27 Mart 2017 Pazartesi - 11:18:58
  • Kayıt ol
    *
    *
    *
    *
    *
    (*) Isaretli alanlarin doldurulmasi zorunludur

  • images/stories/slider/


    BAHAR

    B  A  H  A  R

    Gök masmavi, yer yemyeşil

    Sular berrak ışıl ışıl

    Kuşlar şakrak cıvıl cıvıl

    Geldi bahar, şirin bahar.

    Baharın havası temiz

    Semada çınlasın sesimiz

    Haydi, hep beraber söyleyiniz

    Geldi bahar, şirin bahar.

     

    Mustafa Uzelli

     

    SÜYAD HALI SAHA 14. FUTBOL TURNUVASI

    SÜYAD HALI SAHA 14. FUTBOL TURNUVASI BAŞLADI

    Süyad halı saha 14. Futbol turnuvası bugün yapılan bir törenle başladı.

     

    www.sutculerimiz.com web sitesi yazı kurulu olarak takımlarımıza başarılar

    dilerken,bu organizasyonu gelenekselleştiren SÜYAD yöneticilerine

    ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.

     

    KARALI GÖLETİ

    K  A  R  A  L  I           G  Ö  L  E  T  İ

    Değirmendere deyince akla ilk gelen yer muhakkak ki “KARALI” dır.Sütçüler’imizde yazın  bunaltan  sıcağında gidip yüzerek serinleyebileceğimiz tek yer orasıdır.

    Sütçüler’imizin yaşamış olduğu sel felaketini yaralarının sarılması için

    yapılan çalışmalardan olan “ sel kapanı “ imalatı için lüzumlu olan

    kumu Çobanisa ovasından temin eden müteahhit firmanın bu

    çalışmasından dolayı almış olduğu kumların arta kalanları   ve çakıl

    taşlarının zaman içerisinde Karalı’yı doldurmuş olmasından dolayı

    buranın eski güzelliği kalmamış olmakla birlikte çocukların ve

    gençlerimizin serinleyebileceği        yerlerin başlarında gelmektedir.

     

    Karalı, bilindiği gibi kayanın (Adı Tintoru olarak bilinir)üzerinden uçan

    bir suyun geniş bir alana yayılarak meydana getirdiği küçük bir gölettir.

    Bir çok hemşehrimiz yüzmeyi orada öğrenmişlerdir. Tintoru’dan

    atlamak bu yüzmenin en güzel ve havalı tarafıdır. Çok eskiden

    Tintoru’nun derinliği söz konusu olduğunda “ bir minare boyu”

    şeklinde ifade edilmekteydi. Ayrıca burada bir de “ girdap”ın

    varlığından  da söz edilirdi.

    Ayrıca Değirmendere’ye yani KARALI’ya yüzmeye gidenler giderken

    veya yüzme dönüşünde yol üstündeki bağlardan meyve veya

    sebzeleri izinsiz bir şekilde kopararak yerlerdi. Bir-kaç gün sonra bir

    vesile ile bağına gelen mal sahiplerinden bazıları  üzülür, bazıları

    ilenir ve bazıları da ailesine şikayet etmek üzere kimlerin yaptığını

    tespit etmeğe çalışır, bazıları da ses çıkarmazdı. (İlenç;beddua)

    Diğer taraftan bazı aile büyükleri çocuklarının Değirmendere’ye

    gitmelerine izin vermemesine rağmen  ailelerinin sözünü dinlemeyen

    bazı çocuklar  kaçak olarak gider yüzer gelir, bazıları ise de aile

    izin vermediği için yüzmeye gidemezlerdi. Yüzmeye gidenler

    geldiklerinde yüzmelerini ballandıra ballandıra arkadaşlarına

    büyük bir zevkle anlatırlar, yüzmeye gidemeyen arkadaşlarının

    canlarını çektirilerdi.

    O tarihlerde yaz aylarında başka türlü serinleme  imkanı yoktu. Bu

    bakımdan KARALI çok itibar edilen bir yer olmasına rağmen bu göletin

    nasıl bir özellik taşıdığı veya göletin hangi bölümünün ne kadar

    derinlikte  olduğunu bilmeyenler için bu büvet halen dahi bile

    çok büyük bir risk taşımaktadır.

    Geçmişte de bu ve benzer sebeplerden dolayı çok kişinin boğulduğunu biliyoruz.

    Çok büyük bir bölümü Sütçüler Hidroelektrik Santralı iletim kanallarına

    alınmasın rağmen bu aylarında Değirmendere ırmağından yılın en

    yüksek debili suyu geçmekte olduğunu da unutmamak gerekir.

    Sütçüler’imiz Prf.Dr.Hasan Gürbüz Meslek Yüksek Okulu 1. Sınıf

    öğrencisi arkadaşı ile birlikte serinlemek üzere ilk defa yüzmek için

    girdiği düşündüğümüz KARA’lıda bu göletin  bu özelliğini

    bilmediği için boğulduğunu tahmin ediyoruz.

    ÖLÜMÜN VAKTİ YOK SEBEPSİZ ÖLÜMDE YOK .

    ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİ ARKADAŞIMIZ KARALI'DA BOĞULARAK VEFAT ETMİŞTİR

    ALLAH RAHMET EYLESİN MEKANI CENNET OLSUN İNŞALLAH

    AİLESİNE VE ÜNiVERSİTELİ ARKADAŞLARIMIZA SABIRLAR DİLİYORUZ

     

    Not;Olup olmadığını bilmiyoruz ama,şayet yoksa buraya mutlaka

    İKAZ İÇEREN BİR YAZI “ konulmasını gerektiğini yetkililere hatırlatıyoruz.

    (Adnan Yılmazsoylu'ya teşekkürlerimizle)

     

    VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

     

     

     

    VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

    Sütçüler Prf.Dr. Hasan Gürbüz Mesiek Okulu

    Maliye 1.sınıf öğrencisi HAYDAR ERDEM’in

    ilçemizde geçirdiği  bir kaza sonucunda  vefat ettiğini üzüntü ile

    öğrenmiş bulunmaktayız.

    www.sutculerimiz.com yazı ailesi olarak, merhuma Allah’tan rahmet,

    kederli ailesine,arkadaşlarına ve tüm sevenlerine baş sağlığı

    ve sabırlar diliyoruz.

     

    ÖĞRENCİLERİMİZ İÇİN TAZİYE MESAJI

    Öğrencilerimiz İçin Taziye Mesajı

     

    Üniversitemiz Şarkikaraağaç Meslek Yüksekokulu Öğrencisi Ramazan Ercan geçirdiği kalp krizi sonucu, Sütçüler Meslek Yüksekokulu Öğrencisi Haydar Erdem de geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybetmiştir. SDÜ ailesi olarak aramızdan erken ayrılışlarının derin üzüntüsünü duyduğumuz öğrencilerimize, Allah’tan rahmet kederli aileleri ve yakınlarına sabır diliyoruz.

     

    SÜTÇÜLER PRF DR HASAN GÜRBÜZ MYO OKULU ÖĞRENCİSİ BOĞULARAK HAYATINI KAYBETTİ

    SDÜ öğrencisi boğularak hayatını kaybetti

    Sütçüler Prf.Dr.Hasan Gürbüz M.Y.O.öğrencisi boğularak

    hayatını kaybetti

    Isparat'nın Sütçüler ilçesinde küçük bir gölete serinlemek için giren 18 yaşındaki üniversite öğrencisi Haydar Erdem boğularak can verdi.
    Sütçüler ilçesi Yeşildere Karaali mevkisinde bulunan küçük bir gölete arkadaşı ile serinlemek için giden 18 yaşındaki Süleyman Demirel Üniversitesi Sütçüler Prof. Dr. Hasan Gürbüz Meslek Yüksekokulu Maliye 1. sınıf öğrencisi Haydar Erdem yaklaşık 7 metre derinlikteki gölete atlayış gerçekleştirdi. Erdem’in boğulduğunu gören arkadaşı hemen 112 Acil Servis Ambulans ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırılan Haydar Erdem tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
    Haydar Erdem’in Ankaralı olduğu ve cenazesinin yapılacak otopsisin ardından memleketine gönderileceği öğrenildi. (Kaynak;www.medya32.com)

     

    TÜRKİYE'DE ŞU AN SAAT KAÇ

    Türkiye'de şuan saat kaç?

    Türkiye'de şuan saat kaç?

     

    Avrupa'nın saatleri 1 saat ileri almasıyla Türkiye'de bazı akıllı telefonlar

    kendisini otomatik olarak güncelledi. Pazar sabahı işe ve dershaneye

    gidenler ise yine saat mağduru oldu.

     

    ENDİŞELERİN DİKKATE ALINMASU DİLEĞİYLE

    ENDİŞELERİN DİKKATE ALINMASI DİLEĞİYLE,TEŞEKKÜRLER

    EĞİRDİR KENT İNİSİYATİFİ'nin açıklamasıdır...

    Eğirdir’in Tarihinde ilk defa  rekor bir  katılımla Eğirdir’in Tarihine ve Doğasına sahip çıkıldı Tarihi Eğirdir Garının ve tren yolunun ulaşım hizmeti vermek üzere restore edilerek aktif hale getirilmesini ve buranın kesinlikle yapıya açılmaması için başlatılan imza kampanyasında change.org. gönderilen ve  bize ulaştırılan  toplu  imza sayısı  iki bini aşmıştır.

     

    Bu kampanyanın imalarının teslim edileceği kurum: Eğirdir Kaymakamlığı, TCDD’ dır. Bu kampanyaya destek veren herkese EKİ olarak teşekkür ederiz.
    Bazı yetkililerin nereden çıktı bu kampanya ,böyle bir şey yok demektedir. Bu kampanya, yıllardır Eğirdir de “kamu yararı adına” birçok doğal-tarihi alanlar, yapılarla işgal edilmiştir. Bu işgalleri ve sonuçlarını yıllar içerisinde yaşanan birçok örnek verilebilir. Eğirdir de; başlangıçta Sağlık Ocağı; Düğün Salonu, Polis Karakolu vb. yapılmakta, zaman içinde buralar imara açılarak spekülasyon aracı olarak devamında 8-10- katlı apartmanlar yer almakta, şehir çevresinde şehrin doğasını boğan sağlıksız, yoğun yerleşmeler oluşturulmaktadır. Eğirdir de  yerleşim yerinin yeterli olmadığı öne sürülerek kent içinde İstasyon, Altınkum Mahalleri ve Poyraz-Lodos  Sahil Yollarında  ve gerekse Dağların eteklerinde yapılan işgaller, kent merkezlerini yaşanamaz hale getiren Çarpık Kentleşmenin en büyük sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır.

    (Tarihi Eğirdir tren köprüsü)

    Eğirdir de yapılaşma illaki kent merkezinde olmak zorunda değildir. Eğirdir’e 3-5 km. uzaklıktaki yerlerde yerleşimler yapılabilecektir. Bu nedenle, son günlerde Eğirdir Tarihi Tren Garı’nın hangi projeye dahil edileceğinin tartışılması Eğirdir Halkını rahatsız etmektedir.  Bu rahatsızlığa; yukarıda örnekleri verilen, yasal olmayan yapı–dolgu işgalleri, bu işler Eğirdir de hep böyle olmakta dedirtmiştir.

    Anılarıyla ve tüm tarihsel mirası ile Tarihi Eğirdir Garının gar olma özelliği ile korunması gerektiği konusundaki düşüncelerimiz tazeliğini koruyor. Binlerce metrekarelik bir alanın söz konusu olduğu Eğirdir Tren Garı üzerinde pek çok konu işlendi: kongre vadisi olması, sanat merkezi olması ve son olarak üniversite yerleşkesi olması… Tartışılan bu projelerin hepsi önceki yıllardaki gibi uzun vadede bu alanın betonlaşmasına neden olabilecek projelerdir. Eğirdir’in nadir kent içi yeşil alanlarından biri olan bu alanın betonlaşması hem ekolojik dengenin bozulmasına hem de tren garının sahip olduğu güzergahın harap edilmesine yol açacaktır. Tarihi Tren Garının kendine has özellikleri ile işlevli hale getirilecek projeler kapsamına alınmasını yıllardır dile getiriyoruz. Eğirdir Tren Garı konusundaki düşüncelerimiz değişmedi: buranın tren garı olarak kendi özelliklerini korumasını hala savunuyoruz. Eğirdir Tarihi Tren Garı, Tarihi Demirköprü ve yol hattının çevresinin çeşitli projeler adı altında betonlaşmasına karşı çıkılmıştır.

    Bu konuda  gösterilen hassasiyete, ilgi; “Kamu Yararı”  öne sürülerek dünya mirası olan Eğirdir’imizin çarpık kentleşmesini- betonlaşmasını istememektedir. Yetkililerin imza veren insanlarımızın ve halkımızın bu tür endişelerini dikkate alacağını ümit ediyoruz
    Saygılarımızla … EĞİRDİR KENT İNİSİYATİFİ (Alıntı)

    EDİTÖRÜN NOTU

    Eğirdir ve Eğirdir tren garı bizler  içinde çok önem taşımaktadır. Karayolculuğu henüz daha başlamamış iken Sütçüler’imizden Ankara ve İstanbul’a veya İstanbul ve Ankara’dan Sütçüler’imize gelip gitmek için gerçekleştirilen   bu yolculuklar hep kara trenle Eğirdir istasyonundan yapılırdı.

    Başka bir değişle Eğirdir tren istasyonu adeta sılayı gurbete, gurbeti de sılaya bağlayan bir köprü idi.

    Bu bakımdan o dönemleri yaşamış olan hemşehrilerimizin Eğirdir’de ve Eğirdir tren istasyonunda büyük hatıraları vardır.Onun için  bu istasyon sadece Eğirdir’liler için değil bizler içinde çok önemlidir.

     

    BEN TÜRKÜYÜM

    hilmi özdemir ısparta ile ilgili görsel sonucu

    Ben Türküyüm

    ben türküyüm

    yüreklerde kabarır kağıda dökülürüm

    dillerde coşarım

    ritim tutturduğum olur bazen

    bazen de gözlerden yaş getirdiğim

    ben türküyüm

    bağlamanın perdesinde

    kavalın, sipsinin deliklerinde

    kemençenin tellerinde hayat bulurum

    dümbeleğin, davulun sesinde

    hareketlenir

    tulumun ,gaydanın sesinde

    hüzünlenirim

    ben türküyüm

    Anadolu denilen bu topraklarda

    Biri mırıldansa, bir alet tıngırdasa

    Belli oluverir yörem

    Dile getirildiğim yerdenimdir artık

    Hiçbir bölge yabancılamaz beni

    Bazen hüzünlendirir, ağlatır

    Bazen de coşturur oynatırım

    25/10/2007

    Yılmaz TURPCU

     

    TIP BAYRAMINA HEMŞEHRİMİZDEN ÖZEL BESTE

    (Fotoğraf Mustafa Doğankaya)

    Tıp Bayramı'na HEMŞEHRİMİZDEN özel beste

    Erol AKKIR/ANTALYA, (DHA) - ANTALYA'da oturan halk ozanı 61 yaşındaki Hilmi Özdemir, 14 Mart Tıp Bayramı'na özel beste yaptı.

    Göller Bölgesi Yazarlar ve Şairler Derneği Başkan Yardımcısı Hilmi Özdemir, sağlık çalışanlarının uğradığı şiddeti protesto etmek için 'On Dört Mart' adıyla beste yaptı. Hemşire olan eşi Belma Özdemir'i 2013 yılında kaybeden Hilmi Özdemir, tüm zorluklara rağmen yılın her günü, günün her saati görev yapan sağlık çalışanlarının hoşgörülü tutumları ve mesleklerine bağlılığın takdire şayan olduğunu söyledi.

    Emekli sınıf öğretmeni olduğunu, 11 yaşından beri müzikle uğraştığını anlatan Hilmi Özdemir, başta doktorlar olmak üzere, rahmetli eşime ve tüm sağlık çalışanlarına 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı besteyi armağan ettiğini söyledi.

    Besteyi 11 Mart'ta Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde yaptığını anlatan Hilmi Özdemir, "Sadece bir teşekkür etmek istemedim. Bir buket çiçekle de kutlamak istemedim. Tüm hocalarıma hem çiçek niyetine hem de kutlama mesajı niyetine bu besteyi yaptım, kabul etmelerini istiyorum. Sağlık çalışanlarının uğradığı şiddete vurgu yapmak istedim. Görevleri hayat kurtarmak, insanı yaşatmak olan sağlık çalışanlarının uğradığı şiddeti protesto ediyorum" dedi.

    DEMİREL'DEN ALTIN SAAT ÖDÜLÜ

    Şu ana kadar 1000'in üzerinde beste çalışması olduğunu, kayıt altına alınması için Türkiye Musıki Eseri Sahipleri Meslek Birliği'ne (MESAM) verdiğini anlatan Özdemir, katıldığı pek çok ulusal ve uluslararası beste ve şiir yarışmasında dereceler aldığını, 150'ye yakın ödül aldığını söyledi. Çalışmalarından dolayı dönemin cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel'in kendisini altın kol saatiyle ödüllendirdiğini ifade eden Hilmi Özdemir, "TRT'nin kültür programı 'Anadolu'nun Sıcak Yüzleri' için çalışmalar yapıyorum" dedi.(Alıntı)

    Hilmi Özdemir kimdir?

    (Hilmi Özdemir aynı zamanda Yeşilyurtlu ozanımızdır.)

    Hilmi Özdemir Isparta'nın Güzelleri (Ak Elleri),Yeşil Sütçüler (Şöyle Bir Kuytuda) şarkıları ile tanınmıştır. Özellikle Isparta'nın Güzelleri (Ak Elleri) şarkısındaki
    Ak elleri kirkit vurur Hemi söyler hemi dokur Oturmuş da tezgahına Bir türküdür tutturur Sabahın seherinde Türküler dillerinde İpliklerimiz renk renk Şekillenir ellerinde Çizi çizi çizelenir Taze gülleri derlenir Gülün güzel kokusuna Gül yareni eklenir Gül dereni gül sereni Bolca olur gül vereni

     

    AÇILIŞA DAVET

    AÇILIŞA DAVET

    İLK TAKIMLARIMIZDAN

    Solda ayaktaki kişi merhum Avukat    Hakkı Özüt, ortada takım elbiseli Sütçüler’imiz kaymakamı merhum Kemal Yalçın,

     

    Yer ;Sütçüler Merkez İlk Okulu bahçesi     Sene;50’li yıllar ….

     

    VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

    VEFAT VE BAŞ SAĞLIĞI

    Tekelci MUSTAFA BOZKURT’un vefat ettiği öğrenilmiştir. Cenazesi (26.Mart.2016) Pazar günü öğle namazından sonra Seferağa Camii’nden kaldırılacaktır.

    Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine baş sağlığı dileriz. (Kasapoğlu telefon mesajı)

    İrtibat; Oğlu;İbrahim Bozkurt  0533 639 88 45

     

    Kayınbiraderi; Selahattin Kesiktaş 0505 210 71 93

     

    7/24 AÇIK SDÜ BİLGİ MERKEZİ

    7/24 Açık SDÜ Bilgi Merkezi

    - Kitap
    - Dergi
    - Elektronik Ortamda Basılı Yapıtlar
    - Online Veri Tabanı Açısından

    AVRUPA’NIN EN BÜYÜK İLK 30 KÜTÜPHANESİ İÇİNDE YER ALIYOR
    Basılı Kitap                   : 160.000
    Elektronik Kitap            : 170.000
    Süreli Yayın (Başlık)       : 971
    Elektronik Dergi            : 37.046
    CD- DVD                      : 10.046
    Online Veri Tabanı         : 53
    Tezler                            : SDÜ’de 2011’den bu yana yapılan tezler elektronik ortamda yayınlanıyor. 

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Prof. Dr. Hasan Gürbüz Bilgi Merkezi’ndeki tüm eserler, Online Public Access Catalog (OPAC) üzerinden taranabiliyor.

    SDÜ Elektronik (E) Dergileri:
    » Anka
    » Cell Membranes and Free Radical Research
    » Mimarlık Bilimi ve Uygulamaları  
    » Arte - Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat  
    » Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi  
    » Fen  
    » International Journal of Educational Studies
    » Mühendislik Bilimleri ve Tasarım  
    » Sağlık Bilimleri  
    » Teknik Bilimler  
    » Tıp Fakültesi  
    » Yekarum  
    » Fen Bilimleri Enstitüsü
    » Fen- Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler
    » Hukuk
    » İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
    » Sosyal Bilimler Enstitüsü
    » Uluslararası Teknolojik Bilimler
    » Vizyoner
    » Turkish Journal of Forestry
    » Uluslararası İktisadi ve İdari Perspektifler Kongresi: Sürdürülebilir Küresel Rekabet
    » Ziraat Fakültesi 

    FİZİKİ ALAN:
    » 4 Kat
    » 8.000 M2.
    Alan » 950 Kişi Oturma Kapasiteli

    Doğu Yerleşkesi’nde Universal
    ˈˈBilgi Ağacıˈˈ: Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Prof. Dr. Hasan Gürbüz Bilgi Merkezi, halkın kullanımına da açık. Avrupa’nın En Büyük İlk 30 Kütüphanesi arasında yer alan SDÜ Bilgi Merkezi 7/ 24 esasına göre çalışıyor. 

    Doğu Yerleşkesi’nde Universal
    ˈˈBilgi Ağacıˈˈ

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Prof. Dr. Hasan Gürbüz Bilgi Merkezi,
    ˈˈkitap, süreli yayın, online veri tabanı, tez, multimedya ve kampus dışı erişimˈˈ açısından ˈˈAvrupanın En Büyük İlk 30 Kütüphanesiˈˈ arasında yer alıyor.

    BİLGİ GÜÇTÜR

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Prof. Dr. Hasan Gürbüz Bilgi Merkezi’ndeki tüm eserler, Online Public Access Catalog (OPAC) üzerinden de taranabiliyor. 8.000 M2. alanda, 4 kat şeklinde konuşlandırılan 950 kişi kapasiteli SDÜ Kütüphanesi, 7 gün 24 saat esasına göre çalışıyor. 

    HALKA AÇIK

    SDÜ Kütüphanesi’nde 160.000 basılı kitap halkın kullanımına da açık durumda. Merkez’de 170.000 elektronik kitap bulunuyor. 971 süreli yayın başlığı yer alıyor. SDÜ Kütüphanesi’nde 37. 046 elektronik dergi yer alıyor. Bilimsel araştırmalar için temel oluşturan 53 Online Veri Tabanı’ndan oluşan çok zengin bir koleksiyon kullanıma açık durumda. Yine 10.046 CD- DVD yer alıyor. 

    ARTI DEĞER
    Süleyman Demirel Üniversitesi’nde (SDÜ) 2011 Akademik Yıl’dan şu ana değin hayata geçirilen tüm tezler, Prof. Dr. Hasan Gürbüz Bilgi Merkezi’nde elektronik ortamda yayınlanıyor. Tezler, PDF ortamında okumak isteyenlere açık durumda.

    UNIVERSAL AĞ
    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Prof. Dr. Hasan Gürbüz Bilgi Merkezi’ndeki tüm eserler, Online Public Access Catalog (OPAC) üzerinden taranabiliyor. Ayrıca SDÜ’nün akademik birimleri tarafından yayınlanan 23 Elektronik Dergi, isteyen herkesin okumasına açık durumda.
    ˈˈkutuphane.sdu.edu.trˈˈ portalından da hizmet veriliyor. Bu kanaldan da multimedya, atıf ve tez veri tabanlarına erişim sağlanabiliyor. Ulusal Tez Merkezi (YÖK) ile de köprü kurulabiliyor.

    İLETİŞİM KANALLARI:

     

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Prof. Dr. Hasan Gürbüz Bilgi Merkezi  Doğu Kampusu 32260/ Isparta
    TLF:  0 (246) 211 35 70
    WEB:  http://www.sdu.edu.tr kutuphane.sdu.edu.tr
    ELEKTRONİK POSTA: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

     

    ISPARTA'DA GÜL ÜRÜNLERİ SEFERBERLİĞİ BAŞLATILMALI

    Isparta’da

    Gül Ürünleri

    Seferberliği Başlatılmalı

    16 yıldır gül sektörünün içinde olan İşadamı Barış Gümüş, Isparta’da kamu kurumları ve toplu kullanım alanlarında gül ürünlerinin kullanılması noktasında şehrin yöneticilerine çağrıda bulundu. Gümüş, “Sayın valimizden, belediye başkanımızdan ve ITSO başkanımızdan gül ürünlerinin ilimizde kamu kurumlarında kullanılmasının önünü açacak, bunu teşvik edecek çalışmaların yapılmasını istiyorum. Hepimiz gül diyoruz ama mekanlarda gül ürünleri yok” dedi.

     

    Isparta'nın gül başta olmak üzere ıtri ve tıbbi bitkiler alanında hamallık yaptığına ve para kazanmadığına inanan İşadamı Barış Gümüş, yıllarca hayallerini süsleyen projesini Süleyman Demirel OSB'de gerçekleştirmenin hayalini yaşıyor. TKDK desteğiyle OSB'de 1.2 milyon dolarlık yatırımla entegre bir tesis kuran Barış Gümüş, gül ve lavanta başta olmak üzere Isparta'da yetişen ardıç, kekik, biberiye gibi ıtri ve tıbbi bitkileri son mamul kozmetik ürününe dönüştürüp, mağazalarda satışa sunacak. 4 bin m2 kapalı alana sahip tesiste 10 bin m2 de plantasyon bahçesi kuruldu. Gümüş, Ala Rose markası altında yüzlerce ürünü piyasaya sunacak.

    ÜRÜNLERİMİZ BAZI YERLERDE BİLABEDEL DAĞITACAĞIZ

     

    K32’de Ne Var Ne Yok Programına katılan İşadamı Barış Gümüş, Isparta’da gül kozmetik ürünlerinin kullanılmamasından yakınarak, bu konuda  şehrin yetkililerine çağrıda bulundu. Gümüş, “Bizim en büyük gayemiz ve amacımız Isparta’da yaşayan herkesin Isparta gül kozmetiğini kullanmasıdır. Şehrimizde özel okullar, özel hastaneler, kafeteryalar, kamu kurumları var. İnsanların toplu şekilde kozmetik ürünlerini tedarik ettiği yerlerde limon kolonyası kullanıyoruz. Gül suyu sunma anlarım ama gül kolonyası var, muhteşem markalar ve inanılmaz ürünler var. Bugün Isparta’da kullandım, Rize çay kolonyası. Bundan vazgeçmemiz lazım.  Bununla mücadele edeceğiz. Ala Rose markası çıktıktan sonra kamuda çalışan birçok kesime de  bir sürprizimiz var. Bu ürünler insanların almasını beklersek biz yaşlanırız. Bunu yapamayız. O zaman fedakarlık edeceğiz. Gideceğiz ve bilabedel dağıtacağız. İnsanlara bu ürünü oluşturalım, para verip de bunu test etmekten çekinen herkes bu güzelmiş desin. Sonra da bu ürünleri bizden ya da başka markalardan almaya devam etsinler. Bu bizim bireysel mücadelemiz” şeklinde konuştu.

    BU SEFERBERLİĞİ BAŞLATMAMIZ LAZIM

    Gümüş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Isparta’da insanların toplu olarak hareket ettiği yerlerde buraların işletme sahipleri, şehrimizdeki 50’ye kozmetik ürünleri üreticisine ulaşsınlar ve benim mekanım için özel ortam kokusu yapar mısın, gülle ilgili sıvı sabunlarınızı lavabolarımız da kullanalım mı diye sorsunlar ve bu projeleri başlatsınlar. Bu seferberliği başlatmamız lazım. Biz şirket olarak Isparta’da bir özel okula muhteşem bir seri hazırlıyoruz. Bunun için 5 aydır hazırlanıyoruz. Orada çocuklar ve öğretmen lavabolarda hangi ürünleri kullanıyorlarsa mekanlarda da aynı kokuyu alacaklar, oranın kurumsla bir kimliği olacak. Tabiki oranın kurumsal bir kimliği olacak, gül motifi içinde olacak ve bu şehrin imzasını taşıyacak.

    HEPİMİZ GÜL DİYORUZ AMA MEKANLARDA GÜL ÜRÜNLERİ YOK

    Bu işin STK’lar ve işadamları ayağındaki kişilere mekanlarınızda bu ürünleri kullanım çağrısını yapıyorum. Isparta’daki mülki amirlerimizden sayın valimizden, sayın belediye başkanımızdan, Sayın ITSO başkanımızdan gül ürünlerinin ilimizde kamu kurumlarında kullanılmasının önünü açacak, bunu teşvik edecek çalışmaların yapılmasını istiyorum. Hepimiz gül diyoruz ama mekanlarda gül ürünleri yok. Bu olmaz.

    MÜLKÜ AMİRLERİMİZLE BİRLİKTE ŞEHİR BU İŞE SAHİP ÇIKARSA O ZAMAN KENTİMİZ GÜL KOKAR

    Bireysel üreticiler olarak bir yere kadar bu işi götürebiliriz. Ama mülkü amirlerimizle birlikte şehir bu işe sahip çıkarsa o zaman kentimiz gül kokar. Böyle bir uygulama başlatılması noktasında taşın altına elimizi koymaya hazırız. Bedelsiz vermemiz gerekirse bir miktar bedelsiz vermeye razıyız, yeter ki şehir ayağa kalksın.” (Kaynak;www.medya32.com)

     

    KAFABI EMME BASMA TUKUMBA GİBİ SAÖLAMA EMİ*

    Kafanı
    Emme Basma Tulumba
    Gibi Sallama Emi?

    Bora Tüfekli Referandum sürecini yazdı... Şşşt bak bi! Kafanı emme basma tulumba gibi sallama emi?

     

    O yıllarda bir TRT klasiğiydi… Mehter Marşı’yla gelir, İzmir Marşı’yla giderdiniz Erkan Yolaç’ın yarışmasına… “Evet” ya da “Hayır” derseniz yahut kafanızı emme basma tulumba gibi sallarsanız yarışmadan elenirdiniz. Neredeyse bir kuşak bu yarışmayla büyüdü. Çocukluğumuzda sokak köşelerinde bile “evet” “hayır” oynadığımız çok olmuştur.

    Ve işte yine “duyduk zilin sesini” ve “yarışma başladı.” Son günlerde en çok duyduğumuz iki sözcük “evet” ve “hayır

    16 Nisan’da sandık başına gideceğiz ve kimimiz “evet” diyecek, kimimiz ise “hayır” Değerli büyüklerimiz Türkiye için hayati bir mesele olduğunu söylüyor bu oylamanın.

    Evet diyenlere göre eğer hayır çıkarsa Türkiye uçuruma yuvarlanırmış. Hayır diyenler de diyor ki, eğer evet çıkarsa Türkiye uçuruma yuvarlanır. Evetçilerle hayırcıların ortak noktası bu; “Bizim dediğimiz olmazsa Türkiye uçuruma yuvarlanır”

    Referandum kararı alındıktan sonra Türkiye’nin en önemli sorunu Anayasa Değişikliği oldu. Terör ve ekonomi sorunu yerini Anayasa Değişikliğine bıraktı. Evladını teröre kurban veren anaların yası şimdi referandum kadar önemli değil. Ocağında çorba kaynatamayan anaların yası şimdi referandum kadar önemli değil. Atanamayan öğretmenin anasının yası zaten hiç önemli olmamıştı. İşsizlerin anaların yası… onu zaten sorma gitsin.

    İzmir’de adliye binasında büyük çaplı terör eylemi gerçekleştirmek isteyen teröristlere karşı mermisi bitene kadar çarpışan kahraman şehit polis Fethi Sekin’in annesi oğlunun şehadetinden iki ay önce hayatını kaybetmişti. Eğer kahraman polisimizin anası yaşıyor olsaydı o ananın yası da Anayasa Değişikliğinden daha önemli olmayacaktı.

    Velhasıl kelam artık referandumdan daha önemli hiçbir şey yok. Terör, ekonomi, dış politika… hatta kavuşamayan sevgililerin bile çözümü referanduma bağlı.

    Referandum kararından önce ‘Yenikapı ruhu’ vardı. Şimdi evetçilerle hayırcıların farklı farklı ruhları var.

    Evet diyenler ‘uyarıyor’.

    Başbakan, Cumhurbaşkanı, bakanlar, Devlet Bahçeli… “PKK, FETÖ ve bilumum terör örgütleri ‘hayır’ diyor. Hayır derseniz onlarla aynı kefede olursunuz” diyorlar.

    Apo’yu sorgulayan komutan Hasan Atilla Uğur’un hayır dediğini biliyorum. Sakın Apo’yu sorgularken ondan etkilenmiş olmasın. Yargılayan hakim Turgut Okyay da hayırcı. Yıllarını terörle mücadeleye adamış efsane komutan MHP’li Engin Alan’da hayır diyor. Bu adamlar PKK’yla aynı kefede şimdi öyle mi?

    Hemen parantez açalım. Bu adamlar hayır diyor diye hayır demek zorunda değiliz elbette. Tıpkı, PKK hayır diyor diye evet demek zorunda olmadığımız gibi.

    Hal böyle olunca evet diyecek olan neye evet diyeceğini, hayır diyecek olan da neye hayır diyeceğini bilmiyor gibi sanki. Korkarım, 16 Nisan’da birçok seçmen sandık başında kafasını emme basma tulumba gibi sallayacak.

    Ben en son evlenirken ‘evet’ dedim; daha da ölsem evet demem” diyenlerle, “Anayasa değişikliği metnini okumama ne gerek var kardeşim, reis ne derse o” diyenlerin sandığa gideceği bir ortamda şimdi güzel yurdum.

    Ne diyelim, her şeyin hayırlısı diyeceğim ama şimdi onu da yanlış anlayacak bir kitle var. Sağlıcakla kalın diyelim bari…

    Bir sonraki yazımızda da evetçilere ve hayırcılara sorularımız olacak.  (www.ajans32.com

     

    << Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

    YAZARLARIMIZ

    RAZİYE BALCI MÜZESİ

    TSM THM Koro Çalışması

    Harita

    Kayıtlı Kullanıcılarımız

    • 1 . nevin
    • 2 . ygmr
    • 3 . duygu
    • 4 . Zekiye Kaya
    • 5 . Adnan yılmazsoy

    Anket

    280557
    BugünBugün484
    DünDün564
    Bu HaftaBu Hafta484
    Bu AyBu Ay15872
    ToplamToplam280557
    Online -0
    Misafir -29
    Kayıtlı Kullanıcı -136
    Bu gün Kayıt Olan -0