Olympos’un ateşi gibi ışığı da hiç sönmeyecek

 

Olympos un ateşi gibi ışığı da hiç sönmeyecek

AKDENİZ Elektrik Dağıtım A.Ş. (AEDAŞ), Olympos Antik Kenti’ne ev sahipliği yapan Kumluca’nın Yazır Mahallesi’nde kesintisiz enerji için 2.5 milyon TL’lik yatırım yapıyor.

Bu kapsamda bölgeye yeni dört trafo tesisi ve bir dağıtım merkezi kuran şirket, 250’den fazla ilave sokak aydınlatması tesis edecek. AEDAŞ, bu sayede sadece Türkiye değil, dünya tarihinde önemli yeri olan Olympos’un hiç sönmeyen ateşi gibi bölgeye kesintisiz ve güvenli enerji sağlamayı hedefliyor.

ŞEBEKENİN TAMAMI YOL KENARINA ALINIYOR

AEDAŞ’ın bölgeye yapacağı yatırımın içinde trafo ve aydınlatmaların yanı sıra, şebekenin tamamını yol kenarına almak da bulunuyor. Böylece yeni oluşan yaşam, tarım ve turizm alanlarına daha kaliteli ve güvenli enerji verilebilecek. Bu yatırımla birlikte bölgede bulunan eski elektrik dağıtım şebekelerinin tamamı, yerini modern, güvenli, kaliteli ve minimum kesintiyle hizmet eden bir şebekeye bırakacak.

DAHA GÜVENLİ ENERJİ

Söz konusu yatırımla ilgili bilgi veren AEDAŞ Genel Müdürü Bahadır Müdüroğlu, Antalya gibi tarih ve doğal güzellikleri ile dünyayı kendine hayran bırakan bir bölgede elektrik dağıtım hizmeti vermekten gurur duyduklarını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

“Kentimize daha iyi hizmet vermek ve yüksek müşteri memnuniyetine ulaşmak için yatırımlarımız sürüyor. Bu çerçevede bölgemiz için çok değerli olan Olympos Antik Kenti’nin de bulunduğu Yazır Mahallesi’ne özel bir yatırım programı hazırladık ve hızla uygulamaya başladık. Yazır Mahallesi, tarih ve kültür turizminin birleştiği, özel bir mahallemiz. Yapılan yenileme ve kapasite artış yatırımıyla elektrik dağıtım şebekesi yol kenarlarına alınarak daha güvenli ve arıza anında müdahalenin daha kolay olduğu bir şebekeye dönüşecek. Mahalle sakinlerimizin ihtiyaçlarıyla birlikte yazlık ve villa gibi yeni oluşan yaşam alanlarına da kaliteli ve güvenli enerji temin edilecek.”

(www.gunhaber.com)

 

 

Isparta’da 1. Domates ve Karanfil Festivali

37807784_1755181004529286_6792734552377786368_n

Isparta’nın sebze bahçesi olan Deregümü Köyünde festival heyecanı başladı. 4 Ağustos Cumartesi günü yapılacak olan 1. Deregümü Köyü Domates ve Karanfil Festivali programı netleşti. Köyde yapılan tarım faaliyetlerinin tanıtılması adına böyle bir festival üzenlediklerini belirten Köy Muhtarı Osman Katırcı, “Köyümüz kabına sığmayan bir köy haline geldi. Yaptığımız tarım faaliyetlerini ve ürettiğimiz ürünlerin kalitesini Isparta’ya hatta tüm Türkiye’ye tanıtmak için böyle bir festival düzenledik. Festivalimize tüm halkımızı davet ediyoruz” şeklinde açıklamada bulundu.

4 Ağustos tarihinde düzenlenecek olan festivalin köy halkı ve çevre köylerden olumlu tepkiler aldığını ve yapılmasının desteklendiğini belirten Deregümü Köyü Muhtarı Osman Katırcı, “Yıllardır seracılık faaliyetleri ile uğraşan bir köyüz fakat bu çalışmaların ve ürünlerin tanıtımı konusunda eksikliğimiz olduğunu gördük. Bu eksikliği gidermek ve ürünlerimizin tanıtımını yapmak için böyle bir organizasyon düzenledik” ifadelerini kullandı. 

“DOMATES VE KARANFİL ÜRETENLER YARIŞACAK”
Festival kapsamında ilk olarak gündüz çeşitli etkinliklerin yapılacağını belirten Osman Katırcı,
“Köyümüzde seracılık faaliyeti yapan halkımızı onure etmek adına bir yarışma düzenledik. Bu yarışma sabah festival açılışının hemen ardından gerçekleştirilecek. Yarışmaya köyümüzde domates ve karanfil üreten halkımız katılacak. Oluşturduğumuz jüri ile en iyi domates ve karanfil üreticilerini belirleyeceğiz. Yarışmada dereceye giren üreticilerimize de çeşitli ödüller takdim edeceğiz’ dedi.

Turizm profesyonelleri Isparta ve Burdur’u keşfetti

 

2584851

Burdur ve Isparta valilikleri öncülüğünde, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) tarafından Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) işbirliğinde yeni bir tanıtım ve bilgilendirme programı hazırlandı.

Program kapsamında İzmir’den gelen 11 seyahat acentası Burdur ve Isparta’nın turizm potansiyelini yakından gördü.

Bölgenin turizm potansiyelini tanıtmak, sürdürülebilir turizm için önerilerin alınması amacıyla gerçekleştirilen programa İzmir’deki TÜRSAB üyesi 11 acenta sahibi ve yetkililerinden oluşan turizm profesyonelleri katıldı ve 3 günde Sagalassos ve Kibyra antik kentleri, lavanta tarlaları bulunan Isparta’nın Kuyucak Köyü ile Burdur’un Akçaköy’ü, dünyanın en temiz ve derin göllerinden Salda ve Eğirdir ile Burdur İnsuyu Mağarası gibi önemli turizm değerlerini yerinde gördü.

Turizmciler, Burdur ile Isparta’nın turizm potansiyeline hayran kaldıklarını, iki ilin özellikle lavanta ve gül gibi turizm ürünlerini markalaştırmasının önemine işaret etti. Acenteler, Burdur ve Isparta valilikleri öncülüğünde Kalkınma Ajansı ile bölgedeki turizm paydaşları işbirliğinde yol haritasının belirlenip, eğitim ve altyapı eksiklerinin giderilmesi için de çalışmalar yapılması önerisinde de bulundu.

Yerel turizm sektörü temsilcileri ile tanışan TÜRSAB üyesi acenteler, Sagalassos ile Kiybra ile diğer antik kentleri, Salda ve Eğirdir gölleri, lavanta ve gül gibi Burdur ve Isparta’nın potansiyele hayran kaldıklarını ifade edip, vizyon, markalaşma, kaliteli ve fiyat istikrarı olan ürünler gibi yapılması gerekenler ve altyapı eksikleri konularında karşılıklı görüş alışverişinde bulundu.

Konuk heyet üyeleri, gördükleri ve Burdur ile Isparta’nın turizm potansiyeli karşısında etkilendiklerini, hayran kaldıklarını ve tur programları hazırlayacaklarını belirtti.(www.isteisparta.com)

Editörün Notu;Turizm acenta temsilcililerinin gezdikleri yerlerde ne yazık ki yok …

Lavanta Fidanının Üretim Üssü Eğirdir

Son yıllarda lavanta üretimiyle adından söz ettirmeye başlayan Isparta’da lavanta fidanları Eğirdir Fidanlığında üretiliyor.
Türkiye’nin en fazla gül yetiştiren ili olan Isparta, son yıllarda lavanta üretimiyle de adından söz ettirmeye başladı. Itri bitkilerin yetiştirilmesi noktasında uygun ekolojik şartlara sahip olan bölgede yaygın olarak yetiştirilmeye başlanan lavanta, gül vadisi olan kentte giderek yaygınlaşıyor. Isparta Orman Bölge Müdürlüğünden verilen bilgiye göre; Eğirdir Orman Fidanlık Müdürlüğünde 2014 yılında 20 bin, 2015 yılında 30 bin, 2016 yılında 50 bin, 2017 yılında 70 ve 2018 yılında alım garantili olanlarla birlikte 560 bin adet olmak üzere şu ana kadar 730 bin adet lavanta fidanı üretildi. Bu kapsamda Eğirdir fidanlığının Türkiye’de en fazla lavanta fidanı üreten birim olduğu açıklandı.

Türkiye’de ilk defa ekolojik turizmin geliştirilmesi, kıraç ve boş arazilerin değerlendirilmesi maksadıyla Isparta Orman Bölge Müdürlüğü ORKÖY Şube Müdürlüğünce 2015 yılında tip proje ile Keçiborlu Çukurören köyünde 3 aileye 10 bin 500 TL, Keçiborlu Kuyucak köyünde 4 aileye 14 bin TL olmak üzere 7 aileye 24 bin 500 TL lavanta desteklemesi ile vatandaşlara alternatif geçim kaynağı yollarının sağlanmasından sonra çalışmalar neticesini vermeye başladı. Isparta’nın Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak ve Çukurören köylerinde üretilen lavanta ile Türkiye üretiminin yüzde 93’ü karşılanıyor.
Hoş kokusuyla her zaman süs bitkisi olarak değerlendirilen ve saç dökülmesinden uykusuzluğa kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiği bilinen lavantaya ilgi ve destekler artarak devam ediyor.
Orman Bölge Müdürlüğünce 2017 yılında Keçiborlu ilçesine bağlı Senir ve Güneykent beldelerinde iki ayrı bal ormanı ve 2018 yılında gelir getirici tür kapsamında 10.0 hektarlık lavanta sahası tesis edildi.
Orman Bölge Müdürlüğünce 2018 yılında tesisi yapılan erozyon kontrolü sahalarına lavanta dikimi yapılarak erozyonla mücadele çalışmalarına katkı sağlanacağı bildirildi. (www.ajans32.com)

(Yukarıdaki resim Sütçüler’imizde bulunan bir lavanta bahçesindendir.)

 

NE MERKEZDEKİ OKULLAR NE KOLEJLER! TEOG BİRİNCİSİ SÜTÇÜLER

Bakanlığımız resmi sonuçlarına göre Sütçüler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz Temel Eğitimden Orta Öğretime Geçiş (TEOG) Sınav Sonuçları

09-06-2017

Sonuçlarına göre Isparta İl Birincisi olmuştur.

09-06-2017

Türkçe, Matematik, Fen ve Teknoloji, İngilizce, T.C. İnkılap Tarihi ve Din Kültürü Derslerinin tamamında Türkiye ve Isparta ortalamalarının üzerinde bir sonuç elde etmiştir.

Ayrıca İmam Hatip Ortaokulu´ndan Hatice Kübra YALÇIN ve Seçil ALTUNDAŞ ile Merkez Ortaokulu´ndan Samet BAŞKALE 120 sorunun tamamını doğru cevaplayarak Türkiye Birincisi olmuşlardır.(Kaynak;www.meb.gov.tr)

www.sutculerimiz.com  yazı ailesi olarak tüm öğrencilerimizi, öğretmen ve yöneticilerimizi kutlar başarılarının devamını dileriz.

Demek ki bazılarınca “mahrumiyet bölgesi, çıkmaz sokak ” olarak adlandırılan Sütçüler’imizden de başarılı öğrenciler çıkabiliyor.

TEOG sınavında Türkiye Birincisi Ispartalı Bir Öğrencinin Oldu

IsparTEOG sınavında Türkiye Birincisi Ispartalı Bir Öğrencinin Olduta Belediyesi’nin desteklediği Oğuzata Eğitim Kurslarına katılan Yusuf Oğuzkağan Kılıç, liseye geçiş sınavı olan TEOG’un ilk sınavında Türkiye 1.si olarak büyük bir başarıya imza attı. Yine kursiyerlerden Ramazan Saim Kaşin, Edanur Akkoş ve Sema Çetintürk de sınavda önemli derece elde ettiler. Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın da bubaşarılı öğrencileri unutmayarak onları ödüllendirdi. Başkan Günaydın, dün düzenlediği basın toplantısıyla hem bu öğrencilerin başarılarını kamuoyuna anlattı hem de onlara daha başarılı çalışmalara imza atmalar için birer bilgisayar hediye etti.

TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLDU

TEOG’da Isparta’nın büyük başarıla elde ettiğini dile getiren Belediye Başkanı Günaydın, “Nazmi Toker Ortaokulu’nda okuyan ve Oğuzata Eğitim Kurslarından kurs alan Yusuf Oğuz Kağan Türkiye birincisi oldu. Bu hem Isparta’mız hem ülkemiz hem de öğretmenlerimiz ile Nazmi Toker Ortaokulu, Oğuzata Derneğimiz için önemli bir başarı. Ayrıca Ramazan Saim Kaşin de Türkiye’de derecesi yaptı. Sınavda sadece 2 yanlışı var. Üç Kardeşler Ortaokulu’nda okuyor ve Oğuzata’da eğitim kurslarına katılıyor. Kendisini tebrik ediyorum. İnşallah daha büyük başarılar elde eder. Edanur Akkoç da Iyaş Selçuklu Ortaokulu’nda okuyor. TEOG’da üçüncüsü oldu. Sema Çetintürk de Mavikent Ortaokulu’nda okuyor.

TEOG’da dördüncü oldu. Başarılı öğrencilerimize bilgisayar hediye ediyoruz. Bu arkadaşların hepsi Oğuzata’dan eğitim alıyorlar. Hocalarımızı da tebrik ediyorum.” şeklinde konuştu.(www.iıspartahaber.com.tr)

 

ISPARTA’nın Yalvaç ilçesinde, iplik ve halı fabrikasındaki buhar kazanının patlaması sonucu işçi Halil Akpınar (25) yaşamını yitirdi

Yalvaç’ta 2 yıldır faaliyet gösteren iplik ve halı fabrikasında, saat 19.30 sıralarında boya bölümündeki buhar kazanı henüz bilinmeyen nedenle patladı. Patlama sırasında 1 çocuk babası Halil Akpınar olay yerinde yaşamını yitirdi. Fabrika sahibi Mehmet Üçkardeş (47) ile işçi Yakup Kalkan (23) ise yaralandı. Yaralılar, ihbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı ilk müdahalenin ardından Isparta Şehir Hastanesi ve Yalvaç Devlet Hastanesi’ne götürülerek tedaviye alındı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.aşamını yitirirken, fabrika sahibi ile bir işçi de yaralandı.

Halil Akpınar olay yerinde öldü

Fabrika, kapatılan Sümer Halı Fabrikası’nın makinelerinin Yalvaç Belediyesi’ne hibe edilmesi sonucu 2013 yılında inşa edilmiş, 2016 yılında da Mehmet Üçkardeş tarafından işletmeye açılmıştı. Fabrikada, Beştepe’de bulunan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi için halılar da dokunmuştu.(www.gunhaber.com)

 

DOMUZ SÜRÜSÜNE DALDI

Domuz sürüsüne dalan sürücü yaralandı, 13 domuz telef oldu

ANTALYA’nın Elmalı ilçesinde otomobilin çarptığı 13 domuz telef oldu. Yoldan çıkan otomobilin sürücüsü yaralandı

Kaza, dün akşam Elmalı- Finike karayolu Düdenköy kavşağında meydana geldi.  Azmi Şen yönetimindeki 07 VGV 97 plakalı otomobil, aniden yola çıkan domuz sürüsüne çarptı. Yoldan çıkan otomobilin sürücüsü Azmi Şen yaralandı. Azmi Şen, ihbar üzerine olay yerine sevk edilen ambulansla Elmalı Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedaviye alındı. Kazada, 13 domuz ise telef oldu. Domuzlar ekiplerin çalışması sonucu yoldan kaldırıldı.

(www.gunhaber.com Mehmet AKIN/ELMALI (Antalya), (DHA)- 

Konyaaltı Sahili’ne akın

Konyaaltı Sahili ne akın

ANTALYA’da sıcak havadan bunalan ve hafta sonunu fırsat bilen yerli ve yabancı tatilciler, Konyaaltı Sahili’ne akın etti.

Meteoroloji 4’üncü Bölge Müdürlüğü verilerine göre kent merkezinde hava sıcaklığı 30 derece, nem oranı yüzde 66, deniz suyu sıcaklığı ise 29 derece ölçüldü. Sıcak havayı fırsat bilen yerli ve yabancı tatilciler, dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’ne akın etti. Bazı tatilciler sahilde güneşlenmeyi tercih ederken bazıları ise denize girerek serinledi.

Sıcak hava ve denizin keyfini en çok çocuklar sürdü. Denizde deve güreşi yapan çocuklara, aile büyükleri de eşlik etti. Sıcaktan bunalan köpeğiyle denize giren bir kişi ise sahildekilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı.

Serinlemenin alternatif yollarını arayanların adresi ise fıskiyeler oldu. Aileler, Konyaaltı Sahili’nde paralel parktaki fıskiyelerde su oyunlarıyla hem serinledi hem de çocuklarıyla eğlenerek vakit geçirdi.(www.gunhaber.com)

GELENDOST’TA YÖRÜK KÜLTÜR ŞÖLENİ

Isparta’nın Gelendost ilçesinde düzenlenen 1

Kemer Yörük Türkmen Kültür Şöleni renkli görüntülere sahne oldu.Gelendost Yörük Türkmen Derneğinin ev sahipliğinde Yenice köyü Kemer Mahallesi’nde gerçekleştirilen şölene, Gelendost Kaymakam Vekili Fatih Çevik, Gelendost Belediye Başkanı Mehmet Sezgin, Türk Dünyası Yörük-Türkmen Birliği Genel Başkanı İrfan Tatlıoğlu, Toroslar Yörük-Türkmen Federasyonu Başkanı Mustafa Küçükyaman, Isparta Yörük-Türkmen Derneği, Akşehir Yörük-Türkmen Derneği, Aksu Sofular Yörük-Türkmen Derneği gibi birçok farklı il ve ilçedeki dernek üyeleri katıldı. Şenlikte Isparta Belediyesi Mehteran Takımı tarafından gösteriler sunulurken, kıl çadırların kurulduğu şenlik alanında ayrıca halk oyunları gösterileri, Yörük göçü ve gelin alma ile sanatçıların yer aldığı konserler düzenlendi. Şölende Yörük Türkmen kültürünü yansıtan ikramlarda da bulunuldu.”Bu yıl ilki düzenlenen şölen, gelecek yıl daha iyi olacak”Isparta Belediyesi sponsorluğunda bu yıl ilk kez düzenlenen şölene katılımın yoğun olduğunu ifade eden Gelendost Yörük-Türkmen Derneği Başkanı Emrah Akbaş, “Katılım gösteren herkese çok teşekkür ediyorum. Bu yıl ilkini düzenlediğimiz şölenin gelecek yıl daha iyi geçeceğine inanıyorum. İnşallah seneye daha güzel bir organizasyonda buluşmak dileğiyle diyorum” dedi.

((aLINTIDIR.ISPARTA/İHA)

ANTALYA’DA İMAMLARA ÖNEMLİ GÖREV

Antalya da imamlara önemli görev

Kumluca Orman İşletme Müdürlüğü tarafından düzenlenen bilgilendirme toplantısı müdürlük binasında gerçekleştirildi. Orman İşletme Müdürü Faik Yılmaz, toplantıya katılan 30 imama bilgiler verdi.

Faik Yılmaz, “Sizler eğitimini aldığınız için daha iyi biliyorsunuz ki ormanların korunması, yani alanların yeşillendirilmesi konusunda dinimiz bizlere tavsiyelerde bulunuyor. Buna bağlı olarak sizler ilçemizin orman yangınlarına hassas bölgelerinde görev yapıyorsunuz. Sizlerden hassas bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızı uyarmanızı ve ormanlarımızın hayatımızdaki ve ülke ekonomimizdeki yerini anlatmanızı ve halkımızı orman yangınlarına karşı duyarlı olmalarını sağlamanızı istiyoruz” dedi. (www.gunhaber.com)

GİRESUN’DA

Giresun Ayakta! Polisin Ters Kelepçe Takıp Biber Gazı Sıktığı 82 Yaşındaki Yaşlı Adam Öldü

GİRESUN’da, yürüme güçlüğü çeken eşi Fatma Topal’ın (82) sağlık kurulu raporlu ilaçlarını reçeteye yazdırmak ve evde bakım hizmeti kararının uygulanmasını sağlamak amacıyla aile sağlığı merkezine başvuran Yusuf Topal (82), iddiaya göre, hastayı görmeden ilaçları yazmayacağını belirten Ö.Y. adlı kadın doktorla ile tartıştı. Doktorun ‘beyaz kod’ vermesi üzerine gelen polisler, gözaltına almak istedikleri Yusuf Topal’a ters kelepçe takıp, biber gazı sıktı. Fenalaşarak yere yığılan ve sürüklenerek bindirildiği polis aracı ile hastaneye götürülen Topal, kalp krizinden öldü. Ailenin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı, olaydan sorumlu tutulan 2 polis memuru açığa alındı.(www.gunhaber.com Fotoğraf alıntıdır)

ANKARA CUMHURİYET BAŞ SAVCILIĞI

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Anıtkabir’de çektiği provokasyon içerikli görüntüyü sosyal medyada paylaşmasının ardından başlatılan soruşturma kapsamında Safiye İ. hakkında “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” suçundan 4 yıl 6 aya kadar hapis istemiyle dava açtı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu’nda görevli Cumhuriyet Savcısı Ahmet Dalgalı’nın hazırladığı iddianamede, Safiye İ’nin Instagram hesabından paylaştığı görüntüdeki sözleri aktarıldı ve bu sözlerin, “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret niteliğinde olduğu” ifade edildi.
Safiye İ’nin, soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, “bir anlık düşüncesizliği nedeniyle böyle bir şey olduğunu” söylediği ve pişmanlığını dile getirdiği bildirilen iddianamede, sanığın “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun” uyarınca “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” suçundan 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapsi talep edildi.

İddianameyi kabul eden Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi, Safiye İ’nin tutukluluğunun devamına karar verdi.(alıntıdır)

Erdoğan “Millet Bahçesi” diyor ama şu Milli Park’ın haline bakın

Bir zamanlar içilebilir kalitede sularıyla cennetten bir köşe olan Kovada Gölü, sanayi ve tarımsal kirlilik ile ihmal yüzünden ölüm saçan bir bataklığa döndü…

Bir zamanlar Türkiye’nin en güzel doğal göllerinden biri olan Milli Park statüsündeki Kovada Gölünde bir türlü önüne geçilemeyen sanayi ve tarımsal kirlilik ölümcül seviyeye ulaştı. Isparta’nın Eğirdir ilçesinde bulunan Kovada Gölü ve göle su taşıyan kanalda ciddi bir iyileştirme çalışması yapılması gerektiğini dile getiren Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, “Göldeki su seviyesinin giderek azalması sanayiden kaynaklanan ağır metal ve tarımdan kaynaklanan azot, fosfat kirliliği sonucunda önce yüksek su bitkilerinin yoğunluğu artmış, daha sonrası ise bataklık alana dönüşümün göstergesi olan mavi-yeşil alana dönüşüm ve sığlaşma gölün sonunu hazırlamıştır. Bu gün Kovada Gölü’nde bırakın yüzmeyi; göle parmağınızı bile sokmanız hiç ama hiç sağlıklı bir davranış olmayacaktır. Bunun yanı sıra gölden balık yakalayıp yemek son derece tehlikelidir. Gölün balıkları insanları adeta zehirlemektedir” dedi.

EN GÜZEL GÖLLERİMMİZDEN BİRİYDİ, 1970’TE MİLLİ PARK OLDU

Göller Bölgesinin en güzel göllerinden biri olan Isparta’daki Kovada Gölü yıllardır çözülemeyen kirlilik sorunu yüzünden bataklığa dönüşmek üzere. Geçmişte Eğirdir Gölü’nün uzantısı olan Kovada Gölü, bugün Boğazova olarak anılan bölgenin alüvyonlarla dolmasıyla ayrı bir göle dönüştü. Çevresindeki zengin biyolojik çeşitlilik ve orman dokusuyla birlikte 1970 yılında Milli Park ilan edilerek koruma altına alınan Kovada Gölü, son yıllarda ise insan kaynaklı kirlilik yüzünden can çekişiyor.

SOĞUK HAVA TESİSLERİ VE FABRİKALARIN ATIKLARI GÖLE BOŞALIYOR

Çeşitli amaçlarla insanların ‘korumadan kullanma’ müdahalelerine kadar göl doğal dengedeydi. Eğirdir Gölü ile bağlantısı adeta ‘anne ile cenin’ bağlantısı gibi güvenli ve sağlıklıydı. Kovada Gölü’nü besleyen en hayati kaynak Kovada Kanalı ile Eğirdir Gölünden alınan suydu. Bu bağlantıyla adeta milli park olan gölün yaşamı ve geleceği belirleniyordu. Ancak bölgede açılmasına izin verilen çık sayıda soğuk hava deposu tesisi, meyve suyu fabrikaları, su ürünleri işleme üniteleri ve çeşitli sanayi işletmeleri atıklarını kanala boşaltıyor. Ayrıca arıtma tesisi ve on binlerce dekarlık tarım alanının atıkları da kanala ulaşıyor ve bu sular Kovada Gölü’nde depolanıyor. Sanayi tesisleri ve özellikle soğuk hava depolarının bakım ve onarım dönemlerinde kanalda defalarca su canlılarının ölümü yaşandı.”

(Kısaltılarak alınmıştır.Yusuf Yavuz www.odatv.com)

 

İŞÇİ BULAMIYORUZ.

70 fabrikanın faaliyet gösterdiği Süleyman Demirel Organize Sanayi Bölgesi’nde en önemli sorun kalifiyeli-kalifiyesiz işçi bulunamaması. Sanayiciler, iş arayanların üretime meyilli olmamasından yakındı.

Isparta Süleyman Demirel Organize Sanayi Bölgesi’nin ilimiz işgücüne katkısı oldukça büyük. Şu anda 70 fabrikanın faaliyette olduğu OSB’de sağlanan istihdam 2780. Bu sayı daha fazla olabilir ancak çalışacak işçi bulunamıyor. OSB’deki sanayicilerin en önemli sorunları arasında çalıştıracak işçi bulunamaması yer alıyor. OSB Müdürlüğü, bu sorunun çözümüne yönelik çalışmalar yapıyor. OSB Müdürlüğü bünyesinde İnsan Kaynakları Birimi oluşturuldu. Fabrikalardaki açık işler ile iş arayanlar buluşturuluyor.

 Yüceer Kereste Sahibi Mehmet Yüceer, işçi bulamadığı için kapasite artıramadığını söyledi. Yüzde 100 kapasite artırabileceğini ama işçi bulamadığını belirten Yüceer, “İmalatla ilgili işçi bulamıyoruz. Şu anda kendi işimle ilgili yüzde 100 kapasite artırabilirim, pazar var. Bu tüm Isparta’nın tüm Türkiye’nin sorunu. Üretime kimse meyilli değil. Masa başı iş arıyor herkes. Sanayinin sorunu işçi. Asgari ücretten fazla vermemize rağmen, çalışmıyorlar. İş beğenmiyorlar. 2000 TL civarında maaş veriyoruz,  tüm sosyal imkanlardan faydalanıyor, mesai ücreti veriyoruz ama işçi bulamıyoruz. Şu an 85 kişiyiz, 200 kişilik iş var. İş-Kur’dan talep edeceğiz. 20 tane işçi verse, hemen çalıştıracağız” dedi.

Beşler Kuruyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Korkmaz da işçi bulamamasından yakındı. Üretimi artırmak için 3 vardiya, tam kapasite çalıştıklarını belirten Korkmaz, çalışacak işçi bulunamamasının kendilerini mağdur ettiğini söyledi. (www.isteisparta.com)

 

 

GÜL VE LAVANTA

 

aw453992_05.jpg

Gül ve Lavanta

14 Ülkeden gelen öğrenciye tanıtıldı Yunus Emre Enstitüsü (YEE) tarafından düzenlenen Türkçe Yaz Okulu programı kapsamında Isparta SDÜ ev sahipliğinde Türkçe eğitimi alan 14 ülkeden gelen 24 öğrenci, Keçiborlu Kuyucak’taki lavanta bahçeleri ile gülyağı ve lavanta üretim tesislerini gezdi.Gezi sayesinde Isparta’nın gül ve lavantası, aynı anda 14 ülkeye tanıtılmış oldu.

YEE tarafından düzenlenen Türkçe Yaz Okulu programı kapsamında 118 ülkeden bin öğrenci Türkiye’ye geldi. YEE’nin Türkçe öğrenimi ve Türk kültürünü dünyaya tanıtmak amacıyla her yıl düzenlediği Türkçe Yaz Okulu (TYO) kapsamında gelen 14 ülke vatandaşı 24 öğrenci, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Türkçe ve Yabancı Dil Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÖMER) ev sahipliğinde yapılan gezide gül ve lavantayı yerinde tanıdı. Dünya gül yağı ihtiyacının yüzde 65’lik kısmı ile Türkiye’deki lavanta ihtiyacının yüzde 80’ini tek başına karşılayan Isparta’da misafir olan 24 öğrenci, ‘Lavanta Kokulu Köy’ olarak anılan Keçiborlu Kuyucak köyü ile Keçiborlu’daki gül yağı üretim fabrikasını gezdi.

SDÜ TÖMER Müdür Yardımcısı Kahraman Kılavuz ve YEE Türkçe Okutmanı Kadriye Hoşgör koordinesinde gerçekleştirilen geziler kapsamında, Isparta gülü ve lavantası dünyanın 14 farklı ülkesinden gelen öğrencilere tanıtılmış oldu. Gezi kapsamında ilk olarak lavanta bahçelerini gezen 24 misafir öğrenci, açık fotoğraf stüdyosu konumundaki alanlarda doyasıya fotoğraf çektirdi. Bahçelerde, gezi rehberleri ve koordinatörlerden lavanta ile Isparta’daki hasat hakkında da bilgi alan öğrenciler, daha sonra Keçiborlu’daki gülyağı ve lavanta ürünleri üretim tesislerini gezdi. Burada özel bir tesisteki gül ve lavanta üretim alanlarını inceleyen öğrencilere, Genel Müdür Özgür Özer tarafından yerinde anlatım yapıldı. Kuyucak köyü ve fabrika satış mağazalarında üretimleri öğrenen öğrenciler ayrıca, kendi ülkelerine götürmek üzere alışveriş yapma fırsatı da buldu. “BULUNDUKLARI İLLERİN, YÖRELERİN DOĞAL GÜZELLİKLERİNİ TANIMA FIRSATI YAKALIYORLAR” (www.haber32.com)

 

” KABAK KEMANE “

kabak kemane ile ilgili görsel sonucuKökeni binlerce yıl öncesine dayanan; Teke Yöresi’nin özgün bir enstrümanı olan ‘Kabak Kemane’

SDÜ Müzik Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Çalgı Yapım ve Geliştirme Birimi tarafından

geliştirilen TÜBİTAK projesi ile seramikten yapılmaya başlandı.

3 ve 4 telli Kemane SDÜ’de hayat bulmaya devam ediyor

Tarihi bağları Orta Asya’da hüküm süren Türk Devletleri’ne kadar uzanan ve oradan Anadolu’ya

getirilen özgün enstrüman Kabak Kemane, SDÜ’de hayat bulmaya devam ediyor. SDÜ Müzik Kültürü

Araştırma ve Uygulama Merkezi Çalgı Yapım ve Geliştirme Birimi, bitki olan kabaktan 3 ve 4 telli

kemane üretmenin yanı sıra, yeni bir yönteme imza attı. ‘Teke Yöresi Toprağından Kabak Kemane…’

SDÜ, seramikten 3 ve 4 telli kemane yaptı

SDÜ Müzik Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Çalgı Yapım ve Geliştirme Birimi, Türkiye Bilimsel

ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) projesi ile kabak kemaneyi Teke Yöresi toprağından

pişirilen seramik ile de yapmaya başladı. Birim, “Teke Yöresi Çalgılarından Kabak Kemane’nin Teke

Yöresi Toprağı ile Seramikten Üretilmesi” projesini tamamladı. SDÜ Seramik Araştırma ve Uygulama

Merkezi’nin de desteğiyle Kabak Kemane ile aynı forma sahip Seramik Kemane üretildi.

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Müzik Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi Çalgı Yapım ve

Geliştirme Birimi Yürütücüsü Enstrüman Bilimcisi ve Öğretim Görevlisi Uğur Özek, Teke Yöresi

enstrümanlarının çeşitliliği ve zenginliği üzerine bilimsel çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Bu çalgıların

arasında karşılarına çıkanın Kabak Kemane olduğunu belirten Özek, bu enstrümanın Türkiye’ye ‘Teke

Yöresi’nden yayıldığını söyledi. Özek, Türkiye'nin Kabak Kemane’yi 1968- 1970 yıllarında Emin

Aldemir sayesinde tanıdığını, Salih Urgan ve Isparta’nın önemli bir değeri olan Yalçın Özsoy ile Arif Sağ

tarafından TRT'de çalındığını kaydetti.

Türkiye’nin İlk Çalgı Belgeliği’ni kuran SDÜ’de sergileniyor. (www.mathaber.com)

TAHMİNEN BİN YAŞINDA

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,“Ulu Ardıç Tabiat Anıt Ağacı” görenleri hayrete düşürüyor

27 metre boyunda, 2.50 metre çapında, 7.85 metre çevre uzunluğu ve 2.500 m2 gölgeleme alanına sahip tahminen bin yaşında…

Isparta Orman Bölge Müdürü Kenan Akduman Sütçüler İşletme Müdürlüğü Söğüt yaylasında bulunan “Ulu Ardıç Tabiat Anıt Ağacında” incelemelerde bulundu.
Bölge Müdürü Kenan Akduman’la birlikte ziyarete, Plan ve Proje Şube Müdürü İsmail Hacıoğlu, İşletme ve Pazarlama Şube Müdürü Necip Büyükyıldırım, 11. Orman Amenajman Baş Mühendisi Salih Yılmaz, Sütçüler İşletme Müdürü Fahri Kaya, Plan ve Proje Şube Mühendisi Oktay Demir ve İşletme Şefleri iştirak etti.
Isparta Orman Bölge Müdürlüğü Sütçüler İşletme Müdürlüğü, Söğütdağı Şefliği, Söğüt yaylasında bulunan 27 metre boyunda, 2.50 metre çapında, 7.85 metre çevre uzunluğu ve 2.500 m2 gölgeleme alanına sahip, bin yaşında olduğu tahmin edilen, 1994 yılında tescil edilen söğüt yaylası “Ulu Ardıç Tabiat Anıt Ağacı” görenleri hayrete düşürdü.(www.egirdirhaber.com)

.Sütçüler Söğüt Yaylası: Yazılı Kanyon’a, Karacaören Barajı’na ve Antalya’ya yakın ve bol suyunun olması, yakınında çim kayağına uygun alanların olması, orman gözetleme kulesinden Antalya’yı gözetleme imkânına sahip olması nedeniyle önemlidir. )

 

GÜMÜŞGÜN ESKİ ADINA KAVUŞTU

Güneykent Bel37852123_1974559739256108_5315343124850016256_nediye Fahretin Gözgün’ün yaptığı açıklamaya göre,alınan meclis kararı ve tüm resmi işlemler sonrası (Gümüşgün Köyü’ ) eski adı olan BALADIZ oldu.

KARAYOLLARINA TEŞEKKÜR

Başkan Gözgün ”Karayolları Bölge Müdürlüğümüzün konunun hassasiyetini göz önüne alarak Ispartamızın en önemli kavşak noktası olan mahallemiz için yönlendirme tabelaları takmasından dolayı kalbi teşekkürlerimi sunuyorum.”Dedi.

BALADIZ NE ANLAMA GELİYOR?

BALADIZ: Taze ve olgun incir anlamını taşıyor.

BALADIZ AĞIDI VE HİKAYESİ

 

Gönen ilçesi Güneykent Belediye Meclisi kararı ile tüm resmi işlemler sonrası Gümüşgün Mahallesi (Gümüşgün Köyü) eski adı olan Baladız Mahallesi oldu.

Peki, Türkülere konu olan o Baladız Destanını bileniniz var mı? İşte Ruhi Su’nun kaleme aldığı Baladız Ağıdı’nın hikayesi…

***

Yıl 1946… Yer Isparta’nın Baladız Köyü…

1900’lerin başında zamanın köy ağası Abdullah Demiralay… Isparta’nın en zengin ismi… Baladız halkı sevmez Abdullah beyi, Köylüleri kandırdığı, bir avuç toprağı çok gördüğü söylenir.

Köylüyü canından bezdiren senetler Abdullah ağanın elindedir. Köylü 1946 yazında artık hakkını aramaya karar verir…

Mahkemelerde de işi görülmeyen köylü, Abdullah ağaya tekrar ricada bulunur. “Senetleri yırt” der.

Ağa, silahını çeker… ateş almaz… Sonra lagatını çeker… o ateş alır… Ağanın etrafını saran köylü ağanın namlusuna karşı taşlarla cevap verir.

Abdullah ağa yaralı… köylü ise zaten gönülden yaralıdır…

Isparta’dan gelen kolluk kuvvetleri olayın ardından 43 kişiyi tutuklayarak cezaevine koyar…

Ruhi Su bu olaydan etkilenir ve Baladız Ağıdını kaleme alır. Ruhi Su’dan, Edip Akbayram’dan, Grup Yorum’dan o ağıdı tüm Türkiye duyar…

İŞTE O AĞIDIN SÖZLERİ
bin dokuz yüz kırk altının yazında
baladız’ın harmanları savrulur
demir arif toprağında tozunda
ecel gelmiş kuşlar gibi çevrilir
çevrilir ağam

haciz geldi ocakları bozuyor
kimi vergi kimi sorgu yazıyor
can dayanmaz kul canından beziyor
böyle olursa demir kalmaz sivrilir
sivrilir ağam

akıl ermez şu feleğin işine
ağa olmak, paşa olmak boşuna
bir taş değer gelir bir gün başına
insan oğlu baki değil devrilir
devrilir ağam

 

Kasnak Meşesi Ormanı Koruma Sahası

Kasnak Meşesi Ormanı : Eğirdir’den Antalya yönüne doğru giderken yaklaşık 20 km sonra, Kovada gölü milli parkına gelmeden Yukarı Gökdere köyü tabelasını göreceksiniz. Maceracı ruhunuzu dinleyip sağa Yukarı Gökdere köyüne doğru direksiyonu kırdığınızda elma bahçeleri arasından geçerek köye ulaşırsınız. Köyün içinden geçip dağlara doğru yola devam ettiğinizde, yolun sonunda zirvede özel koruma altında olan Kasnak Meşesi (Quercus Vulcanica) Ormanı Koruma Alanına ulaşacaksınız. Yemyeşil doğa içerisinde, dağların zirvelerinde bulutlar içerisindeki bu yemyeşil ve de hele yağmur sonrası toprak kokusuyla burası adeta bir doğa cenneti.

Doğa yürüyüşü için burası harikulade bir seçenek sunuyor. Araçla gelinebilen son noktaya geldiğinizde bazı bölgelere ağaçtan küçük tabelalar çakılmış olduğunu göreceksiniz; “12 kardeşler”, “Efelerin Yurdu” vs. gibi isimler taşıyan bu tabelalardan anlıyoruz ki buraları eskiden sığınma mekanlarıymış. Eskilerin bu cennet bölgeyi çok önceden beri bildiklerini ve keşfettiklerini anlıyoruz.

Kasnak meşesi tümüyle Türkiye’ye özgü endemik bir meşe türü. Sadece bu bölgede saf ormanlık alan oluşturuyor ve bu nedenle de koruma alanı ilan edilerek tahrip edilmesinin önüne geçilmiş. Yüksek dağlık alanlarda yetişir. Kısaca bu ormana kasnak ormanı da deniyor.

Eğirdir’de konaklıyorsanız veya bu bölgeyi geziyorsanız, Kasnak meşesi ormanı koruma alanına gitmenizi öneriyoruz. İster ilkbahar ister sonbahar olsun aracınızla orman yolundan kolaylıkla bu alana ulaşabilirsiniz. İlla arazi aracınız olmasına gerek yok, bahane aramayın! Tabii tırmanırken ve inişte he zamanki gibi dikkatli olmayı da ihmal etmeyin, ne de olsa hem çıkışta hem de inişte eşsiz manzara aklınızı başınızdan alacaktır! (www.tatil gezisi.com/Fotoğraf alıntıdır)

 

BİR ZAAMANLAR YAPI KREDİ

BİR ZAMANLAR YAPI KREDİ’NİN MİNİ TİYATROSU

Vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyoruz

1973 YILININ BİZLER DERGİSİ  VE MERHUM ARKADAŞIMIZ ALAADDİN GÜLER’İN GÜZEL BİR ŞİİRİ

Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz.

HAYRİ DEV ÜÇ TELLİ SINIFI

Müzikhayri dev ile ilgili görsel sonucu eğitimi alma imkanı olmayan köy çocuklarına müzik eğitimi vermek amacıyla yürütülen Müzik Köyü projesi, 27-31 Temmuz tarihleri arasında Keçiborlu’nun İncesu Köyü’nde gerçekleştirilecek.

Müzik Öğretmeni Emre Dayıoğlu, projeye dair şu bilgileri verdi; “Müzik eğitimi alma imkanı olmayan köy çocuklarına müzik eğitimi vermek, unutulmaya yüz tutmuş halk çalgılarımızı tanıtmak ve çalgılarımızın usta-çırak eğitimi kapsamında öğretimini sağlamak, konser ve dinletilerini sunmak, derleme gezileri yapmak amaçlarımızla, Köy hayatına ve müziğe ilgisi olan, Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinden dışarıdan katılımcı olarak başvurabildiği, Çalgı çalmanın zorunlu olmadığı ve daha nice düşüncelerimiz ve planlarımız doğrultusunda, Isparta’nın İncesu köyünde gerçekleştireceğimiz projemizin son hazırlıkları büyük bir heyecanla tamamlanmak üzere Öte yandan 27-31 Temmuz 2018 tarihleri arasında Isparta Keçiborlu İncesu köyünde gerçekleştireceğimiz Müzik Köyü projemizde, Üçtelli’nin efsane isimlerinden Hayri Dev ustamızın aziz anısına, köy okulumuzdaki Üçtelli sınıfının adını ”Hayri Dev Üçtelli Sınıfı” koymayı kararlaştırdık. Özellikle köy çocukları ve gençlerin ustamızın izinden gidebilmesi için bu sınıfta çok anlamlı Üçtelli dersleri yapılacağına yürekten inanıyorum.” (www.ajans32.com)

 

 

SON DAKİKA…

Görüntünün olası içeriği: ateş, ağaç, açık hava ve doğa


Çandırda yıldırımdan çikan yangın Sütçüler Orman İşletme Müdürlüğümüzün erken müdahalesi sonucu kontrol altına alındı. 4 arazöz ile yapılan müdahale sonucu 2 dönümde yangın kontrol altına alındı.

VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

Sütçüler’imiz Yeşildere Mahallesi’nden Hakkı Ünlütaş oğlu EYÜP ÜNLÜTAŞ’ın vefat ettiği öğrenilmiştir.

Cenazesi 26 Temmuz 2018 Perşembe günü Sütçüler’imiz Seferağa Camiinde kılınacak öğle namazını müteakip defnedilecektir.

Mehuma Allah’tan rahmet ailesine ve yakınlarına baş sağlığı dileriz.

(Mehmet Selim Müftüler)

 

İLÇELER GÜZEL *

Kızıl dağ ormanı oksijen saçar,

Eğirdir plajı sahili açar,

Sütçüler,Yalvaçtan bir tarih geçer,

İlçeler güzellik süpermarketi.

 

Elmanın iyisi Gelendost tadır,

Ş.karaağaç helvası tasta dır,

Davraz da kayağa herkes hastadır,

İlçeler güzellik süpermarketi.

 

Atabey cevizi lezzetli diri,

Uluborlu malum kirazı iri,

Yenişarbademli yaylanın yeri,

İlçeler güzellik süpermarketi.

 

Keçiborlu kükürt maden yatağı,

Senirkent’in zengin dağı,eteği,

Aksu’nun da meşhur ballı peteği,

İlçeler güzellik süpermarketi.

 

Gönen de öğrenci öğretmen olur,

Güney kentte varan mis koku bulur,

Zeki değerini her zaman bilir,

Isparta güzellik süpermarketi.

Zeki Çelik TÜRKİYE İLESAM il temsilcisi.

TARİHİ PINAR PAZARI AÇILDI

800 yılı aşkın bir geğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,TARÄ°HÄ° PINAR PAZARI AÇILDI800 Yıllık geçmişe sahip olan Tarihi Pınar pazarı Panayırı 22 Temmuz 2018 Pazar günü açıldı.

                Eğirdir’de geleneksel olarak pazar günleri kurulan Tarihi Pınar Pazarı Panayırı, 14 hafta boyunca devam edecek.

                İlçemizde yılın belirli dönemlerinde geleneksel olarak Pazar günleri kurulan Pınar Pazarı Panayırı bu yıl 22 Temmuz Pazar günü açıldı. 14 hafta boyunca açık kalacak pazar, 21 Ekim 2018 Pazar günü sona erecek.

                Eğirdir Belediye Başkanı Ömer Şengöl de eşi ile birlikte Pazara gelerek esnaflardan alış veriş yaptı.

                Her yıl yaz döneminde kurulan 3 ayı aşkın süre boyunca açık kalan pazarda, Eğirdir ve çevresindeki köylerde üretilen ürünlerin yanı sıra, açık hava lokantaları vasıtasıyla bölgeye özgü tandır kebabı da satışa sunuluyor. İlçe merkezine 7 kilometre uzaklıktaki Pınar Pazarı Mahallesi’ndeki mesirelik alanda kurulan pazarda, meyveden sebzeye, züccaciyeden giyim eşyasına kadar birçok ürün yer alıyor.

                Pazar, Isparta, ilçe ve köylerinden gelenlerin yanı sıra çevre illerden gelenlerin de büyük ilgisini çekiyor.

ISPARTA SALLANDI

Isparta Sallandı / Deprem

Saat 05:40’da meydana gelen deprem korkuttu. Isparta güne sallanarak başladı.

Saat 05:40’da Merkez Üssü Burdur’un Yeşilova ilçesi olan 4,7 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Yerin 5 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem Isparta’da da hissedildi.

Sabahın ilk ışıklarıyla meydana gelen deprem vatandaşların korkuyla uykularından uyanmalarına sebep oldu.(www.ajans32.com)

Yazılı Kanyon’da Hamak Faciası: 1 Çocuk Yaralı

Sütçüler’de hafta sonunda Yazılı Kanyon Tabiat Parkı’nda hamak kurulan ağacın devrilmesi sonucu altında kalan çocuğun beli kırıldı.

Edinilen bilgiye göre, dün hafta sonu tatili dolayısıyla Sütçüler’deki Yazılı Kanyon Tabiat Parkı’na gelen günübirlikçiler, eğlenmek ve vakit geçirmek amacıyla hamak kurdu.

Sallanan hamağın esnetmesi sonucu kırılan bir ağaç, o anda yoldan geçmekte olan E.A.’nın (16) üzerine devrildi. Ağacın altında kalan talihsiz çocuğun belinde kırıklar oluştuğu öğrenildi. Durumun haber verilmesiyle olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri, ilk müdahaleyi yaptıktan sonra yaralı çocuğu Sütçüler Devlet Hastanesine sevk etti. Burada gerekli tedavi işlemleri tamamlanan E.A.’nın, ileri tetkik ve tedavisi için Isparta’daki bir hastaneye sevk edildiği öğrenildi.

Öte yandan, olayla ilgili tahkikat başlatıldığı kaydedildi.(www.ajans32.com)

EĞİRDİR DOLDU TAŞTI

Eğirdir ilçesinde, son yılların en kalabalık yaz dönemi yaşanırken, konaklama ve kamp alanlarındaki doluluk seviyesi yüzde 100’e ulaştı, kasaplardaki etler tükendi, plajlarda yoğunluk meydana geldi. 

Türkiye’nin 4’üncü büyük gölü olan ve Isparta’ya yaklaşık yarım saat uzaklıktaki Eğirdir Gölü’nde bu yaz döneminde yoğunluk yaşanıyor. 

Sıcak havadan bunalarak Isparta ve çevre illerden Eğirdir’e gelen yerli ve yabancı çok sayıda turist, ilçedeki çeşitli noktalarda konaklayarak, tarihi ve doğal güzellikleri gezdi. Eğirdir merkezde Altınkum ve Bedre köyünde 2 plaj özellikle hafta sonlarında günübirlik ziyaretçilerin akınına uğrarken, ilçede konaklama için hizmet veren otellerde doluluk oranı yüzde 100’e ulaştı. Plaj kıyısında kamp yapmak isteyenler için çadır alanı bulunurken, ytong tabir edilen evler de kiralanarak konaklama imkanı sunuluyor. Bu yıl plajdaki konaklama oranı da yüzde 100 seviyelerine ulaştı. 

Eğirdir Belediyesi tarafından işletilen Altınkum Plajı’na günübirlik gelenlerin yanı sıra bölgede konaklamak isteyen turistlere de çeşitli imkanlar sunulurken, ilçede son yıllardaki en yoğun ziyaretçi akınının yaşandığı belirtildi. İlçede faaliyet gösteren kasaplardaki et miktarının da mangal yapmak isteyen binlerce ziyaretçinin talebi doğrultusunda azaldığı öğrenildi. 

Doğal ve tarihi güzellikleriyle özellikle yaz aylarında ziyaretçi akınına uğrayan Eğirdir’de bu yıl son zamanların en yoğun sezonunun yaşandığı kaydedildi./www.ajans32.com)

‘Türkiye’nin Maldivleri’ 500 bin turist bekliyor

 Türkiye nin Maldivleri  500 bin turist bekliyor

 

TÜRKİYE’nin en derin tatlı su gölü ve Mars’ın jeolojik yapısına benzerlik gösteren iki noktadan biri olarak kabul edilen Salda Gölü, Maldivler’i andıran beyaz kumulları ve turkuaz renkli suyuyla tatilini sakin geçirmek isteyenlerin akınına uğruyor. Bu yıl Salda Gölü’ne, 500 bin turist bekleniyor

Burdur’un Yeşilova ilçesinde, 44 kilometre yüz ölçümüne sahip Salda Gölü, ölçülebilen 185 metre derinlikle de Türkiye’nin en derin gölü konumunda yer alıyor. Yeşilova ilçe merkezi ile etrafında birçok köy yerleşiminin de olduğu Salda Gölü, özellikle adını da verdiği Salda köyünün bulunduğu mevkide, bembeyaz kumulları ve turkuaz görünümüyle ‘Türkiye’nin Maldivleri’ olarak adlandırılıyor. Ancak Salda köylüleri, bu slogan yerine ‘Saldivler’ sloganını tercih ediyor.

Manzarasıyla ve ilginç jeolojik yapısıyla son yıllarda daha çok dikkat çeken Salda Gölü, aynı zamanda sakin tatil isteyen hem yerli hem yabancı turistlerin ilgi odağı oldu. Göl, ilçe merkezine 5 kilometre ve denizden yüksekliği 1193 metre. İçeriğindeki magnezyum, soda ve kil dolayısıyla bazı cilt hastalıklarının tedavisinde yararlı sonuç veren, suyu sivilcelere iyi gelen göl, bu özellikleriyle de ilgi çekiyor.

500 BİN TURİST BEKLENİYOR

Yeşilova Belediyesi’nin ilçe merkezine 2 kilometre uzaklıktaki halk plajında, çadır ve ağaç evlerin yanı sıra karavan ve çadır kullananlar için de kamp alanları bulunuyor. Kuş gözlemleri, dalış ve bisiklet turları gibi imkanların da bulunduğu Salda Gölü’nde, geçen yıl 260 bini aşkın ziyaretçi ağırlandı. Okulların kapanması ve Ramazan Bayramı ile sezonun açıldığı göle, bu yıl yerli- yabancı 500 bin turist bekleniyor.

MARS KAYAÇ YAPISIYLA AYNI

Gölün jeolojik yapısıyla ilgili bilimsel araştırmalarda, Salda Gölü’nün kayaç oluşumları ve kumulları, Mars’ın kayaç oluşumlarıyla aynı olarak değerlendiriliyor. Salda Gölü, bu özelliğiyle dünyada Mars’ın jeolojik yapısına benzerlik gösteren iki noktadan biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca gölde suların çekilmesiyle görülmeye başlanan beyaz 7 ada da dikkati çekiyor.(www.gunhaber.com)

 

670 dekarlık  Lavanta Deresi nde hasat başladı

Lisinia Doğa Projesi kapsamında Burdur Gölü’nün kurtarılması amacıyla hayata geçirilen Akçaköy’deki Lavanta Deresi’nde hasat, Vali Hasan Şıldak, Kaymakam Abdulhamit Karaca, Garnizon Komutanı Albay Hakan Tutucu, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, İl Jandarma Komutanı Albay Orhan Kılıç, Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) Genel Sekreteri Abdullah Madenci, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Oktay Darcan ile Lisinia Doğal Yaşam Merkezi’ndeki gönüllülerin katılımıyla başladı.

Lisinia Doğa Projesi sorumlusu ve proje yürütücüsü Öztürk Sarıca, 670 dekarlık alanda lavanta, kekik ve limon melisa üretimi yaptıklarını söyledi. Sarıca, “Bu yıl burası 3 yaşında. Salda Gölü’ne giden bütün turlar bu alana uğruyor. Ülkemizin bacasız fabrikası olan turizmin, ekoturizmin canlanması anlamında önemli olduğunu düşünüyoruz. Sadece buradaki lavantadan çıkarılan yağ ve lavantaların demet olarak satılması değil, balının yapılması, arasında küçükbaş hayvanların otlatılması, ekoturizm anlamında çok ciddi katkılar sağlaması bizim için çok önemli” dedi. Akçaköy’de toplam 2300 dekarlık alanda aromatik bitki yetiştiriciliği yapıldığını da anlatan Öztürk Sarıca, lavanta hasadının 2 ay süreceğini aktardı.

Vali Hasan Şıldak, lavanta üretim alanının Burdur’da yıldan yıla geliştiğini kaydederek, “Bilhassa Yeşilova ilçemizde insanlarımız bu üründen elde ettikleri gelirin farkına vardıkça üretim yaygınlaşıyor. Aynı anda hem hayvancılığın hem lavanta tarımının yapılabilmesi mümkün. Bu üretimin bölgede yaygınlaşmasını sağlamak için farkındalık oluşturmak ve çiftçilerimizi teşvik etmek için buradayız. Öztürk Bey’in faaliyetlerini desteklemekteyiz. Her türlü desteği vermeye hazırız” diye konuştu.

Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Oktay Darcan da şöyle dedi:

“Şu anda Türkiye’nin en büyük bahçesinde bulunmaktayız. İlimizde lavantanın kapalı bahçe anlamında üretim alanı 2500 dekarı geçmiş durumda. Bu 10 yıl önce buralarda olmayan bir faaliyetken, bölge insanına katlanarak ekonomik katma değer sunmaya devem ediyor.”

Daha sonra Vali Şıldak ve beraberindekilerle yerli ve yabancı gönüllüler lavanta hasadı yaptı.

(ww.gunhaber.com Mesut MADAN/BURDUR, (DHA) 

 

Şafak nöbeti

Şafak nöbeti

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 44’üncü yıldönümü etkinliklerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) meşalelerle tutulan şafak nöbetinin ardından şehitler için dua edildi. 

44 yıl önce gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı’nın başladığı yer olan Girne’deki Yavuz Çıkarma Plajı’nda çok sayıda vatandaşın katılımıyla tutulan şafak nöbetinde, şehitler için dualar edildi. Donanmaya ait tekneler açık suda beklerken, hava kuvvetlerine ait helikopterler de sahildeki kalabalığı selamladı. Daha sonra su altındaki özel kuvvetler personeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türk bayraklarıyla sahile çıktı. Özel kuvvetler personeli, vatandaşların sevgi seliyle karşılandı. Nöbet etkinliğin sonunda, iki müezzin tarafından sembolik sabah ezanı okundu. Bu sırada art arda atılan havai fişekler, vatandaşlara görsel şölen sundu.(wwwçgunhaber.com)

SESSİZ ÇIĞLIK

Osmanlı İmparatorluğu ve Erken Cumhuriyet eserleri yok oluyor. İşte hazin verici bir tablo daha: Kültür mirası tarihi sivil mimari eser restore edilip yaşatılırken hemen bitişiğindeki yok olmaya terk edilmiş durumda.

-”Stratejik Eylem Planı” gerekiyorIsparta’nın ”Sivil Mimari Yapıları Kurtarma- Gelecek Kuşaklara Aktarma Stratejik Eylem Planı” hazırlaması şart. Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tescili altındaki yapıların sağlıklaştırılması ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’ne (UNESCO) ”Dünya Mirası” Listesi’ne eklenmesi için rapor hazırlanması gerekiyor.

-Sözün bittiği an

Geçmiş medeniyetlerden izler taşıyan; kültür mirası şaheser yapılar yok oluyor. Kimi yıkılıyor. Kimi yakılıyor. İşte hazin bir fotoğraf daha…

Uygarlık eseri sivil mimari yapı için sözün bittiği an…

Bu eser Keçeci Mahallesi’nde bulunuyor.

Cadde üzerindeki 6 yapının tamamı da Erken Cumhuriyet eseri

 

5 tanesi restore edildi. Hak sahipleri tarafından sağlıklaştırıldı. Ve içerisinde yüzyıldır olduğu gibi yaşam devam ediyor.

Ama bir tanesi kaderine terk durumda bırakıldı. ”Harabe” haline gelen bu kültür mirası; şaheser ahşap sivil mimari her an yıkılabilir. Ya da yangın sonucu kül haline gelebilir. Üstelik bir tehlike daha var. Olası bir yıkılma ve yangın durumunda bitişik tarihi şaheserler de telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar görebilir.

Isparta Gazetesi kentin  geçmiş uygarlıklardan izler taşıyan, kültür mirası sivil mimari yapıların kurtarılmasına yönelik takibini sürdürüyor.

Isparta’da Valilik, Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Belediye Başkanlığı, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ), Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA), Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) başta olmak üzere tüm Mesleki ve Ticari Örgütler; Sivil Toplum Kuruluşları’nın (STK) eserleri kurtarmak, sağlıklaştırmak, gelecek kuşaklara aktarmak için çalışma başlatması gerekiyor.

Zira kültür mirası; paha biçilemeyecek oranda katma değer ve fayda sağlayacak bu sivil mimari yapıların korunması, sağlıklaştırılması, gelecek kuşaklara aktarılması, turizm misyonu yüklenmesi için ”Acil Kurtarma Eylem Planı” yapması gerekiyor.

Isparta’nın bu uygarlık eserleri; kültür mirası; şaheserler için ”Sivil Mimari Yapıları Kurtarma- Gelecek Kuşaklara Aktarma Stratejik Eylem Planı” hazırlaması şart.

-Bu değerleri korumalıyız

Tarih Araştırmacısı- Yazar Ömer Uyar, Keçeci Mahallesi’nde konuşlu bu evlerin tamamının tarihi eser niteliği taşıdığını söyledi.

Isparta’nın bir konsensüs oluşturmasını isteyen Ömer Uyar şöyle dedi:

”Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu (Antalya) tarafından tescil edilen yapılar var.

Ancak daha çok çaba gerekiyor. Zira Osmanlı İmparatorluğu ve Erken Cumhuriyet eseri çok yapı var.

En çarpıcı örnek Keçeci Mahallesi’nde

Fotoğraflarda gördüğünüz evlerin tamamı tarievler hi eser niteliğinde

Ancak koruma zırhı yok

Gördüğünüz gibi bu sivil mimari eserlerin 4’ü restore edildi. Sağlıklaştırıldı. Ve içerisinde yaşam var. Aileler eserlerini koruyor

Ancak son sıradaki ahşap eser harabe durumda

Her an yıkılabilir.

Bunun kurtarılması gerekiyor.

Tüm bu eserler kültür mirası. Uygarlığımızın bir parçasıdır. Korumalıyız. Sağlıklaştırıp gelecek kuşaklara aktarmalıyız.

Restore edip değer kazandırmalıyız. Isparta’da bu durumda olan çok sivil mimari yapı var. Bunların tespit edilmesi, restore edilmesi, sağlıklaştırılması için bir Eylem Planı gerekiyor. Umut ederim ki harekete geçilir.”(www.isteisparta.com)

(Bu olaya Sütçüler’imizden de örnek verebiliriz.Kaderine terk edilmiş nice tarihi yapılar çökmek üzere ve hatta çökmüş bile.İlgi bekliyorlar.Yukarıdaki resimde soldaki Salih Özcan dayımızotutan Fatime Ninemiz,)

 

Tijen Ziyal: “Dut doğada bulunan en faydalı, koruyucu ve iyileştirici özellikleri en güçlü …

ERZURUM (İHA) – Dut firması kurucusu Tijen Ziyal, Dut’un doğada bulunan en faydalı, koruyucu ve iyileştirici özellikleri en güçlü meyvelerden biri olduğunu söyledi.
Ziyal, “Dut ağaçları ülkemizde bir çok yerde yetişebilen bir ağaçtır. Dut yüzde 100 organik bir besindir. Çünkü dut ve dut ağacına dadanan bir zararlı olmadığı için ilaçlama gerektirmez. Bu nedenle de güvenle tüketilebilir. Beyaz dut, insanın kendi bünyesinde üretemediği, sadece gıdalardan alabildiği yağ asitleri içerir. Bunlar linoleik, linolenik ve oleik asitlerdir. Söz konusu yağ asitleri hücre zarının oluşturulmasında kullanılır, ayrıca beyin ve sinir sisteminin gelişmesi için de gereklidir” dedi.
Immunflex Dut firması kurucusu Tijen Ziyal beyaz duttan elde ettiği ürünlerinden biri olan dut unu ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Yaklaşık 3 yıl önce dutun faydalarını keşfeden Girişimci Tijen Ziyal, fikrini geliştirmek için başvurduğu Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi ile beraber yürüttükleri çalışmalarda dut yaprağından elde edilen un ile çeşitli gıda ürünleri elde etti.
Girişimci Tijen Ziyal sözlerine şöyle devam etti; “Beyaz dut unu yüksek miktarda meyve şekeri, vitamin, mineral ve organik asit içermesinden dolayı insan beslenmesi açısından, özellikle bebekler ve çocuklar için son derece yararlı bir üründür. Çocukların beslenme çantalarına eklenebilir. Bebek mamalarında 6. aydan itibaren ek gıda olarak kullanılabilir.”
Tijen Ziyal, beyaz dut unu ile endüstriyel şeker kullanmadan birbirinden lezzetli pastalar, çörekler ve atıştırmalıklar yapılabileceğini belirterek, “Bir gıda eğer yüksek oranda antioksidan, vitamin ve diğer yararlı besin değerleri içeriyorsa “süper besin” olarak adlandırılır. Beyaz dut unu içerdiği oleik asit, linoleik asit, linolenik asit, karbonhidrat ve protein ile en iyi süper besinlerden biridir. Ayrıca beyaz dut unu yüksek oranda antioksidan ve vitamin içermektedir” diye konuştu.
((kaynak;www.haberturk.com ERZ-AA-Y)

SÜTÇÜLER’İMİZDE DE LAVANTA HASADI BAŞLADI

” SÜTÇÜLER 10 TANE KUYUCAK,20 TANE GÜNEYKENT EDER “

Lavanta sadece Kuyucak’ta değil artık Sütçüler’imizin Boğazköy’ünde de var ve de hasatı da başlamış bile.

Bundan böyle lavanta toplamağa turistler sadece Kuyucak’a değil güzelliği ve özelliği daha da fazla olan Sütçüler’imize Boğazköy’e de gelebilecekler.Bu güzelliklerin Sütçüler’imizin turizmine bir ivme kazandıracağını düşünüyorum.Emeği geçenlerin ellerine sağlık.Yeri bırakan Ahmet Ağa amcamıza da Allah’tan rahmet diliyorum.Hayılı ve uğurlu olsun.Ne demişti İSVAK Başkanı Ahmet ŞAHLAN

SÜTÇÜLER 10 TANE KUYUCAK,20 TANE GÜNEYKENT EDER “

(Bu bilgiler Gülsüm Doğankaya’nın facebook hesabından alınmıştır)

İKİBİN YILLIK UYUYAN BİR DEV ANTİK KENT

 

Yeterli tanıtım olmamasına rağmen yine de ziyaretçi akınına uğruyor tarihi ADADA antik kentimiz
dün itibari ile turizm rehbercisi fotoğraf sanatçısı tertibim Mahmut Leventoğlu ile antik kentteki bilgilendirici silinmiş tabelaların yenilenmesi için valiliğimize müracaatımızı yaptık. İlgimize duyarlılığımıza teşekkür ettiler 
Önümüzdeki bir kaç gün içinde acilen el atılması ve gereğinin yapılmasını bekliyoruz. Hatırlanacağı üzere daha önce hemşeri bakanımız sayın Erkan Mumcu tasarrufunda ilk ve son kez kısa süreli kazı restarasyon çalışması yapılmıştı Yine buranın önemini gündeme taşımak maksatlı iki kez il turizm müzeler haftası kutlama programı buradan start verilmişti. Özetin özetini bir kez daha tek cümle ile özetlersek: 
Keşfedilen ADADA artık hak ettiği ilgiyi bekliyor.(Rıdvan Ertan)

Komşuda) Kadın dayanışması… “Gardeşlikleri”…

 

kardeşlik ile ilgili görsel sonucuYrd. Doç Dr. Erol KESİCİ

4 Kardeş; Aynı anne babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı.

Gardeşlik ise:!!!

   Annelerimizin, büyük annelerimizin yaşadıkları 1950lili yıllar, bu güne göre  “rahatlıkta” çok  zor yıllar… Ama huzur ve saygı vardı… Mutluydular küçük dünyalarında!

     ***Yemek pişirmenin neredeyse bir gününü aldığı, evinde gaz ocağı bulunanların şanslı olduğu, Gaz ocağı devri… 

     ***Yemeklerin sıcaktan, zararlılardan korunduğu tel dolaplı yıllar…

     ***Elektriğin kısıtlı zamanlarda verildiği kandil, fener ve lüks olan Lüks Ocağı yılları..

     ***Çamaşırın elde, hayratta yıkandığı küllü- sodalı- makinesiz devir… Odun korlu ütüler- kolalı yıllar…  …

      ***TV  yok ki…yerine ev oturmalarının, konuşa- sohbet eden, kendince ev oyunları oynayan  insanları …. Radyoların en kıymetli olduğu yıllar…

Teldolap(buzdolabı- mutfak dolabı), fener, kandil, Lüks, lükstü(sadece aydınlatan -elektrik), Gaz ocağı ve iğnesi çok önemli (fırın- şofben ısıtıcı) Kömürlü-korlu Ütü… varsa şanslısın, huzurlusun… Ya şimdi neler yok ki.. Sevgi, saygı bireysel ve çıkarcı  Huzur.!? Gardeşlik yok

***

Evlerde özel banyo bölümlerinin bulunmadığı çocukların leğende yıkandığı “Dolap  – oda içinde Banyolar” devri…. 

Üstüne üstelik genelde her anneden arka arkasına doğan 3-5-7 çocuklu yıllar… Anne ilgilenir daha çok, Üst baş, okul, oyun, ilgi… Bazılarının, birde okuma yazmaları olsaydı…

Ne çok ve zor işleri vardı-varmış annelerimizin…” “Meşakkatli” yılları… Zorluklar oldukça çok ama buna karşın;  yardımlaşmada, hatta selamda ayrım çıkar beklemeyen gardeşlik yıllarında, mutlu olan gülen yüzleri vardı. Bence o devirde mutsuzlukların- sorunların çözümüydü, gardeşlik sevgisi-düsturu …. O günler çok çok güzeldi hele hele bugünlerle karşılaştırıldığında.”

Annelerimizin gardeşliklerine çoğunlukla  TEYZE—Ayşe-Emine Teyze… vd.  diye seslenirdik… Ne kadar güzeldi, onlara güvenirdik çünkü annelerimizin gardeşlikleriydi.. bir sürü teyzemiz… anne yarımız vardı…

Gardeşliklerinin bir birine seslenmeleri yetmekte… Ev- bağ-bahçe- işinde, hasatta, halı dokumada imece- karşılıklı yardımlaşma… Göremediği zaman bir şey mi oldu ki diye  sormaları, gelmeleri… Yardımlaşma karşılıksız…. Kırılmalar olsa da, kin gütmez hemen barışırlardı “küçük kardeşler” gibi, kıskanmaları, fesatlıkları yoktu ki( bu günkü gibi değildi- neyi kıskanacaklardı), moral veren, birbirini eğiten-öğreten, karşılık beklemeden verme, sevgi saygı haddini bilme geleneği vardı kardeşlikteki gibi, gardeşlikte… Ne kadar güzel bir dayanışma, içini açacak , sırrını saklayacak, güvendiğin gardeşliklerin olması…Terapi gibi….Cinlik, istismar yok… Gardeşlik var…. Ah gardeş, ak gardeş….üzülme- sıkma canını , sabret, ne yapalım, gardeşliğim…

Çok sayıda gardeşlikleri vardı annelerimizin. Zor zamanda, sır saklamada, tasada- sevinçte, mutlu günlerde gardeşlik… Bayramlarda –acıda  “gardeşlikllere” aramak değil, gitmemek ne mümkün…. Babaları çoğu zaman haberi bile olmazdı annelerin gardeşliklerinin  arasındaki dayanışmadan… Onlar, onunla gardeşlikleri olduğunu bilir…Hanımın gardeşliği derlerdi.

Günümüzde, hamam gibi- saunalı banyolar-   özel kullanımlı odalı ayrı  evler- parmakla dokunmakla pişen yemekler, yıkanan çamaşırlar, sohbeti-konuşmayı unutturan, kendi başına – cihazlarla konuşan-kapanan insanların  TV. Telefon, fac….. si. Neredeyse  tu … gidilen  özel arabalı- makineli- obezite  yıllar… Elbette, çok güzel teknik gelişmeler oldu elbette rahatlık sağlık…

 Gardeşlik, onca zor yaşam koşullu yıllara da, bir bakıma insanların sevgi- saygı harcı,  birlikte olma eşler gardeşlik , annelerimiz gardeşlikmiş  öyleyse,  aileler arasında  bağlılık gidip gelmeler, birliktelik sevgi kardeşlik bağları, imece- mahallede huzur – güven bağları oldukça güçlü,  çünkü; stres yok, diğer bir ilacın- terapin GARDEŞLİK….!   

Gardeşlik, Aynı anne babadan doğmamış, Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren, bir birini koruyan, aynı mahallede, aynı kentte veya başka yerlerde yaşan, can ciğer arkadaş, çok yakın dost, giz deş, sırdaş, kimselerden kadınlardan her biri…. Kadınların en güzel dayanışması… GARDEŞLİK… Sizin kaç  gardeşliginiz var …? Var mı?

Gardeşliklerin çocukları, “kan kardeşler”…

 

SABAH GAZETESİ VE SÜTÇÜLER HİDROELEKTRİK SANTRALI İNŞAATI MİLLİ PARK KATL’EDİLİYORTARİH 19 TEMMUZ 1993

 Sütçüler Hidroelektrik Santralı’nın ilk müteahhidi De-Gü İnşaat şirketi ortaklarından merhum Aptullah Güder,Sütçüler Hes 1. Kısım kanal inşaatında kullanılmak üzere ortağı olduğu şirket yeni bir iş makinesi almış ve bu makinenin de operatörlüğünü babası yapmaktaydı.

Tarih 1993 yılı Temmuz ayı.

O tarihte santralın kanal imalatına yeni başlanılması dolayısıyla santral kanal imalatı işlerinin  hızlı yürümesi ,çabuk hareket edilmesi gerekmekte olduğundan önceden kaybedilen zamanın da telafisi bakımından müteahhit Aptullah beyden şirket yönetimi çok hızlı bir çalışma bekliyordu.

Merhum Abdullah bey o tarihte bize konu ile ilgili olarak şunları anlatmıştı.

“ Ben Sabah Gazetesi alır, vaktim pek olmadığından bir ön sayfasına bir de son sayfasına bakar,işime devam ederdim. O gün de öyle yaptım. (19.Temmuz 1993) Gazetenin bir baş sayfasına bir de son sayfasına baktım. İlk sayfasına baktığımda hemen bir iş makinesi resmi dikkatimi çekti.Resme dikkatlice,iyice baktım,makine bizimkinin aynıydı.Daha dikkatlice bakıp makineyi kullanan kişi babam olduğunu gördüğümde yaptığım işin Sabah Gazetesine manşet haber olunduğunu anladım.” demişti.

Böylece Sütçüler Hidroelektrik Santraıl inşaatı Sabah Gazetesi’ne manşet haber olmuştu.

(Zamanımızda mermer ocaklarının açılması tabiatın katledilmesine sebep olmasına rağmen gazetelere nadiren haber olabiliyor ama bunu nedense manşet hiç yapmıyorlar,ancak ölümlü iş kazası olursa ancak bunu mahalli gazeteler haber olarak veriyorlar.)

Ne yazıyordu Sabah Gazetesi santral inşaatı için, “ MİLLİ PARK KATLEDİLİYOR “ yazıyordu Sütçüler Hes’nin Milli Park’la alakası yoktu.Milli Park olsa olsa Kovada Milli Parkı veya Yazılı Kanyon Tabiat Parkı vardı.

Acaba haberde santral proje yeri Kovada veya Yazılı Kanyon’la mı karıştırılmıştı. Kim bilir ?

19 Temmuz 1993 tarihinde çıkan bu haber,25 Temmuz’da yapılacak olan   “Temel Atma “ törenini için şirket ortaklarını, halk ve bürokrasiyi her bakımdan olumsuz etkilemiş, daha önemlisi zamanın Isparta Valisi ise haberi okur okumaz soluğu Sütçüler Hes inşaat mahallinde almış, önüne gelen işçileri azarlamıştı.

Diğer taraftan yakında yapılacak olan ” Temel Atma Törenine” Cumhurbaşkanı merhum Demirel’in gelmesi beklentisi içerisinde olan şirket yönetim kurulu   hemen randevu alarak 21 Temmuz 1993 tarihinde makama kabul edildi ve bu durum sayın Cumhurbaşkanına anlatılarak santralın temelinin de kendisi tarafından atılması istendi. Sayın Cumhurbaşkanı şirket yönetim kurulunu dinledikten sonra o tarihte mazeretinden dolayı bizimle birlikte olamayacağını ifade ile telefonla görüştüğü zamanının Isparta valisinin gazetede çıkan haberden dolayı itirazını da dinlemeyip,

“ 25 Temmuz’da Sütçüler’e gideceksin,hemşehrilerime selamlarımı iletip,hayırlı olsun dileğiyle o santralın temelini de sen atacaksın” talimatını verdi.

 

Güneykent’e Rüzgar Santrali Fina Enerji,yatırım yaptı Güneykent Belediye Başkanı Fahrettin Gözgün,şu bilgiyi verdi:

ISPARTA GÜNEYKENT’E RÜZGAR GÜLÜ ENERJİ YATIRIMI

Güneykent’e Isparta’nın enerji ihtiyacının tamamını karşılayacak rüzgar güllleri  kuruluyor.

Belediye Başkanı Fahrettin Gözgün yaptığı açıklamada;
Fina enerji yatırımının ülkemiz için önemli bir  enerji yatırım olduğunu,Türkiye’nin giderek geliştiğini ve büyüdüğünü söyledi.

Güneykent Belediye Başkanı Gözgün, müjdeyi sosyal medyadan böyle duyurdu

Burası Güneykent, Rüzgar gülleri ile ISPARTA enerji ihtiyacının tamamını karşılayacak olan FİNA ENERJİ yatırımı ülkemiz için önemli bir enerji yatırımı. Hamdolsun Türkiye büyüyor Türkiye gelişiyor.İşletme Müdürümüz hemşehrim Hüseyin Uysal a ilgi ve alakasından dolayı kalbi teşekkürlerimi sunuyorum.”(www.ispartahaber.com)

GEÇMİŞ OLSUN

Sütçüler Enerji ve Sanayi ve Ticaret A.Ş. nin 20 yıl işletip 18 Haziranda devrettiği Sütçüler Hidroelektrik Santralı’nın kuruluşundan bugüne kadar büyük bir gayretle çalışarak müdürlüğünü yapmış olan aynı zamanda bu çalışma süresi içerisinde santralın gerek yükleme havuzu civarındaki ve gerekse santral binası civarında bulunan devasa boylara ulaşan ağaçlardan oluşan merhum Abdullah Bilgiç Ormanı’nın bugünlere erişmesinde çok büyük emekleri olan ;

MUSTAFA COŞKUN Ankara Sanatoryum Hastanesinde (Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ) başarılı bir ameliyat geçirmiştir.

Kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletir, acil şifalar dileriz.

EN ACI İNTİHAR!

Doğum gününden 2 gün sonra 16 yaşında acı intihar!

Burdur’da yürekleri parçalayan bir intihar olayı yaşandı. Geçtiğimiz gün Burdur’un Fevzi Çakmak Mahallesinde meydana gelen intihar olayında 16 yaşındaki lise öğrencisi S.U. evinde kendini asarak yaşamına son verdi. Geçtiğimiz yıllarda annesi cinayete kurban giden S.U.’nun, intihar etmeden önce “anne seni çok özledim” diyerek not yazdığı öğrenildi. Hayatının baharında yaşamına son veren S.U.’nun iki gün önce de doğum günüydü. Talihsiz çocuğun ölümü Burdur’da herkesi yasa boğarken, konu ile ilgili soruşturma başlatıldı. (www.haber32.com)

Sosyal Medyada Isparta- Burdur Tanıtımı

sosyal medyada Isparta'nın tanıtımı ile ilgili görsel sonucu

Salda ve Eğirdir gölleri, lavantalar, antik kentlerden ‘Eşsiz’, ‘muazzam’, ‘nefis yer’ ‘mutlaka görülmesi gereken Anadolu hazineleri’ gibi ifadelerle paylaşımlar binlerce beğeni aldı.

Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA), Isparta ve Burdur’un lavanta ile tarihi ve doğal değerlerin tanıtımı için binlerce takipçisi bulunan sosyal medya fenomenleri ve ‘blogger’ları bölgeye getirdi. Isparta ve Burdur illerinde sürdürülen lavanta kırsal turizm faaliyetlerinin daha geniş kitlelere ulaşması tanıtılması amacıyla gerçekleştirilen tanıtım turuna katılan konuk heyet üyeleri, ‘benzersiz mi kesinlikle eşsiz’, ‘bu nefis yeri görmen lazım’, ‘manzarası muazzam’ gibi ifadeleriyle paylaştığı kültür, tarih ve doğal güzellikler ile yeni turizm değeri lavanta tarlalarından yaptıkları paylaşımlar kısa sürede binlerce kez izlenip, binlerce beğeni aldı. 

Sürdürülebilir turizm ve bölge ağırlıklı yeni tur programlarının oluşturulması amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde çalışmalarını sürdüren BAKA, sosyal medya fenomenlerine yönelik yeni bir tanıtım programı gerçekleştirdi ‘BENZERSİZ Mİ KESİNLİKLE EŞSİZ’, ‘BU NEFİS YERİ GÖRMEN LAZIM’

Sosyal medya ve blog yazarlarından oluşan heyet, Isparta ve Burdur’un lavanta ile doğal güzelliklerini, antik kentlerini ve diğer birçok önemli turizm değerinin drone da kullanarak çektikleri görüntüleri ile fotoğraflarını takipçileriyle paylaştı. Kısa sürede takipçilerinden binlerce beğeni alan fotoğraflar ve kısa videolarındaki paylaşımlarında fenomenlerin ifadelerinden bazıları şöyle:

“Isparta ve Burdur illerimiz az biliniyor. Her ikisi de kendine hayran bırakan birçok şeye sahip aslında. Sayısız antik kenti, lavanta, zambak, gülü, Eğirdir’i Salda’sı ve diğer gölleri, Kovada Milli Parkı, Yazılı Kanyon’u ve dahası”. “Mutlaka görülmesi gereken Anadolu hazineleri”. “Sırf bunun için buraya gelinir”.  

“Tamamen nofilter saldagölü”. “Burası Salda Gölü; hep orada olan ama instagram çağı ile birlikte var olduğu fark edilip, hemen gidilip görülmek, yüzmek ve instagram fotoğraf arşivine eklenmek istenilen yer. Güzel mi, hem de çok fena güzel. Benzersiz mi evet kesinlikle eşsiz.” “Ahhhh ahhh biraz daha vaktimiz olsaydı da girebilseldik…”

“Mars gezegeninin özelliklerini taşıyan iki yerden biriymiş Salda Gölü. Maldivlere benzetmektense bilimsel bir bulguya dayanan ‘Yeryüzündeki Mars’ gibi benzetmelerin daha doğru olacağını düşünüyorum. Dünyada kızıl gezegene benzeyen göl yapısının dünyada eşi benzeri yokken neden Saldivler olsun”.

“Şöyle bir lavanta bahçesi var. Manzarası muazzam”. “Mor rengin ayrı bir çekim gücü var sanki. Ne dersiniz?” “Bu nefis yeri görmen lazım”. “Şu sıralar tam lavanta mevsimi ve renkler tüm ihtişamıyla sizi karşılıyor”. “Gezimde keyif aldığım en güzel anlardan biri Eğirdir Gölü. Keşfedin”. (www.ajans32.com,fotoğraf alıntıdır)

 

Öğrenciler Lavanta Kesti, Barınak Temizledi

Eğirdi Belediyesi ve Gençlik Servisleri merkezi işbirliği ile 13-29 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Gönüllü Gençlik kampı başladı. Gençlik kampı bünyesinde ilçeye gelen 12 gönüllü genç, Rüya Park rekreasyon alanında bulunan barınaklarda ve Park Bahçeler Müdürlüğü geri dönüşüm bölümünde çalışmalarını sürdürüyor. 

 

9 Farklı ülkeden gelen 12 genç, günde 6 saat çalışarak, hem ilçeye fayda sağlıyor hem de ilçenin gönüllü gönül elçisi oluyor. Gönüllü gençler, tavuk yıkıyor, barınak temizliyor, lavanta kesiyor ve geri dönüşüm malzemelerinden el sanatları yapıyor. 

Eğirdir Belediye Başkanı Ömer Şengöl, “Gönüllü öğrencilerle her yaz çalışmak istiyoruz. Bizim bazı personellerimizden daha verimli çalışıyorlar. Geçen yıl da çok memnun kalmıştık, bu yılda aynı projeyi yapmak istedik. Gençlerimiz gönüllük esasına göre çalışıyorlar. Rüya Park rekreasyon alanında biz onlara ne iş verirsek yapmayacağız, demiyorlar. Harika görüntüler oluşuyor. Hem ülkemizin tanıtımı, hemde ilçemizin tanıtımı için güzel bir proje oluyor. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum” dedi. 

Gönüllü gençler ise Eğirdir’i çok sevdiklerini ve Rüya park’ta çalışmaktan dolayı çok mutlu olduklarını dile getirdiler. (www.ajans32.com)

 

ANADOLU BİR NEFESİNİ DAHA KAYBETTİ

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, müzik enstrümanı çalıyor, oturuyor ve şapka

Yusuf Yavuz
Denizli’nin Çameli ilçesine bağlı Gökçeyaka köyünde yaşayan üç telli ustası Hayri Dev yaşamını yitirdi.

85 yaşında çok sevdiği dağlara veda eden Hayri Dev, üç telli sazı ve kendi yaptığı çam düdüğü ile yerel müziğe yaptığı katkılar nedeniyle 2008 yılında UNESCO tarafından ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ ilan edildi.

ÜÇ TELLİ VE MASIT KIRIĞI’NI DÜNYAYA TANITTI
Yörede ‘Masıt Kırığı’ adı verilen kıvrak oyun ezgilerini tüm dünyaya tanıtan Hayri Dev’in yaşamı çok sayıda belgesele konu oldu. Paris, Brüksel gibi birçok Avrupa kentinde üç tellisiyle kalabalık dinleyici kitlelerine konserler verdi. Üç telli sazın Türkiye’de yaşayan efsanelerinden biri olan Hayri Dev, bir süredir Denizli’de Pamukkale Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi görüyordu.

Hayri Dev’in cenazesinin bugün ikindi namazının ardından doğduğu yer olan Gökçeyaka köyünde defnedileceği öğrenildi.
Masıt Kırığı çalmaya başladığında birden küçük bir esinti gibi gelip onu dinleyenlerin çevresinde dolanıyor. Sonra yavaş yavaş oturan herkesin ruhuna işleyen ezgiler tepeden tırnağa bir sihre kapılmış gibi dinleyenleri ayaklandırıyor.

HAYRİ DEV DAVUL YERİNE ÜÇ TELLİ ÇALAN BİR ŞAMANDI
Hayri Dev adeta bir büyücü gibi ayakları yerden kesilmiş, dal gibi, fidan gibi, yaprak gibi genç yaşlı demeden herkesi saman yolu gibi etrafına diziyor. Sanki sonu gelmesi istenmeyen bir Şaman ayini başlıyor, dakikalarca süren ama sonsuzmuş gibi gelen. Hayri Dev, iç Ege dağlarında davul yerine üç telli çalan bir Şaman’dı. Belki de o güne kadar birbirini hiç görmemiş olan her gövde, her el-ayak aynı anda güneşin etrafındaki yıldızlar gibi dönüyor. Göllere inen turnalar gibi, dağlardan süzülen şahinler gibi, ışığa koşan pervaneler gibi, herkes çakır gözlü bu küçük dev adamın, sihirli küçük ellerinden yayılan melodiyle sonsuza karışıyor…

Hayri Dev, tevazudan bir ömür sürülerek inşa edilen bilgelik geleneğinin soluklandığı son büyük ustalardan biriydi…
Anadolu bir nefesini daha yitirdi…

Güle güle koca usta…

***
Hayri Dev’den Masıt Kırığı’nı dinlemek için:
https://www.youtube.com/watch?v=an-8KiE6VcM

Isparta Belediyesi Gül Köşk’ü açıyor

 

Gökçay Mesirelik alanında bulunan ve eski adıyla Kervansaray olarak bilinen Gül Köşkü belediye bünyesinde hizmet vermeye başlıyor. Geçen ay sonunda Atatürk Parkını hizmete sunarak kalite, hizmet ve fiyat politikasıyla halkın büyük beğenisini toplayan Isparta Belediyesi şimdi de Gül Köşkü’nün açılışını yapıyor. Belediye Başkanı Günaydın, Gül Köşkü’n 20 Temmuz Cuma günü saat 14.30’da yapılacak açılışla hizmet vermeye başlayacağını duyurdu.

Isparta Belediyesi Atatürk Parkını kalite, hizmet ve uygun fiyat politikasıyla vatandaşların hizmetine sunarken, şimdi de Gökçay Mesirelik alanında bulunan Gül Köşkü hizmete sunuyor. Yapısıyla köşkü anımsatan, çevresinde de gül ağırlıklı peyzaj çalışmasıyla Gül Köşkü ismi verilen restoran, ağırlığı Türk mutfağı olmak üzere içerisinde Alman, İtalyan ve İspanyol lezzetlerini de barındıran 78 ayrı çeşit menü seçeneğiyle 20 Temmuz Cuma günü saat 14.30’da yapılacak açılışla vatandaşlara hizmet vermeye başlayacak.(www.gazdete32.com)

 

Göltaş ve Orma En Büyük İkinci 500 Sanayi Arasında

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan ‘Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2017 Yılı Raporu’nda Isparta’dan Göltaş ve Orma yer aldı.

İSO tarafından her yıl geleneksel olarak yayınlanan “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2017 Yılı Raporu” açıklandı. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde Antalya’dan Ankutsan ve Ekiciler Süt firmalarının yer aldığını kaydetti.

Bizleri gururlandırmışlardır”

Firmaların “İkinci 500 Sanayi Kuruluşu” sıralamasına girerek Antalya’nın güçlü yönünü ortaya koyduğuna dikkat çeken Çetin, “Bizleri gururlandırmışlardır. Diğer taraftan Batı Akdeniz Bölgesi’ni temsilen Isparta’dan Göltaş Çimento ve ORMA Orman Mahsulleri ile Bucak’tan As Ado Hazır Beton da en büyük ikinci 500 sanayi firması arasında yer almışlardır.” (www.ajans32.com)

YEŞİL SÜTÇÜLER

Her hediye makbuldür. Hele bu hediye güzel bir burcu burcu memleket türküsü olursa daha da makbuldür.

Gönül Dostları Müzik Topluluğu gezi grubu olarak 17 Mayıs’ta yapmış olduğu “GÜLLER,GÖLLER ve GÖNÜLLER DİYARI; ISPARTA-SÜTÇÜLER” gezisinde Belen Mahallesinde gül topladıktan sonra o tarihte İyi Partiden milletvekili aday adayının işyerinin hemen kapısında koromuzun değerli şefi sayın Güler Eroğlu hanımefendi Sebahat Özmen hanımefendiye seçim hediyesi olarak “ YEŞİL SÜTÇÜLER “ türküsünü okurken görülmektedir.

  • Şöyle bir kuytuda durup durursun
    Oymak oymak Yörük çadırım kurulsun
    Beni sevdan ile yere vurursun
    Gönlümün sultanı yeşil Sütçüler yeşil Sütçüler

    Ayrı düştüm yürekten özledim seni
    Iraktı yollarım düzledim seni
    Tota’da Sanlı’da yazladım seni
    Gönlümün sultanı yeşil Sütçüler yeşil Sütçüler

    Dedegül Kuyucak Karadağların
    Bolca olur gözü yaşlın ağların
    Dut pekmezin boldur kuru bağların
    Gönlümün sultanı yeşil Sütçüler yeşil Sütçüler

    Adada yazılı kanyonların var
    Yeşilyurt’ta bol bol asarların var
    Bir uçtan bir uca Torosların var
    Gönlümün sultanı yeşil Sütçüler yeşil Sütçüler

  • Hilmi https://youtu.be/mKGLzL6EgEwÖzdemir

ELÇİ’NİN GEÇTİĞİ KÖPRÜ

1978-1979 Bülent Ecevit Hükümetinde Bayıdırlık Bakanı olarak görev yapan ve “ Türkiye’de Kürtler de var. Bende Kürdüm” diyerek tarihe geçen Şerafettin Elçi’inin bakanlığı sırasında geçtiği bir köprünün çökmemesi için altından destek vermeleri o tarihte basına böyle konu olmuştu.(Arşiv Mustafa Doğankaya)

BİZ ÇOCUKLUĞUMUZDA

Biz çocuklubiz çocukluğumuzda çelik çomak misket ile ilgili görsel sonucuğumuzda çelik çomak, misket, uzun eşek, körebe oynar, uçurtma uçururduk rüzgarlı bayırlarda. Sivri kabaralı topaçlarımızı cilalardık akşamları. Canımız sıkılınca eşek arılarının yuvalarına çomak sokardık. Sokulunca çok acı çeker ağlardık.

Panayıra gider, tel cambazlarına bakar, yirmi beş kuruşa on halka atardık. Hayal perdesinde Hacivatla Karagöz seyreder, öyle yatardık. Şehirde yaşardık ama şehri değil sokağımızı, mahallemizi bilirdik biz.

Aya Seyahat, 1001 Gece Masalları, Miki Maus okurduk. Jül Vern’in Aya Seyahat’ i en sevdiğim kitaptı. Aya gitmek bizin için bir düştü ve uzaktı.

Muzip arkadaşlarla mahallenin delisi Kel İbo’ yu kızdırır, öğle vakitleri yavaş giden tramvaylara binip inme talimleri yapardık. O zamanlar çok olan boş arsalarda kaleleri taştan yapıp, çaputlardan yapılmış, hiç zıplamayan toplarla gazozuna çift kale maç yapardık. 

Şehirde yaşamamıza rağmen okula yamalı çorap ve altı pençeli pabuçlarla, beslenme çantamız olmadan gider, bundan da hiç gocunmazdık. Çünkü o zamanlar utanılacak şeyler hiç yapılmazdı ve kötüler parmakla gösterilecek kadar azdı. Geceleri bir açık hava sinemasına götürüldüğümüzde sevinçten uçardık. Hele bir de evimizde radyo varsa fiyakamızdan geçilmezdi.

Komşunun bahçesinden karadut, erik toplar, keçi boynuzu çiğner, limonata içerdik. Kırlangıçlar en yakın dostumuzdu. Bütün kapı pencereler hep onlara açıktı, yuvalarını istediği yere yaparlardı.

En sevdiğimiz yemek kuru fasulye pilav, giysilerimiz, pabuçlarımız Sümerbank, ata sporumuz güreşti. Olimpiyat ve Cihan şampiyonlarımız vardı. Ama yine de Atatürk bizim için baş pehlivandı.(Metin ve resim alıntıdır)

 

 

VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

Sütçüler’imizden Hasan Özsoy eşi Hacı Emine Özsoy’un vefat ettiği öğrenilmiştir. Cenazesi 18.07.2018 Çarşamba günü öğle namazının müteakip Eyüp Sultan Camii’nden kaldırılacaktır.

Merhumeye Allah’tan rahmet ailesine ve yakınlarına baş sağlığı dileriz.

İrtibat;Oğlu Erdoğan Özsoy; 0436 711 41 41     Kardeşi Bilgi; 0542 234 60 36 (Kasapoğlu)

‘Mini etekli kızı indir kaza yaparsın’ dedi ortalık karıştıİZMİT’te, halk otobüsüne binen Mehmet T., aracın ön yolcu koltuğunda oturan mini etekli, askılı tişörtlü genç kızı görünce sürücüye, iddiaya göre, “Sen bu arkandaki genç kızlarla kaza yaparsın? Böyle olmaz” diyerek, otobüsü karakolun önüne çekmesini istedi.

Yolcularlar birlikte Mehmet T.’ye tepki gösteren sürücü, otobüsü polis merkezinin önüne götürdü. Mehmet T.’yi dinleyen polis, insan hak ve hürriyetlerini hatırlatarak “Buna biz karışamayız” dedi. Genç kız olay nedeniyle büyük üzüntü yaşarken, taraflar birbirlerinden şikayetçi olmadı.(www.gun.haber.com)

KİRLİLİĞİN ÖNLENMESİ İÇİN POLİTİKALARIN GELİŞTİRİLMESİ PROJESİ BAŞLADI

Eğirdir Su Ürünleri Araştıma Enstitüsü tarafından Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı’na (BAKA) desteklenmesi için sunulan ve proje yürütücülüğünü SAREM Teknik Koordinatörü Cafer BULUT’un yaptığı ve 2018 Yılı Mali Destek Programları Küçük Ölçekli Altyapı Mali Destek Programı kapsamında kabul edilen “Eğirdir ve Kovada Gölü Evsel ve Zirai AtıklarınTespit Edilmesi ve Kirliliğin Önlenmesi için Politikaların Geliştirilmesi” isimli projenin sözleşmesi imzalanmıştır.
Toplam bütçesi 508.039,39 TL ve Söz konusu bütçenin 381.029,54 TL’si (75) Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı tarafından 127.009,85 TL’si (25) ise Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından karşılanacaktır.
Proje kapsamında genelde ülkemizin tamamı özelde ise Eğirdir ve Kovada Gölleri’nin hızlı, kolay ve güvenilir bir teknoloji ile izlenmesi ve bu anlamda ihtiyaç duyulan cihazların temin edilmesi, böylece daha etkin bir izleme, koruma sağlanarak ülkemize ve bölgemize önemli bir ekonomik katkı ve girdi sağlanması amaçlanmıştır. Ayrıca çevre kirliliğini önleyici eğitici faaliyetler ile çevremizin ve göllerimizin etkin kullanımına ilişkin farkındalığın artırılması sağlanarak ülkemize ve bölgemize önemli bir katkı ve girdi sağlanması hedeflenmiştir.(www.egidirses.com)

 

Bartholomeos ve Hıristiyanlar Eğirdir’de Fener Rum Patriği Bartholomeos, Pisidia Metropoliti Sotirios Trampas, çok sayıda papaz ve Hıristiyanlar Eğirdir’ geldi.

Klasik Müzik Festivali eğiticileri ve öğreticileri tarafından müzik dinleti gerçekleştirildi. Kilisede konuşma yapan Pisidia Metropoliti Sotirios Trampas, kilise ve tarihi hakkında ziyaretçilere bilgiler verdi.             Daha sonra Fener Rum Patriği Bartholomeos nir konuşma yaptı. Fener Rum Patriği Bartholomeos, “Sayın Belediye Başkanımız kısa bir teşekkür arz etmek istiyoruz. Siz bu kiliseyi dedelerimizin kilisesini restore etmekle diğer dinlere karşı olan saygınızı göstermiş oldunuz. Daha geniş olarak insanlığın müşterek değerlerine olan saygınızı göstermiş oldunuz. Bizler cemaat olarak, Hıristiyan olarak, Türk vatandaşı olan bizler ve diğer ülkelerden gelmiş olan Hıristiyan kardeşlerimizin adına sizlere şükranımızı sunuyoruz. Sizler bizden ne oy bekliyorsunuz ne de başka birşey bekliyorsunuz. Teveccühünüz ve yeni nesillere verdiğiniz dersten dolayı sizleri kutluyoruz. İleride bütün restorasyon tamamlandığı zaman ilgili makamların izinleriyle bugün gerçekleştiremediğimiz ayinimizi gerçekleştiririz. Bu bize büyük mutluluk verecektir. Bütün Eğirdirlilere hayır dualarımızı iletmenizi rica ediyoruz
Haber32 – Korkmadan, Cesurca!Eğirdir Yeşilada’da bulunan Ayastefanos Kilisesi’ni ziyaret ederek dua ettiler. Daha sonra Eğirdir Felekabad Restoranda yemek yediler. Yunanistan ve Kore’den gelen ekipler müzik dinletisi sundu.

Belediye Başkanı Ömer Şengöl de kısa bir konuşma yaptı. Başkan Şengöl, “Sayın patrik hazretlerinin dediği gibi bana oy falan vermezsiniz. Benim tüm hizmetlerim oy için değildir. Hepimizin tek rabbi olan Allah’ın rızası içindir. Bu nedenle dinsizlerde dahil tüm insanların Eğirdir’de rahat yaşamaları, Eğirdirde rahat gezmeleri için yasaların bana verdiği yetkiye dayanarak gerekli işlemleri yapıyoruz. 1922’de Ada’dan Yunanistan’a göç eden ailelerin torunları ve çocuklarıyla ahbaplıklarım var. Bu vesile ile hoşgelnidiz diyorum, sayın patrik hazretlerinin dediği gibi, Allah uzun ömür verir, kısmet ederse, tam teşekkül emiş bir kilisede tekrar bu insan oğullarıyla birlikte olmayı yüce Allah’tan diliyorum” dedi.
(Kaynak;Haber32 – )

SÜTÇÜLER HİDROELEKTRİK SANTRALI’NIN KURULUŞUNUN HATIRLATTIKLARI

  15 HAZİRAN 1995 TARİHİNİN HATIRLATTIKLARI

3096 sayılı yasaya istinaden “ Sütçüler Hes’nı tesisi edip,işletmek üzere kurulmuş ve halka açık şirket olan Sütçüler Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. nin makine teçhizat bölümünün finansmanda kullanılmak üzere bir-kaç bankaya kredi için müracaat edilmiş alınan olumsuz yanıtlar karşısında zamanının devlet büyükleri olan hemşehrilerimize konunun çözülmesi için yardımcı olmaları ricasında bulunulmuştu.

Bu meyandan olmak üzere, dönemde cumhurbaşkanı olan sayın Süleyman Demirel’e ziyaretimizde “size verecekleri bir avuç para “ şeklinde ifade kullanarak kredi miktarının çok küçük bir miktar olduğundan bunun kolay çözülebilecek bir konu olduğunu ima ederek bizleri uğurlamıştı. Cumhurbaşkanımızın bu ifadesine sevinen iki arkadaşımız sanki santralı(şirketin) kredisi çıkmış gibi bu ziyaretten adeta güle-oynaya ayrılmışlardı.Ben de “ şirketin kasasına bu para girmedikten sonra sevinecek bir durum yok” , dediğim için sevinen  o arkadaşlardan biri “ Devletin koca Cumhurbaşkanı böyle diyor,sen ne diyorsun? “, diye bana sitem dahi etmişlerdi.

Geçen zaman benim haklı olduğumu göstermiş bana bu konuda sitem eden arkadaşım sonra sen ne kadar haklıymışsın da demeyi de ihmal etmemişti.

O tarihte,Devletin yönetiminde bulunan bir diğer hemşehrimiz olan zamanın ekonomiden sorumlu sayın bakanına şirket olarak yaptığımız ziyarette santralın kredi ihtiyacı konusu kendisine  anlatılmış, kendisi de bunun çözümüne yardımcı olacağını söylemesine rağmen;

İş bir türlü sonuca gitmemiş, kendisine tekrar ulaşmak üzere makamında adeta günlerce kapısında nöbet tutmamıza ve daha önemlisi danışmanı hemşehrimiz ve halen Maliye Bakanlığı müsteşar yardımcılığı görevini başarıyla sürdüren   sayın İsa Coşkun’un da canı gönülden bu konunun çözümüne yardımcı olmayı istemesine de rağmen;

sayın sonucu öğrenmek adına sayın bakana bir türlü ulaşamıyorduk.

Nihayet;15 Şubat 1995 tarihinde Ankara’daki ISVAK’ta   (Ispartalılar Vakfı) yapılan “ Isparta’nın Dünü,Bugünü,Yarını “ başlıklı ve özellikle Isparta ekonomisini konu alan ve konuşmasında Isparta kurulu veya iş yapan halka açık şirket konusunda Sütçüler Enerji A.Ş.’den  hiç örnek vermeyip hep Aksu Enerji A.Ş. ni misal veren, çok kalabalık bir hemşehri topluluğunun bulunduğu sayın bakanın verdiği konferansın sonunda,çok zor da olsa Yönetim Kurulu üyesi arkadaşım (ki o tarihte diyaliz hastası olan ve bu hastalığına rağmen konuyu takipte bizleri hiç yalnız bırakmayan ) Sütçüler sevdalısı merhum Abdullah Bilgiç ve kardeşim Musa Doğankaya ile birlikte kapı çıkışına yakın bir bölümde sayın hemşehrimiz olan bakana çok zor da olsa ulaşabildik.

Son durumunu görüşmek üzere kendisinden tekrar randevu istediğimizde “Sizin işinizi Yap-İşlet-Devret Genel müdürüne söyledim

dedi ve yürüdü çıktı,gitti.

Başta danışmanı sayın İsa Çoşkun olmak üzere bizler,sayın bakanın arkasından baka kaldık.

Zira öyle bir genel müdürlük yoktu ve de hiç olmadı.

Mustafa Doğankaya

 

Ardıç Ağacıyla Ardıç Kuşu

Çok çok çok eskiden ülkelerden bir ülkede ormanlardan bir orman , bu ormanda da  bir ağaçcık varmış . Yaprakları ince iğnecikler halinde olan bu ağaçcığın kahverengi de kozalakları varmış . Şimdi hepiniz niye ağaçcık diyorsun ? İğne yapraklı ince yaprakları ve kozalakları olduğuna göre çam olmalı o ağaç diceksiniz biliyorum ;ama asıl sorun burdan çıkmış ya .
ardıç ağacı ardıç kuşu ile ilgili görsel sonucu
Bu ağaçcığın yaprakları iğne gibi olmasına iğne gibiymiş de kozalakları da varmış ; ama boyu çok kısaymış .Öteki kocaman kocaman çam ağaçlarının yanında minicik kalıyormuş . O yüzden de çok üzülüyormuş . Önceleri buna pek aldırdığı yokmuş ; ama kendini beğenmiş kocaman ağaçlar “Bodur” diye alay etmeye başlayınca , hele ” Şu ayak takımı çalıyı da kim soktu aramıza , şu boya bakın ağaçların yüz karası  .” diyince zavallının bütün günleri zehir olmaya başlamış . Onun bu halini gören ardıç kuşları ağaçcığa çok acıyorlarmış . Çünkü iyi niyetli yardımsever bi ağaçcıkmış o . Hele ardıç kuşlarına az yardımı dokunmamış . Öteki kendini beğenmiş ağaçların çoğu istemezmiş ardıç kuşlarını . Zaten o yüzden de aardıç ağacı ardıç kuşu ile ilgili görsel sonucurdıç ağacı diyorlar ya o ağaçcığa .

Ardıç kuşları hergün onun dallarına konar ona gezdikleri gördükleri yerleri anlatırlarmış . Ardıç ağacı da hiçbir ağaç boyu kısa olduğu için onunla konuşmadığı için kuş dostlarını dört gözle beklermiş. Ama kış gelince bütün ardıç kuşları güneye göç edermiş . İşte o zaman yapayalnız kalırmış ardıç ağacı . Koca bir kışı bütün çam ağaçlarının iğneli sözlerini dinlemekle geçirirmiş . Ardıç kuşları sevgili arkadaşları ardıç ağacının bu durumuna bi çare düşünmüşler ama bir şey bulamamışlar . Hatta bi kış güneye gitmeyip orda kalmayı da denemişler de başaramamışlar. Çünkü doğa ana onları soğuğa dayanıklı yaratmamış . O yüzden de o kış az kalsın donacaklarmış . Sonunda dayanamayıp yine güneye göç etmek zorunda kalmışlar . İlk baharda geri geldiklerinde doğruca doğa anaya gitmişler .
Doğa ana binlerce ardıç kuşunu karşısında görünce şaşırmış .”Ne oldu , niye hepiniz birden burdasınız ?” diye sormuş . O zaman ardıç kuşlarının başı sizden bir dileğimiz var diye başlamış söze. ” Bizim her yıl konakladığımız , bize yiyecek veren,  dallarında yuva yaptığımız bize ses çıkarmayan bir ağacımız var . Ama boyu biraz kısa öteki ağaçlar onunla alay ediyorlar . Ne olur bu işe bir çare bulun .” diye yalvarmış.

Sonra doğa anayı alıp gitmişler ardıç ağacının yanına . Doğa ana ağaçcığı görünce ” Niye boyunun uzamadığını şimdi anlıyorum , öteki ağaçla kökleriyle bütün toprağı kaplamışlar yeterli besin alamıyorsun üstelik boyun kısa olduğu için büyük ağaçlar güneşten yararlanmana da engel oluyorlar .
Ama üzülme sana öyle özellikler vereceğim ki bütün o kendini beğenmiş ağaçlardan üstün olucaksın . Çünkü yararlı olan güzeldir sen de yararlı bir bitki olucaksın . ” demiş . Sonra da yapraklarına güzel kokular sürmüş . Hele doğa ana ” Bundan böyle senin her şeyinden insanlar da yararlanacak ; ilaçlar yapacaklar hastalar için , kurşun kalem yapacaklar çocuklar için kısacası hem kuşların hem de insanların en sevdiği ağaç sen olacaksın. ” deyince ardıç ağacı sevincinden yemyeşil olmuş . O günden sonra da kendini beğenmiş ağaçların alaylarına hiç kulak asmamış . Hatta “Yararlı olan güzeldir ” diye düşünüp mutlu bile olmuş .(Alıntıdır)

 

GÖNÜL DOSTLARI MÜZİK TOPLULUĞU GEZİ GRUBU 2018

SAYIN GÜLER EROĞLU HANIM EFENDİ YÖNETİMİNDE ÇALIŞAN GÖNÜL DOSTLARI MÜZİK TOPLULUĞU

 

 

GEZİ GRUBU OLARAK GERÇEKLEŞTİRMİŞ OLDUĞUMUZ GÜLLER GÖLLER VE GÖNÜLLER DİYARI ISPARTA SÜTÇÜLER3DE GÜL TOPLADIKTAN SONRA KOVADA MİLLİ PARKINDA OTOBÜSTEN İNERKEN 27.MAYIS.2018

(VİDEOYU İZLEMEK İÇİN YAZI BAŞLIĞINI TIKLAYINIZ)

Lavanta Tarlaları Binlerce ziyaretçi ile şenleniyor

 

Keçiborlu ilçesine bağlı Kuyucak köyünde lavanta tarlaları mor renge büründü. Bu yıl yaklaşık 160 bin dolayında ziyaretçinin gelmesi bekleniyor.

Gün geçtikçe adını duyuran Kuyucak köyündeki lavanta tarlaları, evlenecek çiftlerin de düğün fotoğrafı çektirdiği mekan oldu.

Lavantaya yönelik ziyaretçi akınını değerlendiren köy halkı, lavantadan yapılan ürünleri satışa çıkarıyor.

Kafeterya tarzı işletmelerin de açıldığı köyde en ilgi çeken yer ise lavanta bahçeleri. Fotoğraf çekmek isteyen ziyaretçihenlerden ücret alınmıyor. Geçen yıl 140 bin turist ağırlayan Kuyucak köyünde bu yıl rakamın 160 bin dolayında olması bekleniyor.(www.isteisparta.com)

Editörün Notu;Sütçüler’imizdeki lavanta bahçelerinin de hasat zamanı yaklaştı.

Artık Lavanta sadece Kuyucak’ta değil Sütçüler’imizde de var.140.000 turist ağırlamış bu dönem sonu 160.000 olması bekleniyor.

ama henüz daha Turizm kısmı ne yazık ki     Y   O    K   . . .

 

23 Yıldır Dinmeyen Acı

Bugün 74 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketinin yıldönümü.

Senirkent Belediye Başkanı Erol Civelekoğlu, felaketin ardından 23 yıl geçmesine rağmen acı olayın üzüntüsünü hala yaşadıkların belirterek, felakette yaşamını yitiren 74 hemşerilerini asla unutmadıklarını belirtti.

Dağdan gelen selin yol açtığı felaketin izleri kısa sürede silindi ama kaybedilen 74 canın acısı hala yüreklerde tazeliğini korumaya devam ediyor. Bu felakette yaşamını yitirenler için yakınları gözyaşı dökerken, ölenler için mevlüt okutulup hatmi şerif indiriliyor.

TAM 23 YIL GEÇTİ…
Bilindiği gibi Senirkent ilçemiz 13 Temmuz 1995 günü meydana gelen sel felaketi ile sarsılmıştı. 74 vatandaşımızın yaşamını kaybettiği bu acı olayın ardından tam 23 yıl geçti. Dağdan gelen selin yol açtığı felaketin izleri kısa sürede giderilmeye çalışıldı. Ancak felakette kaybedilen 74 kişinin acısı ise hala dün gibi tazeliğini koruyor. Senirkent’te bir daha böylesi felaketlerin yaşanmaması için gerekli önlemler alındı ve selin geldiği dağlık alan kısa sürede ağaçlandırıldı ve hayvan otlatmaya kapatıldı. Devlet, felaket sonrası Senirkent’in tahrip olan alt yapısını yeniden inşa etti ve ilçede bu felaketin yaraları kısa sürede sarıldı.

YÜZLERCE EV HASAR GÖRDÜ…
Senirkent’te 13 Temmuz 1995 tarihinde saat 20.10’da Kapı Dağına yağan yağmurun önüne kattığı çamur ilçe merkezine akması sonucu büyük bir sel felaketi meydana gelmişti.

74 vatandaşımızın hayatını kaybettiği bu olay sonunda 209 ev oturulamaz hale gelirken, Devlet tüm imkanları seferber ederek gerekli yatırımları süratle başlatmış ve bunun sonucunda felaketin açtığı zararlar giderilmişti.a sürede sarıldı. (www.ajans32.com)

GÜL VE AROMATİK BİTKİ ÇİFTLİĞİ

Gülyağları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından Dinar Yüksel ve Belenpınar Köyleri sahası içerisinde 2008 yılında başlatılan organik aromatik bitki (gül, lavanta, biberiye, kekik, papatya ve adaçayı) üretim projesi bugün meyvelerini vermeye başladı. Bölge açısından son derece önemli olan proje hakkında açıklamalarda bulunan işletme müdürü İrfan Cihan, toplam 3315 dekar alanda faaliyetlerine devam ettiklerini belirterek şöyle konuştu; “İşletmemizde 800 dekar gül, 100 dekar kekik, 30 dekar biberiye, 5 dekar ada çayı, 2 dekar lavanta ve 75 dekar yağı çıkarılabilen Alman papatyası ekimi bulunmaktadır. Burada yetiştirilen tüm ürünler işlenerek mamule dönüştürülmek üzere Keçiborlu Senir kasabasında bulunan fabrikamıza gönderilmektedir.”

MİLLİ EKONOMİYE 500 BİN DOLAR KATKI 2017 yılında 155 ton gül çiçeği, 5 ton kekik, 2 ton adaçayı üretimi gerçekleştirerek milli ekonomiye 500 bin dolarlık katkı sağladıklarını söyleyen İrfan Cihan konuşmasına şöyle devam etti; “Bu sene iklim şartları çok şükür iyi gitti. İnşallah böyle devam eder. Gül çiçeğinde yaklaşık 180 ton rekolte beklentimiz var. Lavanta ve biberiyeden Allah’ın izniyle bu sene verim almaya başlayacağız.(www.haber32.com)

59 MYO Bölümüne SIFIR Kontenjan

ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ’NDE
KONTENJAN VERİLMEYEN MYOLAR VE BÖLÜMLER

ÖK, geçen yıl tercih edilmeyen veya az tercih edilen bölümlere bu sene için kontenjan vermedi. Bu kapsamda meslek yüksekokullarında SDÜ’de 4, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nde de 55 bölüme kontenjan verilmedi. Az da olsa yeni bölümler de açıldı.

Sütçüler Prof. Dr. Hasan Gürbüz Meslek Yüksekokul’nda kontenjan verilmeyen bölümler ise : Ekoturizm, Acil Durum ve Afet Yönetimi, Posta Hizmetleri.(www.ajans32.com)

 

ŞAR DERESİNDE TRAFİK KAZASI

Eğirdir – Sütçüler arası Karadiken Şar Deresi Köprüsünde meydana gelen tek taraflı kazada 1 kişi öldü 1 kişi yaralandı. Bir şirkete ait soğuk zincir nakliye kamyonunun bir anda fireni patladı. Kontrolü sağlayamayan sürücü dağın eteğine büyük bir hızla çarparak durabildi. Sürücü olay yerinde hayatını kaybederken araçta bulunan 1 kişide yaralandı. Çevreden geçenler tarafından jandarmaya haber verildi, olay yerine kurtarma ekipleride sevk edildi. Sürücünün cansız bedeni morga kaldırıldı. Yaralının tedavisi ise sürüyor. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. Kemal ERBEN – EĞİRDİR

 

Sütçüler’imizde trafik kazası

Trafik Kazası 1 ölü 1 yaralı Sütçüler ilçesi Karadiken Köprüsü mevkiinde trafik kazası meydana geldi.

Edinilen bilgiye göre Sütçüler ilçesi Karadiken Köprüsü mevkiinde meydana gelen trafik kazasında 1 kişi hayatını kaybederken, 1 kişi ise yaralandı. Yaralıya ilk tedavi olay yerine gelen 112 acil ekipleri tarafından yapıldı. Meydana gelen kazadan dolayı yol bir süre trafiğe kapatıldı.

Eğirdir – Sütçüler arası Karadiken Şar Deresi Köprüsünde meydana gelen tek taraflı kazada 1 kişi öldü 1 kişi yaralandı. Bir şirkete ait soğuk zincir nakliye kamyonunun bir anda fireni patladı. Kontrolü sağlayamayan sürücü dağın eteğine büyük bir hızla çarparak durabildi. Sürücü olay yerinde hayatını kaybederken araçta bulunan 1 kişide yaralandı. Çevreden geçenler tarafından jandarmaya haber verildi, olay yerine kurtarma ekipleride sevk edildi. Sürücünün cansız bedeni morga kaldırıldı. Yaralının tedavisi ise sürüyor. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. Kemal ERBEN – EĞİRDİR

Kazada vefat edene Allah’tan rahmet yaralı olan kazazedeye geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

 

 

VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

 

İlçemiz MÜEZZİNLER Köy muhtarI Mustafa Acar’ ın Annesi, Yazılı Kanyon işletmecisi Bekir Acar ve Bekircan Acar ın babanneleri Ayşe ACAR tedavi gördüğü Isparta Şehir Hastanesinde vefat etmiştir.

Merhumenin Cenazesi 12 Temmuz 2018 PERŞEMBE günü saat 11:00’da MÜEZZİNLER CAMİ’SİNDE kılınacak Cenaze Namazı sonrası Aile kabristanlığında defnedilecektir
www.sutculerimiz.com adlı web sitesi yazı ailesi olarak Merhumeye Allah’tan Rahmet Kederli ACAR Ailesine, yakınları ve sevenlerine Başsağlığı Dileriz…

İrt: Oğlu Muhtar Mustafa ACAR 0536 971 15 64 Oğlu Osman ACAR 0535 895 64 67

(Selim Müftüler-Belen Camii)

M U T L U L U K L A R

Sütçüler’imizin Erenler Mahallesinden Nuriye ve Celal Bayer oğulları İBRAHİM BAYER bugün Ankara Altınpark Seyr-i Alem Düğün Salonunda yapılan bir törenle ŞULE ÇELİK     ile evlenmiştir.

www.sutculerimiz.com web sitesi yazı ilesi olarak genç çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz.

Not; aynı çiftin 14 Temmuz Cumartesi günü Sütçüler’imiz Kent Ormanında düğünlerinin tekrarı vardır.

Lavanta Deresi Türkiye’nin bütünlük açısından en büyük lavanta tarlası. Akçaköy’de başlayan lavanta hasadına turistlerin de yoğun ilgisi var.

Bütünlük açısından Türkiye’nin en büyük lavanta tarlası olduğu belirtilen Burdur’un Yeşilova ilçesindeki Akçaköy Lavanta Deresi’nde, hasat başladı.

Lisinia Doğa Proje Merkezi’nin bünyesinde, tek parselde 370 dekar arazide ekimi gerçekleştirilen lavanta tarlası için hasat töreni düzenlendi.

Burdur Valisi Hasan Şıldak’ın da katıldığı hasatta, bazı ziyaretçiler de uçsuz bucaksız mor tarlada fotoğraf çektirdi, lavanta topladı.

Protokol üyelerinin ve vatandaşların birlikte gerçekleştirdiği lavanta hasadı, renkli görüntülere sahne oldu.

Burdur Valisi Hasan Şıldak, tek parselde, bu kadar geniş bir alanda lavanta üretildiğine dikkati çekerek, bölgenin pek çok tarımsal özellikli faaliyetlere öncülük ettiğini dile getirdi.

Şıldak lavantanın, parfümeri, ilaç sanayisi ve sabun yapımında kullanılan nadide bir bitki olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:

“Lavantanın belli özelliklerinden biri de uzun ömürlü bir bitki olması. Bir başka özelliği ise suya ihtiyaç duymadan taşlı, kıraç bir arazide var olabilmekte. Çok bereketli bir bitki. Burada yapılan faaliyetlerin, üretim alanının, yıldan yıla Burdur’da gelişmekte olduğunu görmekteyiz. İnsanlarımız bu üründen elde ettikleri gelirin farkına vardıkça lavanta üretimi yaygınlaşıyor. Birden çok ürün elde edilen bir bitki. Bizim bugün burada bulunmamızın sebebi, bu üretimin bölgemizde yaygınlaşmasını sağlamak adına farkındalık oluşturmak.”

Lavanta üretiminin yaygınlaşması amacıyla her türlü desteği vermeye hazır olduklarını aktaran Şıldak, “Burdur’da kültürel miras olarak baktığımız çok önemli destinasyonlar var. Sagalassos, Kibyra, Salda Gölü gibi dünyaya mal olmuş marka değerlerimiz var. Bunları çeşitlendirme adına turizmin destinasyonları içinde lavanta da yer almaya başladı. Bu kapsamda ciddi bir ziyaretçi trafiği de bölgemizde yaşanıyor.” diye konuştu.

Merkezin kurucusu Veteriner Hekim Öztürk Sarıca da lavantanın susuz yetişebilen bir bitki olduğunu belirterek tarlanın 3 yaşında olduğunu söyledi.

Sarıca, toplamda 2 bin 300 dekarlık alanda, tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği yaptıklarını, bunun 1500 dekarının lavanta olduğunu ifade ederek “Lavanta hasadı 2 ay sürecek ancak burada fotoğraf çektirmek isteyen ziyaretçiler için ağustosun sonuna kadar gerekli alan bırakılacaktır.” dedi.

Bu yıl ki lavanta hasadıyla, 2 tona yakın lavanta yağı elde etmeyi amaçladıklarını vurgulayan Sarıca, bu üretimin büyük bir kısmının Avrupa ülkelerine satışını yapacaklarını sözlerine ekledi.(www.tarımtv.gov.tr)

SİLİVRİLİ ÜRETİCİLER LAVANTA HASATINA HAZIRLANIYOR

Silivri Belediyesi Tarımsal Üretim ve Araştırma Merkezi’nde Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği Kursu’na katılarak sertifikalı üretici olan Silivrili çiftçiler, lavanta hasatına hazırlanıyor.

Tarımsal üretim çalışmalarıyla yerel yönetimlerde örnek kalkınma modeli oluşturan Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, çiftçiye yol gösterici olmayı sürdürüyor. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yıl da hem tıbbi ve aromatik bitkilerde, hem de sebze ve meyvede fide-tohum desteği sağlanan Silivrili çiftçiler, hasata hazırlanıyor. Silivri Belediyesi Tarımsal Üretim ve Araştırma Merkezi’nde açılan Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiriciliği Kursu’na katılarak sertifika sahibi olan üreticiler, bitki yetiştiriciliğini titizlikle sürdürüyor.(Kaynak;www.silivri.bel.tr)

YUKARIDAKİ HABERDEN E ANLAŞILACAĞI ÜZERE LAVANTA SADECE KEÇİBORLU KUYUCAK’TA YETİŞMİYOR.SİLİVRİDE BELEDİYENİN NEZARETİNDE YETİŞİYOR VE (TÜRKİYE’DE BELKİ BİR İLK OLABİLİR) ÜRÜNÜNÜN BELEDİYE TARAFINDAN DA ALIM GARANTİSİ VAR.

Silivri Belediyesi 57. Yoğurt Festivali başlıyor. 12-13-14 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek festival bu sene de turnuvalar, yarışmalar, dans gösterileri, konserler ve çeşitli etkinliklerle dopdolu geçecek.

YOĞURT FESTİVALİ’NE HAZIR MISIN SİLİVRİ?

Silivri yoğurdunu tanıtarak, bu kapsamda yapılacak etkinliklerle ilçede ekonomik ve sosyal canlılık yaratmanın hedeflendiği Silivri Yoğurt Festivali’nin bu yıl 57.’si kutlanacak. 12-13-14 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek festivalde turnuvalar, yarışmalar, dans gösterileri ve konserler ve bu yıl ilk kez gerçekleşecek ‘ColorFest’ yer alacak. Geleneksel Yoğurt Yeme ve Mayalama Yarışmalarının yapılacağı, çocuklara özel oyun alanlarının yer alacağı festivalde ‘Doğal Kent Silivri’ adıyla, ilçeye özel yerel ürünlerin satışa sunulacağı bir alan oluşturulacak. Festivalde Manga, Merve Özbey, Yeni Türkü, Zakkum, Buray ve İlyas Yalçıntaş sahne alacak. 

EN RENKLİ YARIŞMALAR BU FESTİVALDE

Üreticileri teşvik etmek ve Silivri’nin meşhur tadını yaşatmak adına yapılan Geleneksel Yoğurt Mayalama Yarışmasında katılımcılar en güzel Silivri Yoğurdu için yarışacak. Yarışmada birinciye 1000 TL’lik, ikinciye 750 TL’lik ve üçüncüye de 500 TL’lik Arçelik Hediye Çeki armağan edilecek. Festival sahnesinde gelenekselleşen Yoğurt Yeme Yarışması’nda, katılımcılar yoğurt kâsesinin içinde altını bulmak için yarışacak. Festivalin açılış kortejinde ise kostümler yarışacak. En renkli kostümü tasarlayan birinciye 2500 TL, ikinciye 2000, üçüncüyü de 1000 TL hediye edilecek. Festival kapsamında Dalgakıran Mevkiinde altın hediyeli Deniz Etkinlikleri ve Ödüllü Yarışmalar gerçekleştirilecek. En güzel sesin seçileceği Silivri’nin Sesi Yarışması’nda birinci olan kişi festival sahnesinde konser verecek.

57.YILDA COLOR FEST COŞKUSU

Birçok ülkede gerçekleştirilen ve boya festivali olarak bilinen ‘Color Fest’ etkinliği, Silivri Belediyesi 57. Yoğurt Festivali etkinlikleri kapsamında 14 Temmuz’da Silivri’de gerçekleşecek. ‘Yoğurda renk kat’ sloganıyla hayata geçecek festivalde, katılımcılar tamamı organik gıda boyalarını birbirlerinin üzerine atarak boya savaşı yapacak, canlı müzik eşliğinde eğlenecek. Color Fest, 57. Silivri Yoğurt Festivali’nin son günü Mimarsinan Köprüsü yanında 12.00’de başlayacak. DJ canlı performans müzik eşliğinde renkli oyunlar, yarışmalar, dans şovları gibi birçok etkinliğin ve ikramların yapılacağı Color Fest’in finalinde, binlerce kişi gökyüzüne fırlatacağı boyalarla gökkuşağı oluşturacak. (Kaynak;www.silivri.bel.tr)

Bizlerin yoğurt festivali yoktu ama yıllar önce Hemşehrilerimizce İstanbul’da yapılan AYRAN FESTİVALİ vardı. Acaba ne oldu.?

Bu yıl 30. su yapılan adına şenlik değin festival değin ne derseniz deyin aman iyi sahip çıkalım artık başkası yok.Bunu ilk başlatanların hakkını teslim etmek lazım. Festivali o tarihlerde hangi zorluklarla başladıklarını iyi bilmek gerekir. Kendilerinden Allah razı olsun.

 

Eğirdir SES Lavanta Bahçelerindeydi

Turizm Patlaması Yaşanıyor. Ahmet YETKİN’İN Görüntüleri ve Haberi.

Türkiye’nin çiçek bahçesi Isparta’da sıra Lavanta’da. Mayıs’ın ilk haftası zambak tarlasında zambaklar tomurcuklanıp açar birbirinin peşisıra. Zambak kokar Keçiborlu, Kuyucak Köyü kırsalı.

Sonra zambak zamanı geçer, Gül zamanı başlar ve Tüm Isparta güllerle donanır. Isparta’nın köyleri, kasabaları pembe gül bahçeleri ile renklenir, gül kokularıyla konuşlanır yer gök. Haziran ortasın da Gül zamanı biter ve lavantalar baş gösterir Isparta tarlaların da mora, lavanta kokusuna bulanır her yer. Lavanta Zamanının tam ortasındayız Temmuz başından başlayıp Temmuz sonun da nihayete eren Lavanta mevsimi Ağustos başında lavanta hasadı ile sona erer.

Yurtiçinden ve yurtdışından binlerce ziyaretçisi olan lavanta bahçeleri bu günler de en yoğun günlerini yaşıyor. 4 Yıl öncesine kadar tek bir bakkalın bulunduğu Kuyucak Köyün de son bir kaç yılda açılan kır kafeleri, lokantalar, pansiyonlar, hediyelik, hatıra eşya satış reyonları Turizmin ve tanıtımın gücünü gösteriyor. Bu yıl Temmuz ayı boyunca haftasonları Isparta Köy Garajından kalkan Lavanta tur otobüslerinden haberiniz varmı? Artık lavantalara sadece otomobili olanlar değil herkes ulaşabilecek.

Şimdilik sadece  Cumartesi, Pazar günleri Kalkan lavanta otobüsleri gidiş-geliş 25 TL’ye Kuyucak Köyüne yolcu taşıyor. Hafta sonları saat;10,12,14  olmak üzere günde 3 sefer yapan otobüsler saat 14.00 ve 19.00’de  dönüş yapıyorlar. Bu uygulamanın önümüzdeki yıl lavanta mevsimi boyunca her gün yapılmasını diliyor bu turu düzenleyen Keçiborlu Belediyesine halkımız adına teşekkür ediyoruz. Lavanta zamanından sonra turislerimizi ve misafirlerimizi Sakin Şehir Turizm Cenneti Eğirdir’imize de bekliyoruz.. Tabiki GÖL Zamanınıda unutmamak gerekir…

Kaynak: Editör: Mürsel ERBEN

Etiketler: Eğirdir, SES, Lavanta, Bahçelerindeydi,(www.egirdirses.com)

Tarihi Pınar Pazarı 22 Temmuz’da başlıyor

eğirdir,egirdir haber,akın gazetesi

İlçemizde 800 yıldır kurulan tarihi Pınar Pazarı yüzlerce yıllık geleneği sürüyor.

Eğirdir’de yılın belirli dönemlerinde geleneksel olarak Pazar günleri kurulan Pınar Pazarı Panayırı bu yıl 22 Temmuz Pazar günü başlayacak. Panayırın yapılacağı alanda Eğirdir Belediyesi ekiplerinin çalışmalarını hızlandırdığı öğrenildi.

Eğirdir Belediyesinden verilen bilgiye göre; 22 Temmuz 2018 Pazar günü açılacak olan Pınar Pazarı, 14 hafta boyunca devam edecek olup 21 Ekim 2018 Pazar günü sona erecek.

Her yıl yaz sonunda kurulan ve yaklaşık üç ay süren pazarda, Eğirdir ve çevresindeki köylerde üretilen ürünlerin yanısıra kurulan açık hava lokantalarında bölgeye özgü tandır kebabı da satılıyor.

 

Meyveden sebzeye, züccaciyeden giyim eşyasına bir çok ürünün satıldığı pazar, Eğirdir’e 7 kilometre uzaklıktaki Pınar Pazarı Mahallesindeki mesirelik alana kuruluyor. Her hafta Pazar günleri kurulan pazarda geçmişte günde 2 bin 500 ila 3 bin civarında keçi ve koyun satılırken, yöredeki dağ köylerinde yaşayan Yörükler için buluşma yeri işlevini de görmüş.

Pınar Pazarı her hafta çevre il ve ilçelerden gelenlerin yoğun ilgisini çekiyor. Ekim sonuna kadar Pazar günleri kurulacağı belirtilen tarihi Pınar Pazarında Eğirdir ve çevresindeki köylerde yetiştirilen her türlü sebze ve meyvenin yanısıra yöreye özgü ekmeklerin tadına bakıp, kır lokantalarında tandır kebabı yiyebilir, kahvelerde çay içebilirsiniz.

Nuri Güngör’ün hazırladığı Eğirdir Ansiklopedisi’nde; ilk kez 1204 yılından itibaren bölgeye yerleşmeye başlayan Türklerin kurduğu tahmin edilen tarihi pazarın, Akpınar köyünde yaşayan Yılanlı Musa Ağa’nın girişimleriyle başladığı belirtiliyor.

(AKIN www.egirdirakingazetesi.com )

 

ZAMANA YENİK DÜŞEN GEÇMİŞTEKİ SÜTÇÜLER’İ MİZDEKİ SU DEĞİRMENLERİ

  • Çarşı kenarında Ağa Yusuf’un değirmeni.
  • Değirmendere Karalı Büvetin üstünde Değirmenci Osman Ağa’nın değirmeni.
  • Biraz daha aşağıda bulunan Değirmenci Mehmet Ali Ağa’nın değirmeni.
  • Sütçüler Hidroelektrik Santralı’nın yerinde Çatak’lı İsmail Ağa’nın değirmeni. (Kaynak;Mehmet Ali Poyraz)
  • Eskiden değirmene öğütülmek üzere üzere götürülen buğdayı unundan öğütme hakkı karşlığında değirmenci aldığı bir pay vardı. Bunun adı da hak idi.

“ HAK DEĞİRMENDE “ sözü de buradan gelmektedir.(Fotoğraf alıntıdır)

BAŞ SAĞLIĞI VE GEÇMİŞ OLSUN

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü ve açık hava

Dün Tekirdağ’ın Çorlu İlçesinde meydana gelen tren kazasında hayatlarının kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da geçmiş olsun ve acil şifalar dileklerimizi iletiyor,

Bir daha böyle kaza göstermemesini Yüce Allah’tan temenni ediyoruz.(Fotoğraf alıntıdır)

 

KIRINT’DA KÖPRÜDEN ARABA UÇTU

Eğirdir'de İnanılmaz Kaza!...

Eğirdir Kırıntı Köyü yakınlarında bulunan Kırıntı-Sütçüler Köprüsünde akşam saatlerinde inanılmaz bir kaza meydana geldi. 07 AGZ 60 Plakalı araç kontrolden çıkarak köprüden kanala uçtu. Araçta bulunan 6 kişi yaralandı. Olay yerine ambulanslar ve jandarma ekipleri ulaştı. Yaralılar  Eğirdir Kemik Eklem Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Durumu ciddi olan 1 kişinin Isparta’ya sevk edildiği öğrenildi. Köprüden kanala uçan araç kurtarıcı ile çıkarıldı. Olayla İlgili soruşturma başlatıldı. (Kemal ERBEN – EĞİRDİR/www.egirdirses.com)
Kaynak:www.egirdirses.com Editör: Mürsel ERBEN

 

Her yıl bu mevsim aynı manzara

Her yıl bu mevsim aynı manzara

ANTALYA’nın Döşemealtı ilçesinde renklerinin pastelleşmesi için tarlalara serilen yüzlerce halı, güneş ışınlarının yakıcı etkisiyle bambaşka bir renk alıyor. Halılarla örtülü onlarca dekarlık alan, renkli ve farklı motiflerle görsel bir şölen sunuyor.

Antalya’nın ‘kuzey yıldızı’ olarak anılan Döşemealtı ilçesi, temmuz ayının gelmesiyle halı tarlasına dönüşüyor. Nem oranının kent merkezine göre düşük, güneş ışınlarının daha yakıcı olması nedeniyle halılar, renklerinin pastelleşmesi için tarlalara seriliyor. Yüzlerce el ve makine dokuması halı ile kilim, önce steril havuzlarda yıkanıyor. Temizlenen halı ve kilimler, onlarca dekarlık alanda 1 aydan 3 aya kadar bekletiliyor. Halılar daha sonra Türkiye’nin yanı sıra Avrupa ve İran, Afganistan’a ihraç ediliyor. Birbirinden özel motiflerde süslenmiş halılar, pastelleşen yeni renkleriyle göz kamaştırıyor.

3 AY GÜNEŞTE BEKLETİLENLER OLUYOR

Halı tarlasında yıllardan beri çalışan ve ekip başı olan Ayşe Akbaba (49), halıların temmuz ayı ile ilçelerine gelmeye başladığını, ortalama 3 ay burada kaldığını belirtti. Akbaba, halı ve kilimlerin tüccar vasıtasıyla kendilerine ulaştığını anlattı. Yaşadıkları bölgenin sıcağının daha yakıcı olması ve düz alanlara sahip olması nedeniyle bu işlem için Döşemealtı’nın tercih edildiğini dile getiren Akbaba, “Halılar bize ilk geldiğinde önce yıkanır. Bir süre dolaplarda bekletilen halıların tozu alınır. Ardından güneşe çıkarıyoruz. Yeterince güneşte bekletildikten sonra, yeniden tozu alınıp yıkanıyor” dedi.(www.gunhaber.com)

YEŞİL SÜTÇÜLER

 

ŞEF SAYIN GÜLER EROĞLU HANMEFENDİ YÖNETİMİNDEKİ

GÖNÜL DOSTLARI TÜRK HALK MÜZİĞİ TOPLULUĞUMUZ EŞLİĞİNDE

MUSTAFA DOĞANKAYA

SESLENDİRİYOR

BESTE; YEŞİLYURTLU OZAN HİLMİ ÖZDEMİR (ANA BAŞLIĞI TIKLAYINIZ)

Hedef 500 Bin Ziyaretçi

Lavanta turizmi için Kuyucak’ta altyapı çalışmalarının tamamlandığını dile getiren Vali Şehmus Günaydın, bu sene 500 bin turist beklediklerini dile getirdi.

Vali Günaydın, “Kısa bir süre içerisinde lavanta turizmi için gelen ziyaretçi sayısı 50 bini geçti. Lavantanın güzelliğini görmek isteyen vatandaşlarımızın gecikmeden, sezon bitmeden mutlaka Isparta’yı ziyaret etmelerini bekliyoruz” dedi.

Vali Şehmus Günaydın, devam eden lavanta turizmiyle ilgili değerlendirmede bulundu. Lavantanın sadece kozmetikte kullanılmadığını aktaran Vali Günaydın, lavanta turizmi açısından da ciddi çalışmalar yapıldığını söyledi. Vali Günaydın, “Misafirlerimiz Kuyucak’ta gün geçirmek için konaklama imkanına kavuştular. Ziyaretçilerimize yeme-içme konusunda ciddi hizmet verecek yerler açıldı. Özel sektöre bu alanda destekler verdik. Ulaşım konusunda altyapımızı tamamladık ve lavanta sezonunu açtık.

Isparta olarak bu sene en az 500 bin ziyaretçiyi bekliyoruz. Kısa bir süre içerisinde lavanta turizmi için gelen ziyaretçi sayısı 50 bini geçti. Lavantanın güzelliğini görmek isteyen vatandaşlarımızın gecikmeden, sezon bitmeden mutlaka Isparta’yı ziyaret etmelerini bekliyoruz çünkü bu görsel şöleni kaçırırlarsa bir sene beklemek zorunda kalacaklar” dedi.

Lavanta çeşidini değiştirdiğimiz zaman üreticilerimize çok büyük bir katkı olacak. Daha önce bahsettiğimiz lavantanın yağını 15-20 avroya satarken, yeni lavanta türünün yağını 100-120 avroya satacakları için üreticimiz daha fazla kazanç elde edecek” şeklinde konuştu.www.haber32.com

ESKİLERDE GELİN KONVOYU

Yıllar yıllar önce şimdiki gibi özel arabaların henüz bulunmadığı zamanlarda gelinler önce ata bindirilerek alınır, sonraları da yukarıda resimde de görüldüğü gibi kamyonlarla alınır, kamyonlarla konvoy yapılır KUMLUK’a (şimdiki Kent ormanı, stadyum) gidilir ve gelin konvoyu da oradan geri dönerdi.

Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğraf Salih Altıntaş ve Fatma Altıntaş’ın gelin konvoyu .Burada istisna olarak kamyonların arasında Ankara’dan gelen ticari ford marka merhum İsmail Doğankaya’ya ait gelin arabası var.

Yukarı Mahalle Camiinin minaresinden ve muhtemelen 1965 yılında çekildiğini düşünüyoruz.

(Şimdi gelin konvoyuna eşlik eden araç sayıları önemliymiş ve bunlar konuşuluyormuş.)

Soldaki Davut’un sağda yukarıdaki Ahmet Özcan’ın evleri

İŞTE SİZLERE BAŞKA BİR SÜTÇÜLER TÜRKÜSÜ

SUTCULEİRİN BAHÇELERİ KOZLUKTUR VEYSEL

SÜTÇÜLER’İN BAHÇELERİ

KOZLUKTUR

Bu türküyü yıllar önce Sütçüler’imizde öğretmenlik yapmış bir bayan yakmış. Bunu bana Rıdvan Ertan hoca verdi. Kendisine ayrıca teşekkür ediyoruz. Bu türküyü bugüne kadar hiç duymamış olabilirsiniz, beğeneceğinzi umarız.(Türkünün sözlerine baktığımızda gurbetin zulmünden ve yolun olmamasından bahsetmesi dikkatimizi çekiyor. Ayrıca Rıdvan hoca bu türkü ile ilgili biraz daha bilgi verirse seviniriz.)

30 Aralık 2017 tarihinde ISVAK’ta (Ispartalılar Vakfında) öğrencilere yılbaşı hediyesi olarak muhteşem bir konser veren koro şefi ve ses sanatçısı hocam sayın GÜLER EROĞLU hanımefendiye ve saz ir kez daha teşekkürü borç bilirim.(TÜRKÜYÜ DİNLEMEK İÇİN ANA BAŞLIĞIN ÜZERİNİ  TIKLAYINIZ)

SÜTÇÜLER 10 TANE KUYUCAK 20 TANE SÜTÇÜLER’İMİZ 10 TANE KUYUCAK 20 TANE GÜNEYKENT EDER

 23.Aralık.2017 Tarihinde yapılan “ EKOKÖY BEYDİLLİ VE SÜTÇÜLER “ konulu toplantıda ISVAK başkanı Ahmet Şahlan özetle şöyle konuşma yapmıştır.                         “ Isparta’da Sütçüler’de yetişen değerli hemşehrilerimiz düşüncelerini bu kürsüde ifade ederlerse bunu da seçilmişlerimize, atanmışlarımıza sivil toplum örgütü olarak önlerine koyarsak Sütçüler 10 tane Kuyucak,20 tane Güneykent eder.

Sütçüler’imizde ne eksik? Güzel topraklar var ama mermer deldi geçti. Mermere değil de katma değer bırakan güzelliklere imkân vermemiz lazım.

Kuyucak lavantada meşale oldu. Güneykent gülde kıvılcım çaktı meşale oldu. Bu yıl 600 otobüs gitmiş.(Güneykent’e gül toplamaya giden 600 otobüsten biri aynı yere gül toplamaya giden bizim otobüsümüzdür)

Sütçüler’imizde ne eksik. Güzel topraklar var ama mermere değilde katma değer bırakan güzelliklere imkan vermek lazım.

Tarihinden istifade ile batının hıristiyan dünyasını buraya getirmemiz işten bile değil. Ama bizim de haberimiz yok, onların da haberi yok. İnanıyorum ki bu konuyu ciddi bir şekilde işlersek Türkiye genelinde işlersek,Türkiye genelinde medyaya yazılı basına yansıtabilir bunu diri tutabilirsek hakikaten meşale meşaleler olur.

BU (SÜTÇÜLER’İMİZİ) UZAK DOĞLULUKTANKURTARIR. ÜLKEMİZİN ÇAĞDAŞ BİR İLÇESİ HALİNE GETİRİRİZ. “

Demiştir.

(Fotoğtaflarda Mayıs ayında Şefimiz sayın Güler Eroğlu yönetiminde çalışan Gönül Dostları Müzik Grubu olarak Sütçüler’imizin Belen Mahallesinde gerçekleştirdiğimiz ve ilçemizde bir ilk olduğunu düşündüğümüz turistik gezimizde olarak gül toplamamızla ilgili resimleri görmektesiniz.)

ISVAK BAŞKANI SAYIN AHMET ŞAHLAN’IN DEDİĞİ GİBİ

BATI ANADOLU’NUN UZAK DOĞUSU

              SÜTÇÜLER’İMİZ

10 TANE KUYUCAK 20 TANE GÜNEYKENT EDER “

ÇİÇEK İLE SEVGİNİN BULUŞTUĞU ŞEHİR”

Bağlar Mahallesinde 3000 sığınmacı yaşıyor

Isparta’nın köklü mahallelerinden Bağlar’da nüfusun yüzde 20’si sığınmacılardan oluşuyor. Mahallede en çok Afganistanlı ve İranlı göçmen misafir bulunuyor. Mahalle Muhtarı, sığınmacılara yardımcı olabilmek adına en çok kullandığı kelimelerin Farsçası’nı öğrendi.

Türkiye’nin Afganistan, İran, Sudan, Somali ve en son Suriyeli’lere kucak açıp, misafirperverliğini ve dost ülke olduğunu ortaya koyması Isparta’yı da etkiledi. Çok sayıda Afgan, İranlı, Sudanlı, Somalili ve Suriyeli vatandaş Isparta’ya yerleşti. Bazı mahallelerde sığınmacı nüfusu toplam nüfusun yüzde 20’sine kadar ulaştı.

Isparta’da sığınmacı nüfusunun en fazla olduğu yerleşim merkezlerinden birisi Bağlar. Isparta’nın en eski ve köklü mahallelerinden Bağlar’da toplam nüfus 8 bin, sığınmacı nüfusu ise 3000. Nüfusun yüzde 207si sığınmacı vatandaşlardan oluşan Bağlar’da en çok Afganlar bulunuyor. Daha sonra sırasıyla İranlı, Sudanlı, Somalili ve Suriyeli vatandaşlar Bağlar Mahallesi’nde ikamet ediyor.

Bağlar Mahallesi Muhtarı Yaşar Aydemir, nüfusunun yüzde 20’sinin sığınmacılardan oluşması nedeniyle yaşadığı dil problemini aşmak için ilginç bir yol buldu. Farsça dilini kullanan Afganistan, İran, Sudan ve Somalili sığınmacılar için dil öğrenmeye karar veren Muhtar Aydemir, kısa zamanda amacına ulaştı. Muhtar, Farsça sözlük ve teknolojik imkanları kullanarak en çok ihtiyaç duyduğu kelimelerin Farsçasını öğrendi. Öğrendiği farsça kelimeler sayesinde mahallesindeki sığınmacı misafirlerin sorunlarına çözüm bulabildiğini belirten Aydemir, “sığınmacı kardeşlerimizin sorunları belli. Bize belli konularda başvuruyorlar. Bebekleri için bez, mama, kömür, odun, gıda yardımı gibi konularda geliyorlar. Ben de bu kelimelerin Farsçasını öğrendim. Şu an rahatlıkla iletişim kurabiliyoruz” diye konuştu.(www.isteisparta.com)

 

SÜTÇÜLER’İMİZDE BAĞ İŞLEYENLERİN SON TEMSİLCİLERİ

SÜTÇÜLER’İMİZDE BAĞ İŞLEYENLERIN SON TEMSİLCİLERİ.SİZİN GİBİSİ ARTIK KALMADI.
NE MUTLU SIZLERE Kİ ATA TOPRAĞINI HALA İŞLİYORSUNUZ.
KEŞKE BAŞKALARI DA SİZLERİ ÖRNEK ALABİLSEYDI.
KOLAY GELSİN SİZLERE.
YALIN AYAK GEZDİĞIMİZ O YERLERDE İYİ Kİ SİZLER VARSINIZ.
KARPUŞTALAR KELİFLER HALA YERINDE DURUYORLAR MI?
YA SALİH DAYIMIN ŞELALESİ VE BUZ DOLABI HALA ORADA MI.
MAYIS AYINDA KURULAN GÜL İSLEYEN İMBİKLER GÜL KOKAN DERELER HALA DURUYOR MU? 
O GUNLERIMIZI HATIRLATMAGA VESILE OLDUGUNUZ ICIN DE AYRICA TESEKKURLER..

EMİNE POYRAZOĞLU,HATİCE (ÖZCAN) VE FATMA (ÖZCAN) KARDEŞLERE..

(Meryem Porazoğlu’na teşekkürler …)

HAVUZLU KAHVE ÖNÜNDE OTURANLAR

Bu fotoğraf,1950’li yılların başlarında belediyenin sıra dükkanlarının alt tarafında Yukarı Mağarbaşından gelen sularla dolan ve ilçede elektrik olmadığından dolayı da  meşrubat için buz dolabı görevi de yapan merhum İbrahim Doğankaya (Kaptan İbrahim) tarafından işletilen kahvehanenin önündeki havuzun başında çekilen hatıra fotoğrafını göstermektedir.

Kişiler içerisinde tanıdık bir kişiye rastlayamadık. Herhalde hepsi memur olsa gerek.

(Bu havuz ,cami tarafından çay bahçesine girişte merdivenlerin sol tarafında hala bakımsız bir şekilde tarihe tanıklık edecek şekilde  yerinde durmaktadır)

YER ;DEĞİRMENDERE KARALI

TARİH;12.08.1975

Soldan sağa soldan ikinci Saadet Doğankaya,kucaktaki çocuk Çetin Doğankaya,Nevin Doğankaya, Gülsüm Doğankaya,Selma doğankaya ,öndeki çocuklar merhume Ayla Pınarbaşı (yüzü eğik) Ethem Altıntaş ve Muammer Doğankaya.(Soldaki merhume Ünzile Bayer olabilir )

 

Babalar ve Oğullar

1940’lı Yıllar! Zamanın Milli Eğitim Bakanının kapısı çalınır. İçeriye 2

genç girer. Gençlerden biri; “Babacığım, okulumuzu bitirdik, notlarımız

da yeterli. Milli Eğitim Bakanlığı bursundan yararlanarak kalan

eğitimimizi yurt dışında tamamlamak istiyoruz! Bize bu bursun

verilmesine ön ayak olur musunuz?” diye sorar. Bakan, bir müddet

düşündükten sonra;-“Oğlum sen çık! Arkadaşın kalsın!” der. Oğul

çıktıktan sonra odadaki gence dönerek şöyle söyler.”Bak evlat ben Milli

Eğitim Bakanı olarak oğlumu yurt dışına gönderirsem, her ne kadar

bunu hak etse de yanlış anlaşılır. O yüzden oğlumu gönderemem, ama

senin bu bursu almana yardımcı olacağım, hadi hayırlı olsun”der. Genç

dışarı çıkar ve arkadaşına,”Can, sana bir iyi bir kötü haberim var.

Baban benim için burs talimatı verecek ama senin gelmene razı

olmadı.” der. Bakanın oğlu bunun üzerine, cebinden bir mendil çıkarıp

içindeki parayı arkadaşına uzatır.”Madem ben gelemiyorum al bu

parayı senin olsun. Olurda bir gün yurt dışına gidersem lazım olur diye

biriktirmiştim.” Bu hikâyedeki Milli Eğitim Bakanı, oğlu büyük şair Can

Yücelin anlatımıyla çağın en güzel gözlü Maarif Müfettişi Hasan Ali

Yücel’dir. Bakanın yurt dışına göndermediği genç de oğlu

CanYücel’dir.

 Yurt dışına gönderdiği genç ise daha sonra dünyanın en

önemli beyin cerrahı olacak Gazi Yaşargil’ dir. Ve Yıl 2014 ! Bir Halk

babalar ve Oğullarla ilgili trajediyi izlemektedir.

Bir Halk uyandırılmaya çalışılmakta. Yada şöyle demek daha doğru,

Yıllardır halkı beraber uyutan iki ortak artık karşılıklı isyan bayrağını

çekmiş ve birbirlerinin ne kadar ahlaksız olduklarını yarışırcasına

kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Halkın vekilleri halktan olmadıklarını

göstermek için ellerini havaya kaldırıp önüne geleni kabul etmekte,

noterlik görevini de birileri GÜL’erek yerine getirmektedir. Aradan 70

yıl geçmiş. Sonuç mu? Bir gazete yazarının yolsuzluklarla ilgili twit’i

kahredici gerçeği tekrar tekrar bize göstermektedir. “Bu gün biri

sordu, kaset doğru olsa ne derdin? Dedim ki, dindarlar zekatını

yoksullara ulaştırmak icin Başbakana vermişler olabilirler” diye yazdı.

Son günlerin moda şaşkınlık cümlesiyle tamamlayalım. Bazen İnsan

gerçekten hayret ediyor… Saygılarımla.

(kaynak;www.sondakika32.com/Havva Dinçtürk/27.02.2014 fotoğraf alıntıdır )

BİR ZAMANLAR SÜTÇÜLER VAKFI BAYANLAR KOLU

1994 Yılında kurulan Sütçüler Vakfı’nın büyüğümüz sayın Şaziye Özsüt başkanlığında kurulan ve uzun süre gerek öğrencilere burs, ihtiyaç sahiplerine yardım vb. gibi sosyal faaliyetlerini sürdürmüş olan bayanlar kolu.

Oturanlar soldan sağa Sevim Bilgiç, Ümmühan Sever arkasında büyüğümüz ve başkan Şaziye Özsüt ve sağda önde oturan Ümmühan Doğankaya.Başkanın yanındaki Şennur Türkyılmaz Başkanın solundaki Hanife Ergüven,onun solundaki Melahat Ergüven .

Siz Hiç Gül Topladınız Mı?

TOBB’un düzenlediği ‘Türkiye’nin Girişimci Kadın Gücü Buluşması’ etkinliği için Akdeniz Bölgesi’nde Adana ile Isparta tercih edildi. Kadın Zirvesi’ni Isparta’ya getiren güç ise KAGİK Başkanı Gözde Çağlar’ın bu sözü oldu:

Türkiye’nin gül bahçesi Isparta’nın mayıs ve haziran ayında sunduğu gül toplama fırsatı kent tanıtımı ve turizmine önemli katkı sağlamaya devam ediyor. Bu özellik, önemli toplantılarda Isparta’nın tercih edilmesini de sağlıyor.

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nun Türkiye’nin çeşitli illerinde organize ettiği ‘Girişimci Kadın Gücü Buluşması’ etkinliği için Akdeniz Bölgesi’nde 2 il öngörüldü. İstanbul’da illerin belirlendiği toplantıya katılan Isparta KAGİK Başkanı Gözde Çağlar, söz isteyip ‘Türkiye’de ölmeden önce yapılması gereken 100 şeyden birisi Isparta’da gül toplamaktır. Siz hiç sabah 6’da kalkıp, gül bahçesinde gül topladınız mı? Topladığınız gülün suyunu kendi ellerinizle çıkardınız mı’ diye konuştu.,

Türkiye’nin lavanta bahçesi Isparta’da lavanta hasadı başladı.

 

Ferhat Kaya
Keçiborlu’nun Kuyucak köyünde 200 çiftçinin bin 500 dekarda yetiştirdiği lavanta, Isparta’nın yeni markası ve yükselen değeri oldu. 1 dekar lavanta bahçesinden 100 kilograma yakın kuru çiçek elde edilen ürünün 60-70 kilogram çiçeğinden 1 kilogram yağ üretilebiliyor.

Kuyucak’da yetişen lavanta Türkiye üretiminin yüzde 80’ini karşılıyor
Isparta Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Cenk Şölen, geçen yıl 2 bin 236 dekar alanda 292 ton lavanta çiçeği üretildiğini belirtti. Şölen, “Lavantanın tanıtılması için Keçiborlu Kaymakamlığı tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Anadolu Efes’in desteklediği “Lavanta Kokulu Köy” projesi hayata geçirilmiş olup, proje halen devam etmektedir. Lavanta yetiştiriciliğinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için Bakanlığımız tarafından çeşitli projeler uygulanmaktadır. Bu kapsam da Bakanlığımız Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen “Itri ve Tıbbi Bitkiler ile Boya Bitkileri Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında 2016 yılında yürütülen Lavanta Demonstrasyonunun kurulması için 162 bin Adet lavanta fidesi Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü tarafından üretilmiş, üretilen fideler demonstrasyonda kullanılmak üzere Sütçüler İlçesi Aşağı Yaylabel Köyü ve Çobanisa Köyündeki çiftçilere dağıtılmıştır. Dağıtım esnasında çiftçilerimize lavanta yetiştiriciliği, bakım, besleme ve hasat konularında eğitimler verilmiştir ve verilmeye devam edilmektedir” dedi.
Lavantada bu yıl mevsim şartları sebebiyle hasat mevsiminin 10-15 gün erken başladığını kaydeden Şölen, buna rağmen rekolte beklentisini yüksek olduğunu sözlerine ekledi.(Alıntıdır)
(FK-SÇ-Y)

 

SÜTÇÜLER ENERJİ SANAYİ VE TİCARET A.Ş. BİLDİRİSİ

SÜTÇÜLER ENERJİ VE SANAYİ  TİCARET A.Ş. YÖNETİM KURULU BİLDİRSİ

(TEKRAR)

Sütçüler hes 01 Ekim 2016 Tarihli Genel Kurul Toplantısında, yaklaşmakta olan işletme dönemi sonunda da işletmeye devam edilmesi isteği belirtildi. Sayın Ahmet Ergüven , Rıdvan Ertan ve diğer bazı hemşehrilerimiz bunun üzerinde durdular. Bunun eninde sonunda bir para gerektireceği ve santral değerinin 2 milyon dolar civarında olabileceği belirlendi. Bunun bir kısmının devletten olan alacaklarımızın mahsubu ve işletme dönemi sonunda Şirket mevcutlarında kalması beklenebilecek 700-750,000.-TL ile karşılanabileceği yönetime belirtildi ve kalan büyük meblanın ortaklarca karşılanması gerekeceği tespit edildi. Yn.krl.Bşk Mustafa Özsüt 50,000 dolarlık pay alabilecek en az 20 ortağın kendilerini yazdırmasını istedi. Sadece Sayın Mahmut Bilgiç ve Ümmühan Doğankaya taahhütte bulunabileceğini belirtti. Görüşmeler sonunda, bu meblanın toplanmasının mümkün olmadığı tespit edilmiş oldu. Yani, konu yönetim ve bir iki hemşehrinin altından kalkabileceği bir şey değildi.

Durum böyle belirlenmiş olmasına rağmen,özelleştirme ihalesi çıkınca , konu tekrar detaylı olarak ele alındı. Bizi etkileyen su rejimleri sebebiyle üretim azalırken Türkiye elektrik üretim artışı nedeniyle enerji fiyatların çok düştüğü, ihaleye girilse bile 5 milyon tl üzeri bir bedelin karlı olmayacağı tespit edildi.Bu fiyat ihale psikolejisinde çok kolay aşılacak bir rakam olduğundan ve idare sözleşmesi haklarımızı çiğneyerek özelleştirmeye gitmesine dava açmış olduğumuzdan (yani hem ağlar hem yapar durumuna düşmemek için)ihaleye girmeme kararı verdik. Nitekim ,ihalede 8,620,000.-TL riski fiyat çıktı!

İşletme dönemi sonunda (bu yaz sonu ) personel kıdem tazminatları ödendikten sonra kalan paralarımızın ortaklara dağıtılması planlanmıştır.Ayrıca, idareden olan alacaklarımız vardır. Sulh yoluyla tahsili için son gayretler yapılmaktadır. Olmazsa dava konusu olacaktır .Dava konusu olsa dahi, tüm teknik, hukiki ,idari alt yapı profesyonel biçimde hazırlanmış durumdadır.

YÖNETİM KURULU

 

 

 

NOSTALJİ ŞİİRİ İSMAİL SARIŞAHİN

İnişli yokuşlu bir arazi yapısına sahip Sütçüler’imizde şimdilerde nerdeyse her evin kapısı önünde bulunan araba yerine eskiden kapaltında her türlü taşıma işlerinde kullandığımız bir eşeğimiz vardı.

Çok uzun süre Yeşil Sütçüler gazetesini yayın hayatında tutmak suretiyle Sütçüler’imiz kültürüne önemli katkılarda bulunan İsmail Sarışahin eşeklerimizle ilgili yazdığı bu güzel şiiri sizlere sunuyor,kendilerine sağlıklı ömürler diliyoruz.

 

 

Uluborlu’da kiraz festivali coşkusu

Uluborlu’da kiraz festivali coşkusu

42’ncisi düzenlenen geleneksel Uluborlu kiraz festivali görkemli bir şekilde kutlanmaya devam ediyor.

Bugün saat 15:00’de demokrasi şehitleri meydanına saygı duruşu ve istiklal marşı okunarak başlayan festival kortej eşliğinde festival alanına kadar mehter eşliğinde yürüyüş düzenlendi. Mehter ve Sdü halk oyunları gösterileriyle başlayan festival daha sonra protokol üyelerin konuşmalarıyla devam etti.

AŞIRI YAĞMURLAR NEDİYELE KİRAZLARIN KALİTESİ

Kiraz üreticisinin bu yıl talihsiz bir sezon geçirdiğini ifade eden  Belediye Başkanı Mehmet Ünverdi, mevsim şartları nedeniyle kirazlarda zarar oluştuğunu belirti. Ünverdi, yaptığı konuşmanın büyük bölümünü üreticinin sorunları hakkında yaptı. Başkan Ünverdi, kiraz üreticisinin bu yıl talihsiz bir sezon geçirdiğini ifade etti. Mevsim şartları nedeniyle kirazlarda zarar olduğunu ve bu konuda yetkililerden, Milletvekillerinden destek istedi.

STANDLARA ÇATLAMIŞ KİRAZ KONULDU Başkan Ünverdi, “Festivali yapıyoruz fakat kirazda hasar var. Üretici umduğunu bulamıyor, birçok ürün toplanmadan dalında kaldı. Bu ortamda neden festival yapıyorsunuz derseniz; bu bir kültür, bu bir gelenek bunu da sürdürmemiz gerekiyor. Ama bu yıl ki festivalimizde kirazın tanıtımının yanı sıra yaşanan sorunları dile getireceğiz.(www.haber32.com)

 

 

(Fotoğraf Mustafa Doğankaya)

Eğirdir Gölünde Boğulma

Eğirdir Mahmatlarda meydana gelen boğulma olayında 11 yaşındaki R.Ç. ailesinin gözü önünde boğuldu.

Şırnak’lı aile Antalya’ya tatile gitmekte iken Eğirdir’e yaklaştıklarında Eğirdir Gölü’nün cazibesine dayanamayarak Mahmatlar Köyünde göl kenarında mola verdiler. Serinlemek için göle giren 11 yaşındaki R.Ç bir anda gözden kayboldu. Durumu fark eden babası R.Ç’yi gölden çıkardı. Olay yerine gelen ambulansla Eğirdir Kemik Eklem Hastanesine kaldırılan R.Ç.’nin durumu ciddiyetini koruyor. Şu anda Isparta SDÜ Tıp Fakültesi yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veren küçük çocuğun ailesi bu olaydan sonra adeta yıkıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

(www.ajans33.com) Kemal ERBEN EĞİRDİR

 

Türkiye’nin Doğal Fotoğraf Stüdyosu

Isparta’da günden güne gelişen lavanta turizmi, artık düğün turizmine dönüştü. Hayatlarını birleştiren çiftler, Türkiye’nin doğal fotoğraf stüdyosu olarak bilinen Kuyucak’ta lavanta tarlalarına gelerek en mutlu anlarını burada ölümsüzleştiriyorlar. 

“Tüm dünyadaki bitki severleri bekleriz” 

Lavanta sezonunun bu yıl 15 Haziran’dan itibaren başladığını ve görsellik üzerine bu sezonun 20 Temmuz’a kadar, 20 Temmuz’dan 25 Ağustos’a kadar ise hasat ve distülasyon üzerine devam edeceğini belirten Avcı, “Dünyada Fransa’dan sonra en yoğun lavanta bahçelerinin olduğu ikinci bölgeyiz. Bizim farklılığımız lavanta çiçeğimiz. Lavantanın görselliği güzel. Bu görselliği başka bir bitkide görme şansınız yok. Biz, lavantayı koku olarak ön plana çıkarıyoruz. Kuyucak’ta şu rüzgarın estiği bir ortamda, hiç kimsenin ‘Ben bu kokuyu duymadım’ deme şansı yok. Onun için sadece Türkiye için değil, tüm dünyadaki bitki severlerin, aromaterapi üzerine merakı olanların, kokulu bitkiler üzerine ‘acaba’ diye kafasında soru işareti olan herkesin mutlaka ve mutlaka lavantayı görmesini tavsiye ederim” şeklinde konuştu. 

 “Çok doğru bir tercih olduğunu fark ettik” 

Antalya’nın Alanya ilçesinde düğünleri sonrası 3 saatlik yolculuğun ardından fotoğraf çekimi yaptırmak için Isparta’daki lavanta bahçelerine gelen genç çift ise hayran kaldıklarını ifade etti. Damat Erhan Çelik, “Alanya’dan geliyoruz. Burayı tercih ettik. Çünkü, bu anımızı ölümsüzleştirebileceğimizi düşündük. Geldikten sonra da çok doğru bir tercih olduğunu fark ettik, şu an mutluyuz. Kesinlikle 3 saatlik bir yoldan geliyoruz ama kesinlikle buna değdi ve gelecek kişilere de burayı tavsiye ediyorum” dedi. 

Damat Çelik, “Burası görsel olarak çok güzel. Yol imkanları bakımından, Alanya’dan gelmemize rağmen hiçbir zorlukla karşılaşmadık. Anayola çok yakın konumda olan bir yer. Gelecek olanlar da hiçbir zorlukla karşılaşmayacaklar. Tüm gelin ve damatları, yeni çiftlerimizi buraya bekleriz” diye konuştu.  

“Bu doğal güzelliği gördük, gerçekten gelmemize ve görmemize değdi” 

Düğünlerinde fotoğraf çekimi için internetten araştırma yaptıklarını dile getiren gelin Hatice Ersoy ise, “İnternetten yaptığımız araştırmalarda yurt dışından birçok insanın buraya geldiğini ve fotoğraf çekildiğini gördük. İnsanlar çok uzak yerlerden buraya geliyorlar ve biz yalnızca 3 saat uzaklıkta bir yerden buraya geldik. Bu doğal güzelliği gördük, gerçekten gelmemize ve görmemize değdi. Herkese burayı tavsiye ediyorum. Geldiklerinde keyifli vakit geçireceklerdir, mutlu günlerini bu şekilde ölümsüzleştireceklerdir” ifadelerini kullandı. (www.ajans32.com)