EĞİRDİR KONYA’YA BAĞLANSIN!..

 

İlhan Şimşek

                Eskiden Eğirdir Konya’ya bağlıymış. Bütün işleri Konya’dan aksaksız yapılırmış.

                Şimdi öyle değil. Eğirdir öksüz çocuk gibi. İlgilenen yok; kaderine terk edilmiş. En büyük tesellimiz, Allah Eğirdir’i yaratırken boş zamanına denk getirmiş de enfes bir doğal güzellik vermiş. Bununla yetiniyoruz.

                Eğirdir Belediyesi göl kenarına yakışır bir şeyler yapmak istiyor hemen Isparta devreye giriyor. Çevre İl Müdürlüğü geliyor önceki başkan zamanında oluşan Kara Yollarının yaptığı yol çalışması mıcır birikintisini şimdiki belediyeye yükleyerek, beş yüz bin lira gibi büyük bir para cezası kesiyor. Eğirdir’e hizmetin önüne geçiyor.

                Kara Yollarının yaptığı Konya yolu Eğirdir çıkışı duble yol çalışmasından sonra Belediyenin kıyı güzelleştirme çalışması desteklenmek yerine engelleniyor ve Vilayet asılsız şikayetleri gerçekmiş gibi değerlendirerek soruşturma açtırıyor.

                İnsanın aklına hep bu işler siyaseten yapılıyor, Eğirdir Belediyesi Ak Parti’den  değil de onun için mi kısır döngüdeyiz diye düşünülmeden edilmiyor.

                Eğirdir’in seyir tepesi dediğimiz ve övünç kaynaklarımızdan biri olan Akpınar yolu yıllardır Yılan hikayesine döndü. Yılan gibi tepeye tırmanan yol genişletmesi, asfalt çalışması ve yol korkulukları yapımındaki olumsuzluklar Eğirdirlileri ve Akpınarlıları canından bezdirdi. Her gün iç turizme onlarca araba taşıyan bu yol neden bunca yıl bekledi?

                Yıllar sonra bu yol yapılıyor. Neden şimdi? Sağ olsun Isparta Milletvekili Recep Özel Bey’e. Aldığım sağlam bir kaynağa göre yılan hikayesine dönen Akpınar yolu için Recep Bey’in Isparta yöneticileriyle görüşmesi sunucu Akpınar yolu yapılıyor. Biz de bu noktada diyoruz ki, “ Neden vilayetin yapabileceği bir işi Milletvekili Recep Bey yapsın?” İnşallah korkuluklar da en kısa zamanda yapılır ki Recep Bey bu konunun üzerinde önemle duruyor.

                Eğirdir Isparta’nın gözbebeği mi? Bize göre Evet!..

                Eğirdir böylesine değerli ise neden BAKA(Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı) Rusya’daki 2. Moskova- Türkiye Turizm Fuarı’nda Eğirdir’e yer verilmedi? Bu festivalde Antalya- Burdur ve Isparta’nın tarihi ve turistik yönleri tanıtıldı. 20 Ağustos 2018 tarihli Eğirdir Akın gazetesinden öğrendiğimize göre Isparta’nın gülü ve Kuyucak’ın lavantası tanıtılmış iken neden Isparta’nın gözbebeği ve bu yörenin en güzel turizm beldesi Eğirdir’den bahsedilmemiş. Neden Eğirdir ile ilgili broşürler Ruslara dağıtılarak doğa güzelliği ile bezenmiş, her yanı ayrı bir tablo olan ve yaz boyunca otellerinde ve pansiyonlarında yer bulunamayan Eğirdir tanıtılmamış? Neden Türkiye’nin en güzel elması stantlarda yerini almamış. BAKA’nın dönem başkanlığını yapan Sayın Vali Bey böylesi bir eksikliğin farkına varmadı mı?

                Onun için diyorum ki Eğirdir gene eskisi gibi Konya’ya bağlansın!.. Belki oranın idarecileri Eğirdir’e daha fazla sahip çıkar!..

                Amacımız kimseyi üzmek, onurunu kırmak değil Eğirdir’e yeterli ilginin gösterilmediği düşüncesinde olduğumuzu dile getirmektir.

SIRASI GELMİŞKEN,

EVET  .SÜTÇÜLER’İMİZDE ANTALYA’YA BAĞLANMALIDIR …

SEBEPLERİNİ YAZMAĞA SAYFALAR YETMEZ

SÜTÇÜLER’İMİZDE ZAFER BAYRAMI KUTLAMASI

Sütçüler İlçemizde, Büyük Zaferin 96. yıl kutlama etkinlikleri Atatürk Anıtına çelenk konulması, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlandı.  Etkinlikler kapsamında günün anlam ve önemini belirten konuşma yapıldı.

    Sayın Kaymakamımız törenin ardından kaymakamlık makamında tebrikleri kabul etti.

(Törende halkı göremedik)

 

Eğirdir Elma’da Altın Yıla Hazırlanıyor

Türkiye’deki her 4 elmadan birinin yetiştiği Isparta’da, bu yıl hasat erken başlıyor. 

Türkiye genelinde yaşanan dolu afetinin, elma üretimi yapılan diğer illere oranla Isparta’nın Eğirdir ilçesinde daha az meydana geldiğini kaydeden Eğirdir Ziraat Odası Başkanı Osman Sarıdoğan, kalite ve rekolte yönünden bu yıl Eğirdir elmasının altın yılını yaşayacağını söyledi. 

“BU YIL EĞİRDİRLİ ELMA ÜRETİCİSİNİN YÜZÜ GÜLECEK” 

Sarıdoğan, yurtta elma yetiştirilen diğer bölgelerde ürünün bu yıl dolu afetinden hasar gördüğünü ve kalitenin düşük olduğunu belirterek, Eğirdir’de hem elma kalitesinin yüksek olmasının hem de rekoltenin yüksek olmasının elma fiyatlarına yansıyacağını ve bu yıl elma üreticisinin yüzünün güleceğini ifade etti. 

Golden ve starking cinsi elma hasadının bu yıl önceki yıllara göre daha erken başlayacağını kaydeden Ziraat Odası Başkanı Sarıdoğan, “Önümüzdeki hafta içerisinde golden ve starking cinsi elmaların hasadına başlanacak. Diğer bölgelerde dolu hasarının olması ve kalitenin düşük olması, Eğirdir Elması’nın bu yıl altın yılını yaşayacağını gösteriyor. Halen bahçelerde elmanın kilosu 1 lira 70 kuruş ila 2 lira arasında değişiyor. Sanayi tipi elmanın kilosu ise 30 kuruştan alıcı buluyor. Bu fiyatların önümüzdeki günlerde artmasını bekliyoruz. Dünyanın en güzel elmasının yetiştirildiği Eğirdir’de, elma üreticilerimize bereketli hasat diliyorum” dedi.(www.ajans32.com)

 

 

GAZİ’NİN VAGONU

GAZİ MusGAZI MUSTAFA KEMAL ATATURK'UN SEKIZ YIL BOYUNCA YURT GEZILERINDE KULLANDIGI IZMIR'IN KENT MERKEZINDE SERGILENEN TARIHI TREN VAGONU, DUYARSIZ KISILER NEDENIYLE COPLUGE DONUSTU. KENTIN EN ISLEK YERLERINDEN IZBAN (IZMIR BANLIYO SISTEMI)ALSANCAK GAR ISTASYONU'NUN ONUNDE 16 YILDIR SERGILENEN ATATURK VAGONU'NUN CEVRESINE GUNUN HER SAATI ATILAN PET SISE VE KARTON KUTULAR 'TARIHI AYIP' OLARAK ZIHINLERE KAZINDI. COPCULER, HER IKI SAATTE BIR TOPLASA DA DUYARSIZLIGIN HIZINA YETISILEMEDI. (FOTO;: IZMIR DHA)tafa Kemal Atatürk’ün 8 yıl boyunca yurt gezilerinde kullandığı, İzmir’in merkezinde sergilenen tarihi tren vagonunun çevresi, duyarsız kişiler yüzünden çöplüğe dönüştü.

Kurban Bayramı tatilinde, İzmir’in turizm cenneti beldelerindeki kumsallarda çöp yığınları oluşurken, bazı kişilerin duyarsızlığı, şehir merkezine de yansıdı. Günde 300 bin yolcunun taşındığı İZBAN’ın en işlek istasyonlarından Alsancak Garı çıkışında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1927’den 1935 yılına kadar yurt gezilerinde seyahat ettiği ve içinde kişisel eşyalarının bulunduğu tren vagonu sergileniyor. Vagon, 2007’de İzmirlilerce daha rahat görülebilmesi için o dönem TCDD Parkı’ndan garın önüne taşınmıştı. Önünde Atatürk’ün fotoğrafının da yer aldığı, 45 tonluk vagonun bulunduğu alan, kısa korkuluklarla korumaya alındı. Buna rağmen duyarsız kişilerin pet şişe ve karton kutu gibi çöplerini bu alana atmaları, tepkilere neden oluyor. İstasyonun önüne güvenlik nedeniyle konulmayan çöp kutusunun yaklaşık 100 metre uzaklıkta olmasına rağmen duyarsız kişiler, ellerindeki çöpü tarihi vagonun altına bırakmaktan çekinmiyor. Temizlik işçileri, 2 saatte bir vagonun altını temizleseler de çöpler yeniden hızla doluyor.(www.gunhaner.com)

 

ISPARTALI 16 GENÇ 30 AĞUSTOS’U DUMLUPINAR’DA KUTLAD

Isparta’dan 16 genç, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen 30 Ağustos kutlama etkinlikleri projesi çerçevesinde, Afyonkarahisar ve Kütahya illerinde ülke genelinden katılımla düzenlenen kutlama törenlerine katıldı.   
  Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Kütahya’nın kurtuluşunun 96.yıldönümünü kutlama törenleri çerçevesinde düzenlenen “Kocatepe’den, Dumlupınar Zafertepe’ye, Bağımsızlığa Giden Yolda” projesi düzenlendi. 
  Türkiye genelini kapsayan projede, Zafer Mahallesi Muhtarlığı tarafından 14-29 yaş aralığındaki 16 genç Isparta Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü aracılığıyla geziye gönderildi. 
  İlk olarak Afyonkarahisar’daki Kocatepe’ye, oradan da Kütahya Dumlupınar’daki Zafertepe’ye giden gençler, Büyük Taarruz’un yapıldığı topraklardaki 30 Ağustos kutlama törenlerine katıldı. 
  Proje kapsamında kutlamaya katılacak gençlerin ulaşım, yiyecek – içecek, t-shirt ve benzeri ihtiyaçlarının da Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü tarafından karşılandığı belirtildi. 
  Zafer Mahallesi Muhtarlığı önünden sabah saatlerinde yola çıkan gençlerin, aynı günün gecesinde evlerine döneceği belirtildi 
  Yapılan projenin anlan ve önemine işaret eden Zafer Mahallesi Muhtarı Recep Gürdal, “Günün anlam ve önemine binaen projeye destek veren aileler ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne teşekkür ederim” dedi.(www.ispartahaber.com)

BİR AİLENİN FERYADI…

Acılı Aile ilk kez konuştu… “Vatanını ve bayrağını seven bir çocuk için kimse başsağlığı bile dilemedi”
 Ispartalı Uzman Çavuş Ufuk Kaşıkçı. Vatanını ve bayrağını çok sevdiği için uzman çavuş oldu. Türkiye’nin Afrinharekatında başarıyla görev yaptı. Türk milleti gibi ailesine de gururlandırdı. Ancak görev yaptığı Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde kendi silahı ile kafasına ateş ederek intihar ettiği ileri sürüldü. Aile oğlunun intihar edebileceğine ihtimal bile vermiyor. Babası ve annesi ise devlet büyüklerine sitem etti. Sitemlerinin sebebi ise kimsenin onlara başsağlığı bile dilememesi. Kaynak: Kanal32 TV

Isparta’da 30 Ağustos Zafer Bayramı coşkusu

30 Ağustos Zafer Bayramı Isparta’da coşkuyla kutlandı.

 Isparta 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’ndaki çelenk sunumuyla başlayan kutlama programı, Vali Şehmus Günaydın’ın ev sahipliğinde tebriklerin kabulüyle devam etti. Tören kapsamında Isparta Valisi Şehmus Günaydın, Garnizon Komutanı Piyade Albay Ferat Vural ve Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın araca binerek halkı selamladı. Törende çeşitli okullardan gelen öğrenciler günün anlam ve önemini belirten şiirler okudu.

Çok sayıda vatandaşın ellerinde Türk Bayraklarıyla katıldığı 30 Ağustos programında, katılımcılar operasyon düzenindeki komando geçişine alkışlarla eşlik ederek yoğun ilgi gösterdi. Tören geçidinde polis ve belediye araçlarının geçişleri de ilgiyle izlendi. Eğirdir’de 30 Ağustos coşkusu Eğidir ilçesinde sabah saatlerinde Atatürk Anıtı’na çelenk sunumuyla başlayan törende, Kaymakam Abdullah Akdaş makamda Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanı Tuğgeneral Aydoğan Budakçı ve Belediye Başkanı Ömer Şengöl ile tebrikleri kabul etti. Tören, mehteran gösteri ve optimist yarışmalarında dereceye girenlerin ödüllendirilmesi ile devam etti. Kutlama programı geçit töreni ile son buldu. (www.haber.com.Fotoğraf alıntıdır)

BİR ZAMANLAR …

KAPTAN EMMİMİN  DAM BAŞINDAN..

(Yıl 1964 olabilir)

Soldan sağa Selma Doğankaya,,Gülsüm Doğankaya,Fatma Altıntaş ve merhume             Altıntaş

ISPARTA’DA 109 KÖYE GÜNEŞ ENERJİ PANELİ KURULDU


Isparta’da içme suyunu elektrik enerjisi kullanarak karşılayan ve yüksek bedelli faturalarla karşılaşan köylerin umudu İl Özel İdaresi oldu. Bu kapsamda İl Özel İdaresi bu durumdaki köylere güneş enerjisi panelleri kuruyor.

Isparta’da içme suyunu elektrik enerjisi kullanarak karşılayan ve yüksek bedelli faturalarla karşılaşan köylerin umudu İl Özel İdaresi oldu. Bu kapsamda İl Özel İdaresi bu durumdaki köylere güneş enerjisi panelleri kuruyor. Böylelikle köyler hem elektrikten tasarruf ediyor hem de yüksek bedelli faturalardan kurtuluyor.

 Sıcak asfalt, Eğitim yatırımları, Halı saha projeleri… Isparta İl Özel İdaresi’nin yatırımlarla bunlarla da sınırlı değil. Köylerin altyapı ve sosyal hayatına yönelik önemli çalışmalara imza atan İl Özel İdaresi, içme suyunu elektrik enerjisi kullanarak karşılayan ve yüksek bedelli faturalarla karşılaşan köylerin de umudu oldu. Bu doğrultuda köylere güneş enerjisi panelleri kuran İl Özel İdaresi, içme suyunu elektrik enerjisiyle karşılayan köylerin hem elektrikten tasarruf etmesini sağlıyor hem de yüksek bedelli faturaların önüne geçiyor. 2015 yılında pilot olarak başlayan proje kapsamında bugüne kadar 109 köye güneş enerjisi panelleri kuruldu. Köylere kurulan güneş enerjisi panelleri ile elektrik faturalarında yüzde 80’e varan tasarruf sağlandı.(www.haber32.com)

LAVANTA BALI HASADINA BAŞLANDI

Türkiye'de nadir bulunan lavanta balı Isparta'da

Türkiye’de lavanta üretiminin yüzde 80’inin gerçekleştirildiği Isparta Kuyucak’ta görsel sezonun bitmesinin ardından lavanta balı hasadına başlandı.
Yurt içinden ve yurt dışından turistleri ağırlayan Isparta Kuyucak Köyü’nde, sezonun bitmesiyle çiftçiler getirisi yüksek olan lavanta balının hasadına başladı.

Kuyucak Köyü ve civarında yerli ve gezgin arıcıların kurduğu yaklaşık 3 bin kovanla üretime geçen çiftçiler, Türkiye’nin lavanta balı ihtiyacının karşılanmasında da önemli görev üstleniyor.

Lavanta Balının Kalite ve Tanınırlığının Artırılması Projesi Koordinatörü Ali Sağdaş, lavanta balının yaygınlaştırılması kapsamında 2014 yılında proje hazırladıklarını ve bu kapsamda çiftçilere kovan dağıttıklarını belirtti. 

DEMİREL’İN ANI DEFTERİN NE YAZDI

Demirel’in Anı Defterine Bakın Ne Yazdı?

İYİ Parti Isparta Milletvekili Dr. AyİYİ Parti Isparta Milletvekili Dr. Aylin Cesur, Bayram Ziyaretlerine İslamköy’de 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in anıt mezarını ziyaret ederek başladı.
Milletvekili Cesur, burada anı defterine duygu yüklü bir mesaj yazdı.

İŞTE O MESAJ;
lin Cesur, Bayram Ziyaretlerine İslamköy’de 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in anıt mezarını ziyaret ederek başladı.
Milletvekili Cesur, burada anı defterine duygu yüklü bir mesaj yazdı.

İŞTE O MESAJ;

TANRININ GÖZÜ

tanrının gözü ile ilgili görsel sonucu

Isparta’nın Yenişarbademli ilçesinde bulunan Melikler Yaylası’ndaki Gökyüzü Şenlikleri’nde astro fotoğrafçı Nadir Aybek Ertuğ tarafından yurt dışında ‘Eye of God (Tanrının Gözü)’ denilen Helix Bulutsusu görüntülendi.

Türkiye’nin birçok noktasından gökyüzü meraklıları ve gökbilimcilerin geldiği şenliklere Antalya‘dan katılan amatör astro fotoğrafçı Nadir Aybek Ertuğ, 700 ışık yılı uzaklıkta bulunan, yurt dışında ‘Tanrının Gözü’ olarak adlandırılan Helix Bulutsusu’nu fotoğrafladı.Bulutsunun iyi teleskopla sadece toz bulutu olarak görülebileceğini, fotoğraflarda katman katman yapılan işlemlerle renklendirildiğini belirten Nadir Aybek Ertuğ, “Helix Bulutsusu, ‘The Helix’ veya ‘NGC 7293’ olarak da bilinir. Kova Takımyıldızı yönünde yer alan, gezegenimsi bir bulutsu. Karl Ludwig Harding tarafından muhtemelen 1824’ten önce keşfedildi. Bu çalışmayı, ‘Yenişarbademli Gökyüzü Etkinliği’nde yaptım. Yurt dışında halk arasında, göze çok benzediği için ve uzayın derinliklerinde olmasından dolayı ‘Eye of God’ yani ‘Tanrının Gözü’ olarak adlandırılıyor. Bize 700 ışık yılı, yani 6 bin 600 trilyon kilometre uzaklıkta. Gökyüzü meraklıları arasında da popüler olan bir gök cismidir” diye konuştu.(www.ajans32.com)

Oduncu ile şeytanın hikayesi

Zamanın birinde yaşamını odunculukla sürdüren bir zat varmış. Allah’a karşı olan vazifelerini yerine getirir, kimsenin rızkına ve namusuna yan gözle bakmazmış. Oduncunun yaşadığı köyün yakınında bir köy daha varmış ve buradaki köylüler dağda kutsal saydıkları bir ağaca tapınırlarmışOduncu günün birinde, şunların tapındıkları ağacı Allah rızası için keseyim, onları Allah’a isyandan kurtarmış olurum hem de pazarda satıp ekmek paramı çıkarırım diye düşünmüş.

Ağacı kesmek için dağa doğru giderken, karşısına acayip suratı olan pis bir adam çıkmış. Ona, nereye gittiğini sormuş. Oduncu bunun üzerine, insanların Allah diye taptıkları ve Allah’a isyan etmelerine sebep olan ağacı kesmeye gittiğini söylemiş. Adam da oduncuya dönerek, ben şeytanım ve o ağacı kesmene müsaade etmem demiş. Buna kızan oduncu, adamın üzerine atılarak onu yere yatırmış ve hançerini boğazına dayamış.

Şeytan oduncuya, sen beni öldüremezsin. Allah bana kıyamete kadar müsaade etti. Ama yine de gel o ağacı kesme, seninle anlaşalım. Ben sana her gün bir altın vereyim, sen de o ağacı kesmekten vazgeç, onlar ağaca tapıyormuş, Allah’a isyan ediyormuş sana ne gerek, altını al işine bak demiş ve oduncu şeytanı bırakmış.

Şeytan, oduncuya akşam yatıp sabah kalktığında yatağının altına bakmasını da söylemiş. Oduncu ağacı kesmekten vazgeçerek evine dönmüş. Sabah kalktığında yatağının altına bakmış ve altının orada olduğunu görmüş. Oduncu bundan memnun kalmış tabi ki. Ancak ikinci günün sabahında altın yokmuş. Oduncu buna sinirlenip baltasını almış ve dağa ağacı kesmek için yola çıkmış. Yolda yine şeytanla karşılaşmış, ancak oduncu çok kızgınmış.

Şeytana, seni sahtekar kandırdın beni değil mi? diyerek üzerine atılmış. Bu kez şeytan oduncuyu altına almış. Hayretler içinde şeytana bakarken şeytan ona, hayret ettin değil mi? neden bana yenildiğinin sebebini söyleyeyim; Dün Allah rızası için ağacı kesmeye gidiyordun. Seni değil ki ben, tüm şeytanlar bir araya gelsek yenemezdik. Ancak, şimdi Allah rızası için değil, altını vermediğim için kızgınlıktan kesmeye gidiyorsun. İşte, bundan dolayı bana yenildin ve o ağacı kesmene müsaade etmeyeceğim, demiş. Kıssadan hisse… (www.mailce.com)

 

 

SÜTÇÜLER’İMİZİN ATANMIŞ BELEDİYE BAŞKANLARI

 

Atanmış belediye başkanlarımızı belli bir yaşın üzerindeki tüm hemşehrilerimiz hem tanıyabilir hem de yaptıkları hizmetleri de bilebilirler.

Gerek 1960 ve gerekse 1980 ihtılallerinde atanma yolu ile belediye başkanlığı yapmış olanlardan bir bölümünün hizmetlerini de hatırlamakta fayda var.

O dönemdeki   belediye başkanlarından Şükrü Kurnaz belediye otobüslerini aldığını ve bu otobüslerin Sütçüler’imize 30 yıl hizmet ettiğini,

Vaktiyle Kültür ve nikah Salonu olarak kullandığımız binayı,Sütçüler’de ilkleri gerçekleştiren rahmetli dayı oğlum merhum Cafer Porazoğlu abimin yıllarca sinema olarak çalıştırdığı bu eseri de zamanın belediye başkanı Emin Bayer  tarafından  hizmete sokulduğunu öğrenmiş buluyoruz.

Bu bilgileri bizlerle paylaşan Mehmet Kızıl’a teşekkür ederken Sütçüler’imize hizmetlerinden dolayı tüm belediye başkanlarımızın hayatta olanlarına sağlıklar, ebediyete intikal etmiş olanlarına da Allah’tan rahmet dileriz.

ATANARAK GÖREV YAPMIŞ BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ

Emin TÜRKDOĞAN 1960

Mümtaz ÖZGÖKÇEN 28.07.1960
Hıfzı ANGIN 03.05.1961
M.Emin BAYER 31.07.1961

Tahsin YAĞCI 15.09.1980
Şükür KURNAZ 17.12.1980
Yusuf ALTUNBAŞ 17.05.1982

BUNDAN TAM YİRMİİKİ YIL ÖNCE

(Üstteki fotoğrafta bulunan ön sıradakiler;(soldan sağa) Hüseyin Altıntaş,Mehmet Şentürk,İsmail Üstün,..,

İsmail Üçyıldız. Hepsine rahmet diliyoruz.)

(Sütçüler Hes 2.kısım temel atma töreninde Halil Yıldız konuşmasını yaparken.Arkada kırmızı ceketli olan kişi de Abdullah Bilgiç’tir.Her ikisine de rahmet diliyoruz.)

SÜTÇÜLER HİDROELEKTRİK SANTRALI 2.KISIM TEMEL ATMA TÖRENİ.

TARİH;24.AĞUSTOS.1996

YER ;DEĞİRMENDERE

(Kaynak;www.sutculerimiz.com)

SÜTÇÜLER’İMİZDE İKİ EV YANDI

Sütçüler İncerede Köyü’nde 2 ev tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Yangın nedeniyle samanlıklarda yandı.
Gece saat 01:00 sıralarında Sütçüler İncedere Köyü’nde henüz nedeni bilinmeyen bir nedenle yangın meydana geldi. 2 ev ve samanlıklar tamamen yanarak kullanımaz hale geldi. Yangına Sütçüler İlçesi ve çevre köylerden gelen itfaiyeler müdahale etti. Uzun süren çalışma sonucunda angın kontrol altında alındı.
Çevredeki vatandaşlar ise büyük panik yaşadı. Yangında herhangi bir yaralanan olmadı.(Alıntı)

EĞİRDİR GÖLÜ’NÜN ADALARI

Yeşilada: Eğirdir şehir merkezine 1.5 km. uzaklıkta olan Yeşilada, 9 hektar alan üzerinde taş temelli ahşap evleri, dar sokakları ve küçük balıkçı barınağı ile otantik özelliğini korumaktadır. Eskiden halk arasında NİS olarak bilinen Yeşilada, ev pansiyonculuğunun yaygınlığı ve balık lokantaları ile dikkat çeker. Adada ayrıca Hıristiyanlarca kutsal sayılan Ayastefanos kilisesi yer almaktadır.

Canada: Eğirdir ile Yeşilada arasında yer alan 7000 m2 büyüklüğünde sevimli bir adacıktır. Yapılaşma yoktur. Sadece piknik alanı olarak düzenlenmiştir. Ada Atatürk’ün Eğirdir’i ziyareti sırasında 1 Şubat 1933 tarihli Belediye Encümen Kararı ile kendisine hediye edilmiştir.

SÜTÇÜLER’İMİZDE TULUK AYRANINA ÖZLEM

Bu görüntü, Sütçüler’imizde de 30-40 yıl önce görmeye alıştığımız, biraz da özlediğimiz görüntüdür.
Nasıl özlediğimiz görüntü olmasın ki! Azıcık bellek tazeleyelim.
Gördüğümüz nesnenin adı “tuluk”. Ayran yapmaya yarar. Davar derisinden yapılmıştır. Bilebildiğimiz kadarıyla bu deri, çam ağaçlarının gövde diplerin sıyırılan veya “tağra” ile kopartılan, “mavru” olarak adlandırılan kaba dış kabukları ile işlem görür, yani tabaklanır. Bu işlemin sonucunda mavrudan deriye geçen mis gibi çam kokusu, tulukta keçi yoğurdunun dövülmesi ile yapılan ayrana siner, ayranın içine işler. Böyle bir ayranında tadına doyum olmaz. Bu tadı bilenler bilir.

Bu ayranın tadını bilenler bilir. Analarımızın ve ablalarımızın, kız kardeşlerimizin yapmış oldukları tarhanalar da, bu ayran ile yoğurulduklarından, o dönemlerde yapılmış o dönem tarhanasının da tadını gerçekten bilenler bilir. Kısacası bu resme baktığımızda, bu tadları bilenler ve hatırlayanlar olarak içimizden, ya bu resimde gördüğümüz hanımın yanına gidip, yalvar yakar bir lokma da olsa o ayrandan istemek veya hiç olmazsa Sütçülerimiz’in dut şenliğinde aynı ayranı bilenlerimizin de yardımıyla yapıp hem kana kana içmek, hem de tadını bilmeyenlere de içirmek geçiyor. İçimizden geçiyor, hayal ediyoruz. Hayal etmek gerçekleştirmenin yarısı olsa gerektir. Kim bilir bir gün hayalimizi gerçekleştirme imkanının buluruz.

Şunu söylemek isteriz. O günkü koşullarda, kuşkusuz o zamanlar bizlerin çocukluk çağlarıydı, tulukta davar ayranının yapılması, bağlarda dut deşirilmesi(devşirilmesi), pekmez kaynatılması, köpük yalanması, şerbet içilmesi ve sonunda “kuvam” yalanması, çoluk- çocuk bütün mahalle halkıyla yaşanan bir olaydı. Yani, şimdi herkesin kendi dünyasında atomize olduğu internet ortamının yarattığı yalnızlığın tersine, o zamanın mahalle yaşantısının getirdiği paylaşım ortamına özlemimizi dile getirmek istiyoruz. Böyle bir ortama ihtiyacımız çok.

Dileğimiz, dut şenliğinin sadece pekmez yapımıyla sınırlı kalmaması, şenlik sırasında tuluk ayranının yapılması ve içilmesi, tarhana yapılması, çocukluğumuzda oynamış olduğumuz “yesir”, “met”, “simi” gibi oyunların çocuklarımıza öğretilmesi, unutulmasının önüne geçilmesi, geliştirilmesi ve olabilecekse bu oyunlara olimpik spor niteliğin kazandırılması.(www.sutculerimiz.com
Mustafa Turan)

SALDİVLER PLAJI

‘Maldivler Plajı’na bayramda tatilci akını
‘TÜRKİYE’nin Maldivleri’ olarak ünlenen Burdur’daki Salda Gölü’ndeki ‘Saldivler’ denilen plaj, ilgi odağı oluyor. ‘Saldivler Plajı’, bayramda tatilcilerin akınına uğradı.

Türkiye’nin derin tatlı su göllerinden biri olan ve Mars’ın jeolojik yapısına benzerlik gösteren dünyadaki iki noktadan biri olarak kabul edilen Burdur’un Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü, Maldivler’i andıran beyaz kumulları ve turkuaz görünümüyle ilgi görüyor.

Tatilciler, apart ya da otellerde kalmak yerine yanlarında getirdikleri çadırlarda kalmayı tercih etti. Bazı vatandaşlar gündüz göle girerken, bazıları göl kenarında çamur banyosu yaptı. Yüzme ve çamur banyosu dışında da bazı tatilciler görsel şölen sunan gölde fotoğraf çekerek bu anları ölümsüzleştirdi.(www.gunhaber.com)

Sadece Isparta’da Üretilen Lavanta Balının Kilosu 250 Lira

Isparta’da son dönemde lavanta balı üretimi arttı. Lavanta bahçelerine bırakılan arıların ürettiği balın kilosunun bu yıl 250 liradan satılması bekleniyor.
Türkiye’nin gül bahçesi olarak bilinen Isparta’da son dönemde lavanta balı üretimi arttı. Lavanta bahçelerine bırakılan arıların ürettiği balın kilosunun bu yıl 250 liradan satılmasının beklendiği belirtildi.
KİLOSU 250 TL
Lavantada bal hasat dönemini bu ay yaptıklarını kaydeden Karakoyun, “Dünyanın her ülkesinde aşağı yukarı elit tüketici grubunda beğenilen lavanta balını hasat ettikten sonra tüketiciye sunacağız. Geçen yıl balın kilosunu 200 TL’den satışa sunduk, bu yıl 250 TL’den satılmasını bekliyorum. Lavanta balına her geçen gün ilgi artıyor ve talebe yetişemiyoruz” diye konuştu.

YURT DIŞINDAN CİDDİ TALEP VAR”
Karakoyun, bu yıl lavanta balı kısıtlı olmasına rağmen yurt dışından da ciddi talep olduğunu belirterek, “Biz, ülkemizde ürettiğimiz ürünün ilk önce kendi insanlarımızın tarafından tüketilmesini istiyoruz” diye konuştu.
STRESİ ÖNLEMEDE ETKEN
Lavanta balının sağlık açısından büyük fayda sağladığını ifade eden Mehmet Karakoyun, bronş, karaciğer yağlanmaları ve karaciğerin temizlenmesinde etkin rol oynadığını aktardı. Stresi önlemede lavanta balından faydalanılabileceğini vurgulayan Karakoyun, lavanta balının sigara içenler için ideal doğal bir ürün olduğunu söyledi. Karakoyun, “Stres artık günümüzde çok önemli bir problem haline geldi. Lavantada bulunan antiseptik özellikten dolayı balda da lavantanın özelliği bulunduğu için stresli günlerinizde düzenli kullanıldığında daha kaliteli bir yaşam sağlıyor” diye konuştu.

KURBAN İNDİRME GELENEĞİ

 

Bu geleneği önemli buluyorum”
Isparta’nın asırlardır süregelen geleneklerinden birisi olan Kurban Bayramı arefesinde gerçekleştirilen kurban indirme töreni Doğancı Mahallesinde gerçekleştirildi. Kurbanlıklar Keçeci Mahallesi Camiinde kılınan ikindi namazının ardından Gökçay’dan indirilerek, Doğancı Mahallesi Muhtarlığı önüne götürüldü. Kurban indirme geleneğine Isparta Vali Yardımcısı İsmail Akman, Belediye Başkanı Yüksek Mimar Yusuf Ziya Günaydın, Doğancı Mahallesi Muhtarı Melek Ağlasunlu ve mahalle sakinleri katıldı.
Kurbanlıklar ikindi namazının ardından Gökçay’dan indirilen, Keçeci Camiinin önünden Doğancı Mahallesi Sosyal Tesisleri önüne davullarla götürüldü. Burada tekbirler getirilirken, kesilecek kurbanların kabul olması dileğiyle dualar edildi.
Doğancı Mahallesi Muhtarı Melek Ağlasunlu, bu geleneğin asırlardan buyana devam ettiğini, bir süredir yapılamayan bu geleneğin tekrar başlatıldığını söylerken, örf, adet ve geleneklerin gelecek nesillere aktarılmasını istediklerini kaydetti.
Doğancı mahallesinde düzenlenen kurban indirme merasiminin asırlardan buyana devam ettirildiğini hatırlatan Belediye Başkanı Yüksek Mimar Yusuf Ziya Günaydın da, “Örf, adet, gelenek, görenek ve töreleri seven, kuvvetli olmasını isteyen bir insanım. Bu geleneği önemli buluyorum. Bu geleneğimize bir süre ara verildi. Bugün yeniden başlatılmış oldu, burada olmayı bir vazife kabul ediyorum. Bu geleneğimiz bundan sonrada ara verilmeden yıllarca devam etsin. Çocuklarımız, torunlarımız da bundan haberdar olsun. Töreler, dualar önemlidir” dedi.
Vali Yardımcısı İsmail Akman da, “Atalarımızdan bizlere ulaşan bir gelenek, görenek” derken, Doğancı’nın tarihi bir mahalle olduğunu belirtti. Bir milletin, tarih, örf, adetinin önemli olduğundan bahseden Akman, “Tarihimizi geleneğimizi yaşatmalıyız” görüşlerinde bulundu.
Kaynak: (Mathaber) – MAT HABER MERKEZİ

Türkiye’nin ilk ‘Karanlık Gökyüzü Parkı’ Isparta’da yapılacak

Türkiye’nin birçok zirvesinde gerçekleştirilen ölçümler neticesinde, gökyüzü gözlemlerinin yapılabileceği en karanlık noktanın, Isparta’nın Yenişarbademli ilçesindeki 1700 rakımlı Melikler Yaylası olduğu tespit edildi. Yaylada, Türkiye’nin ilk Karanlık Gökyüzü Parkı’nın kurulması için de proje hazırlanıyor.

Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Ethem Derman ve ekibi tarafından şimdiye dek Türkiye’nin pek çok dağlık bölgesinde uzay gözlemlerinin gerçekleştirilebileceği sahaların saptanmasına dönük ölçümler yapıldı. Onlarca kentte yapılan ölçümler neticesinde; uzay gözlemleri için en uygun karanlık noktanın, Isparta’ya 110 km uzaklıktaki Beyşehir Gölü’nün batısında, Toros Dağlarının kuzey uzantısı olan Anamas Dağları ile bütünleşen Yenişarbademli ilçesindeki 1700 metre yükseklikteki Melikler Yaylası olduğu saptandı.
(Kaynak;Haber32 -)

Uzman Çavuş’un İntihar Ettiği Öğrenildi

 

 

 

 

 

Giresun’da vefat eden Uzman Çavuş Ufuk Kaşıkçı’nın ölüm nedeni belli oldu.

Kendini vuran Kaşıkçı, Uzman Çavuş Ufuk Kaşıkçı’nın kendini vurduğu, 3 gün yaralı kaldıktan sonra vefat ettiği öğrenildi.

Kendini vuran Kaşıkçı, Uluborlu İleydağı’nda toprağa verilecek.(www.ajans32.com)

 

GÜL KÖŞKÜ AÇILDI

Isparta Belediyesi tarafından düzenleme çalışmaları tamamlandıktan sonra Türk yemek kültürü ve mimarisini yansıtan Gökçay Mesirelik Alanı’ndaki Gül Köşkü hizmete açıldı. Isparta Belediyesi tarafından işletilecek olan ve bünyesinde 88 farklı yöresel ve kültürel yemek çeşidi bulunan Gül Köşkü’nün açılışı için düzenlenen törene, AK Parti Isparta Milletvekili Recep Özel, Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Başkanı Şükrü Başdeğirmen, ITSO Meclis Başkanı Osman Şahlan, belediye meclisi üyeleri, muhtarlar ve çok sayıda davetli ile vatandaş katıldı.

(Kaynak;Haber32 – )

S Ü T Ç Ü L E R’İ M İ Z İ N ESKİ BELEDİYE BAŞKANLARI

Ahmet ÇETİNKAYA 1938 Seçilmiş
Ahmet YAVUZ 1942 Seçilmiş
Mustafa ÖZSÜT 1946 Seçilmiş
Hüseyin Avni TURAN 1950 Seçilmiş
Osman Ali APAYDIN 1955 Seçilmiş
Emin TÜRKDOĞAN 1960 Atama
Mümtaz ÖZGÖKÇEN 28.07.1960 Atama
Hıfzı ANGIN 03.05.1961 Atama
M.Emin BAYER 31.07.1961 Atama
Ahmet DUYAR 25.11.1963 Seçilmiş
Ahmet DUYAR 1968-1969 Seçilmiş
Ahmet ALTINTAŞ 16.12.1969
Haydar ŞAVKAN 24.02.1970-1973 Seçilmiş
Ahmet DUYAR 1973-1977 Seçilmiş
Haydar ŞAVKAN 1977-1980 Seçilmiş
Tahsin YAĞCI 15.09.1980 Atama
Şükür KURNAZ 17.12.1980 Atama
Yusuf ALTUNBAŞ 17.05.1982 Atama
Osman ÖZER 1984-1989 Seçilmiş
Hüseyin ALTUNTAŞ 1989-1994 Seçilmiş
A.Bircan TURAN 1994-2004 Seçilmiş
Hüseyin MÜFTÜOĞLU 2004-2014 Seçilmiş
Mustafa Üstün 2014 Seçilmiş
Tüm belediye başkanlarımıza hizmetleri için teşekkür ederken ebediyete intikal edenlere de Allah’tan rahmet diliyoruz.

VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

Erenler Mahallesinden ilçemiz Ziraat Bankası eski çalışanı HÜSNÜ TÜRKYILMAZ vefat etmiştir.
Cenazesi 23 Ağustos 2018 Perşembe günü öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazından sonra aile kabristanlığına defnedilecektir.
Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına baş sağlığı dileriz.

Fotoğrafçılık Günü Kutlu Olsun..

Bugün sadece fotoğraf makinası olan değil cep telefonu olan herkes fotoğrafçı ve neredeyse çektiği fotoğrafı anında paylaşma tekniğine olan cep telefonlarına sahip.
Fotoğrafçılık eskiden bir sanat dalıydı. Şimdi gelişen teknikle halâ sanat dalı sayılıp sayılmacağı konusunda tereddütlerim var.
Ben amatör fotoğrafçılığa çok yıllar önce başladım ve Ortaokul son sınıfta arkadaşımın makinasını ödünç olarak alır hem Ankara’da hem de Sütçüler’de fotoğraf çekmeğe başladım. Tabii çektiğim bu fotoğraflar başta aile bireylerinin daha sonrada çevremizdekilerin fotoğrafları oluyordu.
İlk fotoğraf makinam LUBİTEL 2 marka tabii ki 12 pozluk filmli siyah-beyaz makina ile yıllarca çalıştım. Renkli fotoğrafların çıktığında Almanya’da çalışan bir yakınıma yine filmli ve 36 pozluk CANON marka fotoğraf makinası getirttim ve bu makina yıllarca işimi gördü.
İlk dijital makinam ise 2006 yılında yine Canon oldu. Onun arıza vermesinden sonra Samsung ve şimdide Sony.
Siyah-beyaz ve renkli fotoğraf makinamla çekmiş olduğum fotoğrafların filmlerini bunca yıldır hala muhafaza etmekteyim, dijital fotoğraf makinam ile çektiklerim ise bilgisayarımda.
İyi fotoğraf çekmeler …
Ve
19 Ağustos Dünya Fotoğrafçılık gününüz kutlu olsun.

Hayvanseverleri isyan ettiren görüntüler

Olay, geçen 17 Ağustos Cuma günü akşam saatlerinde, tarihi Kaleiçi girişinde meydana geldi. İddiaya göre, kent turu yapmak isteyen bir grup turisti faytona bindiren adı henüz öğrenilemeyen faytoncu, bir süre kent merkezinde gezinti yaptı. Faytona koşulan iki attan biri sıcak hava ve susuzluğa daha fazla dayanamayarak yol ortasında yere yığıldı.

Koşum takımları üzerinden çıkarılan at, bir süre yerde çırpınıp ayağa kalkmaya çalıştı. Birkaç denemeye rağmen başarılı olamayan at çırpınmayı bırakarak hareketsiz şekilde yere yattı. Atın yaşadığı zor anlar ise bir vatandaş tarafından cep telefonuyla kaydedildi. Atın sağlık durumuyla ilgili bilgiye ulaşılamazken görüntünün sosyal paylaşım sitelerinde paylaşılması üzerine hayvanseverler duruma isyan etti.

Antalya Candost Derneği Başkanı Arife Yanık, atın son durumuyla ilgili bilgiye ulaşmak için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi. Atların bu şekilde bir yaşama mahkum edilmesine katlamadıklarını belirten Yanık, “Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne şikayet edeceğiz. Fayton olayını Antalya’da bitireceğiz. Atlar sıcakta koşturuluyor, birçoğu susuzluktan ve yorgunluktan ölüyor” dedi.
Alparslan ÇINAR/ANTALYA, (DHA) –

‘Erik dalı’ oynayıp, tiyatro oyunu sahneleyecekler

MURATPAŞA Belediyesi Yaşlı Evi üyeleri, alzheimere karşı farkındalık oluşturmak için ‘Erik dalı’ oynamaya hazırlanıyor. Kıdemli Muratpaşalılar, aynı gün ‘Fehim Paşa Konağı’ adlı oyunu da sahneleyecek.
Muratpaşa Belediyesi’nin Yaşlı Evleri’nde 21 Eylül Dünya Alzheimer Farkındalık Günü’nde gerçekleştirilecek etkinliğin heyecanı yaşanıyor. Fener Yaşlı Evi’nde yaşları 58 ile 72 arasında değişen 71 kıdemli kent sakini, 21 Eylül günü saat 11.00’de Kapalı Yol’da son dönemin popüler oyun havası Erik dalı oynayacak. Kendilerine ‘Erik Dalı Grubu’ adını veren 57 kadın ve 14 erkek, pazartesi, cuma ve cumartesi günleri olmak üzere, haftada 3 gün 6 saat çalışıyor.
Yaşları 53 ile 70 arasında değişin Muratpaşa Belediyesi Yaşlıevleri’nin üyesi 19 kıdemli Muratpaşalı da aynı gün, Turgut Özakman’ın Fehim Paşa Konağı adlı tiyatro oyununu sahneleyecek. Oyun, 21 Eylül’de Muratpaşa Belediyesi Hizmet Binası Konferans Salonu’nda saat 20.00’de sahnelenecek.(www.gunhaber.com)

VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

İlçemiz Toki de ikamet eden ibrahim Özalp eşi SEVİM ÖZALP (YILDIRIM) hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Cenazesi önceki gün ikindin namazını müteakip ilçemizde Musalla kabristanlığında defnedilmiştir.

Merhumeye Allah’tan rahmet ailesine ve yakınlarına baş sağlığı dileriz.

 

BAŞKAN SÖZÜNÜ TUTTU

Ben çocukken Mehmet Hafız diye amcamızın güler yüzlülüğü sayesinde bir yaz kursa gittim. Namaz kılacak kadar sure okumayı öğrendik. Bugün hala o zaman öğrendiğiniz sureler ile namaz kılıyoruz. Başımdan geçtiği için başka çocukların da sure öğrenmelerini istedim. Kursa gidecek herkese bisiklet verecez dedik, 200’ün üzerinde katılım oldu. Hepsi kur’anı öğrendi.” (www.haber32com)

JANDARMA’DAN İLGİNÇ BİR UYGILAMA

Isparta İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı Trafik Ekipleri, İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğü görevlileriyle birlikte, Kurban Bayramı öncesi tatile çıkan sürücüleri uygulamalı olarak bilgilendirdiler. Geçtiğimiz Perşembe günü havalimanı kavşağında ihlal yapan sürücüleri durduran Jandarma ve Polis ekipleri, 2004 yılında kural ihlali yüzünden trafik kazası geçiren ve engelli kalan Ortopedik Engelliler Derneği Başkanı Ramazan Erdoğan ile konuşturdular. Hayat kurtaran bir projeye imza atan Jandarma ekipleri vatandaşlardan büyük takdir gördü.
DRONE İLE KONTROL
Drone ile kontrol gerçekleştiren Jandarma ve Emniyet ekipleri, ihlal yaptığı saptanan sürücüleri durdurdu. Nazik bir şekilde sürücüleri oluşturdukları masaya davet eden güvenlik güçleri, onları Isparta Ortopedik Engelliler Derneği Başkanı Ramazan Erdoğan ile tanıştırdılar.
Sürücülere kendi başından geçen kazayı anlatan Başkan Erdoğan, hız ve kural ihlalinin neticesinin neler olduğunu herkese öğretmiş oldu. Isparta İl Jandarma Komutanlığı Trafik Ekipleri, İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube ekipleri ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü görevlileri, bayram tatili yoğunluğu sebebiyle sürücülerde farkındalık oluşturdu.
Türkiye’de herkese örnek olacak bir projeye imza atan Jandarma Komutanlığının bu projesi sürücülerde iz bıraktı.
2004 yılında bayram tatiline giderken geçirdiği trafik kazası sonrası ortopedik engelli kalan Ramazan Erdoğan, ihlal de bulunan sürücüleri bizzat kendisi uyardı. Kurallara uymayan sürücülerle sohbet eden Ramazan Erdoğan, ‘Hız ve ihlal hatasının sonu felakettir. Bende kurallara uymadım, kaza yaptım ve ortopedik engelli kaldım. Lütfen kurallara uyalım’ dedi. Isparta İl Jandarma Komutanlığı Trafik Ekipleri ile Polis ekipleri, ‘İnsan ömrü başkalarının hatalarını tekrarlayacak kadar uzun değildir’ mesajıyla trafiğe çıkacak sürücüleri uyardılar.(www.ajans32.com)

VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

İlçemiz Boğaz köyden rahmetli hafız Mehmet amca oğlu MUSTAFA BALCI hakkın rahmetine kavuşmuştur.

Cenazesi yarın öğle namazına müteakip Isparta Sütçüler boğaz köy Camii’nden namazı kılınacak olup boğaz köy mezarlığı na defnedilecektir .

Merhuma Allah’tan rahmet ailesine ve yakınlarına da baş sağlığı dileriz. (Kaynak;Adnan Özbalcı)

YILLAR YILLAR ÖNCE BİZİMKİLER

Yıllar yıllar önce Sütçüler’imizde çoktan terk etmiş olduğumuz ve heyelandan yerlerimizi bile bulamadığımız Ortakoz’da Kaptanlar’ın karpuştasının yanında bulunan yaz aylarında göçüp yaşadığımız bağda bulunan kelifin önünde ki “Yatık Dut” un yanında çekilmiş tarihi bir fotoğraf.
Sol tarafta ayakta bulunan ve Dudun dalları arasındaki kişiyi ve de çocuğu bilemedim. Onun yanındaki Süleyman Doğankaya, yanındaki annem Ümmühan Doğankaya, kucağındaki çocuk olan ninem Ümmügülsüm Doğankaya sağındaki Kocaana (Gülsüm Doğankaya) yanındaki kasketli Etem Altuntaş ve en önde ortada çömelen Etem Doğankaya (Şoför Etem)
Bu vesile ile resimde bulunup vefat eden tüm yakınlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz.Mekânları da Cennet olsun inşallah.

Bayramda Antalya doldu

DOKUZ günlük Kurban Bayramı tatilinde, turizm sezonunun en yüksek dönemini yaşayan Antalya, yerli- yabancı 1 milyonun üzerinde turist ağırlayacak. Kentte tüm oteller doldu.
Yurtdışı turizmde bu yıl tarihinin en iyi dönemini yaşayan Antalya’da, Kaş’tan Gazipaşa’ya kadar pansiyonlardan beş yıldızlı otellere tüm tatil yöreleri yüzde 100 doluluğa ulaştı. Turizm sezonunun en pik yaptığı bir dönemde olduklarını belirten Vali Münir Karaloğlu, buna ilaveten iç turizmde de 9 günlük bayram tatiliyle ciddi yoğunluk yaşanacağını aktardı. Karaloğlu, “Zaten otellerde şu anda çok fazla boşluğumuz yok ama yüzde 20- 25 yerli turist olacak. Otellerde 250 bin civarında yerli turist hareketi olacağını varsayıyoruz. Bayram tatilinde Antalya’daki bütün oteller, pansiyonlar kiralık evler tamamı şu anda dolmuş durumda, yüzde 100 hatta ve biraz da üstüne çıkmış olabiliriz. Ama Antalya’ya gelenler sadece otellere, pansiyonlara gelmiyor, eş-dost ziyareti, yazlık evleri olanlarda tatil için de geliyorlar. Antalya’da bayramda iç turizm hareketliliğinin 350- 400 bin olacağını tahmin ediyoruz. Yabancı misafirlerimizle beraber bu bayramı ful geçirmiş olacağız. 600 bin civarında yatak kapasitemiz var, bayram süresince doldur boşalt oluyor ve 9 gün boyunca aynı müşteriler kalmayacağı için 1 milyon civarında da yabancı misafirimiz olur” dedi.

Otellerde yer bulamayanlardan kendisini arayanların da olduğu belirten Vali Münir Karaloğlu, “Biz de bulamıyoruz. İlin valisi olarak torpil yapamaz hale geldik. Şu anda gerçekten Antalya tam yükünü aldı diyebiliriz. İnşallah bu tatili huzur içinde, hep beraber geçiririz” dedi.(www.gunhaber.com)

SÜTÇÜLERİMİZE SAHİP ÇIKMAK; HER ISPARTA’LININ, HER GÖLLER BÖLGESİ İNSANININ, HER İÇ BATI AKDENİZ’İN VE HER YURDUM İNSANININ GÖREVİ OLMALIDIR VE DE OLMAK ZORUNDADIR, HELE HELE DOĞA SEVERLERİN!!!

Zeki TARHAN – ANKARA
23 Aralık 2017 günü, Sütçüler halkı Ankara’ya yaptığı çıkartmayla bir tarih yazdılar. Sosyologlar / Antropologlar ve Tarihi Cografyacılar bu çıkartmayı mutlaka bilimsel bir zemine oturtacak ve sebep – sonuç ilişkilerini objektif ve tarafsız bir şekilde irdeleyeceklerdir.
***
Adeta, üvey evlat muamelesine maruz bırakılmış ve de itilmiş / kakılmış bir CENNET KÖŞEMİZİN insanlarının halet-i ruhuhiyesiyle karşılaşıyorduk. Yıllar önce SDÜ’ nün Orman Fakültemizce düzenlediği “Doğal Alanların Korunması” konulu Sempozyumda tartışılanlar ve son gün Çandır’a / Yazılı Kanyona düzenlenen Teknik gezi ve o gezide Çandır Muhtarının konuşması, tüm SDÜ bilim insanlarımızın Çandır halkımızın yanında yer alışı, gerekirse çıplak bir şekilde Ankara’ ya kadar yürüme kararlılığım gözlerimin önünde bir sinema şeridi gibi canlanıvermişti ISVAK salonlarında!!!
***
Sütçüler Belediye Başkanı Mustafa ÜSTÜN’ün başkanlığında oluşturulan bir minibüs dolusu heyetle gelmişlerdi Ankara’ya ve ISVAK’la buluşuluyordu… ISVAK; onlar için bir çare müessesesi idi, diğer bir deyişle can kurtaran simidiydi. Hani “dert küpü” denir ya, aynen öyle idi Sütçüler.
Doğası, Mermer Ocakları ile tecavüze uğruyordu. Ne Dağ ekosistemi kalmıştı ortada ve nede Orman ekosistemi. Bırakınız sürdürülebilir kalkınmayı, Havası ve suyu, yaşamın sürdürülebilirliğini de tehdit ediyordu.
Sütçüler ekonomisine, herhangi bir katma değer de sağlamıyordu Mermer Ocakları. Tabiat harikası Yazılı Kanyon, HES tehdidi altındaydı. Sütçüler’ in o çok kıymetli Kekik ve Balı, görmesi gereken itibarı, elde etmesi gereken ekonomik getiriyi, başta belirttiğimiz itilmiş / kakılmışlık zincirini kıramadıkları için, boşaltılmış ve de adete göçe zorlanmış bir yerleşimin son Donkişotları gibiydiler… Sımsıkı, evet evet, sımsıkı bağrımıza bastık bu insanları üçüncü bir saç ayağı olarak ISVAK’ ta.
***
…Ve sonunda; Gazetemizin diğer sütunlarında göreceğiniz gibi, (10) Maddelik bir Sonuç Bildirgesi (=Manifesto ) yayınladık onbir imzalı. Bu Manifestoyu; Yerel Toplumsal Dinamiklerin ve aktörlerin, yerel yönetimler ile mülki idarelerin, bilhassa Merkezi Otoritenin yerel temsilcisinin dikkate alması ve acilen harekete geçmesinin kaçınılmaz olduğunu duyurmak istiyoruz…
GÜNEŞİN GİZEMLİ BAHÇESİ,
n’olur ağlama, ISVAK var!!!

YEŞİL SÜTÇÜLERİM,
YEŞİL KALACAKSIN
MUTLAKA!!! HOŞÇA KAL.

EĞİRDİR’DE MERMER YÜKLÜ TIR DEVRİLDİ

Eğirdir Sipahiler Köyü girişinde mermer yüklü tır devrildi. Tonlarca ağırlıktaki küp mermer bloklar tır devrilince yere düştü.32 PN 035 Plakalı tırın sürücüsü yaralandı. Olay yerine ambulans sevk edildi. Kaza sonrası olayla ilgili soruşturma başlatıldı.(www.egirdirses.com) Kemal ERBEN – EĞİRDİR

Eğirdir Sipahiler Köyü girişinde mermer yüklü tır devrildi. Tonlarca ağırlıktaki küp mermer bloklar tır devrilince yere düştü.32 PN 035 Plakalı tırın sürücüsü yaralandı. Olay yerine ambulans sevk edildi. Kaza sonrası olayla ilgili soruşturma başlatıldı.(www.egirdirses.com,fotoğraf alıntıdır.) Kemal ERBEN – EĞİRDİR

Elle yemek yemenin faydaları


Afrika’nın, Ortadoğu’nun ve Asya’nın kuytu köşelerine giderseniz, ortak bir nokta bulacaksınız. Birçok kişi çatal, kaşık ve bıçak yerine elleriyle yemek yemeyi tercih ediyor. Anneniz küçükken ellerinizle yemek yememeniz konusunda sizi uyardığı için şaşırabilirsiniz ancak, elle yemek yemek aslında iyi bir şey olabilir.
Yemek yemek, dikkatli bir süreçtir. Tüm duyuları (görme, koklama, işitme, tatma ve dokunma) kullanmak bu tecrübeyi daha da tatmin edici bir hâle getirir.
Yemek için ellerinizi kullanmanız, vücudunuz ile yiyeceğiniz arasında, zihniniz ve ruhunuzla kurduğunuz bağlantının yanı sıra dokunsal bir bağlantı sağlar.
Bazı insanlar elle yemek yemeyi iğrenç bulabilir ancak birçok insan bunu rahat ve keyifli bir yemek tarzı olarak kabul ediyor
Daha dikkatli yemek yemenizi sağlar
Çatal bıçakla yemek yemek bir çeşit mekanik işlemdir. Ne yediğinize ve ne kadar yediğinize dikkat etmezsiniz. Ayrıca, TV izlemek, cep telefonunuzu kontrol etmek veya gazete okumak gibi yeme sırasında dikkatinizi dağıtan eylemleri kolaylaştırmanıza sebep olur. Yemeğe dikkat etmemek, daha çok yemekyenmesine neden olabilir. Fakat ellerinizle yediğiniz de hem ne yediğinize dikkat edersiniz hem de ne kadar yediğinizin farkındasınızdır. (www.mathaber.com)

Adıyaman Valiliği: 3 asker dost ateşiyle şehit oldu

Adıyaman Valiliği, 2 gün önce mermer ocağını basan PKK’lı teröristlere yönelik düzenlenen, 4 askerin şehit olduğu operasyonla ilgili açıklama yaptı.

Askerlerden 1’inin zırhlı aracın geçişi sırasında teröristlerin yola tuzakladığı el yapımı patlayıcının infilak etmesiyle, 3’ünün ise dost ateşi sonucu şehit olduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Adıyaman merkez Kuyucak köyü bölgesine diğer güvenlik güçlerine takviye için gelen kahraman jandarmamızın zırhlı aracına, daha önce yola yerleştiren el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesiyle 1 kahraman jandarmamız olay yerinde şehit olmuştur. Bölgede bulunan diğer güvenlik birimlerimiz yaralı jandarmalarımızı sivil araçla olay yerinden tahliye etmeye çalışırken, bölgede bulunan diğer güvenlik görevlilerimiz, sivil aracı terörist unsurların olduğunu zannederek ve olay yerinden kaçmaya çalıştığını düşünerek, güvenlik birimlerimizin bulunduğu sivil araca ateş açması sonucu maalesef dost ateşiyle kazaen 3 kahraman evladımız şehit olmuştur.”
8 KİŞİ GÖZALTINDA

Bu arada Valilik, olayla ilgili 8 kişinin de gözaltına alındığını açıkladı. Bölgede geniş çaplı operasyonların devam ettiği bildirildi.(www.gunhaber.com)
www.sutculerimiz.com web sitesi yazı ailesi olarak şehitlerimize Allah’tan rahmet ailelerine de baş sağlığı ve de sabırlar diliyoruz.

ÇOCUKLUĞUMUZ

Bizim çocukluğumuzda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta Babamın bile anahtarı yoktu.
Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.
Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki…..
En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.
Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi.
Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacacı evine gidip gelen elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.
Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi…
Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz,
onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi,
en fazla saçlarımızdan çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.
Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık.
Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.
Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.
Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.
Komşumu tanımıyorum ama evinin camında,
temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ;
bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
Evlerimiz var, içinde yaşayan yok.
Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar,
ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar…
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..
Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız,
onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında ‘ vale ‘ lerin, ‘ bady ‘ lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp,
taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür. Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Biz mi istemiştik? Yoksa birileri mi böyle istedi?..
[yazı: SAİME EREN .Fotoğraflar Mustafa Turgut]

Dolarda düşüş hızlandı!

BDDK’nın yeni hamlesiyle 5,96’ya kadar düşen dolar kuru şu sıralar 5,99 seviyesinde işlem görüyor.

Dolarda milli seferberlik etkisini göstermeye başladı.Dolar kuru güne 6,3080 dan başladı. BDDK’nın yeni hamlesiyle 5,96’ya kadar düşen dolar kuru şu sıralar 5,99 seviyesinde işlem görüyor. Euro da 7 TL’nin altını gördü. stanbul serbest piyasada dolar 6,3080 liradan, avro 7,1520 liradan güne başladı.(Fotoğraf ve haber alıntıdır.)

Hasan Özbek Rica Etti… Melih Aşık Yazdı…

Isparta Gülü Milliyet’te
Milliyet Gazetesi Isparta Temsilcisi Hasan Özbek, Isparta’daki gül üreticisinin sorunlarını Ankara’ya duyurmak için Gazeteci Melih Aşık’a köşe yazısında dile getirmesini rica etti. Aşık da Özbek’in bu isteğini kırmadı.

İşte Melih Aşık’ın Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan o yazısı… ISPARTA’NIN GÜLÜ… Isparta muhabirimiz Hasan Özbek telefonun öbür ucunda dertli bir sesle anlatıyor: – Gül üreticisi zor durumda, birkaç satır yazsanız da Ankara’dakiler sesimizi duysa çok iyi olur…

Ardından, gül üretimi ile ilgili bilgi veriyor… Dünyada yağ çıkarılan gülün yüzde 65’ini üreten Isparta’da bu işle 12 bin aile uğraşıyor. Geçmişte bizden başka sadece Bulgaristan’da gül üretilirdi. Son yıllarda gül üreten ülkeler çoğaldı. Talep azaldı. Gülyağı fiyatının çoktan açıklanması gerekirken bu yıl hâlâ açıklanmadı. 3 ton gül yaprağından 1 kilo gülyağı elde edilir. Geçen yıl kilosu 7500 dolardı. Bu yıl bu fiyatın altında kalacağı sanılıyor. Hasan Özbek meslektaşımız diyor ki: – Gül yağı malum, kozmetik ürünler ve ilaç sanayiinde kullanılır. Batılılar bizden aldıkları gül yağını parfüm gibi kozmetik ürünlerine dönüştürüp satıyor. Esas parayı onlar kazanıyor. Bizim de bu darboğazdan kurtulmak için mutlaka kozmetik sanayiini kurmamız lazım. Bu da ancak devlet desteğiyle olur… Isparta’nın geçmişte gülüyle birlikte halısı meşhurdu. Halı üretimi tarihe karıştı. Hem makine halısı, hem Sümerbank’ın kapatılması Isparta’da halı üretimini sıfırladı. Hasan Özbek: “Gül de aynı akıbete uğramamalı” diyor. “Kozmetik sanayii kurulması şart” diyerek sözü noktalıyor…(Gönül Dostları Müzik Koroları şefi sayın Güler Eroğlu Sütçüler Belen’de gül toplarken-haber,www.ajans32.com;Fotoğraf Mustafa Doğankaya ,)

Dolar Bozdurana Ücretsiz Tatil Fırsatı

Eğirdir Kaymakamlığı tarafından yenilenerek hizmete açılan Barla Otel, ülke çapında devam eden döviz bozdurma kampanyasına destek vererek; dolar veya euro bozduran vatandaşlarımız için ücretsiz tatil imkanı sunmaya başladı.
ABD Başkanı Trump öncülüğünde alınan Türkiye’ye karşı ekonomik yaptırım kararları, bir süredir Türk Lirasında değer kaybına sebep oldu. Bilinçli bir şekilde yürütülen bu gibi ekonomik saldırılarla mücadele edebilmenin en önemli yöntemlerinden biri de Türk Lirasına olan güveni gösterebilmektir.
Eğirdir Kaymakamlığı bünyesinde faaliyet gösteren Barla Otel, Türk Lirasına destek olmak amacıyla başlattığı kampanyayla vatandaşlarımızın Halk Bank, Vakıf Bank veya Ziraat Bankalarının herhangi birinden yapacakları 1.500 Euro veya 2.000 Dolar döviz bozdurma işlemlerinde bir kişilik, bir gece ücretsiz kahvaltılı konaklama fırsatı sunuyor.
Vatandaşlarımız yapacakları işlemin dekontunu yanlarında getirip, ücretsiz tatil fırsatından istedikleri zaman yararlanabilirler.
Muhteşem göl ve dağ manzarasıyla Barla Otel; Eğirdir’e 23 km uzaklıkta, Barla Köyünde misafirlerini bekliyor. Barla Otel Telefon: 0(246) 318 23 10 (www.ajans32.com)

BAĞ BOZUMU’ TTURİZM ACENTELERİNİN PROGRAMINDA

Isparta ve Burdur Valiliklerinin öncülüğünde Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın (BAKA) sektörün ilgili paydaşlarıyla birlikte sürdürdüğü kırsal turizm çalışmalarında yeni bir ürün daha katılıyor. Gül, kiraz çiçeği, kiraz, zambak ve lavantanın ardından yabancı turlar şimdi de üzüm hasadı yapabilmek amacıyla Isparta’nın Güneykent Beldesi’ne gelmeye başladı. Özellikle Çin, Tayvan gibi Uzakdoğulu turistlere yönelik tur programlarına üzüm hasadı da dahil edildi. Güneykent Belediyesi’nin organizasyonu ile son iki haftada tur otobüsleriyle 700’e yakın Çinli turist, Güneykent’e gelip bağdan üzüm topluyor, gezi römorkuyla köyü geziyor, yemeğin ardından beldeden ayrılıyor.
Kültür ve yerel yaşam motiflerine karşı ilgili olan Uzakdoğulu turistler, üzüm toplamak için de gelmeye başladı. Gül turizmde önemli merkezlerden Güneykent’e gelen Çinli turistler, ücret ödeyerek hem bağdan topladıkları üzümün ve bahçedeki kelek, salatalık, domates gibi ürünlerin tadına bakıyor, hem de bol bol fotoğraf çekiliyor. Yaklaşık 1 ay sürecek üzüm hasadı süresince gelmesi beklenen turistleri bağında ağırlayan üretici Yasin Çubukçu, “Yıllar önce gül turizmiyle başladık turizm işletmeciliğine. Giderek her yıl daha çok turist çekmeye başladı Güneykentimiz. Gül turizminde 30-40 bin turist ağırladık. Şimdi de bağ turizmi gerçekleşiyor. Şimdiye kadar üzüm toplamak için 700’e yakın turist geldi. Üzüm topluyorlar, traktörle köy turu yapıp, kahvaltı ya da yemek yiyorlar” dedi.
Üzüm ile diğer meyvelerin tadına baktıktan sonra yorgunluğunun kalmadığını ifade eden gruba başkanlık yapan Çinli bayan turist, “Güneykent’i çok beğendim. Üzüm erik gibi taze meyveler yedim. Yorgundum, buraya gelince kendimi rahat hissettim. Tur programına eklendiği için memnun olduk. Buraya çok Çinli gruplar geliyor. Buradaki tesislerin gelişmesi gerekiyor, oturulabilecek yerler az. Geliştirirsek daha güzel olur” diye konuştu.
Hayatında ilk defa Göller Bölgesi’nde Güneykent’e geldiğini ve çok beğendiğini ifade eden Çinli grubun rehberi İzzet Kocabıyık ise şöyle konuştu;
“Bölge huzurun bulunduğu bir yer ve 12 ay turizm yapılabilecek bir yer. Kiraz çiçeği ile başlayıp, zambak ile devam edip gül ile şenlenip lavanta ile devam eden bir floranın olduğu yere gelmek çok hoş. Çok güzel bir yer. Tüm turizm acentelerinde çalışan arkadaşlarımın, program yapan arkadaşların buraya mutlaka gelmelerini ve buna göre program hazırlamalarını şiddetle öneriyorum. Çok güzel insanların yaşadığı çok güzel bir yer. Bu sebepten dolayı turizm camiasının görmelerini istiyorum. Herkesin buraya hayatında bir defa gelmesini isterim.” (www.isteisparta.com)

Yenişarbademli’ye Karanlık Gökyüzü Parkı İstiyoruz

Gökyüzü gözlemlerinin yapılabileceği en karanlık nokta olarak tespiti yapılan Yenişarbademli ilçesindeki 1700 rakımlı Melikler Yaylası’nda Türkiye’nin ilk Karanlık Gökyüzü Parkı’nın kurulması için proje hazırlanıyor.
Türkiye’nin birçok kentinde ölçümler yaptıklarını belirten Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Ethem Derman ve ekibi tarafından ülkenin en karanlık noktası olarak tespit edilen Melikler Yaylası’nda bu yıl 2. Gökyüzü Gözlem Şenliği gerçekleştirildi. Yenişarbademli Belediyesiş ev sahipliğinde gerçekleşen şenliğe Türkiye’nin farklı şehirlerinden gökyüzü gözlemi için gelen yaklaşık 750 kişi katıldı. Gözlem ve gökyüzü fotoğrafları çekimleri yapılmasının yanı sıra bilimi sevdirmek ilgisini çekmek üzere roket hazırlama ve fırlatma gibi çocuklar için de gün içinde çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi.

9-12 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşen bilim şenliğinde katılımcılara gökyüzünü anlatan ve gökyüzü şenliğini 12 Ağustos’taki Perseid Göktaşı Yağmuru dönemine de denk getirdiklerini belirten Prof.Dr. Ethem Derman, ‘’Burada gökyüzü gözlem şenliği yapıyoruz.Ücretsiz olduğu için herkesi çağırıyoruz onlara sadece karanlık bir gökyüzü veriyoruz.Yenişarbademli’nin Melikler Yaylası çok karanlık.Türkiye’de ölçtüğümüz en karanlık yer olduğu için gözlem şenliğini burada yapıyoruz.

Saman yolunu çıplak gözle görenler neredeyse 250 kişi.Bunun nedeni de Melikler Yaylası’nın gökyüzünün gözlenebilir en karanlık noktası olması.Büyük kentlerde ışık kirliliği olduğu için saman yolu falan göremiyor insanlar.Dolayısıyla çok şey kaybediyorlar.Buraya gelmelerinin nedeni de gökyüzünü tanıyorlar,gökyüzünde bu kadar yıldız olduğunu ilk defa görüyorlar.

Yenişarbademli’ye geldiğiniz zaman 200-2500 yıldız sayabilirsiniz Yenişarbademli’ye geldiğiniz zaman 200-2500 yıldız sayabilirsiniz burada.

Yenişarbademli Belediye Başkanı Mustafa Erdem de ev sahipliğini yaptıkları şenlik neticesinde ilçesinin bilimle anılmasını ve burada Karanlık Gökyüzü Parkı kurulmasını istediklerini ifade ederek,’’Melikler Yaylamızda hem bilime destek sağlıyoruz, hem de Isparta’mızın ve Yenişarbademli’mizin tanıtımını yapmak istiyoruz.E

(www.Haber32 )

Bursa’lı Çifçiler “İnegöl Alası” için Çevre Yolunun Kapattılar

Bursa’nın tescilli markası olan “İnegöl Alası” Ay çekirdeği üreticileri ürünleri kurtmak için ilginç bir metoda başvurdular. Üreticiler Çevre yolunu kapattı.
Bursa’da üreticiler çevre yolunun bir şeridini kapattı!
BURSA’nın İnegöl ilçesinde, tescilli ayçiçeği çekirdeği ‘İnegöl alası’ yetiştiren üreticiler, ürünlerini kurutacak yer bulamayınca, çareyi çevre yolunun bir şeridini kapatmakta buldular.
Ayçiçeği çekirdeklerini yola sererek kurutan üreticiler, kendilerine yer tahsis edilmesini istedi.
Türkiye’nin çerezlik en büyük ayçiçeği çekirdeği ‘İnegöl alası’ yetiştiren üreticiler, ürünlerini kurutacak yer bulamamaktan yakınıyor.
Üreticiler bu yıl da Ahmet Türkel Çevre Yolu’nun bir şeridini kapatarak ürünlerini yaklaşık 1 kilometre boyunca serdi. Akbaşlar Mahallesi’nde ayçiçeği çekirdeği yetiştiren Şaban Çakır, “Çekirdeklerimizi ayırdık. Bugün de kurutmaya başladık. Çevre yolunun bir şeridini kapattık. Burada kurutmak daha iyi oluyor. Yaklaşık 1 kilometrelik şeride ürünlerimizi serdik. Havalar iyi giderse bir hafta içersinde çekirdekler tamamen kurutulmuş olur” dedi.
Ayçiçeği çekirdeklerini her yıl bu şekilde kuruttuklarını söyleyen Çakır, geçen yıl kilosunu 6 liraya sattıkları ürünün fiyatının bu yıl 4 liraya kadar düştüğünü söyledi.
(www.bursabasin.com)

Amatör kulüp, futbolcu satıp, keçi aldı

Isparta’nın köklü kulüplerinden Gülspor, yetiştirdiği futbolculardan 18’ini satarak, elde ettiği 15 bin TL ile 10 keçi satın aldı. Bir çiftlikte bakımı yapılan keçilerden ilk yılda 4-5 bin lira süt geliri ve 20 yavru bekleniyor. Keçilerden elde edilen gelir, kulübün giderlerinde kullanılacak.
Isparta’da 1954 yılında kurulan kentin en eski ve köklü kulüplerinden Gülspor, yaklaşık 9 yıldır amatör lig yerine, 11-19 yaş arasındaki altyapı ve genç takımların katıldığı U gruplarında mücadele ediyor. Gülspor, hem Isparta’daki diğer amatör kulüplere, hem de liglerdeki profesyonel takımların altyapıları için futbolcu yetiştiriyor. Bordo beyazlı Gülspor, kulübün giderleri ve üretime katkı amacıyla ilginç bir projeye imza attı. Bu yıl yetiştirdiği 18 futbolcusunu amatör kulüplere 15 bin TL karşılığında satan kulüp, karşılığında 10 keçi satın aldı. Yaklaşık 150 futbolcunun bulunduğu kulübün 10 da keçisi oldu.
HEDEF, ALTYAPILARA FUTBOLCU YETİŞTİRMEK
Gülspor’un 16 yıldır başkanlığını yapan Kenan Büyükleblebi, temel hedeflerinin futbolcu üretimi olduğunu belirterek, “Ahlaklı ve maneviyatlı gençleri yetiştirerek, Isparta’daki amatör kulüpler ve Türkiye’deki diğer profesyonel takımlara gönderen bir altyapı kulübü olmayı hedefliyoruz. Kulübümüz, yaklaşık 9 yıldır bu doğrultuda çalışıyor. Amatör liglerde mücadeleden ziyade U grupları değimiz 11-19 yaş aralığındaki altyapı ve genç takımların yaş gruplarına göre ayrıldığı liglerde mücadele ediyoruz” dedi.
PROFESYONEL TAKIMLARA ÜCRETSİZ
Kulübün bünyesinde 7-19 yaş arasında 150 futbolcu adayı çocuk ve gencin bulunduğunu belirten Büyükleblebi, “Transfer işlemlerine genellikle 17 yaşından sonra başlıyoruz. Süper lig takımlarından altyapılara şu ana kadar Osmanlıspor, Antalyaspor, Kayserispor, Konyaspor gibi takımlara giden çocuklarımız oldu. Ayrıca milli takımın aday kadrolarına çağrılanlar oldu. Genellikle profesyonel kulüplere gönderdiğimiz istikbali olan çocuklar için önlerini açmak amacıyla para talebinde bulunmuyoruz ve bugüne kadar bir kuruş almadık. Ama Isparta’da amatör hedefleri olan BAL ligi veya üçüncü lige çıkma hedefi olan kulüplere yolladığımız 17, 18 ve 19 yaşındaki çocukları ücretli veriyoruz” diye konuştu.
18 FUTBOLCU PARASIYLA 10 KEÇİ
Son olarak 15 bin TL’ye Isparta’daki amatör kulüplere 18 futbolcu satışı yaptıklarını kaydeden Büyükleblebi, “Oradan aldığımız ücretle de daha iyi gençler yetiştirmek için keçi yetiştirmeyi karlı gördük. 10 keçi aldık. Gençlere daha fazla gelir kaynağı olacak. Bunun iki nedeni var. Hem kulübümüz menfaati için, hem de hangi sektör olursa olsun, ister futbol, ister hayvancılık olsun, diyelim ki bir ülkenin 100 kilo et ihtiyacı varsa, bunun 40 kilosunu dışarıdan alıyorsa, aslında bu ülkenin yüzde 40’ı işgaldir. Futbolcu bakımından da böyledir. Burada üretime de katkı sağlamış oluyoruz” dedi.
HEDEF, 6 YILDA 140 KEÇİ
Satın alınan keçilerin bir çiftlikte bakımının yapıldığını anlatan Büyükleblebi, Türkiye’nin yerli ırkı olan, hem süt, hem de et olarak değerlendirilebilecek Halepli cinsi keçiler olduğunu söyledi. Bir keçinin yılda ortalama 600 litre süt verdiğini, sütün kilogram fiyatının 4 lira olduğunu aktaran Büyükleblebi, “Bakım giderleri çıktıktan sonra 4-5 bin TL kar bekliyoruz. Aynı zamanda keçilerin doğumuyla sayı artacak. 6 yıl sonunda kulübün 140 keçisinin olmasını hedefliyoruz” dedi.
(Kaynak;AkdenizDHA)

Altın Zengini Isparta’nın Döviz Mevduatı Ne Kadar

Geçen hafta açıklanan ve Isparta’nın Türkiye’de ikinci il olduğu kişi başına düşen altın miktarının ardından, döviz mevduatı bakımından da Isparta 400 milyon dolarlık varlığı ile 33. Sırada yer aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ile yaşanan kriz sonrası dolardaki yükselişe karşı “Dolar molar bizim yollarımızı kesmez. Tekrar söylüyorum, yastığı altında doları, eurosu olan varsa Türk Lirası ile bozdursun” çağrısında bulunmuştu.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) rakamlarına göre Haziran 2017-Haziran 2018 dönemini kapsayan 1 yıllık dönem karşılaştırıldığında gerçek kişiler yani vatandaş son 1 yılda döviz satarak elindeki döviz mevduatı tutarını 102,2 milyar dolardan 95,1 milyar dolara indirdi.

Yani tam 7,1 milyar dolar bozdurdu. Şirketler ise döviz borçlusu olduğu için kurdaki artıştan çekinip döviz aldı ve elindeki döviz varlığını 67,8 milyardan 71,3 milyar dolara çıkardı.

Böylece son artıştan şirketler elindeki mevduat açısından karlı çıkarken vatandaş ise ters köşeye yattı. Türkiye’de şirketlerin ve kişilerin toplam mevduatı ise 1 yılda yüzde 2,1 azalarak 170 milyardan 166,5 milyar dolara inmiş oldu. Bu satış özellikle Haziran 2018 öncesi kur yükseldiği için buradan kar etmek isteyen vatandaşın döviz satışı kaynaklı oldu. Haziran sonrasında ise kurdaki artış hız kesmeyince vatandaş yeniden döviz almaya başladı ancak tabii ki bu arada meydana gelen tırmanış kaynaklı karı kaçırdı.
Antalya’da vatandaşın döviz mevduatı yüzde 1,3 artarak 2 milyar 569 milyar dolara çıktı.(www.ajans32.com)

PTT, Eğirdir’in muhteşem manzarasının yer aldığı kartpostalların basımını gerçekleştirdi. Eğirdir’in, Akpınar Köyünden fotoğraflanan gün batımı manzarasını kartpostal haline getiren PTT, tüm Türkiye’ye kartpostalların dağıtımını gerçekleştirdi. Eğirdir Sivrisi, Can ve Yeşil Ada ile Eğirdir Gölünün yer aldığı Eğirdir Kartpostalını, PTT şubelerinden edinebilirsiniz.

PTT, Eğirdir’in muhteşem manzarasının yer aldığı kartpostalların basımını gerçekleştirdi.
Eğirdir’in, Akpınar Köyünden fotoğraflanan gün batımı manzarasını kartpostal haline getiren PTT, tüm Türkiye’ye kartpostalların dağıtımını gerçekleştirdi.
Eğirdir Sivrisi, Can ve Yeşil Ada ile Eğirdir Gölünün yer aldığı Eğirdir Kartpostalını, PTT şubelerinden edinebilirsiniz.(www.egirdirakingazetesi.com)

Oyunu Bozmak İçin Dolarları Bozdurdular

 

Emperyalist güçlerin ekonomik baskılarına karşı büyük Türk Milleti, oyunu bozmak için harekete geçti. ITSO yönetimi ellerindeki dolarları bozdurma kararı aldı. “Gün vatanda sahip çıkma günüdür” diyen ITSO yöneticileri “Ülkemizin oynanan oyunların altından kalkacak güce sahiptir. Bizde, dolarlarımızı bozduruyoruz” diyerek ellerindeki dolarları bozdurdu.
Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Başdeğirmen, dolar üzerinden yapılan ekonomik baskılara tepki olarak ellerindeki dolarları bozdurma kararı aldıklarını belirterek; “Ülkemizin oynanan oyunların altından kalkacak güce sahiptir. Bizde, dolarlarımızı bozduruyoruz. Vatana, millete hayırlı olsun” dedi. (www.ajans32.com)

Genç Çiftler Ölümsüz Aşklarını Bakın Nasıl İlan Etti

Son yıllarda düğünlerde gelin arabaları yazıları adeta ‘orantısız zeka’ örnekleri sergiliyor.

Kimi zaman siyasi gündem, kimi zaman ekonomi, kimi zaman bir futbol takımı tutkusu ile ilgili olarak gelin arabalarının arkasındaki yazılar dikkat çekiyor.

Onlara bir örnekte bu hafta sonu hayatlarını birleştiren Demet ve Ali Aacar çitfinin kızları Tuğçe ve Emine ve Ramazan Sağlam çiftinin oğulları Erdem’in düğününde yaşandı.

Tuğçe ve Erdem çiftinin gelin arabalarının arkasındaki “Rahip Burunson Gibi Hiç Bırakmam Seni” yazısı dikkat çekti. Davetliler cep telefonlarıyla gelin arabasındaki bu yazıyı çekerek sosyal medyada paylaşınca o paylaşım kısa sürede adeta fenomen oldu.(www.ajans32.com)

Dolar 7 TL sınırını aştı!


Son günlerde düşüşü önlenemeyen Türk lirası, ABD doları karşısında değer kaybetmeye devam ediyor. Akşam saatlerinde dolar 7 lirayı da geçti. Euro ise 8 lirayı aşarak 8,10 TL bandında işlem gördü.
ürk lirasının değer kaybı devam ediyor. Asya borsalarının açılmasıyla birlikte Dolar, 7.16 seviyesini görürken Euro ise 8,10 seviyesinde işlem gördü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün Trabzon valilik yemeğinde yaptığı konuşmada “Milletimiz müsterih olsun. Sanayicilerimize sesleniyorum. Bankalara saldırarak oralardan döviz alma yoluna gitmeyin. Battık gittik işi sağlama alalım yoluna tevessül etmeyin. Ederseniz yanlış yaparsınız. Bu milleti ayakta tutmak sadece bizim görevimiz değil, sanayicinin tüccarın da görevidir. B planını C planını uygulamak zorunda kalırım bunu da böyle bilesiniz.” (Alıntıdır)

YILLAR ÖNCE ANKARA GENÇLİK PARKI’DA BİNDİĞİM MİNYATÜR TRENDEN SONRA İLK DEFA BUGÜN BAŞKA BİR TRENE ..

 

 

Bugün değişik bir yer gezmek adına Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin il merkezine 20 km.de bulunan Mogan tesislerine gittik. Fazla sıcak olmayan güneşli bir havada bu daha önce bir-kaç kez daha görmüş olduğumuz tesisl gezdik,sonradan eklenen yapıları da fark edip burada bulunan ve daha çok çocukları tercih ettikleri (her ne kadar eskiden Gençlik Parkı’ndaki Minyatür Trene benzemese de ) büyük bir zevkle bizde bindik.
Kompartımanda karşımızda oturan yol arkadaşlarımızla yaş uyumsuzluğumuzun farkında idik ama olsun onlar için önemli değildi ve sorduğumuzda da bizlerle yolculuk etmekten memnun olduklarını söylediler. Onlar öyle söyleyince bizlerde çok memnun olduk, mutlu olduk ve onlarla birlikte güzel bir yolculuk yaptık ve daha başka yerleri de gezerek güzel bir gün geçirdik.
Bu trene binince aklıma Mehmetçik ve Efe adları verilen ve “ daha büyüklerinin yapımına da vesile olur “ ümidiyle imal edilen iki küçük lokomotifi ile birlikte Eskişehir Cer Atölyesinde yapılıp 1957 yılından 1980 yıllarına kadar halka hizmet veren ve geçmişte benimde bir yakınımla bindiğim Ankara Gençlik Parkındaki minyatür tren geldi ve sizlerde bu trene ya binmiş ya varlığını duymuş olabilirsiniz.

Belli bir yaşın üzerindekilerin de bu trenle ilgili mutlaka hatıraları vardır.
Ama ne yazık ki her nedense bu bugün bu trenin yerinde yeller esiyor.

BUNDAN 25 YIL ÖNCE … SABAH GAZETESİ VE

SÜTÇÜLER HİDROELEKTRİK SANTRALI İNŞAATI HABERİ
“ MİLLİ PARK KATLEDİLİYOR “
“ TARİH; 19 TEMMMUZ 1993 ”
Sütçüler Hidroelektrik Santralı’nın ilk müteahhidi De-Gü İnşaat şirketi ortaklarından merhum Aptullah Güder,Sütçüler Hes 1. Kısım kanal inşaatında kullanılmak üzere ortağı olduğu şirket yeni bir iş makinesi almış ve bu makinenin de operatörlüğünü babası yapmaktaydı.
Tarih 1993 yılı Temmuz ayı.
O tarihte santralın kanal imalatına yeni başlanılması dolayısıyla santral kanal imalatı işlerinin hızlı yürümesi ,çabuk hareket edilmesi gerekmekte olduğundan önceden kaybedilen zamanın da telafisi bakımından müteahhit Aptullah beyden şirket yönetimi çok hızlı bir çalışma bekliyordu.
Merhum müteahhit Abdullah bey o tarihte bize konu ile ilgili olarak şunları anlatmıştı.
“ Ben Sabah Gazetesi alır, vaktim pek olmadığından bir ön sayfasına bir de son sayfasına bakar,işime devam ederdim.O gün de öyle yaptım. (19.Temmuz 1993) Gazetenin bir baş sayfasına bir de son sayfasına baktım. İlk sayfasına baktığımda hemen bir iş makinesi resmi dikkatimi çekti. Resme dikkatlice, iyice baktım, makine bizimkinin aynıydı. Daha dikkatlice bakıp makineyi kullanan kişi babam olduğunu gördüğümde yaptığım hidroelektrik santral inşaatı işinin Sabah Gazetesine manşet haber olunduğunu anladım.” demişti.
Yani,Sütçüler Hidroelektrik Santral inşaatı Sabah Gazetesi’ne manşet haber olmuştu.
(Zamanımızda mermer ocaklarının açılması tabiatın tahrip edilmesine sebep olmasına rağmen gazetelere haber olmuyor ve de bunu manşet hiç yapmıyorlar, ancak ölümlü iş kazası olursa ancak bunu mahalli gazeteler haber olarak veriyorlar.)

Ne yazıyordu Sabah Gazetesi santral inşaatı için, “ MİLLİ PARK KATLEDİLİYOR “ yazıyordu Sütçüler Hes’nin Milli Park’la alakası yoktu.Milli Park olsa olsa Kovada Milli Parkı veya Yazılı Kanyon Tabiat Parkı vardı.
Acaba haberde santral proje yeri Kovada veya Yazılı Kanyon’la mı karıştırılmıştı. Kim bilir ?
19 Temmuz 1993 tarihinde çıkan bu haber,25 Temmuz’da yapılacak olan “Temel Atma “ törenini için şirket ortaklarını, halk ve bürokrasiyi her bakımdan olumsuz etkilemiş, daha önemlisi zamanın Isparta Valisi ise haberi okur okumaz soluğu Sütçüler Hes inşaat mahallinde almış, önüne gelen işçileri azarlamıştı.
Diğer taraftan yakında yapılacak olan ” Temel Atma Törenine” Cumhurbaşkanı merhum Demirel’in gelmesi beklentisi içerisinde olan şirket yönetim kurulu hemen randevu alarak 21 Temmuz 1993 tarihinde makama kabul edildi ve bu durum sayın Cumhurbaşkanına anlatılarak santralın temelinin de kendisi tarafından atılması istendi. Sayın Cumhurbaşkanı şirket yönetim kurulunu dinledikten sonra o tarihte mazeretinden dolayı bizimle birlikte olamayacağını ifade ile telefonla görüştüğü zamanının Isparta valisinin gazetede çıkan haberden dolayı itirazını da dinlemeyip,
“ 25 Temmuz’da Sütçüler’e gideceksin,hemşehrilerime selamlarımı iletip,hayırlı olsun dileğiyle o santralın temelini de sen atacaksın” talimatını verdi.
Ve sayın vali 25 temmuz’da Sütçüler’e geldi ve Cumhurbaşkanının talimatıyla onun da selam ve sevgilerini de ileterek, hayırlı olsun dilekleriyle Sütçüler Hidroelektrik Santralı’nın temelini atmak zorunda kalmıştı.

Sütçüler Hidroelektrik Santralı inşaatı da “ YAZILI KANYON KATLEDİLİYOR “ diye Sabah Gazetesi’ne baş haber olarak geçtiğiyle kalmış ve bir süre sonra da aynı gazetede şirketin buna karşı cevabını da aynı gazetede yayınlamıştı. Bir farkla. O da şöyle ki; Kendi haberlerini manşetten vermişlerdi, Sütçüler Enerji A.Ş. nin “YAZILI KANYON YOK EDİLMİYOR “ şeklindeki yazısını iç sayfada yayınlamışlardı.

EVET BUNDAN 25 YIL ÖNCE …

Burdur Bakırcılar Arastasında, geçmişten kalan özel eşyalar mezat usulü satışa çıkarılıyor.

Koleksiyonerlerin büyük ilgi gösterdiği mezatta bir Osmanlı kılıcı açık arttırmayla 2 bin 200 liradan alıcı buldu.
Bakırcılar Arastasında perşembe akşamları düzenlenen mezatta, antika eserlerle birlikte çöpe atılmak üzere depoda bekleyen eski eşyalar koleksiyonerler tarafından satın alınıyor. Keyifli geçen mezatta, tarihi eser statüsü taşımayan birbirinden farklı eski ev ve süs eşyaları uygun fiyatlarla alıcılarını buluyor.
Antika ve eski eserler mezadında, radyolar, tablolar, telefonlar, çeşitli süs eşyaları, biblo ve heykeller, bakır işlemeli ürünler satılıyor. Eserin tarihi özellikleri, üzerindeki hasarı, kalitesi ve ilgisi, fiyatları değiştiren en önemli etkenler oluyor. Mezat görevlileri antika veya eski ürünü katılımcılara gösterirken belirlenen fiyatı açıklıyor. Ardından “Yok mu artıran?” sorusuyla mezat son alıcının vereceği fiyata kadar devam ediyor. Mezatta Osmanlı kılıcı açık artırmayla 2 bin 200 liraya, eski bakır yemek kabı ise açık artırmayla 500 liraya satıldı.
“Farklı illerden katılımcılar var” Mezatın düzenlendiği Han Kıraathane sahibi Orhan Sarıca “Burdur için güzel bir aktivite oluyor. İnsanlar evlerindeki eski eşyaları burada alıcı bulabiliyor. Çevre illerden de gelenler oluyor. İzmir, Kütahya, Isparta, Antalya ve Konya’dan da mezat satışlarına gelen vatandaşlarımız oluyor.
Bizlere bu desteği veren emniyetimize ve belediyemize teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. İzmir’den mezat için gelen Eyüp Soylu, Konya, İzmir’deki mezatlara da katıldığını belirterek, gramofon ve fotoğraf makineleriyle ilgilendiğini söyledi. Mezat organizatörü Süleyman Gönenli, amaçlarının antika kültürünü yaşatmakla birlikte depolarda, evlerde çürümeye bırakılmış eski ev ve süs eşyalarını meraklılarıyla yeniden buluşturmak olduğunu kaydetti. Gönenli, satışa çıkarılan hiçbir eşyanın tarihi eser niteliğinde olmadığına vurgu yapt

)Kaynak;Haber32 )

SÜNNET ARACINA BAKIN NE YAZDIRDI

 

ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırım kararları ve dolar kurundaki spekülatif artışa Isparta’dan, sünnet çocuklarının gezdirildiği otomobildeki yazıyla yanıt verildi. ABD’nin papazı bahane ederek Türkiye’ye yönelik yaptırım tehditleri ve dolar kurundaki artışa karşı Türk halkı milli duruş gösteriyor.
Vatandaşlar, bu ekonomik operasyonun kendilerini yıldırmayacağı ve bu savaştan da galip çıkacaklarından emin. ABD’nin tehditlerine karşılık bir yanıt da Isparta’dan geldi. Mehmet Yiğit ve Metehan Yağız’ın sünnet düğününde, düğün arabasının arkasına ilginç bir yazı yazıldı. Çocukların babası Adem Çelik, dolar kurundaki yükselişle Türk ekonomisinin çöktürülmeye çalışıldığını ama Türk ekonomisini çökertmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini belirterek, tepkilerini araca bu ifadeleri yazarak göstermek istediklerini belirtti.

(Kaynak;www.Haber32 – )

Böyle Düğün Konvoyu Görmediniz

Balıkçının Torunu Sünnet Olursa…
Remziye ve Kerim Dündar’ın çocukları Eray ile Eren’in sünnet gezileri gölde yaklaşık 20 teknenin katıldığı konvoyla yapıldı.

Cittaslow (Sakin Şehir) Eğirdir’de, sünnet gezisi, ne arabalarla ne de atlar üzerinde oldu. Sünnet çocukları ve misafirler Eğirdir Gölü’nde balıkçı ve gezi tekneleriyle konvoy yaptı.

Davulcu, zurnacı için özel kayık ayarlandı, gölde kayıklarla yapılan sünnet gezisi etraftakilerin meraklı bakışlarıyla yaklaşık bir saat sürdü.
Eğirdir Limanı’nda balonlarla süslendikten sonra göle çıkan tekneler Gölün Lodos tarafında gezilerini gerçekleştirdi. Sünnet çocuklarının neşesi yerindeydi. Kayıklı sünnet gezisi sonrası sünnet pastası kesilerek liman içinde misafirlere kokteyl verildi.

Düğün sahibi Remziye Dündar, Tunceli’de yaşadıklarını, düğün için Isparta’ya geldiklerini belirtti. Aslen Eğirdirli bir balıkçının kızı olan Remziye Dündar, “memleketim Eğirdir’de doğup büyüdüğüm Eğirdir Gölünde çocuklarımızın sünnet gezisini yaptık. Balo ve sünnet yemeğimizi de eşimin memleketi Gelendost Bağıllı köyünde yapacağız” dedi. Remziye Dündar, gölde yapılan konvoya katılan misafirlere ve teknecilere teşekkür etti.(www.ajans32.com)

Türkiye’de Ölmeden Önce Görülmesi Gereken 100 yer

Türkiye Cumhuriyeti, yaklaşık 81 milyon nüfusuyla gezilip görülmesi gereken bir cennet ülkesidir. 7 bölge ve 81 şehre sahip ülkemizde görmeniz gereken binlerce tarihi yapı ve doğal güzellik alanı bulunmaktadır. Bu yerlerden en popüler olan 100 yeri seçtik. Umarım beğenirsiniz. Soru ve görüşleriniz için yorum kısmında bizimle paylaşın. İşte Türkiye’de Ölmeden Önce Görülmesi Gereken 100 yer…
(Türkiye’de ölmeden önce görülmesi gereken 100 yer içinde yer alan Isparta’mızdan iki yeri Burdur’dan da bir yeri sizlere sunuyoruz.)
26-Eğirdir Gölü-
Eğirdir ilçe sınırlarında yer almaktadır. Ülkemizin 4.büyük tatlı su gölüdür. Kuzey güneydoğrultusunda 50 km uzunluğa, ortama 14 metre derinliğe sahiptir. Göl içinde Can Adası ve Yeşilada bulunmaktadır. Eğirdir Gölü ve çevresi; su sporları, balık avcılığı, rüzgar sörfü, yamaç paraşütü, kamp te karavan turizmi, kuş gözlemciliği, yüzme ve trekking gibi sporlar için elverişlidir. Göl kıyısında yüzme ve su sporları yapılabilecek plajlar bulunmaktadır.

27-Lavanta Vadisi-Isparta
Keçiborlu ilçesinde yer almaktadır. Lavanta Vadisi ülkemizin en önemli lavanta üretimi yapılan yerlerdendir. Sessiz, sakin, huzurlu bir ortamda lavantalar güzel kokusunu içiniz çekebilirsiniz. Ayrıca Lavanta Vadisinde güzel fotoğraflar çekebilirsiniz.
3

3-Salda Gölü-Burdur
Yeşilova ilçe merkezine 4 km uzaklıkta yer almaktadır. Burdur il merkezine ise 60 km uzaklıkta bulunmaktadır. 44 km büyüklüğe sahip Salda Gölü 180 metre derinliğe sahiptir. Salda Gölü ülkemizin en derin göllerindendir. Tatlı suya sahip gölde sazan balıkları yetişmektedir. Göl üzerinde yer alan 7 tane ada yazın suların çekilmesi ile ortaya çıkıyor ve doğal bir güzellik oluşturuyor.

Salda Gölü içinde bulunan magnezyum, soda ve kilden dolayı bazı cilt hastalıklarına iyi gelmektedir. Masmavi renge sahip Salda Gölünün çevresinde çeşitli kampingler ve plajlar bulunmaktadır. Çok sayıda plaj ve konaklama tesisi bulunan bu alanda Orman Plajı ve Halk Plajı en çok dikkat çeken plajlarıdır.(Kaynak;www.tatilsepeti.com)

“Güneşi boşa harcıyoruz Yatırımcıya arazi kolaylığı sağlanmalı”

TSO Başkan Yardımcısı Elektrik-Elektronik Mühendisi Mustafa Tutar, Isparta’nın güneşlenme süresinin 210/yıl olduğuna dikkat çekti, 100 megavatlık kurulu santral gücünün yetersiz olduğunu belirtti.
ITSO Başkan Yardımcısı ve Aksu Enerji A.Ş Genel Müdürü Mustafa Tutar, Isparta’nın güneş enerjisi üretim kapasitesinin ancak yüzde 50’sini kullanabildiğini söyledi. Güneş enerjisi yatırımında arazi sıkıntısı yaşandığını belirten Tutar, “orman vasfını kaybetmiş araziler ile hazine arazileri enerji üretimi yapacak yatırımcılara tahsis edilmeli, kolaylık sağlanmalı” dedi.
ISPARTA’NIN ENERJİ GÜCÜ
HES: 202 MV GES: 100 MV RES: 60 MV
Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı, Aksu Enerji A.Ş Genel Müdürü, Elektrik ve Elektronik Mühendisi Mustafa Tutar, ilimizin enerji üretimine ilişkin egazetem.net ve son32’ye önemli açıklamalarda bulundu. Isparta’da üretilen güneş, hidroelektrik ve rüzgar enerjisinin rakamlarını paylaşan Tutar, özellikle güneşte kapasitenin ancak yarısının kullanılabildiğinin altını çizdi.
Isparta’da güneş enerjisi için izni alınmış, bağlantı görüşü verilmiş güneş enerji kapasitesinin 134,31 megavat olduğunu belirten Tutar, belgelendirilmiş santralin 100.969 megavatının yatırıma dönüştüğünü bildirdi. Isparta’da 35 yatırımcının 100.969 megavat kapasitede güneş enerjisi yatırımı olduğunu kaydeden Tutar, GES yatırımlarında artık lisanslı döneme geçildiğini söyledi. Tutar, “Bundan sonra 10 megavat ve üzerindeki yatırımlara lisans verilecek. Artık gerçek yatırımcılar bu işe girecek. Çantacılar ortadan kalkacak” dedi.
ITSO Başkan Yardımcısı Tutar, Isparta’da güneşin boşa harcandığını iddia etti. Isparta’nın şu an kurulu gücü ile kapasitesinin ancak yüzde 50’sini güneş enerjisine dönüştürebildiğini savunan Tutar, “Maalesef güneşi boşa harcıyoruz Isparta’da en az kurulu santral gücü 200 megavat olmalı. Güneş enerjisi yatırımlarında en önemli sıkıntı arazi. Güneş enerjisi yatırımlarında arazi bulunamıyor. Hazine arazileri bu iş için tahsis edilmeli. Almanya’da güneşlenme süresi daha az olmasına rağmen bizim kat kat üstümüzde enerji üretiyorlar. 210 günün üzerinde güneşlenme süremiz var. Araziler yatırıma açılmalı. Orman vasfını kaybetmiş araziler enerji yatırımlarına açılmalı. Yatırımcılar arazi sıkıntısı yaşamamalıdır” diye konuştu.
SU KAYNAKLARIMIZ
ELEKTRİK ÜRETİYOR
ITSO Başkan Yardımcısı Mustafa Tutar, Isparta’da 202 megavat gücünde hidroelektrik santrali bulunduğunu söyledi. Tutar, su kaynaklarını elektriğe dönüştüren hidroelektrik santrallerini ve kapasitelerini şöyle sıraladı:
Kasımlar HES- 99 megavat
-Kovada 51 megavat
-Gökbel HES
-19 megavat
-Aksu HES 13 megavat
-Kovada 8.25 megavat
-Yaylabel HES 5 megavat
-Çukur Çayı HES 3,65 megavat
-Gökböğet HES 3,18 megavat
-Sütçüler HES 2.2 megavat
GES VE HES’LERDE ENERJİ ÜRETİMİ DÜŞTÜ
ITSO Başkan Yardımcısı Mustafa Tutar, 2018’in ilk yarısında Isparta’da üretilen enerjinin geçen yıla göre güneş enerjisinde yüzde 5, hidroelektrik santrallerinde ise yüzde 25 azaldığını açıkladı.
ITSO Başkan Yardımcısı Tutar, güneş enerji santrallerinde yılın ilk 6 ayında geçen yıla göre yüzde 5 oranında üretim düşüşü olduğunu açıkladı. Bunun sebebini aşırı yağışa bağlayan Tutar, hidroelektrik santrallerinde ise üretim miktarının yüzde 25 düştüğünü açıkladı.(kaynak;www.isteisparta.com)

 

TEMİZLİK MUAYENESİ

 

Belli bir yaşın üzerindekiler hatırlayacaklardır Eskiden ilk okullarda hafta başlarında temizlik muayenesi yapılırdı. Bunun ,için temiz mendiller masanın üzerine çıkarılıp koyulur öğretmen de eller ve dolayısıyla tırnaklarınıza ve de mendilinizin temizliğine bakar ve böylece temizlik muayenesi de yapılmış olurdu.(Fotoğraf alıntıdır)

EĞİRDİR GÖLÜNÜN ADALARI

Gölde, Eğirdir’e bir karayoluyla bağlanmış bulunan iki küçük adacık bulunmaktadır. Birincisi Can Ada, ikincisi ise Yeşilada’dır.

Can Ada; Eğirdir ile Yeşilada arasında yer alan ve 7 dönümlük (7000 m²) bir alana sahip olan küçük bir adacıktır. Yerleşim alanı olmayıp, çadır ve karavan turizmi ile piknik alanı olarak kullanılmaktadır. Atatürk ün Eğirdir’i ziyareti sırasında Canada, 1 Şubat 1933 tarihli Belediye encümeni kararıyla kendisine hediye edilmiş, daha sonra Atatürk ün mirasçılarına, onlardan da Eğirdir Belediyesine geçmiştir.

Yeşil Ada : Eğirdir’in en güzel turizm bölgesi olan adada, doğa güzelliklerinin yanında Aya Stefanos Kilisesi gibi tarihi zenginliklerde bulunmaktadır. Eğirdir şehir merkezine 1.5 km. uzaklıkta olan Yeşilada, 9 hektar alan üzerinde taş temelli ahşap evleri, dar sokakları ve küçük balıkçı barınağı ile otantik özelliğini korumaktadır. Eskiden halk arasında NİS olarak bilinen Yeşil adada, Yerli ve yabancı turistlere hizmet veren balık lokantaları ve ev pansiyonculuğu gelişmiştir. (Yukarıdaki renkli fotoğrafta adaların bugünkü halini siyah beyazlarda ie adaların karayolu ,ile Eğirdir’le birleştirilmeden önceki halini göstermektedir.

TREN GELİR HOŞ GELİR


Isparta’nın bir hayali gerçeğe dönüşüyor. Isparta kamuoyunda uzun süredir konuşulan Eğirdir nostaljik tren seferleri için somut adım atıldı.

Devlet Demir Yolları Bölge Müdürlüğü Isparta-Eğirdir arasında yapılacak tren seferleri için proje ihalesine çıktı. Projenin ihalesini kazanan firmayla da sözleşme imzalandı.(Alıntıdır)

BİR ZAMANLAR SÜTÇÜLER’İMİZ

2-ARİF’LERİN DAMI
3-AHMET (TURAN) AĞA’NIN HÜKÜMET KONAĞI
4-ŞİŞLİOĞLU OTELİ (ŞİŞLİ PALAS)
5-HATIPLARIN EVİ
6- HAFIZ MEHMET ALİ EVİ
7-KULÜP BİNASI-FIRIN
8- HATIP’IN KAHVESİ
9- HATIPLAR’IN YENİ EVİ
10- KADİR TURAN’IN YAPTIRDIĞI EV (KADINLARIN CEZA EVİ)
11- SÜTÇÜLER MERKEZ İLK OKULU
12-KARATAŞ EVİ
13-BEKİR YILMAZ EVİ
14- ALİ AĞALARIN DAMI
15-NALBANT APTULLAH’IN EVİ
16- DAYAMAÇ’IN EVİ
17- MÜFTÜOĞLU HÜKÜMET KONAĞI (JANDARMA)

Ne yazık ki bu binalardan günümüze erişen Seferağa Camiinden başkası bulunmamaktadır. Keşke bir kısmı ve özellikle de Sütçüler Merkez İlk Okulu günümüze kalabilseydi. Ah keşke …
(Bize evlerin sahiplerinin kim olduğunun bilgisini bize veren Yüksek İnşaat Mühendisi Mustafa Şükrü Turan’a teşekkürler.Kaynak,www.sutculerimiz.com )

Yenişarbademli İlçesini Duydunuz mu?

Isparta’nın küçücük şirin bir ilçesidir. Beyşehir gölünün kenarında engin tarihi ile aslında eski bir kentdir. Bol miktarda yaylaları vardır ama hayvancılık bir anlamda ölmüştür. Çevresi tamamen ormanlarla kaplı olduğu için her tarafı milli parktır. Son zamanlarda meyve üretimi ile kendisinden söz ettirmekte.

Fakat bu kentin en önemli özelliği yaylalarının çok karanlık olmasıdır. Melikler yaylasında ölçtüğümüz değer, bugüne dek ölçülenler içinde en zifiri karanlık miktarını verdi bizlere. İşte Perseid akan yıldız yağmuru böyle karanlık bir yerde izlenir. Çocuklarınızı alın gelin, doğa neymiş öğrensinler, çam ağaçların altında kurduğunuz çadırlarda yatsınlar, gece de o şaheser gökyüzünü seyretsinler.

YAPI VE KREDİ BANKASI HACIBAYRAM ŞUBESİNİN FUTBOL TAKIMI;HACIBAYRAMSPOR



O tarihlerde personeli olduğum Yapı ve Kredi Bankası’nın Hacıbayram şubesinde 1970 ‘li yılların ortasına doğru kurduğumuz ve benim de başkanlığını yaptığım futbol takımı olarak Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Şarap Fabrikası yanındaki sahada her hafta cumartesi günleri yıllarca muntazaman çalıştığımız HACIBAYRAMSPOR hatırası.
Bu vesile ile bu fotoğrafta bulunan ve vefat eden müdürüm Mehmet Aydemir (ayakta ortada gözlüklü) ile arkadaşımız Cengiz Daloğlu’na (ön sıra da 4.çömelen) Allah’tan rahmet diliyoruz.

170 HACI ADAYI DUALARLA UĞURLANDI

ISPARTA’dan hac ibadetini yerine getirmek için kutsal topraklara gidecek 170 hacı adayları dualarla uğurlandı.

Diyanet İşleri Başkanlığı kanalıyla Isparta’dan kutsal topraklara gidecek hacı adaylarının ilk kafilesinin uğurlanması dolayısıyla Terminal Camii’nde tören düzenlendi. Törene 6’sı din görevlisi 170 kişilik hac kafilesiyle hacı adaylarının yakınları ve Müftü Bayram Şahin katıldı.

Öğle namazının ardından ilahiler okundu, telbiye ve tekbirler getirildi. Müftü Bayram Şahin, İslam’ın 5 şartından biri olan hac farzını yerine getirmenin önemine değinerek, bu yolculuğa çıkanların Arafat’a çıkıncaya kadar hacı adayı olarak anılacaklarını ve Allah’a emanet edildiklerini belirtti ve sağ salim dönmelerini temenni etti.

Müftü Şahin’in duasının ardından yakınlarıyla vedalaşan hacı adayları daha sonra kendileri için bekleyen otobüslere binerek Süleyman Demirel Havalimanı’na hareket etti.

Isparta Müftüsü Bayram Şahin, Diyanet İşleri Başkanlığı vasıtasıyla 170 kişilik ilk kafilenin uğurlandığını, ikinci kafilenin ise 9 Ağustos günü kutsal topraklara yolcu edileceğini söyledi.
Kaynak: Editör: İsmet Yasin KAPLAN

ISPARTA 5 FARKLI GELİŞMİŞLİK DÜZEYİNE SAHİP

Araştırmada ilimiz adına çarpıcı bir sonuç ortaya çıktı. Çünkü ilimiz gelişmişlik araştırmasında karma bir yapıya sahip olduğu belirlendi. Çalışmaya göre; Isparta’da Merkez İlçe, Uluborlu, Atabey, Gönen 2. gelişmişlik düzeyinde, Yenişarbademli, Senirkent, Eğirdir, Keçiborlu, Şarkîkaraağaç, Yalvaç ilçeleri 3. gelişmişlik düzeyinde, Gelendost, Aksu ilçeleri 4. gelişmişlik düzeyinde
Sütçüler ilçesi ise 5. gelişmişlik düzeyinde yer aldı.
Raporda aynı zamanda Isparta’da herhangi bir bölgenin gelişmişlik düzeyinde 1. sırada yer almadığı da gözler önüne serildi. Yani rapora göre Isparta gelişmişlik sıralamasında en iyi 2. sırada yer alabildi. EN GELİŞMEMİŞ BÖLGE SÜTÇÜLER Öte yandan söz konusu çalışma neticesinde Isparta ilçeleri içerisinde Merkez ilçe en gelişmiş ilçe olarak ön plana çıktı. Merkez ilçeyi Eğirdir, Uluborlu, Atabey izlerken, Gelendost, Aksu, Sütçüler en az gelişmişlik gösteren ilçeler oldu.(Alıntı)

ÜTÇÜLER EĞİTİM,KÜLTÜR,DAYANIŞMA VE KALKINDIRMA VAKFI’NIN DÜNÜ (SÜTÇÜLER VAKFI)

Sütçüler’imizin kültürüne ve ekonomisine bir çok yönden katkı sağlamak üzere kurulmuş olan Sütçüler Vakfı onbir Sütçüler’li tarafından 275.000.000 TL’sı sermaye ile 25 Nisan 1994 tarihinde kurulmuş, kardeş şirketi olan Sütçüler Enerji A.Ş’nin en büyük ortaklarından olmuştur.
Kuruluş aşamasında zaman zaman adı geçen şirketin müteahhitleriden de destek gören vakıf şirketten almış olduğu kar payları kaynağı ile uzun süre aktif olarak faaliyette bulunmuştur.
Bu meyandan olmak üzere;
Yıllarca başarılı öğrenci hemşehrilerimize burslar vermiş, piknikler ve iftar yemekleri tertiplemiş,Sütçüler’imizde toplu olarak ağaç dikme törenleri gerçekleştirmiş (ki, bu dikilen fidanlar bugün kocaman birer ağaç olmuşlardır. Bugün bunlar santral binası ve havuz çevresinde görülebilirler.) Ayrıca hemşehrilerimize yıllarca web sitesi kanalıyla haberler iletilmiş ve yine aynı site kanalıyla Sütçüler’imizden canlı olarak görüntüler nakledilmiş ancak “Sütçüler’imizin Dışa açılan Penceresi “ olarak vasıflandırdığımız bu yayın ve dolayısıyla web sitesi bundan bir-kaç yıl önce iptal edilmiştir.
Vakfın kuruluşundan bir süre sonra oluşan büyüğümüz Şaziye Özsüt yönetimindeki “ Sütçüler Vakfı Kadınlar Kolu “, çok başarılı çalışmalara imza atmışlardır. Yıllarca başarılı veya ihtiyaçlı öğrenci hemşehrilerimize burs vermişler, dara düşenler ile ihtiyaç sahiplerine de yardım etmişlerdir.
Son yıllarda ise Vakıf kuruculardan üçü vefat etmiş, üçü de ayrılmış bulunmaktadırlar.

Sokak sütçüsü

Kapalı ambalaj pastörize süt yoktu, sütçüler atla, merkeple veya yaya olarak sokakları dolaşır abonelerine litreyle süt dağıtırlardı.
Yaya olarak dolaşanlar, yoğurtçu gibi süt güğümlerini taşıdıkları omuzluklarına bağlayıp süt satarlardı.
Sütçülerin el terazileri olmazdı, saçtan yapılma bir büyük süt güğümleri, bir de yarım ve litrelik kulplu ölçü birimleri vardı. Bazılarında beraberlerinde 250 gramlık ölçü de bulunurdu.
Yarım litre veya bir buçuk dediğiniz zaman, bununla tepeleme doldurup ölçmüş olur, tencerenize ayaküstü boşaltırdı.
Alınan sütün beklemeden dolayı kesilmemesi için hemen kaynatılır, kendi haline soğumaya bırakılırdı.
Süt soğuyunca bazen bir parmak kaymak tutar, bazen de kaymak çok ince olurdu.
Sütçüler için çoğu zaman “sütcüyü değiştireceğim süte su karıştırıyor, bu ne böyle su gibi” denirdi.
Sütçü de “Bir miktar su karıştırmasak süt size gelene kadar kesilir”, diye kendini savunur veya kaymaklı sütün manda sütü olduğunu, kaymaksız sütün, inek veya koyun sütü olduğunu anlatırdı. 50’li yıllarda ilkokul çağındaki okul talebelerine okul idaresince Marshall yardımı süt tozu verilir, bu süttozu suyla karıştırılıp, sınıfta kaynatılarak süt saatinde talebelere bardaklarla dağıtılır, turuncu renkli Amerikan peyniri beraberinde beslenme saati icra edilirdi.(Kaynak;www.sihirtur.com)

 

Isparta’da yaylada otlayan sürüye yıldırım düşmesi sonucu 31 hayvan telef oldu. Isparta Davraz Kayak Merkezi’nde otlatılan sürüye yıldırım düşmesi sonucu 31 küçükbaş hayvan telef oldu. Edinilen bilgiye göre, Davraz Kayak Merkezi Kulovası Yaylası’nda Ahmet Ayaz’a ait keçi sürüsü otladığı sırada yıldırım düştü. Sürüdeki 31 kıl keçisi telef oldu. Büyük Hacılar köyünde oturan Ahmet Ayaz, sürüsünün yarıya yakınının telef olduğunu ifade ederek, geçimini hayvancılıkla sağladığını söyledi. Ayaz, “Yağmurla birlikte yıldırım düştü. Hayvanlarım can verdi. Gıda Tarım ve Hayvancılık İl  Müdürlüğü ekipleri bölgeye gelerek incelemelerde bulundu. Maddi kaybım büyük” dedi.(www.haber32.com)

Antalya’da sahibinden satılık uçak

Antalya’da 14 yıldır dekor işleriyle uğraşan 47 yaşındaki Ayşegül Köse, bir firmanın isteği üzerine 11 metre uzunluğunda, 6 metre kanat genişliğinde uçağı 8 kişilik ekiple 1,5 ayda tamamladı. Uçak yapımında strafor üzerine kaplama, epoksiden, polyester gibi birçok malzeme kullanıldı. İnsan sağlığına zararlı olmayan maddeden üretilen uçak, yaklaşık 80 bin liraya mal oldu. Alıcı firma birçok kez bahaneler ileri sürerek uçağı teslim almayınca Köse firmayla yaptığı anlaşmayı sonlandırdı. Köse, uçağı maliyet fiyatına satışa çıkardı.
Oyuncak yapan bir firmanın isteği üzerine uçağı tasarladıklarını söyleyen Ayşegül Köse, “Görsellerini getirdiler, uygulamayı biz yaptık. Ama her teslimatta firma ile sorun yaşadık. Bu uçak üzerinde ciddi bir zaman ve maddiyat harcadık. 4 kez teslim aşamasına geldim ama her defasında ürünü almamak için bir bahane buldular. Bir sürü bahane buldular. Ne yapmak istediklerini anlayamadım. Bende artık vazgeçmek zorunda kaldım” dedi.

Uçağın geniş bir alanda yapılması nedeniyle zaman zaman çevresinden şikayetler aldığını dile getiren Köse, “Denetlemeye tabi tutulduk, iş yerim mühürlendi. Uçak nedeniyle iş yerini başka bir noktaya taşıdım. Bu sıkıntıyı da yaşayınca firmanın isteklerini geri çevirdim ve uçağı onlara satmaktan vazgeçtim. Önce sekiz, sonra beş kişilik ekip çalıştı. Bunların hepsi bir maliyetti. Başka bir firmaya satmaya karar verdim” diye konuştu.
“NORMAL BİR UÇAK YAPTIK”
Uçağı başka bir firmaya satmaya karar verdiğini anlatan Köse, “Alıcılar acente, havalimanlarından biri olabilir. Totem ve reklam amaçlı kullanılabilir. Bilet satış gişesi olabilir. Bozulacak bir malzeme değil. Fiber kaplı, içinde bir insan bile rahatlıkla gezebiliyor. 1,5 metre yüksekliği, 11 metre uzunluğu, 8,5 metre kanat açıklığı var. Buraya normal bir uçak modelini yaptık” dedi.
Türkiye’de bu tarz uçak yapan tek firmanın kendileri olduğunu öne süren Köse, “Takdir edilmesi gerekirken edilmedik. 70-80 bin liraya bize maliyeti oldu. Kar amacı gütmüyorum. Biran önce sahibini bulsun, emanet bir arsada duruyor. Sahibinden satılık uçak” dedi.

Bu terslikte bir “ev” var


Antalya’da bir grup girişimci tarafından yaptırılan ev, dış görüntüsünden içerisindeki eşyalara kadar her şeyiyle alışılmışın dışında “ters” duruyor.
Kundu Turizm Bölgesi’nde girişimciler Kaan Karahan, Görkem Cantürk ve Tanya Makorava tarafından projesi Rusya’dan getirtilerek yaptırılan “ters ev”, iç ve dış görüntüsüyle dikkati çekiyor.
Kundu Turizm Bölgesi’nde girişimciler Kaan Karahan, Görkem Cantürk ve Tanya Makorava tarafından projesi Rusya’dan getirtilerek yaptırılan “ters ev”, iç ve dış görüntüsüyle dikkati çekiyor.
Giriş kapısının bile ters olduğu evde, perdeler, mutfak mobilyaları, tuvalet, yatak odası ve dolaplar ile oturma grupları, çamaşır makinesi gibi bütün eşyalar tavanda yer alıyor.
Girişimcilerden Kaan Karahan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada 12 ters ev bulunduğunu ve 13’üncüsünü Antalya’ya açtıklarını ifade etti.
Karahan, “Ev yüzde 25’lik eğimle ters bir şekilde duruyor. Ziyaretçiler eve girince büyük şaşkınlık yaşıyor. Eve ilk defa girenler bir baş dönmesi yaşıyor. Tavandaki eşyalara tutunarak dengelerini sağlamaya çalışıyorlar. Evi bir yılda 100 bin kişinin ziyaret etmesini bekliyoruz” dedi.
“Gösterilen ilgiden çok memnunuz”
Karahan, evin tavan kısmının yerde, yerde olması gereken bölümünün ise tavanda bulunduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“İnsanlar tavandaki eşyalarla fotoğraf çektiriyorlar. Bu fotoğrafları 180 derece çevirdikleri zaman kendileri tavanda asılı gibi görünürken, eşyalar ise olması gerektiği yerde yer alıyor. Ters evin alternatif turizm açısından çok önemli olacağını düşünüyoruz. Gösterilen ilgiden de çok memnunuz” diye konuştu

Tek Eliyle Tek Kişilik Dev Orkestra

Senirkent’te çocukluğunda geçirdiği bir kaza sonucu tek elini kaybetmesine rağmen ilgi duyduğu darbuka ile ağzından müzikal sesler çıkarma yeteneğini geliştiren 61 yaşındaki Veli Çeliköz, hayatını kazandığı müzik aletiyle artık televizyon programı yaparak ilçesini ve kendisini dünyaya tanıtmak istiyor.

Senirkent ilçesinde küçük yaşlarda ateşli silahla oynarken, bir elini kaybeden ve buna rağmen hayata küsmeyen 61 yaşındaki Veli Çeliköz, yaklaşık 35 yıldır çaldığı darbukayı müzisyenlik haline getirerek, hayatını kazandı. Biri jandarma komando olarak yakın zamanda emekli olan, diğeri de mermer ocağında çalışan 2 oğlunu, çaldığı darbuka ile gittiği düğünlerde kazandığı parayla büyüttüğünü dile getiren Veli Çeliköz, tek eli ve ağzıyla adeta tek başına bir orkestra gibi çalışıyor. Çeliköz, hem çalıyor, hem ağzıyla müzikal sesler çıkarıyor hem de şarkı, türkü ve uzun havalar söylüyor.

Senirkent ilçesi ve Isparta genelinde tanınan Çeliköz’ün elindeki engeline rağmen, sahip olduğu hayat neşesi, mücadelesi ve yetenekleri de görenleri hayran bırakıyor.

“BU, DAYIDAN GELEN BİR MESLEK”
Bu yaşına kadar kazandığı yetenekleriyle hayatını devam ettirme hikayesini İHA muhabirine anlatan Veli Çeliköz, “Şimdiye kadar beni tanıyan, gören ve elimden tutan biri olmadı. Benim ağzımla çıkardığım ses yeteneklerim de var. Bir kolumla darbuka çalarım. Kendine güvenen varsa, benden daha yetenekli; ağzıyla ses çıkarabilen, aynı anda darbuka çalabilen. Buyursunlar gelsinler yarışalım. Beni görsünler, tanısınlar sonra karar versinler. Benim dayım, teyze oğullarım çalgıcı. Bana da çalgıcılık geni onlardan geliyor. Benim babam pehlivandı. Ben çocukken pehlivanlığa heves etmedim, çalgıcılığa merak sardım. Bu, dayıdan gelen bir meslek. Halen devam etmekteyim. Şimdilerde org çıktı, böyle çalgılara çok ilgi kalmadı ama yine beni seven, sayan, tanıyanlar gelirler düğünlere giderim. Düğünleri yaparız, neşelendiririz ve aynen mesleğime devam ederim” dedi.

“AĞZIMLA ÇALMAM İÇİN SADECE O HAVAYI DUYMAM YETER”
12 yaşında darbuka çalmaya başladığını anlatan Veli Çeliköz, “Darbuka çalmaya başladıktan sonra bana Cenab-ı Allah tarafından verilen dil ve ağız yeteneğimi geliştirdim. Bütün oyun havaları, şarkı ve türküleri ağzımla çalarak vatandaşı oynatırım. Ağzımla çalmam için sadece o havayı duymam yeter” diye konuştu. (www.ajans32.com)

BİZLER DERGİSİ

YAPI KREDİ BANKASI’nın BİZLER DERGİSİ YAYINI
Yapı ve Kredi Bankası tarafından 1973 yılında personeli için çıkarılmaya başlanılan  BİZLER DERGİSİ ve neşredilen ilginç bir karikatür

GIR GIR DERGİSİ

1972’de yayın hayatına başlayan, kadrosu ve imtiyaz sahiplerinde büyük değişikliklerle günümüzde halen yayımlanan, Türkiye’nin en çok satmış kült mizah dergisidir. Oğuz Aral’ın mizah yönetmenliğinde yayına başlayan Gırgır’ın ilk yıllardaki sloganı; “Geçim derdini, can sıkıntısını, aşk yarasını, karı-koca kavgasını şipşak keser her derde devadır, gırgır da gırgır.” idi. Bir dönem 500 bine ulaşan tirajıyla Türkiye’de gelmiş geçmiş en çok satan mizah dergisi oldu ve kendinden sonra gelen bütün mizah dergilerinin tarzını belirleyen bir ekol haline geldi. Kendisinden önceki mizah dergilerinin elitist tavrını terkedip, döneminde “sulu mizah” denilerek küçümsenen, argo, cinsellik ve mahalle hayatını işlemekten çekinmeyen yeni bir anlayışa

yöneldi.(www.listelist.com)

 

 

 

LAVANTA BALI

lavanta balının faydaları 
LAVANTA KOKULU KÖYDEN % 100 DOĞAL LAVANTA BALI
Lavanta ülkemizin Akdeniz, Ege, Marmara ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde kurak ve açık alanlarda yetişen bir bitkidir. Lavanta, Karaciğer yetmezliği, kronik Karaciğer enfeksiyonları, Hepatit-B, Hebatit-C, Sarılık, Saç dökülmeleri, Vitiligo – Sedef ve ileri yaşlarda olan derideki lekelere karşı etkilidir. Sakinleştirici ve rahatlatıcı etkiye sahiptir. Yaraları iyileştirir, mide ağrılarına iyi gelir. * Yukarıda belirtilen bilgilerin herhangi bir hastalığa teşhis amacı yoktur. * Bal bir besin öğesi olduğundan tedavi amacıyla değil tedaviye destek amacıyla kullanılmalıdır. * Eğer bir sağlık şikâyetiniz varsa önce hekime başvurunuz. * Bal yemeniz doktor tarafından yasaklanmış ise veya bala karşı bilinen bir rahatsızlığınız var ise lavanta balını da tüketmeniz sakıncalı olabilir. * 1 yaşından küçük bebeklerin beslenmesinde bal kullanılması önerilmez. Amerika ve Kanada’da bazı bebek ölümlerinin botulizm hastalığından kaynaklandığı saptanmıştır. Botulizm, clostridium botulinim adı verilen bakterinin bebeklerin sindirim sisteminde çoğalmasıyla gelişen ciddi bir hastalıktır. Bu bakteri daha çok konserve yiyeceklerde görülür. Bebeklerin sindirim sistemi bu bakteriye karşı duyarlıdır ve ancak 1 yaşından sonra direnç gösterir. *Hakiki bal kristalize olabilir. Balın kristalize olması ya da şekerlenmesi kalite kriteri olarak değerlendirilmemeli. Bal içerisindeki en yaygın şekerler glukoz ve fruktozdur. Eğer bitkinin nektarında glukoz oranı fazla ise bal zamanla kristalize olur. Fruktoz miktarı fazla ise daha uzun süre şekerlenmeden saklanabilir.

DUYURU 

KONAKLAMA İÇİN KÖY EVİMİZ MEVCUTTUR
Şehir gürültültüsünden uzak lavanta kokuları içinde ruhunuzu dinlendirin… Gece 1 Kişi konaklama (Sabah Kahvaltı ve Akşam Yemeği Dahil) 100.00 TL Gece 1 Kişi konaklama yemek hariç 75.00 TL 12 yaş küçük çocuklar ücretsizdir. İrtibat Numarası : Ali YENİAY 05449675600 

Köyümüze ait Lavanta ve Lavanta Balının tanıtımında büyük emeği olan Gazeteci Sayın Yusuf YAVUZ köyümüzü 09 Temmuz 2016 tarihinde ziyaret etti.Katkılarından dolayı kendisine teşekkür ederim.
Bu köye kokusu için gidilir. 26.08.2013 TÜRKİYE LAVANTA BALINI DA KEŞFETTİ Lavanta üretiminin yanında arıcılık da yapan Doğan’ın oldukça hijyenik koşullarda ürettiği lavanta ballarının ünü ise ülke sınırlarını aşmış durumda. Şeker oranı yüksek olan ancak doğallığı, kokusu ve lezzetiyle oldukça ilgi gören lavanta balının karaciğer hastalıkları, Hepatit B ve sinir sistemine ilişkin rahatsızlıklara karşı tavsiye edildiğini dile getiren Doğan, petekli ve süzme olarak satışa sundukları lavanta balı için ülkenin dört bir yanından gelen taleplere yetişmekte zorlandığını söylüyor. Türkiye’nin lavanta bahçesi olarak bilinen Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak köyünde lavanta hasadı başladı, köyün her yanı adeta mora boyandı. Bu günlerde sonuna yaklaşılan hasat dönemi boyunca tarlasından sokağına Kuyucak köyünün her yeri lavanta kokuyor. Kuyucaklı lavanta üreticileri, devletin de üretimi desteklemesiyle Fransa’dan ithal edilen lavanta yağı ile rekabet edilebileceğine inanıyor. Kuyucaklı Ziya Doğan’ın ürettiği lavanta balı ise kokusu ve lezzetiyle büyük ilgi görüyor. Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak köyünde, yıllar önce biraz da zorunluluktan başlayan lavanta üretimi bugün neredeyse köydeki arazilerin yüzde 75’ini kapsamış durumda. Kozmetikten gıdaya, ilaç sanayinden temizlik ürünlerine geniş bir kullanım yelpazesi bulunan lavanta bitkisini gelir kapısı haline getiren Kuyucaklılar, bu yıl lavantalara zarar veren yeşilçekirge ile uğraşmak zorunda kalsalar da üretimi sürdürmeye kararlılar. Düğün davetiyelerinde kullanımı […]

YENİ SEZON LAVANTA BALI HASADIMIZ 01 AĞUSTOS 2018 TARİHİNDE BAŞLAYACAKTIR. 01 AĞUSTOSA KADAR VERİLEN SİPARİŞLERDE NET 1 KG SÜZME 80 TL (KARGO ALICIYA AİTTİR) 01 AGUSTOS’TAN SONRA VERİLEN SİPARİŞLER NET 1 KG SÜZME 100 TL(KARGO ALICIYA AİTTİR) OLACAKTIR. SAYGILARIMIZLA

%80 Oranlı Lavanta Balı
2017 yılı (ZİYA DOGAN KUYUCAK LAVANTA BALI) tahlil sonucudur. SAĞLIKLI YAŞAMIN DOĞAL VE TATLI YOLU (Alıntıdır)

St. PAUL YOLU: Yazılı Kanyon’dan Pednelissos’a

YAZILI KANYON – TOTA – ADADA – KASIMLAR – KESME – ÇUKURCA – ÇALTEPE – SELGE – TAZI KANYONU – KÖPRÜLÜ KANYON – PEDNELISSOS – UÇANSU
Milattan sonra 46 yılında Aziz Paul ve arkadaşlarının Hristiyanlığı yaymak amacıyla yaptıkları yolculuğa ithafen Aziz Paul Yolu olarak isimlendirilen yürüyüş yolu, Torosların eteklerindeki doğal güzellikleri bölgenin yerel kültürü ve antik kentlerle birleştirerek yürüyenlere doyumsuz bir keyif sağlar. Toplam uzunluğu yaklaşık 500 km olan yol, Antalya yakınlarındaki Perge ve Aspendos’tan iki kol halinde başlayarak Adada Antik Kentinde birleşir ve Isparta’nın Yalvaç ilçesinde sona erer. Yer yer iki binlere varan irtifalardaki parkurlara endemik bitkiler ve büyüleyici bir doğa hakimdir.
Yedi günlük seçilmiş St. Paul Yolu Yürüyüş Parkurlarından oluşan bu program Yazılı Kanyon’dan başlar, Adada Antik Kenti’nden geçerek Tota dağının eteklerinde Köprüçay’la birleşir. Selge Antik Kenti ve Köprülü Kanyon’dan sonra Pednelissos ve Uçansu Şelaleleri ile son bulur. Köprülü Kanyon’da yapılan raftingin de dahil olduğu program boyunca yürüyüşler küçük sırt çantaları ile yapılır. Anadolu coğrafyasında Akdeniz sahillerinden Toroslara yapılan iz bırakacak bu yürüyüşte yerel kültür ve yaşam biçimleri gözlemlenerek, doğayla içi içe, sakin ve huzurlu butik otellerde, bungalowlarda ve bazı günlerde köylerde konaklanır./Alıntıdır)

YÜZ NUMARA

 

YÜZ NUMAR
Halen ayakta olan bağ evlerimizde tuvaletlerimiz de yukarıda resimde görüldüğü gibi evin dışında bir yerdeydi ve ışık olmadığından da geceleri çıra ile gidilirdi. Bazı tuvaletler ıssız bir yere yapılmış olduğundan geceleri ürkütücü bile gelirdi..
Geçen bu kadar zamanda içerisinde Sütçüler’imizde tuvaletlerin geçirdiği evreleri elbette hatırlayanlarımızın olduğunu düşünüyoruz.
Ayrıca genelde tuvaletlerin geçirdiği evreleri anlatan bir yazıyı sizler için internetten derledik. İlginizi çekeceğini umarız.
İnsanlar tarihlerinde çok uzun bir süre tuvalet kullanmadılar. Başlangıçta
hayvanlar nasıl yapıyorlarsa, onlar da öyle yaptılar. İşlerini en yakın çalının
dibinde veya bir ırmak kenarında görebiliyorlardı. Ancak toplumlar geliştikçe,
köyler, kasabalar ortaya çıktıkça tuvalet ihtiyacını karşılamak için daha uzak
mesafelere gitme zorunluluğu doğdu. Ayrıca açıkta bırakılan atıkların yarattığı
kötü koku ve hastalık tehlikeleri de insanlarda bu konuda bazı önlemler almanın
zamanının geldiği bilincini oluşturdu.
Diğer taraftan yüznumaranın hikayesi ise değişik. Eskiden Fransa’da otellerde tuvaletler
koridorların uçlarındaydı. Odaların her birine birer numara verirken, tuvaletlere
numarasız demişler ve ’00’ diye işaretlemişlerdi. Fransızca’daki ‘numarasız’
kelimesi ile ‘100 numara’ kelimesi hemen hemen aynı telaffuz edildiğinden, bizde
Fransızcası biraz kıt birinin tercüme hatası sonucu ‘yüznumara’ olarak
yerleşmiştir.(Üstteki resim emoköy Beydili’dirHer iki resim alıntıdır)

M U T L U L U K L A R

Ankara’da ikamet eden hemşehrilerimizden Hayriye ve Hakkı (Şinasi) Altıntaş’ın oğlu BOLKAR 4 Ağustos 2018 Cumartesi günü Ankara Çayyolo’nda WİSHES Teracce’de yaplılan düğün töreni ile GÖZDE ŞENGEZ ile evlenmiştir.
Gençleri kutlar ömür boyu mutluluklar dileriz.
(Hayriye Altıntaş;Merhum dayımız Osman Ali Apaydın’ın kızı olup Hakkı Şinasi Altıntaş ise merhum Ankara’lı Ahmet’in oğludur.)

Mor tarlaları 222 bin ziyaretçi gezdi

Görsel sezonun sona erdiği Kuyucak her geçen yıl ziyaretçi sayısını artırırken, yapılan çalışmalarla da bilinirliğini daha geniş kesimlere sunuyor. Müthiş manzarası ve huzuruyla ziyaretçilerini cezbeden lavanta bahçelerinde kırsal turizme katkı sağlamak için 3 yıl önce oluşturulan “Lavanta Kokulu Köy Projesi” de gelen ziyaretçi sayısının artmasında önemli rol oynadı. “Ziyaretçi sayısı her geçen yıl artıyor” Lavanta Kokulu Köy Projesi Koordinatörü Ali Sağdaş, yaptığı açıklamada, “Lavanta Kokulu Köy”ün 3 yıl önce hiç duyulmamış ücra bir köşede durduğunu belirtti. Lavantayı markalaştırdıktan sonra köyün Türkiye ve dünyada tanındığını ifade eden Sağdaş, bu yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırladıklarını kaydetti. Gelen turistlerin lavanta bahçelerini zevk alarak gezdiğini aktaran Sağdaş, “İlk yıl 21 bin, ikinci yıl 140 bin, bu yıl da 222 bin civarında turist ağırladık.(www.haber32.com)

DOĞAN KARDEŞ

Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kâzım Taşkent, hayatını kaybeden oğlu Doğan’ ın anısını yaşatmak için bir dergi yayımlar. Birçok çocuğun hayatında iz bırakan Doğan Kardeş dergisi böyle doğar. Yarım asra yakın bir zamandır çocukların dünyasında varolan Doğan Kardeş’ in yaşamöyküsünü okurken Suna Kan’ dan İdil Biret’ e, Coşkun Aral’dan Pınar Kür’ e, Talat Sait Halman’ dan Garo Mafyan’ a, kadar, günümüzün birçok ünlü isminin imzalarına rastlayacaksınız.(KaynakYapıkrediyayınları)

 

Esnafın Birlik Şemsiyesi: Şemsiye Sokak

şemsiye sokak nerede ile ilgili görsel sonucuEsnafın Esnafın Birlik Şemsiyesi:

Şemsiye Sokak esnafın Birlik Şemsiyesi: Şemsiye Sokak Esnafın Birlik Şemsiyesi: Şemsiye Sokak Kunduracılar sitesi önündeki sokakla 113 Caddeyi birbirine bağlayan 1736 sokak esnafı hem sokaklarına renk gelsin hem de sokakta bir gölge oluşsun diye aralarında para topladı ve sadece büyükşehirlerdee görmeye alışık olduğumuz ‘Gökyüzü Şemsiyesi’ uygulamasını sokaklarına uyuguladı.

250’ye yakın şemsiyenin kullanıldığı sokak boydan boya rengarenk şemsiyelerle renklendi. Yaklaşık 4 bin 500 liraya mal olan uygulama sokağa ayrı bir renk getirdi.(www.ajans32.com,fotoğraf alıntıdır)

KIRKPUNAR RÖVANŞI ISPARTA’DA

KIRKPINAR’IN RÖVANŞI ISPARTA’DA

Isparta Belediyesinin 4. Geleneksel Yağlı Pehlivan Müsabakaları 5 Ağustos 2018 Pazar günü saat 09.00’da başlayacak ve gün boyu devam edecek. Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin bu yılki altın kemer sahibi Orhan Okulu başta olmak üzere Isparta’da 54’ü başpehlivan toplam 750 pehlivan er meydanına çıkacak. Davraz Mahallesi 133 Cadde Gülbirlik okulunun yanındaki Güreş Meydanında düzenlenecek 4. Geleneksel Yağlı Pehlivan Müsabakaları öncesinde, bu yılki Kırkpınar Yağlı Güreşlerinin altın kemer sahibi Orhan Okulu, hocası Kemal Yılmaz, Isparta’nın geçen yılki başpehlivanı Mehmet Yeşil Yeşil, bu yıl yağlı güreşlerin baş cazgırlığını yapacak olan Emin Gır ve beraberindekiler Isparta Belediye Başkanı Yüksek Mimar Yusuf Ziya Günaydın’ı makamında ziyaret etti. Başkan Günaydın, Okulu’ya Kırkpınar’daki, Mehmet Yeşil Yeşil’e de Isparta’da geçen sene başpehlivanlığı kazanmasından dolayı altın takdim etti.

‘ÇOCUKLUĞUMUN İSTANBUL’A AÇILAN KAPISI: EĞİRDİR GARI’

gülsüm cengiz kimdir ile ilgili görsel sonucu

GÜLSÜM CENGİZ (ŞAİR-YAZAR)

Eğirdir Garı’nın kapatılmasından önceki son yolcularının arasında Türk edebiyatının pek çok ünlü yazarı da vardır. Eğirdir Gar’ı anılarını anlatmasını rica ettiğimiz Isparta- Sütçüler doğumlu şair-yazar Gülsüm Cengiz, Eğirdir Gar’ını “Çocukluğumun İstanbul’a açılan kapısı” diye nitelendiriyor:

18 YAZAR VE ŞAİRİN TRENLE EĞİRDİR YOLCULUĞU

“2001’in Ekim sonlarıydı. Uzun yolları aşıp gelen trenimiz, Eğirdir Tren Garı’na güneşli bir son yaz günü girdi. Türkiye Yazarlar Sendikası’nın, Edebiyat Treni Anadolu kentlerinde tasarımının ikincisi nedeniyle düşmüştük yollara. İlkinde 34 yazar ve şair, genel başkanımız Cengiz Bektaş’ın kenti Denizli’ye gitmiştik. Şimdi de sendikanın genel sekreteri olan benim doğduğum topraklara doğru yolculuğa çıkmıştık. 18 yazar ve şairdik.

‘PENCEREDEN AĞAÇLARA BAKARKEN ANSIZIN GÖL GÖRÜNDÜ’

Haydarpaşa’dan Pamukkale Ekspresiyle çıktığımız yolculuk oldukça uzun sürmüştü; sabah saatlerinde geçtik Isparta tren garından… Tren gardan ayrılırken fazla yolcu kalmamıştı. Tren, Isparta’nın yemyeşil bahçelerini, bağlarını geride bırakıp yol alırken yazar arkadaşlarımın çoğu vagon restorana kahvaltıya gitmişti.  Ben, büyük bir heyecanla izliyordum çevremi. Kim bilir kaç yıl geçmişti Eğirdir’e trenle gelmeyeli… Tren dağları tepeleri aşıp Eğirdir’e yaklaşırken heyecanım iyice artmıştı… Büyük bir özlemle, trenin penceresinden hızla kayıp giden ağaçlara bakarken ansızın göründü göl. Sabah güneşinin ışıkları altında pırıl pırıldı. Trenimiz bir süre gölün kıyısında yol aldıktan sonra yavaşladı ve Eğirdir Tren Garı’na girdi. Gar, birkaç bölümden oluşan küçük taş binasıyla ve önündeki geniş sundurmasıyla karşıladı bizi.

ÇOCUKTUM, ÇOK KÜÇÜKTÜM. SÜTÇÜLER’DEN İSTANBUL’A GİDİYORDUK

Hepimiz eşyamızı alıp perona indik. Bizi adadaki pansiyona götürecek otobüsü beklerken ben peronda yürüyüp çevreme bakınmaya başladım. Rayların üstünde bir marşandiz, ileride yük vagonları vardı… Örme taşlardan yapılmış küçük gar binasının yanındaki tek ağacı görünce ansızın yıllar öncesinden görüntüler geldi gözlerimin önüne… Çocuktum, çok küçüktüm; nerdeyse çevremdeki olup bitenleri anlamayacak kadar küçük… O ağacın altında oturmuş; annem, abim ve ablamla trenin gelmesini bekliyorduk. Yanımızda yüklerimiz vardı. İçinde kışlık yiyeceklerin olduğu sepetler, giysilerimizin bulunduğu bohçalar… Oraya Isparta’nın uzak ve ulaşımı güç bir kasabasından, Sütçüler’den gelmiştik. Babamın sütçülük yaptığı İstanbul’a gidiyorduk.

‘EĞİRDİR TREN GARI İSTANBUL’A AÇILAN KAPIYDI’

Sütçüler’in dört yanı Torosların uzantısı olan sıradağlarla çevrilidir. Dağlar sarp ve diktir. Yemyeşil çam ormanlarıyla ve Akdeniz’e özgü maki topluluklarıyla kaplıdır. Dağların zirvelerinde temmuz sıcağında bile kar vardır. Yeşilin bin bir rengiyle kaplanan bu dağlardan çıkan sular, eriyen kar suları, küçük şelaleler halinde dere yataklarına akar, derin vadilerin arasında irili ufaklı dereler, ırmaklar oluşturur. Sütçüler sık sık seller altında kalıp doğal yıkımlarla karşılaşır. Sel sularının aşındırdığı yolları bozuk, ulaşım olanakları sınırlıdır. Biz yola çıktığımızda yine yağmur yağıyordu;  Sütçüler ile trene bineceğimiz Eğirdir arasındaki yol çok bozuktu. Bir kamyonun kasasında, kim bilir kaç saatte aşmıştık o yolu. Eğirdir Tren Garı’nda kamyondan indiğimizde hepimiz çok sevinmiştik. Garın bekleme salonu, bizim gibi çevredeki kasaba ve köylerden gelen yolcularla doluydu. Yolcuların yanlarında da tıpkı bizim gibi sepetler, bohçalar vardı. Eğirdir Tren Garı, tıpkı Sütçüler gibi, öteki kasaba ve köyler için İstanbul’a açılan kapıydı. Elimizi yüzümüzü yıkamış, annemin perona serdiği örtünün üstüne oturup dinlenmiştik.

PENCERE ÖNÜNDE KATMER, UN HELVASI VE ÇÖKELEKLİ AZIK MOLASI

Kara tren tiz bir düdük çalarak ve duman salarak girmişti gara… Trenin sesini duyan yolcular hareketlenip perona yığılmışlardı. Büyük bir telaş vardı. Annem ağır sepetleri almıştı; biz üç kardeş gücümüzün yettiği küçük bohça ve sepetleri taşımıştık. Birbirimizden ayrılmamaya çalışarak, güçlükle binmiştik trene. Ancak bir vagona girip oturduktan sonra rahat bir soluk almıştı annem. Sonrası uzun, tren gibi upuzun bir yolculuktu. Yine de eğlenceli ve heyecan vericiydi benim için. Kara tren dumanını savura savura yemyeşil dağların, tepelerin arasında yol alırken, başımı pencereden çıkarıp en öndeki lokomotifin koşar gibi gidişini izlemek çok hoşuma gitmişti. Trenin geçtiği yol üzerindeki kentler, köyler, tarlalar, elektrik direkleri, evlerin önüne asılmış tütün yaprakları, köprüler, ırmaklar, ıssız köy istasyonları, hat boylarında trenin yanı sıra koşup gazete isteyen köy çocukları hızla dönen bir film şeridi gibi akıp gitmişti gözümün önünden… Sonra, annemin pencerenin önündeki küçük masanın üzerine serdiği örtünün üstünde, onun yola çıkarken hazırladığı azıklarıımzı yemiştik; katmer, cevizli susamlı börek, un helvası, üzüm, yufka ekmek, çökelek nasıl da lezzetli gelmişti bize…

KARA TREN İKİ GÜN SONRA HAYDARPAŞA’YA ULAŞIYOR…

Eskişehir tren garındaki koşuşturmaya, Kütahya çinisi testilerini istasyondaki çeşmeden doldurmak için inen yolcuların o heyecanlı telaşına biz de katılmıştık. Bizim de kıvrık ağızlı, kulplu, üstü çiçeklerle süslü bir toprak testimiz vardı. Çeşmeye giden abim, trenin kalkmasından korkarak, kalp çarpıntıları içinde testiyi doldurmuş ve koşarak trene binmişti. Tren uzun uzun düdük çalarak yola koyulmuştu yine. Yolculuğun ondan sonrası çeşitli kentleri, köyleri, istasyonları geride bırakıp vagonlardan yükselen türküleri dinleyerek, trenin sarsıntısına karşın derin uykulara dalarak geçmişti. Kara tren, iki gün süren yolculuğumuzun sonunda, karanlığın içinden gelip girmişti Haydarpaşa Garı’na; yorgun bir beygir gibi aksırıp tıksırarak, lokomotifinden çevreye dumanlar salarak…

‘TREN YOLCULUKLARINI HEP ÇOK SEVDİM’

O yolculuktan sonra birçok kez bindim trene ve tren yolculuklarını hep çok sevdim. Bu sevginin nedeni, bizi dört dağın arasına sıkışmış bir kasabadan, denizi olan o ışıklı, büyük kente, İstanbul’a götürdüğü için miydi, bilmiyorum. Çocukluğumun tren yolculukları İstanbul’dan Sütçüler’e gelirken ve Sütçüler’den İstanbul’a giderken sürdü hep. Eğirdir Tren Garı, her seferinde bir sığınak gibi karşıladı bizi. Uzun yoldan gelen yorgun yolcuları karşılayıp dinlendirdi; köy ya da kasabalardan bin bir güçlükle oraya ulaşan yolcuları uzun yolculuklarına hazırladı… 2001 yılının güneşli bir Ekim günü, yine Eğirdir Garı’ndaki o ağacın altında durmuş çevreyi izledim. Lokomotifin önündeki demiryolcuların yorgun yüzlerine bakıp düşünürken arkadaşlarımın sesini duydum… Bizi götürecek otobüs gelmişti…

GARIN SON YOLCULARINDAN OLDUĞUMUZU BİLMİYORDUM…’

Üç gün süren geziden sonra yeniden geldik Eğirdir Garı’na; bizi İstanbul’a götürecek trenimize binmek için… Tıpkı çocukluğumdaki gibi. Tren yine tiz düdüğünü çalarak perondan ayrılırken, ardımızda bıraktığımız o küçük taş binaya ve yanındaki tek ağaca baktım. Lokomotif rayların üzerinde hızla koşup oradan ayrılırken; kısa süre sonra Eğirdir’e tren seferlerinin kaldırılacağını, gar binasının özelleştirilme kapsamına alınacağını ve bizim o garın son yolcularından olduğumuzu henüz bilmiyordum…” (www.acikgazete.com/Yusuf Yavuz)

 

Bir tek ‘Külliye’ adı konmamış

Bir tek Külliye adı konmamış

Hakan Tütüncü’nün başkanlığını yaptığı Antalya’nın Kepez Belediyesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çalışma ofisinin bulunduğu ve Türkiye’yi yönettiği Külliye’nin ‘Mini’ bir benzerini inşa ediyor.

Gaziler Mahallesi’nde temeli atılan Sosyal Yaşam Merkezi’nin medyaya dağıtılan mimari çizimleri yapının Ankara Beştepe’de bulunan Külliye’yi andırdığı görülüyor. 2017’de temelleri atılan Sosyal Yaşam Merkezi ile Kepezlilere, eğitim, sağlık, spor, kültür, sanat ve sosyal etkinlik gibi farklı alanlarda birçok ihtiyaca cevap vermeye hazırlanıyor.

Gaziler Mahallesi’ne kazandırılacak tesisin bahçesinde futbol, basketbol ve voleybol sahaları, yaşlıların gün içerisinde vakitlerini geçireceği kıraathane ile kır düğünü alanı, kadınlara yönelik meslek edindirme ve hobi kursları, çocuklara etüt merkezleri, kütüphane, çok amaçlı salon ve belediye tahsilat veznesi bulunacak. Merkezin bünyesinde aile hekimliği de bulunacak. (www.gunhaber.com)

SÜTÇÜLER HALKI: YEŞİLDEREYİ İSTİYORUZ

BUNDAN TAM 12 YIL ÖNCE

Sütçüler Halkı, Yeşildere’yi Geri İstiyor Isparta’nın Sütçüler İlçesi’ndeki kurumaya yüz tutan Yeşildere’nin, eski canlılığını yeniden kazandırma yönündeki çalışmalar devam ediyor

11 Ağustos 2006 Cuma 12:35

Isparta: Sütçüler Halkı, Yeşildere’yi Geri İstiyor

Isparta’nın Sütçüler İlçesi’ndeki kurumaya yüz tutan Yeşildere’nin, eski canlılığını yeniden kazandırma yönündeki çalışmalar devam ediyor.

Bölgede bulunan Sütçüler Hidro Elektrik Santrali’nin, Yeşildere mevkiindeki suyu kullanarak deredeki suyu kuruttuğunu iddia eden Sütçüler ilçesi gençleri, Yeşildere’de “Karalı” adı verilen bölgede, suya girerek, Sütçüler Enerji A.Ş.’yi protesto etti. Protestonun ardından, ilçe merkezinde de Yeşildere’yi geri kazanmak için imza kampanyası başlatıldı. Hafta boyunca toplanan imzalar, bir üst yazıyla kaymakamlığa sunuldu. 258 imzadan oluşan dilekçede, yaz aylarında Yeşildere’ye gereken miktarda suyun verilmediği, hidroelektrik santralinin yaz aylarında dinlenmeye alınması, söz konusu suyun dere yatağına bırakılması şeklinde ibareler yer alıyor.

Öte yandan, Sütçüler Hidroelektrik Santrali’ni protesto eden grup adına konuşan İsmail Demiray, “Ben 40 yaşındayım. Biz gençliğimizde, bu bölgede suya girer yüzerdik. Karalı’nın derinliği önceden 7-8 metreye yaklaşırdı, ama şimdi 2 metre ya var ya yok. Bu derenin suyunun tekrar dereye boşaltılmasını istiyoruz. Burası artık sivrisinek yatağı oldu” dedi. Serkan Özdemirkan isimli vatandaş ise, “Bizim gençliğimiz burada geçti. Sütçüler’de başka yüzebileceğimiz bir alan yok. Yaz aylarında Sütçüler’e tatil amaçlı geliyoruz. Yeşildere’yi bu halde görünce duruma çok üzülüyoruz. Yüzmek için kalkıp 60 km uzaklıktaki Eğirdir’e mi gidelim? Biz dedelerimizden ve babamızdan dinlediğimiz Yeşildere hatıralarını çocuklarımıza da anlatmak istiyoruz” diye konuştu. (www.sutculerimiz.com/Arşiv;Mustafa Doğankaya İhlas Haber Ajansı)

 

 

SÜTÇÜLERİN TURİSTLERİ

MEHMET ALİ POYRAZ

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Mehmet Ali Poyraz dahil, gülümseyen insanlarBu anlattıklarım yaşanmış bir Sütçüler hikâyesidir.
Rahmetli Haydar Şavkan’ın Belediye Başkanı olduğu yıllarda bir gün bir zat çıka gelir Sütçülere. Belediye Başkanını makamında ziyaret eder. Soranlara da adının Mehmet Deren olduğunu söyler. Mehmet Deren kendisini Burdur/Bucaklı ve turizm organizatörü olarak tanıtır. Belediye Başkanı Rahmetli Haydar Şavkan’ı ziyaret ettiği esnada Sütçülerin bakir bir yer olduğunu ve buraya İskandinav ülkelerinden turist getirmek istediğini belirtir. İlk etapta 25 kişilik bir grubu getirebileceğini ne de olsa hemşeri sayılırız, benim de Sütçülerin kalkınmasına katkım olsun der. Belediye Başkanının heyecanlandığını gören Mehmet Deren, bunun daha başlangıç olduğunu ve her ay düzenli olarak onlarca hatta yüzlerce turisti getirebileceğini, Sütçülerin makûs talihinin turizmle canlanacağını ve Sütçülerin gelişmiş ilçeler seviyesine yükselebileceğini söyler. Yalnız gelecek olan turistler için otelin olup olmadığını sorar. Belediye Başkanı Haydar Şavkan o konunun sorun olmadığını belediye binasının üst katını boşaltır 25-30 kişinin kalabileceği yere dönüştürebiliriz der. Mehmet Deren hemen başlayalım o zaman der. Yeme içme işinin de Cafer Şafak’ın lokalinde olabileceği söylenince lokali görmek ister Mehmet Deren.Lokale hemen gidilir eksik gedik ne var ne yok diye bakılır.Lokaldeki tuvaletin alaturka olduğunu ve ecnebilerin bu tuvaleti kullanamayacaklarını belirtilir ve hemen alafranga tuvalet taşının konmasını ister.Hemen alafranga tuvalet yapılır.Bu esnada da Sütçüler Belediyesinin üst katı hemen boşaltılır, boya badana işleri yapılır, 30 kişilik yatak, yorgan, masa sandalye ve nevresim gibi malzemeler temin edilir. Belediye Başkanlığı konuyu esnafla paylaşır. Esnaf ve halk, evlerinin kapı ve çerçevelerini boyamaya başlar. Çarşının belli yerlerine sigara izmaritleri ve çöplerin atılması için çöp kutuları konur. Bu arada organizatör belediyenin sağladığı yerde yatıp kalkmakta, Cafer Şafak’ın lokalinde kahvaltı ve öğle yemeğini yemekte. Akşamları ise mükellef bir sofra da ağırlanmaktadır. Bu durum günlerce böyle devam etmektedir.

 

(Yangından sonra Sütçüler,Fotoğraf Mustafa Doğankaya)

Bu arada halk ta heyecanlanmaktadır. Bu İskandinav ülkesi nerededir? Acaba hangi yabancı dili konuşmakta? Almanca mı, Fransızca mı yoksa Hollandaca mı? Kendi aralarında bir yol bulmaya çalışırlar. Bazıları çıkar der ki uluslar arası dil İngilizcedir. Buna göre hareket etmemi z gerekir der. Ve gün geçtikçe artık esnaf van dolar, tu dolar, tri dolar demeyi öğrenir. Bazen kendi aralarında bayanlar için misis erkekler için kullanılan hitap şekli olan mister kelimelerini kullanarak birbirlerini tiye alırlar.
Organizatör hedefine ulaşmak için yeni eksiklik daha belirler. Turistlerin rakı içmediklerini viski içtiklerini ve bu kadar viski Sütçülerde bulunabilir mi diye sorar. Sütçüler de değil Isparta da dahi bu kadar viskinin bulunamayacağı belirtilir. Organizatör ben size bu viskilerin temini konusunda yardımcı olayım der. Ankara da bu işleri yapan benim arkadaşlarım var. Oradan alıp gelelim. Turistler biran önce gelmek istiyorlar der. Cafer Şafak ‘a Ankara fikri cazip gelir. Arkadaşları ile bir Murat 124 arabaya binip Ankara ya giderler. Organizatör para hazır mı diye sorunca para yok derler. O zaman bu iş burada biter der organizatör. Oturup yeni bir durum değerlendirmesi yaparlar ve Ankara’daki hemşeri kahvesine giderler. Orada projeyi anlatırlar ve gerekli olan 15 bin tl yi hemşerilerden toplarlar ve organizatöre verirler. Kızılay da bir iş hanı önünde dururlar. Organizatör –Siz burada bekleyin. Şu 4. katta oturuyor. Hem kendisiyle tanışın hem de malımızı alıp gidelim. Der. Cafer Şafak ve arkadaşları bir veya iki saat kadar beklerler. Ne gelen var dır ne de giden. Arabadan inip iş hanını kontrol ederler. Sorup soruştururlar oralarda. Ne böyle bir iş yapan vardır o iş hanında, ne de böyle birisi. Hanın iki kapısın vardır. Bir kapıdan giren Mehmet Deren diğer kapıdan çıkıp gitmiştir. Dolandırıldıklarını anlarlar. Cebeci deki hemşeri kahvesine tekrar giderler. Başlarından geçeni anlatırlar. Kahvedeki hemşerilerimiz ceplerine biraz harçlık koyar ve Sütçüler’e gönderirler. Sütçüler’e gelir gelmez hemen ilk iş olarak savcılığa suç duyurusunda bulunurlar. Bu şahıs altı ay sonra başka bir iş üzereyken emniyet tarafından yakalanıp adliyeye teslim edilir

(Bu olay gerçektir ve ne yazık ki Sütçüler’imizde yaşanmıştır.Bu olayı kaleme alan MEHMET ALİ POYRAZ’a teşekkür ediyoruz.,Konuyu değerlendirirken o günün (Geri kalmışlık,ulaşım,ilçenin memurlar için sürgün yeri olarak görülmesi,ilçenin turizmle kalkınabileceği düşünceleri vb.)şartları mutlaka dikkate alınmalıdır.)

 

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI İLK KAFİLESİN, UĞURLUYOR

Isparta İl Müftülüğü internet sitesinden yapılan duyuruya göre Isparta’dan hacı kafilesi yarın uğurlanacak.
Yapılan duyuruda: ” Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonu ile hac farizasını yerine getirmek amacıyla İlimizden 02.08.2018 tarihinde, kutsal topraklara gidecek olan 1. hac kafilesi 02. Ağustos  Perşembe günü öğle namazına müteakip İlimiz Terminal Camiinden, Isparta Havaalanına uğurlanacaktır.” ifadelerine yer verildi.(www.haber32.com)

Havada Hareket Şehirde Bereket!

Karahelikopter ile ilgili görsel sonucu Havacılık Okul Komutanlığı, Isparta’ya taşınıyor. Bugün helikopter ve uçaklarla taşınma işlemi başlayacak.
Kara Havacılık Okul Komutanlığı’nın Ankara’dan Isparta’ya 45 helikopter ve uçak ile taşınması bugün sabah saatlerinden itibaren başlayacak.
Taşınma işlemleri dolayısıyla vatandaşlara havada yaşanacak hareketlilikten dolayı paniğe kapılmamaları uyarısı yapıldı.
Her saat başı 6 uçak ve helikopter Ankara’dan Isparta’ya gelecek.
Kara Havacılık Okulu Isparta açısından büyük önem taşıyor.(www.ajans32.com)

OLAY GERÇEKTİR,ELAZIĞ’DA GEÇER

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

17 saat