek göl aynası giderek küçülmekte.. Kıyı alanları genişlemekte genişleyen kıyı alanlarında yapı ve meyve bahçeleriyle işgal edilmekte! Daha önceki yıllarda ortalama 16m su seviyesine sahip göl son 10 yıl içerisinde aşırı oranda su kaybetmesiyle birlikte , bu gün gelinen noktada ortalama 6-7m. kadar düşmüştür Bunun temel nedeni gölden aşırı oranda su alımlarıdır. Gölde bu yıl 1.5-2 m. kadar seviye kayıplarının başlıca nedeni; gölün KARAOT kesiminde sondaj kuyusuyla ( çapları- 3.5 m. büyük 2 devasa borularla) su alımlarıyla göl adeta boşaltılmaktadır.
Yetkililerin gölün kuruması ile ilgili açıklamalarına katılmak olası değildir. Çünkü; gölün kurumasının esas nedenleri buharlaşma değildir, yıllardır gölde buharlaşma var. Seviye azaldıkça buharlaşma artar.. . Yağışalar; gölün sadece yağışların azlığı nedeniyle kuruma periyoduna girmesi söz konusu da olamaz.. Bu tür kuraklığın daha fazlası daha önceki yıllarda da yaşanmıştır. Fakat o günlerde gölün doğal yapıdına müdahale yok denecek kadar azdı. Günümüzde gölü besleyen dere çay ve yüzey sularının önüne çok sayıda gölet – baraj yapımı ve HES lere su verilmesi. Gölün beslenmesini için gerekli olan sular göle ulaşamamaktadır. Göl havzasında binlerce yasal yasal olmayan kuyular bulunmaktadır.
Gölün bütçesi 50 yıldır iflasta.. Besleniminin kat kat fazlası alınmakta… Su seviyesi azaldıkça gölün yıllardır var olan kirlilik sorunu giderek artmakta. Sudaki çözünür madde miktarı artarak gölün içme suyu olarak kullanımı tehlikeye girmektedir. Göllerin biyolojik çeşitliliğini oluşturan doğal canlı türleri(bitkileri, böcekleri, balıkları, kuşları) onların yaşamsal yapılarını oluşturur. Doğal göllerimiz biyolojik çeşitliliğini ve su seviyesini kaybederlerse, kendilerini temizleyemezler kirlenirler, ürün veremezler ve sonunda bataklığa ve kurumaya yüz tutarlar. Tıpkı Türkiye coğrafyasından silinen 5. Büyük doğal gölü Akşehir gölü ve yıllar anca #Eğirdir Gölümüz gibi aynı sorunlarla karşılaşan ve kuruyan Dünyanın ikinci büyük gölü olan ARAL Gölü gibi…
ÇÖZÜM;
Göl bu yoğun baskılar sonucu kritik su kotu olan 916 m. altına düşmektedir. Çözüm çok basittir. Gölün su bütçesini korumak. Doğal denge.Gölle ilgili olan Koruma Yasaları ve Eğirdir Gölü Özel Hükümleri uygulanmalı.. Politik ve popülist bakıştan vazgeçilmeli.. Su yönetimi bilimsel teknolojik bilinenlerle yönetilmeli. Çözüm, 5 milyon yılı aşkın süredir doğasına müdahale edilmeyen ve SU ÇEVRİMİYLE döngüsünü sürdüren kanallar kapatılmamalıdır. Kirletilmemelidir.(Alıntıdır)

Kamyon Kazası Yaşlı Çifti Birbirinden Ayırdı

Sütçüler ilçesinde arı kovanı yüklü kamyonun kontrolden çıkarak dağlık alana çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi de ağır yaralandı.

Kovanların yola saçıldığı talihsiz olayda, birlikte yola çıkarak kaza geçiren yaşlı çiftten biri olay yerinde öldü, diğeri ise hastanede halen yaşam mücadelesi veriyor.

Kaza, dün saat 20.45 sıralarında Sütçüler ilçesine bağlı Çandır köyü yakınlarında meydana geldi. İddiaya göre, Arif Süzen (65) yönetimindeki 42 UB 016 plakalı arı kovanı yüklü kamyon, seyir halinde olduğu sırada sürücünün kontrolünden çıkarak yol kenarındaki dağlık alana çarptı.

Çarpmanın etkisiyle kovanlar yola saçılırken, kamyon da kullanılamaz hale geldi. Kazada, kamyonda yolcu olarak bulunan Hülya Süzen (63) olay yerinde yaşamını yitirirken, sürücü Arif Süzen ise ağır yaralandı.
Durumun haber verilmesiyle birlikte olay yerine gelen 112 acil servis ekipleri, yaralı sürücüye ilk müdahaleyi yaptıktan sonra yaralıyı ambulansla Sütçüler Devlet Hastanesine kaldırdı.

Kazada hayatını kaybeden talihsiz kadının cesedi ise gerekli incelemeler sonrasında Sütçüler Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Ağır yaralı olarak hastaneye sevk edilen sürücü ise yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı.

Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.(www.ajans32.com)

Isparta 1. Amatör Futbol Ligi’nde Emrespor ile karşı karşıya gelen Tuğraspor, oyuncularının sınav saati ile maç saati çakışınca 9 kişi sahaya çıkmak zorunda kaldığı maçta 3 oyuncusu sakatlanınca 6 kişi kaldı ve 3-0 hükmen mağlup oldu. Hakem tarafından kurallar gereği bitirilen maç, toplam 9 dakika 18 saniye sürdü.(www.ajans32.com)

Beyşehir Gölü kuruyor!

Beyşehir Gölü kuruyor!

Türkiye’nin ikinci büyük gölü olan Milli Park statüsündeki Beyşehir Gölü, canlı çeşitliliğinin azalmasının ardından su sorunu ile de karşı karşıya. Ayrıca gölde İsrail ve Çin’den getirilen sazanlar ve evsel atıklar sebebiyle balık çeşitliliği azaldı.

onya’nın Beyşehir ilçesinde bulunan, güney ve batısında Toros Dağları, doğusunda volkanik bir oluşum olan Erenler Dağı, güneydoğu kuzeybatı yönünde ise Anamas Dağı ve Sultan Dağları ile çevrili tektonik bir çökeltide yer alan Beyşehir Gölü kuruyor.

Daha önce, Türkiye’nin %40 tuz ihtiyacını karşılayan Tuz Gölü ile 5 milyon yıl önce volkanik patlamayla meydana gelen Meke krater Gölü’nde suların çekilmesi ile kurumaya başlamıştı.

Konya’nın tarım havzasında çiftçinin de şu ihtiyacının karşılandığı Beyşehir Gölü’nde Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen su eşiği de artık korunamıyor.

Son kış mevsiminde, kar sularının kamyonlarla taşındığı gölde, eşiğin bu yıl 19 santimetre aşıldığı gözlendi.

Yaz döneminde, kuraklığa bağlı tarımsal sulama için Konya ve Isparta’dan su çekiminin fazla olması, gölü besleyen kaynaklarında çevresine yapılan göletlerin artması ile su seviyesi önemli oranda azaldı.(www.sozcu.com.tr)

ARI YÜKLÜ KAMYON DEVRİLDİ

Sütçüler’imizin Çandır Köyü Su mevkiinde arı bir kamyon sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle devrildi.Kazada bir kişi öldü,bir kişi de yaralandı.Sürücüsünün kimliği tespit edilemezken yaralı hastaneye kaldırılmıştır.(Alıntıdır)

Sütçüler’imizin Çandır Köyü Su mevkiinde arı bir kamyon sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle devrildi.Kazada bir kişi öldü,bir kişi de yaralandı.Sürücüsünün kimliği tespit edilemezken yaralı hastaneye kaldırılmıştır.(Alıntıdır,fotoğraf tarihi Çandır Köprüsü)

Eğirdir’i emanet edeceğim “benim “Öğrencilerim var..!

EĞİRDİR DE SUSUZ (gölsüz) SUSARAK YAŞANMAZ diyen; MERAL’ler , AHSEV.’ler, KEMAL’ler…vd.. Sevgili öğrencilerimden her zaman onur ve gururduydum..TEŞEKKÜRLER -SAYGILAR…

“Eğirdir gölü

Çocukluğumun manzarası, çocukluğumun balık kaynağı, çocukluğumun elma bahçesini suladığımız suyu

Liseye giderken kıyısından yürüdüğüm Eğirdir gölünün güzelliğinden başka yöne bakamadığım o muhteşem manzaranın kaynağı

Ben büyüdüm ve yaşlandım ama seni de bitirdi bu dünya..

Kuruttular, kirlettiler, yok etmek üzereler nerdeyse

Eğirdir gölü bizim, ülkemizin. Lütfen yok olmasına izin vermeyelim.

Şu an başka bir ildeyim ama kalbim Eğirdir’de atıyor sanki.

Isparta’ da, Eğirdir’ de olan arkadaşlarım size sesleniyorum.

Erol Kesici öğretmenimi yanlız bırakmayın . Destek olun.

Geleceğimiz için, çocuklarımız, torunlarımız için

Lütfeen” Dr. Meral Uysalgenç Özköse

 

HALK HAYKIRDI, 'Gölümüz Kuruyor, Doğalgaz İstiyoruz'

Sözde Eğirdir’i seviyoruz deyip, Eğirdir için kılını kıpırtdatmayanlar BASIN toplantısında yoktu, mazlumların ve SES’siz yığınların SES’i Eğirdir Ses her yerde olduğu gibi BASIN toplantısına katıldı. Yrd. Doç. Dr. Erol KESİCİ’nin organize ettiği BASIN Açıklaması yayına hazırlanıyor işte ilk görüntüler. Halkımız İşte Böyle SES’lendi. (www.egirdirsescom)

Çiçek Gibi Proje

Isparta Mahkum ve Mahkum Yakınları Koruma ve Yaşatma Derneği, cezaevinden çıktıktan sonra toplum tarafından dışlanan veya iş bulamayan kişilere çiçekçilik mesleğini öğreterek, onların tekrar suça yönelmesi ve cezaevine girmemesi için çalışma yapıyor.

Kentte bir süre önce kurulan, mahkum ve mahkum yakınları için çeşitli etkinlikler düzenleyen dernek, bu kez Tarihi Üzüm Pazarı’nda başlatılan indirim günleri çerçevesinde stant açtı. Isparta Belediyesi tarafından Tarihi Üzüm Pazarı girişinde dernek için tahsis edilen alanda, çiçek ve peyzaj malzemeleri satışı yapan dernek yetkilileri, atıl durumda olan bölgeyi çiçek bahçesine çevirdi. Dernek tarafından yapılan faaliyetler çerçevesinde eski mahkumlar istihdam edilirken, elde edilen gelirlerin bir bölümü de yine dernek faaliyetleri için harcanıyor.(www.ajans32.com)

SÜTÇÜLER’İMİZDE ATATÜRK’Ü ANMA PROGRAMI

10 Kasım Atatürk’ü anma programı kapsamında Sütçüler Kaymakamlığı önünde bulunan Atatürk Anıtı’na Sütçüler Kaymakamlığı adına Sayın Kaymakamımız Mubin DEMİRKIRAN, Sütçüler Belediye Başkanı Mustafa ÜSTÜN çelenklerini sunmuştur.

              İki dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Sütçüler Belediye Kültür Salonunda Çetin Şentürk İlkokulumuzun hazırlamış olduğu programla anma programı  devam etmiştir.(Kaynak;www.sutculer.gov.tr)

www.sutculer’imiz.com web sitesi olarak anma  programına  emeği geçenlere teşekkürler.

 

MAHMUT AKSU BUNDAN İKİ YIL EVVEL YAZMIŞ OLDUĞU ŞİİRİ AŞAĞIDADIR

 

78 YILDIR HASRETİNLE YANDIK PAŞAM.

Bir yıl daha geçti sensiz,

Yine sana geldik paşam.

Bu yıl derdim  daha derin,

Bir  bir çıktı dediklerin,

Dolduramaz kimse yerin,

Dertleşmeye geldim paşam.

Yine zor başladı bu yıl

Paketler açıldı, Habura saçıldı,

Davul zurna ite çalar oldu paşam.

Kargalar güler, itler ürerken,

Çocuklarımız sınavlarda katledildi paşam.

Caniyle muhabbet edip,

Paşalara müebbet verenler kaçarken,

Komutanların  başları dik çıktı paşam.

İlker Başbuğ dedi Mit e,

Güvenmeyin bu it e,

Darbede gördük ki,

Ayaklar baş, Başlar ayak olmuş paşam.

Balıkkesirli Hatçe nine, Seyit Onbaşı,

Yokluğun, fukaralığın içinde

Devlete yük olmamak için  onurlu durur,

Devletin bağladığı maaşı kabul etmez iken

Tankın önüne yattık diye ,

Bizlerin  cepleri para doldu  paşam.

Herkes çıkarını en başta tutmuş

Sahipsiz mal bulan ivedi yutmuş

Hak ve adalet  dünden unutulmuş

Sen gittin gideli paşam.

Kutu kutu para basanlar, Kol saati takanlar ,

Arka arkaya takla atanlar

Meydanlarda görünmez iken

Yiğitler meydanlara  çıktı paşam.

Ergenekon, Balyoz  diye ekran ekran dolaşıp,

Avazı çıktığı kadar haykıranların,

Utanmaz arlanmazların,

Dilleri boğazlarına kaçtı paşam.

Hacı hoca kesti diye sana küfredenler,

Hacı hoca keser oldu,

Hasretine dayanamıyoruz gel hocam gel diyenler,

Ortalardan kayboldu,

Hasretine dayanılamayan,

Yandı bitti kül oldu paşam.

İmralıda kakeri kikiri muhabbetle r,

Şehir şehir gezen Akiller,

Ortalardan kaybolup,

Bir caniden medet bekler,

Çiyan lar sırtımızdan hançerlerken,

Astsubayın  Ömer Halis Demir

Emrinle Şehadet şurubunu içti paşam.

Senin tabutunu taşıyan,

Fatsa lı 86 yaşında dedem,

Yine bu 10 kasımda da sana selam durur,

Gözleri yaş dolar, Sana duacı olurken,

İ. Gökçek yine törene geç kaldı paşam.

Senin kurduğun Diyanet,

Bir fatiha yı sana çok gördü.

Duyan kulaklar duymaz,

Gören gözler görmez oldu paşam.

Her taraf duble yol, hastane derken,

Ulaşım vasıtaları artar,

Lüks otel odaları dolup taşarken,

Gönül odaları bomboş kaldı paşam.

 

Darbeden önce saf tutanlar,

Zaman gazetesi yutanlar,

Darbeden sonra,

Hepsi pür-i Pak oldu paşam.

Sen gideli

İşte böyle oldu paşam.

Sen bunları söylemiştin,

Bu dahili bedbahtlardan,

Hitabende bahsetmiştin

Canın sıkkın biliyorum,

Affet paşam çok dolmuştum.

Ben yolunda gidiyorum,

Yoksa çoktan mahvolmuştum.

Umutlusun her daim sen,

Gençliğe hitabetindeki deli gençlerden

Bu yıl bende gördüm,

Herkes ektiğini biçecek

İlelebet dedin paşam

Cumhuriyet yaşayacak

Bu gençler, Hatçe nineler, Seyit onbaşılar

Ömer Halis Demirler var olduğu sürece

Karanlığın gücü Aydınlığa  yetmeyecek paşam.(alıntıdır)

09.05′ TE ISPARTA’DA HAYAT DURDU

atatürk resmi ile ilgili görsel sonucu

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 80.yılında saygı ve özlemle andık.

Anma günü nedeniyle 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda tören gerçekleştirildi. Tören çelenk sunumuyla başladı, saatlerin 09.05’i göstermesiyle birlikte Isparta’da hayat 2 dakikalığına durdu. Eski Kültür Sineması’ndaki anma programında da Mustafa Kaçıkoç Anadolu Lisesi öğrencilerinin hazırladığı Atatürk Oratoryosu sahnelendi. Törenlere Vali Ömer Seymenoğlu, Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Garnizon Komutanı Piyade Albay Bilgin Çetinbağ,protokol üyeleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.(www.mathaber.com)

ANITKABİR’E ISPARTA BELEDİYESİNDEN 32 OTOBÜS

Isparta Belediyesi, Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 80’inci yılı dolayısıyla, vatandaşları Anıtkabir’de düzenlenen Anma Törenlerine götürdü. 32 otobüs yaklaşık bin 500 kişiden oluşan heyet, 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanında buluştu. Vatandaşlar Ankara’ya hareket öncesinde hep bir ağızdan Andımızı okudu.

Başkan Günaydın, “Neden buradayız, bu gece yarısında ne yapmak istiyoruz? Atamıza gitmek istiyoruz. Sizlere gönülden şükranlarımı sunuyorum. Atatürk, Türk milletinin en büyük sevdasıdır. En önemlisi Ata’yı anlamak, sevmek, bilmek ve ona saygı göstermektir. Onun için buraya toplandık. Türk Milletinin en büyük birlik, beraberlik yapacağı kişi Ata’mızdır. Atamızın huzuruna gidiyoruz” dedi.

Bugün Atatürk’ün en büyük özelliklerinin gizlenmek, karartılmak istendiğine vurgu yapan Başkan Günaydın, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Neyi karartıyorsunuz siz. Atatürk’ün en büyük özelliklerinden birisi büyük bozkurttur. Bizzat bozkurt olduğunu nutkunda, Anadolu seyahatinde en iyi şekilde ifade etmiştir. Bunu gizlemek istiyorlar. Atatürk gizlenecek bir insan değil. Atatürk dünyanın bir dehasıdır. Türk Milleti çok şanslı, o deha da bize ait. Birlik ve beraberliğimizin birisi Atatürk’tür. Buradan Atatürk’ün huzuruna gitmek istiyoruz, işte bu birlik beraberlik değil mi? Bunu kimse önleyemeyecektir. Atatürk sevdası ve Atatürk birlik ve beraberliği, O’nun vizyon ve görüşleri Türk Milletine aittir. Bizim birlik ve beraberliğimizi temin eden en büyük Atatürk, Türk’tür, Türkçüdür. Türk’ten korkuyorlar. Bir Alman yazarı, ‘Türkler bir belini doğrultursa, bin yıl belini hiç eğmeden gider’ diyor. İşte Türk’ten bu kadar korkuyorlar. Türkler dünyanın beyefendisi olacaktır.(www.ajans32.com)

 

 

 

Isparta İl Genel Meclisi’nde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 80. Yıldönümü münasebetiyle saygı duruşunda bulunularak dualar edildi.

Isparta İl Genel Meclisi’nin bugünkü toplantısı öncesinde İl Genel Meclisi Başkanı Ali Bolat başkanlığında bir araya gelen meclis üyeleri, Atatürk ve ebediyete intikal eden şehitler için saygı duruşunda bulunduktan sonra dua edildi.

Meclis başkanlık kürsüsü ve sandalyelerinde yer alan yönetici ve üyeler hep birlikte el açarak dua ettiler. İl Genel Meclisi’nde konuşan Başkan Ali Bolat, “Tek devlet, millet ve dil ülküsü bir tarihi gerçeğimizdir ve bu tarihi gerçekten asla vazgeçilmeyecektir” dedi.

Meclis oturumu, anma etkinliği sonrasında gündem maddeleri görüşmesi ve komisyon raporlarının okunmasıyla devam etti.

PATLAMADA 7 ŞEHİT 25 YARALI

Cumhurbaşkanımızdan açıklama geldi…🇹🇷
Hakkari Şemdinli’de Top Atışları Sırasında Arızalı Mühimmat Patlamasıyla 7 Şehit 25 Yaralı Askerimiz Var.
ALLAH ŞEHİTLERİMİZİN MEKANINI CENNET EYLESİN
YARALILARIMIZA ACİL ŞİFALAR DİLERİZ .

Tanınmayan kahramanlar

ANTALYA'DA FUTBOL TAKIMLARININ 2 BIN KAMP YAPMASININ HEDEFLENDIGI KAMP TURIZMI SEZONU ONCESI BAKIM CALISMALARI TITIZLIKLE SURDURULEN SAHALARDA, HAYATLARINDA HIC FUTBOL OYNAMAYAN, STATTA MAC IZLEMEYEN KADINLAR CALISARAK HEM AILE EKONOMISINE DESTEK HEM DE ULKE TURIZMINE KATKI SAGLIYOR.(FOTO:TOLGA YILDIRIM/ANTALYA-DHA)

Spor turizminde Türkiye’nin en önemli merkezi haline gelen Antalya’da futbol takımlarının ocak- nisan aylarında 2 bin kamp yapması hedefleniyor. Avrupa’dan Asya’ya dünyanın dört bir yanında takımların kamp yapacağı Antalya’daki sahalarda, yeni sezon öncesi bakım çalışmaları hızlandı. Aralık ayı ortasına kadar sahaların futbol oynamaya elverişli olması ve milyon dolar değerindeki futbolcuların zemin şartlarından sakatlanmaması için çim yapısı titizlikle inceleniyor. Kentteki 170 futbol sahasındaki çalışmalarda ise profesyonel çim bakım uzmanlarının yanı sıra, çoğunlukla ev kadını ya da çiftçi kadınlar görev alıyor.

TANINMAYAN KAHRAMANLAR

Yaz döneminden itibaren bakıma alınan sahalarda tohum ekimi, çim biçme sonrası ot yolma, topraktaki taşları ayıklama gibi işlemleri yürüten kadınlar, hem Antalya’nın futbol turizmindeki başarısı, hem de ülkenin tanıtımı için emek harcıyor. Belek Turizm Merkezi’ndeki sahalarda yevmiyeli çalışan kadınlar, kazandıkları günlük 70 lirayla da aile ekonomisine katkı sağlıyor. Futbol sahalarına yakın çevredeki Belek ve Serik’te yaşayan kadınlar, ev işlerinden, sera ve bahçe çalışmalarından arta kalan zamanlarda saha bakım görevlisi olarak çalışıyor.

FUTBOL SAHALARINDA KADIN ELİ

Aile içerisinde, evdeki marifeti ve titizliğiyle örnek alınan anne ve abla konumundaki kadınlar, futbol sahalarındaki görevlerine de aynı titizliği yansıtarak kamp turizmi sezonunun başarılı geçmesi için ter döküyor. Kadınlardan Gülseren Hekimoğlu, “Ülkemizin turizm geleceği için, futbolcuların sakatlanmaması için bu sahalarda elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Çimler arasında ufacık taş olsa bile eğilip alıyoruz. Çimlerin kumlamasını yapıyoruz, otları yoluyoruz, taş ayıklıyoruz. Hiç maç izlemedim, hiç oynamadım ama bu sahaların en güzel bakımını yapmaya çalışıyoruz. Bu sahalarda top oynayacak futbolcuların sakatlanmaması için titizlikle çalışıyoruz” dedi. (www.gunhaber.com)

Beni Valilikte Bulamayanlar Şaşırmasın

Isparta Valisi

Karşılama töreni istemeyen Vali Seymenoğlu gelir gelmez Valilik personeliyle tanıştı. Valilik binasını gezdi ve birimleri ziyaret etti. 30 yıl önce Burdur Çeltikçi’de kaymakamlık görevinde bulunduğunu kaydeden Vali Seymenoğlu,  “Bizi Isparta’ya vali olarak geldik. Bunun içinde başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’ya şükranlarımı sunuyorum.

Meslek hayatıma bu bölgede başladım. İlk valilik görevimde güller diyarı oldu. Az da olsa bölgeyi biliyorum. Mutlaka geçen yıllar içinde değişiklikler olmuştur.  Hizmet etmek için geldim. Gelmeden önce Isparta ile ilgili bilgiler edindim.   Ancak  birebir vatandaşla olmak lazım. Bölge insanına dokunmak buranın havasını koklamak lazım. 24 saat hizmet etmeye geldik.  Tüm mesai arkadaşlarım da gecemizi gündüzümüze katarak Isparta’ya hizmet aşkıyla doluyuz. Isparta’ya vali olarak gelmekten büyük mutluluk duydum.  Bölgenin almış olduğu yatırımlarda beni memnun etti. Bir çok ilin önünde Isparta gerek altyapı gerekse kültürel sosyo ekonomik yönden ileri durumda.  O yüzden bizim işimiz Vali olarak daha zor. Çünkü aldığımız görevi daha yukarılara taşımak zorundayız.

Allah nasip ederse zaman içinde daha iyi noktaya Isparta’yı ortak akılla taşıyacağız” dedi. Isparta’da seçilmişlerle. Sivil toplum temsilcileriyle, eşrafıyla. Sanayicisiyle eğitimcisiyle bir araya gelerek ortak akılla Isparta’yı yönetme vurgusu yapan Vali Seymenoğlu, “Artık Cumhurbaşkanlığı sistemine geçtik. Bu sistemin ilk valileriyiz. Bu sistem kamu görevlilerinin çalışma azminde gerekse vatandaşın bizden beklentilerinde büyük bir farklılaşmaya yol açıyor. Biz de bunu gerçekleştireceğiz.

Ben yalnız gelmedim. Eşimi getirdim. Lise 2’ye giden oğlum var onu da getirdim.   Hizmetleri beraber üreteceğiz. Beraber faydalanmış olacağız. Bir Ispartalı sağlıktan nasıl faydalanıyorsa Vali olarak da benim ailem de aynı şekilde faydalanacak eğitimden aynı şekilde faydalanacak.  Onun için protokol karşılama istemedim. Artık bunlara doyduk diyorum. Benim tarzım bu. Geldim önce yakın çalışma arkadaşlarımı ziyaret ettim. Onların moral motivasyonlarını artırdım. Onun için Isparta’da güzel işler yapacağını umuyorum.  İlk izlenimim çalışma arkadaşlarımla bu işi götürebileceğim şekilde oldu. Valilik dışında il müdürlüklerini de habersiz şekilde ziyaret edip onları da tanıyacağız. Sohbet edeceğiz. Sıkıntılarını dinleyeceğiz.  

Ortak akılda buluşup Isparta’ya hizmet etmek tek gayemiz” dedi. Trabzonspor’u tutan Vali Seymenoğlu sporla arasının iyi olduğunu söyledi. Trabzonspor’un fanatik taraftarı olduğunu ama bunun Davrazspor’lu olmadığı anlamına gelmediğini ileten Seymeoğlu, Isparta Davrazspor’un profesyonel ligde mücadele etmesi için elinden geleni yapacağını iletti.  Seymenoğlu, spora da el atacaklarını belirterek “Görevimiz sporu teşvik etmek. Kahve köşelerinden kötü alışkanlıklardan gençlerimizi uzak tutmak için spora öncelik vermek zorundayız. Mutlaka Davrazspor’a destek olacağız. İleriki günlerde ilk ziyaret edeceğimiz sivil toplum kuruluşlarından biri spor kulüpleri olsun.

İlçelere köylere sık sık gideceğim. Ben köylerle barışık biriyim. Haftanın yarısın köylerde geçireceğim. Valilik konağına gelip de Vali yerinde durmuyor diyen arkadaşlarımdan şimdiden özür dilerim diyen Vali Seymenoğlu, “Basınla iyi bir diyalog içinde olacağız. Birlikte bu şehri yöneteceğiz. Tabiki hizmetlerimizin kamuoyun anlatılması çok önemli. Basınla beraberiz” dedi.      
 

Kaynak: Editör: Melike SÖNME

Seçim sonucunu değiştirecek adım

Isparta’da öğrenim gören üniversite öğrencileri Belediye’nin başlattığı çalışma kapsamında birincil adreslerini ilimize taşıyor.
Isparta’da öğrenim gören üniversite öğrencileri Belediye’nin başlattığı çalışma kapsamında birincil adreslerini ilimize taşıyor. Bu kapsamda bugüne kadar 22 bin öğrenci birincil adreslerini Isparta’ya taşıdı. Bugünde çok sayıda öğrenci Nüfus Müdürlüğüne gelerek ikametgahlarını Isparta’ya aldırdı. Öğrenciler yapılan uygulamadan memnunken, Belediye Başkan Yardımcısı Recep Erdem kazanın Isparta olacağını söyledi.(www.haber32.com)

Atatürk Gençliği’ne Atatürk Kütüphanesi oluşturuluyor

Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, 4.Noter Mustafa Kemal Pınar’ı ziyaret etti. Pınar’a ait Atatürk’ün anlatıldığı 400 kitaptan oluşan kütüphaneyi inceleyen Başkan Günaydın, ayrıca yine Atatürk’ün fotoğraflarının bulunduğu 70 fotoğraftan oluşan koleksiyonu da yakından takip etti. Pınar, Başkan Günaydın’a ziyaretin anısına Nutuk ve Rauf’un Rüyası isimli kitap hediye etti. Günaydın, “Noterimiz kendi çabalarıyla Atatürk Kütüphanesi kurmuş. Buradaki kütüphane bana feyz verdi. IYAŞ altında oluşturduğumuz parkımız var. Bu parkımızın içerisine Atatürk’ün İmzası isimli bir kafeterya yapıyoruz. Bu kafemizde 15 metre uzunluğunda Atatürk’ün imzası bulunacak. Burada Atatürkçü gençliğimiz için bir kütüphane kuruyorum. Bu da şehrimizde ilk olacak. Burası beni çekti, burayı görmek ve sayın noterimizi ziyaret etmek istedim. Böyle bir kütüphane oluşturduğu için Mustafa Kemal beye teşekkür ediyorum” dedi.

http://www.haber32.com.tr/

Haber32 – 

Anıtkabir’de bir Japon

63 yaşındaki Moriwaki yılda 20 kez Anıtkabir’e gidiyor, 10 Kasım’da Atatürk’e saygı için dalış yapıyor, Japonlara Atatürk’ü anlatıyor.

Yarın 10 Kasım. Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 80’inci ölüm yıldönümü. Atatürk’ün adı dünyanın pek çok yerinde de saygıyla anılıyor. 28 yıldır Türkiye’de yaşayan Japon yüksek mimar ve yüksek inşaat mühendisi Yoshinori Moriwaki de Atatürk’ün hayranlarından biri. Gazi Mustafa Kemal’den, “O dünyanın en iyi 5 liderinden biri” diye söz eden 63 yaşındaki Moriwaki yılda 20 kez Anıtkabir’e gidiyor, 10 Kasım’da Atatürk’e saygı için dalış yapıyor, Japonlara Atatürk’ü anlatıyor. 

Türkiye’ye geldiği ilk günlerde gittiği her şirkette Atatürk’ün fotoğrafını, tüm okullarda heykellerini gördüğünü dile getiren Moriwaki, “Herkes ‘Atatürk Atatürk’ diyordu. Ben de nasıl bir insan olduğunu çok merak ettim. Önce iki tane Atatürk’le ilgili Japonca kitap okudum. Okudukça, bilgilendikçe kendisini çok sevdim. Çünkü Atatürk olmasaydı Türkiye olmazdı ya da çok küçük bir ülke olarak kalırdı. Dünyada Abraham Lincoln, Winston Churchill gibi sayılı liderler var. Bence Atatürk de bu liderler arasında olabilecek ve dünyanın en iyi 5 lideri arasında sayılabilecek bir isim” sözleriyle Atatürk’le tanışma hikayesini anlatıyor.

“YILDA 20 KEZ ANITKABİR’E GİDİYORUM”

Atatürk’ü daha iyi tanımak için Anıtkabir’e gittiğini belirten Moriwaki, Ankara’ya her gittiğinde Anıtkabir’e uğradığını sadece bu sene bile 20 kere gittiğini ifade ediyor. Japonya’dan veya başka ülkelerden gelen misafirlerine İstanbul’daki Sultanahmet Meydanı, Yerebatan Sarayı, Ayasofya gibi yerleri gezdirdiğini ancak zaman varsa mutlaka Anıtkabir’e de götürdüğünü söyleyen Moriwaki, “Çünkü Türk insanını en iyi anlatan resmin Anıtkabir olduğunu düşünüyorum” diyor.

“ANADOLU’YU, ATATÜRK’ÜN YOLUNDAN GİDEREK GEZDİM”

Ankara dışında Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı Samsun’dan başlayarak Erzurum’u, Sivas’ı ve diğer yerleri gezdiğini de belirten Moriwaki, “Belki bu bir tesadüftü ama beni sırayla bu illerden çağırdılar ve Atatürk’ün yolundan giderek bu illeri gezdim ve bu çok hoşuma gitti” diyerek sözlerine devam ediyor.

“ÖNCEDEN ATATÜRK’E DAHA FAZLA SAYGI DUYULUYORDU”

“Eskiden sorduğumda herkes Atatürk’ü seviyordu. Ama maalesef bu aralar kötü şeyler duymaya başladım. Bunun için çok üzülüyorum” diyen Moriwaki sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bir insanın ölünceye kadar çok çalışması, okuması ve bir şeyler üretmesi lazım. Ben elimden gelen her şeyi yapmış, bu dünyaya bir şeyler bırakmış olarak ölmek istiyorum. Atatürk’ün de hayatına ince ince baktığımızda bu konuda çok ders alabiliriz. “(www.odatv.com)

SÜT ENDÜSTRİ KURUMU

Sek; Türkiye’de süt ve süt ürünlerinin üretiminin gelişmesini sağlamak ve tüketiciye sağlıklı, hijyenik, en kaliteli ve en doğal ürünleri sunmak amacıyla 1963 yılında tarım ve köyişleri bakanlığı’na bağlı olarak kuruldu. 1968 yılından 1995 yılına kadar kamu iktisadi teşebbüsü olarak faaliyetlerini sürdürdü.

sektöründe birçok ilke imza atan sek, ilk pastörize sütü ve ilk homojenize edilmiş (yağı her yere eşit olarak dağıtılmış) yoğurdu üretti. süt ve süt ürünleri alanında yeniliklere devam eden sek; dil peynirini ilk kez tüketiciyle tanıştırdı. ayrıca kaşar ve beyaz peyniri ilk kez vakumlu ambalajda (içi hava almayan) tüketicilerine sunan marka oldu.

Sek, 1995’te özelleştirilerek, sektörde faaliyet gösteren küçük ve orta büyüklükteki sanayici ve gıda toptancılarından oluşan 164 kişilik bir grup tarafından satın alındı. 1997 yılında koç holding, sek hisselerinin %68’ini satın alarak, sek’i kendi bünyesine kattı.

herkes iyilikle beslensin; en doğal, en sağlıklı ve en lezzetli ürünler sofralara ulaşsın diye 1968’den beri faaliyetlerini sürdürmektedir.(arşiv Mustafa Doğankaya www.eksisozluk.com )

118 yaşındaki Fatma nine, ziyaretine gelen müdürü şaşırttı BURSA’da hane hane gezerek ailelerin sıkıntılarını dinleyen Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Erkut Öneş, kapısını çaldığı bir evde 118 yaşındaki Fatma Bingöl ile karşılaşınca şaşırdı. Öneş’in bir süre sohbet ettiği yaşlı kadının torunun da 76 yaşında olduğu öğrenildi.

118 yaşındaki Fatma nine, ziyaretine gelen müdürü şaşırttı

Bursa Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı ekipler Aile Sosyal Destek Projesi (ASDEP) kapsamında Bursa’yı hane hane gezerek vatandaşların sıkıntısını dinlemek için Mustafakemalpaşa ilçesi kırsal Kumkadı Mahallesi’ne gitti. Burada vatandaşları evlerinde ziyaret ederek dertlerini dinleyen Öneş ve ASDEP personeli, hatırını sordukları Fatma Bingöl’ün 118 yaşında olduğunu öğrendi. Bingöl’e selam verip bir sıkıntısı ve isteği olup olmadığını soran İl Müdürü Öneş, yaşlı kadınla uzun süre sohbet etti. Aile ve Sosyal Politikalar ekibi, kimliğinde  1 Temmuz 1900 Selanik doğumlu yazan ve karşısındaki kişi ile oturup sohbet edebilen, sağlıklı görüntüsü ile de dikkat çeken 118 yaşındaki Fatma Bingöl’ün elini öpüp, duasını alarak yanından ayrıldı.

Fatma Bingöl, oturduğu evde torununun torunuyla birlikte yaşıyor. Yaşlı kadının torunu ise 76 yaşında. Fatma Bingöl, en yaşlı elektrik abonesi olarak, geçtiğimiz Eylül ayında Limak Enerji yetkililerince ziyaret edilmişti.(www.gunhaber.com)

Başkan Türel’den otobüsten indirilen gaziye ziyaret

ANTALYA BUYUKSEHIR BELEDIYE BASKANI MENDERES TUREL, TOPLU TASIMA ARACINDAN INDIRILEN GAZI VELI AKKUS'U ZIYARET ETTI.(FOTO:ANTALYA-DHA)

 

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, gazi kartı geçersiz olduğu ileri sürülerek özel halk otobüsünden indirilen Gazi Veli Akkuş’u Kepez ilçesi Fatih Mahallesi’ndeki evinde ziyaret etti. Başkan Türel, yaşanan olaydan duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Otobüs sürücüsüne gerekli cezanın verildiğini, toplu taşıma aracı kullanımından men edildiğini kaydeden Türel, “Bir kere ‘Gazi’ unvanına sahip bir büyüğümüzün böyle bir muameleye tabi tutulması bizim için kabul edilebilecek bir şey değil. Şoförlerimize eğitim vermek suretiyle halkımıza en iyi şekilde davranması gerektiğini hep söylüyoruz. Eğitim seminerleri düzenliyoruz bunun için. Ama maalesef çürük elmalar her zaman çıkıyor” dedi.

‘HADDİNİ AŞMIŞ’

Sürücünün davranışını kabul etmelerinin söz konusu olmadığını belirten Başkan Türel, şunları söyledi:

“Yapılan bu çirkin hadiseden dolayı size geçmiş olsun demek için buradayım. Arkadaşımız haddini aşmış, son derece saygısızca bir davranışta bulunmuş. Bunu hiçbir şekilde kabul edemeyiz. Bununla ilgili gereken en ağır cezayı verdik. Bu hareketi yapan arkadaş her ne kadar olaydan sonra pişmanlığını belirten, özür dilediğini belirten dilekçe vermiş olsa da bizim bu saygısızlık karşısında müsamaha göstermemiz mümkün değildir. Gereğini yaptık ve görevinden men ederek bir daha toplu ulaşımda hizmet vermeyecek şekilde gereken kararlarımızı aldık. Bundan sonra da sizin yaşadığınız talihsiz hadise belki de benzeri başka olabilecek olayların da önüne geçmiş olur. Yapılan davranışın kabul edilebilir bir yanı yok.” (www.gunhaber.com)

Kovada Gölü’nde yapılan kontrollerde 6 cm. fanya aralığında 1000 metre uzunluğunda misina balık ağı ele geçirildi.

Kaçak Avcılar Kovada Gölü’nde de Boş Durmuyor!..

Eğirdir Jandarma Bot Komutanlığı ve İlçe Tarım Orman Müdürlüğü tarafından bugün Kovada Gölü’nde yapılan kontrollerde, kullanımı yasak olan 6 cm. fanya aralığında 1000 metre uzunluğunda misina balık ağı ele geçirildi.

Milli Park olması nedeniyle yıl boyu her türlü avcılığın yasak olduğu Kovada Gölü’nde, kaçak olarak balık avlanması, kaçakçıların dur durak bilmediğini gözler önüne sererken, ele geçirilen 1000 metre misina ağa el konuldu. (www.egirdirakingazetesi.com)


RENSES TATİANA GÜL KENTİ GÜNEYKENT’E GELDİ

PRENSES TATİANA GÜL KENTİ GÜNEYKENT’E GELDİ

Danimarka Ve Yunanistan Kraliyet ailesi Kraliçesi Tatiana Isparta’nın Gül Kenti Güneykent’te ağırlandı.
Ispartalı genç işadamı Barış Gümüş’ün misafiri olarak Isparta’ya gelen Kraliçe, gül bahçelerini, gül müzesi GÜZE’yi, GÜLEVİ’ni ve Gülderen Kadinlar Kooperatifine ziyarette bulundu.

Güneykent Belediye Başkanı Fahrettin Gözgün yaptığı açıklamada;
”Prenses TATİANA’yı Güneykent imizde ağırlamak bizim için büyük bir onur ve gurur olmuştur. Hayırlara vesile olması temennisi ile ziyarete sebep olan herkese kalbi teşekkürlerimi sunuyorum.” Dedi.

Isparta Haber Ajansı

TROYKA’nın kafası ezildi

15 Temmuz sonrası FETÖ’yle mücadele kılıfıyla devlet içinde yeni bir yapılanmaya giden TROYKA çetesi çökertildi. Mağdurlar arasında milletvekili de var rektör de!

Devrim TOSUNOĞLU

15 Temmuz ve Cumhurbaşkanlığı makamının adını kullanarak ‘TROYKA’ adlı FETÖ benzeri bir derin devlet yapılanmasının oluşturulmaya çalışıldığı bilgisi üzerine Isparta Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Yapılan çalışmalarda Isparta’da  “15 Temmuz İnsiyatifi Platformu Derneği” adı altında kendilerini FETÖ’yle mücadele ediyormuş gibi gösteren 12 şüpheli yakayı ele verdi. Isparta Cumhuriyet Savcısı Murat Karakaya tarafından şüpheliler hakkında  ‘silahlı suç örgütünü kurup yönetme’ gibi suçlardan iddianame düzenlendi.

Cumhurbaşkanlığı makamını kullandılar 

İddianamede, örgüt üyelerinin hedef seçtikleri kişiler üzerinde baskı, sindirme ve korkutma politikası izlemek amacıyla Cumhurbaşkanlığı Makamının ve İçişleri Bakanlığı Makamının nüfuzunu kullandıkları, kamuoyunda Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı ile birebir görüşüyormuş, bu makamlardan aldıkları talimatlarla hareket ediyorlarmış algısı yaratmaya çalıştıkları anlatıldı. Kurdukları derneğin ardından yerel Diriliş Gazetesi ve ıspartanews.com ile Isparta32.com gibi internet sitelerini de örgütün amaçları için kullandılar.

Kamufle olmak için dernek kurduk   

İtirafçı olan Mehmet G. örgütün kuruluşunu şöyle anlattı: Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri öncesinde bazı adaylar aleyhinde bilgi toplayarak yıpratma yaptık. (www.mathaber.com)

Etnografya Müzesinin Türkiye’nin her yerinden ziyaretçilerini ağırladığını söyleyen Isparta Belediye Başkanı Yüksek Mimar Yusuf Ziya Günaydın da, “Bu müze için Kırklareli, Van, Bitlis’ten geliniyor. Ankara, İstanbul’u zaten saymıyorum. Sebebi şu bu müzemizde Toros kilimleri var. 3500’e yakın kilim, halı ve objelerimiz var. Toros kilimlerindeki bazı desenler Sümerler’deki kazılarda bile çıktığı görünüyor. Sümerler Mezopotamya’da yaşarken o günden kazılardaki çıkan motiflerin bir kısmı burada var. Toros’un en zirvelerinde bu motifler görülebiliyor. Müzemiz ulusal düzeye geçti, zamanla uluslararası da olacağı ortaya çıkmıştır. Bu müzemize ek olarak Ergenekon Müzemizin inşaatı da devam ediyor. Bu müzemizde de büyük tarihi ve Türk Milletinin temsilciği ortaya çıksın istiyoruz. 3 yıldan buyana içerine konacak objelerin çalışılmasına devam ediliyor” dedi. 

Ergenekon ve Balyoz operasyonları ile Türk tarihinin genç nesle yanlış aksettirilmeye çalışıldığını belirten Başkan Günaydın, “Bizim büyük destanımıza karşı bu ismi gelecekte çocuklarımıza yanlış aksettirilmesi için özellikle yapılmış bir çalışmadır. Ergenekon operasyonu yapıldığında Türkiye’nin değil Türklük aleminin ayağa kalkması lazımdı. Her milletin büyük destanları vardır. Bizim de Ergenekon en büyük destanımızdır. Bu destanımızı yok etmek, Türkiye’yi yıkıp Amerika’ya teslim etmek isteyen bu FETÖ’cü hainlere karşı bu müzenin çalışmalarına 6 yıl önce başlamıştım. Şimdi de bitmek üzere. 2 bin tondan oluşan mermer üzerine Ergenekon destanını işliyoruz. Bu müzemiz Türkiye’de ve Dünyada nerede bir Türk varsa onu ilgilendirecek. Araştırma geliştirmelerde Türkiye Cumhuriyetinde yer alan tüm üniversitelerimizin de odak noktası burası olacak. (www.ajans32.com)

polis ile ilgili görsel sonucu

Yaşlı kadını telefonla arayan dolandırıcılar adının FETÖ’ye karıştığını söyleyerek tüm altın ve ziynet eşyalarını istedi. Yalnız yaşayan kadının 60 bin lira değerindeki altınlarını almaya gelen dolandırıcı, polis tarafından suçüstü yakalandı. 

Edinilen bilgiye göre, Isparta’da yalnız yaşayan 69 yaşındaki M.T.’yi telefonla arayarak, adının FETÖ/PDY’ye karıştığını söyleyen dolandırıcılar, yaşlı kadını telefonda bir süre duruma inandırmak için uğraş verdi. Dolandırıcılar, daha sonra kadını kurtarmak için evde bulunan tüm para ve altınları eve gelecek kişiye teslim etmesi gerektiğini söyledi. 

Yalana inandırılan yaşlı kadın, evinde biriktirdiği altın ve bilezikleri şüpheli gelecek kişiye teslim etmek üzere hazırlık yaptı. 

EMNİYET, DOLANDIRICIYI SUÇÜSTÜ YAKALADI 

Durumu haber alan Isparta Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler, olayın gerçekleşeceği eve gitti. Yaşlı kadın, eve gelen M.A. isimli şüpheli ile görüştüğü sırada harekete geçen Dolandırıcılık Bürosu ekipleri, dolandırıcıyı suçüstü yakaladı. 

Şüpheli M.A. polis ekiplerince gözaltına alınırken, yaşlı kadının sahtekarlara kaptırmak üzere olduğu altın ve ziynet eşyaları da kendisine teslim edildi. 

“BU TÜR DURUMLARI HEMEN POLİSE BİLDİRİN” 

Isparta’da özellikle son dönemde yalnız yaşayan yaşlı kadınları hedef alan dolandırıcılar konusunda daha dikkatli ve duyarlı olunması gerektiğine dikkat çeken emniyet güçleri, telefonda para talebinde bulunan kişilere itimat edilmemesi gerektiğini belirtti.

Market Önünde Bırakılan Simitleri Çaldı

Isparta’da sabah erken saatlerde fırıncıların satılması için market önüne bıraktığı sıcak simitler, kimliği belirsiz bir kişi tarafından çalındı. Simit hırsızlığı ise marketin güvenlik kameraları tarafından saniye saniye kaydedildi. 

Edinilen bilgiye göre olay, Isparta Pirimehmet Mahallesi Özkanlar Kavşağı mevkiinde faaliyet gösteren bir markette yaşandı. İddiaya göre, sabah erken saatlerde fırıncılar tarafından satışı yapılmak üzere market önünde poşet içerisinde 15 adet simit bırakıldı. 

Bir süre sonra yolda ilerleyen kimliği belirsiz bir genç, poşeti alarak kayıplara karıştı. Simit hırsızlığı ise marketin güvenlik kameraları tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, cadde üzerinde ilerleyen gencin yürüyerek market önüne geldiği görülüyor. Market önünde, poşet içerisindeki simitleri gören kimliği belirsiz genç etrafı kontrol ettikten sonra simitleri alıp kayıplara karışıyor. (www.ajans32.com)

 

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI

ADİL ÇETİNKAYA EŞİ SANİYE ÇETİNKAYA VEFAT ETMIŞTİR.CENAZESI CUMA GÜNÜ ÖĞLE NAMAZINDAN SONRA  SEFERAĞA CAMİİNDEN  KALDIRILACAKTIR.

MERHUMEYE ALLAH’TAN RAHMET,AİLESİNE VE YAKINLARINA BAŞ SAĞLIĞI DİLERİZ.

İRT HAVVA METO 0535 237 06 39 (BİLGİ MESAJI KASAPOĞLU MESAJ SERVİSİNDEN ALINMIŞTIR.)

 

“Atatürk bizi üzmedi sen bizi üzdün”

Erdoğan’ın fotoğrafını çerçeveden çıkarttı.

Geçtiğimiz günlerde 146 liralık elektrik faturası isyan edip “Size oy veren elim kırılsaydı” diye video çeken Karadenizli AKP seçmenine bu ay da 183.5 liralık elektrik faturası gelince çerçeveletip evinin duvarına astığı Recep Tayyip Erdoğan’ın portresini çerçeveden çıkarıp attı. “Sayın Cumhurbaşkanım, senin ismini yüreğime kazıdıydım, senin için etmediğim kavga, etmediğim mücadele kalmadı, dostlarımı kırdım onların hepsinden özür diliyorum.” sözleriyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen vatandaş, “Senin resmini çerçeve yaptım, babamın resmini asmadım duvara senin resmini odamın duvarına astım, her gün gözümün önünde görmek istedim seni sayın cumhurbaşkanım bakın şimdi bu çevreden çıkartıyorum.” dedi ve Erdoğan’ın fotoğrafını çerçeveden çıkarttı. “Artık benim için en büyük Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’tür. O yoklukta, savaştan çıktığı halde milletinin hakkını savundu ve milletini üzmedi sen bizi üzdün. Soframızdaki ekmeği aldın” diyerek sitem etti. İşte o video: Odatv.com

Kaynak: Atatürk bizi üzmedi sen bizi üzdün

Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür göremezsin.

Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür göremezsin.

Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan, 
Güneş kucağındadır, bilemezsin. 
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür, 
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın. 
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın…
W. Sheakespeare ** Göldosk ile Göl Yolu’nun 91.km sin de Flamingolar çıktı yolumuza. Eğirdir Gölü’nün sessiz,ıssız,ırak köşelerine Filamingo sürüleri de uğruyormuş bilmiyorduk. Göl Yolu boyunca varlığından haberdar olmadığımız o kadar güzellik çıktıki karşımıza. Göl de açan yabani nilüferler,göle bakan sarp kayalıkların içine oyulmuş kral mezarları,Elma bahçeleri arasına gizlenmiş asırlar öncesinden bugüne kadar ayakta kalmış görkemli kervansaray,Henüz elektriğin gitmediği toprak yolun son bulduğu göl kıyısındaki minik tepede kurulmuş taştan,çamurdan ve sazlardan yapılmış küme küme balıkçı barınakları. Kimi tarafta kayalıklar,sarp taştan tepeler,kimi tarafta gölü takip eden makiliklerle çevrili patikalar,gizli kalmış yalnızlıktan inim inim inleyen sahiller,koylar. Dalga ve kuş seslerinin uğultusun da  farkın da olmadığımız güzelliklere uzanan göl yolu; bugün göl sularının aşırı kullanımından dolayı göldeki çekilmenin ve kurumanın boyutunu bizlere gösterdi. Üzerinde durduğum zemin bir yıl önce göl sularının altındaymış. Daha birkaç yıl öncesine kadar kayıkla ulaşılan yerlere bugünler de yürüyerek ulaşmanız mümkün. Arkanızı,sırtınızı dönerek,görmezden gelerek adım adım yaklaşan bu felaketi durduramaz,yok sayamazsınız.  Göl size değil,siz göle muhtaçsınız. “Beyaz adam Annesi toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar.
Onun bu ihtirasıdır ki, toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir.
Beyaz adamın kurduğu kentlerde huzur ve barış yoktur.
Bu kentlerde bir çiçeğin taç yapraklarını açarken çıkardığı tatlı sesler ve bir kelebeğin kanat çırpınışları duyulamaz.
Beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu, son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde anlayacak… “
Kızılderili Şef Seattle – 1853
Kaynak: Editör: Mürsel ERBEN

 

SÜMERBANK

Bir ulusu giydirmek…

Bizim kuşak için Eylül ayı Sümerbank ayı olurdu. Okul önlüğümüzden, pantolonumuza, defter kalemden, beslenme çantamıza kadar her şeyi Sümerbank’tan aldık biz. Anneannemin patiskaları, dedemin bayramlık mendilleri, annemin hâlâ kullandığı porselen takımı, babamın martı gibi Beykoz köselesikunduraları… Herkesin, sonraları Gaffur pijaması diye ayyuka çıkan, çizgili pazen pijaması muhakkak vardı. Kışın Sümerbank pijamamı yine Sümerbank çorabımın içine sokup öyle yatardım.

Memur çocukları, kumaş kokulu Sümerbank mağazalarına ailecek yapılan ziyaretleri iyi bilirler. Çünkü devlet, memurlarına ve devlete bağlı kurumlarda çalışan işçilere yıllıkSümerbank istihkakı verirdi. Gelinlik çeyizlere Sümerbank çeki konurdu. Sümerbank, yatılı öğretmen okulunda okuyan öğrencilere her yıl birer çift ayakkabı yollar, Kredi ve Yurtlar kurumunun çarşaf ve nevresimlerini üretirdi. Hatta maddi durumu olmayan başarılı öğrencilere burslar verip onları yurtdışında eğitime de gönderirdi.

Bir dönem Galatasaray’ın parçalı formalarını da yine Sümerbank dikmişti. Merserize trikotaj veya keten dokuma bu formalara futbolcular canları gibi bakar, her maç sonrası evinde yıkayarak bir sezon boyunca giyerlerdi.

Anadolu kadını için adeta bir basma devrimi yapmıştı Sümerbank. Rengarenk, püfür püfür, desen desen emprime basmalar üretti yıllarca. Rahşan Ecevit’in dallı güllü basma elbiseleri, Karaoğlan’ın mavi gömleği hep Sümerbank’tandı. Ben de Sümerbank’a gittiğim zaman tezgâhtardan Ecevit mavisi gömlek isterdim ekseriyetle. Dünya güzeli seçilen Azra Akın’ın o nefis elbisesini bile Oscar de la Renta filan değil Sümerbank dikmişti. Fakat bugün Emine Hanım, 6000 dolara ayakkabı satan, Christian Louboutin’den aşağıya giyinmiyor maşallah.

Ne komünist ülkeymişiz…

O zamanlar Sovyet kredisiyle başlayan bu küçük macera peyderpey büyüdü. İpliğinden tutun, nihai ürünün nakliyatına kadar çoğu işi kendi bünyesinde yapmaya başladı. Sümerbankmensucatla kalmadı; porselendir, kırtasiyedir, halıdır, kilimdir, tuğladır, aklınıza ne geliyorsa üretmeye ve satmaya başladı

. Kendi finansmanını bile kendi bankacılık faaliyetlerinden sağlıyordu.

0 binden fazla çalışan, 500’e yakın mağaza, 41 fabrika ve 43 banka şubesiyle Türkiye’nin en büyük holding teşekküllerinden biri haline geldi. Eğer istenseydi bir ülkenin tüm üretimini yapacak bir yapıya ulaşabilirdi. Bizatihi bir işçi kooperatifi olmasa da Bask bölgesindeki Mondragon kooperatifiyle biçimsel benzerlikler gösterirdi. Tüccara ayrı, nakliyeciye ayrı, perakendeciye ayrı kâr fırsatı vermeden halka aracısız satış yaptığı için fiyatları uygun olurdu; bundan ötürü de özel şirketler vatandaş segmentinde Sümerbank’la pek sıkı rekabet edemiyordu.

Fakat dar gelirli ve mütevazi vatandaşın bayramlık giyim-kuşam ihtiyacını Sümerbank’tan karşılaması Özal’ın çok zoruna gitti. IMF ve Dünya Bankası her geldiğinde “halkın sırtındaki kambur” diyerek Sümerbank’ı şikayet etti. Neymiş, fabrika işçisi çok para alıyormuş… Rahmetli çok tontondu ama hiç sevmezdi çok para alan işçiyi. İşçi dediğin az para alır, hatta mümkün olsa almadan çalışır, değil mi?

Önce Sümerbank’ın bir kısmı işçi düşmanı Garipoğlu’na, bir kısmı da hepimizin yakinen tanıdığı Albayraklara haraç mezat satıldı. Hatta araya güzelim TÜMOSAN ihalesi de sıkıştırıldı. Sonra Merinos, Beykoz, Bergama ve Malatya başta olmak üzere fabrikalar teker teker kapatılmaya başlandı. Emekçi şehri olan Nazilli, bir gecede emekli şehri oldu.(www.tammakale.com)

Dağcılar Buldu..

Türkiye’de Mağara Döneminde Yaşayan Aile.. Para dahi kullanmıyorlar

Tunceli, Bingöl ve Erzincan sınırlarının kesiştiği, 2500 metre yüksekliğindeki Hoşan Dağı’nda dağcıların tesadüfen bulduğu 7 kişilik aile, mağara dönemini yaşıyor. Devletin varlığından haberleri yok.

Bingöl ve Erzincan sınırlarının kesiştiği, 2 bin 500 rakımlı Hoşan Dağı’nın zirvesine yakın yamaçtaki mağara gibi evde kabile olarak yaşayan ailenin öyküsü, hayrete düşürüyor. Hüseyin Teşar (80), eşi Emine (78) ve 5 çocuğuyla ilkel şartlarda yaşıyor.(www.tammakale.com)

 

ISPARTA’DA GÖLLER İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

GÖLLER MECLİS GÜNDEMİNDE 
İl Genel Meclisinde geçen ay yapılan Eğirdir ve Beyşehir göllerindeki sorunlara ilgili genel görüşme için hazırlanan ortak komisyon raporu meclisin cumartesi günü yapılan oturumunda görüşüldü. Komisyon raporunda göllerdeki sorunların giderilmesi için çözüm önerileri sıralanarak, “Üniversite, Kamu Kurum ve Kuruluşları, Sivil Toplum Kuruluşları, Meslek Kuruluşları başta olmak üzere bütün paydaşların katılacağı bir çalıştay düzenlenmesi komisyonlarımızca uygun mütalaa edilmiştir” denildi.

Eğirdir ve Beyşehir Göllerinde yaşanan sorunların giderilmesi için gerekli önlemlerin alınması için geçen ay İl Genel Meclisinde yapılan genel görüşmenin ardından İmar Ve Bayındırlık Komisyonu, Plan Ve Bütçe Komisyonu, Tarım Ve Kırsal Kalkınma Komisyonu, Gençlik, Spor Ve Turizm Komisyonu, Eğitim, Kültür Ve Sosyal Hizmetler Komisyonu, Çevre Ve Sağlık Komisyonu İle Sanayi Ticaret Ve Doğal Kaynaklar Komisyonları tarafından ortak rapor hazırlandı.

Komisyonların ortak raporunda geçen ay Süleyman Demirel Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü EKOBİR Başkanlığı, Devlet Su İşleri 18. Bölge Müdürlüğü yetkililerinin de katılımı ile yapılan genel görüşmeye dikkat çekilerek sorunların giderilmesi işçin çözüm önerileri sıralandı. (www.mathaber.com)

CAMİLER TEMİZLENİYOR

 

 

 

 

 

Camilerimizin genel temizliği yapılıyor Isparta Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü tarafından şehirde bulunan camilerin bahçeleri, şadırvanları, cami halıları ile iç temizlikleri yapılıyor. Camiler son olarak gülsuyu ile dezenfekte ediliyor. Isparta Belediye Başkanı Yüksek Mimar Yusuf Ziya Günaydın’ın talimatları doğrultusunda cami temizliklerinin gerçekleştirildiğini söyleyen Temizlik İşleri Müdürü Halil Gülderen, konuya ilişkin yaptığı bilgilendirmede şunları söyledi: “Sayın Başkanımızın talimatlarıyla Isparta ilinde bulunan öncelikle merkez camilerimiz olmak üzere tüm camilerimizin iç halıların temizliği, gülsuyu ile dezenfekte edilmesi, cami bahçesinde bulunan şadırvanların temizliği, görevlisi olmayan tuvaletlerin temizliğini yapmaktayız. İbadethanelerimiz bizler için kutsal mekanlardır, buralar bizim kalbimizdir. Yaşanabilir şehrimizde buraların temizliğinin ve halkımızın huzurlu bir şekilde ibadetlerini yapmaları için elimizden gelen çalışmayı gerçekleştirmekteyiz”

BABA EVİNİN SOFASINDA KURUTULAN SON BİBERLER

Sonbaharda sebze meyve kurutması bizde eskiden   baba evinde de yapılır biberler de geleneksel şekilde ipe dizip kurutulurken en yeşilden sarıya, sarıdan kırmızıya adeta bir  renk cümbüşüne dönüşürdü.

Nereden bilecektik  baba ocağında  bunların son  bulacağını,

Diğerleri gibi onlarda  koca baba evinin nerdeyse asırlık hatıralarıyla birlikte hepsi mazide kaldı.

İZ BIRAKANLAR … BİR BAŞARI HİKÂYESİ

Prof. Dr. Hasan Gürbüz’ü kardeşi Muammer Gürbüz anlatıyor. (Alıntıdır)

Hasan Hoca’nın cenazesinde Isparta sokakları insan almaz. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel de memleketinin yetiştirdiği güzide hocanın ailesini acılı günlerinde yalnız bırakmaz. Bazı isimler vardır ki kolay unutulmaz, ölürler ama hatıraları yaşar, sanırsınız koridorda karşınıza çıkacak…

İşte Prof. Dr. Hasan Gürbüz de onlardan biridir… Bakın bu yazıyı hazırlamak kolay oldu, zira kardeşi Muammer Gürbüz çok tatlı anlatıyor. Bize de teybin düğmesine basmak kalıyor:

Görüntünün olası içeriği: TC Nevzat Bişirici, ayakta

Babam kışları İstanbul’da süt satardı, yazın Sütçüler’de bağa bahçeye bakar. Hasan Abimle ben İstanbul doğumluyuz ama Sütçüler’i de biliriz bir o kadar… 61- 62 olabilir. Hiç unutmam el kadarım daha, köy bebesiyiz işte, karnı şişik, sıska… İlçeden 1-2 saat uzakta anamın ahretliği var. Biz bizim mahsullerimizden götürürüz, onlar kendilerinkinden ayırırlar. Bir nevi takas. Rahmetli anam o gün Hasan abimle beni yolladı. Bindik merkebe tık tı kı, tık tı kı… Kadıncağız bizi karşıladı, yedirdi, içirdi, torbaları hazırladı, bir de oğlak kattı yanımıza. Ne kadar küçüğüm düşünün abim heybenin bir gözüne oğlağı koydu, bir gözüne beni oturttu. Kıl örme de insana nasıl dalar. Darlanmıyayım diye bir kayrak taşı yerleştirdi ayağımın altına. Biz önde o arkada… Kendi yayan yapıldak, beni yürütmez asla… Aramızda 5 yaş fark var ama o hem abilik hem babalık yaptı bana… 

EYÜP SULTAN YILLARI İstanbul’daki hemşehrilerimiz genelde süt satarlar. Çoğu bekar odalarında kalıyor. Merkez Aksaray! Akşamları Menderes kıraathanesinde buluşuyor, hasret gideriyorlar. Vatan Caddesi yeni yeni yapılıyor daha, evler yıkılıyor, molozlar dökülüyor. Bunları eşeleyip duruyoruz, bazen bakır kuruş, delikli para çıkar. O bulduklarını benim cebime koyar. Eh, koskoca abi tabii… Pertevniyal’de orta mektep okuyor. 63 ile 65 arası Eyüp’te üç ev değiştirdik. Düşünün 6 çocuklu ailenin eşyası bir at arabasına sığıyor. En büyük parça yuvarlanmış yatakla, tel dolap… Dört erkek çocuk yan yana yatarız, ben Hasan ağabeyimden ayrılmam. Aynı döşeği paylaşırız, üstümüzde yamalı yorgan. Döşek dediğin kaput bezinden bir çul, içine mısır yaprağı doldurmuşlar. Hasan Abim o şartlarda Eyüp Lisesini birincilikle bitirdi, ben kör topal gidiyorum, ite kaka. Abimle birlikte tel araba, çember yaparız. Bir gün tahtadan kayık yonttuk. Çeviriyoruz lastik buruluyor, bırakınca pervanesi dönüyor. Bakalım nasıl yüzecek? Haliç’te denemeye karar verdik. Kurduk, koyverdik bizim tekne alıp başını gitmez mi? O kadar uğraşmışız, bırakır mıyım, yakalıyayım derken düştüm suya. Abim canı pahasına kurtardı beni, düşünmeden atladı ardımdan… Birlikte simit, galete, pişmaniye satarız. Bir ara ben pazarcıya çırak oldum, zerzavatçilik havalı meslek o zamanlar. Ustam bakmış hevesliyim cepli bir önlük diktirmiş bana… Belime eliyle bağladı adamcağız, pangınotlar bu göze, bozuklar şuraya… Bakın şu işe ki o hafta da mal gelmedi, canım nasıl sıkıldı ama… Ve yanımda yine abim, bir yandan teselli verir, bir yandan saçımı okşar. “Takma be birader, haftalar bitmedi ya…

” BAYRAMPAŞA Yıl 965… Kartaltepe’de bir arsa aldık, bir de gecekondu kondurduk, kurtulduk kiradan. Annem Isparta’dan halı getirir, konu komşuya satar. Günü gelmeden arsa taksidini kapatmaya koşar. Emlakçı (Hacı Recep Amca) bu dürüstlüğe bayılıyor. “Gelsin Hasan yanımızda çalışsın” diyor. Abim erkenlerden büroyu açar, çay demler, misafir ağırlar, muhasebe işlerini yapar, on parmağında on marifet öylesini nereden bulacaklar? Hacı Amca Bulgaristan göçmeni, kadastro okumuş zamanında. Ağabeyimi ahbaplarından Fahreddin Beyle tanıştırmış… Fahreddin Bey albay emeklisi ama tarih desen onda, edebiyat desen onda… Farsça, Osmanlıca sular seller gibi… Hâza derya… Abim zaten insan iyisiydi onları tanıdıktan sonra oldu mu aliyyül âlâ… Kul hakkı geçecek diye uykuları dağılır, o yaşta ehl-i takva… Her gün eve yeni bir şeyler öğrenmenin heyecanı ile koşar. O ne güzel menkıbeler, o ne içli kıssalar… Annem gözyaşlarını tülbentine emdirir, babam usul usul ağlar. Kardeşlerim ona keza… Hacı Recep Amca abimi evlad edindi adeta, netice de kızını da verdi ona… 

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, ağaç ve açık hava

HAYDİ ŞAMPİYON Hayatımın dönüm noktalarında hep Abim vardır. Yıl 72-73… Matbaada çalışıyorum, değişik arkadaşlar edindim o aralar. Unkapanı’ndan bir gitar almışım, dımbırdatıyorum aklım sıra… Abim bir gün eve geliyor, aleti görüyor. Eh kaçın kurası, kimlerle düşüp kalktığımı anlıyor. Gitarı kırıp parçalıyor, anneme “söyle biradere, beni görsün” diyor. Bu ne demek? Dövecek! Kendimi marizlenmeye hazırlayıp çaldım kapıyı, sımsıcak karşıladı, oturttu karşısına! “Bak abim, söyle ne istiyorsan yapayım ama onlara takılma!” – O zaman sen de beni karateye yolla. – Bu işi en iyi bilen kim? – Yücel Spor… Biraz pahalı ama… – Hiç önemli değil… Göreyim seni şampiyon, beni utandırma! Gitmiş malzemeleri almış, akşam baktım yatağımın üzerinde urbalar, kuşaklar. O hep takdir getirir, yüksek yüksek puanlar… Ben pek kovalamam tabii üniversite de hayal. Abim doktora için İngiltere’ye gidince beni de yanına aldı, “Aman aslanım şu İngilizce’yi kap, ne demişler bir lisan bir insan…” O doktorayı bitirdi döndü, askerlik çağım geliyor ben de memleketin yolunu tuttum. Devreyi bekliyor, boş boş geziyorum. Bu arada bir 56 şevrole aldık. Araba perişan, kaporta harita gibi, motor çatlak. Ortanca ağabeyim tamirci ya, bahane ile iş çıksın ona… Arabayı bir güzel topladık, millet gözünü alamıyor. Koyu gri (sıçan tüyü), açık gri yaptırmışız, o günlerde öylesi moda. Ön çamurlukta mekanik taksimetre, hatırlar mısın bilmem “serbest” “dolu” yazar, kuşakta sarı siyah damalar… Arabaya kuruldum, taksicilik yapıyorum ama göreceksiniz beni, bir hava, bir hava… Saçlarımı limonla tarıyor, yumurta topukların ökçelerine basıyorum… Niyetim bir taksi durağı açmak… Bir gün yanıma oturdu, “Söz dinler misin abisi?” -Seni kırar mıyım? -Öyleyse üniversite imtihana gir bir daha! -Ya abi ya! Kaç kere girdim, olmuyor işte olmuyor! -Sen gel beni dinle. 

ABİ BURSUYLA Götürdü MTTB’nin üniversite kursuna kaydetti. Hiç unutmam Faruk Demir, Ayhan Okyar, Osman Özer gibi çok değerli hocalar var. Üniversite imtihanından netice gelmez mi “Yıldız Elektrik Mühendisliği!” Hayda! Ama okumak gibi bir niyetim yok, kolumun altına defter cetvel sıkıştırıp, yollara düşemem bu saatten sonra. Bizim de kendimize göre bir itibarımız var, di mi ama. Bir ara diferansiyeline baksın diye Şevroleyi tamirciye bıraktım, o arada arabayı satmışlar. Nasıl kızdım anlatamam. Anahtarı fırlattım attım. Sizin de… Arabanızın da… Eğer, o taksi dursa okuyamazdım. Abimin ileri görüşü. Bakıyor kaptırmışım. “Satın gitsin” diyor “zararına da bakmayın, yeter ki kurtulsun bundan!” Üniversite yıllarımda Hasan Abim devletten aldığım burs kadar, burs verirdi bana . Çoluk çocuk sahibi olmasına rağmen, paramı aksatmaz asla. Adapazarı’na, Ankara’ya, Isparta’ya, Edirne’ye derse gider, beni de alır yanına. Bensiz ne köfte geçer boğazından, ne ciğer tava… Bir keresinde kayınpederinin arabasını almış. 76 Nova… Müthiş bir otomobil, düşünün imparatorlar biniyor ona… Baktı hevesliyim “geç kullan” dedi. Arabada çıt yok, yağ gibi kayıyor. İyi de önümde bir kamyon… Ne yürüyor, ne yol veriyor, fırsatını bulup önüne geçtim, bastım frene… Kamyon durmaya çalışıyor ama ne mümkün. Balatalar ağlıyor adeta, langır lungur sesler, damper koptu kopacak. Gözüm aynada tam bize vuracak, topuklayıp kalktım. Olacak iş mi yani, resmen vukuat!.. İyi de adam o külüstürle beni nasıl yakalayacak? Üç adım gittik gitmedik kırmızı ışık. Nasıl da uzun yanıyor. Adam ağır ağır geldi, dayandı arkamıza. Cart cart cart el frenini çekti, bir indi, levye, takoz ne ararsan… Abim fırladı arabadan “tamam kardeş tamam” dedi kamyoncuya, “hep böyle yapıyor, eğer ben de bu şoförü kovmazsam!” O öfkeli adam alttan almaya başladı “yok yani beyfendi, işinden olmasın, kabahat biraz da bende aslında…” Yıl 1978, Balıkesir’de 45 gün staj yapacam. Yaz günü ya, gezmem lazım, abimin altında bir Ford Cortina var… Şunu bana versene dedim, çıkarıp anahtarı attı kucağıma… Şimdi düşünüyorum da… Hem iki çocuklu, hem sağa sola derse gidiyor, araba nasıl ihtiyaç, adeta ilaç ona… Gazetemizin kuruluşunda abimin hayli emeği vardı. Beni de gazeteye o aldı. Musahhihlikten, mürettiplikten başladım, taa en alttan… 88 yılında Burmingham’da bir fuara katılmıştık, yıllar sonra buluştuk Londra’da. Eski günleri yad ettik, adayı dolandık baştan başa… İstanbul’a dönüyoruz. Teyyarede sordu “İngiltere’yi nasıl buldun bu defa?” “Orada harcanan günlere yazık” dedim, “ne öldürür, ne güldürür. Bi numara olmaz bunlardan…” -Al benden de o kadar… İlk gidişte ne biçim tesirinde kalmıştım halbuki, demek insanın ufku açılıyor zamanla… 

MEMLEKET SEVDASI Hasan Abim memleketine aşıktı, Isparta’dan hiç kopmadı. Birkaç dönem gel seni milletvekili yapalım dediler kısmet olmadı. AP listesinde güçlü isimler vardı zira. Isparta’da üniversite açılınca rektörlüğe çağırdılar. Kurucu rektörlük sıkıntılı iş, lakin abim genç, neşeli, civarı iyi tanıyor. Sütçüler’in tabelasında 4 bin yazsa da iki bin nüfusu bile yoktu aslında. Köy görüntüsünden kurtulsun diye ilk apartmanı abim yaptırdı. Altını kütüphaneye verdi sonra. Hastane için de çok uğraştı ve işi kopardı. Derken muazzam bir yurt binası yaptırdı, Meslek Yüksek Okulu kazandırdı ayrıca… Şimdi abimin adını taşıyan okulda 5 branştan 700 talebe okuyor. Eskiden belli bir saaten sonra ekmek, yemek bulunmazdı, bugün onlarca lokanta çalışıyor. İki bakkal vardı şimdi üç büyük market var, kuyumcu, kırtasiyeci, ayakkabıcı, manifaturacı, fotoğrafçılar… Otobüs seferleri de arttı, bırakın Isparta’yı, aktarmasız Antalya’ya İstanbul’a yolcu çekiyorlar. Abim Isparta’ya gidince bütün dernekleri, grupları, cemaatleri bir araya getiriyor. Bir hafta birinin binasında, bir hafta diğerinin binasında toplanıyor, el birliği ile o kursun, ya da yurdun eksiklerini gideriyorlar. Sonra Belediye Başkanını, Valiyi, Emniyet Müdürünü ikna ediyor her cumayı değişik bir yerde kılıyorlar. Şevket Demirel de ekibe katılıyor. Halkla omuz omuza saf tutuyor, çayını, çorbasını içiyorlar. Nasıl bir birlik, beraberlik… Yabancıların bile dikkatini çekiyor.

O cuma da Atabey’e gidecekler. Lakin Amerikalılar gelmiş Tıp Fakültesi Projesini etüd ediyorlar. Neyse adamları yemeğe uğurlayıp, namaza koşuyor. Vakit dar, arkadaşı altındaki arabaya güvenip topukluyor. İslamköy’ü geçiyorlar, yol geniş ve sakin ama araç kontrolden çıkıyor, ağaca vurup takla atıyor. Şoförde çizik bile yok ama Abim Rahmet-i Rahmana kavuşuyor. Müezzinlerin eli kulağında, uzaktan uzağa ezan sesleri geliyor. Annemi de dört yıl evvel aynı gün (1 Mart) kaybetmiştik… Defnettik yanı başına… Mert, fedakâr, vefakâr… Ekmekçizade yurdunu teslim almışız. Yurt dediğin bir medrese eskisi, ortalık per perişan. Örümcek ağları, şişeler, atıklar… Bütün odaları tek tek temizledik onunla. Hasan’la çalışmak büyük zevk, velevki çöpçülük bile olsa… Birlikte güreş tutarız… Ben yenilmeli oldum mu gıdıklarım, kahkahaları çınlar ortalıkta. İlerleyen yıllarda da yurdu çok kolladı… Talebelere ne lâzım… Bulur, buluşturur mutlaka… Bir gün beni Hacı Recep Amcaya götürdü. Rahmetli “gelin size arsa vereyim” dedi, “borcunuz bitsin, bana satın kârıyla.” Cüzi paralarla taksitlerimizi ödedik, her gittiğimizde ikram. Çay söyler, kebap ısmarlar… Borç bitti rahmetli sordu: “Kaç para verdiniz bugüne kadar?” -Şu kadar… -Al sana üç misli! Ama beni dinlersen satma! Bekle biraz, buralar 100 kat artacak. Dediği gibi de oldu, eğer şu anda maddi bir imkanım varsa hep o arsadan. Hasan Abi neşeli ama cesurdu da, ben gözü kara geçinirim, onun gözü benden kara. Sövsen dövsen aldırmaz ama mukaddes değerlere dokundurmaz. Mert, fedakar, vefakar… Tam yola çıkılacak insan, kardeşim gibi özledim inan burnumda tütüyor… Ali İsmail MahnoliUstasıydım amirim oldu Mehmet Şevket Eygi bir makalesinden ötürü hapis cezası almış, Arabistan’a gitmiş. Babıalide Sabah gazetesinin idaresini Zeki Celep’e bırakmış. Zeki Bey genç bir ekip kurmak istiyor. Beni de çağırdılar, fotoğraf arşivinden başladık, bilahere yazı işleri, sayfa sekreterliği filan. Eski usul matrisler, kurşunlar… Zamana karşı bir yarış, yetişemiyoruz baskıya… Bir gün Mehmet Emin İnler samimiyetle konuştu. Hasan diye arkadaşım var, tanısanız beni oturtmazsınız burada.

FETÖ’nün SDÜ ayağı çöküyor

Süper bir çocuk, inanın hızınıza hız katar. Onu da aldılar, ben Hasan Gürbüz’e iş öğretiyorum güya. Bir süre sonra beni geçti, typometreyle, dizgi

Hem alışkan, hem becerikli her kesimden insanla dost oluyor, herkesin işine koşuyor. Hasan Abinin, Resullulah Efendimize (Sallallahü aleyhi ve sellem) büyük bir muhabbeti vardı, bilirim Haremeyn denince gözleri dolar. Bir tatil dönemi, dayanamıyor gizlice hacca gidiyor. Hocasının da arayacağı tutuyor. Kayınpederi Hacı Recep Amca fakültedeki dengeleri ne bilsin, “Hasan Mekke’de” demez mi? Sanki kürsüye bomba düşüyor, baskı baskı baskı… Netice de üniversiteden ayrılmak zorunda kalıyor. Garibim gidip Milli Eğitim Bakanlığında vazife alıyor. Doğrusu ben ona rektörlüğü de yakıştıramamıştım. Malum ciddi bir makam, onun gibi pür neşe bir insan, onca akademisyen arasında nasıl yapar? Vefatından sonra kardeşi Muammer’i görünce dayanamadım. Sarıldık ağlaştık, çocuğun da neşesi kaçırdım hiç yoktan. Suphi Birpınar   Genç yaşta kurucu rektör Hasan Gürbüz hem okumak hem çalışmak zorunda kalmasına rağmen tahsil hayatını başarılarla taçlandırdı. İlk, orta ve lise yıllarında birinciliklere ipotek koydu ve 1970 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. İ.Ü. İşletme İktisadı Enstitüsünü de birincilikle bitirdi. 1971 yılında İÜ. İşletme Fakültesi Denetim Kürsüsüne asistan olarak girdi. 73-74 yılında Londra’da doktora üzerine çalıştı ve Dr. unvanını aldı. 76-77 Sakarya DMMA öğretim üyesi ve Akademi Başkan Yardımcısı… 1977-79 MEB müşavirliği ve vekaleten YAY-KUR Başkanlığı yaptı. 1978-79 İngiltere York Üniversitesinde misafir bilim adamı… 1980 Muhasebe Doçenti unvanı ile İTİA’da öğretim üyeliği… 1988 Marmara Üniversitesinde Muhasebe Finans Profesörü… Çeşitli tarihlerde ABD, Almanya, Fransa, Belçika, İspanya, SSCB, Suudi Arabistan, Mısır ve KKTC’de çalışma ve uygulamalarda bulundu… Kasım 1992 tarihinde Isparta Süleyman Demirel üniversitesine rektör olarak atandı. 1 Mart 1996’da elim bir trafik kazasında hayatını kaybetti.(www.haber32.com.tr)

Bizlerde SDÜ’nün kurucu rektörü Prf.Dr.Hasan Gürbüz’e Allah’tan rahmet diliyoruz.

 

KAYBETTİKLETİMİZDEN … BUNU KAÇ KISI HATIRLIYOR,ACABA.

Bir zamanlar Musalla Mezarlığı’nda çok büyük çamlar vardı ve bu çamlar dallarında karga ve diğer kuşları da barındırırdı. Rüzgarlı havalarda çamların uğultusundan durulmaz ,elektrik gelmeden önceki zamanda ise de karanlıkta buradan geçmek ise cesaret isterdi.
Ayrıca ve daha da önemlisi burada mezarlığı olan belli bir yaşın üzerindekiler de “ÇAMIN DİBİ ” ne yatmaktan söz ederler ve bu tabir hemşehrilerimiz arasında çok kullanılan da bir sözcüktü.
Geçmişte günlerden bir gün birileri bu çamların artık yaşlandığını (belki de satıp belediyeye gelir elde etmek için) yaslanan bu çamların gençleştirileceği de gerekçe göstererek yılların devasa çamlarının bazılarını budadılar geri kalanını da kestiler.
Hal böyle olunca Musalla Mezarlığının uhrevi havasını veren devasa camlar,onların tepelerinde yaşayan kargalar ve diğerleri de kalmadı,çoktan BİTTİ.
Hele hele “CAMIN DİBİ” yatmanın ne demek olduğunu hatırlayan bile yok artık.
Bu durum farkında olmadan neleri kaybettiğimize bir örnektir.
Mademki geçmişten örnek verdik.
Eskiden Sütçüler’mizden her gün kamyon kamyon taşınan ormanlarımızın tomrukları vardı.Bu keresteler ne oldu. Bunları yıllarca kesip kamyona yükleyip götürdüler de bundan Sütçüler’imizin bir kazancı oldu mu? Hayır ..
Bugünkü durum ise daha vahimdir.
Mermer ocakları hızla artmaktadır.
Ta Sütçüler’imizin karsısındaki MENEVİŞ KEPEZ’ine kadar gelmiştir.
Yarin evlerimizin yanına kadar gelirse hiç şasirmayalım.
Burada herkese çok önemli görev düşmektedir.(Alıntıdır.Yazanın ellerine sağlık Yok edilen mezarlık ormanı,kamyon komyon götürülen ormanlarımız ile Bugünkü mermercilerin tahribatını ve yakın bir gelecekte evlerimize kadar gelebileceğini çok güzel ifade etmişler.Teşekkürler..)

SANATÇILARIN DOĞAL STÜDYOSU LAVANTA KOKULU KÖY

LAVANTA KOKULU KÖYDE YENİ KLİP ÇEKİLDİ

SANATÇILARIN DOĞAL STÜDYOSU LAVANTA KOKULU KÖY

Türkiye’nin lavanta ihtiyacının yüzde 80’ini tek başına karşılayan Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak köyünde yaklaşık 4 yıl önce ‘lavanta kokulu köy’ sloganı ve projesiyle sıçrama yapan kırsal turizm, artık giderek düğün turizmine ve ardından ses sanatçılarının vazgeçilmez  doğal stüdyosu haline geldi.

Bir çok ses sanatçısı lavanta Kokulu Köye gelip şarkılarına burada klip çekmeyi tercih ediyor.

Ses sanatçısı Gülden Mutlu’dan sonra Belgin Tunçbilek ”Artık Çok Geç” adlı şarkısına lavanta kokuluı köyde klip çekti.(www.isteisparta.com)

4 KASIM 1995 TARİHİNDE SÜTÇÜLER’İMİZDE YAŞANAN SEL FELAKETİNDE HAYATINI KAYBEDENLERİN İSİM LİSTESİ

 

 

SÜTÇÜLER’İMİZİN SEL YAŞADIĞI FELAKETİNDE HERŞEY BİR ANDA OLDU

4 KASIM 1995 TARİHİNDE YAŞANAN BU SEL FELAKETİNDE HAYATINI KAYBEDEN  AŞAĞIDA İSİMLERİ YAZILI HEMŞEHRİLERİMİZE BİR KEZ DAHA ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUZ.

 

 

 

1-MUSTAFA ÖZKAN (Ziraat Bankası)

2-AYSEL ÖZKAN    (Mustafa Özkan -eşi)

3-PTT MEMURU METİN SARPDAĞ’ ın 6 YAŞINDAKİ OĞLU  EMRE?

4-YUSUF ALTINBAŞ (Üniversite hazırlık dershane öğrencisi)

5-ÖZLEM UMAY -Başçavuşun kızı Üniversite Hazırlık dershane öğrencisi ”    ” ” (Balıkesir) ————————

6-BEYDİLİNDEN ŞÖFÖR ……. (Alıntıdır)(4Kasım 1995 tarihinde yaşamış olduğumuz büyük sel felaketinden sonra da Sütçüler’imim bir-kaç önceki gibi güçlü olmasa bile  kez sel daha sele maruz kalmıştır.(Fotoğraf Mustafa Doğankaya)

4 KASIM 1995 TARİHİNDE SÜTÇÜLER’İMİZDE YAŞANAN SEL FELAKETİ

–       4 KASIM 1995 Cumartesi günü saat 15.00’te  hava birden bire kararak,önce dolu şeklinde başlayıp.daha sonra yağmura dönüşen yağış;aralıksız olarak 4 saat süreyle  çok şiddetli olarak  devam etmiştir.Yağışın dolu şeklinde başlaması akışı geciktirmiş,yağışın yağmura dönüşmesi ile birlikte yağış hızla akışa geçmiştir.

–       Şiddetli yağış Sütçüler ilçe merkezinde çok sayıda konut ve işyeri ile içme suyu isale hattında,yol kaplamaları ve alt yapı tesislerinde büyük hasara yol açmıştır.Diğer taraftan Değirmendere’nin taşkın sırasında aşırı kabarması sonucunda;üzerinde bulunan köprüler su altında kalmış,yatak kenarında yer alan balık üretim çiftliği hasar görmüş,bir kişi sel sularına kapılarak hayatını kaybetmiştir.

Sütçüler ilçe merkezi ve civarında şiddetli yağış sonucu tahrip olan yolların onarılması dere yataklarının tanzimi ile ilçe merkezindeki temizlik çalışmalarına Isparta’daki tüm kurumların makine ve ekipmanları katılarak, yaptıkları   çalışmalar sonucunda; yaşam  normal hale getirilmiştir.

Meydana gelen bu üzücü olayın akabinde, zamanın Bayındırlık ve İskan Bakanı Adnan Keskin ilçemizde incelemelerde bulunmuşlardır.

Metre kareye 550 kg. yağış düştüğü belirtilen bu felaketin sonunda birtakım evler yıkılmış, cadde ve sokaklar ile bağ ve bahçelerde çukurlar ve yarıklar açılmış,dağdan kayalar,taşlar ilçeye doğru sürüklenmiştir..

Sel felaketinin en üzücü tarafı ise; Isparta’da ilçeye gelen Belediye  Otobüsünün Boğazköy civarındaki Zengi Deresi köprüsünde köprünün yıkılmasından dolayı  sele kapılarak sürüklenmesi ve yaklaşık üç yüz metre ilerideki bir çınar ağacına yaslanıp kalmasıydı.Burada ağaca takılıp kalan 14 yolcu Sütçüler’den gelen hemşerilerimizce kurtarılmış geriye kalan 6 kişide sel sularına kapılarak kaybolmuş  sonradan dördünün cesedi bulunmuş, ikisininki ise bulunamamıştır.Otobüs  yolcuları  arasında bulunan ilçemizin çok sevilen kişilerinden olan Ziraat Bankası Sütçüler şubesi çalışanı Mustafa Özkan’ın sel sularına kapılan eşi Aysel Özkan’ı  kurtarmak üzereyken kendisinin de sel sularına kapıldığı ifade edilmektedir..

Bu sel felaketinde ilçemizde 21 ev tamamen yıkılmış,12 evin orta,25 evin de az hasarlı olduğu tespit edilmiş olup;,” zamanının Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı hemşerimiz Aykon Doğan “Selde evleri yıkılan vatandaşlara devlet olarak yeniden ev yapılacağını,bu iş için bütçeden 60 milyar aktarılacağını “ ifade etmiştir.

Ayrıca;bu tarihte yapım başlangıç aşamasında olan Sütçüler Hidroelektrik Santralı’nın da su iletim kanallarının bir bölümü yıkılmış,servis yollarının bir kısmı  da tahrip olduğundan,bu durum  mahkeme kanalıyla tespit ettirilmişti.

Diğer taraftan;

Santral Projesi banka kredi aşamasında olduğundan santral mahallinde incelemelerde bulunmak üzere,Vakıflar Bankası Genel Müdürlüğü yetkilileri ile sel felaketinden iki gün önce  merhum Abdullah Bilgiç ve teknik danışman merhum Necmi Oğuz Coşkuner ile birlikte biz Sütçüler’de bulunuyorduk.

Tüm hemşerilerimizi derin üzüntüye gark eden yaşanan bu sel felaketinin yaraları zamanla sarılmış olmakla birlikte;

Atalarımızdan bizlere yadigar kalmış olan ve sel felaketini hemen sonrasında Devlet Su İşleri 18. Bölge Müdürlüğü’nce (Isparta) kapatılmış olan “ YUKARI MAHARBAŞI “ çeşmesinin tekrar açılmaması,(x) eskiden olduğu gibi suyunun şehrin içerisinden şırıl,şırıl akmamasının  Sütçüler için büyük bir kayıp olduğu düşüncesindeyiz.İlçemize ayrı bir güzellik katacağını düşündüğümüz bu konuda;Belediyemiz  ve  ilçemizin sivil toplum kuruluşları ile  ileri gelenlerinin bu konuyla ilgilenmelerini bekliyoruz.

Bu vesile ile 4 Kasım 1995 tarihinde yaşanmış olan bu sel felaketinde hayatını kaybedenlere bir defa daha Allah’tan rahmet dilerken, bir daha böyle bir felaket yaşanmaması için dua ediyoruz.

Mustafa Doğankaya

 

–       Kaynakça;1995 yılına ait DSİ Bülteni  sayı 411-412

–       Otobüs  Fotoğrafı :Foto Öcal (Sütçüler)

–       Gazete Kupürleri ve eski maharbaşı çeşmesi ile (Akdeniz) ve DSİ bülteni;Mustafa Doğankaya arşivi.

  (x) Yukarı Maharbaşı Çeşmesi altına  mahalli idare tarafından

 yaptırılan şelale bu yıl tamamlanmış,siz hemşehrilerimizin beğenisine  sunulmuştur.. Ancak eskiden olduğu sular Sütçüler’imizin içerisinden şırıl-şırıl  akmamaktadır.

 

 

HACETTEPE MAHALLESİ İRFAN AKALP

Bugün Türkiye’nin en büyük Holdingi olan Koç Grubu’nun kurucusu Koçzade Vehbi Bey, Ankara’daki ilk otomobili 9-10 yaşlarındayken 1908 yıllarında görmüştü. Ankara’daki bu tek otomobilin sahibi ise Hisarönü Ermeni Mahallesinde oturan Aslangül adında Katolik bir tüccardı.
Yalnız civar kasabalardan, köylerden gelenler değil; Ankaralılar da hayretle bakarlardı bu otomobile. Şoför mahallinin yanları açık, yerden hayli yüksek, ince lastik tekerlekli fayton arabaları gibi bir şeydi bu.
Aslangüllerin otomobili Ulus Meydanı’ndaki Taşhan’ın önünden istasyona doğru insan taşımaya başlayınca herkesin şaşkınlığı büsbütün artmıştı. Hareket eden otomobilin arkasından çocuklar da koşmaya başlamış:
” Gavur arabası, gavur arabası,” diye bağırmışlardı!

Isparta Zeybeği’nin Kenar Süsü

mersin bitkisi mezar ile ilgili görsel sonucu

Akdeniz’de mersin zamanı

Kimi toplumlar öte dünyaya göç eden yakınlarını mersin dallarıyla uğurlasalar da çoğu zaman en güzel halk türkülerinin kapısını açıverir mersin dalları. Isparta’nın içli, ağır zeybeğinde bir kadına duyulan ölümüne sevdanın içinde saklandığı ‘çevrenin’ kenar süsüne dönüşüverir…

Yusuf Yavuz Yazdı 

Turuncunun sarıyı, sarının kızılı okşadığı Ekim, renkler, kokular ve seslerle çıkagelince o pencerelerden bir kaçı da açılıverir ardı ardına. Usul usul yılı ikiye bölen Kasım’ı çeker durur zamanın o durmak bilmez atları. Boz atlı Hızır’ın coğrafyayı adımlayacağı zamana kadar uykuya yatar Anadolu. İşte tam o zaman başlar Torosların Akdeniz’e bakan yamaçlarındaki bitmeyen karnaval. Pirnalın çama, çiğdemin sandal’a, siklamen’in kiriş’e, püren’in delice’ye sarılıp kireçtaşlarının sırtında adamakıllı delirdiği zamanlar…

Anadolu coğrafyası yılın her mevsimi başka pencereler açar üzerinde yaşayanlara.

Turuncunun sarıyı, sarının kızılı okşadığı Ekim, renkler, kokular ve seslerle çıkagelince o pencerelerden bir kaçı da açılıverir ardı ardına.

Orta Anadolu bozkırlarına bir ıssızlık çöker, Kastamonu ormanlarına ince bir sis. Doğu Anadolu yaylalarının alçaklarına buz yükseklerine kar iner usul usul. Mardin’de zeytin, Bitlis’te sumak kokusu. Hopa’nın sularında kıvıl kıvıl balıkları Karadeniz’in.

Hadim’de mayhoş bir alıç, Ermenek’te yağlı tulum peynirinin tadı gelir oturur, oturur da kalkmaz dilinden.

Usul usul yılı ikiye bölen Kasım’ı çeker durur zamanın o durmak bilmez atları. Boz atlı Hızır’ın coğrafyayı adımlayacağı zamana kadar uykuya yatar Anadolu…

İşte tam o zaman başlar Torosların Akdeniz’e bakan yamaçlarındaki bitmeyen karnaval. Pirnalın çama, çiğdemin sandal’a, siklamen’in kiriş’e, püren’in delice’ye sarılıp kireçtaşlarının sırtında adamakıllı delirdiği zamanlar…

Akdeniz’in doğal peyzajında özel bir yeri olan mersin, maki ailesinin en gösterişli üyelerinden biridir. Dört-beş metreye kadar boylanabilen mersinin mızrak ucu gibi sivri uçlu küçük yaprakları Hindistan’dan Akdeniz havzasına insanların en eski ritüel araçlarından biridir. Yaz ortasında ince dalların arasından patlayan binlerce minik havai fişek gibi açan ışıltılı çiçekler Ekim’le birlikte meyveye durunca maki ormanında sanki bir karnaval yeniden başlar. Kurdun kuşun sevinci, mersin dallarının coşkusuna tutunur.

Şifa istersen şifadır, dost istersen dost, yoldaş istersen yoldaştır. İnsanoğlunun soyluluk takıntısına kapılıp türlü öyküler uydurduğu da olmuştur mersine. Afrodit’in güzelliğinin sırrından, Adonis’in ve başka başka tanrıların, tanrıçaların bitmek bilmeyen seksist öykülerine kadar bulaştırılmış olsa da asıl Torosların çakır gözlü güzellerinin kulak arkasında rahat eder o. Kimi zaman da dağ köyünde kaynayan bir üzüm hoşafını içinde. Çünkü mersinin soyluluğu İskenderiye’de, Kandiye’de, Hanya’da, Korsika’da ya da Antalya kıyılarında iç içe yaşadığı halkın ona duyduğu yakınlıktan gelir.

Kimi toplumlar öte dünyaya göç eden yakınlarını mersin dallarıyla uğurlasalar da çoğu zaman en güzel halk türkülerinin kapısını açıverir mersin dalları. Isparta’nın içli, ağır zeybeğinde bir kadına duyulan ölümüne sevdanın içinde saklandığı ‘çevrenin’ kenar süsüne dönüşüverir:

“Evlerinin önü mersin/ Ah sular içmem kadınım tersin tersin/ Mevlam seni bana versin/ Al hançeri kadınım vur ben öleyim…”

Günümüzde ise Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Kocaaliler köylüleri mersin dalları, çam kozalağı ve diğer maki bitkilerinin meyvelerini kullanarak yaptıkları yılbaşı çelenklerini Avrupa’ya satarak yılda 6-7 milyon dolarlık gelir elde ediyorlar.

Bugünün enformatik cehalet çağında her bitkinin başka bir adla piyasaya düşmesi gibi mersin de ‘yaban mersini’ adıyla ve hiç de kendisiyle ilgisi olmayan türlerle anılıyor. Neredeyse kuru üzümü bile ‘yaban mersini’ diye etiketleyip yüksek fiyatlarla her bitkiden acil yardım talep eden insanlara satıyorlar.

Mersin, eski Mısır’dan antik Anadolu uygarlıklarına bir çok kültür ve inançta mersin dalları ölü gömme geleneklerinin de ayrılmaz bir parçasıydı.

Yine de bu kadim ‘çalı’yla atalarının ruhuna seslenenler yok değil bu koca coğrafyada. Torosların Yörükleri öte dünyaya göç ederek ulu çamların altında yatan atalarının mezarlarına yaptıkları ziyarete mersin dallarıyla gidiyor.

Antalya’nın Serik ilçesinde yaşayan Tahtacı Türkmenler ise her bayram arifesinde hakka yürüyen canlarını kucak dolusu mersin dalıyla ziyaret ediyor.

Editörün Notu;

Belli bir yaşın üzerindeki kişiler hatırlayacaklardır.

Esikiden Sütçüler’imizde  merhum Aptullah Üney’in Yukarı Mahalledeki evinin arkasında bulunan mersinini  yolunduğunu gördüğümüzde ilçede bir cenaze olduğunu  anlar tabii ki kimin öldüğünü de merak ederdik.Yolunan bu mersin dalları (yanlış bilmiyorsak) tabutun üzerine oradan da mezar üstüne konulduğunu düşünüyoruz.Bu adetimizde diğerleri gibi zamana yenik düştü.

Genelde mersin yolma işi iki tarafından yapılırdı.

 

 

 

ŞİMDİ DE ŞİRKETE VEDA ZAMANI

Yapamazlar, yapılamadı denildi.

Yaşanan zorluklara, çekilen sıkıntılara rağmen  yapıldı.

Otuzsekiz parça mülk  beş yıl süreyle ipotek verilmek suretiyle bu santral  yapıldı.

Yapıldı ve yirmi yıl işletildi.

Proje ve inşaat dönemiyle birlikte yirmibeşyıl geçti aradan.

Hani derler ya zaman su gibi akıp gidiyor  aynen öyle oldu ve  işletme için  tanınan süre bitti.

Sayıları yediyüzü bulan gerçek anlamda halk kuruluşu  olarak küçük küçük paylara  sahip  bir ortaklığın yapıp işlettiği santralın yine aynı halk ortaklığıyla   işletilmesine  devam edilmesi,  

hak olduğu halde  sormadılar bile.

Ödenmeyen alacakları  da olduğu halde  Sütçüler’imizin halkın gücüyle yapılan ilk ve son sanayi tesisini  apar topar sattılar.

Kocaman bir orman olan ve sayıları bir-kaç yüzü bulan  dikip gözümüz gibi baktığımız  devasa  ağaçlarımızın akıbeti bir başka üzüntümüz.

Verilen bunca emekler bağlanan umutlardan ve uğranılan haksızlıklardan sonra hüzünlü bir şekilde.

Ş İ M D İ  DE

 SÜTÇÜLER ENERJİ SANAYİ VE TİCARET A.Ş.’YE  

V E D A    Z A M A N I

SÜTÇÜLER ENERJİ SANAYİ VE TİCARET A.Ş. TARAFINDAN SÜTÇÜLER’İMİZDE YAPILAN HEM İLK HEMDE SON OLAĞAN GENEL KURUL TOPLANTISI

Sütçüler Hidroelektrik Santralı’nın 24 Temmuz 1993 tarihinde temelinin  atılmasından   sonra öğleden sonra da SÜYAD tarafından tertip edilen Dut ve Pekmez Festivalinin  6.sı Tertip edilmişti.

Bu santralın yapımı ile yılların özlemi ile boşa akan su değerlendirilmiş olacak santral faaliyete geçince de herkes elde edilecek kardan hissesi oranında kâr payını da alacaktı. Ayrıca Sütçüler’imiz ilk defa bir sanayi tesisi kazanmış olacak on civarında bir hemşehrimiz devamlı  iş imkanına kavuşacaktı.

Sütçüler’imizin Isparta’nın diğer ilçeleri göre  geri kalmışlığı, çıkmaz sokak olması, memurlar için sürgün yeri kabul edilmesi gibi olumsuzlukların  vermiş olduğu eziklik karşısında bu yatırımla hemşehrilerimiz merhum Demirel’in de projeye destek vermesiyle adeta moral bulmuşlardı.

Ancak bazı hemşehrilerimiz bu yatırımın da diğer hemşehri yatırımları gibi sonuca ulaşamayacağı endişesini taşıdıklarını , zaman zaman dile getiriyorlardı

Diğer taraftan Sütçüler Hes’in Temel Atma   töreni ve Dut ve Pekmez Festivali   24-25 Temmuz 1993 tarihlerinde Sütçüler’imizde büyük bir hareketlilik de getirmişti.

İşte bu ortamda Sütçüler Enerji ve Sanayi ve Ticaret A.Ş. ilk genel kurulu Sütçüler’imizde geniş bir katılımla Sütçüler’imizde yapıldı.25 Temmuz 1993 tarihinde yapılan bu genel kurul toplantısında 1.430.000 TL.sı olan şirket sermayesinin 6.000.000 TL’sı na çıkarılma kararı da alınmıştı.

Şirketin o tarihteki ortak sayısı 419’du.Sütçüler gibi bir ilçede ilk defa (belki Isparta’da dahi bile) bu kadar çok sayıda ortağı olan ikinci bir şirket de yoktu. Isparta Ticaret İl Müdürlüğünden gelen görevli bayan hükümet komiseri Sütçüler’de böyle bir  böyle santralın ve  şirketin varlığı konusunda  eşini zorla ikna ettiğini bizlere iletmişti

Bu toplantı Sütçüler’imizde hem ilk hem de son genel kurul toplantısı olmuştur.

Yukarıdaki fotoğraf Ziraat Bankası Sütçüler Şubesinden ilk defa kar payı alan  ortakları göstermektedir.

 

SÜTÇÜLER’İMİZDE TULUK AYRANINA ÖZLEM

Bu görüntü, Sütçülerimizde de 30-40 yıl önce görmeye alıştığımız, biraz da özlediğimiz görüntüdür.

Nasıl özlediğimiz görüntü olmasın ki!  Azıcık bellek tazeleyelim.

Gördüğümüz nesnenin adı “tuluk”. Ayran yapmaya yarar. Davar derisinden yapılmıştır. Bilebildiğimiz kadarıyla bu deri, çam ağaçlarının gövde diplerin sıyırılan veya “tağra” ile kopartılan,  “mavru” olarak adlandırılan kaba dış kabukları ile işlem görür, yani tabaklanır. Bu işlemin sonucunda mavrudan deriye geçen mis gibi çam kokusu, tulukta  keçi yoğurdunun dövülmesi ile yapılan ayrana siner, ayranın içine işler. Böyle bir   ayranında tadına doyum olmaz. Bu tadı bilenler bilir.

Bu ayranın tadını bilenler bilir. Analarımızın ve ablalarımızın, kız kardeşlerimizin yapmış oldukları tarhanalar da, bu ayran ile yoğurulduklarından,  o dönemlerde yapılmış o dönem tarhanasının da tadını gerçekten bilenler bilir. Kısacası bu resme baktığımızda, bu  tadları bilenler ve hatırlayanlar olarak içimizden,  ya bu resimde gördüğümüz hanımın yanına gidip, yalvar yakar bir lokma da olsa o ayrandan istemek veya hiç olmazsa  Sütçülerimiz’in dut şenliğinde aynı ayranı bilenlerimizin de yardımıyla yapıp hem kana kana içmek, hem de tadını bilmeyenlere de içirmek  geçiyor. İçimizden geçiyor, hayal ediyoruz. Hayal etmek gerçekleştirmenin yarısı olsa gerektir. Kim bilir bir gün hayalimizi gerçekleştirme imkanının buluruz.

Şunu söylemek isteriz. O günkü koşullarda, kuşkusuz o zamanlar bizlerin çocukluk çağlarıydı, tulukta davar ayranının yapılması, bağlarda dut deşirilmesi(devşirilmesi), pekmez kaynatılması, köpük yalanması, şerbet içilmesi ve sonunda “kuvam” yalanması, çoluk- çocuk bütün mahalle halkıyla yaşanan bir olaydı. Yani, şimdi herkesin kendi  dünyasında atomize olduğu internet ortamının yarattığı yalnızlığın tersine, o zamanın mahalle yaşantısının getirdiği paylaşım ortamına özlemimizi dile getirmek istiyoruz. Böyle bir ortama  ihtiyacımız çok.

 Dileğimiz, dut şenliğinin sadece pekmez yapımıyla sınırlı kalmaması, şenlik sırasında tuluk ayranının yapılması ve içilmesi, tarhana yapılması, çocukluğumuzda oynamış olduğumuz “yesir”, “met”, “simi” gibi oyunların çocuklarımıza öğretilmesi, unutulmasının önüne geçilmesi, geliştirilmesi ve olabilecekse bu oyunlara olimpik spor niteliğin kazandırılması.)www.sutculerimiz.com

Mustafa Turan)

 

 

DEMİREL ANILDI

Demirel anıldı

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 94.doğum gününde memleketi Isparta’nın Atabey ilçesinde yapımı devam eden anıt mezarının başında dualarla anıldı. Demirel Vakfı tarafından 9.Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’in doğum günün dolayısıyla, İslamköy Çalcatepe’de bulunan ve yapımı devam eden Anıt Mezar’da tören düzenlendi. Törene İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Aytun Çıray, 9. Cumhurbaşkanı Demirel’in manevi kızı ve doktoru İYİ Parti Isparta Milletvekili Dr. Aylin Cesur, Demirel’in siyasi hayatında yanında yer alan eski bakanlar Hamdi Üçpınarlar, Esat Kıratlıoğlu, Aykon Doğan ile Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Muhammet Kelleci, Isparta Belediye Başkanı MHP’li Yusuf Ziya Günaydın, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Ali Dulupçu, Isparta Barosu Başkanı Avukat Gökmen Hakkı Gökmenoğlu, Eğirdir Belediye Başkanı Ömer Şengöl, Demirel ailesini temsilen iş kadını Nihan Demirel Atasagun ve çok sayıda siyasetçi ile bürokratlar katıldı. Törenin yapıldığı Demirel’in anıt mezarı yanında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, CHP Genel Başkanı, DP Genel Başkanı ve Pakistan Büyükelçiliği çelenkleri de yer aldı. Merhum Cumhurbaşkanı Demirel’in doğum günü dolayısıyla yapımı devam eden anıt mezarı çevresi karanfillerle çevrildi. “Huzurunda olmaktan çok büyük şeref duyuyorum, çok özledik

Haber32 –

Doğum Günün Kutlu Olsun Baba

(Soldan sağa Ahmet Çetinkaya,Ahmet ergüven,Abdullah Bilgiç,Halil Yıldız.Demirel,Hüseyin Altıntaş,Ömer Ali Ayhan,Mustafa Doğankaya,Salih Türkyılmaz ve tekerlekli sandalyede Mustafa Özsüt Tarih Temmuz 1993 )

Ülke siyasetine 50 yıla damgasını vuran 9. Cumhurbaşkanı ve eski Başbakanlardan hemşehrimiz Süleyman Demirel, bugün 94. yaş gününde mezarı başında törenlerle anılacak.

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, bugün 94’üncü doğum gününde, İslamköy’deki Çalcatepe’de bulunan mezarı başında anılacak. 17 Haziran 2015 tarihinde 90 yaşında yaşamını yitiren Süleyman Demirel 1 Kasım Perşembe günü yanı bugün yapılacak olan anma törenine 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Başdanışmanlığını ve Özel Doktorluğunu yapan İyi Parti Milletvekili Aylin Cesur, Demirel’in mesai arkadaşları, ailesi ve yakınları  katılacak. Saat 12.00’de başlayacak olan törende Demirel’in mezarına çelenkler sunulacak, saygı duruşunda bulunulacak dualar okunacak. Bilindiği gibi, kendisinin ismini taşıyan Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğünce Demirel’i anma etkinlikleri kapsamında dün bir program düzenlenmiş ve programda Ünlü Tarihçi Akademisyen Prof. Dr. İlber Ortaylı Demirel’i anlatmıştı.

:9. Cumhurbaşkanı Demirel, emekli Cumhurbaşkanı olarak hayatını idame ettirirken, 

17 Haziran 2015 tarihinde tedavi gördüğü hastanede vefat etti.  

LİTERATÜRE GİREN 

SÖZLERİN SAHİBİ

Türk siyasetinde yer alan önemli isimlerin, bazı olaylar karşısında kullandıkları özgün sözler arasında 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e ait olanlar hep öne çıktı. “Dün dündür, bugün bugündür” ve “demokrasilerde çareler tükenmez” ifadeleri siyasi literatüre kazandırdığı sözlerin başında yer aldı. 

Demirel’in hafızalara kazınan bazı sözleri şöyle : “Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz”, “Yollar yürümekle aşınmaz”, “Memlekette benzin vardı da biz mi içtik?”, “GAP’ı gaptırmam”, “Üs yok tesis var”, “Açım diyene geber diyemezsiniz”, “Elektriğin komünisti olur mu?”, “MİT gizli saklı işler yapan bir teşkilat değildir”, “Ege bir Yunan gölü değildir, Ege bir Türk gölü de değildir, binanaleyh Ege bir göl değildir.” /www.ajans32.com)

TEMA Vakfı Çocukları Doğayla Buluşturdu

tema vakfı meşe palamudu ile ilgili görsel sonucu

Yedişehitler İlkokulu ve TEMA Vakfı ‘Tohumdan Fidana, Fidandan Ağaca, Ağaçtan Ormana’ sloganı ile anlamlı bir çalışmaya imza attı.

21 Ekim günü Isparta Merkez Yedişehitler okul müdürü, öğrenci, öğretmen ve velileri TEMA Vakfı ve GÖLDOSK birlikteliği ile gerçekleştirilen etkinlikte bir araya gelerek Eğirdir Yukarı Gökdere Kasnak Meşesi Ormanında meşe palamudu topladılar.

TEMA Vakfı İl Temsilcisi Aysel İnce “Doğayla bütünleşmiş bir şekilde yapılan çevre eğitiminin öğrencilerin çevre konusunda bilinçlenmelerine önemli ölçüde etki ettiğini biliyoruz. Bu nedenle çocuklarımızın doğada geçirdikleri zamanın artması, doğayı hissederek, dokunarak, koklayarak ve işiterek farklı deneyimler yaşama fırsatı bularak bedensel ve zihinsel gelişimlerin olumlu yönde desteklenmesi amacıyla bu programa öğrenci, öğretmen ve veli birlikteliğini dahil ettik. Etkinliğin anlamlı hale gelmesinde katkısı büyük olan bulunduğu coğrafyanın doğal güzelliklerini tanıyan, doğaya ve çevreye saygılı, gerekli tüm eğitimleri almış, donanımları edinmiş, çevreci, doğasever ve duyarlılığıyla bilinen GÖLDOSK’a da teşekkürlerimi iletmek isterim. Bu büyük ve anlamlı etkinlikten sonra öğrencilerin doğa ile daha çok temas etmesi ve bir ağacın tohumdan fidana kadar olan yolculuğunu gözlemleyebilmeleri için meşe palamudu tohumundan fidan üretme etkinliğini de Merkez Yedişehitler İlkokulu’nda yapıyoruz. Meşe palamudu toplama etkinliğinde toplanan tohumları 500 öğrenci, öğretmenler ve idari kadro ile birlikte toprakla buluşturduk. Dikilen fidanları orman haftasında yine tüm okulun katılımıyla doğayla buluşturacağız” dedi. (www.ajans32.com)

AKP’den Meclis’te künefe partisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 2 bin 500 kişiye yetecek kadar pişirilen dev künefe milletvekilleri ve Meclis çalışanlarına dağıtıldı.

DHA’nın haberine göre Ankara’da başlayan Hatay Günleri kapsamında AKP Hatay Milletvekilleri, TBMM’deki iktidar kulisi bahçesinde künefe ikramında bulundu. İktidar kulisinin bulunduğu bölümün bahçesine kurulan ocakta yaklaşık 2 saatte pişirilen künefe daha sonra dağıtıldı. Milletvekilleri ve Meclis çalışanlarına ikram edilen Hatay künefesi yoğun ilgi gördü.

AKP Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, iyi bir künefenin nasıl olması gerektiği konusunda bilgi verdikten sonra kendi kestiği künefeleri ikram etti. 2 bin 500 kişiye yetecek kadar hazırlanan dev künefe yaklaşık 1 saat içinde tükendi.(www.odatv.com)